gerçekleşmeyen projelerden;
henüz gerçekleşmedi
tersane işçilerinin fotolarının benim projemde yer almalarıyla ilgili
From: mukadder çağlar (mukadder.caglar@hotmail.com)
Sent:Thursday, September 06, 2007 1:16:51 PM
To: alidogan@hotmail.com
.ExternalClass .EC_hmmessage P{padding:0px;}
.ExternalClass EC_body.hmmessage {font-size:10pt;font-family:Tahoma;}
merhaba
sotes tatil köyünde evrensel kültür derneklerinin kampı sırasında, işçi arkadaşlarla tanıştık. "tersane işçileri" diye hazırlanan cd yi aldım. arkadaşlarla konuşurken, yapacağım bir sanat projemde/ uluslararası/ işçi arkadaşların kendilerinin çektikleri fotoğraflarıyla yer almalarını konuştuk.
ben şu ara laptopum olmadığı için, beklemedeyim. geçen aydan beri laptop hp servisine bakıma gitti. geçen pazartesi okula yollamışlar. ben kuşadasında beklerken. aras kargo çalışanları o günden beri gidip teslim ettikleri sekreteri bulamıyorlar. sonuç ne olacak bakalım. ben de bu arada internet kafelerden bakıyorum bazen. ama bir yandan bu projeye katılabilecek arkadaşlarla diyalog kurmaya çalışabiliriz.
ben bazı öğrencilerim ve öğrencim olmuş olan öğretmen arkadaşlarla projeler yapıyorum. bugün bir avukat arkadaşla da konuştuk, işçi sorunlarıyla öğrencilerin cezalarıyla ilgilenen bir arkadaş. o da yer alabilir.
ben sanat olaylarını yalnızca duvara asılan resimler olarak değil de, kavramsal, düşünsel, yaşamsal olarak da gördüğüm için,tartışmalarla oluşturduğumuz bir yapı hazırlıyorum.
tersane işçileriyle, madencilerle, çöpçülerle vs.toplumun alt yapısını oluşturan işçilerle, sanat olaylarının içinde yer aldıkları bir dizi proje çalışması yapabiliriz.
birlikte çalıştığım arkadaşlarımın faşizan kafalı ve işkenceci olmamalarını tercih ediyorum.onun dışında değişik yapıları, düşünceleri, inançları, kimlikleri olan kişiler yer alabilir tabi.
sizlerden kendi çektikleri fotoğraflarıyla böyle bir çalışmada yer alabilecek kaç arkadaş olabilir acaba kolaj, karışık teknik ve kurgusal olarak tartışacağız tabi konuyu nasıl biçimlendirebileceğimizi.
ben arasıra internet kafelere geldikçe maillere bakarım.bir yandan bu projeyi de oluşturmaya başlayabiliriz.
sizlerden haber bekliyorum.
sewgiler
mukadder caglar
Perşembe, Ocak 03, 2008
Çarşamba, Ocak 02, 2008
Pazar, Aralık 30, 2007
parasız yatılı kızları
bu yazılar, parasız yatılıdaki son birkaç günümüzde bazı arkadaşlarımın anı olarak yazdıklarından oluşuyor. defterin kaydını ve kendi el yazılarını şu anda koyamadım. o günleri ve yaşananlara bakışları görmek açısından gerçekten çok hoş anılar.
(aslında bunlar da hayal ürünü;-))))))
dağlarına bahar gelmiş memleketimin
haberin varmı taş duvar
demir kapım kör pencerem
yastığım ranzam zincirim
uğruna ölümlere gidip geldiğim
zulamdaki mahzun resim
haberin var mı....
can dostum,
bahar yine geldi. bu birlikte yaşadığımız 3. bahar. üçüncü ve son..
geçmişteki anılarımızdan söz etmiyeceğim sana. hepsi bir çok kez anlatıldı, sen de biliyorsun. ama aramızda doğan o eşsiz dostluktan söz edeceğim. tüm içtenliğimizle, saflığımızla bağlandık birbirimize. dilerim bu duygularý ömür boyu yitirmeyelim ve ömür boyu unutmayalım birbirimizi. arıyalım, yazışalım. aynı savlarda görüşelim.
istemlerine kavuşmanı dilerim
adresim: yoldaş süreyya
450 sok. no:22 imzası
konak- izmir
______________________________________
Yoldaşım
insanın yaşamında bazen ummadık olaylar olur. böyle birşey beklemezsin bir de bakarsın oluvermiş. bu olaylar insanın yaşamına yön verir. şu anda zekiye ve benim canım sıkılıyor. aslında böyle olmaması gerekir. zaten böyle birşey bekliyorduk. önemli olan acılarımızı, arkadaşlarımızla paylaşmak, bunları büyütmemek gerekir. ne yazık ki bunu günlük hayatımıza uygulayabilmek öyle kolay değil. çok irade sahip olmak gerekiyor.
okulların kapanmasına çok az zaman kaldı. gelecek yıllarda bugünleri arayacağız. dilerim o zamanlarda birbirimizi unutmamak. kavgamızda aynı saflarda yer almak. bu böyle olacaktır hiç kuşkum yok. serda kuşçu
muştak bey mah. imzası
dibek taşı sok.
no:9 muğla
__________________________________________
canım mukadderim, 18.5.1978
þu anda sayım olmak için toplandık. bu sayılacağımız son gece. böyle bir gecede sevdiğim bir arkadaşımın defterine yazmak güç geliyor bana. çünkü yazmak için aklıma hep ayrılıkla ilgili tümceler geliyor. bu denli zor ayrılacağımızı hiç düşünmemiştim. meğerse bu ne denli güçmüş. senin kişiliğine uygun davranışların, mimiklerin, sözlerin sanırım hiç unutamayacağım şeyler. biraz önce sınıfa asuman hanım geldi. herkesle ayrı ayrı şakalaşıyor. bu öğretmenlerimizi nasıl unutabiliriz biz? rukiyenin söylediği marşlar beni daha çok hüzünlü yapıyor. okulun sona erdiğini, kalplerimiz olmasa bile yollarımızın ayrılacağını düşündükçe inan deli gibi oluyorum. hiç şüphem yok, bu konuda sen de aynı şeyleri düşünüyorsundur. bu tümceleri yazarken ışıklı muğlaya bakıyorum. baktıkça da ağlamak geliyor içimden. neyse bu karamsar şeyleri daha fazla yazmayayım artık. unutulmamak dileğiyle sana yaşam boyu mutluluklar dilerim.
ŞÜKRİYE
SENİ ÇOK SEVİYORUM
________________________________________
(tarih yazılmamış- mayıs 1978 olmalı)
selam canım
Ah! benim gara yüzlü, çatık kaşlı, sert bakışlı canım mukadderim, nasıl olurda ayrılırız nasıl ha, bunu kabul etmek mümkün mü!?, ama kabul etmek zorundayız bu acı gerçeği acı da olsa.
bu gece son gecemiz herkes üzgün, sen "görüşmecim yeşil soğan göndermiş, garanfil kokuyor cigaram, dağlarına bahar gelmiş memleketim" diyordun, birden, Süreyya! orda kırmızı tükenmez var, yaz dedin, sonra gene mırıldanmaya başladın şu anda ise susuyorsun.
Mukadderciğim üç yıldır acı tatlı bir çok anılarımız oldu bunların hepsini bu sayfaya sığdırmak çok güç ama sırf adını anmak bile olayları bize anımsatır. örneğin bir semra yetim bir ali fuat bu öğretmenleri unutmak mümkün mü tabii ki olumlu yönde değil. tabiki bunun yanında asuman hanım şüheda hanım ve benzeri öğretmenlerimizi hiç unutamayız sanırım.
Mukadderciğim biliyor musun senin o, kızgınmış gibi dururken o tatlı gülüşün hiç belleğimden silinmeyecek.
Haklı kavgamızda başarılar dileğiyle
Hoşçakal Canım
"Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen,
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar
BİZİM KADINLARIMIZ
şimdi ayın altında
kağnıların ve harpuçların peşinde
harman yerine kehribar başaklı sap
çeker gibi
aynı yürek ferahlığı
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler
Ve onbeşlik şarapnelin çeliğinde ince çocuklar
uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu akşehir üstünden afyona doğru"
"ikimizde biliyoruz sevgilim
öğrettiler:
aç kalmayı, üşümeyi,
yorgunluğu ölesiye,
ve birbirimizden ayrı düşmeyi
henüz öldürmek zorunda bırakılmadık
ve öldürmek işi geçmedi başımızdan,
ikimizde biliyoruz sevgilim,
öğretebiliriz:
dövüşmeyi insanlarımız için
ve her gün biraz daha candan
biraz daha iyi sevmeyi....."
n.hikmet
rukiye yıldırım
hacıali mah.
ok. cad.
1.çıkmaz. no:4
yeşilyurt/muğla
____________________
17.5.1978
eee, selam sıra arkadaşı,
diyeceksin ki sonunda yazabiliyorsun. aslında ben 18 mayıs akşamı yaazacaktım. sonra aklıma o akşam çok işlerim olacağını düşünerek bu güne erteledim. şuraya bak nasıl düşünüyorum ama...
şimdi matematik dersindeyiz. yüksel bey sözlüden kaç alman gerektiğini söylüyor. sana 6 dedi sanırım. aman boşver kardeşim alırsın ya ne olacak. sana bir şey söyliyeyim mi? (aman kimseye söyleme) sakın derste kalkma sözlüye. aklın varsa dersin olmadığı bir zamanda kalk. yani tenefüste falan. biraz naza falan çekersin, kurtarıverin dersin, torpil işler. nasıl, aklını kullan 5 numara kep giy.
evet; şöyle böyle derken günler geçip gidiyor, ne gidiyoru gitti bile. yarından sonra hepimiz yolcuyuz. ne günler geçirdik be sıra arkadaşı. kavgamı istersin, sırnaşma mı, dostlaşma daha ne istersen...(yemek zili çaldı, gidiyorum.)
şuraya bak ta nerde kesmişim; öğle yemeğinden akşam etüdüne... neyse sürdürüyorum, o önemli. ne oldu ya mukadder. ikimiz birden zelzele oluyor sandık, meğer aşağıdaki sınıfta folklör çalışıyorlarmış.
sen de bunun için bağırıyordun, ziya bey gelince de sen söyleyiverdin. söylemeyip te ne yapacaktın.
akşamki halimiz neydi öyle, tam orayı burayı temizlerken müdür yatakhaneye gelmez mi. sanırım sen de benim gibi bacak alıyordun?
bu akşam ne olacak bakalım. ama biz görmeyiz belki. çünkü 19 mayıs elbiselerini dikmeye gideceğiz. şu 19 mayıs da başımıza dert oldu hani. yok girmiyoruz, yok eski kıyafetle katılıyoruz, yok bizi dağıtıyorlar falan filan. ama eninde sonunda yine dikeceğiz şu meretleri....
şu anda sınıfta kimisi ders çalışıyor (tabii zayıfları kurtarmak için) kimisi de senin için boş duruyor. sen bizlerden ayrılmamak için çalışmadığını söylüyorsun.
şimdi müdür geldi. sigara içenleri saptamaya çalışıyor. tabii bu arada bir sürü nutuk atıyor. zekiye 1 günlük uzaklaştırma alarak, yarın sabah gidiyor. biliyorsun dün yatakhanede yangın çıkmıştı. sözde onu yapanları araştırıyor. yanlış yol üzerinde tabii. acaba başka ceza alacak olanlar çıkacak mı daha? ne var sanki böyle yapacak. şurada kaldı 1 gün. ellemeseler olmaz sanki. neymiş efendim dolabından çakmak, sigara falan filan çıkmış. hepimizin morali bozuldu. sus pus olduk.
işte böyle acı, tatlı derken günler geçip gitti. şöyle bir anımsamak istesen neler neler çıkar arşivden. sergilemeye kalkışsan salonlar, binalar almaz.
mukadderciğim benimde moralim bozuldu. bu kadar yeterli sanırım. yapılacak işlerim çok. daha fazla yazamayacağım.
ömür boyu yaşantında mutluluklar ve başarılar dilerim.
adres: izmir cad. no:1 sıra arkadaşın
armutlu ender
izmir imzası
___________________________
9.5.1978 salı
selam mukadder,
her zamanki gibi selamla başladım yine. sana bir resim yapıp her taraflarını doldurdum. bir de başıma bunu kaktın. matematik n'olacak diye düşündüğün yok tabii. takıntıya kalıyoruz haberin olsun. öğretmene saygısızlık oluyor. ayıp!
neler yazacağım bilmiyorum. kafam hep dışarıya kayıyor. bulutlara... o kadar enfes ki. aslında bulutlar kapkara. herkes beğenmez. ama bana harika geliyor. gözümü ayıramıyorum. yarıda bırakırsam şaşma. bulutlar bana neden enfes geliyor biliyor musun? anlatayım: hani hapishaneye düşen insanlar vardır. orada açlıklarından herşeyi yerler ya... böcekleri, kelebekleri falan. eğer pencere varsa hücrede ve, kelebek ve böcekler pencereden girmişlerse... ve ve onlara bakmak yerine açlığından onları yerse... arkasından bir kuru ekmek bulursa onları enfes bulur. dünyanın enfes yemeklerine değişir onu. işte ben de bir kaç günden beri bulutsuz olan gökyüzünde o kara bulutları görünce onları enfes buldum. tıpkı hapishanedekiler gibi. nasıl benzetme? (bu arkadaş sonraki yıllarda siyasi olaylarla ilgili olarak bir süre hapis yattı. 4 mart 2006)
bu defteri tutman çok iyi. ayrılmamıza yakın zaman kalınca bunu daha iyi anladım. daha önce belki gereksiz bulurdum. biliyormusun şu anda neler hissediyorum. ayrılmamıza yakın bir zaman olduğu için bir burukluk, bir eziklik hissediyorum. bunun yanında insanları sevmenin mutluluğu. ben kendimde görüyorum. her şeye daha çok bağlanıyorum. aşık oluyorum. zaten sessiz birisiyim. bunu biliyorsun. biraz daha aşık olunca daha da sessiz oluyorum. ya hep resim yapmak, yazı yazmak geliyor. ya da hiç konuşmamak. aslında resim yapmak, yazı yazmak birer konuşma değilmidir?
herşeye daha çok aşık oluyorum demiştim. insanı kabartan bir duygu. coşuyorum. bilgelerden biri "kişinin hapishanede olması önemli değil, önemli olan hapishaneyi içinde taşımasıdır" demiş. ne iyi iş. eğer şimdi, bu sırada oturup güzel ve iyi şeyleri düşünmesem; gerçek olmayanı değil, iyi mi olur. hayır. berbat bir şey. belki ilerde bu sıra gibi, bu sınıf gibi ve bu arkadaşlar gibi olgularla karşılaşamayacağım. bu özgürlüğü elde edemeyeceğim. iyisimi içinde bulunduğum şeyleri değerlendirmeli. belki ben bu yüzden bu okulda hep gülmeyi başarabildim. somurttuğum günler oldu. ama olmasını istemezdim. şimdi düşünüyorum. o sorunlar; neyse, çözümlemesi zor, düşünülemeyecek olaylar mıydı? yoo. o halde olayları sonradan değerlendirip "ay! ne kadar basitmiş, diyeceğimize, zamanında düşünüp, değerlendirmeli. öyle değil mi?
düşün... kişiler; iyi kişiler tabii. hayatlarında ne kadar güçlüklerle karşılaşmışlar. savaşmışlar ama... kazanmışlar da. belki memleketlerinde değil ırak yerde kazanmışlar. sevdiklerinden ayrı kalmışlar. yılmamışlar. insanları herşeye rağmen sevmişler. onlar için şarkı söylemişler, şiir yazmışlar, resim yapmışlar. kendilerini değil, insanları düşünmüşler. sonunda insanlar tarafından sevilmişler. joen baez, nazım hikmet, yılmaz güney, b.rahmi eyüboğlu ve daha insanları seven nice kişiler. harika değil mi?
ben konuşunca bu kadar iyi konuşamıyorum. yazınca daha iyi yapıyorum. durmadan yazsam belki çok iyi şeyler yapabilirim. ama o tembellik yok mu? beni yazmaktan vazgeçirtiyor. ama o tembelliği yeneceğim. ve iyi şeyler ortaya çıkaracağım. kendim için değil tabii. insanların seveceği, insanların yararına olan şeyleri ortaya çıkarmak istiyorum.
belki ben baştan beri saçmaladım. okuyunca güleceksin belki. ama olmayacak şey değil ki. sana baþta da söyledim. herşeye aşığım. ve aşık olmadığım şeylere de aşık olmaya çalışacağım. öyle ya dünyadaki herşeyi ben bilmiyorum ki... beni anla. sen de aynı şeyleri düşünüyorsun. bundan eminim. yaptığın şeyler onu gösteriyor. ve bizleri yaşatan sevmek değil mi? ah! o sevgi. o sevgi.!
takvimde çiçek demetleri duruyor. bu çiçek demetleri içinde sarı ve kırmızı renkte, belki görünmeyen küçücük çiçek var. o renkler harika ama. ne zaman sıkılsam o demete bakıyorum. derste, teneffüste. o çiçekler (üç tane) bana dev gibi görünüyor her bakışımda. onları kimsenin farketmediğinden, daha doğrusu o demete dikkatle bakmadıklarından eminim. onları ben alacağım. sana da birini vereceğim. çünkü başka biri onun değerini anlamaz. burada bir süre o çiçeklere baktım. gözümde büyüdükçe büyüdü. okuduktan sonra senin gözünde de büyüyecek. eminim. (sen de daha önce farketmediysen tabii)
yazacak nelerim var daha bilmiyorum. daha doğrusu her şeyi yazabilirim. ama ellerim fena halde kasılıyor. bırakmak zorundayım. bağışla. beni aydınlık, renkli düşüncelerinde anımsa. her zaman ama... çünkü beni anımsamazsan ben iyi şeyler yapamadığıma, sana birşeyler veremediğime inanacağım. böyle olması hiç te hoş olmaz. ben senden birşeyler almak istediğim için, sen de benden birşeyler almak istersin. bunu başaramamak...
başımdaki kişilerden rahatsız oluyorum. bırakmama en büyük neden bu. bu yazdıklarımı kimseye okutma. daha doğrusu beni anlayacaklarını sanmadığımdan böyle birşey istedim. ilerde senin beğendiğin değerli kişiler olursa okut. tamam mı?
dostluğumuzun bitmesini hiç istemem. bu dostluğu sürdürebilmek için elimizden geleni yapalım. hayatım boyunca, hiç kimseye bu kadar çok yazmadım. hem de içimden geçen bu coşkun düşünceleri. bak ben senden birşeyler aldığım için, senin için bu etüt saatinin dışına kaldım. zayıf olan dersler için bile kalmadım. anla... "YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM"
hacıilyas mah. MERAL GÖKMEN
sarıoğlu cad. no:32 imzası
milas/muðla
-ayrıca bir kağıda daha yazmış. kendi tarzında köy çizimi ve sırtında bebesiyle bir köy kadını. sayfaların arasına yapıştırmışım
9.5.1978 mayıs
selam mukadder,
ll. etütteyiz. öcal bey de nöbetçi. müdür resim yapmayı yasakladı, bunu biliyorsun. hem ondan kaçamak hem de öcal beyi kızdırmamak için gizliye gizliye yazıyorum bunu.
yazın hareketsiz diyordun; bunu bozmak için değişik bir yazıyla çıkıyorum karşına. bakalım beğenecek misin? bir de kart yazarken (hep beraber) seyrek yaz, seyrek yaz diye başımın tüyünü yoldunuz. ben de seyrek seyrek yazıyorum. iyi değil mi?
bugün ben seni kızdırdım galiba! galiba değil mutlaka... akşam konuşalım... konuşurken her zaman birbirimize saygılı olalım. böyle demekle sen saygısızsın demiyorum.. çekip gitmeler, bağırmalar olmasın emi.? olgun kişi olmayı her zaman istiyorum. sen de istiyorsun bunu. onun için çekip gitmek, bağırmak yerine düşünüp konuşmak gerekiyor. uğraşırsak bunu da başarırız.
bu resmi neden aldın bilmem ama daha iyi olabilirdi. ilerde yapıp gönderebilirim. yanında olursam veririm... pek konuşup, pot kırmak istemiyorum. çünkü, ne zaman konuşsam hep pot kırıyorum. hem de onarımı olanaksız olan! yer kalmadı gitti. baştan beri içimden geçenleri yazdım. içten olmaya çalıştım. başarabildim mi?
sana ne zaman birşey yazsam kalemim bitiyor. benim için tüketici bir kişisin (!) ilerde böyle olmaması ve dostluğumuzun sürmesi dileğiyle.... MERAL
bu tarafa (resmin altına) adımı yazacaktým ki; ne göreyim daha önce hep doldurmuşum. füsun geçgel geldi. nöbetçi. sayıma geldi. senin istediklerini alamamış ya, o zaman geldiğinde mukadder diye bağırması yokmu beni bile korkuttu. dışarıya baktım görüntü çok güzel. hele bulutlar. hele bulutlar. deli ediyor insanı. bir de motor sesi. denizdeki motor sesi tabii. 3 gün önceki datça gezisi harikaydı. hele 6 yıl önceki olaylar insanı düşündürüyor tabii. ben sana 78 den 72 çıkınca kaç kalır diye sordum ya. niye o kadar güldün. aslında kafam o zaman sana yazacaklarımla doluydu. her zamanki gibi boş değil. bu yazılar ne güzel leke oluşturuyor değil mi? bıraksam hiç fena olmaz artık...
HOŞÇAKAL _______________________
selam mukadder,
ll. etütteyiz. öcal bey de nöbetçi. müdür resim yapmayı yasakladı, bunu biliyorsun. hem ondan kaçamak hem de öcal beyi kızdırmamak için gizliye gizliye yazıyorum bunu.
yazın hareketsiz diyordun; bunu bozmak için değişik bir yazıyla çıkıyorum karşına. bakalım beğenecek misin? bir de kart yazarken (hep beraber) seyrek yaz, seyrek yaz diye başımın tüyünü yoldunuz. ben de seyrek seyrek yazıyorum. iyi değil mi?
bugün ben seni kızdırdım galiba! galiba değil mutlaka... akşam konuşalım... konuşurken her zaman birbirimize saygılı olalım. böyle demekle sen saygısızsın demiyorum.. çekip gitmeler, bağırmalar olmasın emi.? olgun kişi olmayı her zaman istiyorum. sen de istiyorsun bunu. onun için çekip gitmek, bağırmak yerine düşünüp konuşmak gerekiyor. uğraşırsak bunu da başarırız.
bu resmi neden aldın bilmem ama daha iyi olabilirdi. ilerde yapıp gönderebilirim. yanında olursam veririm... pek konuşup, pot kırmak istemiyorum. çünkü, ne zaman konuşsam hep pot kırıyorum. hem de onarımı olanaksız olan! yer kalmadı gitti. baştan beri içimden geçenleri yazdım. içten olmaya çalıştım. başarabildim mi?
sana ne zaman birşey yazsam kalemim bitiyor. benim için tüketici bir kişisin (!) ilerde böyle olmaması ve dostluğumuzun sürmesi dileğiyle.... MERAL
bu tarafa (resmin altına) adımı yazacaktým ki; ne göreyim daha önce hep doldurmuşum. füsun geçgel geldi. nöbetçi. sayıma geldi. senin istediklerini alamamış ya, o zaman geldiğinde mukadder diye bağırması yokmu beni bile korkuttu. dışarıya baktım görüntü çok güzel. hele bulutlar. hele bulutlar. deli ediyor insanı. bir de motor sesi. denizdeki motor sesi tabii. 3 gün önceki datça gezisi harikaydı. hele 6 yıl önceki olaylar insanı düşündürüyor tabii. ben sana 78 den 72 çıkınca kaç kalır diye sordum ya. niye o kadar güldün. aslında kafam o zaman sana yazacaklarımla doluydu. her zamanki gibi boş değil. bu yazılar ne güzel leke oluşturuyor değil mi? bıraksam hiç fena olmaz artık...
HOŞÇAKAL _______________________
merhaba dostum,
bugün okul tarihinin en önemli günlerinden birisini yaşadık. evet 2. sınıfların yatakhaneleri yandı. biz her şeyi toplayın diye millete tembih ettik. yine de ben çuvalladım. üzücü gibi, tam şenlik. kurslarda rahatımız kaçacak gibi. o çok koyuyor işte.
bırakayım bunları. tatsız gibi görünüyor. bu seneye gelene kadar çok samimi bir arkadaşlar olamadık. ama ben sınıfa girebilince arkadaşlığımız, dostluğa dönüşmeye başlamıştı. bir çok konularda yardımını gördüm. yavaş yavaş hiç çekinmeden yanına gelebilir oldum. aslında yanına demek yanlış yanınıza demeliydim. çünkü siz dördünüz tam olarak bütünleşmişsiniz.
yazacak çok birşey bulamıyorum. aslında öylesine doluyum ki. ne olduğunu anlayamıyorum.
burada kesiyorum. sanırım kısa da olsa neler söylemek istediğimi anlıyorsunuzdur.
______________________________ füsun
dostum
acı gerçeklerimiz var. çözülmesi gereken!. çevre örümcek kafalarla dolu. birtanem mutlu yarınlarımız olmalı aydınlık ve özgür. sana bu kavgada bu savaşta başarılar.
figen
comhuriyet cad. no:31 seni unutmayacağım
bodrum
"biz gençler üçer, beşer içerilerde yayılmalı bir güneşe muhtaç olmadan yaşayacak ve çevreleri aydınlatacak ufak ufak ışık kaynakları yaratmalıyız. bizim için kurtuluş bu yıldızların parlamasıyla olacaktır."
_____________________________
3-5.1978
selam dostum, muğla
bu defterin neşeli bir zamanda elime geçtiği için sevinmelisin. biliyorsun çoğu zaman karamsarlık çöker içime. eğer böyle bir zamanda elime geçseydi bu deftere mutlaka kötü şeyler yazardım.
bu günkü neşemin nedeni, arkadaşımdan mektup geldi. öyle içten ve heyecanla yazılmış ki. arkadaşım nişanlanmış, ben evde kaldım desene.
cumartesi günü gezi yapacağım. aklıma geldikçe canım sıkılıyor. nedense önceden özlemle beklediğim anlarda hep canım sıkılır. şimdi de aynı durum.
okullarımızın kapanmasına çok az zaman kaldı. inan ki seviniyorum buna. nedenlerini sıralamaða gerek yok sanırım. insanlar toplu olarak yaşarken insanlıklarını unutuyorlar. karşılıklı sevgi ve saygı kalkıyor aralarından. oysa benim buradakinden çok daha anlayışlı arkadaşlarım var, beni bekleyen. sınıfı ya da diğer kişileri suçlamak için yazmıyorum bunları.
nedense gene karamsarlığa gidiyor yazılarım. zaten yaşamımda hiç neşeli dakikalarımı yazamadım. acılar insana daha da yazma isteği veriyorlar.
tüm uğraşılarında başarılar dilerim.
"her şeye karşın yaşamak güzel şey." hayriye
____________________________ imzası
20.5.1978/muğla
selam!
evet, geçmez geçmez dediğimiz günler, aylar, yıllar geçti ve üçüncü yılın son gününe geldik.
acı tatlı çok güzel günlerimiz geçti. bu günler asla unutulmaz. biz de artık bir zamanlar muğla'da yatılı okulda okumuştuk diyeceğiz, ve geçmişteki güzel günlerimizi anımsayacağız.
hele dünden beri geçen saatlerimiz. asuman hanımın evinde kalışımız, muğla'da ilk bir ev hayatı yaşadık. çarşıya alışverişe çıkışımız müdür beyi görünce nasılda kaçmıştık. akşam yemeğimiz de oldukça iyiydi değil mi?
şimdi biz marmaris'e gideceğiz, bizim kızlar çabuk ol deyip duruyor. pek acele birşeyler yazamam ama...
sana yaşamında başarılar, mutluluklar dilerim.
adres: nuray ulusoy
1689 sok. kasapoðlu apt. imzası
no:2 daire:13
karşıyaka/iZMİR
tel:11 36 72_______________________
bugün okul tarihinin en önemli günlerinden birisini yaşadık. evet 2. sınıfların yatakhaneleri yandı. biz her şeyi toplayın diye millete tembih ettik. yine de ben çuvalladım. üzücü gibi, tam şenlik. kurslarda rahatımız kaçacak gibi. o çok koyuyor işte.
bırakayım bunları. tatsız gibi görünüyor. bu seneye gelene kadar çok samimi bir arkadaşlar olamadık. ama ben sınıfa girebilince arkadaşlığımız, dostluğa dönüşmeye başlamıştı. bir çok konularda yardımını gördüm. yavaş yavaş hiç çekinmeden yanına gelebilir oldum. aslında yanına demek yanlış yanınıza demeliydim. çünkü siz dördünüz tam olarak bütünleşmişsiniz.
yazacak çok birşey bulamıyorum. aslında öylesine doluyum ki. ne olduğunu anlayamıyorum.
burada kesiyorum. sanırım kısa da olsa neler söylemek istediğimi anlıyorsunuzdur.
______________________________ füsun
dostum
acı gerçeklerimiz var. çözülmesi gereken!. çevre örümcek kafalarla dolu. birtanem mutlu yarınlarımız olmalı aydınlık ve özgür. sana bu kavgada bu savaşta başarılar.
figen
comhuriyet cad. no:31 seni unutmayacağım
bodrum
"biz gençler üçer, beşer içerilerde yayılmalı bir güneşe muhtaç olmadan yaşayacak ve çevreleri aydınlatacak ufak ufak ışık kaynakları yaratmalıyız. bizim için kurtuluş bu yıldızların parlamasıyla olacaktır."
_____________________________
3-5.1978
selam dostum, muğla
bu defterin neşeli bir zamanda elime geçtiği için sevinmelisin. biliyorsun çoğu zaman karamsarlık çöker içime. eğer böyle bir zamanda elime geçseydi bu deftere mutlaka kötü şeyler yazardım.
bu günkü neşemin nedeni, arkadaşımdan mektup geldi. öyle içten ve heyecanla yazılmış ki. arkadaşım nişanlanmış, ben evde kaldım desene.
cumartesi günü gezi yapacağım. aklıma geldikçe canım sıkılıyor. nedense önceden özlemle beklediğim anlarda hep canım sıkılır. şimdi de aynı durum.
okullarımızın kapanmasına çok az zaman kaldı. inan ki seviniyorum buna. nedenlerini sıralamaða gerek yok sanırım. insanlar toplu olarak yaşarken insanlıklarını unutuyorlar. karşılıklı sevgi ve saygı kalkıyor aralarından. oysa benim buradakinden çok daha anlayışlı arkadaşlarım var, beni bekleyen. sınıfı ya da diğer kişileri suçlamak için yazmıyorum bunları.
nedense gene karamsarlığa gidiyor yazılarım. zaten yaşamımda hiç neşeli dakikalarımı yazamadım. acılar insana daha da yazma isteği veriyorlar.
tüm uğraşılarında başarılar dilerim.
"her şeye karşın yaşamak güzel şey." hayriye
____________________________ imzası
20.5.1978/muğla
selam!
evet, geçmez geçmez dediğimiz günler, aylar, yıllar geçti ve üçüncü yılın son gününe geldik.
acı tatlı çok güzel günlerimiz geçti. bu günler asla unutulmaz. biz de artık bir zamanlar muğla'da yatılı okulda okumuştuk diyeceğiz, ve geçmişteki güzel günlerimizi anımsayacağız.
hele dünden beri geçen saatlerimiz. asuman hanımın evinde kalışımız, muğla'da ilk bir ev hayatı yaşadık. çarşıya alışverişe çıkışımız müdür beyi görünce nasılda kaçmıştık. akşam yemeğimiz de oldukça iyiydi değil mi?
şimdi biz marmaris'e gideceğiz, bizim kızlar çabuk ol deyip duruyor. pek acele birşeyler yazamam ama...
sana yaşamında başarılar, mutluluklar dilerim.
adres: nuray ulusoy
1689 sok. kasapoðlu apt. imzası
no:2 daire:13
karşıyaka/iZMİR
tel:11 36 72_______________________
26-4-1978
SALI
Selam
Sevgili arkadaşım sanırım selam yazmamdan anlamışsındır. Bir onla bunla yazayım derken ne hale getirdim. yazdığım dolma kalemin ucu kırıldı ve senin tükenmezle yazmaya başladım. saat 20.20. Afet Tolga nöbetçi. Bundan tam üç gün önce yani yirmiüç nisan günü. 2Ed.A sınıfında keyfimiz nasıl yerindeydi? Tam ondört kişi. Bağlama, sigaralar. Sonra Türel geldi. Hepimizin numaraları. Disipline verecek. Bakalım verecek mi? Hiç bugünler unutulur mu? tam da o zaman böyle demiştim. Kapıya nöbetçi diktiklerimiz ise ortalığı velveleye vermekten başka hiç bir işe yaramadılar. Biliyormusun? Bundan tam bir yıl önce yani 23 Nisan kutlandığı gün ben yine sigaradan yakalanmıştım bu yıl da sigaradan yakalandım. Sonra da sen Türel'e kalkıp ne hakkınız/gerek falan var diye sorunca sanırım dışarda üç dört tane patlatmış. (gözlerimde şimşekler çakmıştı, aynı karikatürlerde olur ya öyle. ve ben sigara içmeyenlerden biriydim. okul ablam olan cemileyle arkadaşı ikbalin yanında yalnızca müzik dinliyordum, bir ara erkek öğrencilerden birisiyle bir kız tahtada ismet inönü fıkrası anlatıyordu, bir öğretmenle ilgili taklitleri vardı- 19.01.2008)
Şu anda sınıfa Afet geldi. "size söyleyecek laf bulamıyorum" deyip gitti. Her zamanki etütlerimiz. Konuşmak içinde geçip gidiyor.
İlerde kimbilir. Okulu bitirdikten sonra diyorum. Hepimiz halkımızın içine gireceğiz. Çeşitli alanlarda savaşlar vereceğiz. En azından kendi düşüncelerimizi ailelerimize aktaracak onları kabul ettirmeye çalışacağız. Bunun yanında yaşam kavgası verecek güzel günlerin, mutlu günlerin gelmesini isteyeceğiz
benim yazacaklarım hepsi hemen hemen bu kadar. Tüm ezilenlerin mutlu günlerinin gelmesi dileğiyle. Bu yolda uğraşıda bulunanlara başarılar.
imzası
Zekiye Elibol
Kurtuluş mah.
Ömeroğlu sok.
No: 15
TİRE- İZMİR
__________________________________________
Selâm dosta
Hassa Çile çekene
Selâm dayanana düşene
Yüreğim yürektir
Bakma gözüm yaşına
2-Mayıs 1978 dün eve tatil geçirmeye gidenler döndüler. Aralarında sende vardın. Tatiliniz iyi veya kötü geçti. Biz okulda kaldığımızdan fazla bir değişiklik olmadı. Sizler gelince sanki okulun yeni açılıyormuş gibi bir havası vardı. Oysa şurda 10-15 günümüz kaldı. İnan ayrılacağımız için üzülüyorum. Üzülmenin bir şey ifade etmediğini bildiğim halde.
İlerde acı tatlı anılarla anımsanacak dost ve düşmanlarımız oldu bu okulda. Görüyorsun ki hepsi geçti ve okul bitti. Dileğim hepimizin yaşam kavgasında dostu ile beraber olması. İnsanın yalnızlığını umutturacak bir dosta gerçekten ihtiyacı var. Biz başkasının başkaları bizim dostları olacağız. Okul içi deneyimlerimiz bize azda olsa dostluğu, kardeşliği, arkadaşlığı öğretti. Öğretmenler bize birşeyler vermese bile biz birbirimize çok şey verdik. İyi ya da kötü.
Hele şu öğretmenlere çektirdiklerimiz. Herşeyin kendimize göre olmasını istememiz yapmayan öğretmenlere kızmamız. Ya. Şu yıllar unutulur mu? Ya.!...
Hele bazı arkadaşlar öğretmenlerle aralarında geçen olayları (çarpışma, kavga v.b) sınıfta anlatış biçimleri. "Ay noldu bilyomusunuz......." diye başlayıp bitirmeleri.
Tüm bunlar geride kalırken sürekli olan bunları anımsamak herhalde.
Bir şiir yazarak yazımı sonlamak istiyorum.
İHTAR.....İHTAR
Sıraları yıpratmak yasak
Hiç oturmasakmı ne yapsak
Derslerden zayıf almak yasak
Bu dönem karneyi 10 ilemi doldursak
Sınıfta gülmek yasak
Ağzımıza kilitmi vursak
Hocayla konuşmak yasak
Görünce selama mı dursak
Saçları salmak yasak
Sıfıra mı vurdursak
Tırnakları uzatmak yasak
Manikür mü yaptırsak
Sınıfta şişe bırakmak yasak
Okuyupta profesör mü olsak
Erkeklerle dolaşmak yasak
Manastıra mı kapansak
SİZLERE SORUYORUM SAYIN HOCALAR
Biz bu okulda NE yapsak??....
şu anda öğretmen zekiye'yi tahtaya kaldırdı. öğretmen arkasına dönünce Zekiye sınıftan yardım istiyor. Afet'te gördü "orda gülüyordun ya" diyor. Bütün sınıf makaraları saldı. Biraz önce zaten Füsun'a güldük. Yazılıdan çıkınca su içmek istedi. Afet taklidini bir yapıyor. Nasıl güldük değil mi?
Ben bunu sonlayamıyacağım galiba. Onun için noktayı koyuyorum.
ZEHRA
imzası
Ömür boyu başarı, mutluluk ve sonsuz mücadele azmi dileği ile...
Ccumhuriyet mah.
İstasyon civarı No=2
Tire/İZMİR
_______________________________________________
15.5.1978
Pazartesi
Selâm arkadaşım!
İki gündür yazma olanağı bulamıyorum defterine. Tam başladım, öğretmen sayıma geldi. Şimdi sürdürüyorum.
Üç yıllık yatılı yaşamımızın bitmesine bir haftadan az bir süre kaldı. Ne kadar mutlu olduğumuz günler oldu. Ama bunun yanında bizim kafalarımızı değiştirmek isteyenler, bunun için baskı yapanlar, notla tehdit edenler de oldu. Tabii biz, bunların da üstesinden geldik. Gülünecek yanlarını bulduk.
Mukadderciğim, sınıfça sorunlarımız da oldu aramızda. Her zaman bunların dostça çözümlenmesinden yanaydım. Tüm sınıf bu karardaydı zaten. Ve de son günlerimiz yaklaştı. Şöyleydi, böyleydi derken, günlerin nasıl geçtiğini anlayamadık.
İlerde savaşım vereceğimiz günler var. Yaşamı toz pembe görmüyoruz zaten. Ekonomik ve siyasal bir kavganın içine gireceğiz. Bu haklı savaşımda üstüne düşenleri yapacağına olan inancımla, ak yarınların senin olmasını dilerim. Sevinç Özen
İnkilap mah. Bağlar cad.
No=25 Bergama/İZMİR
________________________
15-5-1978/Pazar
Selâm Canım,
Sana yazayım dedim ama, defteri kalemi elime alınca yazacak birşey bulamıyorum. Şimdi akşam etüt'ündeyiz. Okulumuzun kapanmasına 4 gün gibi çok kısa bir zaman kaldı.
Üç yıllık bu okul yaşantımızda acı, tatlı birçok anılarımız oldu. Gelecekte bugünlerimizi anımsayacağız, arayacağız.
Yarın tarihten yazılı olacağız. Ama kimse çalışmıyor ve yazılıda kitap açmaya karar verdik.
Tüm uğraşılarında başarı ve mutluluklar seninle olsun.
İlknur Akgül
1811 Sok. No:8 Sevgiler.....
Bostanlı
KARŞIYAKA-İZMİR
_________________________________________
15.5.1978/Pazartesi
Muğla/22.45
Selam Arkadaşım Mukadder:
Şimdi sen sanırım televizyondasındır. Ama ben sınıfta (eğer geçecek olursam) son derslerimi çalışmaya çalışıyorum. Biliyorsun bugün matematik sınavı olduk ve de iyi geçmedi. Sanırım kalacağız. 3 kocaman yıllar geçti farkına varmadık da şimdi sıra şu 1 aylık kurslara geldi.
Evet Mukadder ,sana söz vermiştim yarına kadar yazacağım diye. Şimdi saat 22.45. Gülayla Adalet fısıldaşıyorlar. Gülçin mektup yazıyor. Yüksel de ders çalışıyor. Benim ne yaptığım mâlum.
3 yılda acı tatlı günlerimiz oldu. Gerektiği yerde biraz çatıştık, gerektiği yerde de birlik olmasını biraz da olsun becerebildik. Bu günlerimizi hiç bir zaman unutmayacağız sanırım. Ararız bu günleri büyüklerimiz öyle diyorlar. Acı da olsun bu günleri beraber yaşadık. Bir dostluk çerçevesinde geçti bugünlerimiz.
Mukadder bir gün radyodan filan Muğla ismini duyarsan, Beni ve bu okulu anımsamanı isterim. Eğer bir gün ev işinden, eşinden, çocuklarından bıkarsan (hiç bir zaman istemem) sıkılırsan bu defteri açıp, bu günleri yeniden yaşamanı isterim. Eğer bir gün kapının zilini çalacak olursam....
Biz burada kazandığımız alışkanlıkları sürdüremeyiz. Bazı hareketlerimiz kötü karşılanabilir. Ama sen "Ya biz mi çevreyi yönetecez, çevre mi bizi yönetecek" diye ne kadar zorlansan da çevreye uymak zorundasın.
Müdür geliyor dedikleri için bir süre ara vermek zorunda kaldım. Şimdi yeniden başladı. Bu gidişle sınıfta tek kişi kalacağım galiba herkes yatmaya gitti.
Yazacak çok şeyim var ama sayfalar yetmez. Birbirimizi yeteri kadar tanıdık sanırım. Burada kendimi tanıtacak, seni eleştirecek sözler kullanmam gereksiz olur.
Senin mücadelemizde başarı ve cesaretle ilerleyeceğini sanıyor ve ümit ediyorum. Şimdi okuldan birbirimizden ayrılsak bile yollarımız gene aynı. Sonra gene birleşeceğiz. En önemli şey için. Onun da ne olduğunu sen biliyorsun.
HAKLI DAVAMIZDA BAŞARILAR DİLERİM
Adresim: Arkadaşın
Hatice Gönül Hatice Gönül
Muslihittin mah. imzası
Kahramanlar sok.
No:10 MUĞLA
Doğum tarihi: 17.5.1961
____________________________________
16.5.1978
salı
Sevgili Kardeşim, ı. Etüt.
"Anı defterime yazar mısın?" diye sorduğunda önce düşünüp, sonra "hadi ver" dememin nedeni şu anda çok yorgun olmamdı. Biliyorsun 19 mayıs gecesi Şüheda Hanım bizi Ortaca'ya gençlik balosuna götürecek. Onun için Fethiye ekibi olarak şimdiye kadar çalıştık. İnanırmısın şu an yazarken ellerim titriyor.
Bugün (sağ üst köşeye de yazdığım gibi) 15-Mayıs 1978. Okulun bitmesine bir kaç gün var. Belki birdaha birbirimizi göremeyeceğiz. Gerçi önümüzde kurslar da var ya... Görüşemesek bile iyi ve kötü anılarımız kalacak belleğimizde. Datça gezimiz, Gökova'da seninle nikahımızın kıyılması, sınıftaki eğlencelerimiz, Sevinç hanıma 1 nisan şakası gibi güzel anılarımızın yanında, Semra Yetim ve Ali Fuat Yalvaç'tan çektiklerimiz, okulun kapatılması üzerine o yağmurlu havada yaptığımız yürüyüş sonucu coplandığımız gibi kötü anılarımız da var.
Dileğim, arzu ettiğin her şeye erişmen, yaşamın boyunca mutlu ve başarılı olmandır.
Gülay Demirel
lll-Fen- A 314
imzası
___________________________________________
Selâm Mukadder
Yarın 19 Mayıs. Şu anda sınıftaki durum görülmeye değecek. Tüm sınıflar son gece olmasına karşın eğlenceye düştüğü halde bizim sınıf mahzun mahzun oturuyor. Ayrılmak ne kadar zor değil mi? Hele 3 yıl boyunca gece-gündüz beraber olduktan sonra.
Mukadderciğim şu anda neler yazabileceğimizi hiç bilmiyorum. Duygularım karmakarışık. Aklım bir karış, bir de değil şöyle 5-6 karış havada geziyor, bugünkü olan bazı olaylardan dolayı sersem gibiyim. Uzun süre dikiş diktiğimden hala beynimin için bir dikiş makinesi faaliyette.
Canım arkadaşım yarın ayrılacağımızı düşündükçe nekadar fena olduğumu bilemezsin. Onun için özür dilerim daha fazla uzatamıyacağım. Sana yaşam boyu başarı ve mutluluklar dilerim.
Adres: Arkadaşın
İşçievleri mah. 349 sok No=48/A Betül Eskici
Şirinyer imzası 18-5-1978
İZMİR Perşembe akşamı
Saat: 21.30
______________________________________
Tatlı Mukadder;
Merhaba şu anda senin defterini yazarken sen de kahvaltı etmekle meşgulsün. Şu dakikalarda marmarise gitmek için sabırsızlanıyoruz bir yandanda hazırlanıyorum son dakikalarda sana hayat boyu mutluluk ve başarılar dilerim
20 Mayıs.1978
Seni seven
Arkadaşın
Adalet Acaralp
Adres: 60 sok. No: 13/1 imzası
KAT: 3 DAİRE: 7
Güzelyalı, İZMİR
Ben ha!
Seni Ha
Unutmak ha!
Asla....!
Bir dostum vardı
Hep şaka yapardı
en büyük şakayı
ölerek yaptı.
___________________________
20.5.1978
Canım Mukadder'ciğim
Şu an durumum uzun birşey yazmamı engelliyor. En zor andayız. Ayrılık anı. Geçen 3 senenin ardından ayrılacağız. Sanırım en kötüsü de bu.
Sana tüm yaşamın boyunca başarılar mutluluklar ve esenlikler dilerim.
Yüksel Türel
Adresim: 227 sok. No: 11 Banu apt
Kat:2 / Daire: 3 imzası
Hatay- İZMİR
________________________________
___________________________________
Mukadder;
Defterini önüme açtım. 2 saat selâm mı yazayım merhaba mı yazayım diye düşündüm. Sanki bu kadar önemli mi? Hiç bir şey yazmamaya karar verdim ben de.
İçim dolup dolup boşalıyor.
Zerrin Sarıoğlu
___________________________________
ilerki sayfalarda, vincent van gogh'un ayçiçeklerini çini mürekkeple çizmeye başlamışım. yarım kalmış.
20.5.1978
Canım Mukadder'ciğim
Şu an durumum uzun birşey yazmamı engelliyor. En zor andayız. Ayrılık anı. Geçen 3 senenin ardından ayrılacağız. Sanırım en kötüsü de bu.
Sana tüm yaşamın boyunca başarılar mutluluklar ve esenlikler dilerim.
Yüksel Türel
Adresim: 227 sok. No: 11 Banu apt
Kat:2 / Daire: 3 imzası
Hatay- İZMİR
________________________________
___________________________________
Mukadder;
Defterini önüme açtım. 2 saat selâm mı yazayım merhaba mı yazayım diye düşündüm. Sanki bu kadar önemli mi? Hiç bir şey yazmamaya karar verdim ben de.
İçim dolup dolup boşalıyor.
Zerrin Sarıoğlu
___________________________________
ilerki sayfalarda, vincent van gogh'un ayçiçeklerini çini mürekkeple çizmeye başlamışım. yarım kalmış.
müzelerdeki karşılaşmalar
müzelerde dğişik şeylerle karşılaşmak olasıdır.
özellikle londrada.
değişik kişilerle,
hatta orada dick cheney, george w. bush, condi ve daha başkalarına rastladığınızı sanabilirsiniz.
aranızda çok sewimli bir diyalağun olduğu gerçek bir ingiliz hanımefendisinin kraliçe olma olasılığı bile sizi heyecanlandırabilir.
o sırada bunlar aklınızın kıyısından bile geçmez tabiiki
bir sabah uyandığnızda pencereden bakarken,
gelecekte çok etkili olacak bir prensin geçtiği yolu görebilirsiniz.
sarkozyle merhabalaşmanız
uzaylı arkadaşlarınız oldu mu hiç.
nasadan filan
tabi yeryüzünde uzaydan gelmiş gibi dolaşırsanız uzaylı arkadaşlarınız olur. astronot gibi.
öbür boyuttaki uzaylı kıyafetliler değil tabii ki, onlar başka. sanırım bir geçiş yerinde, bana özel bir tören olmuştu. kalabalık sayılırdı.
"korkma, söyle bana biraz önce sen beni burada gördün mü"
insanın değişik yerlerden arkadaşlarının olması güzel bir duygu, romantik bir durum gibi
özellikle londrada.
değişik kişilerle,
hatta orada dick cheney, george w. bush, condi ve daha başkalarına rastladığınızı sanabilirsiniz.
aranızda çok sewimli bir diyalağun olduğu gerçek bir ingiliz hanımefendisinin kraliçe olma olasılığı bile sizi heyecanlandırabilir.
o sırada bunlar aklınızın kıyısından bile geçmez tabiiki
bir sabah uyandığnızda pencereden bakarken,
gelecekte çok etkili olacak bir prensin geçtiği yolu görebilirsiniz.
sarkozyle merhabalaşmanız
uzaylı arkadaşlarınız oldu mu hiç.
nasadan filan
tabi yeryüzünde uzaydan gelmiş gibi dolaşırsanız uzaylı arkadaşlarınız olur. astronot gibi.
öbür boyuttaki uzaylı kıyafetliler değil tabii ki, onlar başka. sanırım bir geçiş yerinde, bana özel bir tören olmuştu. kalabalık sayılırdı.
"korkma, söyle bana biraz önce sen beni burada gördün mü"
insanın değişik yerlerden arkadaşlarının olması güzel bir duygu, romantik bir durum gibi