günlük yazmak zor artık, günümüzde eski defterler, eski yazı tarzları etkisini kaybetti.
eski yazılanlar değil etkisini kaybeden, şimdilerde eskilerdeki gibi yazmak
ama yaşananların da kaydedilmesi gerekli, nasıl olmalıydı bu
çünkü yaşama dair kollektif bir saldırıyla karşılaşmışız hep
bunu farkedince özellikle, elimdeki yazıları fotoları picasaya koydum, yaşananlardan farkettiklerimi roman olarak kaydetmeye başladım.
gerekiyordu, çok gerekliydi hem de
kitle iletişiminde gelen ve giden mesaj alışverişinden bahsedilir, öyle birşey
son zamanlarda çektiğim fotoğraflar günce olarak yerlerini almaya başladılar
kendiliğinden oluştu bu
izlenimlerim üzerinde duruyordum, birden tarihlenip, hatta bazen eski tarihler bile oluyor, fotoğraf makinesinin kafası mı atıyor ne/ ya da nasıl bir mekanik şeylerle karşılaşılıyorsa/ tarih kayıtları değişiveriyor. yeniden düzeltmek gerekiyor. saat kaydını da yapmaya çalışıyorum
çevreyi izlerken, bana yansıtılan şeyler de işin içine giriyor,
güzel etkili fotolar oluyor bazen, eski evler, doğa, kediler, kuşlar, horozlar sürgün edilmeden önce onları da çekiyordum,
Çarşamba, Şubat 16, 2011
Pazar, Şubat 13, 2011
degirmen sokakta "hacı" adının arkasına sığınan maskaralık, kepazelik ve adilikle karşılaştırılıyorum
bugün selçuk kilisesinde akşam duasına ve yemeğine katıldık, 9 gibi döndük, 9.30- 10 sıraları, kapıya gelen bayan hacı annelerinde ağır eşyaları olduğunu arabamı çekmemi istedi, manevi osmanın arabası, ağır eşyalarını alıp gideceklermiş, çıkardım, yanından bir araba geçebilecek şekilde koyuyorum ama, gene de çıkardım, baktım, küçük tekerlekli bir valizle 3-5 naylon torba. çıkarlarken, eşyalarının beni çıkarmalarına gerekecek kadar ağır olmadığını söyledim. ben kaç kere orada başka araba varken kömürlerimi ağır eşyalarımı taşıdım ordan. terbiyesizlikle suçlandım bir de. allahın onları o kadar 3-5 torba eşya ağırlığıyla ezmesini diledim. beni taciz ettikleri için. sen zaten ezilmişsin diyorlar. siz eziksiniz dedim 5 torba eşya eziği. ben niye yolu kapatıyormuşum, çektirirlermiş. insan utanır, 5 torba için ağır eşyamız var çekermisin demeye. yol zaten çıkmaz sokak. 5- 10 metre bir mesafe. normal de bile arabayı köşeye koyup alıp eşyasını gidebilirler. ama edepsizlik edilecek. öyle bireysel bişey de değil, anlaşılıyor. organize edepsizlik. kiracısıyla, tavuklara horozlara laf ettiler, kedilere söylendiler, evimin penceremin önünü kapatıp adi laflarla taciz ettiler. o yüzden karakolluk olmuştuk. utanmadan burda bir kadın var saldırıyor dediler birde. annem geldiğinde yaptılardı hem de. dut ağacına kalkındılar, arabama sataştılar. kaç kere arabama zarar verildi. hala sürdürüyorlar. orada başka arabalar da koyuyor, kimsenin lafı olmuyor. benim yaşam hakkıma yönelik adilikler. geçen hafta bizim sokağa döndüğümüz sokağı kapattılar kaç kere. arabayı uygun bir kenara koydun mu yanından araba geçebiliyor. yok, benimkinden küçük arabaları yolun ortasına koyup geçiş engellendi. sokakta problem yaratmak amaç bu. annemin kuşadasına gelmesinden, benim kuşadasında kalıcı olmamdan niye korkuyor cemaat anlamadım. sorun yarattırılıyor özellikle. buralar benim atalarımın yerleri, onlardan çok yaşama hakkım var. eğer ırkçılık yapıyorlarsa, bu böyle.
herkesin heryerde yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorlarsa da, benim burda yaşama hakkım var. geçmiş yıllardaki deneyimlerimden anladığım kadarıyla, bu takımın efendileri, efendilerinin efendileri bir yerlerden avanta peşinde ya da "bazı" ilişkilerle bir yerlere davet edilme peşindeler. bu şekilde yöntemlerle bu takımları besleyenler kendi inançlarıyla bağlarını kaybetsin. burada "hacı" adının arkasında kepazeliğe sığınanların inançlarla bir alakasının olmadığına inanıyorum. iktidarların hizmetinde, çıkar için hırsızların, yetimleri öksüzleri masumları fuhuş batağına çeken tecavüzcülerin bile goygoyculuğunu yapar bunlar. utanmadan durum öyle icab ediyor derler bir de. inançlı, dindar olduklarını söyleyip de böyle adiliklere kapı açanlar, pirim verenler, bu tür davranışları onaylayanlar sonsuza kadar, o beğenmedikleri, karşılarında cihat ettikleri savaştıkları yapılara muhtaç olsunlar. yıllardır hayatımızla alaverelerle dalaverelerle oyun oynandı. hakkım helal değil. herkes bilsin. hayrını görmeyin inşallah.
bu sokakta yaşatıldıklarımla ilgili olarak bazı sorunlar için belediyeye dilekçe yazmıştım. picasa da yayınladım. önümüzdeki günlerde, kaymakamlığa ayrıntılı bir dilekçe yazmayı düşünüyorum. yayınlarım onu da.
herkesin heryerde yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorlarsa da, benim burda yaşama hakkım var. geçmiş yıllardaki deneyimlerimden anladığım kadarıyla, bu takımın efendileri, efendilerinin efendileri bir yerlerden avanta peşinde ya da "bazı" ilişkilerle bir yerlere davet edilme peşindeler. bu şekilde yöntemlerle bu takımları besleyenler kendi inançlarıyla bağlarını kaybetsin. burada "hacı" adının arkasında kepazeliğe sığınanların inançlarla bir alakasının olmadığına inanıyorum. iktidarların hizmetinde, çıkar için hırsızların, yetimleri öksüzleri masumları fuhuş batağına çeken tecavüzcülerin bile goygoyculuğunu yapar bunlar. utanmadan durum öyle icab ediyor derler bir de. inançlı, dindar olduklarını söyleyip de böyle adiliklere kapı açanlar, pirim verenler, bu tür davranışları onaylayanlar sonsuza kadar, o beğenmedikleri, karşılarında cihat ettikleri savaştıkları yapılara muhtaç olsunlar. yıllardır hayatımızla alaverelerle dalaverelerle oyun oynandı. hakkım helal değil. herkes bilsin. hayrını görmeyin inşallah.
bu sokakta yaşatıldıklarımla ilgili olarak bazı sorunlar için belediyeye dilekçe yazmıştım. picasa da yayınladım. önümüzdeki günlerde, kaymakamlığa ayrıntılı bir dilekçe yazmayı düşünüyorum. yayınlarım onu da.