yıllardır yaşatıldıklarımız hiçbir türk ve müslüman aileye yakıştırılmayacak şeyler oldu.
gerekçesini merak ediyordum hep, hiç çalıp çırpmayan, zina etmeyen, başkalarının çoluğu çocuğuyla rızkıyla oynamayan, işiyle gücüyle uğraşan birilerine böyle yapış gerekçelerini, bu romanı yazarkenki hatırlama sürecimde bazı şeyler yavaş yavaş açığa çıkıyordu, baktım ki yalnız benle değil, bütün aileyi düşük ve kepaze edici şeyler yapılmış, annemi filan
ilaçlar, uyuşturucular, ne olduğunu bilmediğimiz şeyler kullanmışlar
ben süreç içinde yalnız anne tarafımı öğrenmiştim, israilden gelen bir kavmin yunanlılarla karışarak kurdukları "iyonya" halkından
annemle babam ben ilkokula giderken ayrılmışlardı, baba bilmedik hiç.
ama ona dair hatırladığım şeyler var tabi. ilgimi çeken şeyleri çok küçük yaşlardan anımsıyorum. daha yürümeye yeni başladığım zamanlarda bir fotom vardır. o fotoyu çektikleri anı hatırlıyorum. bana söylediklerini,
çoçukluk yıllarıma dair öyle anlar var hatırladığım,
nüfusta baba yazan şahsı annemden ayrılıp bize nafaka vermemek için uğraştığından dolayı ve lise yıllarımda faşist mhp partisinden olduğunu öğrendiğim için silmiştim zaten
zaman zaman çocukluk anıları gelip gidiyor tabi. babamla ilgili düşününce onun bilim dergilerine abone olduğunu ve o dergileri ilgiyle incelediğimiz zamanlar vardı
sonra çevresindeki bazı kişilere uyup onları yitirip gitmişti, annemle evlilikleri de öyle bitti gitti
onun bazı fotolarını anımsıyorum, ve selleri /pınaryazı köyünde anne babasının evlerini, büyük bir kapıdan girilince bahçe içinde sağ tarafta tek gözlü bir ev vardı, diğer yanda solda 2 katlı bir ev daha
orda annem dışardayken dede ve ninenin bohçalarını açıp bazı eşyaları ve fotoğrafları bana da gösterdiklerini anımsıyorum, bir kızları da vardı, bana o da görsün hatırlasın demişti kızları.
ailelerini hatırlamak içinmiş. bizim çocuklarımız hatırlamazsa o hatırlar demişti. bir yerlerde kalan ailelerinden haber yokmuş, sonradan oralarda çok akrabalarının öldürüldükleri söylenmiş unutulup gitmiş herşey, ondan çok etkilenmiştim. çok kişileri öldürmüşlermiş diye
göçüp gelenler bir duvarın dibinde beklerken fotoları alınmış, çok sonraları onların çocukları aynı duvarın dibinde fotoğraflar çekinmişler, öyle kalabalık bir fotoğraf görmüştüm
sonra diğer kızları içeri girmişti, daha gençti sanırım uzun düz saçları vardı. kumral gibi
onlara kızmıştı, niye bunları yoketmediklerini, onların çocuklarının da ölmesini mi istediklerini diye söylenip birşeyler olmuştu, annem gelmişti o sıra, beni dışarı çıkarmıştı, ne olduğunu sormuştu, "eski akrabaları varmış, ölmüşler" diye onlardan kalan eşyaları konuştuklarını söylemiştim, /ermeni tehciri zamanları/
oralarla/acıpayam la ilgili çok eski bir nüfus yangınında çok kayıt yokolmuşmuş, ben sonradan yunanlılarla ilgisi olabileceğini düşünüyordum hep, ama bu hatırladıklarımla olayın daha farklılıkları olduğu anlaşılıyor.
bu ailelerin çocuklarıyla ilgili neler oldu acaba
annemler tarafı ortada fotoğrafları görünüyor, ama görünmeyen yaşamlarıyla ilgili benim yaşadıklarıma benzer neler yaşadılar acaba, faşistlere itaat ettiler çoğu, ama depresyon adı altında çıldırma evreleri geçirdiler onlarda. onlara neler yapıldı ki
hepsi de denetim altında tutulan kişiler oldular, söz ve yetki sahibi olacak durumları olmadı hiç,
çoğunun devlet tarafında olmalarına karşın, ailede chp oldu anne dedem tarafından, o alan/akalan köyünde chpden belediye reisi olmuşmuş, ama devrimcilerle benden başka iletişimi olan olmadı.
diğer aile bireylerinin konumu açısından da neler olup bittiği
ilginç
(manevi bağımla olan çinliliğim devam ediyor)