bornovada alınan ev çok uğraştırdı
tadilatı filan, az bir parayla hallederiz demişti bir arkadaş ama 3,5 bin ihtiyaç kredisi çektim, 500 kredi kartı puanı harcadım, önceden de 2 bin liramız vardı, hepsi gitti
büyük oranda evin işleri bitti, gene de yapılması gereken bazı işler var
ilk işe birlikte başladığımız mehmetali beyle banyo ve mutfağı tadilata hazırlamıştık, ben hafriyatta çalışmıştım, çuvallara doldurdum, o çuvalların atılması 220 liraya oldu
malzeme taşıması için 60 lira verdik, o arada su işleri vardı, gönül hanımın önerisiyle hacı beyin elemanları gelmişti
o sırada 2. gün apartmanda kavga ettik, bismillah dedik hemen, ilk gün gürültü oluyor dediler, oruçlularmış, bağırındılar ne zaman gelip çalışabileceğimizi sordum, sabahları saat 10 da çalışmaya başlamak için konuştuk, ama asansörleri kapatmışlar, biz akşam izkentteki eve giderken /annem, ben mehmetalibey/ annemin merdivenlerden inmasi sorunluydu.
ertesi gün gene kapatılmış, konuşmak için gittim, apartman yönetici yardımcısı kemal bey işçilerin asansörü kullanamayacağını yasak olduğunu söyledi. merdivenleri kullanacaklarmış. günah olduğunu ben öyle bişey söyleyemeyeceğimi söyledim, "utanırım böyle birşeyi söylemeye" dedim. "biz söyleyelim" diyorlardı, bir işçi arkadaş ta tanık oldu konuşmamıza, tartışıp bağırınmamıza. asansör niye yapılmış ki. limitine uygun kullanılmasıyla ilgili birşeyler deseler neyse.
işte insanlar çok halkçı, çok aydın, çok demokrat, çok inançlılar vs vs
birkaç gün sonra mehmet ali bey rahatsızlandı işi bırakmak zorunda kaldı. sıvaları yapmıştı, banyoda bir duvar eksik kalmıştı, boya badana için hacı beye sorduk, salih usta geldi, 350 liraya yaptı, fayanslar için yer seramikleri için usta bulundu 350 lira, ek çimento kum alındı 2 kere, malzemeler, gereken şeyler vs vs para gitti habire. koçtaştan aldık çok şeyi, fiyatları daha uygundu. gıda çarşısına bakmıştık fayans seramiklerin tanesi 10-12 en ucuzunun, koçtaştan 7-8-9 liraya filan olanlardan aldık.
aslında tadilatı tümden birilerine vermek daha iyiydi ama, 8,5 bin birileri de 5 bin istemişmiş, o sırada bilseydim koçtaşa verirdim onu da. çünkü işlerini çok zamanlı ve hemen yapıyorlar, uzatmıyorlar hiç. yarım çalışma yapmıyorlarmış. bütün alıyorlarmış. biz yarım yarım birilerini bulup iş yaptırmaya çalışınca çok para gitti. su tesisatı için 400 verdik, sonra ilave şeyler oldu.
kredi çekmek zorunda kalınca, odalardaki betonlar çok eskimişmiş, delikli melikli, laminant sorduk, koçtaştakini yarısı kredi kartına taksitle 750 filan verdik. evler tariş kooperatifleri olarak yapılmışmış diye duyduk sonradan.
çok sıcak oluyor diya pancur sorduk, salih ustanın önerdiği biri metin geldi, 1200 e yapacağını söyledi, arkadaşıyla çalışıyormuş dedi. malzeme almak için 500+500 peşin verdik,, ama evini taşıması nedeniyle parayı kullanmış ve bize gereken malzemeleri almak için para aradığını öğrendik. o sırada çok endişelenmiştim. herkes peşin para verilmesinin sakıncalarını anlatıyordu. salih usta da konuşarak halledildi. bugün büyük oranda bitmiş.
banyonun teknesi 70 e 70 ölçülmüştü önce, sonra 80 e 80 daha iyi olur dendi, koçtaştan şenol beyin girişimiyle değiştirildi
o sırada izkentteki evden taşındık. 25 çarşamba günü, köksal taşımacılıkla/ gönül hanımla bulduk onları da. 350 lira, banyo teknemiz yerleşmemişti, taşınıp son duşumuzu aldık annemle, son gelen elektrik faturamızı aldık, ağustos aidatımızı ödedik, geldik.
mutfakta bir dolap vardı, habire annemle onun yüzünden kavga ettik taşınıncaya dek. evi bakıp beğenirlerken o dolabi da beğenmişlermiş ve annem onun mutfak dolaplarından ayrı olduğunu söylememişmiş. sonradan yaptırmıştı. o nedenle evi satın alanlarla da annem telefonda tartışmışmış, bana söylenince ben de kızdım tabi. evi satarken söylemediği şeyi sonradan neye konu ediyor diye. şükran hanım da o dolabı kendisine satmamızı istemiş, taşındığımız gün bana da söyledi, ona da öyle söyledim. yeni satın aldığımız eve de uymuyordu zaten. annem sibelle zeliha ve şükranla vedalaştı. ben zelihanımla ve şükranhanımla hoşçakallaştım
evi satarken 1 ay ya da en kötü durumda 2 ay kalmak üzere anlaşmıştık, ev satın alınca kiracı filan sorunu olmazsa tadilatımızı en kısa zamanda yapıp taşınacağımızı söylemiştik. onlarında oğulları kiradaymışmış, kira parası ödemek istemiyorlardı. 22 temmuzda satmıştık, neyse o kadar tadilat sorununa karşın 25 ağustosta taşındık gene de
mutfak çok küçüktü, eşyaları yerleşik görelim diye dolapları yoktu. buzdolap kapısından girmemişti, sonra servisi gelip kapılarını söküp soktu
koçtaştan mini dolaplar vardı, montajıyla birlikte, lavabosu bangosu çeşmeleri vs 450 liraya oldu, onları taşındıktan sonra yaptırdık. sonra ben çok önce 2008 de kipadan aldığım ve süs oldu dediğim küçük elektrikli testeremle çekmece bölümünü çıkardım, bulaşık makinesini soktuk. birkaç raf gerekiyor gene de sonra halledeceğiz onu da
çamaşır makinesinin boşaltma borusunu takarken yanlışlık yapmışım, banyonun yan tarafındaki ışıklığa bakan odada kurulmuştu, odayı su basmış, görünce şok olduk
gitti canım laminantlar. sonra kuruladık servis filan çağırdık ama, neyse ki pek kötü bir durum olmamıştı gene de. hadi neyse.
kapıların 2 balkon, bir dış kapı kilit ve anahtar mekanizmaları değişti, zor çalışıyorlardı.
banyodaki lavabo çeşmesi kaçak yapıyordu, 2 kere ustalar geldi, sonra silikonla yapıştırıldı, olmazsa çeşme değişecek dendi, şimdi nasıl bilmiyorum
annem de o kadar çok ıvır zıvır biriktirmiş ki
bu çalışmalar sırasında ustalara yiyecek içecek bişeyler aldık tabi
taşınırken ve sonra 2 kere saadet geldi anneme yardım için, temizlik filan 50+50
taşınmadan önce 23 liralık elektrik gelmişmiş, nereye koyduk bilmiyorum, artık elektriğiniz kapanacak yazısıyla ödeyelim dedik. isim ve numara bilmiyoruz.
apartmanın tepesindeki bacaları kırıyorlardı, yenilenecekmiş, evlere dokunulmayacakmış dediler, ama bilmiyorum artık sonra birşey yaparlarmı.
hazırlıklı olmak gerekli, işçilere asansör kullandıran birine birşeyler hazırlanıyor olabilir gene de. ne kadar kötü şeyler düşündürüyorlar bana.
uydu anten bağlantısı için bir usta geldi
apartman görevlisi yönetici osman beye soruyoruz bazı şeyleri
apartmanın biraz ötesindeki yolda mhp binası varmış, gelip geçtikçe biriki molotof atılacak yer işte. ben içimden geçiriyorum ya bunu, allah gerçekten faşistlere molotof atanlara, onlarla mücadele edenlere ruh dostluğunu gösteriyor. sebebi kesinlikle benim bu düşüncelerimi gerçekleştirdikleri içindir.
bornovadaki evle ilgili aklıma geldikçe sonra yazarım, sonra fotolarını çektikçe picasa sayfasına koyarım. 67 m2 mutfak ve banyosu küçük bir yer
.......
kuşadasındaki evle ilgili sorunlar biraz yazmıştım zaten, aslında tarihsel etkisiyle güzel bir yer ancak, farklı bir kültürün ürünleri olarak kabul edildiği için hor kullanılmış, yıkılıp gitmesinden çok memnun olacak var. yandaki eski köy camisinin orda murat dede yatırı varmış dediler, benim rüyamda gördüğüm bir eren olabilir. evi ilk satın almaya kalktığımda görmüştüm. ev sonra müze oluyordu, bir ucu hiç görünmüyordu, çok uzaklara gidiyordu. evi alamayınca yalan rüyaymış demiştim,
bir de benim manevi olarak karşılaştığım ve rüyamda nurlarıyla gördüğüm hıristiyanlar var. tapınak şövalyeleriyle bağlantılı olabilirler. sanırım karşıdaki kiliseden. bahçesinde hayvanlara bakıyorlar, çok sinek filan oluyor. tuhaf tuhaf ısırıyorlar, izleri lekeleri kalıyor sonra.
kedilerle ilgili sorunlar yaşatılıyor, ve bunları yapanların bilinçsiz ve farkına varmadan yaptıklarına inanmıyorum. bu çevredeki bana bildirilen maneviyatı uzaklaştırmak hatta yoketmek amaçlı çalışmalar olduğunu gözlemliyorum. nereye göndermek, neden yoketmek istendiğini anlamıyorum
benden o nedenle de rahatsız olunduğu ortada sanırım.
arabamla ilgili sorunlar yapılıyor. italyanlardan da rahatsız olanlar var gibi. arada arabamın satılmasıyla ilgili bişeyler imalar söyleniyor.
arabamı evin sokağının girişine koyabiliyorum. en uygun yer orası. sokak yarım çıkmaz, araba geçemiyor, küçük araçlar geçiyor. arabamı yan sokağa filan koyuyordum, benim eski mahalleden komşumun dışarda olan su saatini patlatmış birisi. benim arabam yüzünden geçemiyorlarmış diye. çarpan da küçük bir araç. bir kere ambulans gelmiş benim arabamdan geçememişmiş filan, geçecekleri yer de 2-3 ev arası. o nedenle yan sokağa bırakamıyorum.kendi evimin olduğu giriş en uygun yer.
sokağın girişinde bir dükkan var, sahibi mustafaymış, aile hissedarları varmış, 4-5 kişi eve tadilat yapıyorlardı. mecburen araba koyarken konuşmak zorunda kaldık. soner isimli olan arabasını gündüz bizim sokağa koyuyordu ben yan tarafa koyuyordum. onun arabası daha küçük olduğu halde. geceleri evine gittiği halde, bir akşam konuştum. bana arabamı koyup, çıkamazsam filan dükkana gelip seslenmemi söyledi, 3-4 tane motorsikletleri oluyor. ben mecburen arabamı koynak için seslendiriliyordum. soner görünmüyor şimdi
diğerleri geçen izmirden geldiğimde kum koymuşlarmış sormuştum, geçebileceğimi söyledilerdi. kumu da sokağa baya yaygın koymuşlardı. sonra zaten hörü hanımlara kömür gelince traktör de ezmişti kumlarını. sonra izmire gitmiştim
dün geldiğimde bozuk yapıyorlardı. bugün köpekle ilgili dilekçe verip geldiğimde benim evin önünde genç bir kız ve erkek, biz komşularla köpek konusu edince, genç erkek o köşedekilerin 2 tane köpekleri olduğunu ısrarla söyledi. daha önce kedilerle ilgili konuşma olduğundan söylemeleri gerektiğini düşündüm. komşuları şikayet etmiş olma üzüntüsüyle sormaya gittim, en azından kendim konuşabilirdim. orada çalışanlardan yanında çocuğu olan birisi bir ters bir ters, abuk sabuk konuşuyor. ben belamıymışım neymişim, arabamı da evimin önüne alsaymışım, onların motorlarını engelliyormuşum, arabamı otoparka bıraksaymışım diyordu bir kadın. arabamı çıkarken onlara seslenmem gerekecekti gene. kedilerime laf etti, ben de kendi çocuğuna zarar verilmesini kabul edecekmi diye sordum, bu şekilde yaparlarsa polis çağırmak zorunda kalacaktık. neye gidip onlara soruyormuşum. arabamı geçebileceğim şekilde motorlarını koyarlarsa kendilerine bir şey sormazdım zaten, daha önce sonerle konuşurken söylemiştim, bu nedenle muhatap olmak istemediğimi, bana hiç sorun olmayacağını söylemişlerdi, hatta o sırada komşu biriki bayanla tadilat yaptıkları mutfaklarını göstermişlerdi ısrarla bakın bakın diye. arabamın önüne motorlarını koyuyorlar, ben çıkmak için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, ya da koca araba konulacak yere motorlarını koyuyorlar ben girebilmek için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, yan sokağa motorlarını koyabilirler, araba kadar yer kaplamıyor. sokağın başında öyle sorun yapıyorlar ya bakalım.
sonradan gittim, mustafa bey diye seslendim konuşacaktım, muhatap olmamak için arabamın giriş çıkışını engellemeyecek çekilde motorlarını koymaları için. yoklarmış başka biri çıktı pencereye, ona söyledim. arkadaşlarının ne kadar kaba konuştuğunu da, neden köpekleri varmı diye sormuşum diye bozulmuşlar sözde. ben öyle söylendiğini şikayet ettiğim için üzüldüğümden konuşmak için sorduğumu söyledim ve birşeyler soruyor durumuna düşmemek için de başka araba koyacak yerim olmadığı için arabamı koyduğum yere giriş çıkışımı engellemeyecek şekilde araçlarını koymalarını söyledim. onlara söyleyeceğini söyledi.
önümüzdeki günlerde bu konuda tavırları netleşince trafiğe gidip sokağın kullanımıyla ilgili dilekçe vermek durumunda kalabilirim ya da bana karşı kasti davranışlar nedeniyle savcılığa emniyete dilekçe verebilirim.
kedilerle ilgili ve arabamla ilgili bana bencil olduğumu söylüyorlar. kendi hayvanlarına çocuklarına zarar verilirse nasıl davranacaklarını söylemiyorlar hiç. başka uygun yer olmadığı halde araba park edilecek yere motorsikletlerini park etmeyi çok uygun buluyorlar.
faşist ideoloji bu kadar insanların beynine işlemiş işte.
kedilerle ilgili hazreti muhammed sav den hadisler vardır. sırtları yere gelmesin diye sıvazlamış ve bir kedi yanında otururken onu kaldırmamak için mintanının eteğini kesmiş. hz muhammede inandıklarını söylüyorlar ama onun hadisine sırt çeviriyorlar
yani sokakta rahatsız olanlar açığa çıkıyor bir bir.
üniversitede boşuna mı bulunduk, bunların stajını yapmıştık, kırmızı halı sereceklerini beklemedik kimsenin zaten, sokağın yolları da kazılmış bir şekilde duruyor hala, daha da kalır böyle
......
Perşembe, Eylül 02, 2010
kedilere dair
yaşamımda kediler olacak hep, yoksa bu ülkenin benim için özlenecek fazla bişeysi kalmadı
annem yaşadığı sürece belki mecburiyetten
hayatın her alanında saldırıya uğradık, hem de hiç hakları olmadığı halde
kuşadasında aldığım eski köy evinde resim çalışıp kedilerle bir yaşam sürmeyi düşündüm.
birileri çok rahatsız oldular
daha önce de varlığımızdan rahatsız olanların devamı niteliğinde şeyler
yaşamımıza sorun yaratmak, toplumla bağlarımızı koparmak, yalnız bırakmak, kendi iktidarlarına esir etmek, haddimizi 'sürekli devrim' gibi bildirmek, vs vs
onlara çalışan adam da çok yani
herkes o kadar düşük hallerde ki, küçük çıkarlar için herşeyi yapar hale getirilmişler
çalışıyorlar
evin tamir gereken çok sorunu olmasına karşın güzel kendi halinde bir yer,
bahçesi yok, giriş kapısının yanındaki küçük çıkmayı 5-6 konserve ve plastik kova saksısıyla değerlendirmeye çalıştım, kedilere de orda yemek veriyorum
bazı yavru kediler alıştı, ama yok ediliyorlar
geceleri başıboş saldırgan köpekler bırakılıyor. kurt köpeği cinsi ve sırtları siyah karınları kahverengi kuyrukları kesik birkaç köpek, zaman zaman görülüyorlar.
geçen haftalarda kapımın penceremin önüne köpeklerini pislettiriyorlardı
sabahları erken saatlerde köpek gezdirenlerin komutları duyuluyordu,
yazılar yazıp yapıştırdım, köpeklerinin pisliklerini temizlemeleri, yoksa belediye barınağına bırakmaları, köpeklerini pislikleriyle sewmeleri için
sinirlenip yazılarımı yırtmışlar, köpeklerine sahip çıksınlar
bu arada benim kapımdaki kedi yavruları kaybolup gidiyordu habire
dün akşam 1.9.2010- 10.30 gibi gece başıboş bırakılan kurt köpeklerinden biri koşarak kapıdaki kedilere geliyordu, ben de çıktım, hoşt moşt derken kendimizi içeri zor attık, köpek kaçtı gitti
155i aradım, başıboş köpek saldırısı diye, 153 zabıtaya bildirmem söylendi
aradım, kayıt aldıklarını söylediler.
sabah hatırlatmamı, geceleri nöbet oluyormuş
sabah aradım, kuşadasındaki evin elektrik su faturaları vardı, izkentte sattığımız evin elektrik faturası vardı, onları ödemek için belediyeye gittim ve zabıtaya uğradım. sahipli köpek olunca birşey yapamadıklarını söylüyorlardı, yaşamımıza saldırının da polisle konuşulacağını söylediler, bana köpeklerin sahiplerini sordular, bilmiyorum ki, yanında köpekleri olanlarla konuşuyorum zaten, geçen bir genç çocuk geçiyordu zeyna adında bir dobermanıyla, onla konuşmuştum kedilere çevreye zarar vermeden hayvan sewgisini yaşaması için, benim sorunum sahipli olduğu halde başıboş bırakılan ve kedilere saldırtılan köpeklerle ilgili. danışmadaki zabıta memuruyla konuştuk biraz. belediye başkanlığına dilekçe yazmamı söylediler. 2 denemeden sonra 2 sayfalık bir dilekçe yazdım, facebook da yayınladım. bu konuyla ilgili picasa da da albüm oluşturacağım.
çevrede yaşayanlardan duyuyorum kedileri parçalattıran köpek sahipleriyle ilgili birşeyler, kimse isim vermek istemiyor. çevrede kötü bir baskı yaratmışlar, zaten halk ekonomik olarak düşük gelir düzeyinde.
vicdanlar susturulmuş, uyuşturulmuş, duyarsızlaştırılmış
gelip geçenlerin bazılarının konuşmalarını, söyledikleri isimleri de benden başka duyanlar oluyordur herhalde.
kapımın önüne elektrik direği yeri koymuşlardı, hala direği yok, sokakta aydınlatma da yok
hırsızlara dikkat diyorlar bazıları
saldırgan köpek sahiplerinin işbirlikçilerinden mi bahsediyorlar bilmem artık
.......
bakalım burada neler hazırlanmış, yavaş yavaş açığa çıkacaktır
annem yaşadığı sürece belki mecburiyetten
hayatın her alanında saldırıya uğradık, hem de hiç hakları olmadığı halde
kuşadasında aldığım eski köy evinde resim çalışıp kedilerle bir yaşam sürmeyi düşündüm.
birileri çok rahatsız oldular
daha önce de varlığımızdan rahatsız olanların devamı niteliğinde şeyler
yaşamımıza sorun yaratmak, toplumla bağlarımızı koparmak, yalnız bırakmak, kendi iktidarlarına esir etmek, haddimizi 'sürekli devrim' gibi bildirmek, vs vs
onlara çalışan adam da çok yani
herkes o kadar düşük hallerde ki, küçük çıkarlar için herşeyi yapar hale getirilmişler
çalışıyorlar
evin tamir gereken çok sorunu olmasına karşın güzel kendi halinde bir yer,
bahçesi yok, giriş kapısının yanındaki küçük çıkmayı 5-6 konserve ve plastik kova saksısıyla değerlendirmeye çalıştım, kedilere de orda yemek veriyorum
bazı yavru kediler alıştı, ama yok ediliyorlar
geceleri başıboş saldırgan köpekler bırakılıyor. kurt köpeği cinsi ve sırtları siyah karınları kahverengi kuyrukları kesik birkaç köpek, zaman zaman görülüyorlar.
geçen haftalarda kapımın penceremin önüne köpeklerini pislettiriyorlardı
sabahları erken saatlerde köpek gezdirenlerin komutları duyuluyordu,
yazılar yazıp yapıştırdım, köpeklerinin pisliklerini temizlemeleri, yoksa belediye barınağına bırakmaları, köpeklerini pislikleriyle sewmeleri için
sinirlenip yazılarımı yırtmışlar, köpeklerine sahip çıksınlar
bu arada benim kapımdaki kedi yavruları kaybolup gidiyordu habire
dün akşam 1.9.2010- 10.30 gibi gece başıboş bırakılan kurt köpeklerinden biri koşarak kapıdaki kedilere geliyordu, ben de çıktım, hoşt moşt derken kendimizi içeri zor attık, köpek kaçtı gitti
155i aradım, başıboş köpek saldırısı diye, 153 zabıtaya bildirmem söylendi
aradım, kayıt aldıklarını söylediler.
sabah hatırlatmamı, geceleri nöbet oluyormuş
sabah aradım, kuşadasındaki evin elektrik su faturaları vardı, izkentte sattığımız evin elektrik faturası vardı, onları ödemek için belediyeye gittim ve zabıtaya uğradım. sahipli köpek olunca birşey yapamadıklarını söylüyorlardı, yaşamımıza saldırının da polisle konuşulacağını söylediler, bana köpeklerin sahiplerini sordular, bilmiyorum ki, yanında köpekleri olanlarla konuşuyorum zaten, geçen bir genç çocuk geçiyordu zeyna adında bir dobermanıyla, onla konuşmuştum kedilere çevreye zarar vermeden hayvan sewgisini yaşaması için, benim sorunum sahipli olduğu halde başıboş bırakılan ve kedilere saldırtılan köpeklerle ilgili. danışmadaki zabıta memuruyla konuştuk biraz. belediye başkanlığına dilekçe yazmamı söylediler. 2 denemeden sonra 2 sayfalık bir dilekçe yazdım, facebook da yayınladım. bu konuyla ilgili picasa da da albüm oluşturacağım.
çevrede yaşayanlardan duyuyorum kedileri parçalattıran köpek sahipleriyle ilgili birşeyler, kimse isim vermek istemiyor. çevrede kötü bir baskı yaratmışlar, zaten halk ekonomik olarak düşük gelir düzeyinde.
vicdanlar susturulmuş, uyuşturulmuş, duyarsızlaştırılmış
gelip geçenlerin bazılarının konuşmalarını, söyledikleri isimleri de benden başka duyanlar oluyordur herhalde.
kapımın önüne elektrik direği yeri koymuşlardı, hala direği yok, sokakta aydınlatma da yok
hırsızlara dikkat diyorlar bazıları
saldırgan köpek sahiplerinin işbirlikçilerinden mi bahsediyorlar bilmem artık
.......
bakalım burada neler hazırlanmış, yavaş yavaş açığa çıkacaktır