Cumartesi, Mart 05, 2011

bloğum türkiyeden görüntülenemiyor

dün baktığımda bloğum türkiyeden hacklenmişti. avrupadaki arkadaşlar görebildiklerini bildirdiler.
yıllardır, haysiyetsizliklere sığınarak kazanç elde edenler, benim "yaşam savunusu" olarak yazdıklarımdan rahatsız oluyorlar
google sayesinde kendi sesimizi duyuruyorduk.
umarım google yetkilileri duyar ve bloğum yendiden açılır
dünyanın diğer yerlerinden olan arkadaşlar bu yazdıklarımı görüntüleyebilirlerse bildirsinler

Salı, Mart 01, 2011

kürt arkadaşlarım ve kürt sorunu üzerine

"bugüne dek türklerden gördüğüm kötülüğü kürtlerden görmedim" bunu ben dedim, daha önce
gene diyorum
bütün türklere bunu söylemek iyi değil tabiiki, ama, türk faşistlerinden gördüğüm kötülüğü gerçekten kürtlerden görmedim.
yaşamıma dair konuştuğum bu yerde, yaşadıklarım benim tarafımdan paylaşılıyor.
geçmiş yıllarda yaşatılanlar bütün kötü, dayanılmaz, kendi inancına ve insanına yakıştırılmaz şeyler, kimse kusura bakmasın, faşistlerin örgütlemelerin sonucuydu.
artık bunları bilmeyen kalmadı
eski zamanlarda, sanki çok eskiymiş gibi, 3 yıl, 5 yıl, 6 yıl önce
bertalin radyolarının desteğini unutmam olasımı
indymedyadan bulup takılmıştım
4-5 aydır girdiğim yok ama, onların yaşamımda bana güç, destek verdikleri zamanları unutamam
aynı uğur mumcunun halkımıza" yazdığı unutmadık" gibi birşey
neden yazıyorum bunları;
dünyadaki, ortadoğudaki değişimler
bildiğim, bildirildiğim birşey var, manevi olarak, "herkesin, her varlığın yaşama hakkı vardır" ve
yönetenler bu bilinç ve bilgiyle kabul edilebilirler.
ama bir açık nokta bulmuşlar, manevi bağları olanları kullanarak sistemlerini sürdürüyorlar
sistemler zamanın koşullarına göre değişebilirler ve değişmeliler de
tanrının bize verdiği bu boyuttaki yaşam bile değişiyor, hiç aynı kalmıyor
kainatta sürekli bir değişim ve yenilenme var
toplumların yapısı da değişiyor ve gelişiyor
yönetimler değişiyor
normal, kainat yasalarına göre de değişimler olmalı, yoksa kaos çıkar
tanrı düşünme yetisini verdiğine göre bir bildiği var elbet
yoksa, bu olağanüstü yaşama çevresini veren bilinç, herkesi aynı, değişmez bir şekilde yaratamazmıydı
yaratırdı elbette
yüzyıllardır yaşanan ve çözümlenemeyen, yoketmelere odaklanmış bir kürt sorunu yaşanıyor aslında
bu konuda habire çözümler üzerinde duruldu, birilerinin işine gelmedi vs vs
bu konuda herkesin üzerine düşenleri yapması gerektiğini düşünüyorum ben,
kimsenin, başka ülkelerde de, yemen de, mısır da, libya da, başka yerlerde de
kendini tanrının yerine koyarak katliamlar yapmaya hiç hakkı yok
halklarının gelişimini; sağlıklı, namuslu, onurlu, varlıklara insanlığa yakışır bir şekilde yapmaları gerekir
yoksa yönetici olmalarına ne gerek var
unutulmamalı; bu dünyadan hitler geçti, mussolini geçti, ve çok kişi geçti
toplumların demokratikleşmesine katkıda bulunanlar da geçti
herkes tarafını seçmeli aslında
ben yaşanılanlar karşısında, herkesin barışçı çözümler araması tarafındayım.
ve
toplumları birbirine düşman, hertürlü kötülüğü yapıp yaptırılacak kadar çirkin durumlara düşürmeye kimsenin hakkı yok
lütfen herkes üzerine düşeni yapsın
kimse kötü yaşanılmaz bir dünyayı haketmiyor
bu dünyayı uzaydan gelenler kötücül yapmadı
uzaydan gelenler de kurtarmayacak
faşist ideolojilere sığınılmasın, faşizmin toplumlardaki gelişimine izin verilmesin
inançlar faşizme alet edilmesin
toplumlar, tanrı vergisi düşünme yetilerini kullanarak, herkesin yaşama hakkı önemsenerek gelişime açılsın, ve
bugüne dek yaşanan bütün kötü şeylerde herkesin payı var
gerçek olan demokratik bir yaşam biçimini geliştirmektir, insanlığa yakışan budur
inançlara yakışan budur
yaşam, ayaksesleri gibi geçip gidiyor
bu dünyadaki yaşam,
sonrasını bilen kaç kişi var
ben bazılarını gösterildim
bir gün annem bana "yeter artık kimseyle ilgilenme kendini düşün" demişti, "çok üzülüyorsun"
selmanın evinde kiracıyken mutfaktaydık
kuranı kerim vardı o sırada kenarda, arapça, türkçe ve arapçanın türkçe yazılışı, hala var o
açtım,
hangi sure unuttum, "içinizden biriniz kendine verilen bilgilerini başkalarıyla paylaşmazsa... diye başlayan bir ayet, anneme onu okumuştum.
bu konuda araştırma yapanlar bulabilecektir onu
hatta bütün inançlarda, kitaplarda, maneviyatta, ruhaniyette,
bunları bulabileceksiniz
varlıklara, inançlara yakışmayan şeyleri yapıp yaptırarak, alet olmayı sürdürerek, herhangi bir kitabın ruhaniyetin ne kadar şehadetine katılabilirsiniz ki
çocukken, acıpayamda, terzi osmanların evinde değil de, aynı mahallede, bahçesinde büyük çam ağaçları olan bir evde bir süre yaşamıştık. 2. kattaydı
neredeyse 15-20 basamak merdiveni vardı, ordan aşağı yuvarlanmıştım
aşağıda o zaman bana göre yaşlı bir dede, kapı ağzında beni tuttu, ve "burdan gürültü geliyor ne oldu bakayım" dedi, "hiç bir şeyin yok, ağlama" biliyorum, o hızır dı
sonradan gördüğüm gibi
geçen hafta yanından geçtiğim duvar, çıtır çıtır seslerle yarık olup bir iki küçük taş düştü ve ben kenara çekilince, izlerken patır patır, koca koca taşlar döküldü
tepeme dökülmesi an meselesiydi
onlar istedikleri neyse onu yapıyorlar
herkesin bütün insanlığın varlıklara yakışır bir şekilde sürdürülmesinde sorumluluğu var
ve, kendim için bir şey daha yazayım
biraz evel, akşamüstü kredilerimi ödeyip alışverişten dönerken, arabamı kendisinden izin alarak evinin önüne koyduğum, kedilerin babası dediğim bir arkadaşın /komşunun evinin önüne başka bir komşunun kızı annesine gelince geçici olarak arabasını koymuş, ben odun kömürlerimi indirirken, bizim sokaktaki duvar yıkıntısı dolayısıyla araba konunca yol iyice kapanıyor, bazıları koyuyor gene de, nasıl yapıyorlarsa, onlar gidince ben gene oraya koyayım diye konuşmuştuk, geçişe daha uygun bir yer
seslendiler çıktım, geri geri gidemedim, sokaktan birileri genelde yaptıkları gibi arabalarını geçişi kapatacak şekilde koymuşlar, öbür yandan cami tarafından dolaştım, sokak girişinde "tt" plakalı bir araç önümde durup sarışın bir bayanı bindirip gitti
arkadaşlar çıktı ben de arabamı oraya koydum.
nasıl bir mesajları var bilmiyorum, var mı yok mu
"tt tit" mi, bilmem
ben daha önceleri de bildirdiğim gibi, bugüne dek, kendi bilgi, bilinç, birikimim ve istencimle "tit" vs herhangi bir oluşumla ilgim olmadı
bir kere daha bildirmiş olayım
sewgilerle

Pazar, Şubat 27, 2011

değirmen sokak civarında kaçak yapılanma üzerine

birileri sit alanı dışında kullanım yapmış, ve tanıdıkları adamları olan belediye başkanlarınca hernasılsa onaylatmışlar buralardaki durumu.
bazı kapılar sonradan açılmış. normal mimaride yok. benim evin bahçesinin olmayışı da ilginç geliyor bana. normalde eski evlerin hepsinde küçük bir bahçe var.
yandaki evlerden, hacı hörün kiracısının oturduğu ev sonradan oluşturulmuş. bizim bahçe hakkımızı gaspetmiş olabilirlermi bunlar.
sokağın girişindeki evin kapısı da sonradan açılmış. asıl kapıları önde, bir de yandan açmışlar.
yani mimarilerde birileri bazı şeyler yapmışlar.
bunların anıtlar yüksek kurulundan filan eski tapularının incelenmesi gerekmez mi.
belediye eski evleri düzene sokacakmış deniyor ya.
sonradan yapılan kaçakları mı yasallaştıracaklar bu arada yoksa ciddi sit alanı çalışması mı olacak.
benden habire rahatsız olanlar, bunlar yüzünden olabilir mi acaba.
bahçemizi gaspedip, yıllarca kirayla haksız kazanç yapılmış olabilir mi
bazı belediye çalışanları da bunlara göz yummuş olabilir mi
ilginç
bakalım bir soruşturalım, kimler ilgilenecek bu sorunla, nasıl yanıt verilecek
belgelerle tahrifat olmuş mu, yoksa başka birşeyler mi var

senei 2011 geçisindeki 27.subatısında civar söylemleri

neler olmus,
başlık aynı kaptanın seyir defteri gibi oldu.
herkes kendi yasamının defterini tutuyor aslında. tutulan, kaydedilen, görünen, gösterilen, bilerek bilmeyerek geçirilenlerin hafıza kartlarındaki kayıtları
bu kayıtların değeri ne olabilir ki, çoğunu taşıyanlar bile unutuyor, unutturuluyor
öbür alem/ alemler diye bir yer var işte; orada, burada gösterilen performanslarla yer ediniliyor.
herkesin yapıp yaptırdığı da kendi elçilerinin/ alemler şehadetinde bulunulan yerde bulunma güçleriyle ilgili bişey. bu konu sanki bilinmeyen bişeymiş gibi yaklaşılıyor ama, aslında çok iyi biliyorlar. einstein, şeytanı tanrının olmadığı yer gibi tanımlamıştı sanırım. çok doğru.
işte peygamberlerinin/ elçilerinin dünya şehadetini bozanlar da, aslında onların gücünün dünya da görünümünü engellemeye çalışıyorlar. bazıları bilerek yapıyor bunu, bazıları bilmeden.
tabi burada onların adını kullanılarak yapılan adilikleri başka türlü sürdüremezler.
işte herkes kendi defterinin meleği ya da şeytanı oluyorken
biz de kağıtlarla, tuşlarla, sayfaların öne arkaya gidişleriyle uğraşıyoruz bazen. tanrımızla olan şehadetimiz açısından da yaşanılanlardan bizim hafıza kartımıza düşenleri paylaşıma koyuyoruz.
ondan bu seyir defterinin kayıtları, başka nedeni yok
26.2.2011//dün// izmire gittim geldim. sabah ezandan önce kalkmıştım, uyumadım artık, 7 gibi yola düşüp/ gölgenin yola düşüşü gibiydi/ 8.30 da ordaydım. annem yeni kalktı, evden çıkarken sular kesikti. orda annem farmville oynarken duş aldım, o da duş aldı ve bişeyler atıştırıp kipaya gittik. arabamı köpükle yıkadım gene. bir ara içinin de yıkanması gerekli, tekerlerinin havalarını ayarladık. annemin maaşıyla ilgili hesaplamalarımız yaptık bir yandan. alışveriş yaptık. piza yedik. ben çay da içtim. geçen gidişimizde makinaları bozuktu, piza yiyememiştik. alışveriş yapınca bazen birşeyler yiyoruz orda. geçen gidişimizde/ 15-20 gün oldu/ orada görüp çalışanlarla konuştuğum arka ayağına çarpılmış köpeği sordum. bilmiyordu garaj görevlisi, ilgilenilmiştir dedi. ben, o köpeciği görünce gidip, belediye veterinerini aramalarını istemiştim de. çok tatlı masum bir köpecikti. yavrulu gibiydi duruşu. insanların doğaya duyarsızlığı çok kötü gerçekten. hayvan sahiplerinin çoğu da/ özellikle köpek sahiplerinin çoğu, hayvanları kendi sapık anlayışları için kullanıyorlar. bütün hayvanları kullanıyor bu zihniyet ama köpekler hertürlü kullanıma daha açıklar. sahibi iyiyse iyi özellikler gösteriyorlar, kötüyse kötü. diğer hayvanlarda özellikle kedilerde bu olmuyor pek. o garajdaki yaralı köpecik gerçekten çok masum görünüşlüydü. umarım gerçekten birileri ilgilenmiştir. bir bayan daha ben görevlileri ararken köpecikle ilgileniyordu.
yeni aldığım kodak fotoğraf makinamla ilgili sordum orada da. canon kullanmıştım daha önce. sanyo, geçen hafta sanyo bozuldu. garantisi 1 yıl daha var diye kuşadası kipaya gittim. kipadan alındığı için. kötü kullanım göründüğü için garanti kapsamında olmayabilir dediler. seri numarası silinmiş kullanırken. kutuyu da bulamadım. soracaklardı firmaya. uygun fiyatlılardan makina baktım. 169 lira kodak c143 önerdiler. oradaki elemana fotoğraflarımın üzerinde tarih ve saatin görünmesini istediğimi söyledim. hepsinde aynı özellik olduğunu söyledi. aldık. programda yerleştiremedim. ertesi gün götürdüm, baktı bir eleman daha. sonra gene yerleşmedi. kodakla online /amlia m. ile görüştüm/ destek aradım tam gerçekleşmedi. mail gönderdim. karşıyakadaki reyon görevlileri bu makinanın öyle özelliği olmadığını söylediler. biriki makina varmış öyle. tarih kayıtlarının fotoğrafın kalitesini de düşürdüğünü söylediler. benim de nerede hangi saatte hangi fotoları çektiğim önemli. belli birileri rahatsız oldu. o reyon görevlisini de kullandılar. biriki makinada görülen bir özelliği bana kakaladılar yani. başka makina önerilebilirdi. bubün sabah kipa internet sayfasına mail için uğraştım, zor da olsa teknik servise mailimin yollandığı mesajını aldım. destek ve cihazı iade etmek istediğimi yazdım. bakalım. yarına haber gelecekmi.
evde biraz takıldık, annemin çiftliğinde köpeği vardı, 14 gün mamayla beslendi. hergün annem telefon ediyordu köpeğini beslemem için. büyüdü şimdi kemikle beslenecekmiş. sonra ben su aldım, annemi ablamlara giden yolda bıraktım, kuşadasına döndüm. eşyalarımı bırakıp kadınlar denizine bir bakındım.
bizim evin yan tarafındaki eski ev geçen gün yıkılmaya başladı. 23ü akşamı sanırım. güler hanıma sarma dolma tabağını götürmüştüm yaptığım böreklerden koyup. sokağın karşı başındalar. biraz oturup dönerken arabama baktım. duvarın yanından geçerken çıtır çıtır sesler gelmeye başladı. baktım. yukarda bir yarık oluştu. kenara doğru çekilip izlemeye başladım. yarıkdan biriki taş dökülüp, birden patır patır duvarın köşesi dökülmeye başlandı. zabıtayı aradım, ev sahiplerinin torunlarından yaşarın telefonu vardı onu aradım, sokağa çıkanlar oldu. biraz sonra ekipler geldi, iki polisle birlikte. zeki adında biri ilgileniyormuş sanırım. karanlıkta duvara dokunmaya kalktılar. ışıldağı getirdim. koca koca taşlar dökülmüş yerlere.
ertesi gün sibel hanım ve başkaları keşif yaptılar. işçilerden gelenler oldu. ev sahiplerinden gelip gidenler oldu. bir kız torun geldi, çok hüzünlüydü. anneannesi, annesi, onun çocukluğu orada geçmişmiş. söylediklerine göre 150-300 yıldır orada mesken varmış. yenilenerek kullanılmışmış son sahipleri ölünce de ilgilenen olmamış hiç. eski yapıların duvarları çok kalın en dar yerleri 50 cm kadar, alt duvarların kalınlığı 70 cm civarında, bazı yerleri daha kalın. ondan depremlere filan dayanıklıkları. ama çatlaklar oluşunca, sular yağmurlar girdikçe, harçları da yenilenmeyince dökülmeler şeklinde yıkılıyorlar. ertesi gün işçiler koruma bandı çektiler. benim evin köşesine doğru şişkinlik yapmış bir yer daha var. cuma günü kepçe gelecekti, duvarı yıkmak için. sit alanı olduğu için özel karar gerekiyormuş sanırım. ben de benim evin duvarında bir sorun yapmasınlar diye, bakınıyorum tabiiki. bazı kişiler evlerin yıkılmasını istiyor gibiler. yapılan bazı şeylerde görünüyor bu tür şeyler. ondan bir zarar görmek de istemiyorum.
izmire ondan 1 gün için gittim geldim. herhangi birşey olurmu diye. kepçe gerekirmi diye. belediyeden bir çok konuşma yaptık kim sorumlu diye, imardan serkan bey dediler, o da kaçak yapılara baktığını söyledi. ilgilenen o değilmiş. hacı hörü hanımın kiraya verdiği ev imar kaçağı olabilirmi acaba. bu çevredeki yerlerin anıtlar yapı kurulundan incelenmesi gerekli aslında. bazı kapılar sonradan açılmış sokakta, ve belediye numara vermiş onlara. normalde sit alanlarında bu tür şeyler böyle kolay yapılamaz. ama uydurup yapmışlar birileri. evlerin düzenleneceğini boyanacağını söylüyorlar ama, bu tür araştırmaları daha yaptıkları yok.
sonra bir yerlerden zeki ve ferhat beylerin telefonları verildi. zeki bey pazartesi bakacaklarını söyledi.
-yoruldum, seyir defteri, sen bekle biraz,
geçen mahalledeki üzeyirlere polis baskınlarını/ narkotik dedilerdi/ hacı hör e yakışan kiracılarına gelip giden erkekleri, benim evimin çevresinde görünmeye çalışan birilerini, arabamı koyduğum yerle ilgili olarak, hacı hörün osmanıyla köşedekilere gelen şahin adındaki kişilerin sataşmalarını, karakola bildirdiğimi vs vs sonra yazayım artık.