"bugüne dek türklerden gördüğüm kötülüğü kürtlerden görmedim" bunu ben dedim, daha önce
gene diyorum
bütün türklere bunu söylemek iyi değil tabiiki, ama, türk faşistlerinden gördüğüm kötülüğü gerçekten kürtlerden görmedim.
yaşamıma dair konuştuğum bu yerde, yaşadıklarım benim tarafımdan paylaşılıyor.
geçmiş yıllarda yaşatılanlar bütün kötü, dayanılmaz, kendi inancına ve insanına yakıştırılmaz şeyler, kimse kusura bakmasın, faşistlerin örgütlemelerin sonucuydu.
artık bunları bilmeyen kalmadı
eski zamanlarda, sanki çok eskiymiş gibi, 3 yıl, 5 yıl, 6 yıl önce
bertalin radyolarının desteğini unutmam olasımı
indymedyadan bulup takılmıştım
4-5 aydır girdiğim yok ama, onların yaşamımda bana güç, destek verdikleri zamanları unutamam
aynı uğur mumcunun halkımıza" yazdığı unutmadık" gibi birşey
neden yazıyorum bunları;
dünyadaki, ortadoğudaki değişimler
bildiğim, bildirildiğim birşey var, manevi olarak, "herkesin, her varlığın yaşama hakkı vardır" ve
yönetenler bu bilinç ve bilgiyle kabul edilebilirler.
ama bir açık nokta bulmuşlar, manevi bağları olanları kullanarak sistemlerini sürdürüyorlar
sistemler zamanın koşullarına göre değişebilirler ve değişmeliler de
tanrının bize verdiği bu boyuttaki yaşam bile değişiyor, hiç aynı kalmıyor
kainatta sürekli bir değişim ve yenilenme var
toplumların yapısı da değişiyor ve gelişiyor
yönetimler değişiyor
normal, kainat yasalarına göre de değişimler olmalı, yoksa kaos çıkar
tanrı düşünme yetisini verdiğine göre bir bildiği var elbet
yoksa, bu olağanüstü yaşama çevresini veren bilinç, herkesi aynı, değişmez bir şekilde yaratamazmıydı
yaratırdı elbette
yüzyıllardır yaşanan ve çözümlenemeyen, yoketmelere odaklanmış bir kürt sorunu yaşanıyor aslında
bu konuda habire çözümler üzerinde duruldu, birilerinin işine gelmedi vs vs
bu konuda herkesin üzerine düşenleri yapması gerektiğini düşünüyorum ben,
kimsenin, başka ülkelerde de, yemen de, mısır da, libya da, başka yerlerde de
kendini tanrının yerine koyarak katliamlar yapmaya hiç hakkı yok
halklarının gelişimini; sağlıklı, namuslu, onurlu, varlıklara insanlığa yakışır bir şekilde yapmaları gerekir
yoksa yönetici olmalarına ne gerek var
unutulmamalı; bu dünyadan hitler geçti, mussolini geçti, ve çok kişi geçti
toplumların demokratikleşmesine katkıda bulunanlar da geçti
herkes tarafını seçmeli aslında
ben yaşanılanlar karşısında, herkesin barışçı çözümler araması tarafındayım.
ve
toplumları birbirine düşman, hertürlü kötülüğü yapıp yaptırılacak kadar çirkin durumlara düşürmeye kimsenin hakkı yok
lütfen herkes üzerine düşeni yapsın
kimse kötü yaşanılmaz bir dünyayı haketmiyor
bu dünyayı uzaydan gelenler kötücül yapmadı
uzaydan gelenler de kurtarmayacak
faşist ideolojilere sığınılmasın, faşizmin toplumlardaki gelişimine izin verilmesin
inançlar faşizme alet edilmesin
toplumlar, tanrı vergisi düşünme yetilerini kullanarak, herkesin yaşama hakkı önemsenerek gelişime açılsın, ve
bugüne dek yaşanan bütün kötü şeylerde herkesin payı var
gerçek olan demokratik bir yaşam biçimini geliştirmektir, insanlığa yakışan budur
inançlara yakışan budur
yaşam, ayaksesleri gibi geçip gidiyor
bu dünyadaki yaşam,
sonrasını bilen kaç kişi var
ben bazılarını gösterildim
bir gün annem bana "yeter artık kimseyle ilgilenme kendini düşün" demişti, "çok üzülüyorsun"
selmanın evinde kiracıyken mutfaktaydık
kuranı kerim vardı o sırada kenarda, arapça, türkçe ve arapçanın türkçe yazılışı, hala var o
açtım,
hangi sure unuttum, "içinizden biriniz kendine verilen bilgilerini başkalarıyla paylaşmazsa... diye başlayan bir ayet, anneme onu okumuştum.
bu konuda araştırma yapanlar bulabilecektir onu
hatta bütün inançlarda, kitaplarda, maneviyatta, ruhaniyette,
bunları bulabileceksiniz
varlıklara, inançlara yakışmayan şeyleri yapıp yaptırarak, alet olmayı sürdürerek, herhangi bir kitabın ruhaniyetin ne kadar şehadetine katılabilirsiniz ki
çocukken, acıpayamda, terzi osmanların evinde değil de, aynı mahallede, bahçesinde büyük çam ağaçları olan bir evde bir süre yaşamıştık. 2. kattaydı
neredeyse 15-20 basamak merdiveni vardı, ordan aşağı yuvarlanmıştım
aşağıda o zaman bana göre yaşlı bir dede, kapı ağzında beni tuttu, ve "burdan gürültü geliyor ne oldu bakayım" dedi, "hiç bir şeyin yok, ağlama" biliyorum, o hızır dı
sonradan gördüğüm gibi
geçen hafta yanından geçtiğim duvar, çıtır çıtır seslerle yarık olup bir iki küçük taş düştü ve ben kenara çekilince, izlerken patır patır, koca koca taşlar döküldü
tepeme dökülmesi an meselesiydi
onlar istedikleri neyse onu yapıyorlar
herkesin bütün insanlığın varlıklara yakışır bir şekilde sürdürülmesinde sorumluluğu var
ve, kendim için bir şey daha yazayım
biraz evel, akşamüstü kredilerimi ödeyip alışverişten dönerken, arabamı kendisinden izin alarak evinin önüne koyduğum, kedilerin babası dediğim bir arkadaşın /komşunun evinin önüne başka bir komşunun kızı annesine gelince geçici olarak arabasını koymuş, ben odun kömürlerimi indirirken, bizim sokaktaki duvar yıkıntısı dolayısıyla araba konunca yol iyice kapanıyor, bazıları koyuyor gene de, nasıl yapıyorlarsa, onlar gidince ben gene oraya koyayım diye konuşmuştuk, geçişe daha uygun bir yer
seslendiler çıktım, geri geri gidemedim, sokaktan birileri genelde yaptıkları gibi arabalarını geçişi kapatacak şekilde koymuşlar, öbür yandan cami tarafından dolaştım, sokak girişinde "tt" plakalı bir araç önümde durup sarışın bir bayanı bindirip gitti
arkadaşlar çıktı ben de arabamı oraya koydum.
nasıl bir mesajları var bilmiyorum, var mı yok mu
"tt tit" mi, bilmem
ben daha önceleri de bildirdiğim gibi, bugüne dek, kendi bilgi, bilinç, birikimim ve istencimle "tit" vs herhangi bir oluşumla ilgim olmadı
bir kere daha bildirmiş olayım
sewgilerle