Çarşamba, Eylül 09, 2009

inançlarıma dair bir not

ben herhangi bir kurumsal dinin/ iktidarlarca oluşturulan ve kullanılan dinin inancından çok, varolan manevi alemin inancını kabul ediyorum. saf bir inancı, tabi bunu görmek ve yaşamak gerçekten zor oluyor, ama yüreğinizin sizi götürdüğü yerlerde dolaşıyorsunuz. bütün dinleri, inançları ve hatta inançsızlıkları dolaşıyorsunuz. iktidarlara uşak edilmiş bir maneviyatı kabul etmediğim için belki de.
açıklaması zor.
kutsal kitapları da okurken, onların içinde yazılanları yalnızca bilinç düzeyinde görmekle birlikte, o maneviyatı ve ruhaniyeti kabul edilmiş kişilerin yaşadıkları süreçteki ruhani atmosferi görüp sezdiğiniz zaman onlara ulaşmış oluyorsunuz aslında. yani bilinç düzeyinde bir bilgi süreci olurken, sezgisel bir bilgiye ulaşıyorsunuz. onların maneviyatını ve ruhaniyetini önce öyle görüyorsunuz. yani bunlara sonra gene değinmeyi düşünüyorum. herkesin anlayacağı bir şey değil.
bu nedenle sırf inançlara saygımdan ötürü, ibadet ederim. bütün tanrısal mekanlarda, beni kabul ederler, ben de onları
yıllardır oruç tutarım, işte fitre zekat vermek gerekir. yaşamımız ve sahip olduğumuz şeylerle ilgilidir bu.
biz yıllardır, ihtiyacı olan, öncelikle öğrencilere verildiğini biliriz. temiz inançlı olmalı, işte bize iyi bir hayat kazandırmak için uğraşmalı diye.
ben de öğrencilere, devrimci öğrencilere vermeyi öncelikli bulurum hep.
çünkü kötü, kirlenmiş ve her türlü adilikle rızk çıkarmaya tenezzül eden düşmüş ve her türlü haysiyetsizlikle elde ettiklerine karşın hala aç kalmış, komşusuna, doğaya, inançlara, namuslara saygısı olmayan ve hatta bunlar inandıkları söylemiyle ibadet edenler de olabiliyor bazen, böyle hiç bir inancın kabulü olmayan çok kişinin olduğu bir dünyada; kalan bütün güçleriyle, zorlukla çok güç koşullarda namuslu, onurlu, insan kalma mücadelesi verirken, bizler için de hala namuslu onurlu özgür yaşayabileceğimiz bir dünyanın hayalini kurduranlara, devrimcilere
vermeyi doğru buluyorum, tabi kendi coğrafi çevremdekilere ulaşabiliyorum
işte geçen yıl hapiste olan ailesi olmadığı için zor durumda olan bir devrimci için kullanılmıştı
bu yıl da bir kaç gündenberi 5-6 kentte birden gözaltına alınan esp liler için kullanılması için para yolladım.
işte yaşamımın, arabamın, evimin, mesleğimin, kedilerimin, dostlarımın, varsa ailemin, ya da ailem olarak kabul ettiğim devrimcilerin, namuslu onurlu özgür yaşam mücadelemi destekleyenlerin diyerek, elimdeki parama göre düşünerek bir para oluşturuyorum ve o parayı yolluyorum.
orucumun duasını ve manevi gücünü de onlara direnç olması için yolluyorum
teşekkürler devrimciler
bize namuslu onurlu özgür yaşamayı unutturmadığınız için
her şeye karşın hayatınızın ve geçen ömürlerinizin hesabını tutmadan mücadeleyi sürdürdüğünüz için

Pazartesi, Eylül 07, 2009

yeni bir ask mi ne

tabi ki pıtırcıgım yerini tutamaz
ama evde dolaşmaya başladı bile
1-3 ağustos gibi kadınlar denizine yüzmeye giderken yaralı bir şekilde yoluma atılmıştı. bir kaç günlük yarası vardı, ayağında, halsizdi baya. ordaki eczane filan, ilaçlar alıp ilgilendim, vahşiydi zaten, sokak kedisi gibiydi. koli aldım ordan eve getirdim sonra, ben denizdeyken ilgilenen olmamış, dönüşte balkona koyup sonra bahçede bakmak için aldım koliyle getirdim. hemen avkalanmasın, sorunu ne biraz belli olsun diye vete de götürmedim, kendi tıbbi bilgilerimle idare ettim işte, dob,şkonun tedavisinden kalan antibiyotikleri kullandım, biraz daha aldım, bacağında yara vardı ısırıkmı ne. düzeliyordu biraz biraz, bahçeye çıkarırım diye düşündüm, bir iki indirdim filan
sonraki gün ben evde yokken aşağıya uçmuş, 3. kat balkonundan işte
biri gelip dışarı mı bıraktı diye düşündüm. sonra aşağıda bazen yemek verdiğim karakızla yavrularının yanında buldum, ayağı gene kötüce olmuş. tam sokağa bırakılacakken kaldı gene balkonda, yalnız doğasını göstermeye başladı. onla ilgili okumuştum önceden, sonra oralarda babası olduğunu düşündüğüm kedinin de fotolarını çektim
amerikan kedisi, dünyadaki en zeki kedilerden sayılıyor, kiliseden arkadaşlarla konuşurken felix dedilerdi, ewet, felix
öğrenciler onun animasyonlarını getirmişlerdi, ekranda dolaşırdı filan.
o animasyonu kediyi gerçekten tanıyan birilerinin hazırladığını düşünüyorum.
bütün kediler meraklıdır bu "tuhaf meraklı"
tabiki kendi doğal ortamındaki performansı yok ama genede, evde dolaşırken kafasını taktığını bi yokluyor, gerekli bişeymi diye sanırım
duvar saati artık yerde duruyor, arada yelkovanları kontrol ediliyor filan
terlikler, filan kontrol edildi, evdeki kalan eşyaları da elden geçirecez sanırım,
fazlalıkları atacaz gene
normallerin katlanamayacağı bir huyu var
yatağımı elimden aldı
nasıl sokağa atacağımı düşünmeye başladım
nasıl yanımda dolaştırırım filan diye
işte şimdilik evde dolanıyor
kulakları diğer kedilere göre daha kocaman vaşak gibi
o nedenle, önceleri ona hiç isim vermedim, kedicik dedim geçtim, evde kalmasını istemiyordum ya, ondan, sonra ona "eşigulak" dedim, ekşikulak otu vardır. ben onu çocukken çok severdim
ordan,
filinta gibi birşey, 1-1,5 yaşlarında
sürer belki..