gerçekten 20 yıla yakın bir süre geçirdiğim zamana ve yaptığım işlere bakınca kendime şaşırıyorum.
bir süredir, yaptığım tezleri picasa sayfama yüklüyordum.
sonra yüksek lisans öğrencim ayşegülün tezini de yükledim. danışmanı olmuştum.
iki öğrencim daha vardı seyhan ve muhammed ali, ancak onların tezleri bende yok.
tez hocası seçmek ve kendini kabullendirmek zordur.
ben tezimi yazarken sorunlar yaşamıştım. bazen hocalarımla bazen kaynaklarla ilgili.
umur hoca birlikte yüksek lisans tezimi yapmıştık, danışmanımdı. bazen okulda yardımcı olurken, bazen, eve gelip çalışmalarımla ilgilenmişti.
daktilo ile yazıyordum o zaman, ne zordu, tam sayfanın sonuna gelince bir bozulma olunca,
hadiii yeniden aynı sayfayı yaz bakalım.
adem gençle çalışmamız çok zordu.
beni doktoraya o seçmişti ve tez hocam olacağını söylemişti sınav sırasında.
ingilizce sınavında baya iyi not almıştım. o sırada ders aşamasında aynı sınıfta olduğumuz aylin bile, 5 yıl amerikada öğrenim için kalmıştı ve benden daha düşük ingilizce puanı almıştı.
çeviri yorum ve iyi dilbilgisi gerektiriyordu. tabi ki onun bildiği kelime sayısı benden daha çokmuştur, ama, sözlük kullanıp çeviri yapılırken çeviri yaptığın dile hakim olmak önemli oluyor.
nesrin, aylin, ben 3 kişi alınmıştık doktoraya, dersleri sürdürmek bile zordu.
buca eğitimden beni derslere göndermek istememişlerdi. o sıralarda benle çok uğraşan bölüm başkanı yaşar sami gökgöz, rektörlükten doktora derslerine gitme izini alınca ve tez aşamasında özellikle, çarşamba günleri hocamla tez çalışmasına gidebileceğimle ilgili rektörlük izni sonucunda zorlukla kabullenmişti. benim işlerimi aksatacağımı verilen emirleri yerine getiremeyeceğimi söyleyip duruyordu. bir kaç kez bağıra çağıra çok kötü kavga etmiştik. bizlere el altından oğlunun natoda çalıştığını söyleyip korkutup sindirmeye çalışırdı, ve bazen de yanına elinde şişkin ajandalarla gelen bazı sivillerin kendisine öğrenciler ve personelle ilgili şeyler sorduklarını, istese sicillerine işleyip işlerinden edebileceğini filan.
ne kötü zamanlardı. çok kişiye de zarar vermişti zaten. birisi atanur doğandır. birlikte heykel yapıp çocuk parasını isteyince, sivillere şikayet etmiş, okulundan dersten terörist zanlısı gibi çıkarılmıştı, olay olmuştu.
adem bey yurt dışında olduğundan tez çalışmasına fevzi saydam ile başlamıştık, sonra adem hoca gelince ona geçmiştim. zaten baştan öyle konuşulmuştu.
adem bey iyi bir sanatçıydı ama yapısı gereği çok zor biriydi. bazen kordon da levantura filan çalışmalarımı getirmemi söylerdi. bir keresinde ufuk semercioğlu ile mustafa toprak da vardı ve çok şaşırmışlardı. ufuk hanım fransa da böyle şeylerin olabileceğini söylerdi, ama türkiye de şaşırtıcıydı. genellikle onun fakültedeki odasında çalışırdık.
bazen çok iyi çalışmalarımız oluyordu, ama bazen korkunç zamanlardı.
habire tezimi uzattırıyordu.
ben onla tezi verme süremi konuşmaya gitmeden önce yanına birileri gitmiş oluyordu, ve iyi tezin uzun zamanda yapılması, çok araştırma yapılması, çok kaynak gibi şeyler konuşuldu mu, hadi benim teze gene yeni şeyler ekleniyordu. gereksiz yere çok uzatılmıştı. zaten bir de yaptığım işler ve savunması vardı. doktora düzeyinde sanatta yeterlik diye geçiyordu çünkü.
neyse işte
ben yard. doç olduğumda, lisansta öğrenciyken bazen sabahları birlikte çay içip simit yediğimiz ayşegül cesaret etti benim öğrencim olmak istedi. hastanede çalışıyordu, nöbetten çıkıp erkenden okula gelirdi.
başka hocalarla yapamayacağı tez konusu vardı kafasında. marksizmle ilgileniyordu ve onla sanat bağlantılı bir tez yapmayı düşündüğünü söylemişti. konuyu tartışmıştık
neler yapabilir, nasıl araştırabilir diye
epey tartıştık, tezini yaparken bazı akşamları bana kalmaya gelirdi, birlikte yemeğimizi yiyip içkilerimizi içerken, müziğimizi dinlerken
çeşitli şeylerden, tez konusundan tartışır, hazırladıkları üzerine kurgular planlar yapardık
neler yapabileceğinden, neleri kapsayabileceğinden filan
güzeldi
bir kere ben eczanedeyken polislerce yakapaça okulun önünden gözaltına alınıp polis arabasına atılan (ben akrabası olan diğer barışın annesi medineye haber vermiştim de ilgilenmişlerdi çocukla) uzun boylu barış bizimle yemeğe gelmişti. o da öğrenciyken başı beladan kurtulmazdı ki, bir kere internet kafeden çıkarken faşistler dövmüş, yaraları vardı, yüzü gözü morlukları vardı, çok üzülmüştüm ve onu yemeğe davet etmiştim. o sırada ayşegül de gelince üçümüz geç saatlere dek yemekler yeyip, müzik dinleyip içki içmiştik. güzel bir akşamdı. zor gülüyordu, yaraları morlukları acıyormuş diye ama, giderken ve sonraları bütün acısının geçtiğini söylemişti.
o dramatik olay beni hala gülümsetiyor. o da o dayak yemiş haliyle bile hiç aciz değildi.
ayşegül bir kere muhammet ali ile yemeğe gelmişti. gitmişlerdi sonra.
muhammet ali, jean paul sartre tutkunuydu. onla ilgili tez yapmak istiyordu. ayşegülün arkadaşı olduğu için benim öğrencim olmuştu. onla okuldaki odamda çalışmıştık. biriki kere orhan hançerlioğlunun felsefe ansiklopedisinden yararlanmak için gelmişti. kapıdan alıp gitmişti. bir kere ben karşı komşuların kullanmadıkları kalorifer yakıtlarını alırken o kenarda ansiklopedilere bakıp, gerekli olanları ayırmıştı. başka eve gelmedi, okulda çalıştık.
yaptığı çalışmalar üzerinde tartışıyorduk. istediği bir konu olmasından dolayı mutluydu çok.
bazen sevgilisi olan kıbrıslı bir kızla birlikte gelirdi. elvan dı sanırım adı. çalışmalarını hazırlıyor ve üzerinde tartışıyorduk.
bir kere yanında kağıt üzerinde bir resim getirmişti, üzerinde konuşmak için, yeni başlayan biriyle ilgiliymiş filan diye, ama sanırım konu söylediğinden başkaydı.
o da tezini keyifle sürdürmüştü. bitirmişti.
tezinin bir kopyası bende yok.
seyhan vardı sonra, çok herşeyi kendine sorun eden bir yapısı vardı ama iyiniyetli biriydi.
eğitimle ilgili tez yapmak istemişti, ben ona geleneksel eğitim yaklaşımlarını kendimle bağlantılı göremediğimi çok yararlı olamayacağımı, ama, aktif öğrenme ile ilgili araştırma ve çalışma yaparsa birlikte konuyu araştırabileceğimizi söylemiştim. o aralar, kamile hanımla mustafa bey kemal bey benim çalışma yapıma bakıp yorum yapmışlardı. bilmeden aktif öğrenme sürecini gerçekleştirdiğimi söylemişlerdi. seyhana benle çalışmayı düşünüyorsa bu araştırmayı ya da başka konularda kendisine yararlı olabilecek başka bir hoca ile çalışmasını önermiştim.
o biraz araştırma yapıp gelmişti. eğitim bilimlerinden aktif öğrenmeci hocalardan yararlanmıştı epey. özellikle yaşar yavuz hocayla iletişimi olmuştu. konularını hazırladıkça üzerinde tartışıyorduk. iyi bir çalışma olmuştu ama, eğitimdeki hocaların statükosu yüzünden biraz tartışmamız olmuştu. onlar daha kalıpçıydı. ben işin özgürlükçü yanıyla ilgiliydim. sınav sırasında tezin kabul edilmesi için onların istediği olmuştu tabii.
tezini verince ikindin şarap içmiştik bende imam barış çam da bize katılmıştı, sonra onlar gitmişlerdi.
başka gelmek isteyen birkaç kişi, tez konuları yüzünden ve tez sonrası okulda kalma amaçları nedeniyle başka hocaların öğrencisi olmayı tercih etmişlerdi. benim öyle bir durumum ve konumum yoktu ne yazıkki
bir de ufuk adında bir öğrenciyi anımsıyorum. aftan yararlanıp gelmişti. demir ali selamet hocanın öğrencisiydi, ben onların atölyeye çok gidiyordum o zamanlar, o zamandan tanışıyorduk.
demir ali beyle tamamlayamadığı tezini mehmet fırıncı ile tamamlamak istemişmiş, olmamışmış,
tezi tamamlayamamışmış.
bir kaç gelip gitmişti, konuşmuştuk eşinden okulundan filan,
bana tez konusunu göstermişti, ona demir ali hocanın hatırı için öğrenci olarak kabul edebileceğimi yalnız tez konusunu benim yaklaşımlarımla ilgili olarak seçerse yardımcı olabileceğimi söylemiştim.
yıllar önce bitiremediği tezi getirip bana o yazdıklarıyla geçirmemi istediğini, sınavda kendini aftan yararlanıp geldiği için geçirecek hocaları bulacağını söylemişti.
yalnız konu, tamamen benden uzak bir konuydu diye anımsıyorum. demirali beyle fırıncı baskı resimcilerdi, konu onlarla ilgiliydi. benle hiç uzmanlık vs alakası yoktu. onla epey tartışmıştım bunu. bana ısrarla o tezi alıp üstlenmemi söylüyordu. yani benle hiç ilgisi yoktu, nasıl üstlenirdim ki. benim çalışmalarımla da alakasızdı. benim önerdiklerim üzerine düşünmeye bile gerek duymuyordu. o eskiden yaptığını geçirmek istiyordu. ve benim neden kendimle, çalışmalarımla bağlantısı olmayan bir işi üstlenemeyeceğimi anlamıyordu, anlamak istemiyordu. ona konusuyla ilgili hocalara gitmesini öneriyordum. sonra gitti ama benim ona yardımcı olmadığım için yerimi haketmediğimi, vs vs imalar ederek.
kendisine en iyi yardımın, konuyla ilgili tartışmaları ilgili kişilerle, güvendiği hocalarla yapmasının olduğunu anlamamıştı. yıllar önce yapıp bitiremediği bir tezi üstünde durmadan geçip gitmeyi yeterli görüyordu. olamayacak bir şeydi tabi. ben kendim anlamadığım benle alakasız bir şeyi nasıl savunurdum ki. kim savunurdu yani, nasıl savunurdu. neyse
işte tez çalışmaları çeşitli zorluklarla doludur.
ben kendime, bu çalışmalar sırasında bir sürü sorunlara ve hastalıklara karşın, engellemelere karşın
nasıl yapabilmişim diye şaşırıyorum.
hayret
Cumartesi, Aralık 12, 2009
Çarşamba, Aralık 09, 2009
news
yeni fotoğraf makinesi ve taşınabilir hard disk aldım.
eski fotğraf makinamın çekimleri özellikle geceleri iyi olmuyordu artık.
sanyo vpc- e870 alışmaya çalışıyorum.
taşınabilir hard disk de gerekliydi. eski black book um büyüktü.
felixos artık sokaklarda, eve gelip yemeğini yiyor, sobanın yanında yatıyor
dinlenince dışarı koşuyor. birsürü kedi arkadaşı var. böyle daha iyi, evde hapis olmuyor.
3g internete alışmaya çalışıyorum. süresini ayarlama konusunda özellikle
eski fotğraf makinamın çekimleri özellikle geceleri iyi olmuyordu artık.
sanyo vpc- e870 alışmaya çalışıyorum.
taşınabilir hard disk de gerekliydi. eski black book um büyüktü.
felixos artık sokaklarda, eve gelip yemeğini yiyor, sobanın yanında yatıyor
dinlenince dışarı koşuyor. birsürü kedi arkadaşı var. böyle daha iyi, evde hapis olmuyor.
3g internete alışmaya çalışıyorum. süresini ayarlama konusunda özellikle