Çarşamba, Ekim 08, 2008

eski bir günce;"hill sokağı kabusu" gibi bir şey peşinde olanlar var

her zaman rahatsız edici davranışlarla karşılaşma olasılığımız oluyor
bunların bazıları varlığımızdan rahatsız olarak yapıyor bunu
bazıları da farkına varmadan, yaşadıkları toplumdan edindikleri genel karakter nedeniyle
bir takım kişiler, istemleri doğrultusunda kişiler bulabiliyorlar, alt yapısı hazır olan çok kişi var
çünkü toplumun genel yapısı zaten kendi kendine yetemeyen kişilerden oluşuyor, başkalarını çok rahat hedef haline getirmeyi kendilerine sindirebiliyorlar
kuşadasında kanarya sokakta "sun hill otel" sorunu yaratılıyor bir süredir.
benim çevreyle pek ilgim yok ama komşulardan duyuyoruz bazen
geçen yıl arabalarını nehirlerin kapısının önüne koydukları için kavga etmişlerdi, nehirin annesi motorunu çıkarıp çocuğunu hastaneye götürememiş diye, hatta otel sahibi kıza -adının arzu olduğu söylendi- bir tokat atmış. mahallede bağırış çağırışlar olmuştu
ben yolun o tarafındaki dairedeydim o zaman, balkonda medineyle annem salça yapıyorlardı
ben kavgayı duyunca sakinleştirmeye ayırmaya çalışmıştım, balkondan seslenip
bir süredir beni kuşadasından burdaki evden taşındırmaya yönelik el altından rahatsız edici davranışlar seziyorum. çeşitli yerlerde bilinçli yapılan can sıkıcı, tacizkar davranışlarla karşılaşıyorum
insan içine çıkmadan, izole edilerek, fazla kişiyle diyaloğum olmadan kolay denetim altında tutularak / tecrit/ az paralı, hatta muhtaç edilerek yaşamaya yönelten bir davranışlar silsilesi.
belli türkiyeden gittiğim zaman özlenecek bir şey bırakmamak için yapıyorlar
bu yıl da bir kaç aydanberi, bu davranışlarla bağlantılı olduğunu düşündüğüm "sun hill otel" olayı yaşatılıyoruz. babalarının adı yılmazmış, annelerinin adı mukaddesmiş, bir erkek kardeşleri daha varmış, geçen yıl birilerinden kaçıp saklandığıyla ilgili birşeyler söylenmişti,
bir ara fotoğraflarını çekip picasa sayfama koymuştum, evin garajına arabamı koyduğumda, garajdan çıkamayacak şekilde arabalar konuyordu, sahiplerini ara bul tabii
ve çevrede araba konulabilecek yerler var, yani çok zor ve acil koşullarda yapılmıyor bu
sun hill oteldekilerde olur olmaz zamanlarda arabalarını benim garajı kapatacak şekilde koyuyorlardı, arabayı 30 cm aşağı doğru koysalar ben çıkma sorunu yaşamayacağım, kaç kere söyledim, otele gelip onları çağırmamı söylüyorlardı
bir ik kere perihan ile çağırdıkdı, kadınlar denizine gittiğim bir günde, perihanda misafir bir bayanla çocuklarıyla orda denize giriyordu, birlikte döndük
başka konulacak yer olduğu halde garajı kapatmışlar, perihan çağırıp arabasını çektirmişti
kızla konuştum, bir iki kere,
konuşma sırasında belediye başkan yardımcılarından birinin babasının arkadaşı olduğunu ve sokağı babasının toprak halden taş döşettirdiğini söyledi vs, ( sonradan ahmet abi o yolu denizlililer derneği başkanı bahadır beyin başkanyardımcılığı sırasında taşları ona söyleyip bizzat ilgilenip kendisinin döşettiğini söyledi) istese yolu trafiğe kapattırabilecekmiş, müşterileri oluyormuş vsona yolun trafiğe kapanacak bir yol olmadığını, çok fazla araba konacak yer olduğunu, arabalarını da oralara koyabileceklerini söyledim. hatta bizim evin önünde bile biraz aşağıya, 30 cm kadar filan koysalar benim için sorun oluşturmayacaklarını söyledim. ve otele çağırmaya gitmek istemediğimi, böyle bir mecburiyetim de yok zaten. sanırım bilinçli yaptıkları birşeydi, yapmaya devam ettiler.
bir gün evde iş yaparken trafik polislerini gördüm, ötelin önünde durdular, gittim, çevre kalabalıktı, kız da ordaydı, orda polislere bunlardan şikayetçi olduğumu ve arabalarını sürekli bu şekilde arabamı garajdan çıkamayacak halde koyduklarını söyledim. arabayı kötü bir şekilde koymuşlardı gene, polisler arabayı almasını söylediler, kız güldü filan
ben de "edepsiz edepsiz gülüyorbir de" diye sylenmeye başladım, kız saçmasapan söylemeye başladı, bağırıştık, alıp arabasını başka yere koymasını söyledim. polislerde arabasını ordan almasını yoksa ceza vereceklerini söylediler, "bizim işimiz var" deyip gittiler.
kız söyleniyordu bir yandan, otelin önünde bir arabaya tır çarpmışmışta, kapalı bir kamyoneti tır zannetmiş herhalde, her zaman mı tır dolaşıyor kanarya sokakta
sonra biraz daha başka arabalar tarafından taciz edildim, bazı kişiler inatla arabayı garajın tam önüne değil bu sefer de tam karşıya manevrayı engelleyecek şekilde koydular, fotoğrafları bir süre sergiledim kaldırdım sonra
geçen pazar annemle pitoşla izmirden geldik, evde birşey yoktu ama ertesi gün alalım deyip evden getirdiklerimizle idare ettik. ertesi gün akşamüstü bime gittik, kipaya filan gidelim dedik ama, sonrada çok para harcarız diye gitmedik.
bimden gelirken yolun sağ tarafına doğru meyilli geliyoruz, arkamızdan arabaları gelip ilerde durdu, orta yaşlı bir kadın indi, biz biraz annemle önlü arkalı durup geçerken kız arabasının kapısını açtı, benim bim torbama çarpmışmı ne.
arkamızdan "kadın elindeki torbayı kapıya çarptı" diye söyleniyordu, dönüp baktım, kapıyı neden tam ben ordan geçerken açtığını sordum, laf dalaşı başladı, yani ayıp ettiklerini, daha önce arabamın önünü kapatarak şimdi de böyle davranarak yaptıklarının yakışıksız olduğunu söyledim. kız saçmalamaya başlamıştı zaten, bana "senin yatağındaki yorganını alırım" dedi. ben de "düzeyli konuş" dedim, "benim yatağımdan yorganımdan sana ne" babası filan sendeleyip saçmalamaya başladı, bağırışıyoruz tabi. kızına hakaret ediyormuşum vs, bir ara niye kızına "kadın" demişim lafı yapılıyordu, "ben bilmiyorum" dedim, kız mı kadın mı, elimdeki torbanın birini kaldırdım omuzuma kadar, nasıl patlatabileceğimi düşünüyordum bir yandan bağırışırken, ahmet abiyle medine geldiler, annemle adamın karısıymış, birşeyler söyleniyor, kız başladı anasının babasının ölüsünü öpeymiş kapıyı beni görmeden açmışmış, niye bana laf atıp taciz ediyor o zaman.
sonra biz eve doğru geldik,
adam ahmet abiye sarılmış, arabasını koyabileceğini, komşusunun isterse onu otelden çağırınca gelip arabasını çekeceğini söylüyordu. ahmet abiyi de taciz ediyordu o sıra, ben, benim arabamın çıkışını önleyecek şekilde koymamalarını ve otellerine gitmek istemediğimi söyledim, kız gelip babasını çekip gitti, annesi kadın gelip benle konuşmak istedi, medineyle nazife abla da orada, kadına benden ne istediklerini sordum, kapılarının önüne araba koymuyorum, neden sorun yaratmak için uğraşıyorlar diye, kız otelin kapısından bağırdı polis çağıracakmış diye, "polis yetmez asker de çağır" diye bağırdım. yine birşeyler dediler, "siz olay mı çıkarmak istiyorsunuz lan" diye bağırdım, "çıkaralım o zaman" anneleri sağ el bileğimi yakalamış, beni kendisini dinlememi, hanım olmamı vs birşeyler diyordu, kadının elini tutup bileğinden ittim, "dokunmadan konuş" diye, kadın bozuldu, nazife ablalara kızının annesinin ölüsünü öpme yemini ettiğini, kapıyı görmeden açtığını söylediğini. ben de "bak öptürür allah" dedim, kadının beti benzi atıp gitti, "bunlarla uğraşılmaz diye diye" daha önce kız beni allaha havale ettiğini, allahın beni görüp bilmesini istediğini gibi birşeyler demişti de ben de "allah beni biliyor" zaten demiştim
yani kapıyı görmeden bilmeden açtıysa, nezaketi varsa, pardon der geçer, yada susar, arkamızdan niye sataşılıyor,
karşıdaki apartmandan 4. katta oturan havva hanımın üvey kayınvalidesi arap kadın görmüş olayı, 3. kattaki evinin balkonunda oturuyormuşmuş, bize bakıyormuşmuş, ahmet abi ona da sormuş olayı, biz geçerken kapıyı açıp, arkamızdan laf ettiklerini söylemiş
akşam dudu hanım, ahmet abi, nazife abla, medine geldiler, konuşuldu
daha önce otel yapılırken ahmet abi geçerli bir nedenle, yaz sezonu içinde gece gündüz inşaat sesinden rahatsız olunuyor, öbür yaza olacağı için yaz sezonu yapılmayabileceği bilgisiyle inşaatı kapattırmışmış, bir kere kadın onların bahçesinde yanlarında otururken, çocuklarının üniversiteyi kazandıklarını söylemiş, tam o sırada kepçe işçisi genç gelmiş, kadının oğlunun arkadaşıymış aynı zamanda, kadına çocuklarının üniversiteyi kazanamadığı için çok üzüldüğünü filan söylemiş,
bu yıl para kazanmış otel, sanırım sayemizde çok gelen gidenleri oldu
bir de kadın benim arabamın yolda bir yerlere giderken önünün kesilip vs bana birşey mi sordurulacakmış ne birşeyler söylemiş, ben duymamışım onu.
"iyi söylediniz" dedim, "arabama provakasyon yapılırsa sorumluları belli olur, ilişkileri filan" diye
ahmet abiyle resimleri kitapları filan konuştuk, ona guernica resminin yapılış hikayesini yazan dergi yazılarını getirmiştim, kenan evrenin "guernica" resmini görünce "bunu bende yaparım" deyişini, bu düzeysizliğe değindik, ve sonradan düşündüm, aslında o şahıs gerçekten, o guernica'ya konu olan olayları yaptı, tc 12 eylül dramı, guernicaya konu olan olaylarla benzeşiyor

/bir kaç yıl önceki bir günce bu, eski güncelerimi de açığa çıkaracağım bir bir/16 apr. 2010

Salı, Ekim 07, 2008

"lunapark" lar

yaşadığımız çeşitli senaryolar içinde, lunapark senaryoları olduğunu da düşünüyorum.
enverle, annem ve ablamlarla, vesileyle, fuardaki düğün, kutlama ve sergilerde öğrencilerle bulunduğumuz bazı zamanlara ilişkin.
enverle olan senaryolarda, giderek benimle birlikteyken onun küçük düşürüldüğü bir şeyler oluyordu. bazı kişilerin yanında ise kendini güçlü hissedeceği şeyler sanırım, davranışlarından öyle açığa çıkıyor. kişilik yapısı olarak da direnecek gücü yoktu.
sanırım beni götürmesi gereken yerler ona söyleniyordu, orada ona bazı şeyler söyleniyordu filan, bir yerlere gidiyordu,wc vs, telefon konuşmaları oluyordu, karşılaştığı bilmem nerelerden tanıştığı bazı kişilerle konuşuyordu vs
vesile de de benzer durumlar oluyordu.
fuarda çeşitli şeyler anımsıyorum. enverle onun fotoğraf çekmesi için gittiğimiz zamanlar oluyordu. fuar içindeki trene binip gezmiştik, yürüyüş parkurunda yürüyüp, banklara oturup dinlenmiştik bazen, fuardaki çeşitli ülkelerin pavyonlarını dolaşıyorduk
bazen fuardaki gazinolardaki şarkıcıların haberlerini yapıyordu, başka gazetecilerle de konuşup görüşüp, bazen birlikte haberler yapıyorlardı
ilk çalışmaya başladığı zamanlarda şarkıcı "küçük emrah"la ilgili haberlerini ve "bülent ersoy"un sahnesine gittiklerini anımsıyorum. bülent ersoy sahnede şarkı söylerken gelen gazeteci gurubu görünce, "reyhaaaaaannnn" diye bağırdığını anımsıyorum, sürpriz olmuştu.
gazeteci reyhan vardı o zaman arkadaşlarından, sonra gazetecilikten ayrılıp celal adındaki bir arkadaşlarıyla filan evlenip çocuğu olmuştu, sonra da boşandıklarını duymuştum
ayrılmamıza yakın zamanlarda bir kere lunaparka gidişimizi anımsıyorum.
çekimler yapıyordu bir yandan, birileriyle konuşuyordu
benimle çarpışan arabalara binmek istedi, ısrar etti
bir süre sonra bizim araç ortada kaldı, diğerleri hareket ediyordu, düğmelere basıp ayağını pedala basması gerekiyormuş, yaptığını söylüyordu, araç gitmiyordu
ben hamle edip ayağımla basıp, düğmeye basmaya çalıştım araç hareket eder gibi olunca, elektrik kaçağı vs olabileceğiyle ilgili uyarıp bağırdılar; enver durmamı, bize bir zarar vermeye kalkabileceklerini filan söylüyordu, biri gelip enveri indirdi, bende inmeye kalkarken birşey oldu durdurdular beni, "kaçak" varmış diye, orda çalışanlardan biri gelip oturup birşeyler yaptı, araç yürüdü, bir ara bütün araçlar durdu gibi birşey anımsıyorum, o sırada ve sonradan o düğmeye enverin de basıp yürütebileceğiyle ilgili söylendiğimi anımsıyorum. enver kıyıda birileriyle konuşuyordu, bir ara kalabalık arasında kayboldulardı, ben araçları durdurmalarını inmek istediğimi söyleyip seslendim,
yanımdaki kişi, süre dolmadan araçların durmayacağını söylüyordu, indikten sonra enver bozuktu baya. birilerinin ona sert konuştuklarını duymuştum bir ara, yüzü bir tuhaftı. bir süre zor kendine geldi sanırım. bende kızmıştım, yine de ordakilere araçlar hareket ederken bizle ilgilendikleri için teşekkür edip ayrılmıştık.
sanırım özel kurguladıkları senaryolardan biriydi
aslında çevremdeki kişilere filan uzaktan bakınca anladığım şey; çok komplex ve örgütlü, herkese her yere uzanan, fiziksel ve psikolojik olarak adi, ucuz ve insaniyetsizlikler yapan, herkese de yaptırmak için çaba harcayan "özel" bir yapılanmanın etkileriyle karşılaştığımızı farkediyorum.
çünkü karşılaştığım bir sürü benzer şeyde, demokrat, insan, aydın kalmak isteyen insanlarda bile ahlak erozyonu yaptıran şeyler algılıyorum. kişilerin çevresini alıp, yalnız bırakıp, kendileriyle ilişkili kişilere yanaştırıp, düşürüldükleri ekonomik vs sorunlarda, maddi, iş, sağlık vs sorunlar içine iterek, sonrada onlara çıkış yolları sunarak yapıyorlardı bunları.
ve kendilerine uymayan kişilere zarar verdirme koşullarını oluşturuyorlardı,
"zaten bu halk için bir şey yapılmaz" "bak o sana yardım etmiyor, aslında yapabilir, o herşeye müstahaktır" gibi bir takım çalışmalar olduğunu düşünüyorum,
çeşitli şekillerde dirençleri zayıflatılmış kişiler, yalnız da kalınca ve çevrelerinde "goygoycu" takımı da olunca, kırılma noktaları başlıyor
bunların mesleklerinde ilerlemeleri, façalarının düzelmesi, ev bark araba yazlık vs yaşam standartlarının yükselmesi, toplumsal aktivitelerde "sorunsuz" yer alışları gözlenebilir
(aslında itaat etmekten kaynaklanan çok düşük bir durumları olmaya başlıyor, namuslu onurlu insanları hazmedemiyorlar, bu tür kişilere karşı saldırgan ve dayılanmalara kibarlıkları ve nezaketleri de yok oluyor, arpanın geldiği yere hep birlikte "salto duruşu" başlıyor, psikolojik olarak herkesin böyle oldurulması için hazırlanıyorlar. tabi her bünyeye göre farklılıklar gözlemleniyor)
çok kişide inanç ve düsünsel olarak tavır koyabilecek birikim yok zaten. olanları "benzeterek" ve çoğunluğu da güçsüz, cahil, bilgisiz, bilinçsiz bırakarak yol yapıyorlar
bir de düzeysiz bir şekilde elde edilen şeyleri sindirmeleri için çevrelerindeki elemanlarla, yaptıklarının aileleri, inançları, ırkları vs için doğru olduğu vs yerleştiriliyor.
bunlara engelleyici olanlar çok zor şeylerle karşılaşıyorlar
"toplum içinde 'toplumsalın sonu' na hoşgeldiniz"

arkası yarın.. sürecek