Cumartesi, Aralık 25, 2010

günlük ağacı-25.12.2010-sday

hz isa mesih in varlığına tanık olmak güzeldi gerçekten, dünyada güzelliği hiçbir zaman yitmeyecek bazı şeylerin olması belki de bütün kötü ve çirkinliklere dayanma gücü veren şeylerden, o gerçek bir tanrı kuzusu, bütün alemlerin sewgilisi

benim ruhani dünyaya olan sewgi saygı ve kabulüm biliniyordur artık. tanrısal alemlerde kabulleri olanları benim bu dünyadaki yetersizliklerimizle anladığımı sanıp yorumlamaya kalkmam bile söz konusu olamaz. onlara duyduğum saygı nedeniyle, inançların ruhaniyet bağlarının çirkin kötü adi aşağılık denebilecek biçimlerde yaratılana ve insanlığa yakışmayacak hallere çekilmelerine, dünyevi iktidarların çıkarları için kullanılmalarına karşı çıkarım. dünya yaşamında bizlere verilmiş olan bilincim olduğu sürece bu böyle olacak.

bütün kutsal kitapların ruhaniyet bağıyla olan ilişkileri, o muhteşem varlıkların yaşam şehadetiyle görünür. onların şehadetine girenlerin, öyle yol alanların da bu durumu aşağılık durumlara çekmeyecek kadar büyük sewgi ve saygı içinde olmaları gerekir. hiç bir ruhaniyetle bağlantılı söz/kelam/nefes te dünyanın güzelliklerine zarar verici, adi aşağılık, namussuz, tecavüzcü, haysiyetsiz, organ kaçakçısı, yurt yuva yıkıcı, şerefsiz, liyakatsız, uyuşturucu silah kaçakçılığını fuhuş ticaretini destekleyici bir ima bile görünmez.

yani çok zor bişey o bağlantılar. öyle laflarla göstermelik ibadetlerle filan kabul olmaz. ancak, anladığım kadarıyla, ibadetlerin o ruhaniyetlerin şehadetine girebilmede etkisi var. yalnız benim komşum bir kadının yaptığı gibi ibadet olursa ne denir bilmem. politik sürüklenmelerle yapılan ibadet çeşitlemelerinden diye düşünülebilir. dünyada olup biten bütün kötülüklere, uyuşturucu fuhuş ticaretlerine ses etmiyorlar da, bu sokaklarda doğmaktan başka hiçbir günahı olmayan masum kediciklere verilen yemekleri haram etmekle uğraşıyorlar. herkesin kendi evinde verdiği yemeklere hem de. onlara verilen yemek artıklarına göz koyuyorlar, dil uzatıyorlar. belediyenin kedileri sağlıklı yaşatması için sözleri diyecekleri olabilir, halk sağlığı açısından. ama bu dinci şahısların, bu yerlerde yaşamaya en az kendileri kadar yaşama hakkı olan kedilere karşı tutumu şaşırtıcı gerçekten, benim için. yan bahçedeki horozları tavukları attırdılar. köy havası oluyordu. geceleri kapalı yerlere koyma önerileri olabilirdi. vs vs

nasıl inançları oluyor bu insanların ben anlamıyorum gerçekten. bir şehadet yolcusu olduklarını söyleyip nasıl bir yandan haysiyetsizliklerle yaşam bulabiliyorlar, hiç anlamayacağım.

ruhani dünya çok farklı gerçekten. anlaması da tanımlaması da çok güç. oralardan dünyaya hediye olan ruhların dünya şehadetine sahip çıkan yolcularına çok iş düşüyor.

günlük yazacaktım sözde, kaldı gitti. yarın yazarım artık.

Salı, Aralık 21, 2010

julian assange'

2005 te ingiltere'demiydin sende
trafalgar meydanında gezinip, müzelerde dolaşmışmıydın
bir gurup arkadaşınla, çevre ne kadar kalabalıktı
'pet' azizliğine uğramışlardan birisi
....
hangi tarihlerde oralarda bulunmuş olup olmaman zerre kadar önemli değil aslında
wikileaks'la geçirdiğiniz süreçle yaptıklarınızı doğru buluyorum
destekçinizim
o meydanda dolaşırken aralarında kaldığım bir gurupla diyaloğumuzu anımsattınız bana, yanımdaki birine "ne kadar onlara aitmişim gibiydi"
müzenin yukarsındaki kafe de kahve içip çatıdan çevreyi incelemek de güzeldi
ben kahvemi alırken paramı vermiştim, sonradan gelenlere kalmamıştı
....
herkesin istediğini yapıp yaptırabileceği başka yaşamlara karşı sorumsuz ve duyarsız olabileceği faşizan tutumlara karşı daha çok 'wikileaks'lar gerekli aslında.
birgün yapıp yaptırılan herşeyin açıklanabileceği düşüncesi, dünyanın gidişatı açısından iyi birşey
julian assange ve arkadaşlarını cesaretlerini kutluyorum
sanki cristmas hediyesi gibiydiler bu yıl için
robotlaşan ve faşizan ideolojilerle varlık kazananları yücelten bir yapılanmaya karşı, temiz bir nefes
umarım sizlere sahip çıkabiliriz, yitirdiğimiz çok şey oldu, sizlerle birlikte yitip giderken güzel, üretken, onurlu bir yaşam sürecine tanık olma şansını yaratabiliriz belki de
sizleri destekliyorum
ingilterede st paul katedraline de gitmiştik
birkaç kere
aileden birinin sıcaklığında bir mezar vardı, başkaları, tapınak şövalyesine ait olanlar
korkmadım oralarda dolaşırken, özlemle gittiğimizde taktis olmuştum, sıraya girmiştik, tam ortada beklerken çevremde serin alev dilleri gibi bir rüzgar dolaşıp haç şeklinde taktis edip yukarlara gitmişti, rastgele değil ne yaptığının bilincinde bir dolaşım. başımla rüzgarı takip ettiğimi anımsıyorum. aşağıdan gelip kollarımla haça doladı ve başımdan yukarı
benim anlayabildiğimin dışında nasıl bir anlam taşıyordu ki
dar merdivenlerden yukarı çıkmıştık birinde
mezarların olduğu yerlerde dolaşırken korkmamıştım hiç, loştu ve dua edenler vardı
girişte mum yakılıp dua edilen yere oturmuştum her seferinde
yukardaki terastan bakınmıştık
dışarıdaki heykellerin arasında dolaşmıştık, yollar
alışverişyapmıştım, oradan bazı şeyler almıştım, o sırada bir panik olmuştu, yetişemeyeceğimi sandığım birşeyle ilgili, çevredekiler de farketmişlerdi
benimle birlikte dolaşıp bakınan gölgeler
yuhanna ile bağlantılı birşey
"melekler şehri" filmindeki gibi, kütüphane bölmelerinden bakınanlar gibi, teraslardan bakınanlar
essex de gittiğimiz kütüphane, alışveriş yapılan bir yer, deniz kabukları
oralarda çekilen filmler ve fotoğraflar nerelerdedir

reiki'

13.2.2011/ reiki/ dehliz/ mor dalgalar sonra tünel çevrei aydınlık, ilerisi karanlık görünüş, giderek aydınlandı, gümüş beyazı olup açıldı giderek, göz göründü, geniş bir aydınlık göz izliyordu. erken kalktım, ayakta o aydınlığı izledim.
6.2.2011s/ reiki bolluk bereket çalışması/ gülümseyen çocuk yüzleri arasında uyuyakalmışım. çok yorulmuştum, evdeki montaj işleriyle
30.1.2011 sunday/ gümüş mor alev çalışması// kırmızı ve turuncular, bir ara yeşil mavi mor görünüp gittiler. keskin yeşil bir kaç çizgi, yoğun olarak kırmızı ve turuncular hakim durumda; uygarlık ürünü tarlalar, köy gibi; işaret eden bir el üzerinde mor ışıltılar; göz, sürekli bakıp gözlemleyen saf temiz bir göz, dolaşıyor, hareket etmek istiyorum, gümüş beyazı gibi dalgalanmalar çevresinde fosforlu yeşil/sarı gibi; gümüş rengi işlemeli bir metal görüntü ortasında bir göz, çevreye gökyüzü gibi binlerce yıldız gibi noktacıklar gibi, açık ton üzerinde koyu mor lacivert belli bir düzende dizilmiş gibiler, durgun bir hareket, dalgalanma yok; sol yandan keskin, küçük çok parlak bir metal beyazı üçgen görünüp kayboldu.
23.1.2011-reiki/ renkler, mor dalgalanmalar, keskin yeşil renkli bir kristal göründü,
göl ırmak gibi bir yerde yıkanıp yunan arınan bir grup insan, dini bir ritüel gibiydiler, ganj gibi
bir büyük pencere, tahta, eski bir kahve ya da bekleme yeri gibi, kalabalık, çocuklar kadınlar vs, dışarıda 1-2 erkek, loş karanlık bir yerden gelecekleri/ haberleri bekliyorlar. pencerenin önünde bir kadın çocuklarıyla oturmuş dışardan bir haber bekliyor gibiydi, dışarı bakıyorlar, loş karanlık, oradan gelecek birilerini ya da haberlerini bekliyor gibiydiler. eski yıllara ait bir mekanda gibiler. geçiş yeri gibi. onları orada koruyorlar gibi, bir başka yere geçiş için bekliyorlardı. matrix gibi
yokuş bir yol çok geniş, aydınlık, iki yanda 1-2-3 katlı gibi evler, ağaçlar, balık gözü objektiften bakılıyormuş gibi
16.1.2011- ücretsiz 3.göz/ altın üçgen şifa çalışması/ kapalı yoğun bir yapıya girilme hissi, karıncalanmalar, çok ileri bir teknolojide yaşamsal elektrik mavisi bir fanus/kuvöz sezgisi, uzakta renkler, dalgalanmalar, yerinin nerde olduğu biliniyormuş, bir gemiyle ilgili bilgi/ bir yerde kalmışları alıp giderlerken görünüyorlar/ gitmek istedikleri yerlere ulaşıp ulaşmadıkları bilinmiyor, tuhaf şeyler bunlar
9.1.2011- ücretsiz kundalini şifa enerjisi çalışmasına katıldım. çok kapalı, sisli, vücut genelinde küçük karıncalanmalar oldu, sislerde büyük kurukafa gibi bir yerden girilen mağara seziliyordu, korkutucu değildi. yeraltı gibi bir yer ve atmosfer, dinlendirici bir yer gibiydi, sonlarda hafif renk ve dalgalanmalar oldu, genelde koyu ve kapalı renkler hakim
facebook daki reiki sayfasına katılımım durdu. çünkü sonraki çalışmalara katılabilmek için 150 lira ödemek gerekliymiş. özellikle şu sıralar içinde bulunduğum ekonomik sıkıntı nedeniyle katılamayacağım. 7.1.2011

mukadder caglar
Ynt: UZAKTAN ALTIN ÜÇGEN( 3. GÖZ) ŞİFA ÇALIŞMASINA KATILANLARIN HİSSETTİKLERİ
"Yanıtla #146 : 19 Aralık 2010, 22:53:11"
merhaba, 1 yıla yakın bir süredir facebook da sayfanızı paylaşıyorum ancak ilk kez bir çalışmanıza katıldım. çakralarımın kapalı olduğunu farkettim. meditasyon yaparken beni saran aydınlık eflatuna kaçan mor dalgalanmaları yakalayamadım. ama enerjiyi hissettim. hafif bir çarpıntı oldu. koyulukların arasından elektrik mavisi dalgaları farkettim. renkler tam görünmüyordu. bir ara alnımdan dalgalanmalar oldu, tepemden bir aydınlık, seçemediğim bazı figürlerin izlediği hissi oldu. göğsümden gümüş beyazı bir aydınlık, bir nehir gibi dalgalanıp geçti. bir ağaç kovuğunun içinde hareket etmeye çalışan, kendi çevresinde dönenen taze yapraklarla sarılı saf temiz canlı bir figür belirip kayboldu. seansın sonuna doğru, alnımdan altın sarısının içinde elmas gibi mor renkli dalgalanmalar oldu. rahatsızlık olmadan bir enerji hissettim ancak,
renkler ve figürler net değildi.
sanırım çalışmalara daha çok katılmalıyım. teşekkürler
__________
dün katıldığımda yalnızca kahverengi ağırllıklı renkler gördüm, önce koyu sonra daha açık tonlarda . bir ara mor silüet olan uzanmış bir figürün çevresinde altın sarısı dolaşım olmuştu.
20.12.2010 20.00
_____________
yıllardır yoga ve meditasyonla ilgileniyorum, reiki ile ilgili de bakınmıştım
bu tür çalışmalarda ilk devreleri doğal olarak geçiyorum sanırım hep, bir iletişimim oluyor.
çakralar açık olunca renkler aydınlık ve dalgalanmalar tamir edici oluyor
genelde bütün renklerle karşılaştım ancak benim genel rengim eflatun denebilecek aydınlık bir mor oluyor
reiki deneyimlerimi burdan paylaşmayı düşünüyorum,
o karşılaştığım figür, biraz peter pan, robin hood, hermes gibiydi, ve çok temizdi, saf, güzel, duru orman perisi gibi, göründü ve kayboldu, başında çevresinde filan yeşil yapraklar vardı
bedenimin içindeki ruh gibi, ağaç kovuğu gibi bir şeyin içinde döneniyordu
kendimle mi karşılaştım diye düşünüyorum
mari antonyet'in ruhumu bedenimle karşılaştırması, onu göstertmesi gibi bir şeydi belki de