Pazartesi, Haziran 30, 2008

trafik ihlallerini sergiliyorum

trafikle ilgili konularda zaman zaman ihlaller yaşıyorum, bunların bazıları farkına varmadan sorumsuzlukla yapılırken, bazıları bile bile kasıtlı yapılıyor,
bu ihlalleri de fotoğraflayabildiklerimi sergilemeye başladım.
özellikle otopark girişiyle ilgili çok oluyor, çoğu sanırım kasıtlı oluyor ben bir şey söyleyince bazı kişiler de ellerinde telefonları bir yerlere konuşmalara, mesajlara başlıyorlar,
herhalde diyalog kuruyor, konuşuyor diye algılıyorlar, başka türlü kendilerine bakan olmayacak belli
fotografları picasaya koyuyorum, bu konuyla ilgili notları gerekirse buraya yazarım

sürecek

fethiyedeki "tekderliler" buluşması izlenimleri

http://www.tekderliler.org/
bu yılki toplantılarına ben de katılma şansına eriştim.
beni de bir tekder sempatizanı olarak kabul ettiler. eski arkadaşımız ilhan bozkurtun çalıştığı otelde olacaktı toplantı, telefonda resepsiyondan bengü çok sıcak bir şekilde yardımcı olmaya çalıştı, hatta hazırlanıp tam ewden çıkmadan önce son bir kez arayıp, kedimle geleceğim için odamı başkasıyla paylaşmak istemediğimi, ona göre yola çıkacağımı söyledim. bana ayrı bir oda ayarlayabileceklerini söyledi, ve yandaki area otelde kaldık biz.
balkondan biraz deniz görünüyordu ve, biraz karşıdaki öğretmenevi balkonlarının görüntüsü hoşuma gitmese de denize bakmaktan ve dalgaların sesini duymaktan çok etkileri olmadı.
eski günleri, mücadelelerini, hep genç kalan arkadaşlarını ve sonra kendi büyüme yaşlanma süreçlerini gösterdikleri bir slayt gösterileri oldu. konuştular. ağlaştılar bazen
fotoğraflar çektik hep
yemekte yalnız başıma bir masaya oturmuştum, ve cesaretli bir umutla yemek arkadaşlığı, kapitalistlerin alım satım ilişkileri üzerinde konuşurken, masamıza bir grup geldi.
doğal olarak katılımcıların büyük çoğunluğu gürültücüydü
ben de konuşmalarına katıldım, hatta tartışmalara maydanoz oluyorum diye canları sıkılırsa diye, onların bizim masamıza geldiklerini söylemeyi ihmal etmedim.
maydanozun yararlı bir bitki olduğunu söylediler. nezaketle
geç saatlere kadar değişimlerle tartışmalar, konuşmalar, birbirlerini hatırlamalar sürdü.
ebru üzerine çalışmalar yapan bir arkadaşla tanıştık, hollandadaki yaşamından ve işlerinden örnekler gösterdi, herşeyi telefona benzer bir cihazda kayıtlıydı. nette cet yapmaktan, fotoğraf film çekmeye kadar birsürü işlevi vardı
mülteci olanlar vardı, bir ara ordan yola çıkıp, modern ortaçağla ilgili, umberto ecoyu, gülün adını, ikonlaşmayı konuştuk
mülteci olanlar başlarda çok zorluklar çekmişler ama sonradan çok iyi görünüyorlardı
"keşke ben de dışarda mülteci olsaydım" dedim, onlar dışarda biz bazılarımız içerde mülteci olmuştuk nasılsa
onların havaları kalanların formatından farklıydı
bir ara eğlenceler oldu, otelin yan bahçesindeki düğünün sesi biraz rahatsız etsede,
bir arkadaş çocuğunun sazlı sözlü dinletisi çok güzeldi, hatta ilerleyen saatlerde, gitar çalıp söyleniyordu, ben bir küçük birayla sarhoş kafalara uyamayacağımı söyleyip kalktım, birçoğu feci şekilde rakı içiyordu
arada kalkıp oynuyorlardı
geç gelen arkadaşlarla tanışma hatırlama faslında, beni de makina ressamlığındandı diye yutturup tanımadığı için terlettiklerimiz oldu. bazıları kimin eşi olduğumu sordu, kimsenin eşi olmadığımı tekderliler dostu olarak orada bulunduğumu söyledim
sonuçta ayrılırken beni "tekder sempatizanı" olarak kabullenmişlerdi
çocuklarıyla ilgililerdi çoğu, benim kedimle ilgilendiğim gibi tabi
çocuklarda çokça umutlar denizler vardı
gece odama çıkmadan biraz denizi dalgaları dinledim
sabah 6 suları uzaktan gelen uğultulu seslerle uyandım, dalgalar vardı
kalkıp biraz deniz kenarında dalgaların sesini ve köpüklerini izledim, fotoğraflar çektim, bir kaç tekne vardı, birkaç yüzen, yürüyüş yapanlar, bahçe bakımı yapanlar, resepsiyondaki bir arkadaş, kendine yabancı kültürden bir hayat arkadaşı bulma hayalinden bahsetti, sabah sabah onla biraz kola içtim
sonra yukarda uyuyup kalmışım, kahvaltıyı kaçırmışım, ama ilhan geç kalan birkaç kişi için kahvaltı hazırlattı, gene bazı arkadaşlarla konuşmalarımız oldu, yine mülteci olanlardan bir arkadaşın hollandadaki 12 yaşındaki kızı bilgisayarda fotoğraflarla kolaj vs yapıyormuş, fotoşopta, hayıflandım, ben hala o programı bulmaya ve çalışmaya çalıştığım için, bazı projelerim için gerekiyordu
pıtırcık odada arabadan daha rahattı, iyiki klimalı arabamız vardı artık
giderken 6 saatte gittim, çok uzun buldular, ama ilhanın tek başıma oralara gidişimden bahsetmesinden büyük bir başarı hali sezdim
dönüşte sakar geçidi yüzünden herhalde 1,5 saat daha fazla gideceğimi sandığımı söylemiştim, ama olmadı, tam 6 saatte geldim. müthişti
hatta ücretli geçide girmeyince uzun uzun dağlarda dolanıp, virajlardan geçtim, havası temizdi,
çok fotoğraf çektim, picasa sayfasında görülecek
hüseyinin ve onurun bana yaptığı cdleri dinledik hep
neredeyse 15 yıldanberi filan oralara gitmemiştim, değişiklikler olmuş
kaldığımız otel çalış plajındaydı, oraya kadar gitmişken benim mülteci arkadaşlarımdan birinin annesiyle de tanışma, karşılaşma şansımız oldu, dönüşte
onla ve küçük denizle birlikte çay içtik
deniz fotoğraf asistanı olup, o çevreden fotoğraflar çekti
onların domates ve gözlemeleriyle geldim, yolda cnseydi sanırım giderken arka yanından girmiş arabamda birşeyler atıştırmıştım, nezaketle hiç olumsuz davranmamışlardı, meğerse orası dinlenme yeriymiş, yanında durduğum tur arabaları gidince görmüştüm
gene orada bir çay içitim, pıtırcıkta arabadan indi o sırada
sonra geldik işte, kuşadası girişinde polis ve askerler bizi durdurup bekletip, birilerine yol verdiler, deniz kenarından dolaşıp yılancı burnundan geldik, perihanlar konukları gelmiş, mangal yapıyorlardı,
garaja girerken birilerinin arabalarını yarım metreden fazla biçimsiz ve engelleyici kymalarına rağmen, nasılsa girdim, söylene söylene tabi
biraz perihanların mangal partisine katıldım, bagajda çok ısınmış bir fransız şarabı vardı, umarım bozulmamıştır, onu verdim onlara sonra soğutup içeceklerdi, çocuklara kola
gidip gelmek gerçekten çok güzeldi