onlara dair daha önceki bölümlerde yazmıştım
bir kandil gecesi öldürülmüşlerdi, 24 ya da 26 eylül 2004 gibi
yağmurlu yazılıpınar/yazılıkaya da
Cuma, Eylül 24, 2010
Perşembe, Eylül 23, 2010
bu bölümün başlığına ne diyeceğimi şaşırdım;
ben demiştim;
1991 de söylenenler şimdi gerçekleşmeye başladı;
herkesin yaşam hakkı var, oturursunuz masaya konuşursunuz;
düşmez kalkmaz bir allah;
'asla olmaz' denmeyecek şeyler var;
neredeyse 20 yıldanberi birileri faşistçe insaniyetsizce isteklerini yaptırmak için çok uğraştı, hayatlarımızla oynadılar,
sonuç; gene o zaman hakkın söylettiği yere geldiler
"masalarda oturulup konuşulacak."
herkesin yaptığı yaptırdığı kendi inançlarına, kendi analarına, kendi varlıklarına, kendi ailelerine değer; bunu da anlayacağınız bir zaman gelmiştir
geçen gün birileri bir sayfa yollamış da, tarihi filan yeniden yazdırdıklarını iddia edenler vardı,
herhalde onlar da neredeyse 20 yıl sonra başa dönme mecburiyetinde kaldılar.
neden dersiniz,
onca yıldır kurbanları hep kendilerinden olmayanlardan seçtiler ya,
kendi kanlarına, ırklarına layık bulmadıklarını başkalarına uyguladılar,
doğal olarak güç, onlara gitti
birileri kaybetti
eve ilk macintoch lclll masaüstü bilgisayar alınmıştı, tezimi yazacaktım; çok çok uzattırılan, gereksiz şeylerle yaşamımıza zarar verdirilen işlemler zincirinin birisi haline getirilmişti o da.
öğrencilerimizden cüney oral bilgisayar desteği yapmıştı, kız arkadaşı figen vardı, sonradan asuman ablayla aynı okulda öğretmenlik yapmıştı figen de.
cüneytin babası nato da çalışıyormuş denmişti, ışık apartmanında selmanın annesi türkan hanımın ona aldığı evde kiracı olduğum zaman da, arka cephede meryem hanımla kocası enver bey vardı, danua köpekleri çalınmıştı onların, sonra başka köpek almışlardı ve mahalleli istemiyor denmesin gibi bir nedenle, tam nedenini unuttum, çevrede oturanlardan imza toplamışlardı /acaba o imzaları söyledikleri şekildemi kullanmışlardı diye aklıma geliyor şimdi/ meryem hanımın kocasının da nato da çalıştığı söyleniyordu.
yani çevremizde olup bitenlerden nato cia mit jitem vs haberi olmayan yoktu herhalde.
91 yılı civarında, kürtleri ezip dağları diz çöktüreceklerdi ya, hani ben "öyle şey mi olur, bizim de bir gün dağlara çıkma zamanımız gelir" diye karşı çıkmıştım, bilinçli bir karşı çıkıştı
enver "bir konuda anlaşılamadığını" söylemişti, bana kızmışlardı o yüzden
kürtlerin de devlet hakkı vardı, masaya oturup konuşurlardı, çok istiyorlarsa onların istediği yerde konuşurlardı masada olur biterdi
tartışmak gerekirdi, ne olabilirdi ki başka, herkesin her canlının yaşam hakkı yokmuydu
bir de apo nun öldürülmesini istemişlerdi
ben, suçluysa yargılansın demiştim, öldürmek insanca değildi,
birileri onla oturup konuşulmazz diyorlarmışmış, asla olmazlardanmışmış
nereden nereye işte
"20 şu kadar yıl sonra bu sen değilmisin sewdiğim" diyordu ya şairin biri
işte öyle bir şey
"balıkçı" dan aklıma geldi
bilgisayarda ilk çalışırken basit bir "balıkçı resmi" çizmiştim,
küçük bir teknede balık tutan bir adam vardı, resmin adı "balıkçı" idi
hatta bilgisayarı temizlerken onu da temizleyecektim de cüneyt "bir tane balıkçı resmi çizmişsin, onu silermiyiz hiç" diye engel olmuştu
ama nazımın cdlerinden yüklediğimiz enginin çok sewdiği bir golf oyunu vardı onu silmişti, sonra yükleyeceğini söylemişti ama bir daha o oyun yüklenmemişti
o zamanlara ilişkin bazı şeyler yazmıştım önceden, eve giriliyordu diye şüpheleniyordum, bilgisayarımı bıraktığım gibi bulmuyordum bazen, envere söylediğimde bana hap içmemi söylüyordu, "kim gerek duyar böyle bir şeye" diyordu
o bilgisayarı diskini tamir gerekmişti, alsancaktaki macintoch servisine götürmüştüm, şebnem hanım vardı orda diye anımsıyorum
yine de düzelmemişti, geçen bir kaç yıl önce bilgisayarı/ekran, yazıcı/ aydemire vermiştim kullanırsa diye, benim laptop olunca gerek kalmamıştı, belki kasasını kullanabilirmi diye bakmıştı, olmamış sanırım o da başkasına vermişmiş. aydemirle bilgiisayarı tamir için gene macintoch servise gitmiştik, çankaya da başka bir yere taşınmışlarmış başka bilgisayarlarda satıyorlarmışmış artık, şebnem hanımla konuşmuştuk gene orda, olamayacağını söylemişlerdi, yeni hard diskler o kasalara uymuyormuşmuş vs
1991 den buyana kayıtlar olmuştur herhalde, 91 yıllarında ve sonrasında kozmiklerde ne kayıtları olmuş acaba bir öğrenilseydi; olayları tartışma ve yeni dünyaları oluşturmada ne gibi katkıları olurdu kimbilir.
halklar demokratikleşmede atılan bütün adımlarda yer alabilirlerdi
tartışma süreci önemli bir süreçtir, antik tiyatrolar neden yapılmış bilinmeli, buralarda toplanan insanlar felsefi tartışmalarla yaşam oluşturmuşlar.
nihayetinde faşizmi ya da demokratikleşmeyi tercih etme zorunluluğu var
yeni nagazakiler ve hiroşimalar istemeyenlar tercihlerini ona göre yapmalı
bazıları tarihi yeniden yazamıyor ama, 20 yıl sonra dönüp o zaman söylenenlerin uygulanmasında yer alabiliyor, bazı şeyler olabiliyormuş, hatta insanlık için gerekliyse iyi bir dünya oluşturma şansı olabilecekse olmalıymış da
herkesin yaptığı yaptırdığı haysiyetsizlikler kendi maneviyatlarında görünür, manevi makamlara utanç olurlar, daha hala bunu anlamazlıktan geliyorlar
anlayacakları bir gün vardır belki de
ben demiştim;
1991 de söylenenler şimdi gerçekleşmeye başladı;
herkesin yaşam hakkı var, oturursunuz masaya konuşursunuz;
düşmez kalkmaz bir allah;
'asla olmaz' denmeyecek şeyler var;
neredeyse 20 yıldanberi birileri faşistçe insaniyetsizce isteklerini yaptırmak için çok uğraştı, hayatlarımızla oynadılar,
sonuç; gene o zaman hakkın söylettiği yere geldiler
"masalarda oturulup konuşulacak."
herkesin yaptığı yaptırdığı kendi inançlarına, kendi analarına, kendi varlıklarına, kendi ailelerine değer; bunu da anlayacağınız bir zaman gelmiştir
geçen gün birileri bir sayfa yollamış da, tarihi filan yeniden yazdırdıklarını iddia edenler vardı,
herhalde onlar da neredeyse 20 yıl sonra başa dönme mecburiyetinde kaldılar.
neden dersiniz,
onca yıldır kurbanları hep kendilerinden olmayanlardan seçtiler ya,
kendi kanlarına, ırklarına layık bulmadıklarını başkalarına uyguladılar,
doğal olarak güç, onlara gitti
birileri kaybetti
eve ilk macintoch lclll masaüstü bilgisayar alınmıştı, tezimi yazacaktım; çok çok uzattırılan, gereksiz şeylerle yaşamımıza zarar verdirilen işlemler zincirinin birisi haline getirilmişti o da.
öğrencilerimizden cüney oral bilgisayar desteği yapmıştı, kız arkadaşı figen vardı, sonradan asuman ablayla aynı okulda öğretmenlik yapmıştı figen de.
cüneytin babası nato da çalışıyormuş denmişti, ışık apartmanında selmanın annesi türkan hanımın ona aldığı evde kiracı olduğum zaman da, arka cephede meryem hanımla kocası enver bey vardı, danua köpekleri çalınmıştı onların, sonra başka köpek almışlardı ve mahalleli istemiyor denmesin gibi bir nedenle, tam nedenini unuttum, çevrede oturanlardan imza toplamışlardı /acaba o imzaları söyledikleri şekildemi kullanmışlardı diye aklıma geliyor şimdi/ meryem hanımın kocasının da nato da çalıştığı söyleniyordu.
yani çevremizde olup bitenlerden nato cia mit jitem vs haberi olmayan yoktu herhalde.
91 yılı civarında, kürtleri ezip dağları diz çöktüreceklerdi ya, hani ben "öyle şey mi olur, bizim de bir gün dağlara çıkma zamanımız gelir" diye karşı çıkmıştım, bilinçli bir karşı çıkıştı
enver "bir konuda anlaşılamadığını" söylemişti, bana kızmışlardı o yüzden
kürtlerin de devlet hakkı vardı, masaya oturup konuşurlardı, çok istiyorlarsa onların istediği yerde konuşurlardı masada olur biterdi
tartışmak gerekirdi, ne olabilirdi ki başka, herkesin her canlının yaşam hakkı yokmuydu
bir de apo nun öldürülmesini istemişlerdi
ben, suçluysa yargılansın demiştim, öldürmek insanca değildi,
birileri onla oturup konuşulmazz diyorlarmışmış, asla olmazlardanmışmış
nereden nereye işte
"20 şu kadar yıl sonra bu sen değilmisin sewdiğim" diyordu ya şairin biri
işte öyle bir şey
"balıkçı" dan aklıma geldi
bilgisayarda ilk çalışırken basit bir "balıkçı resmi" çizmiştim,
küçük bir teknede balık tutan bir adam vardı, resmin adı "balıkçı" idi
hatta bilgisayarı temizlerken onu da temizleyecektim de cüneyt "bir tane balıkçı resmi çizmişsin, onu silermiyiz hiç" diye engel olmuştu
ama nazımın cdlerinden yüklediğimiz enginin çok sewdiği bir golf oyunu vardı onu silmişti, sonra yükleyeceğini söylemişti ama bir daha o oyun yüklenmemişti
o zamanlara ilişkin bazı şeyler yazmıştım önceden, eve giriliyordu diye şüpheleniyordum, bilgisayarımı bıraktığım gibi bulmuyordum bazen, envere söylediğimde bana hap içmemi söylüyordu, "kim gerek duyar böyle bir şeye" diyordu
o bilgisayarı diskini tamir gerekmişti, alsancaktaki macintoch servisine götürmüştüm, şebnem hanım vardı orda diye anımsıyorum
yine de düzelmemişti, geçen bir kaç yıl önce bilgisayarı/ekran, yazıcı/ aydemire vermiştim kullanırsa diye, benim laptop olunca gerek kalmamıştı, belki kasasını kullanabilirmi diye bakmıştı, olmamış sanırım o da başkasına vermişmiş. aydemirle bilgiisayarı tamir için gene macintoch servise gitmiştik, çankaya da başka bir yere taşınmışlarmış başka bilgisayarlarda satıyorlarmışmış artık, şebnem hanımla konuşmuştuk gene orda, olamayacağını söylemişlerdi, yeni hard diskler o kasalara uymuyormuşmuş vs
1991 den buyana kayıtlar olmuştur herhalde, 91 yıllarında ve sonrasında kozmiklerde ne kayıtları olmuş acaba bir öğrenilseydi; olayları tartışma ve yeni dünyaları oluşturmada ne gibi katkıları olurdu kimbilir.
halklar demokratikleşmede atılan bütün adımlarda yer alabilirlerdi
tartışma süreci önemli bir süreçtir, antik tiyatrolar neden yapılmış bilinmeli, buralarda toplanan insanlar felsefi tartışmalarla yaşam oluşturmuşlar.
nihayetinde faşizmi ya da demokratikleşmeyi tercih etme zorunluluğu var
yeni nagazakiler ve hiroşimalar istemeyenlar tercihlerini ona göre yapmalı
bazıları tarihi yeniden yazamıyor ama, 20 yıl sonra dönüp o zaman söylenenlerin uygulanmasında yer alabiliyor, bazı şeyler olabiliyormuş, hatta insanlık için gerekliyse iyi bir dünya oluşturma şansı olabilecekse olmalıymış da
herkesin yaptığı yaptırdığı haysiyetsizlikler kendi maneviyatlarında görünür, manevi makamlara utanç olurlar, daha hala bunu anlamazlıktan geliyorlar
anlayacakları bir gün vardır belki de