yeniden açık günce yazılarım ve çevresel olayları romana dönüştürerek ve yaşantıların kavramsallaştığı günce fotoğraflarımın sanat işlerinde kurgulandığı projeleri sayfamda başlatacağım. bir ara blogger sayfama giremiyordum ve yaşadıklarımı yeteri kadar betimlediğimi düşünmüştüm
yetmedi, birileri kötü bişeyleri sürdürüyor, kendi başıma üstesinden gelemeyeceğim, hatta ara ara 'interpole bile yazmaya başladım.
bostan güzeli konusundaki hazırladıkları olayları ve balici serdar olayını karakolda ifade alıp tutanak yapan polis memurunu, daha önce 'hil sokağı kabusu yaratmaya çalışanların / hani benim arabamı sıkıştırıp, önünü kapatıp 'otele gel çağır" diyorlardı da/ sokaktan 'tır gibi birşey geçince sun hill otelin önüne polis arabası gelmişti, benim arabayı kapatmışlardı gene' ve tepem atık bir şekilde gidip söylemiştim; o polis memuru olduğunu farkettim, ifade alırken özetlemeye kalkıp kendi sözcüklerini kullanmıştı çoğunlukla. 'hiç tatlı değildi, orospu vs dedi vs gibi, diğer ifade alanlar o kadar değiştirme yapmamıştı; beyaz buğday tenli gibi, kumral hafif söbe yüzlü, orta boylu bir adamcık,
sokakdan birilerini geçirtiyorlar habire, küfürlü, bişeylerin elemanı gibi, bügün onlardan 5 genç, yani şu saat dün oldu; saat 2-2.buçuk civarı geçerken koşuşturup, daha önceden buralarda dolaşan madde bağımlısı gibi başka bir genci dövdüler, ben çatıda fotoğraf çekiyordum, birkaç fotolarını çektim, kamerada da görüntüleri vardır, yapmayın kavga etmeyin' diye bağırınca çocuk kaçtı, arkasından koşup diğer sokakta gürültüler geldi, sonra belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden geçerken baktılar, onlara" ayıpladığımı söyledim, yakışmıyordu hiç;
çevrede demirlenmiş virane kapıları kırılmış, bir zeyna diye kara köpek dolaştırılıyor bazen, bir de 2 genç bayan beyaz sibirya gibi bir şeyi, benim evin önünden sesleri geliyordu hep, hacı hör'ün kapısına oturup konuşuyorlardı, hergün de penceremin önünde köpek pislikleri, sonra köpekle belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden konuşarak köpekleriyle geçtiklerini görünce anladım, bizim değirmene girecek gibi olup beni görünce düz devam etmişlerdi; karşı bahçede 5 yavru kedi, 1 aylık kadardılar, anneleriyle oynuyorlardı, 2 gün önce yokoldular, anne kedi çok perişan, kirli travmalı dolaşıyor; demokrat geçinirken rant için yapmayacağı olmayan, uyuşturucu ve fuhuş mafyacısı birilerinin ruhuna yakışır olaylardan biri daha;
çevrede yeni türeyen gösterilenler, belediye başkanının mhp bacağının görüntüleri şeklinde davranıyorlar. üst düzey uyuşturucu ve fuhuş olayları yaptırılırken, dönemin başbakanı /ilerde başkan olacak/ habire ayran diyerek, düzeyli içkilerin içildiği yerleri bile yasaklamaya çalışıyor. değirmen civarındaki uyuşturucu konusunu görmezden geliyorlar, ücreti neydi ki bu görmezden gelmenin;
yavru kedilerin kaybolduğu bahçenin ön taraftaki demir kapısı da kırılmışmış, fotoğraflarını çekerken, içeri baktığımda, yan duvarına daha önceki yıllarda yapılmış hz. isa resminin üstünü şöyle böyle boyamışlar; brezilyadaki büyük heykele benzer yapmışlarmışmış; ilk taşındığım zamanlar görmüştüm, orada fuhuş yaptırılıp o duvara işiyorlarmışmış;
organize olaylar ve organize 'bostan güzeli olayından sonra; neler olup biteceğini tasavvur edemediğim için yeniden yazmaya karar verdim; onlar da kestiremiyor sanırım, betleri benizleri bozuk olanlar var; eninde sonunda kendilerine de değecek, anlaşılıyor
davalık olayları ve açıklamalarını da romana koyacağım;
bir de madde bağımlısı kisvesi altındaki kişilere termal laser cihazlar kullandırılıyor; sürekli eve tuttukları için, kedilerde ben de olumsuz etkileniyoruz, onlarla ilgili de yazmam gerekiyor
sonra; o büyük geminin denizin üstünde gidişini, "sokaktan biriki kişi' .. açık bırakıyor hehe ' diyerek geçti"
işte benim bilgisayarda nereye ne yazdığımı bile benle bilenler olduğu için, yeniden yazmaya karar verdim.
o büyük gemiyle ege de dolaştığımı, internet sorunumu nasıl çözdüğümü anlatmam gerekiyor;
kim demişti onu "sen ne anlatırsan anlat, herkes için anladıkları kadardır; yani izleyicinin, okuyucunun yanından bakıldığında, her biri kendine göre tanımlayacaktır
ama, yazı kalacaktır hep, yazanın temsilcisi olarak
yetmedi, birileri kötü bişeyleri sürdürüyor, kendi başıma üstesinden gelemeyeceğim, hatta ara ara 'interpole bile yazmaya başladım.
bostan güzeli konusundaki hazırladıkları olayları ve balici serdar olayını karakolda ifade alıp tutanak yapan polis memurunu, daha önce 'hil sokağı kabusu yaratmaya çalışanların / hani benim arabamı sıkıştırıp, önünü kapatıp 'otele gel çağır" diyorlardı da/ sokaktan 'tır gibi birşey geçince sun hill otelin önüne polis arabası gelmişti, benim arabayı kapatmışlardı gene' ve tepem atık bir şekilde gidip söylemiştim; o polis memuru olduğunu farkettim, ifade alırken özetlemeye kalkıp kendi sözcüklerini kullanmıştı çoğunlukla. 'hiç tatlı değildi, orospu vs dedi vs gibi, diğer ifade alanlar o kadar değiştirme yapmamıştı; beyaz buğday tenli gibi, kumral hafif söbe yüzlü, orta boylu bir adamcık,
sokakdan birilerini geçirtiyorlar habire, küfürlü, bişeylerin elemanı gibi, bügün onlardan 5 genç, yani şu saat dün oldu; saat 2-2.buçuk civarı geçerken koşuşturup, daha önceden buralarda dolaşan madde bağımlısı gibi başka bir genci dövdüler, ben çatıda fotoğraf çekiyordum, birkaç fotolarını çektim, kamerada da görüntüleri vardır, yapmayın kavga etmeyin' diye bağırınca çocuk kaçtı, arkasından koşup diğer sokakta gürültüler geldi, sonra belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden geçerken baktılar, onlara" ayıpladığımı söyledim, yakışmıyordu hiç;
çevrede demirlenmiş virane kapıları kırılmış, bir zeyna diye kara köpek dolaştırılıyor bazen, bir de 2 genç bayan beyaz sibirya gibi bir şeyi, benim evin önünden sesleri geliyordu hep, hacı hör'ün kapısına oturup konuşuyorlardı, hergün de penceremin önünde köpek pislikleri, sonra köpekle belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden konuşarak köpekleriyle geçtiklerini görünce anladım, bizim değirmene girecek gibi olup beni görünce düz devam etmişlerdi; karşı bahçede 5 yavru kedi, 1 aylık kadardılar, anneleriyle oynuyorlardı, 2 gün önce yokoldular, anne kedi çok perişan, kirli travmalı dolaşıyor; demokrat geçinirken rant için yapmayacağı olmayan, uyuşturucu ve fuhuş mafyacısı birilerinin ruhuna yakışır olaylardan biri daha;
çevrede yeni türeyen gösterilenler, belediye başkanının mhp bacağının görüntüleri şeklinde davranıyorlar. üst düzey uyuşturucu ve fuhuş olayları yaptırılırken, dönemin başbakanı /ilerde başkan olacak/ habire ayran diyerek, düzeyli içkilerin içildiği yerleri bile yasaklamaya çalışıyor. değirmen civarındaki uyuşturucu konusunu görmezden geliyorlar, ücreti neydi ki bu görmezden gelmenin;
yavru kedilerin kaybolduğu bahçenin ön taraftaki demir kapısı da kırılmışmış, fotoğraflarını çekerken, içeri baktığımda, yan duvarına daha önceki yıllarda yapılmış hz. isa resminin üstünü şöyle böyle boyamışlar; brezilyadaki büyük heykele benzer yapmışlarmışmış; ilk taşındığım zamanlar görmüştüm, orada fuhuş yaptırılıp o duvara işiyorlarmışmış;
organize olaylar ve organize 'bostan güzeli olayından sonra; neler olup biteceğini tasavvur edemediğim için yeniden yazmaya karar verdim; onlar da kestiremiyor sanırım, betleri benizleri bozuk olanlar var; eninde sonunda kendilerine de değecek, anlaşılıyor
davalık olayları ve açıklamalarını da romana koyacağım;
bir de madde bağımlısı kisvesi altındaki kişilere termal laser cihazlar kullandırılıyor; sürekli eve tuttukları için, kedilerde ben de olumsuz etkileniyoruz, onlarla ilgili de yazmam gerekiyor
sonra; o büyük geminin denizin üstünde gidişini, "sokaktan biriki kişi' .. açık bırakıyor hehe ' diyerek geçti"
işte benim bilgisayarda nereye ne yazdığımı bile benle bilenler olduğu için, yeniden yazmaya karar verdim.
o büyük gemiyle ege de dolaştığımı, internet sorunumu nasıl çözdüğümü anlatmam gerekiyor;
kim demişti onu "sen ne anlatırsan anlat, herkes için anladıkları kadardır; yani izleyicinin, okuyucunun yanından bakıldığında, her biri kendine göre tanımlayacaktır
ama, yazı kalacaktır hep, yazanın temsilcisi olarak