sewgili hrant gecikmiş bir merhaba,
seninle ilgili programları izlerken küçük bir anı geçti yanıbaşımdan.
askerlik yaparkenki bir anın söylendi. ermeni oluşunla ilgili terfi engeli olunca üzülüşün,
işte o sıralarda incilipınardaki bir karşılaşma.
arada ailemizle giderdik, annemler, teyzemler, enişteler, yeğenler
tabi masalarda/ restoranlardaki oturup yemek bizim ekonomimize ve alışkanlıklarımıza uymadığından
daha arka taraflarda çamlıkların arasında yerlere birşeyler serip piknik yapardık,
yakantop vs oynardık bazen.
arka tarafta seyrek çamlıkların olduğu bölüme genellikle.
bir keresinde hafif tümsek gibi tepeciklerin eteğinde oturduğumuzda
biz teyzekızı canserle birşeyler yapıyorduk,
dolaşıyormuyduk ne.
incilipınar yönünden birkaç kişi heyecanlı agresif hallerde geliyorlardı.
birini tutmaya çalışıyor gibi filan.
sanırım birisi asker kıyafetliydi.
nasıl olduysa konuşmaya başladık.
"silahlar insanları canlıları öldürür, kalem daha iyidir yaşatır" gibi birşeyler anımsıyorum.
ayaküstü. sıcak bir konuşma
sonra epey zaman sonra belki ben üniversite sınavından çıktığımda olabilir.
eü. gazetecilik ve halkla ilişkileri kazanmıştım o sınavda
incilipınar tarafından geliyordum. yalnızdım
biz yalnız o taraflara gitmezdik çünkü
incilipınar yakınındaki, sanırım eğitim fakültesi olmuştu,
eskiden öğretmen okuluydu, yemekhanesinde sınava girmiştim.
erkenden de çıkmıştım, herkes şaşırmıştı, gözetmen kalmam için ısrar etmişti de kalmamıştım.
orada bir çocuk nasıl terliyordu, bir iki espri hatırlıyorum,
o gün olabilir.
delikliçınar yönüne gidiyordum, yolun sol tarafından,
karşı tarafta ilerlerde merkez ortaokulu vardı.
bizim eve, dedemlerin yeri, suluköprüden geçip kaplanlar mahallesindeki ceviz altının orada,
sokağa girerken selviler/kavak ağaçları, hala rüzgar estiğinde seslerini duyarım yaprakları yanar düner göz kırpar, ve cafer amcanın bakkalı karşıda
sokaktan bütün yaşamı neredeyse loş küçük bir odanın penceresinde oturup geçenlerle iki satır laf etmek olan "gocuman" kadınla selamlaşıp eve varılırdı.
kıntış amcanın nar bahçesi vardı yanımızda.
birkaç yıl önce gittiğimizde bir şey kalmamıştı, tanımakta güçlük çekmiştim.
yanımda bir öğrencim vardı
ben eskiden oyun oynadığımız yerleri bulmaya çalışırken şaşkınlıkla beni izliyordu.
çocukluk arkadaşım gülerle annesiyle konuştuyduk, asiye teyze "gözlerin hiç değişmemiş, aynı bakıyorsun" çok zaman olmuştu görüşmemiştik hiç. nerdeyse çocukluktan beri.
ewe giderken orda yolda karşılaşıp konuştuğumuzu anımsıyorum bir de
sonra
zaman geçti gitti
hrant dink anmalarını izlerken karşılaştığım anın benim anılarımla çakışıyordu.
sanırım sendin karşılaştığım.
hayatımın bir anında, ilk gençliğimde hem de karşılaşmış olmaktan mutluyum.
çok keşke dediğim olmadı hayatımda, yalnız
keşke sonradan karşılaşıp gülüp konuşabilseydik gene.
seninle yürüyen yüzbinlerin dışardan izleyicisi olabildim,
izmirde üniversitede final sınavı koymuşlardı o saatlerde
78li bir arkadaşım bana da isteğim üzerine türkçe ve ermenice
"hepimiz hrantız, hepimiz ermeniyiz"
yazılarından getirmişti.
sınavda öğrencilerimle seni konuşmuştum, o mitingde olma isteğimi de
anılarımız henüz çakışmamıştı.
şimdi senle birlikte süren bir aydınlanma hareketi var.
ben de içinde olmaya çalışıyorum gücüm yettiğince
ruhuna tanrıdan huzur ve sewgi diliyorum
hrantla tanıştığımızı da biliyorlardı sanırım. çünkü onun öldürüldüğü zamanlarda bizim evde olan bir şeyi anımsıyorum. ne kadar ilgiliydi bilmem.
benim değer verdiğim sevdiğim öğrenci arkadaşlarımdan birinin annesiyle tanışmıştık. malatyalılardı. onun o zamanlar bir arkadaşının evinde tanıştıkları bir sevgilisi olmuş, onu arkadaş oldukları annemle tanıştırmaya getirmişmiş. çok kısa bir süre 10 dk kadar ben de oturmuştum yanlarında, sonra odama geçmiştim, adıyamanlı bir adammış, köyceğizde şurda burda tekstil işleri yapıyormuşmuş.
adamın huzursuzluk verici yanı, rehavet içinde yaşayıp şişmanlamış bir tekstilciden çok, askeri eğitim almış birine benzemesiydi. esmer, uzun suratlı, ince uzunca biriydi. 40 yaşlarında medineye kendinden ayrılırsa kocasından başka kimseyle birlikte olamayacağını filan söylemiş ayrılırlarken
daha sonra medineye sevgilisinin olmasının doğal bir durum olduğunu, yalnız konuyu zarar görmemek için üniversite mezunu öğretmen olmuş çocuklarıyla paylaşması gerektiğini, yoksa bize getirmemesini söylemiştim. sonra bazı sorunlar vs olmuş filan, yalnız bir akşam bize geldiğinde, hrant vurulmadan 1 hafta kadar önce adam onu dışarı çağırmış, bizim evin arka sokak başında görüşmüşler, adam ona beyaz bir bere ile tabanca göstermişmiş vs. ona karşıdaki fatih bakkaldan çerez alıverip gitmişmiş. ben çok kızmıştım. yemedim ve bir daha o kişinin aldığı bir şeyi benim evime getirmemesini söylemiştim. o gün baya söylendim, kavga ettik, öyle gelecekse gelmemesini söylemiştim. sonraları arkadaşlığımız uzaklaşmıştı. bu konuyu da bazı arkadaşlarımla paylaşmıştım. ama, kime ne söylersin, kanıtın ne.
bu da hayatımızdaki adacıklardan birisi işte.
Cumartesi, Ocak 19, 2008
sempozyum anıları
sempozyuma heyecanla hazırlanmıştık,
vesilelerle birlikte.
gittiğimizde benim baya sorunlarım oldu. zaten fazla kalamadım.
benim kalma yerimi ayarlamamışlar. karıştırmışlar mı ne. ortada kalmıştım. uzun süre kalacak yer ayarlanmasını, sorumluların gelmesini beklemiştim. sonra vesileyle meltemin odasına sanırım yedek yatak konarak sorun çözülmüştü. oteldeki bazı çalışanlar vesilelerin valizlerini bile taşımışlardı sanırım, öyle valizlerle ilgili bir şey anımsıyorum. vesile duştayken onun valizleriyle mi ilgilenmiştim ne. karışık ve uzak zaman anıları.
sularda sorunlar vardı sanırım. bir kaç şey için vesile oralardan tanıdığı birilerini çağırmıştı. oraya para ödediğimizi yapmaları gerektiğinin söylendiğini duymuştum.
tuhaf bazı şeyler anımsıyorum. sıcak suyu ayarlamışlardı, suyu kapatmadan girmekmi gerekiyordu ne, apar topar banyoya girip çamaşırlarımı getireceklerdi sözde, sonra valizimi kapalıymış açamayacaklarmış mı ne diye banyoda bana kalan baş havlusuyla tutunup koşup çamaşırlarımı almaya gitmiştim. sinirlendirici bir durum, ama o sırada sempozyum heyecanı ve kalacak yer bulmuş olma şükrüyle arada kaynadı gitti. onlar da çok meşguldüler zaten. aşağıda onları beklediğimi filan anımsıyorum. gece yatarken ben bir şarap almıştım sanırım.
sanırım sempozyuma 2 gün katıldım.
o arada benim emirgan ortaokulundan arkadaşım fezanurla da konuştum. kaç yıldır görüşmemiştik. o da geldi sempozyuma, çok değişmişti tabii. yıllar önce ben arada onlarda kalırdım, istanbuldayken.
o izmire geldiğinde enver ve gazeteden arkadaşlarıyla bir yemeğe katılıp suaviyi dinlemiştik. henüz istanbula gitmemişti. suavi
fezanur bir kere daha sonra dan izmire gelmişti, ben yalnızdım, onun da ahmet bey ve hüzünleri vardı.
karşıyakada filan teyzesi vardı orada kalıyordu genellikle zaten.
istanbulda beni gezdirdi. yeni araba almışmış, alışmakta güçlük çektiğini söylemişti. birlikte çay birşey içmeye gittiğimiz yerde de otoparktan çıkma zorluğu yaşayınca, oradaki görevlilerin yardımı olmuştu gibi anımsıyorum. birlikte biraz dolaşmıştık.
ben izmire döndüm sonra, sempozyumun sonuna kadar kalmadım.
feza birkaç yıl önce izmire geldiğinde bir kaç saat görüşmüştük. onun sevgilisi olan eski öğrencilerinden birinden bahsetmişti. polis olduğunu ve hatta abdullah öcalanı kenyadan getiren uçakta görevli ekipten olduğunu, ayrıldıklarını filan, attımıydı gerçekmiydi bilmem artık. konuyla ilgili ne vardı bilmem. sonra o teyzesinin kızı mı gelini mi ne, mine diye bir akrabalarında kalacaktı, hatayda inmişti. onunla arabadayken bizim komşu salih hocayla da karşılaşmıştık yolda, arabalardan selamlaşmıştık. salih hoca sürücü kursu arabasıylaydı.
o aralar fezanın suar isimli yeğeni, küçük çocukken ailesiyle birlikte fotoğraflarımız vardı, izmirde meslek yüksek okulunda okumaya gelmiş, kalacak yer, yurt sorunu filan olmuşmuş, bana da telefon etmişti ama ilgilenememiştim.
benim de çok sorunlarım oluyordu hep. sonra çocuk istanbula gitmişmiş zaten.
işte sempozyumdan bazı anılar,
sonradan okulda sempozyumun çok başarılı olduğuna dair konuşmalar anımsıyorum.
vesilelerle birlikte.
gittiğimizde benim baya sorunlarım oldu. zaten fazla kalamadım.
benim kalma yerimi ayarlamamışlar. karıştırmışlar mı ne. ortada kalmıştım. uzun süre kalacak yer ayarlanmasını, sorumluların gelmesini beklemiştim. sonra vesileyle meltemin odasına sanırım yedek yatak konarak sorun çözülmüştü. oteldeki bazı çalışanlar vesilelerin valizlerini bile taşımışlardı sanırım, öyle valizlerle ilgili bir şey anımsıyorum. vesile duştayken onun valizleriyle mi ilgilenmiştim ne. karışık ve uzak zaman anıları.
sularda sorunlar vardı sanırım. bir kaç şey için vesile oralardan tanıdığı birilerini çağırmıştı. oraya para ödediğimizi yapmaları gerektiğinin söylendiğini duymuştum.
tuhaf bazı şeyler anımsıyorum. sıcak suyu ayarlamışlardı, suyu kapatmadan girmekmi gerekiyordu ne, apar topar banyoya girip çamaşırlarımı getireceklerdi sözde, sonra valizimi kapalıymış açamayacaklarmış mı ne diye banyoda bana kalan baş havlusuyla tutunup koşup çamaşırlarımı almaya gitmiştim. sinirlendirici bir durum, ama o sırada sempozyum heyecanı ve kalacak yer bulmuş olma şükrüyle arada kaynadı gitti. onlar da çok meşguldüler zaten. aşağıda onları beklediğimi filan anımsıyorum. gece yatarken ben bir şarap almıştım sanırım.
sanırım sempozyuma 2 gün katıldım.
o arada benim emirgan ortaokulundan arkadaşım fezanurla da konuştum. kaç yıldır görüşmemiştik. o da geldi sempozyuma, çok değişmişti tabii. yıllar önce ben arada onlarda kalırdım, istanbuldayken.
o izmire geldiğinde enver ve gazeteden arkadaşlarıyla bir yemeğe katılıp suaviyi dinlemiştik. henüz istanbula gitmemişti. suavi
fezanur bir kere daha sonra dan izmire gelmişti, ben yalnızdım, onun da ahmet bey ve hüzünleri vardı.
karşıyakada filan teyzesi vardı orada kalıyordu genellikle zaten.
istanbulda beni gezdirdi. yeni araba almışmış, alışmakta güçlük çektiğini söylemişti. birlikte çay birşey içmeye gittiğimiz yerde de otoparktan çıkma zorluğu yaşayınca, oradaki görevlilerin yardımı olmuştu gibi anımsıyorum. birlikte biraz dolaşmıştık.
ben izmire döndüm sonra, sempozyumun sonuna kadar kalmadım.
feza birkaç yıl önce izmire geldiğinde bir kaç saat görüşmüştük. onun sevgilisi olan eski öğrencilerinden birinden bahsetmişti. polis olduğunu ve hatta abdullah öcalanı kenyadan getiren uçakta görevli ekipten olduğunu, ayrıldıklarını filan, attımıydı gerçekmiydi bilmem artık. konuyla ilgili ne vardı bilmem. sonra o teyzesinin kızı mı gelini mi ne, mine diye bir akrabalarında kalacaktı, hatayda inmişti. onunla arabadayken bizim komşu salih hocayla da karşılaşmıştık yolda, arabalardan selamlaşmıştık. salih hoca sürücü kursu arabasıylaydı.
o aralar fezanın suar isimli yeğeni, küçük çocukken ailesiyle birlikte fotoğraflarımız vardı, izmirde meslek yüksek okulunda okumaya gelmiş, kalacak yer, yurt sorunu filan olmuşmuş, bana da telefon etmişti ama ilgilenememiştim.
benim de çok sorunlarım oluyordu hep. sonra çocuk istanbula gitmişmiş zaten.
işte sempozyumdan bazı anılar,
sonradan okulda sempozyumun çok başarılı olduğuna dair konuşmalar anımsıyorum.
Cuma, Ocak 18, 2008
sanat eğitiminde çağdaş yaklaşımlar
"sanatı öğrenme ve öğretme süreci", 2002'li yıllarda 1. öğrenme ve öğretme sempozyumu, 29-31 mayıs 2002, marmara üniversitesi, atatürk eğitim fakültesi, istanbul
bildiriyle birlikte öğrencilerin işlerinden örnekler gösterildi- kolaj vs hazırlananlardan
bildiri özeti:
sanatsal yaratıcılık insanı ve toplumu geliştirir. sanatın algılanması belli bir eğitim, estetik ve entellektüel tavır gerektirir. çağdaş sanatçı, dünyayı donanımlı ve yetkin algılayan, yorumlayan, dönüştürmeye yönelen kişidir. sanat eğitimi veren kurumlar özgürlük içinde gelişebilen tartışma ortamlarını yaratabilmeli, toplumsal kültür ve düşün alanında, sosyal yapıda yaratıcılık ve çeşitlilikler oluşturmalıdır. bu kurumlarda geçmişin ve geleneğin kalıntıları sorgulanarak kültürün yeniden üretimi, oluşumu ve çağdaşlaşması sağlanmalıdır. bugünü ve geleceği üreten insan yetiştirmek temel hedef olmalıdır. bu hedef doğrultusunda, düşünme, araştırma, yorumlama, uygulama gerekir. bireysel, yöresel, evrensel kültüre önem verilmeli; insana ait değerlere yönelik felsefe, sanat tarihi ve çağdaş sanat üzerine derinlemesine bilgi, çağdaş ve evrensel tutum geliştirilmelidir.
abstract:
artistic creativity helps human beings and society develop. the perception of art entails some education, aesthetic and intellectual perspective. the contemporary artist is the one who perceives the world intellectually, and the one who interpretes andtries to transform it. the institutions of art education must be able to provide an atmosphere in which people can discuss things freely, and also lead to ceativity and variety in culture, philosophy and social structure. the remains of the past of traditions must be dealt with in these institutions, and in this way the culture must be reproduced, formed and modernized. the main goal must be educate those who will be able to make up the present and future times. thinking, research, interpretation and application are necessary to realize this goal. the individual, local and universal culture must be attahed importance; the philosophy, yhe history of art and modern art, all of which concern human values, must be studied in detail, and a contemporary and universal attitude must be developed.
prepared by feryal cubukcu.
*yrd.doç. mukadder caglar
sanatsal yaratıcılık insanı ve toplumu geliştirir. sanatın gelişimi ise, toplumda yer alan çeşitli grupların oluşturduğu kalıpların yinelenmesi ve peşinden gidilmesi ile olmaz. sanatın algılanması belli bir eğitim, estetik ve entellektüel tavır gerektirir.
çağdaş sanat çağın koşullarına uyar, yansıtır, geliştirir.
sanatçı; tarihsel bilinçle toplumsal eleştiri yaparak, toplumsal kültürün oluşturduğu değerleri sorgulayıp, kültür hareketini ve dinamizmini sağlamalı, canlandırıcı alternatifler oluşturmalı, oluşturmak zorunda kalmalıdır. yeniliklere açık olmalı, ileriye dönük çalışmaları yönlendirmeli, gelenek ve gelecek arasında sentez yapıp topluma çok yönlülük ve boyut kazandırmalıdır.
sanatçı kendine coşku veren her düşünceyi ve biçimini araştırmakta özgür olarak bilimsel ve evrensel araştırmalar yapmalıdır. yaratıcı, anlatmak istediğini vurgulamak için ne gerekiyorsa kullanmakta özgür olmalıdır. sanatçıda olması gereken eleştirel tavır; çekicilikle, iticilikle, alaycılıkla, trajiklikle, parçalamalarla, değiştirmelerle, yabancılaştırmalarla, abartmalarla, eklemelerle, cesaretli, gözüpek ve gerçekçi olmalıdır.
çağdaş sanatçı, dünyayı donanımlı ve yetkin algılayan, yorumlayan, dönüştürmeye yönelen kişidir. bilim, sanat ve felsefeyle özgün bir yaşama sanatı da oluşturabilmelidir.
yaratmada, tasarlarken, uygularken içinde bulunulan toplumsal yapıyla çatışma kaçınılmazdır. bu çatışmanın üretime dönük hale getirilmesi, toplumun yaşama gücünün, çağın getirdiği yeni yapıların, olabilirliklerin gündeme getirilmesiyle olabilir.
sanatçının bulan, yaratan, alanla çatışma ve alanın dışına çıkma gücü ve istemi, yaşamsal aktivitelerle desteklenmelidir.
sanat eğitimi veren kurumlar özgürlük içinde gelişebilen tartışma ortamlarını yaratabilmeli, toplumsal kültür ve düşün alanında, sosyal yapıda yaratıcılık ve çeşitlilikler oluşturmalıdır. bu kurumlarda geçmişin ve geleneğin kalıntıları sorgulanarak kültürün yeniden üretimi, oluşumu ve çağdaşlaşması sağlanmalıdır. bugünü ve geleceği üreten insan yetiştirmek temel hedef olmalıdır. yozlaşmanın önlenmesi gereklidir. bunda kitle iletişim araçlarının ve yayınların da önemli yeri vardır.
bu hedef doğrultusunda, düşünme, araştırma, yorumlama, uygulama gerekir.
bireysel, yöresel, evrensel kültüre önem verilmeli; insana ait değerlere yönelik felsefe, sanat tarihi ve çağdaş sanat üzerine derinlemesine bilgi, çağdaş ve evrensel tutum geliştirilmelidir.
ancak, görsel sanat eğitiminde; düşünme ve görme yeteneği arasında uyumsuzluk gözlenmelidir. bu uyumsuzluğun giderilmesi için, eğitimde uygulamalı alan derslerine önem ve ağırlık verilmeli, felsefe dersleri mutlaka olmalı, sanat tarihi ve çağdaş sanat dersleri bulunmalıdır. şu anda uygulamalı alan dersleri saat olarak çok azalmış durumdadır. resim bölümündeki bir öğrenci 6-8 saat uygulama ile resim konusunda ne kadar gelişebilir? kendi alanında güçlenmesi için öğrencinin çok daha yoğun olarak atölye çalışma ortamında bulunması gereklidir. felsefe dersleri de yok denecek kadar azdır. üniversite düzeyinde eğitim alan her öğrenci felsefe alanında donanımlı olmalıdır. böylece bir gencin seçtiği alanda güçlü olması, dünyayı, kendisini ve bilgisini algılaması, yorumlaması, çözümlemesi gerçekleşir. çağdaş sanat derslerinin olması gençlerde yeni ufukların açılımına katkıda bulunabilir. üniversitelerdeki eğitimcilerin de kendi alanlarında yenilikleri yakalamalarını ve öğrencilere aktarmalarını sağlamak için; eğitimcilere yönelik geliştirici, yeni anlayışları tanıtıcı seminerlerin oluşturulması çok önemlidir.
ayrıca, insanı yaşama bağlayan temel güçlerden birisinin umut olduğu unutulmamalı ve sanat eğitimi alan genç sanatçıların yapıtlarının sergilenmesi için olanaklar sağlanmalı, sanatsal etkinlikler güçlendirilmelidir. üniversitelerdeki sanat kurumları sanat ortamlarına daha açık olmalıdır. kurumların öncülüğünde, bulundukları kentlerdeki, tüm türkiyedeki sanatçılara yönelik, gençlere yönelik sergiler oluşturulmalı, bu tür sergilerin süreklilik kazanmasına çalışılmalıdır. hatta olabilirse türkiye dışında yaşayan türk ve yabancı sanatçıların da yapıtlarının sergilenmesi için çalışmalar yapılmalıdır. böyleliklekurumlarımızda yetiştirdiğimiz gençlerin sanat ortamlarına katılabilmesinin koşulları sağlanmış olacaktır. böylece, umut, inanç ve cesaretle güven kazanan genç sanatçı ve öğretmen adayları içinde yaşadıkları topluma daha çok katkıda bulunabilecek, gittikleri yerklerde sanatsal aktiviteler oluşturma gücü bulabileceklerdir. sanatsal yönünü güçlendiren ve en azından kendi ülkesindeki sanat ortamında yer alabilen bir genç, gerek öğretmen olarak, gerekse ajanslarda ya da başka alanlarda çalışsa bile bulunduğu çevresinde sanatsal aktiviteler gerçekleştirme, bu tür etkinlikleri destekleme çabalarında bulunabilecektir. öğrenim gördüğü kurumlarının desteğiyle güçlenen genç; kendi kendisiyle barışık, yaratıcı, mutlu, dengeli, ölçülü, düzenli, sevgi dolu, uyumlu, barışçı ve güven duygusuyla dolu olacaktır. bu gençlerin varlığı eğitim kurumlarını da güçlendirecektir.
-deü.buca eğitim fakültesi, güzel sanatlar eğitimi bölümü, resim bölümünde öğretim üyesi
kaynakça
hacettepe üniversitesi, güzel sanatlar fakültesi yayınları
upsd yayınları
bildiriyle birlikte öğrencilerin işlerinden örnekler gösterildi- kolaj vs hazırlananlardan
bildiri özeti:
sanatsal yaratıcılık insanı ve toplumu geliştirir. sanatın algılanması belli bir eğitim, estetik ve entellektüel tavır gerektirir. çağdaş sanatçı, dünyayı donanımlı ve yetkin algılayan, yorumlayan, dönüştürmeye yönelen kişidir. sanat eğitimi veren kurumlar özgürlük içinde gelişebilen tartışma ortamlarını yaratabilmeli, toplumsal kültür ve düşün alanında, sosyal yapıda yaratıcılık ve çeşitlilikler oluşturmalıdır. bu kurumlarda geçmişin ve geleneğin kalıntıları sorgulanarak kültürün yeniden üretimi, oluşumu ve çağdaşlaşması sağlanmalıdır. bugünü ve geleceği üreten insan yetiştirmek temel hedef olmalıdır. bu hedef doğrultusunda, düşünme, araştırma, yorumlama, uygulama gerekir. bireysel, yöresel, evrensel kültüre önem verilmeli; insana ait değerlere yönelik felsefe, sanat tarihi ve çağdaş sanat üzerine derinlemesine bilgi, çağdaş ve evrensel tutum geliştirilmelidir.
abstract:
artistic creativity helps human beings and society develop. the perception of art entails some education, aesthetic and intellectual perspective. the contemporary artist is the one who perceives the world intellectually, and the one who interpretes andtries to transform it. the institutions of art education must be able to provide an atmosphere in which people can discuss things freely, and also lead to ceativity and variety in culture, philosophy and social structure. the remains of the past of traditions must be dealt with in these institutions, and in this way the culture must be reproduced, formed and modernized. the main goal must be educate those who will be able to make up the present and future times. thinking, research, interpretation and application are necessary to realize this goal. the individual, local and universal culture must be attahed importance; the philosophy, yhe history of art and modern art, all of which concern human values, must be studied in detail, and a contemporary and universal attitude must be developed.
prepared by feryal cubukcu.
*yrd.doç. mukadder caglar
sanatsal yaratıcılık insanı ve toplumu geliştirir. sanatın gelişimi ise, toplumda yer alan çeşitli grupların oluşturduğu kalıpların yinelenmesi ve peşinden gidilmesi ile olmaz. sanatın algılanması belli bir eğitim, estetik ve entellektüel tavır gerektirir.
çağdaş sanat çağın koşullarına uyar, yansıtır, geliştirir.
sanatçı; tarihsel bilinçle toplumsal eleştiri yaparak, toplumsal kültürün oluşturduğu değerleri sorgulayıp, kültür hareketini ve dinamizmini sağlamalı, canlandırıcı alternatifler oluşturmalı, oluşturmak zorunda kalmalıdır. yeniliklere açık olmalı, ileriye dönük çalışmaları yönlendirmeli, gelenek ve gelecek arasında sentez yapıp topluma çok yönlülük ve boyut kazandırmalıdır.
sanatçı kendine coşku veren her düşünceyi ve biçimini araştırmakta özgür olarak bilimsel ve evrensel araştırmalar yapmalıdır. yaratıcı, anlatmak istediğini vurgulamak için ne gerekiyorsa kullanmakta özgür olmalıdır. sanatçıda olması gereken eleştirel tavır; çekicilikle, iticilikle, alaycılıkla, trajiklikle, parçalamalarla, değiştirmelerle, yabancılaştırmalarla, abartmalarla, eklemelerle, cesaretli, gözüpek ve gerçekçi olmalıdır.
çağdaş sanatçı, dünyayı donanımlı ve yetkin algılayan, yorumlayan, dönüştürmeye yönelen kişidir. bilim, sanat ve felsefeyle özgün bir yaşama sanatı da oluşturabilmelidir.
yaratmada, tasarlarken, uygularken içinde bulunulan toplumsal yapıyla çatışma kaçınılmazdır. bu çatışmanın üretime dönük hale getirilmesi, toplumun yaşama gücünün, çağın getirdiği yeni yapıların, olabilirliklerin gündeme getirilmesiyle olabilir.
sanatçının bulan, yaratan, alanla çatışma ve alanın dışına çıkma gücü ve istemi, yaşamsal aktivitelerle desteklenmelidir.
sanat eğitimi veren kurumlar özgürlük içinde gelişebilen tartışma ortamlarını yaratabilmeli, toplumsal kültür ve düşün alanında, sosyal yapıda yaratıcılık ve çeşitlilikler oluşturmalıdır. bu kurumlarda geçmişin ve geleneğin kalıntıları sorgulanarak kültürün yeniden üretimi, oluşumu ve çağdaşlaşması sağlanmalıdır. bugünü ve geleceği üreten insan yetiştirmek temel hedef olmalıdır. yozlaşmanın önlenmesi gereklidir. bunda kitle iletişim araçlarının ve yayınların da önemli yeri vardır.
bu hedef doğrultusunda, düşünme, araştırma, yorumlama, uygulama gerekir.
bireysel, yöresel, evrensel kültüre önem verilmeli; insana ait değerlere yönelik felsefe, sanat tarihi ve çağdaş sanat üzerine derinlemesine bilgi, çağdaş ve evrensel tutum geliştirilmelidir.
ancak, görsel sanat eğitiminde; düşünme ve görme yeteneği arasında uyumsuzluk gözlenmelidir. bu uyumsuzluğun giderilmesi için, eğitimde uygulamalı alan derslerine önem ve ağırlık verilmeli, felsefe dersleri mutlaka olmalı, sanat tarihi ve çağdaş sanat dersleri bulunmalıdır. şu anda uygulamalı alan dersleri saat olarak çok azalmış durumdadır. resim bölümündeki bir öğrenci 6-8 saat uygulama ile resim konusunda ne kadar gelişebilir? kendi alanında güçlenmesi için öğrencinin çok daha yoğun olarak atölye çalışma ortamında bulunması gereklidir. felsefe dersleri de yok denecek kadar azdır. üniversite düzeyinde eğitim alan her öğrenci felsefe alanında donanımlı olmalıdır. böylece bir gencin seçtiği alanda güçlü olması, dünyayı, kendisini ve bilgisini algılaması, yorumlaması, çözümlemesi gerçekleşir. çağdaş sanat derslerinin olması gençlerde yeni ufukların açılımına katkıda bulunabilir. üniversitelerdeki eğitimcilerin de kendi alanlarında yenilikleri yakalamalarını ve öğrencilere aktarmalarını sağlamak için; eğitimcilere yönelik geliştirici, yeni anlayışları tanıtıcı seminerlerin oluşturulması çok önemlidir.
ayrıca, insanı yaşama bağlayan temel güçlerden birisinin umut olduğu unutulmamalı ve sanat eğitimi alan genç sanatçıların yapıtlarının sergilenmesi için olanaklar sağlanmalı, sanatsal etkinlikler güçlendirilmelidir. üniversitelerdeki sanat kurumları sanat ortamlarına daha açık olmalıdır. kurumların öncülüğünde, bulundukları kentlerdeki, tüm türkiyedeki sanatçılara yönelik, gençlere yönelik sergiler oluşturulmalı, bu tür sergilerin süreklilik kazanmasına çalışılmalıdır. hatta olabilirse türkiye dışında yaşayan türk ve yabancı sanatçıların da yapıtlarının sergilenmesi için çalışmalar yapılmalıdır. böyleliklekurumlarımızda yetiştirdiğimiz gençlerin sanat ortamlarına katılabilmesinin koşulları sağlanmış olacaktır. böylece, umut, inanç ve cesaretle güven kazanan genç sanatçı ve öğretmen adayları içinde yaşadıkları topluma daha çok katkıda bulunabilecek, gittikleri yerklerde sanatsal aktiviteler oluşturma gücü bulabileceklerdir. sanatsal yönünü güçlendiren ve en azından kendi ülkesindeki sanat ortamında yer alabilen bir genç, gerek öğretmen olarak, gerekse ajanslarda ya da başka alanlarda çalışsa bile bulunduğu çevresinde sanatsal aktiviteler gerçekleştirme, bu tür etkinlikleri destekleme çabalarında bulunabilecektir. öğrenim gördüğü kurumlarının desteğiyle güçlenen genç; kendi kendisiyle barışık, yaratıcı, mutlu, dengeli, ölçülü, düzenli, sevgi dolu, uyumlu, barışçı ve güven duygusuyla dolu olacaktır. bu gençlerin varlığı eğitim kurumlarını da güçlendirecektir.
-deü.buca eğitim fakültesi, güzel sanatlar eğitimi bölümü, resim bölümünde öğretim üyesi
kaynakça
hacettepe üniversitesi, güzel sanatlar fakültesi yayınları
upsd yayınları