Cumartesi, Mayıs 22, 2010
kimliklerimi bekliyorum
"ülkücü faşist camiaya ait herhangi bir kimlik benim maddi ve maneviyatımla ilgili olarak kabul edilemez. ve inançlara yakıştırılamayacak kimlikler kabul edilemez"
diğer kimliklerimi bekliyorum, zaman içersinde kimliklerimi sergileyip bir sanat olayı gerçekleştireceğim, gelen kimliklerimi de açıklayacağım. bizleri sahiplendiğini söyleyenleri de görmüş oluruz böylece. herkes "rouge general" değil tabi de, kim nasıl sahipleniyor açığa çıkması da gerekli.
sürecek
Cuma, Mayıs 21, 2010
aylık rapor/ günceler birikintisi
geçen annem geldi, o varken geceleri de balkonda yattım daha iyi geldi bana.
21 may 2010 friday/ bugün ilk kez "ladyies beach" de denize girdim, annemle gittik, fazla kalmadım, özlemişim denizi.
izmire gidip gelişimden beri annem farmville oynuyor. facebook ta çok kişi farmville oynarken ben ilgilenmiyordum, gelen hediyeleri siliyordum habire. kedim vardı bir tane o yetiyordu, karıştırırken başkaları da çıktı, mafya war, cafe, ada.. çiftliği annem ekip biçmeye başladı, hayvanlarla ilgileniyor filan, iyi oldu bizim için. neleri olmuş diye bakıyor arada.
sonra kipaya gittik, orda birileri gene sorun çıkardı, yani yabancılarla ilişkili yerlere gidince hazır birileri oluyor çevrede ve küçük ama can sıkıcı sorun yaratıcı davranışlar gösteriyorlar. yani bu şekilde kimlerin neler elde ettiğini merak ediyorum gerçekten. yabancılarla mafya ilişkileri olduğuna göre, sanırım denetimi yalnız kendilerinde tutmak amacından başka birşey olmasa gerek. orada 5 liraya küçük valiz türü birşeyler koymuşlar, birileri bakıyordu; ben de anneme almak için söyledim, tekerlekleri var, çekme yeri filan, bir yere giderken onun için iyi olabileceğini düşündüm. birine de ben bakayım dedim valize bakarken ordaki karı koca sanırım, iki tane alacaklarını benim onların almak istediğini aldığımı söylediler. ben de ben bakarken onların 2 tane almayı istediklerini söylediklerini söyledim ve valizi elimden atıverdim. alenen terbiyesizlik yapıyorlardı, çünkü orda büyük orta boylar filan da vardı, onlara da bakınıyorlardı. niye valizi çarpıyormuşum diye laf ettiler, kafalarına çarpmadığıma dua etsinler. yani orda açık satış yeri, kim gelirse bakıp eline geçeni alıyor. yer ayırmış gibi valiz ayırma davranışı yaptılar. önce bir tane bakıyorlardı vs ben bakarken iki tane alacakları tuttu. basit bir olay ama, buna benzer şeyleri yapmaya başladılar. birilerinin bir kazancı oluyor herhalde. biz sonra başka varmı diye sorduk, depodan yenileri getirdiler onlardan aldık bir tane artık da, bu tür yerlerde sorun çıkaranların kimler olduklarını listesini filan çıkarmak gerekli aslında. ilerde herşey, kimlerin neleri nasıl elde ettikleri kayıtları açıklanınca yerleri belli olmuş olur.
zaten şimdiden de çok şey biliniyor. çevremizde zaman zaman bazı isimleri söyleyip sesleniyorlar, koşuşturmalar yaşanıyor, birileri bişeyler için hareketleniyor filan, herhalde ava çıkma hazırlıkları yaşanıyor. ortaya yem filan atıyorlar herhalde distürübütörler işbaşına geçiyor, ben öyle birşeyler anlıyorum yani. geçen yıl filandı sanırım, komşular bahçede otururlarken bir ara "devrimci karargah evlerinden" söz ettiklerini duymuştum. birkaç kere sohbetlerinde hatırlıyorum. yani iş meslek sahibi bile olmayan, örgü ören toplanıp çaylar içen ev hanımları. bir süre sonra da istanbulda çatışma olmuştu, orhan yılmazkaya.
fazla "mafya war" oyunu oynamıyorum ama, birilerinin distrübütörler gibi bazı ilişkilerde yer aldığını gözlemliyorum artık. hatta o tür şeyleri duyup gözlemlerken olup bitebilecekleri tahmin bile etmeye başladım. aslında bunları da bir roman konusu yapsak iyi olacak. izkentteki distrübütörler, buca eğitimdeki distribütörler vs vs, bir de bu tür kişiler kim olursa olsun feci şekilde yabancı düşmanı oluyorlar. zihinleri fazla tutsak edilmiş, ve özellikle ya çok yaşlanmış artık yaşamsal çaresizlikle konfor arayanlar, ya da herhangi bir düşünsel sanatsal becerisi olmayanlar oluyorlar genellikle. bu analizleri de yazmalıyım. mafya war oyununda kişi analizleri de oluyor.
22may- annem farmville oyununa baya sardı, fazla kalmazdı yoksa canı sıkılır gitmeye kalkardı. bazen dudu hanımla oturuyorlar, romen gelini çay hazırlıyormuş, dün oturdular bir ara kızı ayşenin yeni taşındığı evine gitmişler. dün akşam vakti dudu hanım 1 yılı geçti ölen eşi hasan abiye ve hayır için bazlama yapmış, apartada dağıtıyordu. ben mide ağrısı çekiyorum diye yiyemiyorum pek birşey ama yiyenler var tabi.
havalar bulutlu, yağmurlu, gökgürültülü, toplumsal havalar da ağır, dumanlı. ölüm kokusu peşindeler. çok örgütlü ve anlaşmalı yapıyorlar bunu, kendilerine karşı olabilecek kim varsa yok etme peşindeler. avcılıkla iş peşindeler. başka bir üretkenlikleri yok zaten, onun aşağılık duygusu içinde herkesi işgöremez hale getirmek gibi bir hedefleri de oluyor. kullandıkları herşey bütün malzemeler düşman oldukları kültürlerin ve ırkların üretimi, onun ezikliği daha da saldırganlaştırıyor. faşist bir zihniyetle bakılırsa, "ya sew ya terket" dedikleri yer bile başka halklardan çalınmış demek doğru. nereli oldukları bellisiz sürünüp gidiyorlar işte. böylelerinin kimlikleri bile çalıntı aslında. kendilerini ve asıllarını arayıp huzura ereceklerine, başkalarına saldırıp dünyayı yaşanmaz yer yapıyorlar.
sanki her yerde "yemen türküsü" söyleniyor.
sürecek..
Salı, Mayıs 18, 2010
Pazartesi, Mayıs 17, 2010
eski günce parçalarından biri daha
28 aðustos
annem sabah ilaçlarýný yazdýrmaya gitti, saðlýk ocaðýndan eczaneye gitmiþ, öðleden sonra gene eczaneye gitti, ilaçlarýný yarýn alacakmýþ, akþamüstü bisiklet çevirip 20 dk. kadar, duþ aldým, duamý yaptým, annem gelince "kipaya gidelim" dedim. medineyi aradý, onun gönül ablasý varmýþ- eski iþyeri sümerbank arkadaþý gibiymiþ- o da gelmek istiyormuþ, onlarý alýp gittik, annem pek hoþlanmadý gibi, 65 yaþýnda filan bir kadýn. genç duruþlu ama. kendime spor matý aldým. yoga da gerekiyor. pratik bir þey de harcamalaraýma dikkat etmem gerekiyor. gelirken natonun orda gönül hanýmý indirdik. evi yaðhaneler-bayramyerinin ordaymýþ. dolmuþla gidecekti. bizle gelmekten memnun olduðunu söyledi. giderken onlara ve barýþa "araba kullanýrken telefon açýlmasýn" demiþtim. telefon filan açýlmadý. maðazada içinde ve sýradayken mitçiler beni abanýn altýndan rahatsýz etmeye çalýþtýlar, "kim takar yalova kaymakamýný" "herkes kendininkine bile bakmýyor valla" "deðil baþkasýnýnkine" bir yerlerden bana .......... þirinyerde araba su kaynattý, sanýrým fan sorunu var, trafik polisi kýyýya çektirdi arabayý, bekledik, ordaki otobüs firmasýnda medinenin tanýdýklarý varmýþ, biraz daha su aldýk, sonra yavaþ yavaþ medinelere geldik, kontaðý kapattýðým halda arabanýn iç ýþklarý farlarý yanýyordu, sigortasýný çektim, binerken taktým gene. medinede çay yaptýk, annemin aldýðý böreklerle yedik, barýþ yoktu, arabanýn yanýnda beklerken ben aramýþtým cevap vermemiþti. 2 oldu telefonumu açmýyor. neyse kendince bir nedeni vardýr heralda. sonra çýktýk, medine ile annem "bir yere giderken her zaman baþkalarýný almayalým" diye konuþtular. eve geldik. annem sabahtan karþý apartmandan þengülün kýzý 10 yaþlarýndaki özge köyden gelirken diye üzüm getirmiþti, o sýrada annem telefon etmiþti, "zeliha ile bahçede oturuyorum" diye. kýzý ona göndermiþtim, "git kendine ver" diye. bulamamýþ, sonra akþam üstü konuþmuþlar, kocasý nöbetteymiþ diye annemi çaðýrmýþ, annem ona gitti geldi, üzümünü vermiþler. ben yemeyeceðimi söyledim, annem dün beyaz üzüm ve bugün eczanenin ordan siyah üzüm almýþmýþ- ben seviyorum diye- kendi parasýyla aldýðý için onlardan yiyeceðimi söyledim. bugün kipada alýþveriþ parasýný ödemeye kalkmýþtý, ben yaptýrmamýþtým. araba bozulunca ona araba tamir ücretini ödeyebileceðini söyledim. medine de oturuken "3,5 milyar vereyim, sen de koy arabayý deðiþtirelim" dedi kabul etmedim, doðru dürüst param yok, borç istemiyorum.
dün gülsüm teyzemle ilgili birþeyler daha aklýma gelmiþti. ben türkaya resim çalýþtýrmýþtým. ergülün evindeyken. buca resim bölümüne baþvuru yapmýþtý. annem, engin, funda hepberaber onu çalýþtýrmýþtýk. bir süre bende kalmýþtý. kazanamadý, hastaymýþmýþ zaten, tedavi olmuþtu sonradan, þua gibi birþeyler. sürekli duþ yapýyordu, baþý aðrýyordu, olcay da 2. evliliðini yapacak durumundaydý. sonra sanýrým antalyayý-tam hatýrlamýyorum- 2 yýllýk kazandýydý. orada sevda kara adlý bir kýzla tanýþýp, sevgili olmuþtu. evlenmeyi konuþuyorlardý. kýz gelip hep onlarda kalýyordu, evlerinde yazlýklarýnda, günlerce haftalarca. o zamanlar teyzemle görüþülüyordu. o hep söyleniyordu. "karý koca gibiler" diye. o sýrada 1-2 gün bana da gelmiþlerdi. ergüllerde kalýrken. beraber bira içip sohbet etmiþtik. sanýrým bana iliþkin onlarýn benim eve gelmelerine iliþkin bir þeyler söylediler. sanýrým söylediklerinin bana isnat edilen bölümü haksýzdý, sonradan türkay hasta oldu, dalaðý filan alýnmýþtý. türkay benim okula filan da gelmiþti sonralarý-dalaklýyken, 1-2 enginle birlikte de gelmiþti -o da dalaklýyken. "kýz bulmaya geldik" deyince biraz espri yapýp onlarý þutlamýþtým. "gelmeyin" diye. annesi ona "üçkuyularýn erkek orospusu" diyordu. þimdi napýyorlar pek bilmem. koskoca insanlar. yazýk insanlar ne hallere düþüyorlar. sanýrým anadolunun iletiþim sorunu var.
27 aðustos
hep evdeydim. annem sabah komþularla birlikte eski sütçüden üzüm almýþ. valla hiç yiyesim gelmedi. bir iki gündür biraz tuhaf gene. nurtenlerle konuþuyor, annesi gelmiþ, salça yapmýþlar, ama artýk onlarýn postadaki fatura vslerini almýyor, yalnýz sibeller yok diye, onlara gelen, kocasý þenermiþ, fatura ve zarflarýný almýþmýþ, biz onlara köye gitmedik. annem ara sýra bisiklete baþladý. akþam engini aramýþ, yazlýða gitmemiþmiþ, arkadaþlarýylaymýþ, araba kullanýyormuþ, pek fazla konuþmadýlar. canlarý isteyince arýyorlar, umarým ilerde, yine de çok geç olmadan -anneannelerini kaybetmeden- daha ilgili olurlar. yalnýz bazý oyun ve dümenlere onlarýn da katýldýklarýný sanýyorum. annemle ilgili, daha önce selmanýn evinde kaldýðým zaman hepsi de çok tuhaftý, annem bazen çok abuk sabuk þeyler söyleyip, saçma þeyler yapýyordu. bar bar kavga edip itiþip kakýþýyorduk. annem kendisini dövdüðümü söyleyip duruyordu, itiþ kakýþ ve baðýrýþ dýþýnda bir þey olmamýþtý. yakýn zamanlarda okulda annemle ilgili -ameliyatýndan önce- kafasý filan sargýlý, yüzü mor filan hastanede ablamla birileriyle kýzý dövmüþ vs. gibi bir þeyler hatýrlýyor gibiyim. acaba öyle bir numara yapmýþ olabilirler mi? allah sonradan gerçekten kafasýný gözünü sardýrdttý. ablamlar da o zaman bana tekme atma pozisyonlarý göstermiþlerdi. benim evde. salonda. sonradan engin topa tekme atarken düþtü kolu kýrýldý. umarým paranoyadýr, öyle kötü bir dalaverenin içine düþmemiþlerdir umarým. bir kere annem ablam gülsüm sanýrým kemeraltýna gittilerdi. gülsüm "abla sen iyi pazarlýk yaparsýn" diye çaðýrmýþtý onu telefonda, sonraki hafta mý ne annem beni birþeyler için kemeraltýna götürmüþtü, terlik almýþlarmýþ bir iþportacýdan, bana da aldýrmak istemiþti. adam annemi görünce "geçen hafta zorla terlikleri alýp, ücretini tam vermediklerini filan söylemiþti de, ben "ne kadar eksikse adamýn parasýný vermeye kalkmýþtým". adam þaþýrmýþtý. acaba bu tür düzeysizlikleri bilinçli yapmýþ, ve anneme yaptýrmýþ olabilirlermiydi. çünkü hep buna benzer nedenlerle biz annemle tartýþýyorduk. komþular lakýrdýsý bir yandan, ailemiz bir yandan, okuldakiler bir yandan, sokaktaki insanlar bir yandan, bazý öðrenciler bir yandan. eðer aþþaðýlýk, onursuz, düzeysiz, namussuzca yapýlan yaptýrýlan ne varsa "allah hayrýný göstermesin" ; sanýrým tanrý elini kullanmak için yaptýlar -eðer bir þeyler paranoya deðilse- "tanrý herkes için daha iyi ve insancýl çözümleri kaçýrdýklarýný göstersin", dünyanýn ve doðal hayatýn durumunu gördükçe baþka bir þey aklýma gelmiyor zaten. düzeysizlik herkese ait oluyor. enverle söylettirilen bazý þeyleri hatýrlýyorum bazen. sonra da kafamý çevirip geçiyorum. herkes bana eskileri hatýrlatmaya çalýþýyor, isimler vs, unutuveriyorum gene. "ne elde edecekler ki" yapýlan yaptýrýlan herþey "made in turkey" olarak görülüyor. toplumun yapýsý, yaþam tarzý, iletiþim þekli, düþünme biçimi, varolma gücü, herþey ortada. kasýtlarýn biçimlendiði ve görünür kýlýndýðý toplumun yansýmasýnda. gelenek, tarz, yaklaþým, düþünme þekli, "kim bana nasýl davranýrsa kendi toplumunda yansýmasý olacak" dediðimi anýmsýyorum. sonra doða. evet yaptýklarý herkese ait oluyor. alenen ortada. kazançlarýyla kayýplarýný tartmýyorlar mý bunlar? hani benim çevremdeki insanlarýn zaaflarýný, cehaletlerini kullanýp kasdi elde edilen þey hangi inanca sýðar? ne biçim namuslarý var, ya da inançlarý, sanýrým beni pislik yapmaya çalýþýrken, -made in turkey- her þey toplumda görülüyor. ve batý dünyasýnýn bu toplumu kabulleniþ þekli beliriyor. sanýrým giderek her þey herkes için berbat olacak. "inancýn isyaný baþladý" sanki. "tanrý adýna tanrýya karþý çýkanlar", "kral öldü yaþasýn kral" diyenler, "müslümanlýk adýna müslümanlarýn peygamberinin torunlarýný öldürenler", "düþman kovmak için orman yakanlar -ki hayali þeytan taþlama ayinleri gibi", 8:))))), sanýrým benim tanrýyla samimi bir saf diyaloðum vardý. bu diyaloðun insan eli deðmiþ taraflarý dünyadaki görüntü oluyor gibi. sanýrým sorumlusu ben deðilim. "bir türkü vardýr, 'insan suretinde çok geldim gittim' diye". sanýrým burada inancýn taþýyýcýlýðý ile ilgili birþeyler var. bir kaç þey görünüyor. belki toplumlarýn kendini gösteriþleriyle ilgili þeyler.
26 aðustos
hep evdeydim, annem öðleyin günay hanýma gitti geldi, aerobik kasetini koydum, bisiklet yapýp duþ yaptým. annem akþam üstü sanýrým nurten haným ve annesiyle dolaþtý. sonra medine arayýnca ona seslendim, yarýn hamzababaya gitme konusunda, annem gitmek istemedi, sabah kapýda biri koli bandý soruyordu, annem "yok" dedi. pýnar'mýþ, bana sorulsaydý var'dý. neyse eskiden koli bandý yoktu. insanlar koli bantsýz baþýnýn çaresine bakýyordu. günahkar kasedinin 2. cd sini izledim, daha iyi bitti. meryem ana dvd bilgisayarda izleniyor. incilin þifresinin 2. cd sini izledim. annem benim odadaki bisikleti balkona çýkarmak istedi, ama balkon çok dar, ona benim odada çalýþmasýný söyledim. öðlene doðru zuhali aramýþtým, öðleden sonra çeþmealtýna gitmek için, sonra o beni aradý, çeþmealtýndalarmýþ, ama meralin kýzýyla-özgün kocasý-reþad da varmýþ diye gitmedim. o "gel" dedi, gelemeyeceðimi söyledim.
25 aðustos
sabah kalktým iþ bankasýna gittim, sýramý bekledim, para yokmuþ, cuma olduðu için 12 den önce gelmezmiþ, cent filan vermemelerini, benim 100 dolarlýk paralar yatýrdýðýmý söyledim. geçen gün fon paralarýný 10 ytl lik halde vermiþlerdi. alt tarafý 2.145 $ la 2.180 ytl onun da kredi kartý ödemesinden sonra 1.180 kaldý. öðleyin gene gittim, 100 $ lýk halde verdiler. öðleyin geldim, duþ yapýp dua ettim. biraz uyumuþum, annem kaldýrdý 3.30 gibi bankaya gittim. arabamý kapýnýn önüne býraktým, önce kredi kart borcumu ödedim, sonra hesap açmak için sýra beklerken gül haným la gülümseþtik, bekleyenlere "benim iþim kýsa sürecek" derken yardýmcý bir bayan arkadaþ, "seda" bana formlarý doldurmak için yardýmcý olabileceðini söyledi. beraber formlarý doldurduk, fotokopi çekip evraklarý tamamladý, giþe de iþlemleri baþlattý, bana bireysel emeklilik için katalog verip, açýklamada bulundu. hoþ bir hali vardý. b tipi fon -59- fon, ve 1145 $ hesabý açýldý. 2 aylýk filan vadeli. sonra geldim, annem medineyle görüþmüþ, kipaya gitmek için. onu alýp kipaya gittik. 90 ytl. alýþveriþlerime dikkat etmem gerekli. ciddiyetle hem de. neyse bu sefer "meryem ana" cd si 19 ytl, ve "la ilahe illallah" yazýlý kolyesi 15 ytl yüklü tuttu biraz, onlara da deðer yani. baþka durumlara dikkat etmem lazým. tek kredi kartý kullanýp, kaðýtlarýný biriktirmeye karar verdim. kaçak varsa bulunur belki. aslýnda o seyahat firmasý 500 ytl iadesini yapsa, baya durumum rahatlar, iade yapacaklarýný yazmýþlardý, bir kere daha yazayým. kipadan gelirken shell de arabayý yýkattýk, araba yýkamadaki memet evlenememiþ, anasýnýn bulduðu kýzý beðenmemiþ, "hayýrlýsý" dedik, arabayý köpürttü yýkadý, annem ona çay parasý diye para verdi, duþa girdik, gelirken barýþ 2-3 kere anasýný aradý. en sonuncusunda açtýrmadým. annesi anahtarý evde býrakmýþ, "geliyoruz" dediðimiz halde, eve gelince arabadaydý. ona arabadayken telefonu istemediðimi bildiðini söyledim. eve gelince telefon açtým, açsaydý, görcekti gününü, iyi ki açmadý. biraz yoga yapayým.
24 aðustos
öðleden sonra buca kaymakamlýða anneme pasaport için gittik. evraklarý aldýk, yaklaþýk 200 ytl, sanýrým annem vazgeçti, ama sonra güzide teyzemi arayýp konuþuyordu, nasýl pasaport alacaðý hakkýnda. duþ aldým. önce medineyi arayýp "mýsýr piþirdim gel" demiþ, sonra o misafiri birsen ablasýyla gelmiþ. ben biraz tansiyonum düþük diye pek yanlarýna gitmedim. annemin arkadaþlýklarý olsun diye yani. bana endeksli deðil, birlikte denize gideriz diye konuþtuk, birsen hanýmýn 86 yaþýnda annesi varmýþ, kendisi de 68 mi neymiþ, onun annesi filan denize, kuzenine gitmeyi teklif etti, ben kusura bakmamalarýný kendimiz bir sahile gitmeyi tercih ettiðimi söyledim. "olur" dediler. sonra onlar gitmiþ, annem biraz aþaðýda komþularla oturdu. ben apoyla figeni aradým. apoyla biraz konuþtuk telefonda, 1,5 yýl içinde ortak iþ yapmayý konuþtuk. "günübirlik denize figen isterse sonra arasýn" dedim. bugün da vincinin þifresinin 2. cd sini izledim. sanki hepsi de önceden bildiðim konular gibiydi. yalnýzca benle ilgili olan inancýn taþýyýcýlýðý ile ilgili olan þey, aslýnda bu konuyla ilgili daha geniþ yorumlarým var, snýrým onlarý ayrýca yazarsam iyi olur. kendimin geçiþlerim filan, evet bir yerde mai beni korumuþtu. diðerleri kaherengiyi seçmem için önceden baský yapmýþtý, ama o sýrada mavi hakim olmuþtu. yýllar önceydi. sanýrým bazý kiþiler kendi inançlarý için maviye teþekkür borçlular. o sýradaki durumda yani. yýllardýr aðýr bir yük taþýdý. faþistlerin her türlü baskýsýna karþýn inancýn yanýnda kalmaya çalýþtý. umarým kazanmýþtýr. onlarla ilgili bir þeyi daha anýmsadým sonradan. "ama ben maviyim" deyiþimi de anýmsadým. onun için onu çok hýrpaladýlar sanýrým. yoketmek için, býraktýrmak için. bence o da karþýlaþma sýrasýnda kendine ait olaný almýþtýr. arkadaþlarýyla konuþmuþtur herhalde. umarým onlarýn da yüzleri gülmeye baþlar artýýk. sanýrým en aðýr yükü onlar taþýdý. yýllar geçti, "geldik bu güne" yarýn dolarlarýmý 2000 $ iþ banktan alýp, fon paramla 1000 ytl hsbc ye yatýracaðým, bir de yapabilirsem her ay yalnýz bir bankamatik kullanacaðým. kaçýþlarý önlemek için. bugün benzin alýrken advantage kartý kullandým. tekerleklerimi þiþirdim. bir harcama listesi yapsam iyi olacak. yanlýþlýk yaptýðým seyahat þirketi de hala para iadesi yapmadý. bir kere daha yazayým.
23 aðustos
annem öðlen þirinyer pazarýna gitti. önceden aldýðý bir bluz dar geliyormuþ deðiþtettiirebilirse diye. deðiþtirememiþ. ben banyoya girdim. tam girerken kapýya mustafa gelmiþ, pancurlarý silmek için. anneme kapýyý açtýrmadým. seslendim, "þimdi iþimiz var, sonra konuþuruz" diye. annem "sýcaklar geçtikten sonra silinsin" diyecekti, sonra söyledi artýk. sonra nuran mý halide mi ne yeðenleri galiba geldi, 2 domates istedi, "yok" dedik. "pazara gideceðiz" annem medineleri aradý, yokmuþ, baþak bugün gidecekmiþ, "güle güle" demek için. ben bankamatiðe kredi kartlarýmýn durumuna bakmaya gittim. mat eczanesine uðrayýp bir iki ilaç aldým. cleosin, burnumun üstüne sürüyorum, augmentin, c itamini. bankamatikte borçlarýma baktým. 700 önümüzdeki ayýn maaþýndan yemiþim. yaklaþýk 700 de iþ bankasý kredi kartlarýnýn borcu var. avantaj karta neredeyse 1 milyar borç var. 200 de dolar. çok açýlmýþým. arada kendimin olmayan giriþler olabilir mi ki. her ay yalnýz bir kartý kullanmaya çalýþsam. cuma günü dolarlarýmý da çektikten sonra fon parasýyla hsbc ye yatýrýken, fonun 1 milyarýný kredi kartý borcunu kapatayým. fon da 1 milyar kalsýn. biraz daha kontrollü olayým. loto dan para çýksa bari. 8:)))) tansaþtan baþaða küçük bir çikolata paketi ve yeþil çay aldým. sonra annem bir daha aradýðýnda medine gelmiþmiþ. "pazardan sonra gidelim" dedi. annem pazardayken geçen gün gelen suyu beðenmemiþtim. bir bidon suyu döktüm. bidonu yýkayýp, geçen gün kipadan aldýðým hayat suyu boþalttým ama yarýsýna bile gelmedi. annem telefon etti, "pazarda iþim bitti" diye. pazarýn köþesinden onu alýp, medinelere gittik. o içeri girerken ben cd ci zafere bakmaya gittim. tam dükkanýn önünde baþakla karþýlaþtýk, kuaförden geliyormuþ, cd yi hazýrlamýþ, 2 ytl. bir ara tom cruise'un görevimiz tehlike 3 ü ayarlayacak. bay ve bayan brown. "arada uðrarým" dedim. baþakla beraber onlara gittik. kahve hazýrlanýyordu, sonra barýþla karýsý geldi. biraz konuþtuk, onlar üzüm yedi, ben yemedim. kalktým, annem oturmak istedi, benim iþim olduðunu "gidip geleyim" dedim. çýkýp tansaþa gittim. 2 büyük hayat su aldým. eve gidip annemin pazardan aldýðý biberlerle domateslerle çýkardým. birini daha bidona boþalttým. döktüðüm suya yakýn oldu. birini odama koydum. tuvalete girip gittim. annemle medine mevlanaya gitmek üzere anlaþmýþlar, benim caným istemiyordu, onlara hasta olduðum için pet almaya gittiðimi söyledim. arabayla dolaþalým dedim. sonra onlarý parantez cafeye götürdüm. boran deðer denize gitmiþ, dayýsý hüseyin vardý, dýþarda oturduk, barýþýn annesiyle yeni tanýþýyorlardý, 2 çay istedik annelere, ben istemedim, þirin getirdi, hem barýþ hocanýn annesiyle görüþtü. sonra kalktýk, medine camide indi, evinin önüne kadar götürmemizi istemedi. eve geldik, pazar arabasýný çýkardýk, daha doðrusu annem çýkarmýþ. ben arabayý yerleþtirene kadar. suyla ilgili hiç bir konu yok. biraz da vincinin þifresine takýlayým. dün rüyamda atinayý gördüm. deðiþik birilerini de. müzedeki denizin dibinden çýkarýlan leydiyi. elini tutuþ þekli, bir kaç yerde ayný þekli hatýrlýyorum. bir tür veda mýydý, "yine görüþeceðiz" mi?
22 aðustos
hep edeydim. tansiyonum düþüktü biraz, bugünkü iþleri yarýna býraktýk. öðleden sonra medine geldi. ondan önce annem hortumla bahçeyi suladý. öðlen saatiydi sayýlýr. güneþ vardý. o bahçeyi sularken fotoðrafýný çektim. medineyle ikisi oturdular bir ara. ben biraz uzandým, duþ aldým. bir ara balkonda oturdular. börek, çay, kahve, karpuz, ayçiçeði, dondurma yendi. hava kararýrken o gitti. annem geçirdi onu, eve gidince aradý. balkonda bir ara yanlarýndaydým. rabialar geldi. onlara meraba dedim. 15-20 gündür yoklardý. öðlen banyoya daha önce telefon için aldýðým rafý taktým. dolaba gerek kalmadý.
21 aðustos
öðlene doðru annem benim yattýðým çekyatýn son taksitini ödemek için aradý. saat 1e kadar gelsinler diye, akþamüstü geldiler, konuþmalarýný duydum, borç kalmadý. öðleyin bankaya gittik. iþ bankasýna geçen yýllarda orada benim hesaplarýmý karýþtýrdýklarý, paramý kredi borçlarýmý yeniden ödettikleri gibi bir kanýya kapýldým. þimdilerde deðil, ama fon paramý aldým 2.183.oo ytl. dolarlarýmý da alacaktým ama, aylýk faizi 25 aðustos cuma günü doluyor, o gün çekeceðim. hsbc ye gittim. daha önce benimle ilgilenen gülçin haným tayinini istemiþ, gül adýndaki bir bayan ilgilenecekmiþ, bir kiþi daha varmýþ, o bayan da bankadan soðutucu hareket ediyor. ilgisiz, itici, vs. ama direneceðim. mitçiler istedikleri gibi at oynatýyorlar zaten, hayatýmýzdan bezdirdiler, artýk yabancýlara ait yerleri tercih etmek durumundayým. kredi kartý borçlarým baya fazla. onlarý kapatmaya çalýþýp, kalan paramý hsbc fona koyacaðým. sonra dolarlarýmý da. iþ bankasýnda sadece maaþ ve otomatik ödemeler kalacak. biraz para konularýyla ilgilensem iyi olacak. iþ bankasýnda paralarý 10 ytlik, 2 milyonun hepsi. birini annem saydý. sýkýldým karýþtýrdým, saymayacaktým, inat ettim. vakit geçti tek tek saydým valla. bravo bana. sonra muhtara gittik, oðlu özgür de ordaydý, barýþýn arkadaþý olarak da tanýþýyoruz, evi satýp baþka ev almayý konuþtuk, anneme pasaport için ikametgah ve nüfus sureti çýkarttýk. bana da pasaport adresimin deðiþtiðine dair ikametgah. yarýn anneminki için buca kaymakamlýðýn oraya gideceðiz. medine de çýkaracaktý, anneminki çýkarýlsýn sonra filan dedi. telefonlaþtýk bugün. özgür eðitim bilimlerinde yüksek lisans yapýyor. vesile, uður vs. bize açýk çay yaptý. önce bir kaç kiþi daha vardý, sonra babasý -muhtar, özgür, annem filan biraz konuþtuk, annelerinin de medine biz denize giderken bizimle gelmesini kabul ettiler. konuþtuk filan. sonradan arkadaþ dediklerimin bile benimle ilgili birtakým olaylara dahil olup olmadýklarýný düþündüm, özellikle vesilenin, çocuðunun olmasýný istemesi, çocuðu olanlarý kýskanmasý, sevgilisi, kocasý olanlarý kýskanmasý filan. bunlarý neþenin yanýnda da söylemiþti. bazen aðlayýp kriz geçirdiðini anýmsadým. kendinin sahip olamadýðý þeylere -çocuk, koca- sahip olanlara karþý halini, ölmelerini istemesi filan. acaba onlar da bir oyun muydu, vesilenin gerçek halimiydi? son zamanlarda pek görüþtüðümüz yok da selmanýn evindeyken filan görüþüyorduk. sanki birþeyler oluyor, sonra birileri iþlevini tamamlayanlarý kýyýya çekip, uzaklaþtýrýyor gibi bir durumlar oluyor. ben bilinçli olarak, aslýnda annemle ilgili yaptýklarý þeyler yüzünden, kýzgýnlýðýmdan, annem ablamla gülsüm teyzemin kocalarýnýn ölüp dul halinin ne olduðunu görmelerini istediði zaman, ben de söylemiþtim. 1-2 yýl içinde filan. bu tür konular pek bana ait þeyler deðil, zaten bir sürü þeyi direnmeye çelýþýrken iliþkilendirdim. ama þimdilerde bir tür paranoya mý bilmem, çevremdeki bir sürü insanýn söylediklerinin ve davranýþlarýnýn pek baðýmsýz olmadýðýný düþünmeye baþladým. acaba resim, yaþam, coðrafya ile ilgili carbon araþtýrmalarý oluyor ya, seslerin kayýtlarýnýn da zamanýný belirleyen karbon araþtýrmasý oluyor mu ki? teknoloji ne durumda ki? ya da bir kiþinin birilerinin söylediklerini anlatýþýyla kendi konuþmalarý, normal, sarhoþ ve ilaçlý hallerle konuþmalarý ayýrdedilebilir mi ki. bu aralar sanýrým birileri panikliyor. çünkü hemen her gittiðim yerde bana yönelik, isimler, vs þeyler. abanýn altýndan gösterme yapýyorlar kesin yani. bir yandan beni denetim altýnda tutarken, bir yandan da benimle ilgili düzeysizleþtirmeye çalýþtýklarý þeylerle kendi durumlarýný mý kurtarmaya çalýþýyorlar? bence herkes herþeyi biliyor ve birbirlerine karþý salaða yatýyorlar. bir yerde tanrýya ettiðim bir duayý anýmsýyorum. artýk benim yardýma ihtiyacým olduðunu, biraz da birilerinin gününü benim göstermemi saðlamasýný istemiþtim. herhalde o da gülmüþtü bu duruma. sanýrým tanrý artýk beni devreden çýkardý, kýzaða aldý beni, ve o herkesin gününü kendisi gösterecek, çünkü artýk onun sabrý bitti. ben bana yönelik yapýlan kasýt ve pislikleri, annemi dahi -hatta evliyken kocamý- nasýl adi þeyler yapýldýðýný, organize iþleri, kabeyi muazzamaya, kur'ana, bütün insani deðerlere, dinlere, dualara þikayet ettim. daha doðrusu bildirdim. haberdarlar. kendi adýma herþeyin herkes için en insani þekilde düzeltilmesi dileðimi bildirdim. (1991 de gece ettiðim duayý anýmsadým) sanýrým artýk bir sürü þey benim dýþýmda kalýyor. bir sürü konuda gösterdiðim tavýrlarý, dualarý anýmsadým, çoðu kiþi çok büyük hýrslara sahipti, bugün dünyanýn yaþadýðý bir sürü sorun bence onlarla iliþkili. ben her zaman özgürlükçü oldum. -baðýmsýz irademde- doðal yaþamýn ve masum halklarýn halini görünce hýzýr elinin ne hale getirildiði anlaþýlýyor. tabi coðrafyalara göre farklýlýklar var. genelde bütün geri kalmýþ ülkelerde düþünce özgürlüðü yok. sanýrým ben hýzýr eliyle, tanrý eliyle, bütün tanrýsal deðerlerle olan baðýmý çok daha bilinçli, saygýlý ve insancýl yenilemeye çalýþmalýyým. herkes için hayýrlýsý. akþamüstü annem aþaðýya indi, komþularla oturdu. bir ara çýktý, yemekten sonra gene oturdular. ben zeynebin yoga kasetini koydum, ilk defa 1. kasetin hemen hemen tümüne katýldým. sondaki bazý hareketleri yapmadým. sonraya artýk. bir ara ademi aradým, çýkardýðýmýz giysileri gecekondulardaki insanlara götürelim diye. o da izmire yeni gelmiþ, önümüzdeki hafta filan dedik.
20 aðustos
miraç kandili. evdeydim hep. annem pazara itti geldi, medine geldi. mustafa ile laaboyu taktýk. medine akþam üstü gitti. gündüz gülsüm aradý. pýnarla mustafa merdivenleri yýkadý. akþam onlarý çaya çaðýrdým. banyodaki eski mutfak dolabýný boþaltmýþtým. onu çýkardý mustafa, onlarýn banyoda dolaplarý yokmuþ aldýlar. belki oraya küçük bir dolap uygun olabilir. dua ettim.
19 aðustos
sabaha karþý 5 te ezan okunduktan sonra uyuyup kaldým. sabah 8 gibi kalktým gene yattým. öðlene doðru kaltýðýmda annem çay içiyordu, onunla 2 bardak çay içtim. so nra annem "kaçtaþa gidelim" dedi. gittik. yolda dün þöför kapý camý vidasý çýkmýþtý. onu alibertiye gittik. murat usta öðlen kapatacaklarýný, saat 11.30 du. o parçanýn da olmadýðýný yolun aþaðýsýndaki 3. sanayideki oto camcýlarýnda taktýrýlabileceðini söyledi. geçen gün yedek anahtarý yaptýrdýðýmýz yere sorduk, kilitçi yusufa gönderdi. dükkana baktýk ilgilendiler. kocaman bir türk bayraðý asmýþlar. annem olmasa baþka yere gidecektim. neyse sesimi çýkarmadým. bu gidiþle beni bayraktan da soðutacaklar. bir genç biraz uðraþtý. 2 ytlye küçük parçasýný aldý, japonla yapýþtýrdý. 5 ytl verdik. koçtaþa. praktika da baktýðýmýz burada 30 ytl kadar daha pahalýydý. annem bir tane duvar için dolap beðendi. çýktýk, önce bornova kipaya, bir iki þey aldýk. paraktikaya gittik. oradan dün baktýðýmýz banyo lavabo takýmýný aldýk. 189 ytl. 8 ytl kedi kumu. hsbc ye 8 taksit yapýldý. eve geldik. mustafa ile pýnar evle uðraþýp, halý filan yýkýyorlarmýþ. bizim üç paketi mustafa çýkardý. montajýný sonra beraber yaparýz dedik. bir ara da mustafa bizim pancurlarý silecek. çaycýlýk iþinden ayrýldýðý için, serbest iþ yapabiliyor artýk. biz baþkasýna yaptýrmaya kalksak bozulurlar, 3-5 kuruþ karþýlýðýný veririz. bizim için de onlar için de iyi olur. sanýrým yarýna kaldý. sonra annem koçtaþtaki dolabý da alýp gelmemizi istedi. gittik ama, dolap çizikti, baþka da yokmuþ, almadan iade edildi. eve geldik. alt lavabosunu monte ettim. ama arkadaki su çýkýþ borusuna dayandý, duvara tam yanaþmadý. sanýrým yarýn, su çýkýþ borusu geçecek kadar bir yuvarlak delik açýlacak. güzel oldu baya. eski þeyleri çýkarýp bir güzel temizledim. baya kirlenmiþmiþ. sonra yeniyi koydum. biz koçtaþta aldýðýmýz malý beklerken (sonra çizik çýkýnca iadesi yapýldý.) annemi komþu arkadaþý sibel aradý. bir kaç kere denedikten sonra ben açtým telefonu. yarýn köye gitmek için aramýþ, eþi tatile çýkmýþta. annesigil köydelerdi. salihlinin kapuzlu köyü. alýþveriþ yaptýðýmýzý akþama görüþmemizi söyledim. sonra akþamüstü geldi, balkonda köyün yerini tarif etti. bir kaðýda yazdý. belki onlar köydeyken gidersek diye. yalnýz benim telefon numaramý isteyince þarz tutmadýðýný anneminkinle konuþabileceðimizi söyledim. . hakikaten þarzý gidieriyor. akþam üstü kapalýydý. biraz tedirgin oldum. buradaki annemin arkadaþlarý hep benimle annemsiz arkadaþ olma giriþiminde bulunuyor, ben istemiyorum. sonra anneme de söyledim. sibelin onun arkadaþý olduðunu, benim de yaþlý genç arkadaþlarým olduðunu "köye gitmeyelim istersen" filan dedim. konu öyle kaldý. akþamüstü karpuz yerken anneme dün baðýra çaðýra konuþtuðum için özür diledim, aldýðýmýz þeylerin bizim için biraz daha derli toplu olacaðýný filan konuþtuk. hiç olmazsa daha temiz bir görüntü olacaðý için daðýnýk ta olsa çöp gibi görünmeyeceðini söyledim. onun da hoþuna gitti aslýnda. bazý kullanýlmayan giysilerimizi sibellerin köyüne yada öðrenciler aracýlýðýyla gecekondularda ihtiyacý olanlara göndermeyi konuþtuk. çýkardýðým lavaboyu da pýnarlarýnki kýrýk filansa deðiþtirmeyi isterler mi diye sormaya gitti. biraz önce ablmý arayýp evlilik yýldönümlerini kutladým. engin funda ablam eniþtem yazlýktalarmýþ. biraz konuþtuk.
18 aðustos
11.30 gibi annemle muhtara pasaport için fotoðraflý nüfus sureti e ikametgah almaya gittik. annemin nüfusunun deðiþmesi gerekiyormuþ. onun için yazý hazýrlayýp verdi. "öbür belgeleri sonra alalým" deyip çýktýk. ee geldik. öðlen 1 de kaymakamlýða gittik. annemi oraya býraktým. okuldan geçtim. merhabalaþacak kimseyi görmedim. evdeyken annem iþi bitince aradý, onu alýp hacý teyzeye býraktým. müberra ablayla merabalaþtýk. ee geldim. sonra annem oradan aradý. otobüse binip geldi. karfura gitmek istedi. ben de banyo dolabý bakmak için praktikere gidebileceðimizi söyledim. medineyi aramamýzý istedi. aradým hatayda olduðunu yarým saate kadar evde olacaðýný söyledi. onu alýp çýktýk. yollarý karýþtýra karýþtýra praktikayý bulduk. bir tane 189 milyona hsbc karta 8 taksitli, çok da hoþ bir altý dolaplý lavabo ve ayna takýmý görünce almak istedim, annem aldýrmadý, yolda gelirken tartýþýp geldik. medineyi býraktýk. küstü filan ama kendi gerçeklerimizi bilip ona göre davranmasý gerekli. ayda yýlda bir görüp ortalýk karýþtýranlardan hayýr yok. ablam bile evimize çöplük gibi deyip gidiyor. uygun fiyatla düzenleyebiliriz. kullanmadýðýmýz, ihtiyacýmýz olmayan eþyalarý gecekondularda ihtiyacý olan insanlara verebiliriz. komþular kendi annelerine ne kadar bakýyor ki, baþkasýnýnkine baksýnlar. yaþarken kendi çocuklarýyla barýþýk olsun. iyi insan, onu çevresiyle çocuklarýyla sorunlu hale getirip zaaflarýndan çýkar saðlamaya çalýþmaz.
17 aðustos
gece pek uyuyamamýþtým. ayakbileklerim filan þiþmiþti. sabah erkenden kalktým. bari kuþadasýna gidelim dedim. medineler gelebileceklerini söylediler. baþakla. 8.30 da onlarý alýp çýktýk. 1 sat 15 dk da kuþadasýna vardýk. önce þehirde bir tur yapýp denize girilecek yerlere baktýk. kadýnlar plajýna, altýnkuma, 1-2 yere daha. sonra ilk giriþte gördüðümüz, prigry mi ne plaja girdik. arabamýzý da plaja koyduk. 13 ytl plaj parasýný ve 1.5+1.5 yol geçiþ paralarýný baþak ödedi. plaj kullaným parasýnýn içinde 5 ytl araba park parasýný ve 2 ytl þezlong parasýný ben ödemek istedim, baþak ödetmedi. deniz çok güzeldi. öðleden sonra dalgalar vardý. bir ara baþakla iskeledeki merdivenlerden inmeye kalktýk. ama dalgalar bir çarpýyordu ki. bu deniz mevsiminde ilk defa deniz suyu yuttum. ayaklarým yere basmadýðý için, merdivenlerde asýlý kalýnca bir kaç kere tepemden dalgalar geçti. neyse kendimi yukarý çekip normal yerden suya girdim. dalgalarýn içinde fotoðraflar çekildik. ben baya baya 60-65 kilo olacak bir diyet ve eksersiz programýna girsem iyi olacak. yani kendimi daha saðlýklý hissedebilirim. akþama kadar oyalandýk. 4.30 de yola çýktýk. yolda bir uykum geldi ki. yüzümü suyla ýslattým hep. medineleri evlerine býrakýp geldik. duþ filan. bir ara uyumuþum. annem arabayý uygun park etmem için kaldýrdý. önce yer yoktu. kumsalda baþakla konuþup tartýþtýk biraz, benim ortadoðuda israile daha çok hak eriyor olmamý açýkladým, gerekçelerini, nedenlerini, savaþta bombalarýn yaptýðý tahribat kötü tabii ki, ancak olay kahraman maraþ katliamý gibi deðil gene de dedik. maraþ da bizzat aleviler çocuklarýyla beraber aranýp bulunup katledildi. halepçe de de. lübnan da savaþýldýðýný ve sivillerin gitmesi çaðrýsýnda bulunulmasýna karþýn, benim kanýmca israilin katliam yarattýðý görüntüsü vermek için, bazý özel yerlere çocuklarý filan koydular. maraþ ve halepçe ile lübnandaki durum yapýsal olarak farklý. ama gene de toplumlarýn barýþçý çözümler üretmesi ve diyaloglarýn oluþturulmasý için gayret edilmesi gerekiyor. nihayetinde birlikte yaþanýlacak, ya da oradaki insanlar ayný bölgeyi birlikte paylaþacak. yahudileri, kürtleri yok etme politikasýyla ve inancýyla bu gerçekleþemez. dünya da bir sürü "çeþit" insan bulunuyor.
16 aðustos
öðlen banyoya dolap bakmak için çýktýk. balçova kipaya gittik, yoktu, bir iki penye alýp geldik. hatay yolu üzerindeki penye sergilerine de bakýnýp geldik, annem bir iki bakýndý, beðenmedi. giderken cd için uðradým, bilgisayarda hazýrladýðýný söyledi çocuk, dönüþte de uðradýk, cd nin bozuk çýktýðýný, olmazsa cuma kendinin gidip alacaðýný söyledi. bir ara uðramaya çalýþacaðýmý söyledim. evden sucuya telefon ettik. getirdiler. akþam annem enginle konuþtu baþakla ilgili "tipim deðil" demiþ. allah herkesin gönlüne göre versin. hsbc den aradýlar. cebi 2 gündür birileri arýyordu, numara gizlendiði için açmýyordum. gündüz evi aradýlar, çiðdem kampanyalarýyla ilgili bilgi için. akþamüstü uyumuþum. ara ara zeynebin yoga cdsine takýlýyorum. ciddi ciddi çalýþmaya bakacaðým. a.jones-a.banderas "günahkar" cd 1 i izledim. 2.ciyi sonra izlerim.
15 aðustos
öðleyin okula gittim. annem günay hanýmla telefonla kouþtu, dün akþam komþusundaymýþmýþ. kocasý nöbetteymiþ kadýnýn. sonra görüþmeyi kararlaþtýrdýlar. bankamatik çalýþmýyordu. dekanlýkta baþaðý aradým izinliymiþ. sekreter yardýmcýsý bey, pazartesi geleceðini, benim aveaya yolladýðým fakslarýn tarihine bakabiliriz dedi. bölümde fýrýncý ile karþýlaþtýk. bana koltuk vermeye kalkýþtý, odanýn anahtarý yanýmda yok diye almadým. habiþ isimli kýz öðrenci, yüksek lisansa hazýrlanýyormuþ. tkpli suat ve serkanla karþýlaþtýk, giriþte -bölüm- oturup tartýþtýk, bir ara serkan bölümüne gitti. biz deam ettik. dekan enver tahir rýza olmuþ demiþlerdi. sonra ümmü gelince onun odasýna çýkmýþtým. habiþte geldi, melekle rahimenin ücret kaðýtlarýný imzalattý. habiþ gitti bu arada. dekanýn yine ferda haným olduðunu söyledi, pencereden suatlara seslendim. deðiþmemiþ diye. melekle rahimenin tezi býrakma olasýlýklarýna karþý enstitüyü aradým. býraktýklarý durumda ücret almak istemediðimi söyledim. gülseren pasin gelmiþ odaya ben konuþurken, ümmüye "hoþçakal" deyip çýktým. suatla biraz daha konuþtuk, melike geldi o sýra. sonra ayrýldýk. arabamla giderken þüheda haným ile karþýlaþtýk. önümüzdeki günlerde prag vs. gezilere gideceklermiþ. biraz konuþtuk, ben yunanistan gezimden bahsettim. bankamatik hala çalýþmýyordu, eve geldim. annem akþam yemeði ile uðraþýyordu. nurten haným geldi, onlara birer sallama çay ikram ettim. 5 gibi okula bir daha gittim maaþ hesabýmý bakmak için, bankamatik düzelmiþ, zar zor hallettim, bankamatik çok yavaþ çalýþýyordu. kartlarýmý heykeldeki bankamatiklerden kontrol ettim. eve geldim. bir ara medine aradý. duþ aldýk, ben biraz dinlendim. duamý yaptým. ablamlar geççe geldiler. yemekleri hazýrlayýp yedik, fundayla kalkýp medineleri almaya gittik. gelince onlar çýktýlar, 5. kattaki tunceli muþlu bayanla giriþte konuþtuk. "buyur gel" diyoruz birbirimize. sibelle kýzý zeyneple karþýlaþtýk, anneme selamýný söyledi. bizimkiler tanýþmýþlarmýþ. sohbete baþladýlar. sütlaç, kahve-çukulata, kola, fanta içildi. bir ara engin bilgisayarda blutoothla cep telefonundaki fotoðraflarý kaydetti. baþak onlarýn çektiðim fotoðraflarýný bilgisayara aktarmayý önerdi. onlarla uðraþýldý bir süre. 11 gibi ablamlar gittiler. biz biraz daha kaldýk, pýtýrcýða baktýlar filan, biberonla besleyiþim. baþak internete girip emaillerine baktý. 12 ye doðru onlarý býraktýk geldik annemle. arabayý býrakýrken nurtenle sema ile konuþtu ayaküstü, esiyor diye oturmadý. geldik.
14 aðustos
öðlen annemle çýktýk, yeni aldýðý gözlüðünün gevþekliði için net optiðe uðradýk, bir kýz ilgilendi, ben arabamý park ederken bir kamyonettekiler ordan çýkmaya kalktýlar, bir genç bir þeyler söyleyip, ben gözlükçüye uðrayýp gideceðimi söyledim. annemin gözlüðünü sýkýþtýrdýlar, çýktýk. bornoaya giderken birkaç kere mukaddes haným aradý, açtýrmadým, sonra bir benzinliðe kýyýsýnda durup konuþturk. annem ona par vermek istemiyor. valla kendi sorunlarý. ablam ziraat bankasýna gelecekmiþ de onu söylemiþ. annemi bankada býraktým, parkýn ordan dolaþýrken shelle arabayý yýkatayým diye gittim. memet varmýþ orda. benim arabaya su tutarken fotoðrafýný çektim, evlencekmiþ galiba, ailesi bir haným bulmuþ ona. sonra tekerlerin havasýný þiþirdim. araba duþtayken annem aradý, ablam gelmiþ, iþi bitmiþmiþ, bekleyin kenarda dedim. sonra gittim, bankanýn kenarýnda hararetle tartýþýyorlardý, 1-2 poz fotoðraflarýný çektim, klakson çaldým, zor duydular, arkadaki arabalar da bas bas baðýrdýlar bu arada. sonra ablam suratsýz suratsýz bindiler, sanýrým araba sigortasýnýn orada durduk, para yatýrdý geldi, sonra textilbanka girdi, eve gidip çay içmemizi söyledi, ben kipaya gidelim börek filan alýrýz dönüþte çay içeriz dedim. kipada baya dolaþtýk. bir ara bir efe raký kutusu kýrýlmýþ, biri fotoðrafýný çekiyordu, ben kasa da ödeme yaparken annemle ablamýn fotoðrafýný çektim. kasiyer maðazada fotoðraf çekmenin yasak olduðunu söyledi, bilmediðimi söyledim. içeride birinin fotoðraf çektiðini filan, kýrýk raký yüzünden dyip, sonra çýktýk, ablamda poðaçalarý börekleri çýkardýk, bir iki fotoðraf çektik, çay içtik, annem barýþýn kýzkardeþinden bahsetti, bir görüþsünler filan denildi. biz çýkarken biraz tartýþmaya baþladýlar, ben durumu yumuþatmaya çalýþtým. biz arabaya binince ablam anneme "ben senin gibi olmayacaðým" dedi. benim için soru iþareti tabii. çoðu insan için. gelirken annem medineye uðramak istedi, ben onu kapýda býrakýp aldýklarýmýz bozulmasýn diye eve býraktým, yolda sucularý gördüm, sonra uðrarým dedim. evde eþyalarý býrakýrken günay haným aradý, izmire gelmiþ, vs, çocuklarý bodruma gitmiþ, hastaneye gitmesi lazýmmýþ; ona annemin evde olmadýðýný sonra onunla konuþup, olabilirse onu hastaneye býrakýp sonra iþi bitince alýp evine býrakabileceðimi söyledim. akþam 23.30 gibi annem aradý ama evi cevap vermedi. tuhaftý yani telefon numarasýnýn önünde de 232 yazýyordu ev telefonu. acaba dýþardan evinin koduyla arayýp þaka mý yaptý diye konuþtum. annem ablamla konuþalým yarýn akþam yemeðe gelin diye, telefon ettik, abuk sabuk þeyler söylüyor, kýzýn telefonunu alýp buluþturulcakmýþ filan, ben öyle birisi deðil dedim, bozuluyor, bizlerle birlikte oturup tanýþsýnlar dedim, sonra engin gelsin konuþayým dedi, annem sonra engini aradý, arkadaþlarýyla birlikteymiþ, eve gidince aramasýný söyledi, aramadýlar. aslýnda hiç ilgilenmemek lazým, bu çocuk bence hep bekar kalacaktýr. 11 gibi cep telefonunu arabada býraktýðýmý farkedip gidip alýp geldim.
13 aðustos
annem erkenden kalkmýþtý, bir yerlere gitmek için, kuþadasýna gidecektik, sonra gece geç filan yatmýþtým, o nedenle uzun yol yapmak istemedim. çeþmealtýna geldik. sabah zuhale telefon ettim, onlar eltileriyle özderedeymiþ. biz çýktýk, nigoþ yalnýzsa gidelim dedik, annem baktý yalnýzmýþ, bugü bütün yiyecek içecekleri, tabaklarý çatallarýmýza kadar biz hallettik. yalnýz su ýsýttýk, nigoþ menemen yapmýþmýþ, medine dün aldýðý börülceyi yapmýþ, gelirken iskeleden pide almýþtýk, annem börek yapmýþtý, salate yaptý. geçen gün kipadan aldýðý saplý cam bardaklarla çaylarý içtik, sohbet ettik. ben nigoþun geçen günkü duasýný yazdým, sonra onlara da çýktýsýný vereyim diye konuþtuk. nigoþ kahve piþirmek istedi, "denize gidip gelelim, sonra" dedik. yandaki senihaným geldi, biz denize gidip gelelim.
12 aðustos
denize gidecektik, medine emekliler derneðinde toplantýlarý olduðunu annemin gelmek isteyip istemediðini sordu. o saymanmýþ istifa etmiþ. annem gitmek istedi, toplantý saat 2 de imiþ. öðlen üst kattaki sibel anneme gazete kaðýdýnýn içi nde siyah ve beyaz üzüm getirmiþ, annesigil köyden getirmiþ, sonra annemle konuþtuki "sen de bardak al git" dedim, annesi yukardaymýþ, ona giderken, 1 bardak aldý gitti. medineyle telefonda konuþurken "yeni bardaklara yer açýyor" dedim. gülüþtük biraz. 1.30 da gittik, bem onlarý þirinyer vergi dairesinin oradaki derneðe býraktým. montro'ya kadar yüksek sesle müzik dinleyerek gittim geldim. derneðin önünde baktým, annem bahçede masada oturuyor, 3 tane de adam, çaðýrdým, kadýnlar içeriye girmiþmiþ, medine de geldi, çýktýk, onlarý alýp kaynaklara gittik, ama yollar deðiþmiþ, ben gitmeyeli çok olmuþ demek ki, kýrýklar f tipinin önünde bulduk kendimizi, sonra döndük, annem yolda köylü satýcýlardan domates aldý, medine domatesle börülce baþka yere uðramadýk artýk, benzin de bitmek üzereydi. döndük, medine kahve içmeye çaðýrmýþtý, girdik, illaki çay ve kahvaltýlýk bir þeyler hazýrladý, ben önce bir tane büyük domates yemiþtim. ben fotoðraf makinemle bir iki çekim yaptým. barýþla tartýþtýk biraz. sonra kahve içip fal bakýp geldik. akþam, yýldýz yaðmuru olacak diye saat dokuzda dýþarý çýktýk. bir tane gördük, baþka yoktu, geldik, sonra arabayla çýktýk, nurten hanýma söyledik, iþi varmýþ, okulun oraya gidin" dedi, gidip baya bekledik yok, evde biraz daha baktýk yok, annemle fotoðraf çekindik, yýldýzlara bakarken, sonra geldik. bir ara annem aþaðýya indi yýldýzlara bakmaya, görülürse beni çaðýracaktý, bir ara baktým, nurten, sema, kenarda sabiha; ötede nurtenin kocasýyla sabihanýn kocasý, anneme yldýzlarý sordum, yok dedi, indim bir bakayým diye. bakýndým, yok, elimdeki su þiþesinin kapaðý düþmüþtü, boþunu çöpe atarken, yýldýzlarla ilgili filan konuþuyorlardý, "iyi akþamlar nurten haným" deyip eve geldim. "50 first dates" filmini izliyordum, annem geldi, baþta birþey demedim, ama sabihanýn filan anneme yanaþmaya baþladýðýný farkettiðim için, dikkatli olmasýný, üzülebileceðini, canýný sýkmamasýný söyledim. biraz bozuk duruyor, ablamlar de arayýp sormadýlar gitme durumunu, annem de yaþlý vve çevresindeki olumsuzluklar çok fazla, kendi de müsait, hoþ müsait olmayan da pek yok zaten, müsait olmayanlar da çekip gidiyor. solcularýn da alet edildiði gerçek bir faþizm yaþanýyor. 3-5 yýl sonra ya da daha sonralarý konuyla ilgili neler konuþulacak ki, hangi piþmanlýk yasalarý, 78 liler gibi, uygulamalarý istemediði halde katýlanlar, hangi açýklamalarý yapacaklar, vicdanlar vidanjörmü olmuþ olacak, "kim ne yaparsa aslýnda kendisinde zuhur eder, sanýrým bunlarýn görüntüleri anadolu türklüðünün görüntüleridir."
11 aðustos
annem 8 de araba için telefon etmem için kaldýrdý. 8.30 u bekledik. görkem hanýma biraz daha sonra ulaþtýk. ustayla konuþtuk, suyunu koyup denememizi söyledi, denedim. fan çalýþmýyordu. sonra uyumuþum annem gene dýr dýr, öðlen bucada sigortasýna bakmaya gittik. çocuk kontrol edip, sigortada sorun olmadýðýný söyledi. oradaki tamirciye göstermemizi söyledi, ben alibertiye götürdüm. cuma günü randevu vermiþtiniz dedik, espri tabii. annem bekleme yerinde oturdu, bir ara birlikte oturduk. arabayý kontrol ettiler, bir ara bir arabaya baktým, adam boyu kaldýrmýþlar, bir tamirci bakýyor. hep öyle yapýlýyormuþ, artýk arabanýn altýna yatýp bakan yok galiba. servislerde yani. fanýn normal çalýþtýðýný, muhtemelen sigorta kutusunun temassýzlýk yaptýðýný, öyle durumlarda kutuyu hafifçe sarsýp, sigortalarý kontrol etmemi söylediler. sanýrým sabahki çocuk sigortalarý kontrol ederken, temas yaptýrdý. neyse iyi günler" deyip geldik. annem ablamla konuþmuþ, haftasonu gitme konusunda, sonra söyledi, kavga ettikleri gece eniþtem söylemiþ, "mukadder gelip alýp gitsin" diye. annem öyle telefon etmiþ. ee yaþ 70, iþ bitmemiþ, entrikacýlýk yapýyor, faþist iþbirlikçilerinin etkileri olmasa hoþ esprili durumlar olabilir, tabii onlar devreye girince, kasýtlar ve çekilmez durumlar oluþuyor. annem bana söylemeden neler çeviriyor, neler. ablamlarla, komþularla, dayýmlarla baþka konuþuyor, bana baþka konuþuyor. servisten gelirken dýþ kapýnýn orada nurten hanýmla karþýlaþtýk, annemle biraz soðuk gibilerdi, "gel beraber akþam çayý içelim" dedim. zelihanýma uðrayýp geldi. annem çay koymuþ. biraz konuþtuk. ben sonra pýtýrcýkla ilgilendim. sonra onlar aþaðýya indiler, bir ara yedi göllerin oraya gittiler, þükran hanýmla kýzý da gelmiþ, biraz oturmuþlar. sonra ben duþ yaptým. annem yarýn ablamlarýn yazlýðýna gitmeyle ilgili "eniþten ne diyormuþ, sor" filan dedi, ama ben istemedim. bakalým yarýn düþünürüz.
10 aðustos
annem sabah baþladý gitme hazýrlýklarýna. ben en erken 11 de gideriz demiþtim gene de bildiðini okudu. neyse medineyi alýp 11 e 10 kala çýktýk. giderken pýtýrcýðýn ilaçlarýný aldým-mat eczanesinden. balçova kipanýn önünde durup sallama çay aldým. lipton yellow ve early grey. dün almayý unutmuþuz. süt filan, annemler yolun kýyýsýnda beklediler. çeþmealtýnda ben nigoþun evinin yolunu bulmaya çalýþiýrken biraz tantana. bulamadýk. bir ara arabada çay içip birþeyler yedik. annem nigoþun evini arayýp bulamamýþtý. biz biraz denize girip çýktýk, sonra anneme dolaþýrken bir yolu gösterip bakmasýný söyledim, orasýymýþ. o gitti oturmaya sonra biz de gittik. yan taraftaki komþularý kadýn da gelmiþ hemen. biz nigoþu ziyarete gitmiþtik ama, geçen gittiðimizde de kocasýyla koþup gelmiþlerdi. yugoslavyanýn manastýr göçmeniymiþ, oraya 6 yýl önce taþýnmýþlar. nigoþ çay hazýrladý, beraber içtik. onun yasin kitabýna baktýk. sonra medine ile biz denize gittik. deniz çok güzeldi. zaten bugün denize girerken bir sürü yer deðiþtirdik. bazý yerlerde köpükler vardý. oralarda girmedik. bir yerde iki kadýnla 1-2 çocuk. cocuklar dalýp deniz kabuklarý çýkarýyordu. bir tanesi canlýymýþ, "minare"; canlýlarý çýkarmamalarýný söyleyip, kabuðu tuttuðum gibi denize fýrlattým. denize taþlar kabuklar atýp oyalandýk biraz. sonra 6 ya doðru çýkýp annemi aldýk. nigoþla ikisi vardý. eve geldik, medinenin ýsrarý ve annemin kabulüyle, onu býrakýrken onlara girdik, çay içip yanýmýzdakilerden zeytinli pide ile haþhaþlý ekmek yedik. arabayý park ederken, ýsý göstergesinin 130un üzerinde olduðunu ve fanýnýn çalýþmadýðýný fark ettim. sanýrým yarýn alibertiye telefon edip soracaðýz. barýþ yatýyordu, bir kaç fotoðrafýný çektim, makinanýn pilleri zayýftý, baþakla telefonlarýmýzý maillerimizi aldýk. ýsrarla kahve içip fal bakýldý. 8 gibi çýkýp geldik. duþ yaptýk. araba yeri yoktu, yukarý sokaktan düðün sesi geliyordu, ortalýk kalabalýktý. arabayý yandaki evin kýyýsýna koydum. sonra bir ara evin önü boþalmýþtý, annem haber verdi, o sýrada baþkasý arabasýný koymuþ. býraktýk tabii. pýtýrcýða iðne yaptým. vitamin, süt içirdim. biraz ortalýktan kayboldu, sonra biraz birþeyler yedi. internetten ingiltere kraliçesinin -sanýrým- taç giyme törenini izledim. 1952 de. video boyutu yeterli olmamakla birlikte etkileyici bir törendi. beyaz çamaþýrlarý yýkadýk. ben deniz havlumu- mayomu yýkadým. þimdi saat 02.36
9 aðustos
annem öðlene doðru arabayla ilgili baþladý, ara" demeye. neyse 1 de aradým yemektelermiþ, 1.30 gibi aramamý söylediler. görkem hanm belki kalabileceðini söyledi. ustayla konuþtuk. annem þirinyer paarýna gitti geldi. denizliye gitmekten vazgeçmiþ. kimseye birþey almamýþ. bankadan sýra bekleyen bir kýza bankamatikten para çektirmiþ. bana da 60 ytl verdi. 4 gibi servisten görkem haným arayýp arabanýn iþinin bittiðini söyledi. otobüsle gidip aldýk. 294 ytl tuttu. parçayý deðiþtirmiþler. anahtarý sorduk. oradaki bir anahtarcýyý söylediler. hakketten. silip pil koydular, yedek anahtarýmýzda çalýþtý. kipaya gittik. bankamatiklerimi kontrol ettim. dönüþte shelle uðrayýp benzin alýp arabayý yýkatalým dedik. engin oradaymýþ. benzin alýp arabasýný yýkatmýþ. araba yýkamacýyla konuþurken, "yeðenim, ablamýn oðlu" dedim. tekerlekleri þiþirdik. fotoðraf çekindik. dijital makina olunca artýk sorun olmuyor. makinayý aldýðýmýz yere, 2 adet fiþ vermiþ olduklarýný söyledim, kendilerininkini de mi verdiler diye, deðilmiþ, 2 tane veriliyormuþ. 7-8 tane fotoðraf çekindik. engin kola bir þey almayý önerdi. ben daha önce çipsle elma þeftali var yermi diye sormuþtum. sonra gidip þvepss limon almýþ. 3 tane, orda içtik. o bir arkadaþýyla konak pier de buluþacakmýþmýþ. ben de önceden bir iki kere vesileyle filan gittiðimi söyledim. o arabasýna bindi gitti, biz arabamýza bindik eve geldik. yolda eczane aradýk pýtýrcýða iðne için. açýk yoktu, saðlýk polikliniðinden 2 ytl ye aldým. ama evde 5 milyonun üstüne 2.5 ytl çýktý. o iðneyi vurduk. cananla uðuru aramýþtým yoklardý, kenan abileri çýktý telefona sonra aratýrýz dedi, sanýrým geç geldiler. barýþlarý aradým, yarýn denize gitmek için, annesi yoktu. 11 gibi aramýþ. çantasýnda 7 ytlsi varmýþ, o nedenle parasýzlýktan gelemeyeceðini söyledi. bende çeþmealtýna gideceðimizi, herhangi bir tesise girmeyeceðimiz için para gerekmeyeceðini, kýyýda halkýn, orada yaþayanlarýn girdiði yerlerde deniz gireceðimizi, sandviçlerini hazýrlayýp gidilebileceðini söyledim. o zaman gelebileceklerini söyledi. son samurayýn 1. cd.sini izledim. pýtýrcýða üç dört kere kaþýkla süt içirmeyi denedim, baya iyi geldi sanýrým. curp curp içirdim kerataya. sanýrým midesi baya rahatladý.
8 aðustos
sabah 7.30 da kalkýnca anneme arabayý enriko aliberti servisine býrakmaya gitmeyi söyledim. 8.25 te oradaydýk, görkem hanýmla, emrah beyin yerine gelen murat beye býraktýk aracý. otobüsle geldik, annem öðleden sonra gözlüklerini almaya kendi gitti. bir ara bölümü arayýp bir haber olup olmadýðýný sordum. ümmü den e mail gelmiyordu çünkü. raporluymuþ, arzu çýktý telefona herhangi bir þey olmadýðýný söyledi. biri aradý, numarayý bilmediðim için açmadým. sonra servisten arayýp arabayý bugün veremeyeceklerini söylediler. o sýrada ayþegülle cepten konuþuyorduk. ara verdik. sonra ben arayýnca evden aramak istedi. epeyi konuþtuk, o sýrada annem geldi. sonra ben baya uyudum. annem aþaðýda nurten, þükran, safiye ile oturmuþ. bir ara buca eðitimden müjganý görmüþ. beraber birþeyler yedik. bir ara barýþý aradým. eve gelmiþ. ayaðýna takýlan çivi çýkarýlmýþ, dün hastanedeydi. geçmiþ olsun dedim. bu gece arabamýz olmadýðý için gidemedik. dün annesiyle öyle konuþmuþtuk. þimdi de national galerinin da vincinin þifresini izliyorum. kutsal kadeh ya da kase, özel bir durum. sanýrým ben de tanrý eliyle karþýlaþtýðýmda bu sýrra vakýf oldum biraz. ruhaniler kaseyi yahudi ve yerli kökenli birine emanet ettiler, sanýrým. kase kadýn- magdelalý meryem- olabilir deniyor. belki onlara ait bir ruhun, inancýn taþýyýcýlýðýdýr, durum. bu inancýn taþýyýcýsý olma durumuyla ilgili silik birþeyler hatýrlýyor gibiyim. sanýrým ben zaman zaman bazý sýrlara vakýf olurken bazý iþaretlerle karþýlaþýyorum. bu frekansa da kýyýdan köþeden girdim sanýrým. kilisede çevremde dolaþan rüzgarla takdis edilmem de sanýrým iyiniyetli saf inancýmýn karþýlaþtýðý bir þeydi. zaman zaman kabede dolaþmýþ olmam ve diðer inanç sýrlarýyla iliþki, hz hýzýr bunlarýn hepsi birbiriyle iliþkili þeyler. herþeyiin üstündeki bir tanrýsal inanç, sanýrým bunlarýn hepsiyle baðýmý açýklýyor. daha bilmediðim bir sürü þey var tabiiki. türkiye ve müslümam dünyasýnýn bütün kederleri bence inançlarý-özellikle kendilerine uymayan inançlar- kirletmeleri, belki de kirletme çabalarýndan kaynaklanýyor. gerçek inancý gözardý ediþleri. gerçekte bütün inançlar, varlýklara ait olan þeyler deðerlidir. insanlarýn kendi inançlarýyla birlikte bütün inançlara ve varlýklara, varoluþa saygý duymalarý gereðidir bu. aslýnda herþey son derece yalýn. benle ilgili hazýmsýzlarýn göremeyeceði þey bu belki de. sanýrým tanrýnýn iþaretiyle o ruhani kadýnýn dokunduðu kadeh o gerçek kiþiye emanet edildi. belki ibranilerin inanç taþýyýcýlýðýndaki sabýrlarýnýn gerçeði. sanýrým müslüman dünyasýndan bazý cahil yapýlar da buna iliþkin bazý þeyleri biliyorlardý, tercihlerini inançlara saygý yerine inancý bozmaya yönelttiler. belki de cezalarý bu oldu. kendilerine ait olmayan þeyleri almamalarý, düþünce ve inanç, ibadetle ilgili saygýlý olmalarý gerekiyordu. çok þey bilmeseler de gerçek inanç taþýyýcýlarýný ayýran þey burada yatýyor. tanrý inançlarýn aþþaðýlanmayacaðý ve dolayýsýyla doðanýn ve insanlarýn onurlarýnýn korunacaðý çözümleri göstersin.
7 aðustos
bugün hep evdeydim. yalnýz öðleden sonra biraz cananlara kadar gittik geldik. annem sabah 9.30-10.00 gibi gözlükçüye gitmek için çýktý. net optiðe. hastaneye gitmiþ, cumartesi muayene olduðu doktordan reçetesini yazdýrmýþ, cumartesi 40 ytlye özel muayene olmuþtu, doktor ssk reçetesini yazmak için hastaneye çaðýrmýþ. yazdýrmýþ, çýkýnca telefon etti. net optiðe gitmiþ, camlarý için filan. 65 ytl demiþler. yarýn salý gün saat 16.00 da alacakmýþ. ben enrico alibertiyi aradým, benzin pompasý için. arabaya bir de onlar baksýnlar. cuma sabah 8.30 a randevu verdiler, sonra 9.30 yaptýk. randevu veren bayan görkemle gülüþüp. ancak annemle konuþup, yarýn yada çarþamba günü "arabamýz çalýþmýyor" diye götürmeye karar verdik. hakketten öksürüyor gibi bir þeyler oluyor. debriyaj da geçiþi deðiþmiþ. bir baktýralým. bir ara cananý aradým, "duruma göre akþam üstü görüþebiliriz" dedik. sonra annem gelip gidince, öðleyin. kamacýk eczanesine uðramýþ, sürekli ilaçlarýný almakla ilgili. 6 tane ilaç adý yazýlmýþ, birini bana deðiþtirtti. sonra saðlýk ocaðýndaki doktora gidip eczaneye gitmiþ, 3 ilacýný yazmýþlar. canan aradý, annemi beklediðimi, anahtarý olmadýðýný, o gelince arayacaðýmý söyledim. sabahtan bir ara sucuya telefon edip þaþal su getirttim. annem öðleden sonra iþlerini bitirip gelince cananý arayýp gittik. küçük kardeþi uður da vardý evde. onlardaki cd lere baktýk. "da vincinin þifresi" ile "tom cruse'un son filmi"ni aradýðýmý söyledim. uður ay marketin orda zafer cd vs yerindeki arkadaþýna sorabileceðini söyledi. bir iki cd kaydettim onlarda, diðerlerini onlar diyarbakýr'dan düðünden dönünce dedik. uður "50 first date" çok güzel bir aþk filmi" deyince bilgisayarým onu kaydetmedi. o filmi aldým. izleyip sonra vereceðim. "çok güzel bir gerilim filmi" filan diye anlatýyor bazý filmlere. güldüm "gerilimin güzeli nasýl olurmuþ" diye. çay içtik. biraz konuþtuk, bir arkadaþý ressam ekrem kahraman'dan bahsetmiþ, istanbulda yardýmcý olabileceðini filan, telefonunu vermiþ. ben de çok eskiden bana da tanýþtýrýldýðýný, devletin iþine yarayacak dehalarý seçip nerelerde kullanýlabilecekleri üzerinde çalýþan bir odak olduðunu sandýðýmý, iþlerine yaramayacaklarý da nasýl iptal hale getireceklerini uðraþtýklarýný, filan söyledim. rahmetli bilal erdoðan söylemiþti. þantiye galeride filan benimle konuþtuðunu anýmsýyorum. sanýrým bana zarar veren anlayýþlardan birisi o kiþiydi. geçmiþe baktýðým zaman gördüðüm þeylerden birisi. cananýn atandýðý okul uður dündarýn spor baþkaný vs olduðu bir okulmuþ. sanýrým devlet, cananý da kürtlerin ýslahý ve uyumlu bir þekilde devletin içinde yer almalarý pozisyonunda kullanmak istiyor. böyle çok kiþi vardýr sanýrým. herkes için hayýrlý olsun. annemle geldik sonra. annem fundayý aradý, ablam haftasonunda akrabasý ahmed abinin düðününe denizliye gidecek mi diye, o bilmiyormuþ, ben ablamý aradým. gitmeyeceðini söyledi. annem gidince hafta sonunda çocuklarla gelmemi söyledi. yazlýðýna. "olabilir" dedim. annemle konuþurken, "ben biraz barýþ yaptýrayým, o bizim annemiz, filan diyeyim" dedim. iyi dedi. beni evde býrakmaya çekiniyormuþ. ona üzülmemesini, bir sürü insanýn terbiyesizliklerini sýrf onun hatýrýna katlandýðýmý, herkesin bunun farkýnda olduðunu, o yokken o tür kiþilerle bir iletiþimimin olmayacaðýný, söyledim. içi rahatladý. doðru, o terbiyesizlerin hepsini yere sererim. olan yazýk o yaþlý kadýna oluyor. birileri çýkar amacýyla çirkef yapýyor hep. aslýnda yapýlan her þey tc görüntüsü olarak dünyada yerini alýyor. ilerde hepsi yere sürünecek, þimdiden, aileme, öðrencilerime, arkadaþlarýma yamanýp çýkar elde etmeye çalýþtýlar, yalnýz, bu durumun da sonuna geldiler galiba. sanýyorum. dürüst namuslu davransalardý, her þey daha iyi olabilirdi. akþam annemle geçen gün kipadan aldýðýmýz hazýr köfteleri piþirdik. ýzgarada. kolayla. pýtýrcýk çýkarýp duruyor. ona genta 20 vurduk gene. midesi ekþime yapýyor gibi. benim oda kapýsýnýn bir anahtarý kayýptý. kilidi deðiþtirdim. çünkü pýtýrcýðý bir yere giderken kapýyý kilitleyip odaya býrakýp gittiðimde daha iyi oluyor. öbür türlü merdivenlerdeki gürültülerden biraz tedirgin oluyor sanýrým. bakýþlarýndan anlýyorum. ben gelinceye kadar odada kapalý kendini daha çok güvende hissediyor. hafta sonunda ablamlara gidersem götüreceðim onu da. arabayý bir baktýrayým da. anneme, denizliye giderken nurten hanýmlarýn anahtarýný vermesini, bizim onlardaki anahtarýmýzý almasýný söyledim. kendisi gelince karýþmam. annem yokken böyle. kimse kimsenin sorumluluðunu almasýn.
6 aðustos
sabah 7.45 te barýþýn annesi aradý. 10 gibi gidelim dedik. kardeþi baþak da geldi. çeþmeye gidiyoruz diye çýktýk, ancak, yolda araba sanýrým benzin týkanýklýðý yaptý. bakýmdan geleli beri yapýyordu. sarsýlýyordu filan. daha kýsa diye seferihisar teos'a gittik. akkuma. denizde hiç dalga yoktu. bir kaç kere yer deðiþtirdik. millet geceden yerleri tutuyormuþ. bir yerde annemin çevresinde hep mangal yakmýþlar, sonra giriþin orda biryerlere oturduk. ördek filan vardý. ben arabanýn ruhsatýný ve ehliyetini evde býrakmýþým diye, saat 4 de çýktýk. baya yanmýþým. gelip duþ aldýk. çamaþýr yýkadýk. ergüllerin evinden aranmýþ. annem aradý. dün mü önceki gün mü ne hayriye teyze aramýþmýþ. salýya görüþecekler galiba. 11.20 gibi funda aradý. bir arkadaþýnýn sýnava giriþ için resimlerine bakmakla ilgili birþeyler söylemiþti. daha önce mutlaka kursa gitmesini söylemesini belirtmiþtim. kurslarda ve sýnavlarda görev almak istemediðimi bildirdiðimi söyledim. kursa gitmesi gerekliliðini filan.
5 aðustos
bugün hiç evden çýkmadým. akþamüstü annem -öðleden sonra 14.30 da göz doktoruna gitti. kendine dönüþte telsim den telefonuna yükleme yaptýrmýþ. sonra kuaföre gitmiþ. benim arabayý tamir eden adamýn karýsýna. akþamüstü dýþarda oturdu, komþularla. bir ara doktordan gelince nurten hanýmlara gitti geldi. bu ara aþaðýdaki rabianýn büyük oðlu bülentle iyiler. aþaðýya indiði vakit konuþup duruyorlar. ben "london" filminin 1. cd.sini izledim.
4 aðustos
saat 2.30 da annemle çeþmealtýna gittik. bu sefer yakýnlarda kaldýk. o civarda oturanlar filan vardý, 2 kere girdim çýktým. giderken shell den benzin aldýk. araba yýkama kalabalýktý, sonraya býraktýk. akþamüstü barýþýn annesi aradý, belki pazar günü birlikte denize gidebiliriz. dün kemeraltýna girerken bankamatiklerimi kontrol etmiþtim. mddi olarak çok kötü bir durumum yok, biraz dikkat etmek iyi olabilir. öðleyin kapýnýn önüne adamýn birisi gelmiþ, pike satýyormuþ. annem bak dedi, "bir sürü herþeyimiz var, ihtiyacýmýz yok" dedim. bir ara adamýn fotoðrafýný çektim. artýk çevremdekilerin vs fotoðraflarýný çekmeye baþlayacaðým. þüphelilerin filan. çevremdeki çoðu kiþi normal deðil. kasdi durumla var. ailemi bile kullanýyorlar. ben de liste çýkarayým, þimdi olmasa bile ilerde kimlerin ne iþlevi oldu, ortaya çýkar. hoþ benden baþka bunlarý çok iyi yapacak kiþiler var sanýrým. aslýnda þimdiden birilerinin utanç durumlarý deþifre sanýrým. zamanla daha açýk görünen þeyler olabilir. yalnýz sanat tarihi deðil, politik ve insanlýk tarihi açýsýndan önemli durumlar.
3 aðustos 2006 perþembe
öðlene doðru annem kemeraltýna gitmek istedi. ahmed abinin 13 aðustos pazar gün oðlunun düðününe gittiðinde kardeþlerine,, yengesine birþeyler almak için bakmak istedi. ben de çamaþýr baktým. çoðu satýcý isteksizdi. bir ara annemin verdiði suyun þiþesine baktým. küçük coca cola þiþesi. evden çýkarken almýþtýk. belki de ondan ilgilenmek bile istemediler. iyi de oldu. ben bir külot, bir südyen almýþtým. dinci faþistlerden almamýþ oldum böylece. annem 2 hüseyin efendi kahvesi, bir de þadýrvanaltýndan dibek kahvesi aldý. 1 ytllik paketlerde. akþam ben duamý yaparken piþirmiþ, ben gecikip soðuyunca dökmüþ, daha dibek kahvesi içemedim. eþarp baktý olmadý, birþeyler, pijama filan. pazar günü þirinyer pazarýna bakayým dedi. beni de götürmek istiyor, ama ben gitmeyip kafamý dinlemek istediðimi söyledim. ben öyle dyince biraz daha ýlýman hallerde. bugün ona ve bana 1 ytl ona tlf defteri, bana not defteri aldýk. gece onun yeni tlf defterini yazýverdim. bir ara internetten hollanda vizelerine baktýk. birlikte güzide teyzemlere gitmeyi planlýyoruz. biraz ona buna uymasa birlikte güzel gezebiliriz. geçenlerde bu yýl ilk defa denize girdiðimde, çeþmedeki þehir plajýna gitmiþtik. dün zuhalle konuþurken andýk. bayaa önce zuhal, pelin, ben gitmiþtik oraya. annem kenarda oturmuþtu. ben kumsalda. yan tarafta, rus bir kadýn ve yanýnda küçük oðlu vardý. çocuðun göðsünde bir yara izi vardý. ortak bir dilimiz yokdu, ama diyaloðumuz oldu. yer deðiþtirmemizi istedi filan. onun yan tarafýndaki yerdeki bir gençce adamla yanýndaki iki kadýndan rahatsýz olmuþtu. adamýn sol kolunda hz ali resmi vardý. yanýndaki "badigardlarý" dediðimiz bayanlarla denize girerken çantalarýný bana emanet etmeye kalkmýþlardý da, reddetmiþtim, "allaha emanet edin" beni ilgilendirmez" diye. adam piþkin piþkin dolaþýyordu. rus kadýnla da hiç dil bilmeden diyaloðumuz olmuþtu. annem de kenarda otururken bir adamla bir bayan tavla oynamaya gelmiþler, sohbet etmiþler, meslekdaþlýktan bahsediyorlardý. adam diþçi mi neymiþmiþ. bir kaç saat kalýp gelmiþtik. 10 ytl girdik, o bir de 2 ytl soda içmiþmiþ. yiyeceklerimizi arabada yemiþtik. dýþarýdan yiyecek almýyorlardý. ben suyumu almýþtým yanýma. gelirken urlanýn orda halkýn denize girdiði bir yerde de durup denize girmiþtim. beraber gezip gelmiþtik.
2 aðustos 2006 çarþamba
annemle çeþmealtý'ya gittik. ben denize girerken o nigoþ'un evini aradý. sonra birlikte baktýk. zuhaller de ordaymýþ, hüseyin bey pelin filan. bir ara yandaki komþular karý koca geldi. çay içtik, meyve yedik, bir ara zuhalle denize gittik. lady hala çok sevimli. yine buldumu öpmek istiyor. nataþa þey. akþamüstü geldik, annem kuþadasýndan ahmet abi ile konuþtu, bir ara engini de aradý, doðum günü için, arkadaþlarýyla beraber olacakmýþ. ablamla konuþtu. ahmet abinin oðlu evleniyormuþ, galiba 13ünde denizlide, ona gidecek herhalde. arada gezip gelmesi iyi olur. bir ara fotoðraflar cdye kaydetme üzerinde çalýþtýk, web'ten kopyaladýklarýmý kaydettik, diðerlerini yapamadýk hala. çeþmaltýna giderken okula uðrayýp geçenlerde amazon com.dan ýsmarladýðým pýtýrcýðý taþýma çantasýný aldým. fena deðil, zuhallerde baktýlar. akþam gelince pýtýrcýðý koydum içine þimdiye kadar taþýma sýrasýnda rahatsýz oluyordu. pek sorun olmayacak gibi görünüyor þimdilik, yine de birden dýþarý atlamasýný önlemek gerekiyor. iðnesini de vurduk.
1 aðustos 2006 salý
akþamüstü annemle kavga ettik. çok fazla etki altýnda kalýyor. komþularýn aðzýna bakmaktan ablamlarla da arasý bozuldu. teyzemleri de istemiyor. güzide teyzemi aradým, bir kaç gün denizliye gitsin diye. gelsin dedi. gitmiyor. biraz önce hayriye teyze aradý, ergülün annesi, annem aþaðýya inmiþti, komþular ahmet-nurten, sabihanýn kocasý orhan, baþka varmýydý bilmiyorum. konuþuyorlardý. ben konuþtum biraz, sonra annem geldi. konuþtular, önümüzdeki hafta hayriye teyze anneme konuk gelecekmiþ. "annemin yalnýz kalýrsa vebalini kim alacak, çocuklarýný, akrabalarýný uzaklaþtýrýp, iyi insan onu çocuklarýyla yakýnlarýyla düþman etmez" dedim. o da "öyle tabii" diyor. gündüz erkenden kalktý. börek piþirmiþ, yemedim, öðleden sonra net optiðe göz muayenesi için sorduk. þirinyer bp.nin arkasýndaki niyazi bülbüle cumartesi saat 3 te randevu aldý. ama kavga edince bize verdiði kartý yýrtýp attým. "gitmeyeceðim" diye. sonra mat eczanesinden ilaçlarý almaya gittim. annem migrosa girmek istedi. "coca cola al" dedim. dönüþte aldým onu, bir sürü kola, pepsi, yað filan almýþ. bir þeyler oldu, tartýþtýk, aldýklarýný yere çarptým. üstüme yürüdü gene, saçýmý yolup, vurmaya kalktý gene. neyse kolu acýyordu da fazla uzun sürmedi. baðýrýþ çýðýrýþ oldu. kimsenin anneme faydasý yok. karakýzý mukadder'den baþka ne yeri ne yurdu olur. bana zarar vermek amacýyla kadýný bana karþý kullanmak için rezil ve çirkef ediyorlar. neyse dayanacaðýz. denizliye gidip biraz dinlenip gelebilirdi. funda'yla konuþtuk, aslýnda kimse ilgilenmiyor. bence bu kadýný böyle kullanan komþularýnýn listesini çýkarýp ileriye yatýrým olarak koymak gerekli. hani o romanýn içine koymak gerekir. romandaki isimlerin hiç kimseyle alakalý olmayýp, aslýnda gerçek kiþilerin adýný gösterdiði, romana. herkesin kendi geleceði, çocuklarý için iyi bir miras olur. çoðu kiþi o kadar zavallýlaþmýþ ki, argo bir tabir var- amsalak olmak- diye, kimsenin yapýlanlarýn vehametini anlayacak hali kalmamýþ durumda. tc zihniyetinin etkisi altýndaki herkes "amsalak" vaziyetlerde. diðer devletleri pek bildiðimi söyleyemem. engini aradý, yarýn doðum günü diye, arkadaþlarýyla buluþacakmýþ. bir ara nejla'yý aramýþtým, kemal-kamile hocalara çay içmeye gitmiþler, pazara kadar tatilleri devam edecekmiþ.
31 temmuz 2006 pazartesi
ne yaptýmm.. sabah geç kalktým. annem telefonla ergülün annesi hayriye hanýmla konuþuyordu. o aramýþ. bugün kemeraltýnda görüþeceklerdi, baþka zamana býrakmýþlar. bir ara cananlarý arayýp, kipaya gelmek isteyecekler mi diye sordum, annesi cananýn uyuduðunu (saat 11.00 di bu arada) temizlik yapacaklarýný, kendisinin de tansaþýn ordaki kuaföre, sanýrým benim arabanýn bakýmýný yapan kiþinin karýsý olabilir, gideceðini söyledi. biz annemle öðleden sonra kipaya gittik. giderken, mat eczanesine uðrayýp pýtýrcýða genta aldým. 1 tane kalmýþ 5 tane yarýn alacaðým. bir de calcium sandoz c aldým, bir þýrýnga. ordan kipaya geçtik. fotoðraf makinasý baktým. kipadaki çocuðun önerdiðini alýyordum, vazgeçtim. benim kýsa bir video görüntümü çekmiþti. onu silmesini istedim. sonra alýþveriþimizi yaptýk. çýkarken, ariston-domino firmasýndaki dijital makinalara baktým. kipa da ilk gösterileni önerdiler hem de 50 ytl daha ucuzdu, galiba promosyonlarý vardý. 10 ay taksitle aldýk. açýklama yaptýlar. sonra geldik. bir ara pýtýrcýðýn iðnesini vurduk. bilgisayardaki fazlalýklarý temizlemeye baþladým. fotoðraf makinasýný anlamaya çalýþýyorum bir yandan. annem yarýn bucaya erkenden gidip göz muayenesi olmak istedi. gidemem dedim. sabahýn köründe 5.30- 6 gibi gitmek istiyor, sonra dedim. çarþamba perþembe. þimdi aklýma geldi. iyi bir göz doktoru bulup dýþarda muayene olmak ne kadara çýkar acaba. bir düþünelim bakalým. iyi geceler.
30 temmuz 2006
uzun bir süredir yazmamýþtým. yunanistana gittim geldim. canan ve annesi vesile hanýmla denize ve þirinceye gittik geldik. annemle bir kere çeþmeye denize gittik. bugün öðlen annemi, canan ve onun abisi kenanla birlikte þirinyer pazarýna býraktým. kenan aðustosta diyarbakýrda evlenecek, ona bazý þeyler almak istiyorlardý. ben de pýtýrcýða genta iðne almak için biraz dolaþtým. açýk eczane bulamadým. buca ssknýn oradan dolaþýrken, güzide teyzeyi gördüm. dostlar çay evinin önünde. ben arabada o dýþarda konuþtuk biraz. çay evini iþletiyormuþ, aylinin kýzý olmuþ, kuþadasýnda annelerinin evindeymiþ. mikail hep hastanedeymiþ. tarkaný sormayý unuttum. bir kere evin ordan geçtiðimi aylini göremediðimi, pakize hanýmlarla konuþtuðumu söyledim. biraz hatta epey caný sýkkýn durumdaydý. selmanýn evinde otururkenki alt komþularýmdý. sonra 1i 10 geçe filan annemleri aldým, pazardan. kenan çok güzel bir çiçek yaptýrmýþmýþ. ben de pazarýn kýyýsýnda fesleðenler görmüþtüm. anneme almasýný söylemiþtim. o da tanesi 1,5 ytl 2 saksý almýþ, çok güzel kokuyorlar. pýtýrcýða yeni çimen ektim. onlar da yeni yeni çýkýyorlar. akþam üstü ablamýn doðum günüymüþ diye annemin ýsrarýyla ablamý aradým. ibrahimle gülþah çocuklarla gelmiþler. yazlýktalarmýþ. annemle küsler. geçenlerde gittikleri karadeniz gezisinden sonra tartiþmiþlar. annem müzeyyen ablalar olduðu halde gece saat 10.00 da benim gidip ablamýn evinden onu almamý söyledi. mukaddes haným annesini baþýndan iyi attý bu sefer de. akþam üstü barýþla annesini ziyaret ettik. dün gidecektik, gönül abla diye bir misafirleri varmýþ, biz de bugün gittik. psikoloji öðretmeni kýzkardeþi baþak vardý. iyi ki evlendiði karýsý yoktu. biraz konuþtuk. onu sevmediðimi anlamýþlar. gülüþtük biraz. epey konuþtuk, bir ara barýþla baðýra baðýra tartýþtýk. yunanistan da ya da ingiltere de insanlarýn nitelikleri üzerine. ben insanlarýn yaþamsal davranýþlarýnýn çok iyi olduðunu söylüyorum. o bir ara milliyetçilerin konuþtuðu gibi konuþmaya kalktý. bir baðýrýþ çýðýrýþ yaptýk. kahve içtik, annesiyle kahve fallarýmýza baktýk. sonra baþak bakkaldan birþeyler aldý geldi. çay bisküvi kek içtik, yedik. sonra þeftali üzüm koydular, annesi benim telefon numaralarýmý aldý. kendininkileri verdi. "barýþý devreden çýkaralým biz görüþelim" diyor. biz cananlarla denize giderken bize katýlabileceklerini söylediler. baþak la medine. bir ara arabayla ilgili de konuþtuk. sevgi halýcýlýktaki veli beyi barýþ da tanýyordu. geçen gün, arabamý 5 bin km bakýmý için servise vereceðimi söylemiþtim. veli bey sözde ödp.lilerle iliþkili konuþuyordu. oðlu erkan, serkan, sevgi. iyi çocuklar. bana generali sigortayý onlar yapýyordu. geçen gün sevgi, canan, annem, vesile haným birlikte karþýyakaya gittiðimizde, kaskoyu yeniledik, karþýyakada, sonra karþýyaka kipaya gitmiþtik. arabayý nasýl doldurmuþtuk. o zaman veli bey. 20 yýldan beri tanýdýðý bir arkadaþý olduðunu evka da oturduðunu, sabah arabayý alýp akþam getirdiðini, mehmet mert bey, telefonla görüþtü. benim telefonumu vermiþ. geçen çarþamba akþamý aradý adam. önce gündüz þirincedeyken aramýþtý. ev telefonundan görüþtük. karýsý tansaþýn orda kuaför serpilmiþ. perþembe sabahý gelip arabayý almasý üzerine konuþtuk. sabah geldi. yanýnda çalýþanýyla birlikte. kýrmýzý bir mazda 91 modelmiþ. üzerinde kocaman bir ayyýldýz. biraz caným sýkýldý, neyse bir þey demedim. sonra caným sýkýldý. 1 saat kadar sonra adama telefon ettim. beni endiþelendiren bir durum olarak, eðer arabasýndaki ayyýldýzýn, mhp, bbp, dyp, gibi bir takým partilerle iliþkisinin olduðuna dair bir belirtisi varsa, arabamý býrakmasýný söyledim. kiþisel olarak deðil, ancak bu türden partilerle baðlarý olan kiþilerle her hangi bir özel iþimin olmayacaðýný söyledim. adam þaþýrdý. öyle olmadýðýný söyledi. bayraðýný sevdiðini siyasi bir þeyinin olmadýðýný. ben faþist ve iþkenceci türden insanlarý çevremde istemediðimi söyledim. sonra gündüz bir kaç kere arabadaki iþleriyle ilgili aradý. akþam üstü getirdiler. þaþýrmýþ benim tavrýma. "ben böyleyim" dedim. kredi kartýnýndan çekmek için kart makinasýný getirmiþ. biraz uðraþtýk. 314 ytl kadar çekti. sözde taksit yapýlacaktý. neyse. biraz oturdu. bir kola içti, gitti. ben tavrýmýn kendisiyle ilgili olmadýðýný, belki de bu durumun türk bayraðýnýn, türklüðün faþist olmadýðýný kanýtlamak için bir fýrsat olacaðýný söyledim. zaten benimle ilgili bilinen bir durum bu. adamlar beni türklüðümden iðrendirmek için her þeyi yapýyorlar. bari herkes bilsin durumlarý. onunla ilgili filan konuþtum. þirinceden zeytin, bitki çaylarý, nazar çiçeði, sabun aldým. yalnýzca bir yerde yaban mersini þarabýnýn tadýna baktým. canan bir kaç yerde baktý. can gözleme evinden gözleme yedik, ayran içtik. dolaþtýk biraz geldik. iyi oldu. yýllardýr gitmemiþtim. belki 10 yýldan fazla. çok deðiþmiþ.
þimdi hacý raþid eniþteyle güzide teyzem annemi aradýlar. telefonla konuþtular. teyzem de karadeniz gezisinde ablama kýrýlmýþ pek ona gitmek istememiþler galiba. binanýn dýþ cephesi boyandý. bu arada bir sürü saçmalýk yapýldý. düzey tam türkiyenin birliði düzeyi. onlarý sonra anlatsam daha iyi olacak.
eski günce parçalarından
ben bunları okumadan koyuyorum, o zaman yaşadıklarıma duyduğum tepkileri göstermesi açısından, yazıları düzeltemedim
10-11.12. pazartesi
dün evden çýkmadým hiç. annem þükran hanýmla pazara gitti geldiler. sonra birlikte çay içmeye gitti. ordan aþaðýda zeliha var -kürt- onun kýzý ameliyat olmuþ, ona gittiler. ben evde spor yaptým, duþ aldým vs.
bugün sabah derse gittim. leonardonun cd sini izliyor öðrenciler. bir ara fahri sümer geldi gitti, elimi sýktý "napýyorsun" diye. sonra öðrenciler gazeteler üzerine boyayla çalýþmalar yaptýlar, ben onlarýn yaptýðý diðer iþlere baktým. tayfunla konuþtuk, akþamüstü onlara gideceðiz diye, kader'le konuþtu-ev arkadaþý- öðlen onlar iþlerini koyarken ben çýktým, tayfun öðleden sonra okulda olacaðýný söyledi, anahtarý ona býraktým, öðlen 1.30 da getirsin diye. annem sabah ben çýkarken yürüyüþe gidecekti. þükranla. bir kaç tur atmýþlar. öðlen geldik, pýtýrcýðý dagötürdüm bugün. annem öðleden sonra kipa migros gidecekti, birþeyler almak için. ben çýktýðýmda hazýrlanamadý, ben de ona otobüsle gitmesini söyleyip çýktým. odada bir kýz öðrenci ile fahri sever de öðrenci olan murat varmýþ. murat beni görmeye gelmiþ, tuncelili barýþýn arkadaþýymýþ, emepli olan. tayfun yoktu. ona seslendim bir iki koridorlarda filan. kapýlarýn kilitli kaldý tabii. bekledik atölyede. arkadaþlarý telefon filan ettiler. murat kantinlere bakýndý. sonra çýktý geldi, meðerse öðlen iþte çalýþýp öyle gelmiþ. neyse sonra o muratý çaðýrdý, telefonunu kaydettik. muratla tuncelili barýþ, arkadaþlarýyla selzedeler için, yardým amaçlý, kýrtasiye giyecek gibi birþeyler toplayacaklarmýþ. onlarý benim depoya koymayý düþünmüþler. olabileceðini söyledim. fakülte sekreteri nurcan hanýma söylemelerini, hatta depo anahtarý tayfuna verebileceðimizi filan. sonra konuþalým dedik. öðrenciler leonardoyu izlediler, yarýda mola verildi. sonra ne yaptýlarsa monitör çalýþmadý. gazete üzerine çalýþmaya geçtiler. ben de iþlerine baktým. 5 e doðru tayfun geldi, aþaðýda beklediklerini söyledi. çýktým, beraber yürüdük, ben eþyalarýmý vermedim. arabaya bineceðimiz zaman yanlarýnda bir kýz, sýnýf arkadaþýymýþ tiyatrocuymuþ, burcu imiþ adý, onu da çaðýrmýþlar. ben de kader'e kendileri için gittiðimi, bana baþkasýný çaðýracaðýný söylemediðini, ilke olarak herkese gitmediðimi, bazý kiþilerin öðrencilerimi bu konuda kullandýðýný, o nedenle gidemeyeceðimi söyledim. baþka zaman geçerken býrakacaðýmý söyledim. kýz zaten tiyatro çalýþmaya gidecekmiþmiþ. ya biz çay içmeye gitseydik çalýþmasýna nasýl yetiþecekti bilmem. tayfun bizi býrakýp iþe gidecekti, o da kalacaðýný filan söyledi, kusura bakmamalarýný söyledim. eve geldik. anneme telefon edip öðrencilere gideceðimi söylemiþtim, ona arkadaþlarý varmýþ diye gitmediðimi söyledim. duþ aldým. sonra bir uyku tuttu ki, annem mýsýr patlatýyordu, "sonra yerim" deyip uyumuþum. önce 40 dk spor yaparken tv ve son direniþi izledim. 12 de kalkmýþým. mýsýr yeyip kutucola içtim. radyoya takýldým. 2.22 saat þu anda, bazý fotoðraflarý kaydedeyim, bugün de hp den aradýlar, -fatih- bilgisayarý programlarýný düzeltmek için geçen gün randevu almýþtým. yarýn bakýlacak artýk.
9.12.cumartesi
hep evdeydim. kapý dýþýna çýkmadým. arabayý dün hemen yan tarafa koymuþtum. kahverengi skodasý olan adam, karþý apartmandan ali beymiþ, annem geçen yýl bizim evin önüne 2 arabalýk yere tek o koyuyor arabasýný diye biraz tartýþmýþlarmýþ. adamlar biraz bana hazmetmeye baþladýlar. çünkü arabamý baþkalarýný taciz etmeyecek þekilde koyuyorum. yaþamýmýz da öyle. biraz da mecbur kalýyorlar. yani ali bey de nurtenin ahmet beylerinin oraya bir süredir koyuyordu arabasýný, dün akþam ben gelirken arabasýný öbür kýyýya koymuþ, bana illa "sen buraya koy" diye iþaret etti. ben dutun altýna koyacaktým gene. annem dutun dallarýný mustafa budasýn da yaksýnlar demiþmiþ, bugün çöp atmaya gitmiþti, bir ara aþaðýya ali bakkala ekmek almaya gitti. o sýra rabia ile konuþmuþlar, mustafa grip olmuþ. ben anneme soba tutuþturacak bir þeyler buldum. bazý kataloglarý naylon poþetlere doldurdum tayfun var özgür gündemcilerle arkadaþ öðrenci, iyiniyetli de bir çocuk, part time bir lokanta da çalýþýyor, harçlýðýný çýkarmak için, bir iki kýzla ayný evi paylaþýyor. geçen gün ev arkadaþýyla tanýþtýk. onlara býrakacaðým uygun bir zamanda torbalarý. ev arkadaþý kader taylanýn kýz arkadaþýymýþ galiba, bir ara benim verdiðim giysilerden bazýlarýný giydiðini söyledi. biraz konuþtuk. hoþ bir yapýlarý var. bir de benim çamaþýr dolabýnýn bir tarafýndaki kitap defter kaðýt vsleri çýkardým. bazýlarýný boþalan yerlere koydum. birkaç torba týkýþtýrýlmýþ þeylere bakýp ayýklama yapacaðým. þu hale bak kataloglardan bilal hocanýn "çerçi" isimli resmini buldum. benim halimde çerçi gibi.
8.12.cuma
dün atölye kapýsýnýn kýyýsýnda adýmýn yazýlý olduðu çýtayý almýþlar, hatta mehmet fýrýncýnýn odasý açýktý mustafa ile öðrenci listesi onusunu konuþayým derken farkedip fýrýncýya söyledim. odasýnda fakülte sekreteri nurcan, yardýmcýsý, ecmel vardý. çay içiyorlardý, bana sordu istemedim, nurcanýn yardýmcýsý "öðrenciler almýþtýr" dedi, ben de kimin aldýðýnýn þüpheli olduðunu söyledim. þimdiye kadar öðrenciler almadý da þimdi mi alacaklardý. bugün de yoktu yerinde. fýrýncý bana neondan yenisini yaptýracaðýný söyledi. istemediðimi, alanlarýn kendi kapýlarýna koymak için uygun isimleri olmadýðý için mi aldýklarýný sordum yalnýzca. öyle ya kendilerine ait biþeyleri yok herhaldeki benimle ilgili birþeyi almaya tenezzül ettiler. neyse. bugünsabah gittim. 3-5 öðrenci vardý, sonra toplandýlar. leonardonun 2. cd si izlendi. ara verdiler, sonra müzelerle ilgili dosyalarýna koyduklarý yazýlardan tartýþtýk. iyi oldu, katýlýmlýlardý, bir de not filan sorunu olmayýnca iyi oluyor. devama dikkat ediyorlar, öðleyin geldim. pýtýrcýðý almamýþtým. annem medine ile oturmuþlar konuþuyorlardý. annem rabia dan oðlu bülentin güral porselende çalýþýyormuþ, kartýný almýþ, medineyi kandýrabilse gidecekmiþ, çorba kasesi almaya. biraz söylendim. hertaraf eþya tabak çanak dolu, medine de kullanýlmayan, fazlalýk olan eþyanýn eþya olmadýðýný, sýkýntý olduðunu filan söyledi. birþeyler atýþtýrdým. çay yaptýlar, 1 bardak içtim. medineyle barýþ konuþurken bi ara telefonu alýp barýþla konuþtum. pýtýrcýðý alýp çýktým. öðrenciler geldiler yavaþ yavaþ. charlie chaplinin yarým kalan filmini izlediler. birisi son direniþi getirmiþ, ben benm bilgisayara kaydettim. imparator penguenlerini almýþtým, onu izlediler. en iyi belgesel oskar ödülü almýþ. ara verildi, ben arabadan dada, neþe erdok tezi, benim yaptýðým sanatçý araþtýrmalarý, josef beuys kitaplarýný aldým. onlarla ilgili konuþtuk. son sýnýfta olmalarýna ragmen, kavramsal süreci anlama eðilimleri yok. bu da bu zamana kadar aldýklarý derslerin daha çok hocalarýnýn etkisi. ben konuþtukça biraz sarsýlýyor gibi oluyorlar. kendileri bilir, ben iþimi iyi yapýyorum. çalýþýrlarsa anlarlar. sonra penguenleri koyduk gene. bitirdiler. ben pýtýrcýðý alýp geldim. apartmanda koridorlara fayans döþeme iþi var. sabiha filan dolanýyordu. kocasýnýn da asker mi polis mi ne iliþkileri olduðu ortada. faþist örgütlerle de iliþkililer. kadýnýn apartman yöneticiliðinin zamaný bitti, hala baþkasýna vermediler. zaten yýllardýr mit polis faþist hiç boþ durmamýþlar, çevremizde örgüt kurmuþlar. muhbir aðý dense daha doðru olur. türkiyede james bond gibi ajanlar yok ki. hakketten ingilteredeki gördüklerim çok nitelikliydi. türkiyede geri kalmýþ ülkenin gariban muhbirleri var. galiba bütün deðerlere ve kavramlara geliþmiþ ülkeler ve geri kalmýþ ülkeler olarak ayrý ayrý bakmak gerekiyor. düzeyler farklý. kültürler farklý, tarz farklý. türkiyedekilerin tenezzül ettiði bir sürü þeye gerçek ajan kalitesindekiler ellerinin tersiyle defediyorlar. yapýsal farklýlýk var. yani gerçekten nitelikliler vardýysa da türkiyede ben haberdar deðilim. bugüne kadar çevremde gözlemlediklerim hep güdük. ve bu düzeysizlikten kendilerine pay çýkarmaktan arlanmayan insanlar var hep. türkiye kalitesi. eh artýk. bugün deniz hanýmdan outlook için yeni þifremi aldým.müzik bölümüne telefon etmiþtim. sonra atölyeme getirmiþ. medine kasko yatýrdýðýna dair fax çekecekti. ona fax kurulumu olmadýðý için yapamayacaðýmýzý söyledim. o çay içtikten sonra gitmiþ çekmiþ galiba. bugün de 40 dk bisiklet yaptým. duþ aldým. annem 2 tane dizi izledi. saat 3.48 oldu. yatayým artýk.
7.12.perþembe
öðleyin annemle çýktýk. beni öðlene doðru hsbc den ebru isimli birisi tlf edip kaldýrdý. çalýnmalara karþý sigorta bir þey yapmak için ayda 10 ytl. annem kipaya girdi. zeytinyaðý ayçiçek yaðý, bulaþýk deterjaný almak için. zeytinyaðý sýzma ya da riviera demiþtim, "riviera al" anlamamýþ. yarýn alacak artýk. öðlen benle çýkacaðýný söyledi. bugün az öðrenci vardý. leonardonun belgeselini izlediler, sonra, bir ara öðrenci listeleri için dolaþýrken, emine ile deniz haným geliyordu, onlarla konuþtuk koridorda. sonra bilgisayarýmdan girip baktým þifresiz açýldý. hepsini göremedim ama eðitim bilimleri enstitüsü bilgisayar öðretimi dersini ve öðrenci ali karatay ý benim üzerimde göstermiþ. baþkanlýk odasýnda, deniz hanýmýn bilgisayarýndan girmeye kalktým, þifre istedi, yazamadýk, deniz haným öðrenci iþlerinden yeni þifre istedi. ben de enstitüye arayýp girmediðim, grafik hocalarýna ait olan dersi ve ali karatay ý benim üzerimden almalarýný söylemesini rica ettim. arayýp konuþtu. düzelteceklerini söylemiþler. arif ziya nýn mý turan ýnmý neymiþ aslýnda ders. öðrenci dondurmuþmuþ vs. sanýrým bazý þeyleri bilerek yapýyorlar. sonra öðrenciler ara verdi. ben odamdayken yaþar ali güneþ in kýzý güneþ geldi. fizik tedavi vs dedi. devamýna dikkat etmesini söyledim. büyük boyutlu ama iþe yaramaz birþey yapmýþ gelmiþ, konuþmak istedi, ona arkadaþlarýyla birlikte konuþmamýzý söyledim. sonra diðer öðrenciler geldiler. ben bir ara türkcelin faturasý gelmiþmiþ onu aradým. data baðlantýsý 6 ytl. bankadan ödenmiþ. sonra hattý kapatayým dedim. 2 kere aradým. kapattýlar ve 10 gün içinde bir türkcell bayiine gidip kimlikle beyan etmemi söylediler. öðrencilerin yaptýklarýna bakýp biraz tartýþtýk. sonra onlar mustafanýn charlie chaplin "altýn arayýcýsý" filmine baktýlar. aþkýný unutan bir adamýn filmi varmýþmýþ, onu sonra bakalým dediler. ben de unuttuðum aþklarýmý yeni hatýrladýðýmý söyledim. 5 ten sonra çýktýk. mustafa -tiyatro için aydemirle konuþan- sona kaldý, bana yardým etmek istedi. ona gerek olmadýðýný, ama benimle konuþmak için gelecekse olabileceðini söyledim. sýrt çantamýzý o aldý. arabanýn orda konuþurken solcu çocuklarýn arkadaþý kýzlardan bir, adý umur muþ, geçen de tanýþmýþtýk, uzun kývýrcýk saçlý, o selam verince çaðýrdým. ben de tam onlar için "buca'dan giderken hatýrlayacaðým en güzel þey o eylemci çocuklar" diyordum. ege de eylemler varmýþ, faþistler saldýrmýþ bazý öðrenciler yoðun bakýmdaymýþ. ordaki eylemlere gitmiþler. biraz birlikte konuþtuk. sonra mustafa gitti. o barýþtan bahsetti. hani ben selmanýn evindeyken internet kafe çýkýþýnda faþistlerden dayak yemiþti, ben yemeðe davet etmiþtim de ayþegül filan birlikte yemek yemiþtik. o 2 dönem uzaklaþtýrma almýþ, okula giremiyormuþ. selam söyledim. "buralarda olduðu bir gün dýþarda oturup konuþalým" dedim.
sonra 5.30 filan oldu saat. biz geldik. annem de þükrana gitmiþmiþ, seli filan varmýþ, birlikte oturmuþlar. akþam annemin 2 tane dizisi vardý o onlarý seyretti, karnýbahar haþlamýþmýþ, o þükranlarda börek yedi diye yemedi, ben salata yaptým yedim. bugün 5o dk kadar bisiklet yaptým. 20 dk. sabah 35 dk akþam.
6.12.çarþamba
evdeydim. nnem öðlene doðru medineye gitti. ben uyumuþum. öðleyin huzurevine gidecekler diye tlf. etti. ben de kalktým. bugün 50 dk. bisiklet 15 dk yoga yaptým. annem akþam geldi. huzurevinde kalmýþlar yaþlýlarla eðlence olmuþ. medinenin o sevgilisi çok arayýp duruyormuþ. anneme fazla karýþmamasýný söyledim. dün akþam barýþla kavga etmiþler. 2 yýldan beri medinenin bu iliþkisi varmýþ. ben hp desteðe telefon ettim. bilgisayara destek olmak için bir iki cd hazýrlayýn dedi. sonra arayacaðým.
5.12.salý
annem ablama gitti, ben de 35 dk bisiklet yapýp, duþ alýp kipaya gittim. baþka kamera takýldý, o çalýþtý, ama kipadan aldýðým usebe uzatma kablosu çalýþmadý. süpermen filmini izledim. akþam annem geldi, gece ben radyo takýldým biraz, saat 4.15 olmuþ yatayým artýk.
4.12.pazartesi
biraz önce radyoyu aldým, farkýna varmadan oldu, müzik kesildi çok. bir de radyoda boþluk yaratmak amaçlý bir kaç kiþi saçmaladý, bir yandan müzikle uðraþýrken fazla ilgilenemedim. neyse iþte deneyim oldu. sabah okula gittim. paspasý da almýþtým küçük halýyý da. odamý sildim, öðrencilerin iþlerine bakýp konuþtuk, sonra leonardo belgeseli izlediler, ng vinci þifresini. öðlen geldim. sabah geç gelen bir kýz öðrenci kolajlarýný göstermek istedi, ona zamanýn da getirip göstermesini saat 12 olduðu için ilgilenemeyeceðimi söyledim. öðlen giderken pýtýrcýðý alýp gittim. öðleden sonraki gurup biraz daha sorunlu. pek çalýþmak istemiyorlar. arif ziyanýn öðrencileriymiþler, iþlerini orda atölyede duvara asýyorlarmýþ. "iyi" dedim, "biz hazýrlayalým yemeði baþkasýna yedirin" hoca denen de utanmak yok, o daha önce de yaptý benzer þeyleri, kapasiteleri bu, ben öðrencilerde zihin açýp kurgusal bakýþ oluþturmaya çalýþýyorum, bir sürü kiþi üstüne konuyor. bir yandan da benim derslerimde sorun yaratmak için uðraþýyorlar. çoðunun yaptýrdýklarýnýn dünyadaki güncel sanatla alakasý yok. piyangodan para çýksa da þunlardan bir kurtulsam. kullandýklarý öðrenciler not alacaklar diye gidip salto duruþa geçiyorlar orda burda. benim derse birþey yapmaya kapasiteleri yok. kendileri bilir artýk. biliyorlar aslýnda, benden öðrendiklerini baþka dersler için kullanýyorlar. içlerine sindiriyorlar. getirenlerin iþlerine baktýk, leonardo belgeseli izlediler. 1 saat kadar gazete üstüne çalýþmaya baktýlar. akrilikle filan. pýtýrcýðý alýp çýktým. annem imam bayýldý yapmýþ, patlýcanla onunla bir parça yedim. sonra radyo olayý oldu iþte. yarýn videoyu götüreceðim. bugün öðleden sonra tlf ettim, yarýn götürmemi söylediler
3.12.cumartesi
annem öðlene doðru geldi, ben de öðlen birlikte çýktýk, o gün arkadaþlarina konuþmaya gitti, cezaevinin orda indi. ben kipaya dominoya gittim, cd almaya aldým. dün fax gitmiþ ama ayarlarý olmadýðýndan benim tlf nosu çýkmamýþ. dün unuttuðum deterjan vs aldým, arabayý yýkattým, benzin alýp geldim. lastik þiþirme bozuktu. gelince aydemiri aradým msn video için daha önce bertalle konuþtuk, müzikler için. günay haným annemi istanbuldan aramýþ. video açýlmadý. iyi çalýþmadý yani. ama video da aydemirin görüntüsü güzel de ben aradan görünen parçalara baktým berbat. cam kýrýklarý gibi görünüyor. sonra bertalle müzik iþini hallettik. çalýþýr hale geldi. annemle makarna yedik.
1-2.12. cuma-cumartesi
dün yazmayý unutmuþum. sabah derse gittim, film seyerettik, leonardonun hayatýný, bir ara yurtiçi kargoya gittim, gelmemiþ daha. öðleyin 1.30 da aldým. annem benle çýkmýþtý sabah, öðleden sonra da. öðleden sonra leonardo ve poseidon dan kaçýþ filmini izledik. bir ara fýrýncý atölye kapýsýnda durdu. tayfunla mert vardý osýrada kapýda. akþam da enginle fr. kültüre gittik. orda buluþtuk yani. konser gerçekten güzeldi. çok sevimlilerdi. iyi oldu. engin de çok beðendi. zaten yurt dýþýna gitmek yaramýþ, çok güzel filan deyip duruyor. adamlar medeniyet kurmuþ yani. bugün de evdeydim. annem ablama gitti. ben evi temizledim. duþ alýp kipaya gittim. fax aldým
30.11.perþembe
sabah erken uyandým, tv ye bakýp internete girdim. bertal sonra 1-2 kiþi sabah konuþmalarý kahvaltý filan, 1 saat kadar takýldým, sonra uyumuþum. bir ara bir kadýn sesi duyuldu, sibelinkine benzettim. öðlen annem duþ alacaðýný söyledi. ben kalktým, duþu akþamüstü aldým. annemler aylinin annesine gideceklerdi ama, akþam gelince söyledi annem, sabah gelen o kadýn mýþ, kuran okumaya bir arkadaþlarýna gideceklermiþmiþ, annem de gidebileceðini söylemiþ, 30 kiþi kadar kadýn toplanýp, 1 er cüz alýp okuyorlarmýþ. ben de dualar üzerine biraz konuþtum kötü kullanýlmamasý için, "hayýrlýsý olsun herþeyin herkes için" diye. okulda öðrenciler leonardonun 1. cd belgeselini izlediler. ilgilerini çekti baya. sonra ara verip poseidon'dan kaçýþ 1.cd izlendi. bölüme girerken, iki tane sevimli öðrenci pýtýrcýkla eþyalarýmýzý taþýmaya yardým ettiler. pek faþist gibi görünmüyorlardý, umarým yanýlmýyorumdur. akþam çýkýþta da geçen gün aydemirle konuþan öðrenci mustafa yardým etti biraz konuþtuk hem, çok sýkýntýlý duruyordu. okulda radyodan bertal aradý, cd leri gönderecekti, kargoya vermiþ. pýtrcýkla eþyalarýmýzý taþýmak için poþetleri deðil, geçen yýl kullandýðým sýrt çantasýný buldum, ve bir çanta daha. hem daha rahat taþýrým. bir yandan bilgisayarýmla cd ler de var. iyi olur yani. akþam sayranýn konak sanat galerisi 6. katýnda sergisi vardý, artýk sonra giderim. öðrencilere duyurdum yalnýz. bir ara bebeði olan arþ gör arzu geldi, kocasý emrahla iþ sanatta sergileri varmýþ, onun yanýnda duyurusunu yaptýk öðrencilere. akþam evden otururken onuru aradým. fransýz kültür deki fransýzca þarkýlar konserine gelirmi diye, ücretsizdi. bir arkadaþý varmýþ, yarýn gaziemirdeki bir arkadaþýna gidecekmiþmiþ. sonra enginle fundayý aradým, onlarýn ilgisini çekti gelecekler galiba. bugün radyoda bertala çok sataþýldý. kendi aralarýnda bazý durumlarý oluyor. bazýlarý çok keskin, bazýlarý daha ýlýmlý yaklaþýmlarla görünüyor. hiç tanýmadýðým þeyleri öðrendim nerdeyse.
29.11.çarþamba
annem öðlen eczaneye gitti. ordan pazara geçip zeytin bakacaktý yokmuþ. ben duþ aldým. pýtýrcýðý alýp çýktým. eczaneye uðradým, grip aþýsý için. kýzlar vardý, onlar yapamayacaklarýný söylediler. ben de nasýl, nerde yaptýracaksam bakayým öyle alayým dedim. otoparkta barýþla konuþtuk, resim bölümünün önündelermiþ. gittim, sonra kantinde oturmaya karar verdik. soðuktu onlar giderken ben "arabadan ceketimi alýp geleyim" dedim. pýtýrcýðý arabaya koymam gerekecekti. arabayla kantinin oraya kadar gittim. yanlarýna gittim. barýþ çay aldý. konuþtuk, ben umduklarýndan iyi çýktým galiba.. sonra onlar gitti. kalkmadan önce benim avea faturalarýyla ilgili de konuþtuk. sonra ben pýtýrcýðý eðitimin ordaki otoparkýn yan tarafýnda biraz gezdirdim. çok ilgi çekiyoruz. pýtýrcýðý gören bir gülüyor zaten durum hemen anlaþýlýyor. kocaman dobiþko bir kedi çimenlere yapýþmýþ, ben de kemerinden bir iple bekleyip arasýra yürütmeye çalýþýyorum. bir ara çam aðacýna týrmandýrmak istedim. biraz kaldý öyle. yapýþtý aðaca. öðrenciler geçerken baya çok öðrenciyle konuþtuk, bazý tanýdýklarým oluyordu arada. bir ara edebiyattanmýþ bir kýz öðrenci takýldý, baya konuþtuk, teraslý bir evde kalýyormuþ da kedi bakmak istiyormuþ filan. sokaktaki kedilere bakmasýný önerdim, evde hapis olmayacak þekilde bakmasýný filan. sonra dinazorun oraya arabayý koydum, onlara bir merhaba dedim, uzun bir süredir uðramadýðýmý söylediler. eczaneye geçtim. bülent beye aþý yaptýrmak için. "bir þey olursa kendim yaptým deriz" dedim. neyse aþým da yapýldý, inþallah grip artýk etkilemez fazla. geçende berbat olmuþtum. annem telefon etti, pazardan çýkýyorlarmýþ da, gidip almam için. pazarýn köþesinden bazý þeylerini aldým, onlar nurten hanýmla arabalarýyla geleceklerdi. pýtýrcýðý biraz da evin önündeki yerde býraktým. annemler gelince, pýtýrcýðý yukarý býrakýp arabadakileri çýkardým. annem balýk almýþ, onlarý piþirip salata yaptým. yedik, aydemir aradý, figenle apo yemek yiyorlarmýþ, "gel" diye. gidecek gibiydik, annem de istedi baya gitmeyi. sonra vazgeçtim, biraz telefondan o ateþkes meselesiyle ilgili konuþtuk. sonra bir daha aradý, oktayýn telefonunu istedi.
28.11.salý
öðlen apoyla figenlere gitmek için çýktýk. medine aramýþ, yeni aldýðý telefonu montaj etmek için beni aramýþ. sonra artýk. evi bulduk. ben biraz oturduktan sonra inip pýtýrcýðý bahçede dolaþtýrdým biraz, o sýrada orda iki bayan vardý, birinin küçük 4-5 yaþlarýnda oðlu vardý. elbise temizleme mi, terzi mi neydi. onlarla konuþtuk. hayvanlardan filan. baktýðýmýz kuþlardan, kedilerden. apoyla figene geldiðimi söyleyince çocuklu olan onlarý çok iyi insanlar olarak bulduðunu söyledi, ben de öyledirler dedim. sonra pýtýrcýðý alýp çýktým yukarý. evde rehat dolaþtý. bilgisayarýn olduðu çalýþma odalarýna bir gazete koyup kum leðenini bir kenara da mamasýyla suyunu koydum. pek sorun olacak bir durum olmadý. etli patatesli havuçlu yemek yapmýþ, ben susuz az bir parça aldým. bir de lahana sarmasý vardý. yoðurt, turþu, cola vs. çok güzel patatesli börek yapmýþ, pofuduk, pufuduk. biz giderken cola aldýk, evde büyük vardý. bir de apolarýn orda birgün gazetesi olmuyormuþ, giderken ona gazete aldýk. arabanýn benden taraftaki kapýsýna birþey sürülmüþ gibiydi. meyve vs gibi, öbür taraftan binmiþtim araabaya, yolda shell de yýkattýk, bir çocuk ilgilendi baya, köpürttü, duþa sonra hortumla su tuttu. 30 ytl benzin aldým. evlerine yakýn karadeniz ekmek fýrýnýndan annem ekmek aldý. kocaman ekmekler, birini dilimletmiþ, yarýsýný yukarý götürdük. sonra çay içitik. bir ara annemle tartýþtýk, aslýnda biraz da bilerek açtým konuyu, benim annemi dövdüðüm vs laflarýyla ilgili, ablamlarýn tutumuyla ilgili, benim þartlarýmla ilgili filan. herkese laflar söyleniyor, ben hep kötü oluyorum, annem hep kötü kýzýyla oturuyor. apoyla figen baya üzüldüler. bir ara figen annemle konuþtu biz apoyla bilgisayara baktýk. sonra figenle biz bilgisayara baktýk, apo annemle konuþtu. figen istersem birkaçgün kalabileceðimi söyledi, ona bunun birþey olmadýðýný, ama annemin yalan yanlýþ þeyler söyletilmeye teþvikle sorun yaratmasýný önlemek için baþka bir yol bulamadýðýmý söyledim. konuþtuk biraz. ona götürdüðüm yoga filmlerini, feng sui, reiki, da vincinin þifresi, ng den vinci þifresi, bilgisayarlarýna kaydettik. bana gora filmini, tom hanks in labirentler ve canavarlarýný verdiler. bir de müzik, sertabýn turuncu, ninniler, bir de (timur selçuk) unuttum neyse. ben bilgisayara kaydedemedim, sonra umut geldi, onlarýn bilgisayarda kaydetti. ben bir yandan eþyalarýmý topladým. sonra çýktýk, apo bizi geçirdi aþaðýya kadar. sonra geldik. karanlýk olmuþtu ama yollar kalabalýktý. karþýyaka üzerinde ve bir ara yeþildere üzerinde trafik yoðundu. evde bir ara tuncelili barýþý aradým, otobüsteymiþ, sonra arayayým dedim, bir süre sonra çaðrý býraktý. aradým. yarýn gelecek olan avukat arkadaþla nereli filan olduðunu, emep il baþkanýymýþ sanýrým, ateþkesle ilgili hocalarla konuþmak için gelecekti. ona benim avea ile ve garanti bankasýyla ilgili sorunlarýmý- hattý ve kartý kullanmadýðým bildirdiðim halde para ödemek zorunda býrakýlýþýmý- sorup soramayacaðýmý filan. sorabileceðimizi söyledi. 12-1.30 arasý gelecekmiþ, ben 1.30a doðru okula geleceðimi söyledim. sanýrým hocalarla yalnýz görüþmesi daha iyi olacak dedik. ben de bakalým bir tanýþayým.
27.11. pazartesi
gece pýtýrcýk hiç uyutmadý, hep dýþarý çýkmak istedi. sabah okula gittim, öðrenciler da vincinin þifresini izlediler. bir ara koridorda, fahri severin atölyesinin önünde bir bayan önüme geçti, elinde sarý zarflarla, 2. sýnýflara anket yapacakmýþ, rektörlükten vs. haberimin olmadýðýný söyledim. hemen gelmek istedi ona 12 ye doðru gelmesini þimdi öðrencilerin film izlediðini söyledi. 12 de filmi býraktýk. anket zorunlu deðil diye, lokantada çalýþan öðrencimi yolladým, çocuk iþe yetiþecekti, sanýrým diðerleri yaptý, ben çýktým. öðleden sonraki grup için de dersin baþýnda geldi. ben pýtýrcýkla uðraþýrken onlar baþladý. anketin konusu üreme imiþ vs. bana pek gerçekçi bir araþtýrma gibi gelmedi, sorumlusu rektörlük, ben orda maaþ karþýlýðý çalýþan biriyim. piyangodan yüklü bir para çýksa býrakýrým. beni ilgilendirmez yani. öðleden sonraki gruptaki cüneytin beyin kanamasý geçiren babasý ölmüþ. bahçede dolaþtým biraz dýþarýsý sýcak atölye soðuk gene. bir ara tuncelili barýþla konuþtuk, kýz arkadaþý filan, ateþkesle ilgili emep baþkaný gelecekmiþ, avukatmýþ, tanýþsam iyi olur dedim. avea ve garanti bankasýnýn meselelerini söyledim, kullanmadýðým halde para ödetmeleriyle ilgili kasýdý, kaç defa bildirdim. yani güvenilcek biridir inþallah. öðleden sonra bahçede öðrenciler çay filan yapýyorlardý. biraz konuþtuk, çay ikram etmek istediler, sýnýf öðremenliði topluluðuymuþ, onlara toplulukarla ilgim olmadýðýný, sorumlu hocalarý ve müdürleri olmadýðýmý, resim bölümündeki kokteyllere bile katýlmadýðýmý söyledim. bazý yakýn öðrencilerimin demokrat, insan, çayýný içtiðimi vs. pýtýrcýk özlemiþ dýþarlara çýkmayý, çok mutlu oluyor, yarýn apoyla figenlere de götüreceðim. annem öðleden sonra þükranla seli gelecek demiþti, sonra bakmýþ onlarda sema da olunca sesini çýkarmamýþ. þükranlarda oturmuþlar. kipadan aldýðýmýz köfteler vardý, onlarý piþirdim, salata yaptým. kolayla yedik. uyuyordum, figen aramýþ, sonra ararým dedim. uyanýnca aradým, apoyla konuþtuk. yarýn onlara gideceðiz, öðlene doðru çýkarken arayacaðýz. pýtýrcýðý da götüreceðim. annem bugün medineyi günay hanýmý filan aramýþ. bir ara nurten hanýmlara çýkmýþ.
24.11.cumartesi-25.11.pazar
evdeydim hep. dün yoga ve spor yaptým biraz. bugün sabah annem ablamlara gitti. ben hiç istemedim. evde duþ alýp, çamaþýrlarý yýkayýp, dün saçlarýmýn önünü kesmiþtim biraz fazla kesmiþim. yüzüm günebakan çiçeði gibi iyice çýktý ortaya. pýtýrcýðý aldým çýktým. bankamatiðe bakacaktým, vazgeçtim. buca pazarýnýn ordaki benzinciden benzin aldým, depoyu dolduran çocuk hep "hocam" filan dedi. nerden tanýdýðýný sordum, öyle alýþmýþlar filan arabadaki üniversite çýkartmalarýný görünce. ordan buca gölete gittim, orda inmeden dönüp geldim. yedigöllerin öbür tarafýndan dolaþýrken kenarda durup pýtýrcýðý çýkardým otlarýn arasýna. hoþuna gitti, bir kaç kadýn çocuk ilgilendi, onlara doðaya alýþtýrmaya çalýþtýðýmý söyledim. çünkü hoþuma gitmese de kemer baðlamak zorundayým. kaçarsa kaybolursa diye. evde bahçede býraktým biraz ama korkuyor hep. nurten haným geçti, gelmiþler artýk, annemi sordu, engin almanyadan geldiði için ablama gittiðini söyledim. sonra evde dün yýkadýðým yorgan çarþafýmý kaplamak için iðne bakarken annem geldi. iðneyi bulup yorganýmý kapladým. bir ara bertalla msnden konuþtuk, ondan önce fezanur aramýþtý, biraz konuþtuk, ona bir daha gezi olursa jerusaleme gitmeyidüþündüðümü söyledim. "olur" dedi. 3 dinin birleþtiði yerde dua etmenin bir hayrý olur belki de. bertal beni dj yapacak. önümüzdeki hafta cd gönderecek. perþembe cumaya. arivan da bazý müziklerden verecek. istanbula meþhur olmaya giden taþralý kýzlar gibi diye espri yaptým. radyo 9 eylül de program yapacaktým, ses mes sorun vs deyip yaptýrmamýþlardý. þimdi ben de cewlik radyo da dj lik yapacaðým. bakalým artýk neler olur.
23.11.cuma
sabah okula gittim öðrenciler, da vincinin þifresini izlediler. öðlene kadar bitti. çýktým, esi benim okuldaki bilgisayarda aktaramadýklarýma baktý. ondaki cihazla olmadý, diskete atýp evdeki bilgisayarýndan aktarmayý konuþtuk, öyle yapacak artýk. annem yoktu, doktora gidecekti. gitmiþ, sonra söyledi þükran hanýmla kahve içmiþler kahve fincanlarý ortadaydý. dokunmadým hiç,þimdi naptý bilmiyorum. kendi iþini yapsýn da biraz zýrvalamayý kessin. bu aralar gene biraz tuhaflaþtý. herhalde birileri ona ne yapmasý gerektiðini filan söylüyor. doktora gidiyor, eczaneye gidiyor, ablam birþeyler söylüyor, kadýncaðýz tuhaflaþtýkça tuhaflaþýyor. hayýrlýsý olsun inþallah, yapýlan kötülüklerin pisliklerin hayrýný kimse görmedi ya, daha ne hayýrlar olacak bakalým. öðleyin uyumuþum 1 buçukta kalktým, okula gittim öðrencilerin bazýsý öðretmenler günü aktivitelerine gitmiþ, bir grup daha vardý, onlar da gitmek istedi býraktým. sabah asistan mustafa sýnýf listesi çýkarmýþtý. diðer kýz bilmiyormuþ, önceden ümmü çýkarýyordu. artýk o izin aldý. öðleden sonra çýkarken aþaðýda giriþte bir adam bir kadýn bana hoca olup olmadýðýmý sordular. adam sanki gizi bir þey söyleyecekmiþ gibi yanaþmaya çalýþýyor ben geri durdum, kadýn uzakça duruyor, kadýna bakarak konuþtum çokluk, çocuklarýna üç boyutlu bir çalýþma ödevi vermiþler onu soracaklarmýþ, "internete bakýn" dedim, kadýn bakýp bulamadýklarýný söyledi. adam soruyor, sonra kime soracaklarýný filan, "yukarda asistan mustafa var ona sorun" dedim. sonra öðrencilerle "oh nasýl üstümden attým" diye güldük. o sýrada geçen yýllardan bir kýz öðrenci vardý kýyýda, uzun sarý saçlý, zayýf, sanýrým babasý okuldaki bazý hocalarýn arkadaþýydý. gebze de öðretmenliðe baþlamýþ, daha önce atölye hocasý olan turan enginoðlu ile yüksek lisans tezi yapýyormuþ. beni görünce "merhaba" demek istemiþ. konuþtuk biraz. ben eve geldim. radyoda tuhaf duruma el atýldý sanýrým biraz. ben dinleyici olmaya çalýþýyorum. söyledim de. ablamý aradým, annemin pazar günü engin gelecek diye gelmek istediðini, bensiz de gitmesini ben baþka yerlere gidemediðimi söyledim. onunmu benimle gelmesini söylediðini sordum. öyle bir þey demediðini, otobüse binip gitmesini söyledi. pazar gecesi annemin onda kalabileceðini söyledim, enginin pazar sabahý gelebileceðini söyledi. sabah okuldan medineyi arayýp konuþtuk, ameliyat meselesini baþka bir doktora daha görünmesini söyledim. akþamüstü þükran haným geldi gitti. onlarýn o taraftaki sokakta düðün vardý, ses çok geliyordu bir ara radyoyu tv yi yüksek sesle açtým, sonra kulaklýk taktým. akþamüstü þükran haným varken annemi eczaneden aramýþlar, ilaçlarýný pazartesi almasýný filan, çok sýcak yapýyorlar anneme. öðleden sonra kemik erimesi filmi çekilmiþ. düzelme varmýþ galiba. sonra medineyi aradý gelmesi için çay filan diye, hasta olduðunu söylemiþ, sonra ben aradým gelmek isterse gelip alabileceðimi. istemedi, dinlenecek herhalde.
22.11.perþembe
öðleyin okula gittim. öðrenciler lütfen geldiler. sonra da vinci'nin þifresini izledik. aydemir geldi mustafa ile güneþ onu dinlemek istediler. benim odaya geçtiler. bir ara neskafe bisküvi aldýlar. ben daha önce dekanlýðýn ordaki kantine gidip peynir-domates-biberli kumru yiyip kutu kola aldým bir tane. sonra hasan hüseyinin þiir kitabýna baktým. 1. cd bittikten sonra ara verildi. 5e kadar sürdü film sonra çýktýk, aydemir gençliði cýlýz buluyor, ne zannediyordu ki. bir ara mustafa ile güneþ kahve almaya gittiklerinde tartýþtýk biraz. chavezin yaptýklarýný bile sorgulayacak halleri yok. ona þah- humeyni zamanýnda devrimcilerin düþtüðü yanlýþa þimdi de düþüldüðünü söyledim. ülkelerle sýnýrlanýp, evrenselliðini yitiren bir sol gericileþiyor. o kapýdan kimliðini aldý, onu izkente dönmeden önceki durakta býraktým. annem birþeyler hazýrlýyordu. ben çay içtim. o bugün sibele gitmiþ. medineyle konuþmuþ. þükraný aradý, sonra o geldi. sözde ben varým diye gelmiyorlarmýþ. ben de annem de söyledik, ben o dizileri seyretmiyorum ki hiç. dün seli ile kapýda merhabalaþmýþtýk. þükran gittikten sonra ben duþ aldým. radyoda sorun var. bir süredir bilinçli sanýrým bir þeyler oluyor. bir süre uzak kalsam iyi olacak. bu aralar pentagon kanalý ilgimi çekiyor, ben de onu seyrederim biraz, amerikayla ilgili bir sürü bilgi var. gidince yabancý kalmam hiç olmazsa. yarýn akþama kadar dersim var.
21.11.çarþamba
evdeydim, sabah erkenden midem kazýnýr gibi oldu kalktým birþeyler atýþtýrdým. 6.30 da annemin saati çaldý. kaldýrdým. 7 yi 10 geçe hastaneye gitmiþ. öðlene doðru tahlillerini yaptýrýp gelmiþ. 12 de gidecekmiþ gene. kahvaltý yaptý gitti. ordan medineye geçecekti. ben radyoyla ilgilendim. aslýnda þaka gibi bir þeydi ama bir kültürü öðreniyorum. diyaloglarý, varoluþ þekilleri, tarzlarý, yaþamlarý ve yaþam oluþturmaya bakýþlarý. samimi bir iletiþimimiz var. beni de dj yapacaklar. yalnýz flatcastta bir þeyler oldu. demin öðrendim ki türkiyede flatcast kapanmýþ ben mi yaptým acaba. annem medineye gitmiþ aradýlar, üðraþtým filan, gittim. bir çay içtim. banyodaki çeþmeyi yaptýk gene, ama yalama olmuþ, yenisini almak gerekiyor. sonra onu da aldýk geldik. bir adamla arkadaþlýða baþlamýþ. adam aradý biriki bir ara bende birþeyler söylediydim daha ne olduðunu anlamadan. sonra bir iki daha aradý. bir ara annemlekonuþuyorlardý. ekmek kýzartýp kahvaltý yaptýk. barýþ geldi aþaðýya anahtar istemeye telefona ben çýktým "gel" diye, annem indi ama gelmemiþ. sanýrým medine'nin o adamla iliþkisini duydu. bozuklar baya. sonra gelmiþ, ben yataðýmda bilgisayarla ilgileniyordum çýkmadým artýk annem geçiriyordu. aydemir aradý, yarýn bölüme gelecek. ablam aradý.
20.11.pazartesi-21.11.salý
dün yazmamýþým. odamý temizleyip öðrencilerle çalýþmaya baþlamýþtým. sabahki gurubu öðledensonrakilerle bir saat beraber çalýþmaya aldým. arada böyle yapacaðýz. depoyu temizledik. depodakileri ya attýk ya öðrencilere verdim. akþam 5 i geçiyordu öðrenciler çýktýklarýnda.
salý erken kalktým. birþeyler yiyip yatmýþtým. annem eczaneye gitti. ilaç milaç diye. annem bugünlerde biraz tuhaf duruyor. dün öðleden sonra þükranla semaya gitmiþler. bugün karþý apartmanda aylin varmýþ ona gittiler. dün aydemir aramýþtý, bugün okula gelmek için sonra öðrenci mustafayý arayýp dersimin olmadýðýný konuþup sonra biraraya gelmelerini söyledim. bir ara zuhalle konuþtum, pýtýrcýðýn aþýlarý için hüseyin beyle konuþmayý filan. bugün pýtýrcýðý aldým, arabayla kipaya gittim. fax ve bilgisayara msn de konuþurken göz baktým. fax ý avea meselesi için alacaðým. buca eðitimden 2 kere fax çektiðim halde sorun çýkardýlar. önümüzdeki hafta elektronikde indirim baþlayacakmýþ. sonra geldim. pýtýrcýksevdi dýþarda dolaþmayý özlemiþmiþ. annemi medine aramýþ, cepten. ben ev telefonlarýnýn fiþlerini çekmiþtim. akþamüstü gidelim diye. "yarýn gidelim" dedim. bugün cewlik radyo da dj yapacaklar beni konuþtuk. radyo dokuz eylül de program yapacaktým engellemiþlerdi. þimdi de istanbula meþhur olmak için giden kýzlar gibi dj olurum artýk.
19.11.pazar
evdeydim, annem þirinyer pazarýna gitti geldi. mandalin domates, uzun kerata almýþ, ergülün enverini görmüþ ayný arabaya binmiþler gelirken, konuþmuþlar. bir ara ali bakkala ekmek almaya gitti.
18.11.cumartesi
evdeydim hep. sabah anneme rabia gelmiþ, burda yoktu, gelmiþ, kýzý doðum yapacak diye gidecekmiþ gene. onlara bir kahve yaptým. dolaptaki yazlýklarý çýkardým. çamaþýr makinasý ile küçük buzdolabýnýn içine koydum. sonra halýnýn üstünü temizledim. açýk yerleri sildim. sobanýn çevresini mutfaðý filan. grip durumu daha iyi. baya düzelme ver. yalnýz vitamin, aspirin ve bactrim forte kullanýyorum. annem öðleden sonra ablamlara gitmek dedi. ona iþimin bitmediðini kendisinin gidebileceðini söyledim. gitmedi tabi, herkes annemi bana sardýrýp baþka insanlarla iletiþimimi kesmeye çalýþýyor hep. kendi kýzýna bari kendisi gidip gelebilse. akþamüstü duþ aldým. yeni dünya filminin 2. cd sini seyredememiþtik okulda, onu seyrettim, bazý notlar aldým.
17.11.cuma
sabah okula gittim. öðrenciler biraz gecikti, neyse çalýþtýk biraz, sonra soðuk olunca biraz erken çýktýk. gülden mavioðluyla karþýlaþtýk, geçen yýllarda öðrencim olmuþtu, ömür hocanýn yeðeniydi. o kendine bir kahve aldý, ben bir þey almadým. idrisle uðurla selamlaþtýk. cafetto da oturduk, dün gece "sevgili yapmýþ" bu gençler de tuhaf þeyler söylüyorlar yahu. gece 5 saat ortaokul arkadaþýymýþ konuþmuþlar, güldeni sevgilisi yapmýþ. askere gidecekmiþ çocuk, bir telefon þirketinde çalýþýyormuþmuþ, tükcell mi ne. tabi 5 saat konuþmak az deðil hani. ö, (bunu pýtýrcýk yazmýþ). sonra biraz daha dergi filan baktýk, öðlen ben eve geldim. pýtýrcýðýn çimleri bitiyordu. yeni bir saksýya daha diktim. birþeyler yiyip gittim gene okula.bilgisayarýmý da aldým. öðrencilerle film seyrettik. soðuktu arada çýktýk. ben arabada oturdum baya. irfan ve namýk beyler arabalarýnýn yanýndaydý, merhabalaþtýk biraz. sonra çardakta filmin ikincisini izlemeye kalktýk. soðuk ve görünmüyor dediler. bölüme gittik. ümmü baþkanlýk odasýnýn soðuk olduðunu söyledi, yurdakul beyin odasýna gittik, tam filmi seyrederken müge yere düþtü, ödüm koptu gibi oldum. arkadaþlarý biliyormuþ durumu ilgilendiler hemen. geçen yýllarda hafif baygýnlýk gibi oluyordu ama ameliyat filan olduðunu söylemiþti. ambulans istemedi. perþembe pazarýnýn orda askeri hastanenin yanlarýndaymýþ evleri. onu bir kýzla bir erkek arkadaþýný alýp, orda köprünün oraya kadar býraktým. eve geldim, duþ alýp dinlendim biraz. biraz radyoya parastine takýldým, uyuyayým artýk.
16.11.perþembe
öðlen okula gittim. öðrenciler 10 kadar varlardý. biraz atölyede kolajla ilgili dosyalara baktýlar, sonra kantine geçmeyi söylediler, atölye çok soðuktu. bakýndým biraz, cafetto da yoklardý. bahçede ademin arkadaþlarý apolar filan vardý biraz oturdum yanlarýna bir kýz öðrenci daha vardý. geçen gün onur filan oturduðumuzdaki kývýrcýk saçlý kýz. sonra bef kantinine gittim öðrenciler ordaydý. oturduk filan. arada eczaneye gidip baþka bir antibiyotik aldým bactrim forte. öðrenciler üþüyünce 5e geliyordu saat, biraz bahçede dolaþtýk. geldim. annem þükran hanýmla oturmuþ, ben gittkten sonra gelmiþ. akþam da 12 ye kadar dizileri vardý. ben de radyoya takýldým biraz. gündüz okuldan mustafa adlý öðrenci 70 li yýllara ait bir sanatçýnýn yaþamýyla ilgili tiyatro hazýrlayacaklarýný, bana da birþeyler sormak istedi, ben aydemir aklýma geldi, ona telefon ettim. akþam aradý konuþtuk, sonra msn açtýk, umut denizle ikisi görüntülü ve seslilerdi ama benim sesim gitmedi. radyodan parastinle sohbet ettik. radyo öðlen kapalýydý açýlmýþ.
15.11.çarþamba
evdeydim, annem bir ara pazara gitti, geçen hafta pembe bir bluz almýþmýþ, dar diye onu deðiþtirmeye gitti. siyah önü boncuk iþlemelei almýþ bir tane. sonra sibellere gitti. kýzý zeynebe ördüðü çoraplarý götürmeye. ben medineyi aradým kipaya gideceðimizi söyledim. o da gidebilirse doktora gideceðini söyledi. annemle kipaya gittik. ikimiz ayrý arabalarla dolaþtýk, iyi oldu fazla yorulmadým. gelince ablam telefon etti. konuþtuk, engin iyiymiþ geziyormuþ. akþam meyve filan yedik. supangle almýþtýk onlarý yedik.
14.11.salý
sabah kapý çalýnca annem inip bakmýþ, avea nýn ödemesiyle ilgili birþeyler kaðýdý, hukuki. geçen salý yasemin adýndaki avukat aramýþtý, maaþtan kesilsin demiþtim, oraya yazacaklarýný söylemiþti, eve geldi. öbürgün filan bir sorayým bakalým. konu nedir. öðlen radyoda dünkü niki kullandým ama, akþamüstü uyanýnca baktým, nikle ilgili konuþmalar var. o sýrada konuþamayacaðýmý niki dün aldýðýmý yazdým, yarým saat sonra geleceðimi söyledim ben duþtayken banlamýþlar. akþam bawer le konuþtum açtý. sonra bertalle konuþtum. o konuþanlarla konuþmak istediðimi belirttim. sonra herkes durumu kurtarmak için koþuþtu sanki. parastini filan buldular, epeydir yoktu. o gerilim gitti gerçekten.
13.11.pzrtesi
okula gittim öðrencilerle ders yaptýk. arada eczaneye gidip ilaç aldým. pýtýrcýða farlutal yoktu, telefon edip istediler. akþamüstü çýkýþta aldým. cleocin t akne ilacýyla birlikte. öðleyin eve geldim. öðleden sonra ki gurupla önce biraz söylendim ama sonra konuþtukça durum açýklýða ulaþtý. bir ara üþüdüler, ara verdik. ben gidip benzin aldým. evka köþesindeki benzincide ilgilenmediler pek, iþleri vardý belkide deyip þirinyerdekinden benzin aldým, katký maddesi koydurdum. okula döndüm. öðlen giderken þirinyer kipaya uðrayýp ekmek süt vs almýþtým. bir ara ümmünün yanýna gittiðimde denizle kahve içiyorlardý, bana az bir þey koydu plastik bardaða. biraz yanlarýnda içtim, atölyeye gittim, odamýn anahtarý yoktu. arayacak vaktim olmadý. sonra o bardaðý yýkayýp öðrencilerin yanýnda sütümü içtim. bir ara onlarý býrakýp ümmünün yanýna gidince, döndüðümde yoklardý, yaðmur yaðmýþtý, biz dýþarda oturmuþtuk içeri girmiþ olabilirlermiydi diye baktým. yoklardý, çýkarken onur geldi, konuþurken bir arkadaþla baktýk, tanýdýðým bir çocuktu. onurlarýn zamanýndan, geçen yýl barýþla muratla tanýþtýðýmda da oturmuþtuk. aftan dönmüþtü. onlarla oturduk biraz. bir ara kývýrcýk saçlý bir kýz geldi gitti. biraz oturup kalktým. onurlar biraz daha konuþacaklardý. sonra eczaneye uðrayýp geldim. enfeksiyon için augmentin aldým. annemle kereviz patates yemeði yedim. duþ aldým, uyumuþum, sonra hoþaf içtik, yeþil çay içtik.
12.11.pzar
evdeydim hep iyileþmeye çalýþýyorum. annem bir ara sibele telefon ediyordu, kýzý zeynebe patik örecekmiþ, ayaðýna giydirp bir baksýn diye. ben "git bir dolaþ gel" dedim. sibelin kocasý yokmuþmuþ evde. ben fundayla konuþtum, engin geziyormuþ, beðenmiþ galiba, deðiþik gelmiþ. "boþuna mý atatürk batýlýlaþma demiþ" dedim. pýtýrcýk için zuhallari aradým evde yoklardý. haftasonu diye herhalde. aydemiri aradým, okula gelebilir diye. daha önce bölümde ders yapmadýðým için söylemiþtim, gelecekti de. annem geldikten sonra akþam fundalarý bir daha aramýþ. erik ve kayýsý kompostosu yapýp yedim.
11.11.cumartesi
annem sabah þükran kahve içmeye çaðýrmýþ ona gitti geldi. ben duþ aldým. bugün daha iyiyim. öðleden sonra seli gelecekmiþ diye gitti, çay içmeye. ben uyumuþum. akþam makarna yapmýþ yemedim. karýþýk ýhlamur yaptým. annem de bir çay bardaðý içti. sonra bir nar yedik.
10.11.cuma
sabahümmüye tlf ettim, hasta olduðumu öðrencilerin film festivaline gideceklerini haberleri vardý zaten. yattým. annem öðleden sonra sibelin annesinin mevlidine gitti geldi. ben uyumuþuum. akþamüstü duþ yaptým. iyi sayýlýrým.
9.11.perþembe
bugün gribim berbat. öðlen okula gittim. 3-5 öðrenci vardý, diðerleri fransýz kültüre gitmiþ galiba. izin verdim gittiler. ümmüyle konuþtum, arabada telefonunu býrakan çocuðun telefonunu ümmüye býraktým, masasýnýn üstüne koydu. gelirken bölümün önünde kýz koþtu geldi, ümmü ye yolladým. gülseren pasin bölüm baþkaný olmuþ, birþeyler yiyorlardý baþkanlýk odasýnda, hiç ne yüzlerine baktým, ne de ne yediklerine. sonra fahri sever vardý biraz konuþtuk. kimse baþkan olmayýnca onu yapmýþlar, herhalde diðerlerinin yapamadýðý kendilerine yakýþtýramadýklarý çirkeflikleri yaptýrmak için yaptýlar. cahil kadýn, tam faþizme hizmet amadesi. öldürsen içleri acýmaz, tam faþist- polis- idare itaatkari, çirkefliði cehaletinden geliyor. bilse olmaz. hayýrlýsý olsun artýk. beðenmezlerse kapýnýn önüne koysunlar. fahri sever ile, yök faþizm üzerine konuþtuk. amerikanýn çok daha iyi olduðunu söyledim. benle ayný düþüncede olmadýðýný söyledi. "biliyorum, burada bir sürü kiþiyle ayný fikirde deðiliz" dedim. öðrencileri festivale yolladým geldim. internete girdim. akþamüstü engin aradý. almanya'ya gidiyormuþ. 21 de. "iyi yolculuklar" dedik. yarýna iyileþsem bari. tahan pekmez, çay, kola, brkoli yoðurt, limonlu ýhlamur. bugün bunlar. cipro içtim, one a day. nurofren içsem iyi olacak. ne hapþuruyorum. bir kaç yýldýr, böylr grip olmamýþtým.
8.11.çarþamba
öðlene doðru annem kamacýk eczanesine gitti. ben duþ aldým. o geldikten sonra ben çýktým, rektörlüðe arabayý býrakýp fransýz kültüre gittim. az öðrenci gelmiþmiþ. ordaki bayanla sohbet ettik baya. 3 te filme girdik, ben bir ara çýktým. çay içtim. bozuk 10 bin yokmuþ, "sonra verirsin" dedi çaycý. "unutursam kusura bakma" dedim. dün annem vesile hanýmdayken birileri tlf etmiþti, avukatmýþ diye sonra baþka kadýn aldý, yaseminmiþ adý, avukatmýþ. avea için. konuþtuk. anlattým. "kimseye para veremem, maaþ tan alsýnlar" dedim. gelince annem pazara gitmiþ gelmiþmiþ, sema ile þükran gelmiþler, ben kýzarým diye gelmiyorlarmýþ. fransýz kültürden gelirken bir kýz öðrenci bindi. migrosun önünde indirdim. sonra biri tlf etti. telefonunu býrakmýþ diye. arabaya bakacaðýz sonra. grip oldum. pýtýrcýk ta keyifsiz biraz. annem balýk almýþ, caným hiç yemek istemedi. süt ekmek yedim. cipro içiyorm.
7.11.salý
sabah anneme vesile hanýmlar telefon etmiþler. öðleden sonra þükranla nurten gidecekmiþ, onu da çaðýrmýþlar. ben evde elektrik süpürgesine tuttum. annem gitti, duþ aldým. pýtýrcýk biraz üþütmüþ, kustu filan. akþam annem ýsrarla yemek yedirdi. yýllardýr hep zorla yemeðini yiyorum. istemiyorum diyorum yalvarýyor, ben de hasta oluyorum. sonra inat mý ediyor ne, biþey daha yedirmeye kalktý. söylendik biraz. tepemi attýrdý gene. niye inat ediyor bilmem. canýmý sýkýyor. sininin üstünde çerez ayçekirdeði filan vardý, attým yere. "istemiyorum" diye. sol omzuna bir þaplak attým, "bak tepemi attýrýyorsun, yemek için ýsrar etme" diye. baþka bir çözüm bulmalýyým. erken vakit olsaydý çekip gidecektim. kimse onu çekemiyor, bensiz kimse istemiyor, ablamlar kardeþleri dahil. benim hayatýmý zehir ediyor. beni onsuz çaðýrýyor herkes. bazen çekmekte zorluk çekiyorum. bir de onun yapýsýný bilipte bana hayatý zehir etmek için bilinçli kullananlar var. iyice zor oluyor yani. keþke o para meselesi gerçek olsaydý, belki yeni eve eþya tabak çanak almak derken ben biraz nefes alýrdým. yattý þimdi. benden baþka sorun olan yokmuþ ona. yanýnda benden baþkasý yok, olmaz tabii. ödü kopuyor bensiz kalacak diye. ama hayatý da burnumdan getiriyor yani. çok yardým etmek isteyen yok, daha zarar vermek isteniyor. ama tanrý yardýmcým olsun artýk. bu yapýlanlar karþýsýnda tanrý lütfen bana karþý, türklüðün ve tc nin ve hiç bir halkýn devletin konuþma, yargýlama vs haklarý olmasýn. böyle bir haklarý yok. insanlarý onursuzlaþtýrmak için çaba gösterenlerin böyle bir hakký yok.
6.11.pazartesi
sabah öðrencilerle sinama festivalini konuþtuk, çarþamba öðleden sonra gidecekler. öðleden sonraki grup ta çarþamba öðleden sonra gidecek. bugün bir ara nevide gökaydýn aradý. cepten. buca mý diye. deðil" dedim. o daha önce okula gelmiþti galiba o zaman onun yazdýðý kitaplardan kaynak olarak bir isteme durumu olmuþtu. ben öðrencilere daðýtmýþtým-parasýz-. hatta alamayan öðrenciler için aramýþtýk ta yoktu. bende kalaný da kütüphaneye vermiþtim. öðrencilerin yararlanýp yararlanmadýðýný soruyor. bende yaptýklarý iþlerden belli olacaðýný söyledim. öyle iþte. okulda sabah ümmüyle kahvaltý yaptýk. benim yanýmda kipadan aldýðým zeytinli pidenin yarýsý vardý. o çay yaptý. sonra yanýmdaki mandalinlerden 2 þer tane yedik. mustafa keysan geldi gitti. biraz konuþtuk. kimse memnun deðil hayatýndan. annem öðlen benle çýkmýþtý. doktora gitmiþ. sonra maaþýný çekip geldi. o yokken ben gelmiþtim. öðrencileri ders çarþamba öðleden sonra yapýlacaðý için býraktýk tabiiki. ablam aramýþ mahallede gün yapacaklarmýþ, annem de katýlýr mý diye. o da katýlacaðýný söyledi. bana orange bank tan "formu doldur gönder" diye yazý gelmiþ gene. ya formla bankadaki paracýklarýmý alýrlarsa diye endiþeleniyorum. sanki para gerçekmiþ gibi geliyor. çünkü rüyamda biri elimden tuttu, balýkadam gibi, bazen denizin içindeki dehlizlerden - maðara duvarlarý geçtik. deniz yýldýzlarý, kabuklarý vardý, geçilen yerleri bilmiyordum, ama korku yoktu hiç. aydýnlýktý. yanýmda 40 yýllýk dost gibi arasýra konuþtuðumuz biliyordu yollarý. bazen yukarlara doðru fýýþþt diye kayarak ilerliyorduk hep. bazen bizi gören baþkalrý oluyordu. sanki bir geçit bulundu. bu benim hayatým için de kötü olmayan bir yenilik gibi geliyor. "billy uncle" ýn parasý pek kirli deðil gibi. üzerimde aðýrlýk yoktu hiç. þu para konusunu biraz daha ilgileneyim bakayým.
5.11.pazar
annem ablamý aramýþ, fundayla karþýyakaya gideceklermiþ, biz de annemle pýtýrcýðý alýp gittik. giderken pazara uðradýk annem yeþil zeytin aldý. çarþýda dolaþtýk. ben bir ara pýtýrcýðý bakmaya gittim. bir ara çimenlere koydum ama hemen arabaya döndük gene. ben bir spor takýmý aldým vena dan. bir pantalon aldým. iç çamaþýrý aldýk. onlarý annem ödedi. onlar bir yerde kebap yedi. ben yemedim. onlarý býraktýk. fundayý migrosun önünde beklerken, ablam eniþteme telefon etti. çay koysun diye. simit poðaça almýþlardý karþýyakadan. onlarda yedik, para mohabbeti yaptýk, geldik. engin yoktu. aydemir aradý konuþtuk biraz. georgu aradým, "herkese yolluyorlar" dedi. ilgilenmedi. çok oluyormuþ böyle þeyler. ben gene de microsofta ve mark a mail yolladým.
4.11.cumartesi
kalkýp spor yaptým. duþ alýp, kipaya gittik. medinenin akþam yemeðe gidecekmiþ, gelemedi. ablamýn ayaðý aðrýyormuþ, gezemeyecekmiþ. biz annemle gittik. baklava tepsisi 10 ytl. alýþveriþ yapýnca gelin dediler, biz dolaþtýk, parayý ödedikten sonra aklýmýza geldi. çýkarken annem arabaya gitti. ben artýk 10 ytl yi sonra kredi kartýna geçittirdim. zaten dolaþýrken de arabanýn plakasý anons edildi. park yerlerinde yer bulamayýnca kýyýya park etmiþtik. gidip güvenlikçilerin gösterdiði bir yere çektim arabayý. sonra geldik. biraz soðuklar baþladý. tabi giysilerin ve baþýný sokacak evin olursa hoþ bir soðuk yaþadýðýmýz. annem yarýn sabah pazara zeytin bakmaya gidip, öðleden sonra ablama gidelim diyor.
3.11. cuma
öðlene doðru kalktým. duþ aldým. sibel gelmiþ kapýya, anneme özlem adýndaki arkadaþlarýna gitmeleri için. ben odadan çýkmadým. annem geldi, mecburen konuþtum tabi, "kendiniz bakýn" diye. sonra biz annemle bankaya gittik. o arabada bekledi ben hsbc ye gittim. bana kredi çekebilme þansýymýþ o arayýp söyledikleri. ingiltereden ödül parayý söyledim. "öyle çok kandýrmaca oluyor" filan diye güldüler. geçenlerde bir müþterilerine daha olmuþmuþ. biraz konuþtuk. onlarýn ilgilendiði bir konu deðilmiþ. merkez bankasýna sormamý, araþtýrmamý söylediler. banka cüzdanlarýmý iþlettiðim kiþi banka hesap numaramýn bilinmesinin bir zararý olmadýðýný, en fazla para yatýrabileceklerini söyledi. sonra çýktým. annemle geldik. onlar sibelle gittiler. ben onuru aradým. öðlen mesaj çekmiþti kötü olduðuna dair, gidemeyeceðini filan yazmýþtý. arayýnca gelmek istedi. onu aldým, kaymakamlýðýn ordan. fransýz kültür de öðrenciler vardý. bazýlarý film izliyormuþ. biz de sergiyi, kütüphaneyi filan dolaþtýk. bir ara fransayla türkiye arasýndaki sorunlar aklýmýza geldi. yaþar ali güneþin kýzý güneþ in festivale katýlmak için derste gelmek için özel çaba göstermesinde kasýt var mý diye düþündüm. neyse. iyi oldu eðlenceliydi. onlar gidince biz üçlerden bir gurup öðrenciyle 10 kiþi fransýz kültürün kafesinde oturduk. onlara çay aldým. bizi orta yere oturtular. hoþtu aslýnda. sonra kalktýk. çocuklar araabalarý duraða gelince koþuþtular. biz onurla rektörlüðün ordan arabaya binip geldik. orda sistem çok deðiþmiþ, adam "siz üç aydýr gelmemiþsiniz belli" dedi. ne üç ayý nerdeyse 1 yýldýr gitmedim. onurla iyi bir sohbet ettik. annem yolda telefon etti. saat daha 6.30-7 "nerdesin" diye arýyor. onuru evinin oraya býrakýp geldim. þu para kazandýn meselesi açýklýða girmedi hala. georga mesaj yolladým, hiç yanýt yok. belki yardýmcý olurdu diye. olmazsa adreslerimi yazýp yollayayým. yarýn.
2.11.perþembe
öðleyin okula gittim. þu 1 milyon dolarlýk ödülle ilgili figenle, aydemirle, ayþegülle konuþtum. gerçekse iþ kurarýz diye. herkes oh inþallah diyor. öðrenciler internette biraz çalýþtý. sonra imzalarýný atýp gittiler. yarýn fransýz kültür derneðinin film festivallerine katýlacaklar. sabahkiler de öðleden sonrakiler de. ben de 3.5-4 gibi orada olacaðým. eve geldim. annem hala medinedeydi. medinenin bir komþusu gelmiþmiþ. sonra annem çýktý geldi. okuldan engini aramýþtým, sonra evden aradým. ona da söyledim. kimsenin inanasý yok tabii. akþam funda filan konuþtuk. onu ingiltereye yollayacaðýz. aydemir "kurtulalým sürünmekten" diyor. figen "gidelim burdan" dedi. ayþegül sevindi. yani herkes tuhaf oldu. okuldan çýkarken gülbeyaz ablasýnýn yanýna gidiyormuþmuþ, onu aldým, forbesin orda býraktým. paranteze uðradým. eski mezunlardan barýþýn arkadaþý bir çocuk vardý, deðer yoktu. çýktým. karþýdan el salladý. ona da söyledim. "þöför olayým" dedi. çay filan dediler ama kalmadým, "bak sonra tanýmayabilirim ha" diye güldük biraz. annem pek seviniyor. bu evi benim yersiz yurtsuz öðrencilerime- bana yardým edenlere- lojman yapýcez, arkadaþlarýyla gelip çevreyi rahatsýz edecekler. )))) onurla konuþtum. o da "çok iyi olur" diyor. yarýn fransýz kültüre birlikte gideceðiz. yatarken figen aradý. "dolandýrýcýlýk olmasýn" diye. gündüz generali sigortanýn taksiti için telefon görüþmeleri yaptým. ben internetten alýþveriþe kapattýrmýþtým. çekilememiþ. dün akþam açtýrmýþtýk. bugün acentecilerle konuþtuk. kart numarasýný alýyorlar. hakketten bir dolandýrýcýlýða gelmasek bari. milyon dolar hayali kurarken. bir de loto vardý. sterlin vs. o ne ki.
1.11.2006. çarþamba
öðlene doðru kalkýp alibertiye telefon ettim. arabanýn sinyal ýþýklarýnýn yanýyor olmasý nedeniyle sýkýntýmýz vardý. sigorta kutusundan bir parça çekip söndürüyordum. fren ýþýðý hareket halindeyken de yanýyordu. evren bey öðleden sonra çaðýrdý. annemle gittik. baktýlar direksiyonun üstündeki sinyal açýp kapama düðmesinde sorun, deðiþecekmiþ, ellerinde yokmuþ, önümüzdeki hafta filan gelir dediler. "telefon eder gelirim" deyip ayrýldýk. shell de arabanýn tekerlerini þiþirdim. benzin aldým. 50 ytl. kipaya geçtik. alýþveriþi yaptýk. balýk almýþtým, onlarý unutmuþum, arabadan dönüp aldým. geldik. balýklarý piþirdim. salata güzel oldu. bir ara cewlikten bawer(bertal) yazýlarý için yorum istemiþti, ona birþeyler yazdým. msn ye alýþýyorum artýk. ya iki gündür, þu kadar bu kadar para kazandýn diye yazý geliyor. biri microsoft kaynaklý, adres yazýp yolladým. bugün bir þey gelmiþ, bu gerçek mi büyük bir þaka mý diye yazýp yolladým. bakalým artýk ne olur. bir de ingiltere lotary diye bir þey geldi, bilet numarasý vs bir þeyler istiyor, o pek olcak birþey deðil ya. birileri bana þaka mý yapýyor. diðerleri neyse bill gates'inki insaný düþündürüyor. neyse allah herþeyin,,,,,
31.11.2006-salý
evdeydim hep, öðlene doðru vesile hanýmlar telefon etmiþ, geliniyle geleceklermiþ. medine aradý, fuara ayrobik için gitmek için, kendi gitti sonra. ben spor yapýp duþ aldým, geldiler, arada çalýþýyorum diye kaçtým. annemle arkadaþlýklarý olsun diye. ara ara katýldým onlara. çay içip börek yedik. sonra akþamüstü sibel geldi, çocuklarýyla. sonra birileri geldi kapýya ona konuþmaya gitti, bir sarý garý lafý etti, bir ayten abla lafý etti. anneme yiyecek birþeyler getirmiþ, ona benim getirdklerini yemediðimi, annemin yiyeceði kadar getirmesini söyledim. biraz kilolardan konuþtuk, medineyle konuþtum o arada, sporla ilgili. sonra ben odamdayken annemle baya konuþtular. sonra anneme sordum, ordan burdan konuþmuþlar. annem çok geç yattý sonra ona, üzüm filan getirdi yemek için, insanlara arkadaþça davranmasýný ama kanmamasýný söyledim. daha önce yaptýklarýndan biriki örnek verdim. kendine zararý dokunacaðýný, yalnýz kalabileceðini söyledim. bugün email le bir-iki birþeyler kazandýnýz gibi þeyler geldi. banka hesap numarasý filan yazýp yolladým bakalým. mesela þaka filan olmuyormuþ, amma hoþ olur be. hsbc ye yolladým. hyatým deðiþirdi. istediðim yerler gezmeye giderdim. üfff hayale bak. eskiden annemi, daha önceleri enveri, iliþkilerimde hep karþýmdakilere öncelik vermiþtim. þimdi artýk ilgilendirmiyor. onlar bana uysun artýk. çok istiyorlarsa benim çevreme gelsinler. ruhen daralmýþým artýk. bir de kýymet bilmemezlik olunca. herþeyin hayýrlýsý. cewlik radyodakilerle baya dost olduk. dj filan yapacaklar beni. yalnýz faþistler saldýrýp duruyorlar. ben siteyle ilgili olumsuzluk olmasýn diye, öyle bir þey farkedince hemen baþka sayfalara bakýyorum. kapatýp yeniden açýyorum. bugün gene oldu, sonradan boyuna konuþuyorlar onlara da dedim, baþka sayfalara bakýn diye. dj siler nasýlsa diye. gülüyorlar. arabanýn sinyal ýþýklarý yanýyor, fren sinyali filan. kutuyu yeni taktýrmýþtým oysa. kontaðý kapattýðým halde, o ýþýklar yanýk kalýyor. bir tane sigorta çýkardým hatta. onu bir götürsem ii olacak. 1 yýl garantisi vardý sanýrým. bir ara alibertiyi arayýp konuþayým bakalým.
30.10.ptesi
sabah okula gittim, internmete girecektik. internet mrkezindeki kiþi- müþfik- bir kaç da kýzlý erkekli çalýþma burslu öðrenci vardý. "emir var, ders olmaz, izin vs." dedi. ben de biraz biþeyler söyledim, "araþtýrmalar nerede yaplacak" gibi. erdal beyden izin alýnmasýný filan dedi. öðrencilerin yanýnda söylendim biraz "ne emiri" burasý askeriye mi, ben eðitim fakültesinde hoca sanýyordum kendimi" diye. dekanlýða gittim. kimse yok, fakülte sekreteri nurcan hanýma söyledim, "olmazsa öðrencileri dýþarda bir internet kafe'ye götüreyim" diye. tabi çalýþabileceðimizi söylediler. ders yapýlmýyormuþ vs. ben söylüyorum, sanatla ilgili bienallere, modern sanat müzelerine, çaðdaþ sergilere bakýlacak diye. aslýnda geçen haftalardan fýrýncýya emineye söylemiþtik. nasýl bir hazýrlýk yaptýlar çýkar ortaya. sonra öðrenciler çalýþtý. 750 þer ytl aldýlar. öðlene doðru çýktýk. çardak ta konuþtuk biraz. bir ara ümmüyle konuþtuk, bedriyle emine de birtoplantýda mý ne, ege üniversitesine herkesin girip çýkabildiðini, buca eðitimde kartla girilip çýkýlmasýyla ilgili konuþmuþlar. bütün hocalar memnun deðilmiþ filan. yaþam dergisi gelmiþ, bakýp ona verdim, samuel beckett ten bahsettik, akademiyi býrakýp, yazarlýk yapmýþ, "godo'yu beklerken"i yazmýþ. öðlen geldim, öðleden sonra annemle çýktýk, o þoktan ekmek alýp hacý teyze ile görüþmek için çýktý. onu migrosun orda býraktým. öðrenciler internete girdiler. 750 þer ytl. 1 er saatlik. o sýrada bir kýz öðrenciyle geçende üniversiteli gazetesinin masasýnýn güvenlikçiler tarafýndan daðýtýldýðýndaki kýz öðrenci, onunla çýktýk, bahçede çimenlerde konuþurken emep gençliðinden tuncelili barýþ geldi. oturduk bayaa. sonra kalktýk, onlar birlikte yemeðe gitti. öðrenciler çýktý, bir ara onlarý arabada bekledim. sonra bef kantininde oturmak istediler, beni bilinçli olarak solcu çocuklarýn olduðu yerlere yöneltiyorlar sanki gibi bir his oluyor bazý bende. ama özgür gündemcileri pek sevmiyorlar. yani yurtsever, ab ve abd ye karþý olanlara doðru, sanki devletin onlarla gizli bir anlaþmasý var gibi. beni tutacaklar, belli etmeden, ve iþlevsiz yapacaklar, ve zaman geçirtecekler. sanki yurt dýþýna filan da gitmemden korkuyorlar. bir his iþte benimkisi. iþ bankasý hesaplarýnda açýklarý kapatacaðým diye ne uðraþmýþtým. þüphelenmiþtim sonra, hesabýmý hsbc ye geçirdim. ek ders ücretlerini veremeyecekmiþ sözde üniversite. vs vs. gençlerle konuþtuk kantinde biraz. 1 ders erken býraktýk. bölümde bir ara güneþ, cuma günkü derste kýsa film gösterimlerine gidip gidemeyeceklerini sordu. ona "perþembe günkü dersimizde konuþalým, diðer öðrencilerle birlikte" dedim. annemi aradým çýkmadan, telefonu cevap vermedi. geldiðimde yoktu. sonra açýldý. migrosun ordaki duraktaymýþ. sonra geldi. makarna yapmak istedi, birlikte yedik. bugün 30 dk. bisiklet yaptým.
29.10.pzar
sabah bir kalktým, sonra yattým gene. öðlen annem, pazara gitti geldi, yeþil zeytin, mandalin vs almýþ, üzüm. ben duþ aldým o pazardayken, bugün toplam 70 dk bisiklet yaptým. yarýn ders var galiba. 8.30 da kalkarým.
28.10.cumartesi
annem öðlen medineyle fuarda belediyenin toplantýsý vs diye gittiler. ben evdeydim, duþ alýp çokça spor yaptým 100 dk.bisiklet çevirdim. akþamüstü annem geldi, biraz caný sýkýlmýþ çýkarken oktayýn annesine. tanýmýyorum ama o kadýn da baya kaprisli diye duymuþtum. oktayýn ilk karýsý, serap'tý, 10 gün evliikten sonra ayrýlmýþlardý. annem biraz can sýkýntýsýný taþýdý, orda bir iki laf duymuþ, avrupa birliðine karþý olmak, yok bayrak asmak gibi. biz resmi daire deðiliz, eskiden, çocukken bayrak da asmazdýk. neyse umarým sorun olmaz. bugün cewlikte kavga vardý bir ara.
26-27 perþembe-cuma
dün öðleden sonra annemle hatay perþembe pazarýna gittik, ardemirin sibel söylemiþti. arabayý koycak bir yer bulamadýk, bir yerde de yaþlý huysuz bir kadýn "çektiririm arabanýzý" deyip býraktýrtmadý. annem çarþýda dolaþýrken ben 9 eylül üniversitesi hastanesine gittim, ordaki bir eczaneden augmentin aldým, yedekledim gene. 45 dk sonra, onu da aldým geldik. simit almýþ, bana pijama takýmý almýþ. gelirken yufka aldý, cd ci zaferi sordum yoktu, çocuklar vardý orda. geldik, annem börek, dolma vs yaptý.
bugün öðlene kadar uyumuþum. rüyamda bir tamiratlarla uðraþtým hep. kalktým duþ aldým. sonra hayriye teyze geldi, poþette biraz mandalinle, bahçesinden kopardý sandýydým, gelirken almýþ. sonra medine, günay haným, aysel haným, nudiye geldiler. onlar oturu hoþbeþ ederken, apoyla figen geldiler. çiçek almýþlar, onlar benim odamda oturdular. çiçek getirmiþler. figene yoga cd si kopyaladýk. 2. cd oldu yalnýzca, diðerleri büyükmüþ, kopyalanamadý, gönderemedik de. sonra gittiðimde onlarýn bilgisayara kopyalayacaðýz. sonra onlar gittiler. hanýmlarda gittiler. annemle medine para muhabbeti yaptýlar. medinenin parasý olmadýðý için, annemden gün parasýný istemiþ, onun gününde toplanan parayý anneme verecekmiþ. parasý yokmuþmuþ, annemden 50 ytl alýp vermiþmiþ, kafam karýþtý, söyledim sonra, "konuyu iyice anlaþýn, vesile hanýminki gibi olmasýn" dedim. o kadýn parayla ilgili bir tartýþma yüzünden çýkmýþtý. annem deðilde diðerleri sanýrým. o zaman þükranla nurten demi vardý ne. neyse, anlaþtýlar sonra medine gitti.
25.10. çarþamba
denizliye gitmedik, öðleden sonra ablama gittik, annem medineye de söylemiþ, 3 gibi pýtýrcýðý alýp gittik. bahçeye býraktým. baya sevindi kerata. ben ara ara indim baktým. yemek yedik. bir ara þerbetle, kadifeyle konuþtular. eniþtem geldi bir ara, biz aþaðýdayken, komþularý -oðlu ve gelini ablamýn kiracýsý olanlar- karý koca geldiler. ben de onlar varken çýkmadým yukarý, pýtýrcýkla ilgilendim, arabamý sildim. ben onlarla uðraþýrken, yolun karþýsýndaki komþularý avukat iki kýz çocuðuyla dolanýp durup, telefonlar etti durdu. o da kürt mü alevi mi neymiþ galiba. sonra ülkerler gittiler. ben çýktým. biraz daha oturup geldik. medine de inip birer kahve içtik, barýþ ta vardý. bir arkadaþý aramýþmýþ, onu aradý, onlar karý koca girerlerken biz çýkýyorduk. karslýymýþ arkadaþlarý. sonra geldik. pýtýrcýðýn hoþuna gitti, kerata çok uzun zamandýr çýkmamýþtý.
21-22-23-24-
cumartesi pazar dualarýmý cüzleri tamamladým. pazar günü 3 gibi kipaya gittik baklavayý almaya. giderken þirinyer bp de tekeri yaptýrdýk. giderken migrosun ordaki benzincideki çok kalabalýktý. tekere baktý bagajdaki yedeðin sibobu hava kaçýrýyormuþ, onu da yaptý, 5 milyon daha istedi. yanýmýzda para yoktu. sað ön teker için 5 milyon vermiþtim. "dönüþte veririz" parayý dedim. bir de ona göre yaþlýca bir adam daha vardý. kipada dolaþtýk. tatlý bölümünün önünde enginle eniþtem bekliyorlarmýþ. onlar almýþlar gittile biz de alýþveriþimizi yaptýk, geldik. bayram günü þeker toplayan çocuklar filan geldiler hep. akþam ablam engin eniþtem geldiler. funda arkadaþlarýyla kapadokyaya gitmiþ. iyiydik baya sonra gitmelerine yakýn enginle ilgili konu açýldý, biraz soðuk hava esti. engine "onlar gittikten sonra - öldükten sonra demek istedim- biz oturup hayatýmýzý tükettiler diye konuþacaðýz, annemle seninkinin hiç farký yok, kaç yaþýna geldin vs." dedim. ablama da kaç kere enginin evliliðiyle ilgili söylediklerimi, "çirkin biriyle mi evlensin" vs deyip dinlemediðini, enginin evden önce hayatýný evini paylaþacak birine ihtiyacý olduðunu filan söyledim. anlamak istemiyorlar, engini idare ediyorlar hep, "bir de biraz þiþman olsa tam televizyonluk". o da tamamen kendini býrakmýþ, dinlese ilerde yaþayacaðý sorunlarý önlenecek. milliyet sanatlarý alacaktý, ablam, "kim okuyacak, ben bakayým derneðe vereyim" vs dedi, aptal aptal, çocuklar kültürel olarak zayýf olduklarýnda baþkalarýyla diyaloglarý özgüvensiz ve kuyruk acýlý oluyor hep. bozulup duruyorlar, beni aþaðýlamanýn ya da kim olursa olsun, aþaðýlayýcý mantýðýn sonuçlarýný çocuklarýnda görüyorlar. neyse konuþmayacaktým ama biraz düþünsünler diye söyledim. annem de bozuluyor, çocuklarýna baský yapmasýnlar onlarda.
bugün öðlen nurten gelmiþ, yaseminle kocasý telefon etmiþ, sonra medine ile baþak geldi. baþak arabayý sürtmüþ, farýný kýrmýþ. baktýk çok önemli deðil. baklava kola, çay börek filan yedik. medineyle baðýrýþtýk biraz, hürriyet gösteri dergilerini veriyordum kýzýna, yer vs demeye baþladý ona da ayný ablam gibi olduðunu, yalnýz kumaþ farký olduðunu söyleyip "senin çocuklarýn þair, yazar, vs olmaz, ben de yatýlý okula gitmeseydim sanatla ilgili olamazdým" diye söylendim. sonra baþak dergilerin hepsini aldý, açýklama yaptým. yazý yazmaktan bahsediyorsa konuyla ilgili olmasý gerekeceðini filan. sonra o da hak verdi, neyse gittiler sonra. bir ara sevgilisi aradý, barýþ, giderken emre diye bir arkadaþýyla ayný yerden bir baþkasý aradý. yarýn denizliye gidecektik ama çok geç oldu. saat 4.40 hala uyumadým. cwlikte arivan var ona takýldým. yatayým artýk
20.10.cuma
sabah okula gittim, öðrenciler kantinde bekliyorlardý. kütüphaneden bölüme geçtim. emine de fýrýncý da yoktu. öðrencilerin önümüzdeki hafta dýþarda araþtýrma yapmalarýyla ilgili konuþacaktým. sonra kütüphaneden arattým selma hanýma- ordaki bir bayan memur- dekanlýða gelmiþ, telefonda konuþtuk. olabileceðini söyledi, devam kaðýtlarýný sonra alabileceðimizi. erkek öðrencilerimizden birisi adý erkan olabilir. derse filan gelen bir erkek arkadaþý vardý, dýþarda beni görünce neredeyse aðlayacak bir þekilde arkadaþýyla ayrýldýklarýný filan söyledi. nasýl bir iliþkilerinin olduðunu sorgulamadan, insan yaþamýnda ayrýlýklarýn sorunlarýn olabileceðini söyledim. sonra öðlene doðru bir çardakta oturduktan sonra daðýlýrken ona da esi ve bir kýz daha vardý yanlarýnda bayramý üzüntülü geçirmemeleri üzerine konuþtuk. öðlen geldim gittim. annemi benzincinin ordaki durakta býraktým. telefonunun kontur sorunu için, gitti. ben okula gittim. biraz kütüphanede kaldýk, durasým yoktu hiç. arada çýktýk, çimenler yaþtý, çardakta oturduk. bayramlaþma yapýlýyordu dekanlýkta personelle, selma haným giderken demiþti. 4.30 da býraktýk biz de. sabah bir ara fahri sümerle karþýlaþtýk bölüm baþkanlýðýnýn önünde. tokalaþýp bayramlaþtýk. istanbula gidecekmiþ. sonra bir ara kantinde sevgiyle karþýlaþtýk, onlar bir erkek y.l. öðrencisi ile birþeyler yiyorlardý, biraz konuþtuk. ben de oturdum. sayranýn babasý ölmüþ yazýn, bir ara arayýp konuþacaðým. sonra bir bayan y.l öðrencisi geldi, ben öðrencilerimin yanýna gittim. akþam gelip biraz dinlendim, iftarda az yemeye çalýþtým. önce çay içtim. caným çay çekmiþti. sonra bir cüz okudum, duþ aldým. radyoya takýldým. beni de dj yapcaklar bu gidiþle
19.10.prþ.
öðleyin kalktým. okula gittim. kütüphanedeyken, bölüme gidip geçen haftaki imzalarý verdim. emine vardý. bana sýnýflarýn liste deðiþimleriyle ilgili yeni listeleri verdi. sýnýflarýmýzle karþýlaþtýracakmýþýz. çýktým düzelttim, sonra odasýnda birþeyler daha konuþup düzelttik. koridorda m.fýrýncý ile ejmele yakalandým. konuþuyorlardý. merdivenlerden çýkarken baþka yere bakýp ejmeli es geçmiþtim oysa. biraz konuþtuk. arþ. gör.sarý arzu geldi, 3 ay kadar önce bir oðlu olmuþ. murat arda koymuþ adýný. "bizim de bir muradýmýz olur" dedim. "evlatlýk alýrýz". fýrýncý "kedin var ya" dedi. "o yatak arkadaþý, biz çocuktan konuþuyoruz" dedim. fýrýncý dil sýnavýný geçmiþ. sonra listeleri düzeltip bölüm baþkanlýk odasýnda arzu aldý. sonra bahçede dolaþtým bir yere oturdum, aydemiri aradým bir ara. yunanistandan bir arkadaþa mesaj çekip, fezanurla konuþtum. msn adresini almýþtým, yarýn ilave ederim artýk. öðrencilerle biraz konuþtuk. önümüzdeki hafta bayram tatili için 4. sýnýflarý 2 dersin hocasý perþembe izin vermiþ. onlara gidecekleri yerde, müze, kütüphane, galeri incelemesi yapmak kaydýyla olabilir dedim. yarýn emineye sorayým gene de. 5 te geldim. biraz uyumuþum. iftar zamaný annem kaldýrdý. yeyip ben dua ettim, 1 cüz kuran okudum. sonra radyo cewlike takýldým biraz. tv ye. roj tv açýlýp kapanýyor habire. dayým aradý. konuþtuk. bir ara engin annemi aramýþ kandil diye.
18.10.çrþ.
sabah sahurda bir uyumuþum su bile içmeden, biraz susadým bugün. öðleyin kalktým, annem kipaya gitmek istedi. sonra pazara gidecekmiþ. kipa da dolaþýrken ablamla eniþtemi gördüm. annemi arýyordum, yolumu deðiþtirdim, ablamla bir ara karþý karþýya geldik, o bir taraftan dönüyordu, ben bir yerden giriyordum. bakmadýk. sonra annemle konuþurlarken gördüm. elimdekilerle gittim, annemdeki sepete koydum. konuþtuk tabii. biraz birlikte dolaþtýk. biz annemle yaptýk alýþveriþi. baklava sipariþ ettik. ablamlarda etmiþler. sonra biz sýraya girdik. ablamla annem sarýldý, ben hep uzaktan merhaba dedim. çýkýþta gene karþýlaþtýk. biz annemle binip geldik. annem baya hüzünlüydü. gelirken o pazara girdi. ben eþyalarý çýkarýrken sibel ablasýyla çýktý, ben görmemiþim, seslendiler. sonra annem arayýnca onu alýp geldim. bayram diye baya alýp gelmiþ. sonra ben kuran okudum 1 cüz. balýk piþirdik, salata, cola. yemekten önce cewlike girmiþtim, bir ara biri benim nikle biraz daha koyu küfür filan yazmýþ, atýn filan dedim ama benim hattýma girilmiþ sanýrým. sonra konuþurken, "saçma þeyler olursa atýn" dedim. yemekten sonra kabeden teravih olurken bir cüz daha okudum. sonra internete girdim. tv seyrettim. bizim roj tv kapanmýþ, çalýþmýyor. neyse baþka þeyleri keþfederiz biz de.
17.10.salý
evdeydim, annem öðlen doktora gitti. gecikince medineyi aradým, ona mý uðradý diye, o sýrada geldi. kamacýk eczanesine uðramýþ. onlar anneme pek yakýmsaklar. çok eskiden osmanla mine vardý eczacý onlarla arkadaþtýlar. hala varmý iliþkileri bilmem. 90-91 gibi mineler de salakça davrandýlar o dönem. bazý þeyleri hatýrlýyorum. hýrslarýndan kendilerine de dostlerýna da zarar verdiler. onlarýn gönderdiði bir bayan kadýn doktoruna gitmiþtim, hatýrlýyorum. sanýrým hasta edlmiþtim o zaman. onlarla iyi görüþüyorduk, enver, ýþýkla hacer. gülserin balýk adlý kadýn doktoru. iki kere gitmiþtim. bir hasta olup ilaç vermiþti, 15 gün sonra kontrole gitmiþtim. 90-91 yýllarýnda. kadýnýn sonradan antalya taraflarýna gittiði söylenmiþti. geçen yýl mý ne öðrenciler birþeyler konuþuyordu, hayatýmda bir defa kadýn doktoruna muayene oldum. onunlafý. türkiye yapýlan pislikleri ödüyor bence. osmanla mine de aslýnda o pisliklerin içine girip kendi hayatlarýný bok ettiler. bizim dost güvenimizle birlikte. bilmem artýk o eczacýlar gene ayný kiþilermiþ. iliþkileri varmý. beni hiç ilgilendirmiyor. tanrý benim sahip olduðum maneviyatý türklükten iðrendirdi. herkesin benim adýma elde ettiði kocaman þey bu oldu. hayrýný görsünler artýk. neyse herþeyde bir hayýr vardýr. bugün öðlenden beri cewlik radyoya giriyorum. tv de yabancý kanallarý izliyorum. mutfakta demokrat radyo çalýyor. çamaþýr yýkadýk. 3 gün ara vermiþtim, 21.cüzü okudum. iftar yaptýk. sabah oruca kalkmýþtým. öðlen duþ aldýðýmda üþür gibi oluca biraz elektrikli sobayý açtýk. pýtýrcýkta biraz üþüyor gibi. annem salonda aliyeyi izliyor. ben youth da grup yorumun "daðlara gel" þarkýsýný dinliyorum bir yandan.
16 ekim pazartesi
sabah okula gittim, giderken demokrat radyo açýktý, okula girerken kürtçe bir þarký çalýyordu, parederken bir öðrenci koþtu geldi, bu müzik kimin diye, þaþýrdým. tunceliliymiþ. yeni geldiði için demokrat radyoyu bilmiyormuþ daha. öðleden sonra emepli barýþla tesadüfen karþýlaþýnca tanýþtýrdým onlarý. sabah ders yaptýk. öðlen eve geldim gittim, annem hacý teyzeye gidecekmiþ, onu býraktým eczaneye. öðleden sonra çalýþtýk, imza kaðýtlarýný ümmüyü bulamadým vermek için. 1 hafta izin almýþ. 4.30 da öðrencilerle bahçede oturduk. onlarý beklerken hozatlý emepli barýþla arkadaþlarýylaa konuþtuk biraz. onlarý özgür gündemcilerden daha zararsýz buluyorlar sanýrým. neyse akþam geldim, duþ filan aldým, yarýn oruca baþlayacaðým gene. radyo da msn yi öðrettiler dün.
15 ekim pazar
evdeydim, annem odasýnýn camlarýný silmek istedi, baþýna geçmiþken olur deyip, beraber þirinyere açýlan kipa exprese gittik. medineyi aradým, bir iki kadýn misafiri gelecekmiþ. annemle gittik. kireç çýkarýcý filan aldýk. benzinlikte tekeri þiþirttik. orda çalýþan genç baktý. 1 ytl verdik. tamire gereksinim var. ordan heykelin ordaki bankamatiðe gittik. bankamatikler için. boya malzemeleri satan yerden fayans dolgu tozu aldý annem, eve geldik. pencerelere demirlerin içine geçip birer tarafa kireç çözücüyü döküp sonra içeri girip temizledim. önce annemin odasýný temizledik. bir güzel yýkadým. rabiaya pýnara söyledi annem, pencereleri kapatmalarýný. pancurlar tertemiz oldu. bir ara balkonlar da yýkanacak onlarý sonra artýk. belki bayram tatilinde, bir ara bakarýz. medine telefon etti, bize gelmek için. yemeðe yetiþemedi. annem karýþýk kýzartma ile tarhana çorbasý yapmýþ onlarý yedik, yoðurt, salata. sonra medine geldi, o birþeyler koyup yedi. annem sütlü kahve yaptý. ben pek yanlarýnda duramadým. omuzlarým tutulmuþ, duramýyorum. yatýyorum. karpuz yedik. sonra medine gitti, kalacaktý ama barýþ almaya gelecekmiþ diye gitti. annem sýrtýma ilaçlarýndan sürdü.
14 ekim cumartesi
öðlene doðru kalktým, bugün oruç tutmadým. annem salonun perdelerini yýkamaya kalktý, ben de camlarý sildim. pancurlarý sildim. por çöz döktüm. yapýþýk sarý lekeler çýktý. çok temiz görünüyor. salonu sildim. açýk yerleri filan halýlarý elektrik süpürgesine tuttum. perdelere vit kalmamýþ, annem gidecekti, otobüs çok bekler diye beraber gittik, ben dýþarda beklerken o migrostan aldý. cola, fanta, ekmek, süt almýþ. perdeleri yýkadýk, "giz" filan koyunca baya beyazladý. sonra duþ aldým. pancurlar beni rahatsýz ediyordu, çok kirli diye iyi oldu. yarýn banyonun fayans aralýklarýný dolduracaðým. geçen günkü geç kuruyor. ýslanan yerler hep kalktý. oralarý çabuk kuruyan bir tozu karýp yapacaðým.
13 ekim cuma
sabah okula gittim, öðrenciler geldi, kafeden bana seslenmiþler. iki öðrenci bir þey yiyip, öðrenci iþlerine gitmek istedi. onlara sonradan yarým saat ara olduðunu, artýk benden izin istememelerini iþlerini ara da yapmalarýný söyledim. büyük resim defterimi bulamadým, annemi arayýp sordum evdeymiþ. bir ara ablamý aradým yazlýktalarmýþ, eniþtemle akþam döneceklermiþ. ondaki resimlerimin bir ara dijitale çekmesi için, bilgisayara aktarýp, dosya yapýp upsd ye filan göndereceðim. öðrencilerle bahçede oturup konuþtuk biraz. öðleyin geldim, biraz dinlenip, annemle gittik, o hastaneye gitti. ordan hacý teyzeye gidecekti. hastaymýþ galiba. ben okula gittim. girerken eski öðrencilerden selçuk nerkiz, arabamdan konuþtuk, "vaktiniz varsa konuþmak isterim" dedi. o okuldan çýkýyordu. bindi arabaya, bir yerde çimleri sularken yola su akýyordu, öðrenciler geçemiyordu, benimkiler de vardý. arabayý suyun önünde durdurdum. hepsi koþa koþa geçti. selçuðu kütüphanenin önünde indirip kafede durmasýný, öðrencilere söyleyip geleceðimi söyledim. öðrencilere eski mezun öðrenciyle konuþup geleceðimi söyledim. selçuk benim ergülün evini boyamýþtý. biraz batýrmýþtý. gül diye bir sevgilisi vardý. geçen gün selçuðun "okulda arabasýz tek hoca" dediði esprisini söylemiþtim. birileri hemen çocuðu bulmuþ yollamýþ. tuncelili olduðunu söylemiþti ama sanýrým çocuðu kullanýyorlar. hoþ kimi bulurlarsa kullanýyorlar da. þerefsizce insanlarý aþaðýlamalarý alçakça. onun dýþýnda. sonuçta birilerinin yaptýðý alçaklýklar türkiyeye dolanýyor. siktirolup gidip ortayý gerçekten onurlu insanlara býraksalar, türklük de bu kadar düþkün ve iðrenç hale gelmekten kurtulur belki. bugün fundanýn gönderdiði sabah yazarýnýn -vatansever biri belli ki- belirttiði gibi, orhan pamuðun karþýsýna çýkaracak adamlarý yok. saf türk olup da özgün halli birileri pek yok. bazýlarý olsa da baþka bir þeylerle ilgili olmayý tercih ediyor. insaný kendi ulusundan uzaklaþtýrýyorlar. üniversitede evde dýþarda bana yaþattýklarý pis abluka aslýnda bu türk ulusunun genel karakteri haline gelmiþ. neyse herþey ortada iþte. kendi insanlarýna sahip çýkacak düþünsel gücü olmadýðý için baskýyý ve aþþaðýlamayý kullanan, kendi varlýðýný da güdüklükten ve aþaðýlýk duygusundan kurtaramayan bir yapý. biraz iyi ve farklý insan çýksa piç etmekte üstlerine yok. yýllardýr amerikadan batýdan, farklý, aykýrý, yenilikçi insanlar nasýl toplumlarýnda yaþatýlýr öðrenememiþler. susan sontag. düþünüyorum da türkiyede biraz vakit geçirse, amerikaya bakýþý deðiþirdi. neyse artýk, birileri selçuðu bulup koþturmuþ ya bir hatýrlayalým. anarþistçe idi, yaþam kaygýsýndan kaynaklanan -parasýzlýk, üvey baba vs- zaaflarýný kullandýlar çocuðun. almanya da filan okullara baþvuracakmýþ, çýkýþ belgesi almaya geliyormuþ. antalya da bir otelde çalýþmýþ bir ara, þimdi de kuþadasýnda mý neymiþ. gül den ayrýlmýþ, biraz konuþtuk. benim ülkede özgür gündemci çocuklarla tanýþtý. emailleri aldýk, ayrýldýk. eskilerden biraz konuþtuk, tunceli ile ilgili, yahudiler ve semitizmle, sebataylarla ilgili bir þeyler söyledi. fransadaki ermeni anýtýný sözde sebatay, yahudi vs lere karþý yapýyorlarmýþ. bu aralar faþistlerin ucundan tuttuðu söylemi bana empoze etmeye çalýþtý. etkilemiþler galiba çocuðu, ona kendisiyle ilgili bir soru iþaretimin o zaman okulda hoca olan mehmet ileri gibi bir faþiste mezun olurken bana iyi hoca vs gibi söylediklerini hatýrlattým. artýk aklý olursa kendi durumunu kendi deðerlendirsin. yeterli düþünsel birikimi olmayýnca egemen ideolojinin ipe sapa gelmez bakýþ açýlarýndan etkilenivermiþ. hayat þartlarý da etkilemiþ tabiiki. allah herkese yardým etsin ne diyelim. bu halleri gördükçe kendimin eðitim sürecindeki yapýmdan gurur duyuyorum. ki o kadar organize provakasyonlara uðramama raðmen. sabahki öðrenci grubundan bir kýz öðrenci, saçma sapan bir çalýþma sistemi var. ne demeye çalýþtýðýný anlamaya çalýþýp ona pratik, yenilikçi, açýlýmlý bir çalýþma tarzý önerdim. çok sevinerek yapmaya çalýþcaðýný söyledi. öðleden sonraki guruba, yurdakul beydeki sýnýfla deðiþtirilmeleri konusunun söylendiðini -ümmü- belirtince ödleri koptu. ben de öðrencilere sormalarýný önerdiðimi söyledim. öðleden sonrakilerle de son ders dýþarda oturup konuþtuk. gündemci çocuklardan biri selçukla tanýþýrken, selçuða "napýyorsunuz" deyince, tunceliye gidip daða çýkmayý düþündüðümü söyleyince, kendisinin denediðini, bozulmuþlardan deyip kabul etmediklerini söylediðini, söyledim. benim çocuk "misafir olarak bari alýrlar" deyince "biz referans veririz, gider" dedi. ama ne sevindim be. yýllardýr piç edilen, yalanlar dolanlarlý hayatýmda daðlarýn gerçek sahipleri, özgürlük insanlarýnýn, isyancýlarýn sofrasýnda gönüllerinde yer var hep. ohhhh. maneviyat iþte burda. çewliktekiler de kürt olmayanlarý pek içlerine almýyorlar, beni kabullendiler. kendi memleketlileri yaptýlar. karlýova'nýn kargapazar köylüsü yaptýlar. biraz önce topluca sanal çay içtik. ohhh. ingiltere yunanistan da da oralarýn halklarýyla hiç sorunum olmadý. insanlar beni kabulleniyor hep. türkiye de faþistlerden baþka sorun yok. akþamüstü 3 imza listesini esinle ümmüye gönderdim, yokmuþ, sonra vereceðiz artýk. kütüphanede biraz sorunlar var. müdür sema hanýmla çalýþan 1-2 kiþi kakýþmasý var. bize de yansýdý. sema haným benimle konuþup tanýk olduðum bazý konularda þahidliðimi istedi. ben de mecburen, fýrýncýya bir söylemesini filan söyledim. adamlardan biri ara veren öðrencilerin çalýþtýðý kitaplarý dün benim söylememe ve bugün bir öðrencinin arkadaþlarýnýn geleceðini söylemesine raðmen kaldýrmýþ. inat, kakýþma, tersleme vs hakim. uzun bir süredir böylelermiþ. bize de yansýdý. neyse, önümüzdeki haftadan sonraki hafta internette çalýþma ve týnaztepe, gsf kütüphaneleri var. benim kütüphane kartýmdaki adamýn adýný daksille silip semanýn adýný yazdýrdýk. umarým fazla gerilim olmaz. akþam gelince uyudum, annem daha erken uyumuþ. dün sahura kadar uyuyamamýþtým. bir ara radyoya takýldým. gece baya sohbet etmiþtik. sahurda duþ alýp yatmýþtým. akþam annem sucuk kýzartmýþ, sandoviç yapýp yemiþtik. biraz aðýr geldi bana. anneme söyledim. yiyeceklerime dikkat edeceðim. salata vs. saat 1.30, 2-3 gün oruç tutmayacaðým. annem yarýn hacý teyzeye tüy dökücü krem alýverecekmiþ, öyle istemiþ. öleceðini filan söylüyormuþ. hayýrlýsý artýk. ben de kalkýnca biraz ev temizleyeceðim. iyi geceler.
kütüphanede akþamüstü onurla karþýlaþtýk, okþan adýndaki bir arkadaþýyla araþtýrma yapýyorlardý. ben öðrencilerle konuþurken geldi. cumalarý dersi varmýþ. biraz konuþtuk. sonra konuþalým dedik. ben onu eve çaðýrdým. annem de seviyor öðrencileri. uygun bir gün haber verecek, ben alýp geleceðim evi öðrenecek.
12 ekim salý(perþembe olacaktý)
öðlene doðru kalktým, annemin odasýndaki lambayý tamir ettim, ampulünü deðiþtirdim. 1.30 da okuldaydým. bankamatiðe uðrayýp iþ bankasý borçlarýna baktým. o kartlarý harcama da kullanmýyorum doðru dürüst gene de borç oluyor hep. öðrenciler geç geldi, ümmüyü aradým, yeni liste çýkardý, ücretleri imzalayacakmýþýz, öðrencilerin 1. saatlerini yok yazdým. birisi 1.30 da geldiðini olmadýðýmý söyledi, ona baþýnda deðnekçi mi istediðini sordum. çünkü bankamatiðe gidip gelmiþtim. ben onlarýn geç gelmelerini hoþ görüyorum, ona göre davranmalarý gerekir. sonra çalýþtýk. bir ara ümmü ye gidip derslere girdiðim öðrenci listelerinin çýktýlarýný aldým. kütüphanede 3 er tane fotokopi yaptýrdým. ümmü müzik bölümünün sekreteri deniz hanýmla oturuyordu. bahçede dolaþýrken ademi aradým. evdeymiþ, canlarý sýkýlýyor. kütüphaneden chagal, modigliani ve kuzey amerika yerli sanatý kitabýný aldým.biraz onlarla ilgili çalýþacaðým. 16.30 da öðrencilerle bahçede oturduk. tartýþmak için alýþkýn deðiller. hep kuzu gibi hocalarýna uymuþlar, geçen yýllarda benim derslerime girenler var aralarýnda ama, araþtýrma yorum geleneði pek yok çocuklarda. geçen yýlki fýratla bulgar göçmeni bir öðrenci bir kýz arkadaþlarý geçiyorlardý, onlarý çaðýrýp biraz konuþturdum. baþtan anlamadýklarýný sonradan bazý þeyler ürettiklerini söylediler. hala o iþleriyle baðlantýlý çalýþmalar yapýyorlarmýþ. ön kapýdan çýkarken ismet beylere aydýnlarýn üniversite öðrencilerinin cezalandýrýlmalarýyla ilgili basýn bildirilerinden bahsettim. eðitim sen de cuma günü konuyla ilgili basýn açýklamasý yapacakmýþ dedi. eve geldim. medineyi aradým, dün anahtar vs diyordu. yemekten sonra ona çay içmeye gidelim diye. gittik. medinenin iðdesinden yedik. kayýsý kurusu yedikbarýþ uyuyormuþ. yattýðý odanýn kapýsýný penceresini çalýp kaldýrttým. çay içerken konuþtuk. barýþý ayrýca konuþmaktansa annesiyle birlikte konuþalým diye. iyi oldu baðýrýþa çýðýrýþa konuþtuk. aralarý da biraz daha yumuþadý. sonra biz annemle geldik. ben çewlik radyoya takýldým biraz.
11 ekim çarþamba
evdeydim. sabah sahurda duþ yapmýþtým. annem isterse kipaya sibel le ve çocuklarýyla gidebileceðimizi söyledim. annem sabah þirinyer pazarýna gitti. dolaþmýþ gelmiþ. birlikte 1 cüz kuran okuduk. önce medine aramýþtý. kapýsýnýn kilidini deðiþtirmemizi, barýþý eve almayacaðýný filan söyledi. oyaladým onu. kuran okuyacaðýmýzý, bendeki anahtarlarý evime girildiði için deðiþtirdiðimi vs. ona kilidi deðiþtirirse de barýþý arayýp haber vermesini söyledim. gelip kapýyý açamazsa hoþ olmaz diye. "tamam" dedi. sonra annem izkent pazarýna gitti. ben 20. cüzü okudum. o yarýn okuyacak. benim çok caným sýkýlýyordu. gelince "hadi kipaya gidelim" dedim. medine aramýþtý, arkadaþý tülin gelecekmiþmiþ. annem sibele çýkmýþtý pazara gitmek için, hem akþam getirdiði tornavidalarýný verdi. onlar ablasýyla bir yere gidiyorlarmýþmýþ. biz annemle kipada dolaþtýk geldik. onun da pek konuþasý yoktu. gelince onun pazardan aldýðý balýklarý kýzarttým. marul, domates, soðan, roka salatasý yaptým. cola ile yedik. arabamdaki yastýklarla renklileri yýkadým. balkona astým. annem dizilerini seyretti. onu hacý teyze aramýþ. geç farkettik. uyumuþ olabilir diye yarýn arayacak.
10 ekim salý
hep evdeydim. kalkýnca annemle 2 cüz kuran okuduk. o ben bazen karýþtýrýp dönünce söyleniyor, ben de ayrý okuyalým dedim. can sýkýlarak ibadet edilir mi. o öðleden sonra doktora gitti. buca ssk ya. nörolojiye, doktor yüzü için yeni ilaç vermiþ. ben kipadan aldýðým, dolgu maddesiyle, kapýnýn çevresindeki boþluklarý, banyodaki fayans boþluklarýný doldurmaya çalýþtým. fena olmadý. bastýrýp çýkartýcý aletini de almýþtým. tüpün içindekilerin hepsini bitirdi. bazý boþluk yerler var. 1-2 tüp daha alýp onlarý da doldurayým, çok zor deðil. biraz terletiyor o kadar. akþamüstü annem fundayý aradý, pek konuþmadýlar. bozuluyor. sanýrým geçen yýllarda da ablamla konuþurken telefon kapandýktan sonra da konuþuyormuþ gibi yapýyordu. çünkü hep bankaya diye ablamla konuþup bornavaya gidiyordu, sonra bir kaç ay önce cüzdanýnýn aylardýr iþlenmediði açýða çýktý. neyse. aslýnda annemle ilgili de bazý þeyleri geçmiþte ve þimdi yazsam iyi olabilir. bu ara rüyalarýmda onunla ilgili dolaþýyorum hep. ruhu üzüntülü, ama benden kaynaklý deðil. kendini kullananlara karþý direnemediði için, belki de elinde deðildi, ama þimdi kýrgýn. benimle de sýrf onun bunun lafýyla birlikte oturmak istemediði halde. onunla ilk oturmaya baþladýðýmda o uyurken ruhunun benim odama gelip beyaz bir sis þeklinde dolanýp, pencereden bakýp, dua edip gittiðini anýmsýyorum. kendisi uyuyordu o sýra. ben uyur uyanýk, rüya halindeydim. insanlarýn zavallýlaþtýðý sistemlerin yýkýlmasýnda bence büyük yarar var. binlerce mülteci ülkelerinden kaçýp batýlýlara sýðýnmaya çalýþýyor. bazen bende istiyorum. sonra da özellile abd ye kýzýlýyor. sen kendi insanlarýna sahip çýkamýyorsun. herkes keçýyor. ardýndan adamlara laf ediliyor. senin insanlarýný barýndýrýrken, senin üzerinde konuþma hakký ediniyorlar. o kadar insan kendilerine sýðýnýnca, mültecilerin geldikleri yerlerin kendilerine ihtiyacý olduðunu düþünüyorlar. tuhaf bir durum yani. neyse,
akþam oturuken matkabýmýzý tamir ettim. yalnýz, 2 vidayý uygun tornavida olmadýðý için açamamýþtým. annemi sibele yolladým. kocasýna açtýrsýn diye. sibel geçen gün anneme kocasý olduðu zaman da gelebileceðini söylemiþti. aliyeyi seyrediyordu, öbür reklama kadar oturmuþ, tornavidayla birlikte açýp göndermiþler. biraz uðraþtým, kopuk baðlantýlarý birleþtirip, izolasyon bandýyla sardým. gene de ortadaki vidalarý çok sýkýnca çalýþmadý. sanýrým çalýþtýrma anahtarýnda sorun. neyse hallettim sayýlýr. çalýþýyor artýk.
9 ekim pazartesi
sahurdan sonra uyudum. sabah kakýp gittim. 9 da kütüphanedeydim. 9.15 e kadar öðrenci gelmedi. 1. saatlerini yok yazdým. kütüphane müdürü sema hanýmdan izin alýp dipteki masada öðrencilerle çalýþma ve araþtýrmalarýmýzla ilgili konuþtuk. sonra çalýþtýlar. ben de araþtýrma yaptým. öðleyin geldim. dün yýkadýðýmýz paspaslarý silkeledim. pazartesi öðlene kadar silkeleme günü. giderken annem vcd-tv baðlantýsýna bakýp, geçen gün medine ve dayým varken okumadýðý 12-13. cüzleri çalýþtýrmamý istedi. ona çalýþtýrýp durdurmayý öðrettim. öðleden sonraki öðrenciler gelince onlarla da konuþtuk. bir kýz öðrenci öðretmen annesi þeker hastasýymýþ, rahatsýz olmuþ, gitmek istedi, evleri yakýnmýþ, yarým saatte gelirmiþ, ben öðrencilere izin vermiyorum. ama öðleden sonra blok ders yaptýðýmýz için yarým saat ara yapabiliyorlar. gitti geldi. ben de arada, arabanýn arka camýnýn cam sileceðinin lastiðini yeniledim. sabah bakýp, öðlen evde hazýrlamýþtým. ben deðiþtirirken önceden tanýdýðým bir güvenlikçi, "arabayý deðiþtir" diye seslendi. ben de "hýrsýzlýk yapmýyorum, mirasyedi deðilim, nasýl deðiþtireyim; emekli olunca" diye seslendim. araba kütüphanenin orda, kantinin kýyýsýndaydý. oradaki öðrenciler baktýlar. bazýlarý güldü. öðleyin yanýma boyalarýmý filan almýþtým. ben de baya çizim filan yaptým. yalnýz kalem traþým yoktu. gretuvarla uç açmak pek rahat olmuyor. imza kaðýtlarýný öðrencilerle yolladým ümmü ye. öðleden sonra arada bahçede dolaþtým. dolaþýrken sinemi aradým, fotoðraf bienali için kutladým. istanbul modern de çalýþýyormuþ hala. e mail adresini gönderdi sonra. kamile hocayý aradým geçmiþ olsun için. bir gün ziyaretine gitmeyi söyledim. "olur" dedi. annemi aradým. vcd yi çalýþtýrabilmiþmi diye. çalýþtýrmýþ. akþamüstü geldim. annem sibelle oturuyordu. gündüz nurten gelmiþ, onlar otururken sibel gelmiþ, 5 yuvarlak tatlý getirmiþ. ben apartmandakilerin getirdiði hiç bir þeyi yemiyorum. sonra sibel gitti, ben dinlendim. annem iftara kaldýrdý. taze fasulye, salata, ayran. sonra medineyi arayýp, parantez kafeye çay içmeye gittik. forbes te dolaþtýk. açýk mavi göz kalemi baktým yoktu. kalemtraþýný aldým. tayadlýlarýn "tecride son" için eylem yaptýklarý yerden 3 tane "tecride son" yazýlý karanfil aldým. birer tane hepimize. orada "milletin anasý aðlýyor" dedim. oradaki kiþi beni konuþmaya davet etti. sevgi saymazýn mektubunu verdi. halkýn sesinden izlediðimi söyledim. gurup yorumun konserine gidip gitmediðimi sordu. "öðrenciler gitmiþtir" dedim. "buca eðitimden mukadder hoca" olduðumu söyledim. biraz daha dolaþýp, sonra medineyi býraktýk, geldik. annem dizilerini seyretti, ben de internette dolaþtým.
8 ekim pazar
annem öðlene doðru pazara gitti. ben de kalktým. yoga yaptým. neclayý aradým, fero e maillaerimi alýp almadýðný sorsun diye. kamile hanýmýn ameliyatla rahimi alýnmýþ, kemal beyi aradým, geçmiþ olsun diye, hoca uyuyormuþ. sinemi aradým, telefonu açýlmadý. medine aradý, çeþmesini tamir etmemiz için. annem mandalin almýþ, kendine bir bluz almýþ, bir balýk tavasý almýþ. birlikte medineye gittik. giderken alet çantamý unutmuþum, yoldan döndük. onun vanasý sorunluydu, onu üstündeki komþularýyla konuþuyormuþ, onlarýn evine gelen usta kapattý, çeþmesinin contasýný deðiþtirdik. sonra açtýlar, iyiydi biraz. geçen gün annemle konuþan 3. katta oturanlarla karþýlýklý 2 daireyle de görüþmüyormuþ. biri polismiymiþ ne. ben de "görüþmemek daha hayýrlýdýr" dedim. sonra geldik. o biraz sýkýntýlýydý gezmek istiyordu. biz de kuran okumamýz gerekiyordu. oradan halýcý sevgiyi aradým. geçen akþam babasý veli beyi aramýþtým, altýndaðda misafirlikteymiþmiþ. halýlarý bayramdan önce yýkatmak için aramýþtým. evin numarasýný alamamýþtým. bugün alýp, medineden aradým. sevgi, bayramdan 10 önce filan olursa iyi olacaðýný söyledi. sonra geldik. kuran okuduk, 15.cüz, çizikleri vardý yalnýz bir kaç yerde çok durdu, uðraþtýk baya, annem çok sýkýldý. sonra cd den baktým çalýþtý. bazý yerleri annem okumuþtu, bir kaç sayfayý vcd den okuduk tekrar. sonra evi süpürgeye tuuttum. yerleri sildim, bisikleti balkona astýk. halýlar filan tertemiz oldu. kir filan yok, sonra yýkamaya vermekten vazgeçtik. duþ aldým, iftar yaptýk. saat 11 e doðru annem bir cüz daha salondaki eski televizyonu, blaupunkt, çalýþtýrýp okumamýzý istedi, yarýn tam gün dersim var, diye okuyamayýz çünkü. zor oluyor. ses biraz bozuk çýktý ama 16. cüz de bitti. bilgisayarda baktým, iyiydi. iyi geceler
7 ekim ctesi.
sahura kalktýk, annemle yedik, ama rahatsýz oluyorum. ona kendime göre yiyeceðimi, kendimde aðýrlýk hissettiðimi söyledim. yemekler aðýr geliyor gibi oluyor. öðlene doðru kalktýk. 13 ve 14. cüzleri yaptýk. 2 de kipaya gittik. pýtýrcýða annem de yem almýþ, ayrý dolaþmýþtýk. yem kabý var diye. onunkini alakoymuþum. biftekli, pýtýrcýk balýklý seviyor. bakalým yiyecekmi. kipa da bir ara dergilerin orada gençlere bir iki laf ettim. dergi reyonunun dibine kadar girmiþler, baktýrmýyorlardý, biri kolunu deðdirdi bana, ben de bizim de dergi bakmamýzý önlememeleri gerektiðini, vs söylendim. açýldýlar, biri bozuldu biraz. giderken benzinciye uðradýk, shell e. sýra çoktu, çocuklar su tuttu. tekerlekleri þiþirdim. dönüþte doðrudan geldim. güzide teyzem denizliden telefon etti. , sonra nurten haným, iftara çaðýrdý, ona, yemek yememe kararýmý söyledim, annemle konuþtular. karþý apartmandan safiye, kocasý ali ve annem varmýþ. daha önce de üçünü çaðýrýyorlarmýþ. o yokken rabia kapýyý çalýp bir þey getirdi, annemin olmadýðýný kapýyý açamayacaðýmý söyledim. sonra annem geldi. slm arivan çevlik çat a yazýyordum sözde. bir yandan mezzo da komik bir opera var. ya
6 ekim cuma
sbah ezan okunurken uyandým. sahura kalkamamýþýz. annemi de uyandýrdým. hemen su hap filan içtik. dokunmadý ama. sabaha uyur uyanýk kalkýp okula gittim. annem doktora gidecekti, öðleden sonra dedik, sabah öðrenciler kütüphanedeydi, sonra daha kalabalýklaþtý. "kasým" adýndaki bir öðrenci imzalarýný atmýþ gitmiþ, biz ara verdiðimizde bahçedeki bir çardakta oturup yöntem üzerinde konuþurken de haberi olduðu halde gelmedi. onun son 2 saatini yok yazdým. arkadaþlarýna haber vermelerini söyledim. akþamüstü arabamýn yanýndan geçiyordu. gelmediði 2 saatini yok yazdýðýmý söyleyip, çalýþma kurallarýmýza uymayacaksa öbür sýnýfa geçmesini önerdim. gerçekten araþtýranlar deðiþik þeyler bulabiliyor. birisi jurassic park'la ilgili ilginç bir yaklaþým geliþtirmek üzerinde çalýþýyordu. bir ara apo ve arkadaþlarýyla bankta oturdum, onlara sorun yaratýcý olmaktan kaçýnmalarýný, kürdistan kuruluyor diye birilerinin kuduz belirtileri gösterdiðini söyledim. hoþ bir þekilde ayrýldýk. öðleyin geldiðimde annem vesile hanýmla oturuyordu. onlardan dinlenmek için izin alýp yattým. önce biraz konuþmuþtuk, yeni gelinleriyle birlikte kipa ya bir ara gitmemizi söyledi vesile haným. yarýn öðleden sonra dedik, ama annem sonradan isteksiz gibi oldu bakalým yarýn ne yaparýz. annem selinin kýzý eylül le kaldýrdý beni, vesile haným gitmiþ, bacalara bakýlýyormuþ diye annem kaldý. öðleden sonra öðrenciler yoktu, ümmü hanýmý aradým. "gelirler" dedi. biraz sonra geldiler. kalabalýktý gene. çalýþýp bir ara, mola verildi. eczaneye gittim. ön kapýnýn giriþinde ergülün evinde kalýrken çapraz karþýmýzda bir apartmanda kalan öðretim üyesi, karýsýnýn adý mine mi neydi. sanýrým 2 de çocuklarý vardý. karþýlaþtýðýmýzda "komþu" diye merhabalaþýrdýk. biraz ayaküstü konuþtuk. okul giriþinin cezaevi giriþi gibi olduðunu filan. bana kinayeli bir þekilde baþka yerlere iþ için gitmemi önerdi. "burada mutlu deðilsen", ben "burada kim mutlu" dedim. "aptallýk etmiþim, annem filan diye burada geçen yýllara, iþ bulsam türkiye dýþýnda ya da emekli olup gitsem" dedim. "git de gününü göstersinler" havasýndalar. eþine selam söyle dedim, -eþi galiba göçmen di- ayrýldýk. avea masasýndaki bir genç, dün eczaneye uðrarken konuþmuþtum, hattýmý kapattýðým halde hala fatura gönderdiklerini, ilgileneceðini söylemiþti. bugün bildirdiðini, görüþüp haber vereceklerini söyledi. eczaneden cleocin aldým, aknelere karþý antibiyortik, yüzüme sürüyorum. yaralara da iyi gelebiliyor. öðrencilerle çelýþýp, 4.30 gibi bahçeye çýktýk, bazýlarý çalýþmak için kaldý. bir öðrenci gitar çaldý, iyiydi yani. 5 e doðru geldik. annemi aradým, bacacýlar gelmemiþ, bütün bacalarý silkelediklerini söylemiþler. eve gelip yattým gene. oruç koymuyor ama halsizlik oluyor biraz. sonra iftar saati annem kaldýrdý. dün akþamda beri açtým ya nasýl yedim. ama hiç kilo vermemiþim, az yemem gerekiyor. basýn yayýndan aponun karýsý figen aradý, kapýsý çalýnýnca -apartmanlarýnda sorun varmýþ- sonra bir daha aradý.konuþtuk biraz, umut sýnavlar için hafta sonlarýnda bile dershanelerdeymiþ. bir ara vaktimiz olursa ona gitmeyi konuþtuk. bayramda da görüþebileceðimizi konuþtuk. sonra iþte öyle.
5 ekim perþembe
sahure medine, annem, ben kalktýk. ben yattým onlar konuþuyordu. sabah kalktýk. medineyi evine býrakýp okula gittim. öðrenci yoktu hiç, islam dini, kuran üzerine filan inceleme yapýyorum. annemi arayýp günay hanýmý getirip getirmeyeceðimi sordum, öðleden sonra dedi. öðlene doðru bölüme gittim. bölümün önünde bir iki öðrenciyle konuþtuk, baþka dersleri varmýþ. ümmüye sordum. benim dersim öðleden sonraymýþ. öðleyin eve geldim. öðleden sonra gittim, öðrenciler hepsi geldi, biz çalýþýrken dýþardan gürültüler baðýrýþlar geldi, pencereden baktýk, güvenlikçiler öðrencilerin gazete masalarýný daðýtmýþ. 3 te ara verdik, indim, bir masada öðrenci dergileri masasý, "geçmiþ olsun çocuklar" dedim. sima olarak tanýþýyoruz zaten. konuþtuk biraz, diðer masada gündemciler bizim apo filan var, biraz onlarla konuþtum, "geçmiþ olsun" dedim. sonra annemi aradým. günaylarý akþam 5 te alacakmýþým. eczanaye gittim. c vitamini, aspirin, one a day aldým. kapýlardan girer çýkarken kimlikle girilip çýkýlýyor. arabayý alýp kütüphanenin önüne getierdim. apoyla bir arkadaþý biraz önceki olayla ilgili konuþtuk. o sýrada dersimli çocuk, hozatlý çocuk konusundaki geçiyordu, ona sordum, "arýyorum" dedi. o çocuðun babasýnýn ölmüþ mü öldürülmüþ mü ne olduðunu, inançlarýmla ilgili bazý hayýrlarýmý ve bazý eþyalarýmý öyle çocuklara verebileceðimi söyledim. arayacaklarýný söylediler. geçen yýldan beri arýyorum o çocuðu dedim. kütüphanede çalýþtýk. 4.30 gibi bahçede biraz konuþmamýzýn iyi olacaðýný söyledim. gençlerle konuþtuk biraz. çalýþmalarýmýz üzerine. telefonum çaldý, annem olabilir diye baktým. mukaddes yazýyor, "annem deðil" dedim. açmadým telefonu. biraz daha konuþup, sonra yarýn yine kütüphanede çalýþmak üzere ayrýldýk. gelirken günay hanýmý aldým, onu beklerken merihle konuþtuk biraz. medineye uðradýk, onu alýp geldik. ben biraz izin isteyip yattým. uyumuþum. sonra seslendiler funda geldi. oturdu. piyaleye -sabancýnýn, geçici iþe girecekmiþ. ona ingilizce öðrenmesinin daha iyi olacaðýný söyledim. iftar yaptýk hep beraber. sonra kahve, çay içtik. günay haným gitmek istedi, bir ara benim odadan kabe görüntülerini izledi, funda filan. sonra medineyle onu býraktýk gelirken medineyi evine býraktým. engin gelmiþmiþ. biraz onla konuþtuk. yemek yedi. bilgisayarda internete girip, googla dan bir þey indirdi. uydudan kent görüntüleri vs. çalýþmadý, sonra bakacak artýk. ben de ona girdiðim linkleri gösterdim. çewlik radyoyu filan. sonra gittiler. zaten çok gürültü vardý sokakta. karþý apartmandan geçen yýl kocasý ölen bir kadýn vardý, onun oðlu askere gidiyormuþ. kapýnýn önünde davullar, zurnalar. arabayý enginin çektiði araba yerine koydum. çamaþýr yýkadýk. þimdi de bulaþýk makinasý çalýþýyor.
4 ekim çarþamba
annem sabah günay haným aramýþ, yarýn akþam iftara gelecekmiþ, rabia yý ve medineyi de çaðýrmayý düþündü. öðlen para çekmek için bankaya gittik, þirinyer de araba koyacak yer yoktu, annem orada bir ailenin kýzýna çektirdi parasýný. gelince pazara gitti. dönüþte beni aradý, giderken müjganýn annesiyle merhabalaþtýk, annemin pazar arabasýný alýp geldik. sonra ben duþ aldým. biz para çekmeye giderken rabia barbar, öbür oðlunun karýsýyla baðýrýþýyordu. ona sonra sesinin çok güzel olduðunu söyledim. güldük biraz. medine aradý, çamaþýr makinasýnýn arkasýndaki su borusu kaçýrýyormuþ, onu tamir etmek için. önce o sýrada gidecektim, ama hazýrlanýp yoga yapacaktým, vazgeçtim akþam iftardan sonra gidelim diye. yoga ve biraz bisiklet çevirdim. yoga kasetini koyarken vesile hanýmýn oðlu uðurun filmi 50 firs date in 1. cd sinin durduðunu gördüm. telefon edip söyledim. çünkü geçen gün vermiþtim ona. 1 cd sini vermiþim. o bir ara anneme geleceðini söyledi. iftar için balýk piþirdim. sardalya. sonra medineye gittik, alet çantalarýmla. "tamirci geldi" diyerek yaptýk. baþka çeþmeleri sorunluymuþ, lastikleri deðiþecek, ama vanadan kesemediði için onlarý erteledik. akmayan bir çeþmeyi biraz çalýþýr hale getirp, çay, gözleme yapmýþ, gözlemeleri sahur için ayýrdýk, çay, üzüm, kahve. onlar annemle fal baktýlar. sonra medineyi de aldýk geldik. yarýn o da oruç tutacak. evi güzel olmuþ. barýþla sorunlular biraz gene. o yoktu da, medinenin konuþmalarý. yarýn rabia iftara kýzýna gidecek olmuþ, günayla medine olacak, annem akþamüstü tansaþtan kýyma alýp geldi. saat 1.18 alt sokaktan baðýrýþlar geliyor. bulaþýk makinasý bitince kapatacaðým. sesler kesildi.
3 ekim salý
öðlen kalktým, annem yufka almak için medinelerin oraya gitti. telefonum çaldý, annemin sesi geliyor, bir kadýna bir þeyler anlatýyor, kýzlarýndan birinin eþinden ayrýldýðýný filan. telefonu kapandýktan sonra aradým. medine yokmuþ geliyormuþ. geldi, medinenin 3. katta oturan komþusuyla konuþmuþ, kapýnýn önünde. o yokken bir bardaðýný kýrdým. geldi börek yaptý. akþamüstü medineyi aradým, komþusundaymýþ geliyormuþ. çaðýrdý, ona annemin yeni geldiðini 3. kattaki komþusuyla konuþmuþ olduðunu, olabilirse akþam gidebileceðimizi söyledim. olmadý. sanýrým o chp için çalýþma yapýyor, beni de çekmek ya da kullanmak istiyorlar, benim onlarla iliþkim annem nedeniyledir. yaptýklarý siyaset filan beni iþlgilendirmiyor. medinenin kapýsýndaki komþu kadýn meselesinde de bir numara var sanýrým. neyse. dün fero ya e mail çektim. londra da yaþama þansý iþ ve yer açýsýndan, bekliyorum. sanatla ilgili filan bir yerde iþ bulabilirsem. gitmeyi düþünüyorum. dayýoðlu kenan gibi dýþarýdan emekli olurum, hem de dýþardaki bir ülkede yaþama þansýný denemiþ olurum. annem de bazen gelir kalýr yanýmda. akþam üstü aþaðýya indi, rabianýn gelini pýnar iþten çýkmýþ, artýk evde duracakmýþ. iftarda kuru fasulya yedik. epeydir yemiyordum. bugün öðleden sonra internette bir tatil programý kazandýðým yazýldý. ev telefonundan aradým. konuþamadým, e mail gönderdim. sanýrým crouse seyahat þirketiydi. cevap gelirse, annem pýtýrcýk filan 3 - 5 gün gezer gelirdik. emaillerde karýþýyor hep. mail geldi iþareti görülüyor. mail yok. yada 4 mail yazýyor, 2 ya da 3 mail görünüyor vs. bekleyelim bakalým.
2 ekþim pazartesi
sabah sahura kalktýk. sonra yattým. rüya gördüm. benle uðraþan faþistlere baðýrýp çaðýrýyordum. dedemin eski evinde. karanlýkta bazýlarý sokakta oturuyorlardý. onlara bana yaptýklarýnýn karþýlýðýný ödemek için geleceklerini, kendilerine "buyrun" denileceðini vs. vs. birileri fena yakalamýþ. kenara çökmüþ konuþacak halleri yoktu. öyle onu bunu aþaðýlamanýn, karalamanýn bedeli kapkara inmiþti. dedemin geçtiði yola çökmüþ sýralanmýþlardý. ve ben uzaktan bakýyordum. benimle baðlarý bitmiþti. benim soy kelamým benim ayrý tutulmamý kabul etmiþti. sabah kalktým, bölümde 3-4 öðrenci vardý, kütüphaneye gittik. öðleyin geldim, annem vesile hanýmla oturuyordu. biraz konuþtuk, yelek örüyormuþ. annemle birlikte baþlamýþlar. sonra o gitti, ben biraz uyumuþum. 1.30 gibi annemle çýktýk, o günay hanýma uðradý, ordan birlikte migrosa gitmiþler, annem sonra kýzarmýþ tavuk almýþ gelmiþ. öðleden sonra 7-8 öðrenci vardý. sabah kütüphane müdürü sema ve memur selma da vardý. sema þikayetçiydi. ben araþtýrma görevlisiyken, yeni yard.doç olduðumda kütüphanede görevlendirilip bir iki toplantýya katýlýnmýþtý. 7-8 kiþi vardý. o zamanlar tanýþmýþtýk. erkek memurlarý þikayet etmiþmiþ, çok huzursuzmuþmuþ, sað elinin bir parmak ucu kýrýlmýþmýþ, 1 aydan fazla raporluymuþmuþ vs. bende memurlarýn geçen hafta tavla oynadýklarýný söylemiþ bulundum. biraz konuþtuk. ümmüye dyo ve pýnarýn dergilerini vermiþtim. 2 de katalog vardý. onlarý kütüphaneye býraktým. bazý yarýþma kataloglarýný daha götürmek istiyorum. dergileri öðrencilere veririm artýk. öðleyin, tuncelili bir çocuðu gördüm, ona hozatlý "murat" sanýrým baþka bir adý daha vardý. o çocuðu sordum. barýþlarla birlikte tanýþmýþtým, geçen yýl, yeni öðrenciydi. hýdýr'ýn köylüsü diye ilgimi çekmiþti. babasý da ölmüþ, öldürülmüþ mü ne öyle bir þey vardý. o çocuðu arýyorum. ta geçen yýl barýþa sormuþtum filan. bazý eþyalarýmdan verip, para desteði için. fitre-zekat-kurban paralarýný ona vermeyi düþünüyorum. çocuðu benden kaçýrýyorlar gibi geliyor. geçen yýldan beri. dikkatimi çekiyor. özellikle bir durum var. o zaman bir þeyler algýlamýþtým, o çocuða iliþkin. neyse bir gün konu açýða çýkar. ismetle, o gençle önceden barýþla haber yollamýþtým. bakalým gerçekten uzak tutulup kaçýrýlmaya mý çalýþýlýyor. öðleyin öðrenciler masa açmýþlar, masalarýn önüne güvenlikçiler sýralanmýþlar, karþýda bir sürü. tam fotoðraflýk bir durum. "üniversiteli gençliðin özgür iradesi korunuyor." suat bir arkadaþýyla kütüphanenin önündeydi, "senin koruman nerde" dedim. "onlar masalarý koruyorlar" dedi. akþam üstü günlük imza kaðýtlarýný ümmüye býraktým. kütüphaneye dönüp gençleri dýþarý çýkarýp çimenlerin üstüne oturup biraz konuþtuk. araþtýrmalarýný çaalýþmalarýný nasýl yapacaklarýna dair. genelde 1-2 þey çizip gösterme eðilimi var. biri daha ayný þeyi yaptý. hepsine ayný þeyi söyledi. o aferimci zihniyeti atmalarýný çok yönlü çalýþmalarýný, çizim yapmalarýný, çok zor durumlarý. çok yönlü araþtýrma diye bir kavramý tanýmýyorlar bile. neyse umarým iyiniyetli çalýþýrlar. bölüme girerken geçen yýlki öðrencilere deponun anahtarýný söyledim. öðleden sonra notlarý vermeye giderken, yeni öðrencilere vermek için. geçen yýl desen dersi almýþ olan geceleri barda çalan cüneyt gitti aldý geldi. onlarýn anasanat sýnýfýnda depolarý varmýþ. saat 5 oldu diye býraktým. bir baktýk, daha çeyrek var. tabi daðýlmýþlardý, serbest çalýþma dedik. sonra annemi aradým, gitmediyse alacaktým. evdeymiþ. geldim. akþamüstü su aldýk. iftara yakýn salataya limon sýkarken bir güzel yaladým. sonra gidip aðzýmý yýkadým. iftara 4-5 dk vardý. dilim limonlu oldu. herhalde bir konuda dilimin pasý silindi. bir iþaret var bunda. sonra ben çewlik radyoya takýldým biraz. sonra mezzo da keman piyano dinledim. geçen perþembe sabah öðrencilerle kütüphaneye gitmek için beklerken büyük beyaz bir köpekle küçük siyah yavru köpeðin oyunlarýný izlemiþtim. fotoðraf çekmiþtim. hoþ olmuþlar. öðrencilerle de çekindik fotoðraf.
1 ekim pazar
sabah sahura annemle yedim. sonra yattýk. öðlen oluyor tabi. o telefon filan ediyordu galiba. öðleyin kuran okuduk 2 cüz. ben sonra 6. cüzü yeniden okudum, geçen gün konsantrasyonum bozulup satýrlarý karýþtýrmýþtým. düzelttim. öðleden sonra 500 ytl ývýr zovýr satýcýsý gelmiþ, ona koþtu gitti. çatallý iðne, makine yaðý, çaydanlýk süzgüsü almýþ. sonra bana birþeyler dedi. bende caným sýkýldý, "dolaþmaya çýkýyorum" diye çýktým. arabayla karþýyaka, alsancak, konak yapýp geldim. konaðýn varyanta yolu deðiþmiþ. bir kaç kere dönüp, ikiçeþmelikten çýktým. bucaya girerken aradý annem, açmadým. onunla iftar yapmadým. o zaman da bozuluyor. sorunumuz, çok berbat bir tiþörtüyle pantalonu var, kaç kere söyledim, baþka þeyler gimesini, inad eder gibi, bir sürü kýyafeti var. dolaplar dolu,, giyilmeyen herþey sürüyle. ben mutfakta yedim. önce beni çaðýrdý, ona kaç kere baþkalarýyla oturup kalkmak varken, bir tarhana çorbasý içmek için, annem yalnýz kalmasýn diye yemeðe geldiðimi söyledim. kýymetimiz yok gene de. yemedim. sonra kavun kesmemi söyledi. ibo shovu izliyordu, selda filan vardý. kanal d de jenifer lopezin "aþk masalý" vardý. reklamlarda dönüþümlü izledik. selda, sivasýn yollarýný, ibo ayaðýnda kundurayý söyledi. sonra adaletin bu mu dünya. esmer. çay yaptým, sallama, onu içtik. ben zuhali aradým bir ara, hüseyin bey çýktý. zuhal pelini yýkýyormuþ mu ne, banyodalarmýþmýþ. sonra zuhal cepten aradý, ben onu evden aradým konuþtuk baya. boþ günümle uyumlu bir günde onda annelerle birlikte oturmayý konuþtuk.
30 eylül cumartesi
sabaha karþý sahura kalkmadým. annem rabia ile yemek yemiþ. gene de çok açlýk duymadým, ama su daha çok içmek gerekiyor. öðlen annem vesile hanýmý aradý, geçen gün kazak örmek için geleceklermiþ diye, akþam iftardan sonra gelmeyi konuþmuþlar, ama gelmedi. herhalde iþleri çýktý. gelinin evine su akmýþ çatýdan geçen gün. onunla filan uðraþmýþlar. annem medineyle konuþuyordu bir ara. kapýnýn önünde duran lavabo mermeri için filan. ademi aradým kesmek için canavarý getirirmi diye bir ara. o arkadaþý manisaya çalýþmaya gitmiþ, görürse soracaktý. sonra ben aydemirin sibelini aradým, annesine geçmiþ olsuna gidelim diye. uygunlarmýþ, onlara gittik. annesinde oturduk. annesine pil takýlmýþ. ordan aydemirle konuþtum, yetiþebilirse gelecekti, ona oruçlu olduðumuzu, gideceðimizi söyledim. oruçlularla konuþmazmýþ, ona açlýk grevindekileri, behiç aþçýyý filan söyledim. "haa o zaman" filan dedi gülüp. sibelin babasý bahçeyle güvercinleriyle filan ilgileniyormuþ. giderken yollarda baya dolaþtýk, karýþtýrmýþým. terledim. sibel annesinin bir tiþörtünü verdi. telefonu arabada düþürmüþüm, almaya gittim. sonra sibelin evine daha yakýn bir yer boþalmýþ, oraya çektim. epeyi konuþtuk, erkek kardeþinin oðlu arda geldi bir ara, sonra o arkadaþýyla oynuyordu. umut deniz bilgisayarda oynuyormuþ. 4.30- 5 e doðru çýktýk. yollarý çok dar, zar zor geçtik çýktýk geldik. sonra ben duþ yapýyordum. dýþ kapý çaldý, ben açma dedim anneme, rabianýn torun berkaymýþ, sonra gelsin dedim. annem ben çýktýktan sonra söylendi, ben de çocukla konuþurken büyükler filan gelir, herhangibir sorun olursa problem olup can sýkmayalým diye filan dedim. daha önce mustafa gelmiþti, gene kapýdan sonra gelmesini söylemiþtim. ne var bunda. boyuna bok mok söylendi. ben de iftarý onunla yapmadým. o salonda yedi, ben mutfakta ayrý yemek yedim. bozuldu biraz, ileri geri laf etmesin yahu. vesile haným gelmedi diye caný sýkýldý biraz. "bir iþleri filan çýkmýþtýr" dedim.
29 eylül cuma
iki yýl önce bugün tokatýn yaðmurlu beldesinde yazýlýkaya (yazýlýpýnar) da kandil gecesiydi, sebahattin yavuz, songül koçyiðit, derya devrim aðýrman, mustafa iþeri ve çorap iþçisi salih çýnar öldürüldü. çatýþmada dendi. umarým. ben onlarla birlikte matrixe girmiþtim. ve o kandil bir sürü þey, olup bitenler görülmeye baþlandý. bir sürü þey benim dýþýmda oldu, sorumlusu deðilim, ama "bu topraklarýn gördüðü en büyük komutanlardan biri"ne ve arkadaþlarýna kendimi minnettar hissediyorum. daha baþkalarý da var. sanýrým bilinmeye, açýklanmaya baþladýlar. ama o 5 benim için özel bir þeyi gösterdi. bugün onlar için demokrat radyodan edip akbayramýn "karadeniz" þarkýsýný istedim. çaldýlar. radyo cewlik den de bir þarký istedim. bugün kabeyi- kabeden terafi- onlar için izledim. dua var onlara. bugün sabah okula gittim bir grup öðrenci geldi, müze dersi için, kütüphanede çalýþtýk. bir ara mola verdiler, öðlene doðru onlarý býrakýp geldim. 12 ye doðru. sabah ilginç bir þey oldu. gittiðimde bölüm kapýsý daha açýlmamýþtý, bir grup öðrenci bekleþiyordu. kýyýda ümmü, m.boztaþ, yaþar ali güneþ, ekin duruyordu. onlarý geçip öðrencilerin tarafýna geçtim. genelde 1. sýnýflar vardý. bir kýz öðrenciyle pencerenin önünde durduk, biraz konuþtuk ki, türkçede öðrenciymiþ, gülden, benim kaçýncý sýnýf öðrencisi olduðumu sordu. hala þaka mý diye düþünüyorum. "ben hocayým, emekliliðimi bekliyorum" deyince bozuldu. gülüþtük filan. "bu bana bir dönem gider" dedim. sonra benle konuþmayý çok istediðini söyledi. "ders olduðunda konuþuruz" dedim. öðlen eve geldim. biraz uyumuþum, annem de 11e doðru kalkmýþ. 1.30 da okula gittim. 4. sýnýflardan bir grup vardý. önceden benden ders alan bir grup. biraz bölümün önünde oturup onlarla konuþtuk. kalabalýk olunca kütüphaneye gittik. ben girerken kütüphane memurlarý bilgisayarlarýnda tavla vs oynuyorlardý. onlara, "kütüphaneye giriyoruz deðilmi" dedim. yanlýþ yere girmeyelim. sonra gençler, kayýtlarýný henüz tamamlamadýklarýný öðrenci iþlerine ve bölüme gitmeleri gerektiðini söylediler. gidip dilekçe verip gelmiþler, biraz sonra online iþlem için bir daha gitmeleri gerekiyormuþ. 4 e doðru onlarý býraktým. öðrencilerin önümüzdeki hafta çalýþma defterleriyle gelmelerini söyleyip, açýklama yaptým. bölümün önünde geçen dönem ders alan 4. sýnýflardan 1-2siyle konuþtuk. birisi, 2 ay "anlamýyorum" diye oturmuþtu. onlar da deneyimlerinden konuþtular. kütüphaneden çýkýp gelirken güvenlikten ismet ve cemalle karþýlaþtýk. arabadan inip bankamatiðin orda. cafettodaki, sýralara oturduk. epeydir görüþtüðümüz, konuþtuðumuz yoktu. cemali bir iki karþýdan merhabalaþmýþtýk. durumlarý konuþtuk. hayatý filan. emekli olma düþüncemi kabullenmekte zorlanýyorlar. ismet beye eþyalarýmý öðrencilere -özgür gündemci kürtlere- daðýtýðýmý söyleyince hoþuna gitti. ona geçen dönem barýþla tanýþtýðýmýz murad -baþka bir ismi daha olacaktý- dersim hozatlý çocuðu sordum babasý da ölmüþmüþ. onu bulabilirsek, ilgilenmek istediðimi söyledim. bana öðrencileri hep desteklediðimi söyledi. çocuða bir bakacak, soruþturacak. sonra eve geldim uyumuþum. yemek için kalktým, gene yattým. annem yemeðini yemiþ, ben sonra yedim artýk. bugün orucu geç açtým yani. sonra da iþte radyo-tv-müzik,vs. sebo ve arkadaþlarý insan onurunu aþþaðýlamadýðýnýz için- olup biten çoðu þeyi bilmediðim halde, matrixteki karþýlaþmamýzla sezdiðim kadarýyla, nur içinde yatýn. bir zaman gelir öðrenirim, ama varlýðýnýz için tanrýya minnettarým. dostluðunuz için teþekkürler.
28 eylül perþembe
sahura kalktýk. gece de pek uyuyamamýþtýk zaten. ben yattýktan sonra annemler oturmuþlar. 8 gibi annem kaldýrdý. 8.30-45 gibi okuldaydým. pek kimse yoktu. öðrenciler yok. bir kaç sýnýfta var yalnýz. bazý kiþiler öðrenciler içinde iyi çalýþma yapmýþ. propaganda ile etkileme yapmýþlar. denildiðina göre. sanat eserleri incelemeyi seçen olmamýþ. ders kalkmýþ. geçen yýl mý ne 45-50 kiþi seçmiþti. hatta geçen dönem diðer sýnýfý býrakýp bana geçen öðrenciler olmuþtu. 5-6 kadar öðrenci dersten kalma riskine girmiþti de sonradan geçirmiþlerdi. sorunu dersi kaldýrtarak tamamen çözmüþler. aslýnda beni pek ilgilendirmiyor. fazla dezenformasyonla nereye gitmeyi tasarlýyorlar açýða çýkar o da. bazý eski öðrencilerle konuþtuk. eðitim bilimlerine yüksek lisans öðrencileriyle ilgili bilgi verdim. benimle çalýþmayan öðrencinin ücretini almak istemediðimi söyledim. ayýn 15 ne kadar baþvurusunu yapmayan öðrencilerin iþlevi bitmiþmiþ. çýkarken merdivenlerde aynanýn önünde ekinle emine vardý, biraz konuþurken okulun yüksek güvenlikli cezaevine dönüþtürüldüðünü söyledim. ümmüyle birlikte öðrencilerle de konuþmuþtuk. geçen yýl cumhurbaþkaný sezer, üniversitelerin halka açýlmasý doðrultusunda çalýþmalar yapýlmasý üzerine konuþmuþtu. herkes halka böyle açýnýldýðýný söylüyor. dýþ ön kapýdan çýkarken bir koruma ordusu kapýdda, neredeyse bir düzine onlara da söyledim. bir kaç tane tanýdýðým arkadaþ vardý. onlar da ayný fikirde, baþka birisi rektörlüðe dilekçe yazmamý söyledi. ona rektörlüðe emeklilik dilekçemi yazacaðýmý söyledim. sanýyorum çoðu kiþi rahatsýz. yalnýz üniversite çok boktan bir hal almýþ durumda, faþistlerin etkisi belli oluyor. kabadayý gezinen bazý öðrenciler ve hocalar var, diðerleri ortada görünmeye korkuyor neredeyse. hemen herkeste salla baþýný al maaþýný havasý var. odalarýndan çýkmak istemiyorlar gibi. olup bitenler karþýsýnda düþünce üretecek, tavýr koyacak hal kalmamýþ kimsede, herkes kendisinden beklenen yapýlmasý gerekenleri kanýksamýþ bir þekilde yapýyor. alenen faþizm kokuyor ortalýk. sanki çoðu kiþiye bir takým yetkeler, ne yapmalarý gerektiðini bildiriyor, onlar da yapýyorlar. bu konuda kesinlikle yanýlmadýðýmý düþünüyorum. doðallýk pek yok. ben ümmünün yanýnda otururken fahri sümer hoca geldi, biraz konuþtuk. ümmü öðrenci gelme olasýlýðýnýn düþük olduðunu dayýmlarý götürmemi söyledi, eve gelip onlarý aldým. bucadaki pamukkale servisine gittik. onlarý geçirdik. annemi migrosta býraktým. okula geçtim, o otobüsle eve geldi. kütüphaneye filan uðradým, biraz dolaþýp eve geldim. annem dün cüz yapmamýþtýk, ben yorgunum diye bugün de yapmayacaktým, ýsrar etti, sonra zor olur diye 1 cüz yaptýk. ama sonlara doðru dikkatimi toplamakta zorlandým. satýr izleyemedim, bütün izledim hep, sonra o bölümleri tekrar yapsam iyi olur. sonra 5.30 de medineyi alýp kipaya gittik. önce biraz dolaþtýk, onlarýn parasýný annem verdi, 55 ytl. sonra alýnanlarý arabaya götürdüler ben, iftarlýk aldým, mercimek çorbasý, patatesli karnýbahar kýzartmasý, tavuk topkapý dolmasý, su, ayran, erken almýþýz biraz bekledik. ablamý aradým 2 kere ezan okunuþunu sordum. 2. de okunuyormuþ, yedik. baþka kiþiler de vardý iftar açan. üniversitenin açýlýþ kokteyline da gitmemiþ oldum. sonra bir daha dolaþtýk, 64 ytl. onu ben aldým. yaðmur baþlamýþmýþ. onlar kapýda beklerken arabayý getirdim. yolda müthiþ bir yaðmur vardý. yaðmur, þimþekler, yavaþ yavaþ geldik. bir ara trafik hiç akýmýyordu. medineyi býraktýk, barýþ onu bir kaç kez aradý, yazýk konuþmadý, ben arabada telefon konuþmasý istemiyorum diye, sonra ben söyledim. içinde bulunduðumuz þartlardan dolayý konuþmasýný. 21.00-21.15 gibi onu býraktýk, çay içmeye çaðýrdý, ama geç olmuþtu. geldik. eþyalarý çýkardým. biraz annem yerleþtirdi, biraz ben yaptým. onun ayaðý acýyormuþ, ilaç filan sürdü, iðneciye gitmeyi sordum, istemedi.sanýrým þimdi uyudu. 01.40. iyi geceler.
27 eylül çarþamba
sahura kalktýk, sabah annem "dayýmlarý alýp gelelim" dedi. gittik, ablam, funda, dayým, yengem oturuyorlardý. annemle biz biraz oturduk. fundanýn ingilizce öðrenmesi için yurtdýþýna gitmesi durumunu konuþtuk. almanya da bir tanýdýklarý varmýþ, vs. kenanla amerika konusunu konuþmalarýný önerdim. dayýmlarý alýp geldik. shell de arabayý yýkatýp, tekerlekleri þiþirdim. bir ara bozuldu, araba yýkayýcýsý memedi çaðýrýp düzelttirdik. sað ön teker çok iniyor. çok hafif bir kaçak var sanýrým. yolda adem aradý, dayýmlarý kapýda býrakýp, onlarý almaya gittim. öðrenci apo ile birlikte geldiler. mermeri kaldýrdýk, dolaplarý çekip, temizleyip, yerleþtirildi. ben bir ara dübeller bitmiþ diye almaya gittim. pazar olduðu için medinelerin ordan gidip, ordaki hýrdavatçýdan aldým. cd ci zafere uðrayýp sordum, vizyondan film cumada gelecekmiþ. apo oruçtu, adem bir kola içti. baya iyi oldu, kullanýmý filan iyi. eskisi kapýnýn önünde, annem ya satýp, ya da kestirip soba altlýðý yapacakmýþ, adem canavar getirirse olacak. bir ara onu biri aramýþtý, "fazla konuþma" dedim. o da 1 yýl uzaklaþtýrma almýþ, onla ilgileniyorlar. annemle iyi anlaþtýlar. sonra onlarý býraktým. adem telefonunu unutmuþ, sonra almaya geldi. kapýdan gitti. dayým oruçmuþ. yengemin durumu iyiymiþ ama ilaç kullanýyormuþ, 3 ilacý kesilmiþ, 2 hap devam ediyormuþ. o yemek filan yedi. ben bir ara yattým. sonra annem kaldýrdý. iftar yaptýk beraber. dayýmla yengem benim odamdan kabe'den canlý yayýn teraviyi izlediler biraz. dostta. soda açtým, annemle dayýma, ben anneminkinden küçük bir bardak aldým. çay yaptým, karpuz kestik. sonra yatmaya yakýn dayýmla konuþtuk. daha doðrusu, yengem, dayým, annem, ben eskilerden yenilerden. nenemden, aslýnda onlarla ilgili þeyleri yazsam iyi olacak. þimdi çok uzun olur. annemin ayrý ev meselesini konuþtuk, dayýma "benim þartlarým bu" dedim. bir ara biraz tartýþtýk. ablamýn "kocamdan boþatýrsýn" meselesini filan biliyorlar. sonra ben onlarý yalnýz býraktým. bulaþýk makinesini çalýþtýrdým. dün yazdýklarýmý gördüm. enver aslýnda çok bunalým geçirmiþti. belli bir süreçten sonraki durumlarýmýzý hatýrlýyorum. bir kere kavga etmiþtik. benim saçlarým permalýydý. o kafama vurup, saçýmý yolmuþtu. ben gece evden çýkýp gitmeye kalkmýþtým. beni zorla alýkoymuþtu. gerçekten çok kötü zamanlar oldu. kendimizin dýþýndaki þeyler. neyse yazýlacak çok þey var. annemin dayýmla konuþmasý iyi oldu tabiiki. ne de olsa kardeþi.
26 eylül sali
sabah sahurda rabia da geldi. ben kabeden sabah namazýný izledim yattým. geç kalktýk gene dayýmlar ablamlara gelmiþler, akþamüstü annem gidecekti, ademler gelecek diye gitmedi. para çekmeye gittik. o buca ziraat bankamatikte sýraya girdi, ben iþ bankasýna gittim. ödemelere hesap aktarmasý yaptým. sonra rahmetli bilal hocalarla çay kahve içtiðimiz- bir ara þanzelite diyorlardý oraya- küçük kahvenin önünden geçecektim, bir kamyonet týkamýþ yolu, geri geri gidip baþka yoldan gittim. annem baþka teyzelerle birlikte oradai bir kýza çektirmiþler paralarýný. gelirken medineye uðradýk, ordaki fýrýndan ekmek aldýk. medine yoktu. sonra akþam telefon ettik, kapýlarýný boyuyormuþ, çaya davet etti, ama biz sallama çay içiyorduk, baþka zaman dedik. ademler gelemedi. çocuk hasta olmuþ. yarýn inþallah. boru su kaçýrýyor. biraz uðraþtým, olmadý, neyse yarýn hallolur umarým. geçen gün geldiðinde ona fotoðraf makinalarýmý vermiþtim. kocaman objektifiyle birlikte. sevinmiþti. ona verirken neden verdiðimi biliyor. buca eðitimden hatýrlayacaðým o söz dinlemezler için. ona sonra öyle çocuklara verebileceðini söyledim. çok eskiden enver zamanýnda alýnmýþtý. nikon em ve orjinal objektifiyle birlikte bir de kocaman objektif. hayrýný görsü keratalar. eskiden enver bana herþey almak için koþuþturudu hep, ben istemezdim. otobüsle iþten gelirken bana bir þey olsa napacaðýný düþünüp aðladýðý olurmuþmuþ. adama ne biçim çalýþma yapýlmýþ be. sanýrým en önemlisi oktayla öldürdükleri gazete satýcýsý olayýyla kullandýlar sanýrým onu. yazýk onursuz bir adam yaptýlar. çünkü benle ilgili birþeyler konuþmalar, "kimse duymaz, vs. " birþeyler diyordu hep. bir yandan bana paranoya haplarý. yanýnda güvendiðin bir insan(!). yazýk bazen çok kötü aðlýyordu. uðunuyordu sanki. birilerinin utanç verici-herkes için- çýkarlarý için kötü yapýlan bir hayat. ona söylediði söylettiði þeyler olursa duyulursa kendine ne olacak, ona ne denecek hiç düþünüyormu diya sorduðumda çok bozulmuþtu. þimdi hatýrlýyorum. bazen bir yerlere gittiðimizde bazý kiþilerle kasýlarak konuþuyordu. dün düðün muhabbeti olunca anýmsadým biz onunla bir kaç yerde düðüne gitmiþtik. sözde tanýdýk arkadaþlarýnmýþ. bazý þeyler oluyordu. benim birileriyle dansetmemi kendisinin de onlarýn karýlarýyla dans edeceðini söylüyordu. bir kere o istasyonun yanýndaki düðün salonunda bir tartýþma olmuþtu. beni barýþtýrtmaya çalýþmýþlardý taraflarý. hatta bir adamla dans ettirmeye kalkýþmýþlardý da reddettiðim için, soðuk birþeyler olmuþtu. sonra bir grup konuþulmuþtu filan. biz de sonra enverle kavga etmiþtik. daha nereler kasýtlý götürmüþtü ki beni. bir kere varyanttaki þato da anýmsýyorum. kalabalýk, gazeteciler vs vardý. ilerde meþhur olacak biriyle dansetmek istemiþtiler. zorla, ben kafamý çevirip enveri arýyordum hep. sanýrým hep kasýtlý þeylerdi. iyiniyet ve insancýl olmanýn çok dýþýnda bir davranýþla karþýlaþtým hep. kullanýldým. ahlak sýnýrlarý kalmamýþ kimselerdi sanýrým. tanrýya dua mý yineliyorum. aslýnda yabancý kanallarý izliyorum, oralardaki yaþam çok da kötü deðil. alýþýrým. ve tanrým buralardan gittiðim zaman buralardaki hayatý hiç özlemeyeyim. bana lütfen çaðdaþ ve medeni ülkelerde yeni yaþama þansý ver. þimdi annemi býrakamýyorum belki ama sonra buralarý beni baðlayacak bir þey yok. mülteciler gibi yeni bir hayata gideyim ve eskiyi hiç aramayayým. kin ve nefret deðil, ilgisizlik istiyorum yalnýzca. umarým herhangi bir kasta baðlý kalmadan yaþadýðým, çevremdeki birsürü kasýda -hem de kötü kasýda direnmeye çalýþtýðým için kendim için bu duam kabul olunur. tanrým kasýdla üzerimde söz hakký yapan herkese tanrý kendi üzerlerinde söz hakký olan birilerini yaratsýn. ben olsam da olmasam da bana yaþama direnci veren, yadým eden _kasýdcýlar deðil yalnýz- destek olanlar alsýn bu sözü. bizimki bir lokma, bir hýrka, inanç, dostlukla geçti hep. cebimdeki hýzýrýn þekerleri bitti galiba. "arkadaþlarýnla yersin" diye gözyaþlarýmý silip, bir cep dolusu þekerle yollamýþtý beni. "geçen günkü mesajýný aldým hýzýr amca, biz arkadaþýz", artýk cebimize þeker koymayacak kadar büyüdük. hem bünye kaldýrmýyor. fazla þeker kullanmýyorum. artýk baþka þeylerde anlaþalým. sen bir düþün, araþtýr, sonra ben senin mesajýný alýrým gene. teþekkürler dostluðun için"
25 eylül pazartesi
sahura kalktýk. hz. muhammedin hýrkasýný -vasiyetle veysel karani'ye býrakmýþ- izledik. kabeden sabah namazýný izledim. annem bir hatim daha yapýyor. tv.den. gece yaðmur dolayýsýyla bozuk olunca gündüz yaptý. sabah 8 gibi dayým aramýþ, sanýrým yarýn geliyorlarmýþ. 9.30 gibi kalktým, duþ alýp okula gittim. pek kimse yoktu. arþ görlerin oda kapýsý önünde, mustafa ve ekin mahmutla konuþuyorlardý. onlara benim öðrencilerimin bir kaç hafta kütüphane çalýþmasý yapacaklarýný söyledim. kapýya not asacaðýmý, soran olursa söylemelerini istedim. sonra mehmet boztaþ geldi, elimi sýkmak istedi, ona uzaktan merhaba demesini, oruç tuttuðumu onun gibi yakýþýklý adamlarýn bana namehram olduðunu söyledim. dokunup orucumu zedelememesini söyledim. biraz bozuldular galiba. neyse oruçlu olsam da olmasam da uzak dursunlar. sonra ümmü geldi, imzalar varmýþ, ders programýný verdi, pazartesi - cuma tam gün, perþembe öðlene kadar. pazartesi, 2 e-d lere seçmeli resim. perþembe -cuma sabah 4-d lere sanat eðitiminde uygulamalar, cuma öðleden sonra 3. sýnýflara bir ders var. unuttum. bu yýl sanat eserleri inceleme ve müzecilik vermemiþler galiba. kütüphaneye gittim. öðrenci filan yok pek. görevlilerle konuþtum. kütüphanenin önünde tkpli suat arkadaþlarýyla masa pano koymuþ, bildiri daðýtýyorlardý, ona da söyledim öðrencilerden soran olursa kütüphanede araþtýrma yapýlacaðýný söylemesini. bazý öðrencilere de söyledim. okulun interneti de varmýþ, 50-60 tane bilgisayar filan bazý derslerde oraya gitmeyi düþünüyorum. eve geldim. annem nurten hanýmla oturuyordu. ben hatimimi yapmaya geçtim. çamaþýr makinasýný çalýþtýrdým. sular yarýda kesilmiþ, akþamüstü durulamayý tekrar yaptýrdýk. hatim okurken onlara teklif ettim, nurten de dinleyebilir diye, o gideceðini söyledi. sonra gitti. biz annemle 4.cüzü okuduk. sonra o 2. hatiminden 2.cüzün son bölümün kasete koydum okudu. öðlene doðru funda aradý, adsl ile ilgili birþeyler sordu. biraz konuþtuk, internetle ilgili sorunu olmuþ. selinin kýzý eylülü getirmiþti annem, sonra onlarda çýkýyordu, beraber çýktýk. okula gittim. ademin arkadaþý taylan bölümün önünden geçerken durdu konuþtuk biraz. resim bölümünde de arkadaþlarý varmýþmýþ. özgür gündemciler. sigara býrakma bandý takmýþlar filan. sonra ademle konuþtuk mermer için. ben okuldan eve geldim. okulun kapýlarý deðiþmiþ. kartlý geçiþler filan var. ademi güvenlikçi bir görevliyle içeri almýþlar. akþam üstü mermeri getireceðini söyledi. üniversiteler halka açýlýyor. akþamüstü uyumuþum. annem seslendi. ademler geldi diye. mermer iyi fena deðil ama tam takýlmasý yarýn olacak. matkap filan gerekiyor. benimki de bozuktu. hem dolaplarý çekip bir baksak iyi olacak. onlara da yemek koyduk, çeþmenin su borularý bozuktu, ademle gidip alýp geldik. su hortumlarýný lavaboyu filan taktýk, su kaçýrýyordu yalnýz. gece çeþmenin vanasýný kapattým. annem sahura rabiþi de çaðýracakmýþ.
23-24 eylül cumartesi-pazar
dün yazmadým. zaten dün oruca baþladýk, annem kemeraltýna gitmek istedi, fundayla telefonlaþýp gitmek istediler. ben onu gümrükte buluþacaklarý yere býraktým. sonra müziði yüksek sesle açýp dolaþmaya baþladým. bornova kipaya gittim. su aldým, zeytin, annemin istediði sirke. gelirken arabayý yýkattým. shell de benzin aldým. tekerleri þiþirdim. benzin alýrken bir kaç seferdir farkediyorum. benle birlikte bekleyen bir kiþinin fiþlerini alýp, benim fiþleri o kiþiyle alýp birþeyler söylüyorlar. artýk böyle þeylere bakmamak için kafamý çeviriyorum. ne yapacaklarýný þaþýrýyorlar. öf. özellikle kendi istemedikleri yerlere gittiðimde yapýyorlarki rahatsýz olup onlarýn yalaka köpeklerinin yanlarýna gitmem için yapýyorlar. ben de kafamý çeviriyorum. sanýrým kipa da kuduruyorlar. baþka yerler bulup da gitsem. neyse, þu radyodakiler de çok matrak. arada takýlmak çok eðlenceli olacak. akþam medine geldi, annem teravi için camiye gitmiþti, ben de kabeden yayýný izliyordum. onu salona oturttum, televizyonu açtým. benimkini izlemek istemedi. saf ibadet gerçekten insaný rahatlatýcý. gece sahura kalktýk. gece pek uyuyamadým. sahurdan önce biraz uyumuþum, sonra öðlene kadar filan uyumuþum. "hotel rwanda yý izlediniz mi". bunu radyonun çetine yazýyorum diye yazmýþým. öðleden sonra annem çok aceleci bir þekilde iþte medinenin evine bakacaktýk, ekmek alacaktýk filan. 4-4.30 da evde olalým dedi. pýtýrcýðý da aldým. yeni çantasýnda daha rahat taþýnýyor. medineye uðradýk, evi eþyalar yýðýlmýþtý, hüseyin abisiyle karýsý naime -arkadaþlarý varmýþ. elektriklerini takýp biþeyler yapýyorlardý. dün akþam ben dua ederken medine biraz þaþýrdý. arada annemle oturduklarý yere gidip geliyordum da. kahve içip fal bakmak istediler, ben gereksiz buldum ama onlar baktýlar galiba, medine her seferinde fal bakýyor. neyse ben bakmýyorum da baktýrmýyorum da sýkýcý geliyor. pýtýrcýk çantamda biraz durduk. sonra ekmek aldýk, anneme bankadan para çekmek istedik, þirinyerde para yoktu. buca ya gittik, oradan çektik, yaþlýca bir adam çektirmek istedi parasýný kusura bakmamasýný, arabanýn arkasýnda baþka araba geldiði için bekleyemeyeceðimi söyledim. türbanlý bir kýzla adam vardý, onlar çekebileceklerini söylediler. biz eve geldik, annem yemek hazýrladý, bana "git internete gir" dedi. acalasi anlaþýldý, meðerse iftarý 5 te zannediyormuþ. güldük tabi, ben dolaþýrken hep birþeyler atýþtýracak gibi duruyorum diye herþeyi sakladým. neyse 1. gün orucum sorunsuz oldu. kuranýmýn harflerine de alýþtým. benimkini okumak daha zor. ama yapabiliyorum. ablamýn yeþil kuraný vardý onu da annemin aldýðýný sanýyordum, ben dekini almýþ annem hepimiz okuyalým diye. ablamýnki gazeteden mi ne çýkmýþmýþ. bizim kuran da evin kuraný olmuþ böylece ve benim musafým olarak kaldý. bir kere rüyamda ninemle kuranlarýmýz deðiþtirmiþtik. onunki çok renkliydi. kuranlara bir yamama olmuþtu. iftarda biraz fazla kaçýrdým. az bir þeyler yemeye alýþþam iyi olur. 15 dk bisiklet yaptým. yarýn okula gideceðim bir ara, ders programýna baksam iyi olur. daha çok arþiv, kütüphane, internet, film gibi þeylerle bir çalýþma süreci düþünüyorum, belli olmaz tabii, þartlarýn nasýl olacaðý, kendini baþkalarýný aþþaðýlayarak kanýtlamakla vareden bir zihniyetin elemanlarý da var. arada bir þeyler düþünüp, araþtýrýp kendi derinliðini gösterecek eleman çýkarsa þans artýk. neyse çok beklentim yok. ya insanýn alýþmayacaðý þey yok. önceden önemserdim, artýk bakmýyorum bile, o çocuklarý yönlendirenler de faRKINDA, ÖZGÜR DÜÞÜNCELÝ deðil, idare edebilecekleri kiþiler istiyorlar, benim çalýþma tarzým, bakýþ açým onlar için çok XXL bir durum. artýk kendileri bilir. aslýnda herkes zaman kaybettiriyor. iþleri sürüncemede býrakýp, çýkar saðlama. ne yaparlarsa yapsýnlar, ben bazý konularda kütüphane araþtýrmalarý yapmayý düþünüyorum. bazý konular var, bilmem gereken bazý þeyler, benim de derslerde çokça araþtýrmam gerekiyor. bir de dünya sanatýnýn içinde bulunduðu yer önemli tabii ki. bienaller, sergiler, vs. izmir içindeki müzeleri dolaþmak, izmirin sanatsal yapýsý ve kapasiteleri biraz görmeye ihtiyacým var. önceki yýllarda kokteyllere filan gidiyorduk. son yýllarda pek ilgilenmedim. kokteyllere deðil ama derslerde sanat ve kültürle ilgili müzelerle ilgili araþtýrmalar yapýlabilir. neyse duruma göre takýlýrýz artýk. aslýnda bilgiyi kullanmadýktan, tartýþýp yorum yapmadýktan sonra pek önemi yok.
22 eylül
evdeydim. annem doktora gitti geldi, eczaneye gitmiþ, ordan medineye geçmiþ, geldi, duþ aldý, biraz benim zorumla. hatime baþlayacaðýz diye. temizmiþ, duþ yapmasa da olurmuþmuþ. neyse ben bir ara o yokken 30-35 dk kadar bisiklet çevirdim. duþ alýp birlikte hatime baþladýk. benim kuran baya eski, annem dedemle bana çocukluðumda almýþtý. basým tarihini bulamadým. 40 yýldan az deðil yani. yazý harfleri yeni yazýmlardan farklý. ayný harf deðiþik þekillerde yazýlýyor, benimkinin bazý yazýlýmlarýyla kasettekilerin annemin kinin yazý stilleri farklý. ilk bir kaç sayfada bir kaç yerde takýldým. sonra anlaþýldý durum. benimkinin ilk sayfalarýnda bitiþ de diðerlerinden farklý. bazý satýrlar deðiþik yerlerde bitiþli. sonra kasettekine fazla bakmamaya çalýþtým. annem zýrltý yaptý çünkü. "böyle giderse hatimi bitiremeyeceðiz" filan diye. durdur geri al filan neyse kendi kuranýmý dikkate alýnca sorun kalmadý. kasete bakmamaya çalýþtým. yýllardýr kendi kuranýmý ilk defa okuyordum, iyi oldu. annem yokken ablam aramýþ, sonra benim cepten aradý, annem duþtaydý, çýktýktan sonra o aradý konuþtular, dün akþam türkayý evlendirmiþler, onu konuþuyorlardý. biz hatim yaparken günay aramýþ, bir ara ben harflere bakarken konuþtular. akþamüstü medine gelecekmiþ, arkadaþý gelmiþ, sonra barýþýn býrakacaðýný söylemiþ. akþamüstü annemle bamya piþirmiþtik onu yedik. bu yýl ilk yedim sanki. güzel olmuþ. sonra 10 gibi medine geldi. yorgun baya. biraz meyva yedik. onun yataðýný yaptýk. yattý, annem dizisini odasýndan yataðýndan izledi. ben de bu çatciler çok takýldým yani. gündüz annem yokken fezanuru arayýp sordum, o da msn den çat yapacaðýmýzý söylemiþti. hotmail adresini aldý, bir haber yok daha. neyse, bugün kuran okuduktan sonra saçýmý boyadým. dün kipa daki promosyoncu kýz mürdümü önermiþti. onu kullandým. yarýn allah nasip ederse oruca kalkacaðýz. bugün medine gelmeden önce odamdan dini bir kanaldan sanýrým hýristiyan kanalý, bir ayinlerini izledim. daha önceleri de baþka izlediklerim olmuþtu. etkileyici gerçekten. saf bir þekilde inançlarla iletiþim kurduðun zaman o yapýdaki mesajý alabiliyorsun. farklý kanallarla, ya da deðiþik manyetik dalgalarla kurulan bir iletiþim gibi. sen mi onlara konuk oluyorsun, onlar mý sana konuk oluyor, herhangi bir kötü niyetin, kasýdýn olmadýðýnda hoþ bir etki ve geçiþ oluyor. gerçek mesaj geliyor yani. yalnýz el altýndaki çözmem gereken bir kaosun da ayýrdýndayým. ne kadarýný çözebileceðimi zaman gösterecek. belki yalnýz kendime ait olan kadarýný çözebilirim. çünkü baþkalarýyla da ilgili durumlar var. ben sadece haberdar oluyorum sanki, bazen iþaretler vs. tam da tanýmlayamýyorum. güç. belki de gereksizdir. biraz fazla kaderci olmak yetebilir. ne olursa olsun ilgilenmemek mesela. öyle ot gibi nirvana çalýþmak. tabi savaþçý yapýlar bunlarýn dýþýndadýr. mücadeleci, yaþamsal, düþünsel olmak. süreç belki de. ya da herkesin bir kapasitesi var. bulunduðu yer sorunu var. coðrafya. sürekli itaat isteyen bir sistemin içinde yaþamakla özgürlüðe çeþitli bakýþlarý olan bir sistem çok farklý. fazla düþünsel ve yaþamsal kapasitesi olmayan yapýlar daha çok tek tipliliðe yöneliyorlar. o kavramdan yetiþen birilerinin de baþka çeþit farklýlýklarý anlamayý býrak, kabullenmesi bile zor oluyor. yani çok xxL bir durum. ya da hayatýnýzýn bir döneminde bazý konular daha yoðun olabiliyor. "þu daðlarda kar olsaydým, olsaydým;
bir asi rüzgar olsaydým,
gene severmiydin beni,
simsiyah duman olsaydým.
gelip yaslanýrmýydýn,
mapusta duvar olsaydým.
arar bulurmuydun
sahipsiz mezar olsaydým."
binlerce yýl öncesinden yaþayan insanlardan, canlýlardan kalýntýlar bulunuyor hep, þimdiki süreçte yaþayanlar kainatýn sonsuzluðu içinde ne kadarýný sürdüreceklerini sanýyorlar ki. din, dil, ýrk, cinsiyet, para vs farklýlýklarý dünyada birlikte yaþamak için çok kabul edilemez ayrýlýklara gitmemeli. çewlik kanala çat için girdiðimde, dün filan kendimi uzaylý gibi, kabul gören bir uzaylý gibi hissetmiþtim. bir dil kursu yani. kabul ettiler beni, belli bazen kendi gettolarýna almayacaklarý, hoþlanmadýklarý kiþiler oluyor. ama benim orda bulunmamdan rahatsýz deðiller. aslýnda kendimle ilgili bir konu var. yýllardýr. kim olursa olsun mekanýna sofrasýna gittiklerime her hangi bir kötülüðüm olmuyor. kasti yani. kavga etsem de kasýt yok. belki onun için seboyla arkadaþlarý; yýldönümleri geliyor, aklýmdalar hep, bir bulutun içinde onlarla görüþtüðümü anýmsýyorum hep, komutan sebahattin yavuz, songül koçyiðit, derya devrim aðýrman, mustafa iþeri, çorap iþçisi salih çýnar. onlarýn öldürüldüðünde bazý tuhaf þeyler yaþadým. rüyalarýmda gördüm. yazacaðým. evimin mekanýmý zaman zaman onlara "rezerve" olarak ayýrdým. dün rüyamda onlardan haber alýp halktan kadýnlarýn giydiði çiçekli elbiselerden giydim. benden haberdarlardý. daha önce bir rüyamda geniþ bir dinginlik içindeyken görmüþtüm. sebo gene savaþçý gibi duruyordu. bazý yaþlý insanlarla konuþup bana birþey vermiþti. onlar sanýrým kabeden de ikramlandýlar. kadýnlarý- yanlarýnda 3 kadýn vardý, uzakta baþka kadýnlar- yeþil elbiseler giymiþlerdi. ben ilk hatýrlanan bir konuþmada "beyaz" giydirdiklerinde, "gideceðim yerde yeþilleri giydirirler nasýlsa" demiþtim. hayatta olmak anlamýnda. sanýrým onlar benimle ilgili bir ruhani hayattan nasiplendiler. sebo yanýndaki bazý arkadaþlarýyla savaþçý duruþundaydý. ve bana onunla ilgili mesaj verilmiþti. o aslýnda karþýsýna çýkan konuya devrimci olarak bakmýþ ve örgütüyle benimle ilgili olan konuda gördüðü farklý þeylermiþ. kendine dayatýlan çözümden baþka bir çözümün daha iyi olabileceðini önermiþ, ama sonuçta örgütün kararlarýna uyacaðýný "su testisi su yolunda kýrýlýr, üzülme" dedi bana. büyükçe bir taþýn üstünde oturmuþ, dingin, hafif bir gülümseme. çevresinde arkadaþlarý vardý. "biz devrimciyiz" demiþti. bence onda gerçekten devrimci bir ruh vardý. ben onlarla bir bað kurdum. ne olduðunu nasýl olduðunu bilmiyorum. sonra baþkalarý da oldu, bað kurduðum çeþitli yapýdaki insanlar oldu, anýmsýyorum. bazý frekanslarda karþýlaþtým. onlar öldürülmeyebilirdi, sanýrým birileri onlarýn ölümünden çýkar saðlamaya yöneldi, baþka çözümler tartýþýlabilirdi. yýllar önce söylediðim þey. 90-91 vs. ilahlar, daha doðrusu gerçekten ilah olmayanlar fýrsattan istifade kan istediler. beni rahatsýz eden, buna benzer, bana ait olmayan durumlarda kullanýldýðým hissi. çevremdeki herkes koro halinde paranoyalar yaþadýðýmý söylerken. o evde sebolarýn öldürüldüðü kandil gecesinden sonraki ilk kandil de; o evdeki kýzlarýn ve arkadaþlarýnýn beni kandýrmak, yani komþu, eski arkadaþ çocuðu vs gibi þeylerle, tabi doðal çevremiz de boþaltýlmýþ oluyordu böylece müsait bir durum, 2. kandilde sebolarla ilgili kasýt yapýldýðý için, kýzlarýn ve arkadaþlarýnýn uzun ömürlü ve canlarýnýn kanlarýnýn yahudi, kürt, yunan, ermeni halklarýna varlýk vermesini diledim. bana benim asla yapmayacaðým bir kasýda kullanýldýðým her zaman tanrýdan istediðim bu. benim farklý insanlarýn birarada yaþamasý için kasta yönelmeden iyiniyetle hoþgörüye dayalý tartýþmalar çözümler üretilmesi anlayýþým var. çeþitli kasýt ve zararlarla insanlýðýmý kullananlardan, tanrý eliyle karþýlaþmam olarak isteklerim var. beni anlamsýz, faþist çýkarlarý için kullanan hiç kimseye kabulüm yok. hayatýmýn 15 yýlý görünmeyen aþþaðýlýk bir düþmanla savaþmakla daha doðrusu direnmekle geçti. çok örgütlülerdi. öðretim üyeleri, komþular, arkadaþlar(!), eþ(!), dost(!), yolda, orda burda, pazarda.. benim hayatýmda bana destek olmaya çalýþan herkese minnettarým. kasti sorun yaratýp sonra yardým etmeye kalkýþanlara deðil yalnýz. tanrý destek olan herkese benimle birlikte konuþma hakký versin. kasýt üretenlere kabul yok yalnýz. çevremde doðal olarak kalan yalnýzca hayvanlar ve bitkilerdi. evet duvar gibi insanlar vardý. ben de onlara karþý duvar gibi olabilirim. ayýrdettiðim birþey, artýk ben olsam da olmasam da benle ilgili konuda herkes sertifikasýný aldý. bundan sonra dünya onlarý görecek. benim yerim gerçek el, hak dostlarýnýn yanýdýr. çok baský altýnda "faþistin ekmeði sofrasý bana haram, benimki faþiste haram olsun" demiþtim. aslýnda bana hiç haram yok. tanrý bu mukadder kuluna kimseye kasýd ve zarar yapmama gibi bir ruh verdi. ancak bana dayatýlan baskýlar karþýsýndaki durumum nedeniyle -onlarý yaþayan ben miyim diye düþünüyorum bazen- dayanýlmasý güçtü, psikolojik, fizyolojik, berbattý. çevremdekiler. sýrf o nedenle tanrýdan bunu istedim. ýrkçý dinci faþistleri, faþist zihniyetleri; tanrýyla ilgili, yalnýz tanrýyla deðil herkesle ilgili konularda kirlilik yaptýrmamak içindi. sýrf bu nedenle -faþist baskýlarýn etkilerini gördükçe- amerikaya bakýþým deðiþti. amerikayý yeniden keþfettim sanki. her türden, din, dil, ýrk, cins, çeþit insanýn birarada bulunabildiði bir yapý. nazi karþýtlarý. avrupayý nazilerden onlar temizlemiþti diye hatýrlýyorum. ortadoðudaki kürt katliamýna karþý minnet duyuyorum. yine katliam oluyor yalnýz. yani bazý sistemler kürtleri ve yahudileri yok etmek üzere programlanmýþ gibi davranýyorlar. yeni nazizm gibi bir þey. hem de bir inancýn arkasýna sýðýnmalarý dehþet. onlarýn daha çok tanrýnýn yarattýðý herkesle birlikte paylaþýlan bir dünyayý kabul etmeleri gerekmezmiki. yani bu da çok XXL bir konu, beni aþýyor, ben dua edeyim en iyisi. belki iþe yarar. iyi geceler pýtýrcýk.
21 eylül perþembe
akþamüzeri annemle kipaya gittik. o doktora eczaneye gitmeyi düþünüyordu. yarýna býraktý. gelince medineyi aradým, gece belki bana yatmaya geleceðini söyledi, sonra aradým yoktu, ümmüyü arayýp derslerle ilgili konuþtuk, genelikle 1. hafta ders pek olmuyor. sonra medine aradý, evinde kalacakmýþ, bende salonda annemin yanýnda internete takýlýyorum. baþým aðrýyor, erken uyusam iyi olacak. ramazanda oruç tutup hatim yapýp dini ibadetlerimi kaçýrmayayým
20 eylül çarþamba
naptým, bugün çat yapmaya baþladým. dün bir radyo buldum, internette, çevlik, bingöl demekmiþ. radyonun çat sayfasý da var. çok hoþ diyaloglar oluyor. kolaj gibi, çok yaratýcý bir durum yani. dinleyicilerin kendi aralarýndaki konuþmalarý, renkleri, aralarýnda kendimi uzaylý gibi buldum. önce çok kürtçe konuþuyorlardý, ben biriki þey sorunca genelde türkçe konuþmaya baþladýlar. çok sevimliler, ben hep benim "onun bununkiler" derim, iþte onlardan bir renk. biraz takýlayým bakalým. bugün annem pazara gitti, beni aradý, gidip aldým yoldan. giderken müjgan seslendi balkonlarýndan. annemle dönerken konuþtuk gene, almanyadan akrabalarý gelmiþ, biraz ayaküstü konuþtuk. balýk salata yedik. balýklarý annem temizledi -bugün pazarcýsý temizlememiþ- ben piþirdim, marul-domates-salatalýk ykayýp salatasýný yaptým. sonra annemin dizileri baþladý, o onlara takýlýyor. medineyi aradý akþam, barýþ çýkmýþ, daha salon boyalarý bitmemiþ, medine gezmedeymiþ. ben bir ara ademi aradým, demokrat radyoda haberde harçlardan ayrý kimlik parasý ile ilgili eylem yapmýþlar, cezalarýný reddetmek için birþeyleri vardý, serkan isimli arkadaþlarý tutuklanmýþ. newrozla ilgili imiþ. gidiþat berbatlaþýyor. dünyanýn gidiþinin daha ýlýmlý hale getirilmesi olanaksýz gibi. aslýnda herkes kayýpta. neyse bugün uðraþamayacaðým.
19 EYLÜL salý
öðlene doðru uyandým. annem birþeylerle uðraþýyordu. sonra beraber elektrik için çýktýk. giderken cd ci zafere uðradýk cd lerini verdim. yanýnda üç genç çocukla birlikte bir koli o kaðýtla naylonda satýlan cdlere bakýyorlardý. kendisi için seçiyordu galiba. ordan bankanýn oraya giderken boya çivi satan yerden anneme günay hanýmýn verdiði makrame için tavana monte- tavandaki dübel için çengelli vida aldýk. benim yaptýðým makramayi çýkarýp, günay hanýmýnkini taktýk. bankamatik önünde çok kuyruk vardý. doðrudan tedaþa gidip, bilgisayarla ilgili bir þey diye, annem indi. 24 ytl ödemiþ. orada 1-2 fotoðraf çektim. sonra geldik. bir süredir, 2 yýl önce selmanýn evindeyken, karþý dairedeki kýzlar devamlý evlerine davet ediyorlardý, kandil günü sevaptýr diye gitmiþtim, o gün arkadaþlarýmý da telefonla aramýþtým. 29 eylül çarþamba-salý gecesimi neydi. hatta kýzlardan biri sözde benim gazetecilikteyken týpta ortak arkadaþlarýmýzdan biri çýkmýþtý. tesadüfler iþte. karý koca kýzlarý ve oðullarýyla ben iyiniyetli davranmýþtým. yemeðe filan gelmiþlerdi. adam ikide bir kýzýna kapý kollarýna dikkat etmesini, bir yerine taktýrmamasýný söylüyordu. iyi espri diye gülüyorduk. adlarýný þimdilik unuttum gibi, kandil günü kýz iki ev arkadaþý, iki kýz misafirleri bir de erkek öðrenci misafirleri vardý. gitmek istememiþtim ama çok ýsrar edince, kandil diye evimde hatim cdlerini açýp, dua ederek gitmiþtim. "benimle iletiþimlerinde kasýt varsa tanrým bana karþýlýðýnda dua" ve birþeyler dilemiþtim. o gece tokattaki devrimciler öldürülmüþtü. sanýrým benim onlarla manevi, tanrýsal bir baðým oldu. benim karþý daireye gidiþimle iliþkili bir þey var diye öbür kandilde tanrýdan birþeyler diledim ve oldu. sanýrým onun hikayesini sonra anlatsam iyi olacak. insanlarýn iyiniyetlerini ve inançlarýnýn kullanýldýðý kasýtlara neden olmamak gerekir. neyse o devrimcilerle ilgili arþivleri buldum. bu ramazan ayýnda gene onlar için de oruç tutup dua edeceðim. "bu topraklarýn gördüðü en büyük komutanlardan birine" sözü sanýrým seboya yakýþýyordu. çünkü ben matrix te bir sürü kimsenin ayýrdetmediði þeyleri anýmsadým. zaman zaman tanrýnýn el attýðý bir þeyler oluyor. zamanla açýklýða gidecek. sebo konusu da. "vakitsiz bir kar yaðar" bu hikaye de baþlýyor. "m. baþlýyarak mý dersin, baþlayarak mý" "dünya gerçekten deðiþiyor derim". onlarýn-5 devrimcinin fotoðraflarýný buldum. sanýrým onlarýn hikayesinde kazým koyuncuya kadar giden bir durumlar vardý. neyse vtv 4 vietnam kanalýnda bugün çok güzel bir program vardý. doðal müzik, doða, sanatçýlar, yerel danslarý, müzikleri. tayland da darbe lmuþ
18 eylül pazartesi
annem öðlene doðru günay hanýma gitti. ordan kipaya geçecektik, sonra erken diye eve geldi, evden gittik. giderken tekeri þiþirdik. sað tekerlek çok iniyor, hava kaçýrýyor gibi bir hali var. shelle uðrayýp arabayý yýkadýk. duþta, memet vardý, 1,5 ytl çay parasý verdik. arabanýn sað arka teker üstündeki aksesuar açýlmýþ, onu duþtan sonra tamir etti. sonra cam silegeçlerinin uç bölümlerini çýkardýlar. ordan kipaya geçtik. ipodlardan baktým. dominodakilere baktým. orda baya yardýmcý oldular ama fiyatlarýný düþünmem gerekiyordu. teþekkür edip "biraz düþüneyim" dedim. silegeçleri unutmuþum gidip aldým. reyon görevlisi yardýmcý oldu. 3 ytl gibi fiyatlýlardan aldým, "kendim takacaðým" dedim. bakalým bir deneyeyim. olmazsa benzinlikteki çocuklar takacak. gelirken medineye uðradýk. "yorulmuþtur, böreklerle çay içelim" diye. koþullarý yüzünden bize geldi. ademi aradým, mermer için ramazandan önce olur mu diye. olabileceðini söyledi. sonra 21.30 gibi onu býraktýk evine. isterse, bugün duvarkaðýtlarýný çýkarmýþlar, yarýn sývaya baþlanacakmýþ, koku filan olursa bize yatmaya gelebileceðini söyledik. barýþ babasýna gidebilirmiþ. sonra geldik.
17 eylül pazar
öðlene doðru medine aradý. hasanaða parkýnda nikah varmýþ, anneme ben gelemem ama sizi býrakabilirim dedim. telefonda söyledi. 12.30 gibi çýktýk. yolda giderken barýþýn arkadaþlarýyla ilgili tartýþtýk biraz medine ile. evine bir tanýdýðý sýva yapacakmýþ, ademlere baktýrmadý, "barýþ tanýmýyormuþ" dedi. ben de "barýþla ayný yerde, eylemlerde gördüm, o çocuklarý bana barýþ tanýþtýrdý" dedim, özgür gündemciler. sonra parkýn orda onlarý býrakýp, "dönüþte medine'de çay içeriz" dedim. gönlünü de almak istedim. sonra gelince beni aradýlar, "duþ alýp geleceðimi" söyledim. gittiðimde medine baya eþyaalarýný toplamýþ, yere halýnýn üstüne örtü serip, simit filan alýp kahvaltý yapýyorlardý. ben de oturdum, sonra gelirken medine kahve yapmaya kalktý. zorla içtik artýk, ama fal filan bakmadýk, medine kapattý ama anneme kapattýrmadým. "her zaman fal olmaz" deyip geldik. çamaþýr yýkadým. dün regl olmuþtum biraz halsizlik var gibi. vitamin içtim. annem pýtýrcýðý severken fotoðraflarýný çektim. akþamüstü annem bulgur pilavý piþirmiþ, sofra hazýrlamýþ, ama ben biraz önce yemiþtim. hatýrý kalmasýn diye sonradan yoðurtla bir tabak yedim. 1 ltlik kola açtýk. kutu kola ve fanta kalmamýþ, yarýn kipadan alýrýz diye konuþtuk. kaos filminin 1.cdsini izliyorum.
16 eylül cumartesi
öðleden sonra 3-3.30 arasý annemle bankamatiðe gittik. medineyi aradýk, barýþ çýkmýþ annemle konuþuyorlardý. akþamüstü öðrendik ki medine komþularýyla evkanýn yukarsýndaki þahin tepesine gitmiþ. giderken, cd.ci zafere uðrayýp, sonsuz aþkla tom cruose.un son filmini býrktým. 1.cd nin bozuk olduðunu, filmden çekilmiþ o yüzden görüntü kötü idi, aslý gelince yine izleyeceðimi söyledim. benim hatýrým için verdiðini belirttim genede. elinde aslý olsaydý verecekti zaten. yalnýz bu arkadaþlar korsan çalýþýyorlar. geçen günü ayþegülle konuþurken fýrsatýný bulsam karayiplere gitmekten, hatta karayip korsanlarýna katýlmaktan bahsediyordum. fazla bekletmeden cd korsanlarýna dahil oluverdim. ama izlemesi pek iyi olmuyor. yalnýz film kiralamak daha uygun. sadece özel koleksiyonlar alýnabilir. þu anda içinde bulunduðum maddi koþullarým nedeniyle biraz korsan takýlmak, bir düþüneyim. korsan film deðil bence gerçek film kayýdýndan kiralayýp izlemek daha iyi. poþette satýlan filmlerden. the lost city'i izledim. çok etkileyiciydi. sanýrým dünyanýn gidiþatýyla ilgili bakýþ açýmla ilgili kararlarýmda iyi bir etkisi oldu. bir de romantikti. 2. cd.de tanýmadýðým(!) bir yabancýyla ilgili birþeyler hatýrladým gibi. aðlayacaktým. bir mesaj konusu silik bir þekilde geçti. unutturulmaya çalýþýlan birisine mesaj (?) dý sanki. bir rüyamda onun için hatýrlamam gereken bir zaman için konuþtuðumu anýmsýyorum. bulutlarýn arasýnda, burasýnýn neresi olduðunu sormuþtum. ...
bankamatikte tuhaf bir þeyler bir kiþiler vardý herzamanki gibi. benim çevremdekilerin -tuhaf þeylerin- sanýrým artýk sadece izlemenin ötesinde bir durumlarý olduðu ortada. can havliyle boktan birþeylere tutunmaya çalýþýyorlar. deþifreler. "zararýn neresinden dönersek kar"dýr" bile diyemiyorlar. biraz insan haklarý, özgürlük, vs gibi þeylere baksalar belki bir çýkýþlarý olabilir. aptalca, gerçekte kendilerinin sahip olmadýklarý iktidarlar için debelenip duruyorlar. benim için -mukadder (aybey) çaðlar- herhangi bir devletin bayraðýn üzerimde manevi bir özel etkisi yok. insanlarýna onurlu bir yaþam çabasý içinde olan önemlidir. sonra natonun oraya kadar gidip arka taaraflardan dolaþýp geldik. sonra bir geyþanýn anýlarýnýn 1.cd.sini izledim. bugün film izlerken 30 dk. bisiklet yaptým. yosunari kawabata'nýn "karlar ülkesi" aklýma geldi. nobel ödüllüydü sanýrým, lisede incelediðim bir kitaptý. sonra 90-95 yýllarý arasýnda bir geyþa konularý hatýrlýyorum. geyþa olmak isteyen vs birileri! vardý. bir de matematikteki sevgi'nin bölümün önünde kantin varken orada, sanýrým 4-5 yýl oluyor, uluslararasý birþeylerden bahsediliþ vardý, sevgi "bizimkiler de çok adi þeyler yapmýþlar, yarýþýlacak gibi deðil" demiþti. tanrým eðer ima edilenler gibi yaptýklarý adi þeylerin benle ilgisi varsa, yalnýzca ve yalnýzca türk soyunun ruhsal yapýsýný göstertmiþ olsunlar. ve bununla ilgili söyleyecek þeylerim olsun. bende yaptýklarý adilik türklüðümün adiliði olsun. ve gerçekten insan onuruna yakýþmayan þeyler bana türk soyunu ve türk devletini reddetme hakkýný versin. roj tv de gerillalar daðlarda dolaþýyor. tertemiz sular akýyor. aþþaðýlýk onursuzlaþtýrmalara isyan edip daða çýkmýþlar. bahar dallarý, gelincikler daðlarda. þimdi de kardalar. isyan çok renkli bir þey. isyancý. insanlarýn inançlarýn onurunu aþþaðýlayan hiçbir þeyin deðeri yok. hiç bir hükmü ve baðlayýcýlýðý olamaz. isyan bir haktýr. maddi ve manevi olarak isyan. inanç deyince de iktidarlara hizmet için insanlarý ezip itaat ettirmek için kullanýlan inançtan bahsetmiyoruz. belki bir gün inancý tanýmladýðýmýz bir an da gelebilir. zaman geçiyor. "o þarkýyý bir daha çal, sam" belki baþka dillerde baþka þarkýlar öðrenmek, belki de baþka dilleri olan dostlarýn þarkýlarýný duyma zamanýdýr. roj tv gerçekten çok hoþ, yaþama dair çok nitelikli iþler yapýyor. bazý programlarý bana insan yaþamýnýn güzelliðini yaþatýyor. bana özel yaþadýðým kasýdlar nedeniyle unutmaya baþladýðým bir þeylerdi sanki. lise de arkadaþlarla insanlarý sevmek üzere yaptýðýmýz, yazdýðýmýz yazýlarý ve 17 yaþýnda üniversiteye giderken ki yaþama sevincimi anýmsatýyor. deðeri. kürt halkýna minnettarlýk duyuyorum. yürüyenler, kentlerini gösteriyorlar þimdi de. çay içenler, birilerine, dostlara "hadi bana çay yap" diye gitmek, bunun üzerine yazdýklarýmý anýmsadým. þekersiz çay þiirimi. birileriyle yalnýzca ve yalnýzca dostlukla ikramlarý yiyip içmek, unuttuðum bir duyguyu anýmsadým gibi. uzun hava çekip görüntüler. çobanlar, koyunlar kuzular, harman yerleri, kentler, antik kalýntýlar, sarp yamaçlar, göller, güzel programlar. insana kendini iyi hissettiriyor. umarým kürt halký da kendi özgür, çaðdaþ, yenilikçi, dinamik bir toplum olarak huzurlarýný bulurlar. þimdi de kadýnlarýndan görüntüler var. öðrendiðim kadarýyla çok acý çekmiþ bir halk bunlar. tanrý yardýmcýlarý olsun. ve bütün dünya için umarým çaðdaþ, demokratik, özgürlükçü ve insancýl çözümlerin baþladýðý günler olur. iyi geceler mukadder. artýk sana bölümler halinde birbirinden baðýmsýz öyküler yazdýracaðýz. kendi anýlarýný gizlediðin þeyler olabilir.
15 eylül cuma
sabah annem fýrýna börek koyup medineyi çaðýrmýþ. o arada benim eskiden öðrencim olmuþ olan 5. katta oturan fikretin eski sevgilisi pýnarýn annesi kapýyý çalýp, pýnarýn evlilik davetiyesini verdi. 29unda sokakta kýnasý, sonra da düðünü var sanýrým. benim eski öðrencileri de toplayacaklar sanýrým. medine gelince balkonda kahvaltý yaptýk. annem sibele de bir kaç börek çýkarmýþ. sonra medine ile sibele kahve içmeye gittiler. gelince biraz oturup sibel ablalarýna gittiler, ben onlarý trenyoluna býraktým. annem arabanýn arka penceresinin açýk kaldýðýný bildirmek için aramýþ. bir süre sonra çýktý geldi. karþý apartman komþularý birsen hanýmýn annesini hastaneye götürdüðünü söylemiþ. medine aramýþ, sýra aldýklarýný beklediklerini söylemiþ. sonra annem akþam üzeri aradý. annesinin -sanýrým 86 yaþýnda bir kadýn- karaciðerinde leke olduðunu erkek kardeþinin yeni geldiðini söylemiþ. ev telefonunu sonra arayýp vereceðini söylemiþ. sanýrým bir numara var. umarým annem de aramaz artýk. engine kýz bulacaklar diye, ne hallere düþüyorlar. onun yerine baþka þeyler yapsalar bence daha iyi olur. yýllardan beri söylüyorum. dinlemiyorlar. ilgilenemeyeceðim. söyledim de bu konularla ilgilenemeyeceðim diye. o yüzden evlerine de gitmedim. medine yaþlýlarýn böyle þeyler yapabileceklerini söylüyor. öðleden sonra bisiklet çevirip -30 dk.- dün gece izlemeye baþladýðým, sonsuz aþk filminin 2. cd.sini izledim. gerçekten etkileyici idi. benim zaman zaman aldýðým iþaretlerden farklý gibiydi. buna benzer iþaretler de oluyor, ya da oldu, ancak, benim aldýðým iþaretler daha çok baþka bir boyutun gözlemleri þeklinde oluyor. sanki ben o sýrada anlamýyorum, sonra dan o anlara iliþkin anlamalar oluyor. herhalda geçirilmesi gereken bir süreç var. bazý þeylerin olduðunda hissettiðim þeyler -matrix gibi- tam anlamýyorum, sanýrým bu dünyaya ait olmayan bakýþlar benim -baþka þahýslarýn söylemlerinin dýþýnda- oluþturduðum þeylere bakýþ yapýyorlar. anlýk þeyler gibi. sanki onun bunun dediklerinin dýþýndakilerin görüldüðü bir bakýþ(çok boyutlu) bir tür saðlama yapýlýyor gibi oluyor. tuhaf, güven verici, çünkü bir takým yalanlarla kasýdlarla harcanmayacaðýný hissediyorsun. belki de bir sürü söylemlerin yerleri söylemi yapanlarýn kendi yerleri oluyordur. bir tür denenme yani. bir kere rüyamda kuzu olmak istemediðimi baðýrýrken hatýrlýyorum kendimi. belki de kuzu; hýristiyanlara göre saflýk, isanýn saf varlýðý gibi; saflýða karþý yapýlanlarla bu dünyada yaþananlar ölçüþtürülüyordur. ruhani saflýðýn görünüþüne karþý yapýlanlar yapanlarýn görüntüsü oluyor. kendimle ilgili böyle birþeyler hatýrlýyorum. sanýrým asýl pisliðin kaynaðý ruhani saflýðý kendi çýkarlarý için kullanamayýnca kirleterek, aþþaðýlayarak, kasýd içine çekerek yok etmeye çalýþanlar oluyor. gerçekten tevekkülsüzler, gerçek inanca sahip olmayanlar, inançlarýn varlýðýný sahip olduklarý iktidar için kullananlar/harcayanlar. maneviyat önemli, gerçekten inanca sahip olmak onu saf koruyacak kiþiye geçirmekle oluyor. bunlarla ilgili þeyleri o sýrada farketmiyorsun, ama bilinçdýþý saflýðýn -burda deðiþik bir yapý sözkonusu yalnýz, sanki baþka bir varlýðýn devreye girdiði gibi bir durum oluyor- bir þeyler yapýyor. sanki kutsal kadehi ruhaniler dokunuyor, ve sen onu birine geçiriyorsun. bilinçle yapýlan bir þey deðil. bir mesaj dolaþýyor ve zaman zaman senin de etkilendiðin bazý þeyler oluyor. sanki deðiþik bilgi kaynaklarý var. elektromanyetik dalgalar gibi, zaman zaman etkileþim oluyor. sen güçlü olduðun sürece bu dalgalarýn senin içinde bulunduðun boyuttaki negatif etkilerini azaltýp, deðiþtirebiliyorsun. "akan suyun yolunu deðiþtirmek" gibi. sanýrým faþistlerin benden korktuklarý þey bu. aslýnda benim tatil yapýp, onlarý kendi dillerinden konuþacak arkadaþlarýyla býrakmak iyi olacak. bir emekli olup uzun ca tatil yapayým. hazýr tatil acentasý da var. skyauction paramý yatýrmýþ, onlara 2 teþekkür mesajý çektim. biri hotmailden, biri smiley santralden. belki lotodan para çýkar. kaçar giderim. "tanrým benim biraz tatil zamaným geldi" filan deyip. aslýnda dünyanýn gidiþatý berbat. solcu geçinenler acayip zývanadan çýkmýþ durumda. sanki solun dýþýnda herbir halttan anlýyorlar gibi. üzülüyorum ama bu gidiþle yalnýzca tepkileriyle yaþayan, anarþizan, tuhaf bir yapý alacaklar gibi bir durum var. çünkü bazen çok gerici oluyorlar. yani devrimcilik; yenilikçi, çaðdaþ, insancýl deðerlerini yaþayamýyor gibi. bitmemek için çaðýn gerçeklerini iyi deðerlendirmeleri ve ne olursa olsun insan onurunu düþürmemeleri gerekir. sanýrým en büyük yanlýþlardan biri ortadoðuda abd karþýtlýðý adýna insan onurunu aþaðýlayan, ýrkçý -yahudi karþýtý, kürt düþmaný-, dini iktidardaki varlýklarý için kullanan yobaz yapýlanmalarý destekler duruma düþüyorlar. gerçekte devrimcinin karþý olacaðý þey bunlar. savaþ karþýtlýðýnýn teorisini güncel teorisini oluþturamayýnca, tepkisel durumlarýn kuyrukçusu bir durumlarý oluyor. hoþ bir sürü insanda tartýþacak, bilgilenecek, yorum yapacak güç de kalmýyor. ki. "geri kalmýþ ülkelerin en büyük özelliði düþünce özgürlüðünün olmayýþý". devrimci; özgürlük, insanca yaþama, yaþama tutkusuyla dolu olur. aþþaðýlama, din olarak, ýrk olarak, cinsiyet olarak, ekonomik durum olarak aþþaðýlama olmaz. itaat ettirici deðil, katýlýmcý olur. insanlarý onurunun aþaðýlanmasýndan parsa almaz, yani pek devrimci kalmadý gibi. bu dünyayý kurtarmak da bir anlamda özgürlükçü liberal inanç sahibi insanlara kalýyor gibi bir durum çýkýyor sanki. dünya bu hallere düþerken ben de sorumluluklarý þutlayýp, biraz daha dua edip baþka boyutlara galaksilere yol mu arasam ne. ramazan da geliyor. oruç tutup, dualar edip, bütün dalga boylarýna ait dualarý edip nirvana çalýþsam iyi olabilir. bazen esprilerimiz tanrýyý gülümsetiyormudur ki. ama dünyayý kan gölüne çevirmek benim tercihim deðil. iktidarlar, sýnýrlar vs de. rüyamda kabeye gittiðim zamanlarda günlük kýyafetlerimleydim. içine alýndýðým o kuran okuyan þahýsý gördüðüm zaman da pantalonumla -sanýrým kottu- ve baþýmda örtü yoktu. zaman zaman özel kýyafetler giydirildiðim zamanlar olmuþtu. etekleri dualar yazýlý -altýn sarýsý kocaman kuran harflaeriyle- beyaz pýrýltýlý elbiseyi anýmsýyorum mesela, rahmetli sadika teyzemin mezarýný ziyaret ettiðimde giydirilmiþti. bazý namaz kýldýðým, kuran okuduðum zamanlarda baþýmda örtü olan zamanlar oluyordu. bazen olmuyordu. bu saygýsýzlýk deðil, tanrýya ve onun yarattýklarýna, varoluþa olan inancýn maneviyatla ruhla örtüþmesinden oluyor. diðer dinlere ait kitaplarla ve kutsal yerleriyle karþýlaþtýðým zamanlar da oldu. hatta rüyalarýmýn dýþýnda da bazý þeyler oldu. tanrýya teþekkür ederim. sanýrým ingilteredeyken kendimle ilgili bir konuda yaþadýðým rehber deðiþimi ruhani dünyanýn isteðiyle oldu. bilincinde deðildim çünkü. o deðiþimin yaþanmasý gerekli görülmüþtü. yalnýz sanýrým bana her koþulda verdikleri bir özgürlük var. çekip gitmek gibi bir þey. bir sürü elektromanyetik dalga -kutsal nehir kaynaklarý gibi- var. ve hepsinden kabul görebiliyorum. hazreti hýzýrla karþýlaþmamýz, haceri esvedle karþýlaþmamýz, tanrý elinin bana geliþ þekli, kabeyi muazzamanýn kapýsýnýn açýlýp kabul ediliþim, yaþadýðým bazý þeyler, baskýya deðil sevgiyle kabule aidiyeti gösteriyor. ve sen de asla hiç bir inanç yapýsýna karþý bilinçli, kasýdlý bir kötülüðe yönelemiyorsun. gerçek olan da bu oluyor. olayý bilen birileri müslüman diyemeyeceðim, belki iktidar müslümaný diye bir þey denebilir, tanrý elini -yahudi kaynaklý, hýristiyanlarla ilgili hatta bütün insanlýkla varlýklarla ilgili bir þey olmasýyla ilgili olarak kendi iktidar sorunlarý için kirletmeye kalkýþtýlar. iþte karþý çýktýðým konu buradadýr. tanrýsal tevekkülü yoketmelerine engel olmak içindir. tanrýsal bir inanca tabiri caiz deðil ama yular takmak, gününü göstermek, haddini bildirmek istediler. son derece zavallý bir durum. sanýrým tanrý beni ayna yaptý. beni düþürmeye çalýþtýklarý duruma görünen o ki kendileri düþüyor. "tevekkeltü taalallah" þu anda gerçekten ruhsal bir dinginliðim var. tanrým teþekkür ederim. ben yanlýþ yapacaðým zaman sen bir þekilde yaptýrma. kasýtlý yapýlan, yaptýrýlan pislikler bana ait olamasýn. manevi örtün için teþekkür ederim. ruhum için teþekkür ederim. onun görüntüsünü de sanki anýmsýyorum. görünüp sonra tekrar görünüþünü, renklerini, yapýlanýþýný, canlýlýðýný, hareketini. hatta dünyadaki yapýlarla olan saf iliþkimin biçimlenmesiyle ilgili bir þeyler anýmsýyorum. iþte bu hiç bir iktidara ait olmayan þey bu. herkesle iliþkili saf bir masumiyet var. bana özel özgürlüklü. kimsenin güdümüne ait deðil. gidebilir. farkettiði anda. gücü bilinçli bir enerji dalgasýyla ait olduðu yere gönderebilir. insanlarýn yaþadýðý bu boyutta dünyadaki varlýklarýn, devletlerin, bayraklarýn, tek kutsallýðý insan onuruna verdikleri önem ve saygýyla buna benzer þeylerle beliriyor sanýrým. yaþamla ilgili þeyler. sonsuz hayat kaynaðý gibi þeyler sanýrým bu deðerlerle ilgili.
14 eylül perþembe
sabah annem erken geldi. 10 u biraz geçe evdeydi. hemen medineye gidip, birsen hanýmýn dediði kýzlarý görme -engin için- muhabbeti yaptý. ona biraz sakin olmasýný bu tür konularý fazla kafaya takýp medinenin arkadaþlýðýný kaybetmemesini söyledim. medine kahve içmek için çaðýrmýþ, ben bu konuyla ilgilenmediðim için anneme kendisinin gitmesini söyledim. gitti geldi, dediðine göre iyi konuþmuþlar, yarýn öðleden sonra birsen hanýma gideceklermiþ. sonra vesile hanýmýn gelin mevlidine gitti. ben bisiklet çevirip yoga yaptým. geldi, hemen sibellere gideceðini söyledi, epey bir kaldý. sibelin geçen hafta sanýrým 42 yaþýndaki teyzesi ölmüþmüþ. sonra onun kýzý zeyneple geldi. ben karpuz kesmiþtim, birer tabak yediler. onlar otururken ben duþ aldým. zeynep gitti. sonra anneme bir torba patlýcan getirmiþ. anneme benim yemeyeceðimi söyledim. anneme sibel apartmanda en çok annemi sevdiðini söylüyormuþ. annem de onu sevdiðini söylemiþ. anneme kocasýný sevmesini, çocuklarýný sevmesini söylemesinin daha iyi olacaðýný diðer komþularýn meselesine dönmemesini söyledim. sonra aydemirin sibelinin fýrýnýn içinden çýkan tepsisini söylemek için aradým. komþu sibel muhabbeti olunca aklýma geldiler. sibelin annesi anciyo olup kalbine pil takýlmýþ, pazar günü izmirdeki evlerine döneceklermiþ. o zaman annesine geçmiþ olsuna gidebileceðimizi söyledim. sonra aydemiri verdi. ona 12 eylül eylemlerini sordum ama, sibelin annesinin ameliyatýný ve kayýnpederinin dayýsýnýn kýzý ölünce cenazesini kaldýrmaya uðraþmýþlar. diyarbakýrdaki insanlarýn 11 kiþi bombalanmasýnýn kötülüðünü konuþtuk. sonra izmire gelince görüþeceðimizi söyledik. ayþe atalay adýndaki kozmetik satýcýsý bayan aradý. afroditte çalýþýyordu. ondan aloe vera almýþtým, bitme zamaný gelmiþ diye aradý sanýrým. bana yüz temizlemesi de yapacaktý. ona eczaneden aldýðým antibiyotikli bakterisid etkili ilacý kullandýðýmý, cilt sorunumun geçmediðini kendisinden aldýðým jeli hala kullanmadýðýmý söyleyip teþekkür ettim. annem akþam üstü ahmet abiyle konuþmuþtu, pazar günü kuþadasýna dönüyorlarmýþ. annem sonra kuþadasýna gideceðini söyledi. sonra mermeri yaptýrmak için haber vermemizi söyledi. ademi arayýp söyledim. ona ayýrdýðým fotoðraf makinesiyle objektifi de almasýný söyledim. salýya filan getirebileceklerini söyledi. diyarbakýrdaki olay için üzgün olduðumuzu söyledim. caný sýkkýn tabii. sonra funda aramýþ annemle konuþurken, bana seslendi. buradaki telefonu taktým. ingilizce öðrenmek için burs, özlemin gidiþ þekli vs. sordu. internetten google dan filan burslarý aramasýný, amerikan kültüre gidip sormasýný, benim yýllar önce 1983-84 gibi oradan aldýðým kurslardan çok yararlandýðýmý, ingilizce alt yapýmý oluþturduðumu, 9 eylül üniversitesinin kurslarýna bile -bir kaç derste öðretmenleri görüp kaçtýðýmý- doðru dürüst devam edemediðimi söyledim. sonra bizim bostona gidip hem çalýþýp hem ingilizce öðrenen kýzýmýz aklýma geldi. o okula gelince sorabileceðimi söyledim. internet üzerindeki ayþegüle gönderdiðim linkleri gönderebileceðimi, ingilizce haberlere bakabileceðini belirttim. ingilizce öðrenmesinin gerekli olduðunu belirttim. mesleki olarak. ablam annemlerin günay hanýmlarla olan günlerine katýlmaktan vazgeçmiþ. annem geçen hafta onun için verdiði 50 ytl için günayý aradý, yokmuþ, didime gitmiþmiþ. dün tom cruisenin filmindeki shangay görüntüleri çok güzeldi. filmin aslýný izleyeyim. zaten 1. cd çalýþmýyordu. cdci hatýrým için vermiþti zarten. sonra aslýný getirecek. þimdi de bir baþka film izleyeyim. kayýp þehir var. sonsuz aþk, kaos, nöbetçi, geyþa, firewall, hotel rwanda. (benim ingilterede kaldýðým otelin adý neydi. rüya gibiydi.)
13 eylül çarþamba
öðleyin duþ alýp annemle çýktýk, önce pamukkale terminale uðradýk, o inip fiyatlarý öðrendi, köyceðiz 18 ytl, fethiye 22 ytl imiþ. sonra okula gittik, annem bölümün önündeki sýralarda otururken ben yukarý çýktým. ümmü ye "kolay gelsin" deyip girdim, mektuplara vs baktým. sabire niye ona da söylemediðimi sordu, "farketmedim, sen de kendine göre takýl" dedim. ümmü benimle iþgili herhangi bir þey olmadýðýný, olursa haber verdiðini söyledi. çýktým. odamýn olduðu atölye kapýsýndan adýmýn yazýlý olduðu metali alýp zarfýn içine koydum. çýktýk, annemle parantez cafeye gittik, deðer tedaþ,ta sözleþmeli iþe baþlamýþ, hüseyin vardý. çay içelim dedik. garson kýz çay getirdi. çimenlerin arasýndaki yere oturup içtik. medineyi aradým, gönül ablasýndaymýþ, kiralýk ev bakýyormuþ. sonra eve gelirken annem yufka almak istedi. ben de cd için uðradým. karþýlýklý ayný sokaktalar. 7 tane cd aldým. birini biraz sonra koyacaðým. hepsi için 5 ytl aldý. bir kaç gün içinde getireceðimi söyledim. annem de yufkasýný almýþ geldik. o böreðini sardý. bir ara ablamý aramýþ yokmuþ, sonra ülkerleri aramýþ, oðlu gürkan çýkýp yengelerine gittiklerini söylemiþ, cepten niye aramadýðýný söyleyince dalgýnlýðýna geldiðini söyledi, sonra cepten aradý, ablam ona akþam onlara gitmesini söylemiþ, trafik sýkýþýk olduðu için ben götürdüm. bornova migrosun ordaki durakta indirdim. uzun bir zamandýr. müziðin sesini yükseltip geldim. trafik yoðundu. deðeri aradým, telefonlarý kapalýydý. ayþegülü aradým. ev telefonu güvenlik diye açýyorlardý. iki kere. denizli site hastanesinin güvenliðiymiþ. "ben güvenlik filan aramýyorum, ayþegülü arýyorum" dedim. adam güldü. telefonu yeni almýþlarmýþ. ayþegüller yeni eve taþýnýnca telefonlarý deðiþmiþ. sonra o beni evden aradý. izmire önümüzdeki günlerde gelecekmiþler, görüþelim dedik. epeyi konuþtuk. annem sabahtan ben uyurken -bugün de bölük pörçük uyudum, uçaklarla filan ilgilendim hep.- nurten hanýma çýkýp anahtarlarý deðiþtirmiþ. ben anahtarý sarýp arabadaki kuranýn içine koydum. gelince annemi aradým. biraz önce bir kere daha aradým. engin yemeðe gelip sonra çýkýp yeni gelmiþmiþ, ablamla konuþuyorlarmýþ. biraz keyifsiz gibiydi, fethiyeye 1-2 gün sonra gitmeyi düþünüyormuþmuþ. "yarýn konuþuruz" dedi. yarýn ablam ürkmeze gidecekmiþ, saat 10 gibi birlikte çýkacaklarmýþ. " saat 00.21 þimdi annem aradý, otururlarken ablam yanlýþlýkla aramýþ, sonra ben aradým, önce kapattý sonrakinde ablam açtý. ona daha önce desteklediði cem -uzan dedi- politikaya dönüyor diye duyduðumu, hala destekleyip desteklemediðini sordum. destekleyebileceklerini, baþkasýnýn tayyibi deviremeyeceðini söyledi. ben de "diðerleri daha kötü onlarý kim devirsin?" dedim. sonra kapattýk.
12 eylül salý
12 eylül, yýllar geçti, "20 þu kadar yýl sonra bu senmisin" öðlene doðru, kalkýp mutfaktaki, korýdordaki halýlarý, oda giriþlrine koyduðumuz halýlarý küvette ýslattým. medine kahve içmeye çaðýrmýþ gidecektim ama çok yorgun olduðum için sonra iptal ettim, akþama ademle gideceðiz nasýlsa diye. öðleden sonra onlarý yýkadým, durulayýp kenara koydum. banyoda akþamüstüne kadar sularý süzüldü, akþamüstü medine aramýþ, baþka yere taþýnmak istiyormuþ, ev bakmaya gitmiþ. sýva badanadan vazgeçmiþ. sonra ademle görüþtük. anneme mermer parçasý göstermeye gelecekti. baya geç geldi. araba bulmakta zorlandý tabii. ben de yorgunluktan gidesim gelmedi. ona bir muz yedirdim. yemek yediðini söyledi, birer sallama çay yaptým. roj tv ye baktý. bilgisayarýmdaki resimlere bakýp, sonra ýraktaki kürdistan için "bizim deðil" gibi bir þeyler söyledi. "o zaman daha çok beklersiniz" dedim. annem akþam üstü benim telefonu bulamayýnca, telefonunu çaldýrayým derken kuþadalý ahmet abiyi aramýþ, o da köyceðiz mi fethiye demi nerdeymiþ. "hadi yarýn çýk gel" demiþ. annem gitmeyi düþünüyor. mermeri gelince yaptýrma meselesi çýktý bu durumda. o zaman ademe sonra haber verelim dedik. telefonumu dün arabada unutmuþum, onu alýp gelmiþtim. akþamüstü. annemin düþüncesini yarýn ademe bildireceðiz. annem ahmet abi demiþ galiba küçük bir ev hayali kuruyor, kuþadasýndan þurdan burdan, 10-15 bin ytl ile olacak iþ deðil, genede gidip bir konuþsun bakalým. büyük olasýlýkla -benim lotodan vs para çýkmazsa, aylýk loto ücretini alamamýþlar, internetle bildirdiler, öðlen iþ bankasýna telefon edip, visa kartýný 1500 ytl den az olmak üzere internete açtýrdým. 9.9 dolar çekildi. lotoya devam- önümüzdeki yýl emekli olduðumda bu evi satýp, emekli ikramiyesiyle birlikte baþka bir yerden ev alacaðýz. artýk içinde bulunduðumuz duruma göre bu deðiþecektir. þartlarýmýzýn ne olduðuna baðlý olacak tabiiki. annem de hayal kuracaðýna gidip konuþsun bakalým. fikir deðiþtirmezse gidecek. bakalým. bügün internet explorerýmý güncelleyip, bir sürü sorunumu giderdim. yalnýz, ben internet üzerinden dekstopuma bir sürü fotoðraf indiriyordum. o kaybolmuþ, backgrounda indirme oluyor, dekstopa yok, bakalým bir yerlerden bulurum herhalde. bir de birkaç program sanýrým gerekiyor, flaþh player vs. gibi.
11 eylül pazartesi.
sabah kahvaltý yaparken medine geldi, sonra salonda deðiþiklik yaptýk. iyi oldu. annemin pembe beyaz naylon sebzeliðini medineye verdik. ben onu evine býraktrým. akþam chpnin dokuz eylül üniversitesi lokalinde yemeði varmýþ, bize de söyledi- ilgilenmedik. 4 gibi onu alýp kipaya gittik. bu sefer ödemeyi annem yaptý. gelirken shell de arabayý yýkattým, tekerleri þiþirirken cihazlarý sorunluydu, araba yýkayan kürt mehmeti çaðýrdýk. önce koskoca bir adam bana "abla" þöyle böyle yapýlmasý vs birþeyler dedi. hiç dinlemedim. benzinliðin görevlileri baksýn dedim. annem çocuðu buldu. sonra benzin alýrken, "selami" diye yaka kartlý biri benzin verdi. kartýmý çektirirken kasadaki gençle benzinliðin içini ve çevresini gösteren kamera üzerine konuþtuk. bugün yollar baya kalabalýktý. sonra medineyi evine býraktýk. ademi aradým, yemek yiyorlarmýþmýþ, otobüs bulamazlarsa alayým dedim. sonra gidip onu ve mermerci arkadaþýný - adý, sonradan öðrendim, "selami" imiþ. bugün ege ünüversitesinin oradan geçerken 12 eylül dönemlerini andým. mitinglerle araba lastiði yakýp, ankara yolunu kesiþlerimizi. bir keresinde rahmetli kör hüsrevle ayný gruptaydýk. mitingde polisle çatýþma çýkýnca kaçarken, önümüze çýkan bir hendekten onu ve kendimizi atlatýþýmýz, yine bir kere 8-10 kiþi okulun önünde hüsrevin flütü eþliðinde þarkýlar türküler söylerken bir cemseye doldurulup götürülüþümüz, sonra yurt müdürünün bizi toplayýþý, bir kere kampüste boykot varken, "benim haberim olmadý" deyip boykot yaptýrmamýþtým. okulda bizim guruptan yalnýz ben vardým. sonra "boykot yaptýrsýn" haberi gelince okuldaki herkesi anfiye toplayýp, "sorun benden kaynaklandý" açýklamasýyla boykotu baþlatýþým -selim beni izliyordu. sonra aydemir (osman) gelip onun okulda olmasýna baya bozulmuþtu. annemlere de ademlere de anlattým biraz. mermeri yapacaklar. 300 ytl. onlara birer kahve yapýp, giderken ellerine birer kutu kola verdim. benzinliðin oraya býraktým. adem yarýn medinenin evinin sýva iþine bakacak.
10 eylül pazar
sabah ademi kahvaltýya bekledik. aradým durakta araba bekliyormuþ, izkent otobüsleri seyrekleþti. gidip onu belediyenin ordan aldým. kahvaltý yaptýk. dýdý dý konuþa konuþa. sonra odunluða geçtik. hafif bir gerilim oldu annemle, ama fazla sorun olmadý. bir sürü þey atýldý. bir tane resim þövalesini, hortum, yastýklarý, maraton küreði, evdeki bazý camlarý, küçük canon filmli fotoðraf makinemi, evdeki 1 büyük fransýz þarabýný ve 2 küçük þarabý ademe verdim. depoyu hallettikten sonra benim 3 torba, annemin 2 torba eþyasýný ve bir fýrýn tepsisini 13 nüfuslu bir kürt iþçi ailesine býraktýk. kahve içmeye davet ettiler, evde iþimizin olduðunu allah nasip ederse baþka bir zaman içebileceðimizi söyleyip geldik. su içtik yalnýz. sonra benim odaya geldik. çamaþýr makinasýný elbise dolabýný biraz itip yanýna, onun yanýna raflý dolabý yan çevirdik, üstüne küçük buzdolabýný koyduk. sonra diðer þeyleri kendimin yapabileceðimi söyledim. adem bizdeyken kutu kola içtik. sonra ezo gelin çorbasý- annem yapmýþtý onu içtik. sonra onun için ayýrdýðýmýz eþyalarý arabaya koyup onu emek mah. deki evinin -daha doðrusu arkadaþýyla kaldýðý evinin oraya býraktýk. gelip evi sildim, halýlarý elektrik süpürgesine tuttum, açýk yerleri bir kere daha silip banyoda kovaya ýslattýðým paspaslarý yýkadým, annem serdi, ondan önce çamaþýr makinasýnda örtüleri filan yýkamýþtýk. çamaþýr yýkama eskisi kadar sorun olmuyor. duþ aldým, anemle yemek yedik. yarýn salonu halledecektik. fýrýný salona koyacaðýz. koridora çýkardým þimdilik. medineyi aradý, adem onun evine sýva badana yapabileceklerini söylemiþti, onu söyledik. yarýn sabah kahvaltýya gelecek. 10 gibi. adem bizim mutfaktaki mermeri de halletmeye çelýþacak. aydemirden bir haber çýkmadý. 12 eylül eylemleri yapýyorlardýr. ademle biraz kürt meselesini önemsemeden devrimcilik taslayanlarý konuþtuk. kürtler ve duyarlý insanlar amerikanýn ortadoðudaki varlýðýndan þikayetçi deðiller. yýllarca yokedilmeye çalýþýlan bir halk olarak haklýlar tabiiki.
9 eylül ctesi
çýkmadým. annemle eþya tartýþmasý yaptýk, vermek için ayýrdýðýmýz eþyalarý gene elden geçirip özellikle benimkilerden bazý ayýklamalar yapýyordu. naylonlar, eski þeyler, yenilerini saklýyor, bazen ona mezar yerlerinin eþya koyacak kadar geniþ olmadýðýný filan söylüyorum. baya bir sýkýntýlýyýz yani. hiç kullanmadýðýmýz nesnelerle dolu. bir takým kiþiler de onun bu yanýný körüklüyor. o da cahil, bir sürü insan gibi, hayatý/yaþamý/varoluþu göremeyecek kadar cahil. neyse hayýrlýsý olsun. sonra biraz yattým, uyumuþum, kalkýnca medineyi aradým, 3.5 gibi, denize gidelim diye. büyükþehir belediyesinin yemeðine gidecekmiþ, saçlarýný filan sarmýþ ona hazýrlanýyormuþmuþ. sonra ben kendim dolaþmaya çýktým. arabayla karþýyaka maviþehir soðukkuyu dolaþtým geldim. annem oturmuþ, ayçekirdeði yiyip, tv seyrediyor. ona ben olmadýðýmda hep yapacaðýnýn bu olduðunu söyledim. ve ben edepsizliðinden býktýðýmý böyle naylonlarýn eski þeylerin pisliklerin sorununu yapacak olursa heryere kendimin gideceðimi söyledim. kendisi de oturur çekirdek yiyip, tv izler, arada bir dýþardakilerle görüþür. bombozuk oturuyor tabii. yok ki mukadderinkinden baþka oturtulduðu çýkarsýz mekaný, bindirildiði arabasý. hani cahil de olsa biraz sezgileriyle kendi durumunu anlamasý gerekir. yani isterse taþýnýp gitsin ya. ömür törpüsü yapacaðýna, baþka bir duruma bakarýz. sonra dolapta dondurucudaki balýklarý çýkardým. önce sordum, balýk yapayým mý diye geçen günü konuþmuþtuk. "çýkar" dedi. salata yaptým, domates, roka, maydanoz, balýklarý piþirdim. o þiþe kola almaya gitmeyi sordu, kutu kola açabileceðimizi, tarihleri geçince tadlarýnýn bozulduðunu söyledim. balkonda yedik. sonra o aþaðý indi, aþaðýda nurten sema duruyorlardý. çamaþýrlarý asarken sesini duydum, pencereden "anne bir þey mi dedin" diye sordum. "yok, bir þey demedim" dedi. ama sanýrým semanýn oðlu adnana fatih bakkalýndan ay çekirdeði aldýrmýþ, bana söylemedi. onlar da almasýnlar, ne yapayým. akþam "çocuðu ara, yarýn gelecekmi, sor" dedi. konuþtum. 10, 10.30 gibi gelecek. sonra mesajla evin adresini bildirdim. sonra duraðýn adýný. tom hanks'la meg ryan'ýn "mesajýnýz var" filminin 1. cd sini izledim. bilgisayarýmda bazý programlar silinmiþ galiba, hp desteði alsam iyi olacak gibi. garanti süresi dolmadan. sanýrým alalý 7-8 ay oldu.
8 eylül cuma
dýþarý çýkmadým hiç, funda gelecekti, engin nerdeyse ilk defa yarýn çalýþmayacakmýþ, bugünden yazlýða gittiler. fýrýný göndereyim diye aradým, engin yanýtsýzdý, ablamýn telefonu konuþurken kesildi. annem karþý aðartmandan þengül hanýma -küçük özgenin annesi- salçasýna bakmaya gitti. ona biraz daha yardým etmiþ. ben bizim özgeyi aradým. geçen gün devrim yüksek lisans sýnavýna gþiriyordu. zuhali aradým, yanýtsýzdý. annem gelince engin aradý, bizim yazlýða gideceðimizi sanýyormuþ, gitmedik. annemle biriktirdiði naylon torbalar yüzünden atýþtýk. evde dolu nayon torba var. medineyi aradý. onu baya sevdi annem. o bugün piriþtinayý anma toplantýsýna gitmiþ.
7 eylül perþembe
sabah 10 gibi annemler kalktýlar, medine ile kahvaltý için. sonra benim kapýyý çaldýlar. ben akþam medinenin kapýsý açýk olunca, pýtýrcýk gece rahatsýz etmesin diye kapýmý kilitlemiþtim. kalktým, onlarla az bir þey yiyip, iki bardak çay içitim. sonra ikisi çýktý. medine evine gitti, annem salçasýna karýþtýrmak için hazýr salça vs almaya gitti. bir ara kapý çalýndý açmadým. funda aradý, kandil diye. ssonra kapý çalýnýnca açtým, annemin küçük arkadaþý özge imiþ, annemi sordu gitti, sonra annem geldi, girerken özge nurten hanýmla yukardan iniyordu. annesi annemi salçasýna bakmasý için çaðýrmýþ, sonra annem onlara mikser götürdü, karýþtýrýp gelivermiþ, duþ filan aldý, ben yoga yaptým. duþ aldým. karþýyaka nikah dairesinde emeklilerin seminer gibi bir þeyi varmýþ, 3 te onlarý alýp karþýyakaya býraktým. yolda bir de bayrak muhabbeti yaptýk. böyle bir beraat gecesinde insanlarý ayýrmadan kabul edebilenler, bence daha çok kabullenilenlerdir. sonra gelirken selmanýn evinin ordaki komþularým, pakize hanýmla kenan beye uðradým, onlarýn verdiði defnelerim kuruyor gibiydi, hem de onlarý söyledim. biraz oturup sohbet ettik. nurhaklarda öldürülen alpaslan özdoðanýn abisi. sonra gelip biraz uzandým. çamaþýrlarý yýkadým. bu akþam beraat kandili diye dua etmek istiyorum. bir ara ademi aradým, geçen gün baþka bir telefon numarasý vermiþti, o kendinin deðilmiþ. gelip bizim odunluðu düzene sokacak. hafta sonu sanýrým. sonra annemler vapurla konaða gidip ordan medineye gelmiþler. gittim, taze fasulya ve cacýk vardý. barýþ pencereden ekmek býrakýp gitmiþ. sonra kahve içtik. onlarda cem tv de güzel bir cem töreni izledim. geldik. bir sürü kandil mesajý gelmiþ, bazýlarýný anneme gösterip, okudum. þimdi duþ alýp ben dua edeyim. iyi kandiller. insanlara, hayata, doðaya bütün varlýklara ve varoluþa karþý kasda yönelmeden, herkesin ve her inancýn varlýk hakkýný kabul ettiðim, bu yapýlarýn varoluþlarýný diðerlerine zarar verilmeden sürdürmelerinin savaþýmýný kabul ettiðim için kendime "iyi kandiller" diyorum.
6 eylül çarþamba
hep evdeydim. geçen gün sabaha karþý baya bir üþüyüp üstüme battaniye almýþtým. onun etkisimi ne biraz ateþim oldu. aspirinle cipro içtim. gündüzleri hafif halsizlik filan oluyor. annem dýdý dý yapýyordu ama bugün beni okudu filan. akþamüstü medine aradý, annem "gel" diye çaðýrdý onu. o gelmeden ben duþa girdim, annem ikisi için sofra hazýrlýyordu. ben yemek istemedim. ben duþtan çýkarken geldi. onlar yemek yerken ben hazýr duþ yapmýþken duamý yaptým. sonra çay filan içerken ben fotoðraf makinasýyla video ve fotoðraf çekimi yaptým. medinenin konfeksiyoncu arkadaþý vesilenin gelinini iþe alabileceðini söylemiþmiþ, annem telefon etti. ama yeni gelin olduðu için 1 ay sonra filan düþünüyorlarmýþ. funda aradý, sonra ararým dedim, odamdan cepten konuþtuk. geçen hafta kedisi ýsýrmýþ onu soruyordu. bugün evde yemeðini yemiþ filan. ona bir kaç gün daha kedisini gözlem etmesini, sanýrým iyi olduðunu ama bir ara kedilerini aþýlatýp, 3 ayda bir parazit ilacý vermesini söyledim. iþten çýkmýþ, patronu ona "gerizekalý, aptal" gibi laflar etmiþmiþ, o da iþi býrakmýþ. "iyi etmiþsin" dedim. yarýn arkadaþlarý ve anneleriyle fuara gideceklermiþ. öbür gün gelecek onunla iþi, geleceði vs konuþacaðýz. ingilizce öðrenmeyi ön plana almasýný söyledim. daha yaþýnýn genç olduðunu, en azýndan bir yýl ingilizceye aðýrlýk vermesini filan. engin tv de maç filan seyrediyormuþ. sonra annemin yanýndan-evden, ege üniversitesi öðretmenlik formasyonu için bilgi almasýný önerdim. neyse öbür gün konuþuruz. medine kýzý baþakla sonra barýþla konuþtu, bizde yatýya kalmak için. kaldý. gülsüm teyzem aradý, annemle konuþuyorlardý, türkay evleniyormuþmuþ, fransýzca öðretmeni zengin bir kýzmýþ, ben ilk duyunca "sevda ile mi evleniyor?" diye sormuþtum. teyzem telefondan duydu galiba. kapattý sonra. ben gitmeyi düþünmüyorum. sonra internete filan girdim, annemle medineye meyva koydum. onlar yattýlar, þimdi ben de yatacaðým.
5 eylül salý
annemin öðleden sonra günay hanýmdaki paralý günlerine gitmek için bankadan para çekivermemi istedi. 11 gibi önce mat eczanesinden pýtýrcýk ve benim için bazý ilaçlar aldým. sonra para çekmek için buca ziraatýn ordaki bankamatiðe gittim. arabayý hemen önünde durdurup, 1-2 kiþi filan vardý zaten, baktým. kartýnýn kullaným süresi dolduðu için para vermedi. okula gittim. ümmü ile konuþtuk biraz. 60 gün sonra "emekli oluyorum" dedi. biraz konuþup çýktým. yüksek lisans öðrencilerinin sýnavý vardý, bazýlarýyla konuþtuk. geçen yýl aftan gelenlerin býraktýklarýný, eðer kazanýrlarsa araþtýrmacý bir yapýlarýnýn olmasý için önerilerde bulundum. çýkýþta dinazora uðradým. izmir çevresini gösterir gezi haritasý sordum. bütün türkiye haritasý varmýþ onu istemedim. vedat beyle dýþarda arabayý park ettikten sonra konuþmuþtuk. dükkanda fakülteden sanýrým oðuz adlý biri 10 yaþlarýnda bir oðlan çocuðuylaydý, hiç ilgilenmedim. hýdýra haritayý kapýda sordum. kaç zamandýr ilk kez okula uðruyorum. birileri benim gideceðim yerlere adamlarýný koymuþ. dinazorda özellikle yapýyorlar. daha öncede böyle þeyler oldu hep. birilerinin ödü kopuyor, ben kendi diyaloglarýmý oluþturacaðým diye. çýktým, gülerman haným geliyordu, ayaküstü onunla konuþtuk biraz. sonra eve geldim. öðlen annemi bankaya götürdüm, 1,5 tan sonra iþlemi olabilecekmiþ diye günaya býraktým. bende fotoðraf makinem pille ilgili bir sorun çýkarmýþtý, kapanýp duruyordu, onu sormak için kipadaki domino maðazasýna gittim. benim cihazý yanlýþ kullanýmýmdan kaynaklanýyor olabilir mi diye. orada satýþ yapan kiþilerden birisi baktý. çözünürlüðünü düþürdü biraz. sanýrým bir sorun kalmadý. gene de sorun olursa alsancak caminin ordaki canon bayisi erkeyalara gitmemi söylediler. sonra kipadan alýþveriþimi yaptým. 83 ytl. geldim, duþ aldým. uyuklamýþým, annem telefonda "medinedeyiz gel" dedi. çok uykum olmasýna karþýn gittim. günaya medine de gitmiþ, ordan birlikte bankaya uðrayýp gelmiþler. barýþ uyuyormuþmuþ içrde, orda birkaç fotoðraf çektim. medine kýymalý makarna yaptý, annem, barýþ, o üçü yediler. ben yalnýz 2 bardak çay içtim. bir ara barýþ mutfakta annesine meymenetsizce baðýrdý. onu susturduk. medine ayrý evde oturmak istiyor. "barýþ karýsýyla otursun" filan diyor. umarým sorunlarý hoþgörü içinde çözülür. sonra barýþ dýþarý gitti, biz de annemle geldik. banyodaki paspasý deðiþtirdim. çýkýnca ayaðý kayýp düþülmesin diye paspasý duþa yakýn tutmuþtum, o iyice beri çekmek istedi. "ýslanýrsa yýkarýz" "benim paspasým nasýlsa farketmez" deyince, "artýk bu evde senin malýn, benim malým yok" dedi bana. paspasý ortayaere koyduk.
skyauction 23 aðustosta iade yaptýklarýný yazmýþlar. onlara teþekkür yazdým.
4 eylül pazaertesi
evdeydim. annem salçasýna iri tuz aradý, kipaya gitmek istedi ama erkendi, þok a gitti, günay hanýmdan beni aradý. biraz ona takýlmýþ, 2 kutu konserve hazýr salça ile tuz almýþ-günaydan onlarla uðraþtý. medine akþam çaya çaðýrmýþ, ben sonra gideriz dedim. adem aramýþ, sonra arkadaþýnýn telefonundan aradým, inþaattaki iþinden gelmiþ, giysileri götürelim diye aramýþ, saat geç olduðu için "olabilirse hafta sonu gidelim" dedim. hem birþeyler daha çýkarýrýz. iþ bankasý kartlarýmý internet alýþveriþine kapattýrdým. hsbc kartý için mail yazdým, biraz para ile ilgili þeylere dikkat etmem gerekiyor. akþam üstü annemle biraz tartýþtýk, bir mukavva kutuyu attýðým için. tartýþma sýrasýnda benim onu dövmüþ olduðum lafý ile ilgili konuþtum. "senin beni dövdüðünü kim söylediyse orospudur" dedi. çünkü o ileri geri laf ediyor ama dövme olayý olmadý hiç, itiþ-kakýþ oldu. nihayet bugün kendiside açýkça benim onu dövmediðimi söyledi.
3 eylül pazar
evdeydim, akþam üzeri medineyi aradým, aerobik kasetni alýp gelsin çay içelim diye. geldi ama bulamamýþ. bendekilere baktý. o dýþarda -belediyenin fuardaki yerine filan gitmeyi düþünüyor. oturup çay içtik. bugün sabah annem onun sýva badana iþi için vesile hanýmlarý aramýþtý. ben bir ara giysiler için ademi aradým. inþaatta çalýþýyormuþ, sonra gecekondu yerlere götürmeyi konuþtuk. o oralardan arkadaþlarýyla konuþacaktý. gece rüyamda uçaklarla ilgiliydi hep, dolu 1-2 uçak havalanmayý bekliyor. iptal edilenler vardý. vs.vs. akþamüstü vesile hanýmlarý aramýþtým. boyacý için kenan çýktý, sonra vesile haným balkonda geliniyle konserve yapýyormuþmuþ. gelinin çeyizi için gelin demiþlerdi. saat 7 ye doðru gittik. hoþ bir gelinleri var. sýcak duruþluydu. babalarý hayati bey, vesile haným, kenan, gelin emine, uður varlardý. bir ara mutfak lavabolarýnýn altýndaki boru akýyormuþ galiba yenisiyle deðiþtirilecekmiþ, sanýrým onlar için sorun olmuþ, nasýl yapýlacaðýný bilmiyorlardý. kenana eskiyi söktürdüm, poþetleyip atýldý. sildi. sonra yeniyi beraber taktýk. baya memnun oldular. artýk kenan evinin lavabo borularýný kendisi söküp takabilir sanýrým. karýsý emine de öðrendi. sonra yeni fincanlarýnda neskafe ikram ettiler. medine ile vesile hanýmýn kýzkardeþi tanýþýyorlarmýþ, bir ara komþu oturmuþlar. epey sohbet edildi. sonra çýktýk, ben eve gelip geçen gün kipadan aldýðým köfteleri ýzgaraya koydum. annemle medine öbür apartmandaki bir boyacýya gittiler. kapýnýn zili çaldý, medine gidiyordu, onu çaðýrýp sonra býrakabileceðimizi söyledim. o salata yaptý. ben köfteleri hazýrladým. kola içip yedik. sonra kahve içip fal baktýk. 22.30 gibi onu býraktýk evine, "kal istersen" dedik ama barýþ yalnýzmýþ diye- telefonla konuþtular, barýþa baro diyor, bende "cingen mahallesi barosu mu" diye takýldým barýþa telefonda. "cennet mahallesi" dedi. tuhaf barýþýn karýsý -sözde karý galiba- yanýnda kalmýyor. barýþ daha önce tayin evliliði yapmýþtý. bu da "cins" bir evlilik sanýrým. neyse herkesin kendi sorunu. biz pýtýrcýkla birlikte yatýyoruz. medineyi býrakýp dönerken, sabihanýn kocasý arabasýný parkediyordu. anneme "onlara bakmadan çýk" dedim. karþýdaki 5. daireden, kenan, sema, konuþma özürlü oðullarý adnan geliyorlardý. annem önden çýkýyordu. sanýrým sema ile konuþur gibi yaptýlar. ben merdivenden çýktým, hiç bakmadým yüzlerine. dýþardaki demir kapýya da tekmeyi basýp açmýþtým. gürültüden biraz rahatsýz oldular galiba, öyle ses çýkacaðýný sanmazdým yani. elimde eþyalarým vardý çünkü. sky auction rezervasyonu itirazýmý yazdým gene, belki paramý yatýrýrlar. 500 ytl para sorunum önemli ölçüde hafifler çünkü. umarým. iyi olur. "maybe your future friend"
1-2 eylül 2006
dün yazmadým. caným istemedi. öðlene doðru otbüsle þirinyere, ordan bornoa otobüsüyle servise gittim. çocuk hazýrlamýþ. evren adý, önceden gittiðim zamanlarda orada yoktu. baya ilgili olmaya çalýþtý. biraz sýkýlýyor gibiydi ama düþük bir davranýþ gözlemlemedim. ödememi yaparken -annem 150 ytl vermiþti, 9.9 ytl de kredi kartýndan çektirdim. þu ara yalnýz avantaj kartý kullanýyorum. sanýrým diðer kartlarýmda arada kaçak oluyor. biraz dikkat edeyim, maddi durum berbat olacak skyrezervations mu ne 500 ytl ye yakýn paramý iade edeceklerdi hala etmediler, o zaman durumum düzelir biraz. evrene ruhsat kabý varsa verebilecekler mi diye sordum. ödememi yaparken getirdi. enrico alibertinin kendi kabý. iyi oldu önceki baya yýpranmýþtý. 12.30 gibi arabamý alýp geldim. sonra bir yere çýkmadým. annem komþularýna filan takýldý. gece pek iyi uyuyamadým. sabaha karþý rüyamda bir kadýn bir ayý yavrusunu çocuðu gibi seviyordu. onun kýzýnýn yürüme sorunu varmýþ, ben hastaneye götürmeye çalýþýyordum.
evden hiç çýkmadým. sabah sanýrým ablam aramýþ, yazlýða gidiyorlarmýþmýþ, dayým bir kaç gün içinde gelecekmiþimiþ, dün akþam annemle telefonda konuþuyorlardý. yengemi kontrole getirecekmiþ. ablamlarda kalackmýþ galiba. anneme çocuklarla gidebileceðini ben gitmek istemediðimi söyledim. illa benimle gitmek istiyor. bensiz pek istemiyorlar. ben de yalnýz kalmak istiyorum bazen. ileri geri konuþup, kötü olduðumu söyleyip duruyorlar. biraz iyilerle oturup kalksýnlar bari. bugün dolabýmý karýþtýrýp koca bir çanta dolusu giysi de ben çýkardým. yarýn uygun olursa ademe götürmek istiyorum onlarý. annem sabah küçük arkadaþý özge geldi, birlikte kahvaltý yaptýlar. sonra o börek sarýp buzluða koymak için yufka almaya medinelerin oraya gitmek istedi. medineyi aradý, barýþla ikisi oturuyorlarmýþ. beni de çaðýrdýlar, uykusuz olduðumu gidemeyeceðimi söyledim. annem gitti, oturmuþlar, beraber çay içip medinenin yaptýðý gözlemeden yemiþler. bana da göndermiþ sonra kýymalý patatesliymiþ, birazýný yedim. oradaki fýrýndan ekmek almýþ gelirken. giderken yürüyüþ yapýp, gelirken otobüse binmiþ. o yokken ben duþ aldým. dua dinleyip dua ettim. annem aradý, gelebilirsen gel diye. dua ettiðimi gidemeyeceðimi söyledim. beyaz çamaþýrlarý yýkadýk. sabah bir ara romanýmý karýþtýrdým. eski mektuplardan enverin ve meralýn cezaevinden yazdýðý mektuplardan biriki yazdým. romanýn baþýna geçme zamaný geliyor. tatilde dinlendik baya. okulda dersler büyük olasýlýkla geçen yýllardan da dandik olacak. ben de oturup filmler seyredip, romanýmý yazayým. okuldaki þeylerle ilgili bazý sanat projeleri oluþturabilirim. kavramsal özellikli olacak þeyler tabiiki. þu anda roj tv de kadýnlara þiddet ve aþaðýlama mantýðý üzerinde bir psikiyatrist konuþuyor. arada bir ona takýlýyorum. bu aralar bazý sol guruplar bu tarz mantýðý savunan yapýlarla yakýnlaþýyor, "özgürlük adýna özgürlüðü yokedici" bir yöne gidiyorlar. kendi kendileriyle çeliþiyorlar. sonu kötü olacak bir þeymiþ gibi geliyor bana. devrim ve demokrasi yobazlýða, þiddete, faþizme ve totaliterliðe vs kaerþý olmaktýr ayný zamanda. bir ara aydemirin dediði bir þey aklýma geldi. derviþin evinden taþýnýrken konuþmuþtuk. uzak doðuda birþeyler olmuþ, amerika ile ilgiliymiþ, kötü bir þeyler olmuþ, ama onlar la da ilgiliymiþmiþ, napacaklarý vs bir þey demiþti. hatta bana da oralarla ilgili singapur vs. bildiðim birþeyler olup olmadýðýný sormuþtu. ben haberim olmadýðýný söylemiþtim. kendilerini de -devrimcileri- ilgilendiren bir konu olduðunu ve nasýl bir tavýr alacaklarý üzerinde düþündüklerini söylemiþti. sanýrým, amerika ile ayný tarafta olduklarý bir durum du bu. bende "devrimci insandan yana tavýr alýr. insan onuruna yakýþmayacak þeyler ne olursa olsun reddedilir. devrimcinin isyanýnýn kutsallýðý bu yöndedir. özgürlük ve insanlýk adýna savaþýrlar" filan gibi þeyler söylemiþtim. naptýlar ki. yunanistana gidip geldikten sonra biraz kaçýyor sanki benden. belki de devrimcilikleri kendilerine izin verildiði kadardýr. "türkiyede eski solcularýn çoðu tc.nin yasal devrimcileri gibi bir durumda". sanýrým herkes danýþýklý döðüþ yapýyor. bir þey var herkes onu kendi isteðine göre çekmeye çalýþýyor gibi. yalnýz sezenin bir þarkýsý var, "kuþ uçtu uçacak ahmed", umarým kuþ gribi olmayan yerlere uçar. dünyanýn bu saðýr, kokuþmuþ, güdük, cahil yapýsý deðiþsin bence. romanýma bakarken enverle ilgili bazý þeyleri hatýrladým, sanýrým onlarý da yazmaya baþlasam iyi olur. geçen gün muhtarla konuþurken aklýma gelmiþti, ahmet piriþtina için kalp krizi geçirtildiði filan söylenmiþti. bir yerlerden enver onun yanýnda çalýþýrken kendisi ve benimle ilgili bir þeyler söylemiþmiþ sanýrým. böyle bir ima hatýrlýyorum. bir þeylerin açýða çýkmasý birilerini bozdu herhalde. enveri 1. türklük dünyasý kongresinde -çeþme altýnyunusta- gece tuhaf birþeyler olmuþtu. o kadar telefon etmeme karþýn, sabaha karþý açmýþtý ve çok kötü bir durumdaydý sesi. halbuki bana günde nerdeyse 5-10 kere telefon edip, "karým beni aradý mý" diye sorardý. o toplantýda türkeþ de vardý. ve sanýrým yüce türklük adýna "tanrý eliyle ilgili" bazý yakýþmayacak þeylere kalkýþtýlar, büyük olasýlýkla. 1991 yýlýndan itibaren normal olmayan ve beni hasta, zayýf, güçsüz, düþük göstermeye çalýþan þeylerle karþýlaþtýrýldým, tc yapýmý, eminim. ama altýnyunustaki o geceden sonra enverde çok büyük deðiþikler olmaya baþlamýþtý. çok kalitesiz, yakýþýksýz, kendine ait olmayan þeyler yaptýrtýlýyordu. bazen kriz geçirircesine aðlýyordu. berbat günlerdi. soldan bazý kiþilerin de içinde bulunduðu tuhaf bir ittifak vardý sanki. þimdi ne durumda ittifaklarý bilmem, ben yediðim içtiðim þeylerle hasta ve güçsüz durdurulup, direncimi durdurup güvendiðim enverle bir takým þeylere itilmeye çalýþýldým. sanýrým "tanrý elinin" gücü kendi çýkarlarý için kullanýlmaya çalýþýldý. halbuki bizi kötülüðe ve pisliðe sürüklemek yerine böyle bir gücün insanlar ve doða için ne gibi olumlu deðiþimler, çaða uygun hoþ yapýlanýþlar, bilgi, kültür, sanat, yenilikler, tartýþmalar, araþtýrmalar gibi saygýn insancýl halleri olabilirdi. hoþ faþizmin etkisindeki yapýdan ne beklenir ki. benden gücün yetkisini, daðlarýn, özgürlüðün sahibi olmayý vs gibi þeyler, birini özellikle, ve baþka birilerini istemiþlerdi de ben reddetmiþtim. kendileri ,için böyle bir þeyi kabul edeceklermiydi? geçen aylarda bölüm baþkanlýk odasýnda da ümmüyle konuþurken bana ingilterede karþýlaþtýðým bir tarikat gibi þeyi, onlarýn baþlarýný filan yoketmeci birþeylerden bahsetmiþti. aslýnda bununla ilgili daha önceleri de bir þeyler duymuþtum sanýrým hatýrlýyorm. çok eskiden beri hedef buydu. bende eldeki kar. yalnýz birileri gerçekten tanrýyla ilgili birþey olduðu için yokedilemeyeceðini ancak kendi istemleri doðrultusuna çekilmesini bahsetmiþti. onlara da "allah herkes için hayýrlý olacak þeyler yaptýrsýn" demiþtim. sonra konuþtuðumuzda o zaman ümmüye de karþý çýkmýþtým, "beni böyle birþey için kullanmalarýnýn bedelinin affedilmemesini, ne olursa olsun inanca ait þeylere yokedici olamayacaðýmý, hakkýmý helal etmeyeceðimi, böyle elde edilen hiçbir þeyin hiçkimseye hayýr getirmemesini" dilemiþtim. bence bu benim yaþamým boyunca gösterdiðim en güzel duruþlardan birisi. o kadar zorluk yaþatýlmama karþýn, insana inanca varlýða en güzel saygý. adý deðil kendisi "mert" oluþ. tabi adýyla birlikte de "mert" olan insanlar olabilir. umarým herþey hayýrlýsý olur. iyi geceler pýtýrcýk.
31 aðustos
sabah arabayý servise býraktým geldim. annem salça vs uðraþýyor diye "gelmesine gerek yok" dedim. evren isimli bir genç ilgilendi. görkem haaným orada deðilmiþ. öðleden sonra 2-3 gibi arayýp yapýlacak iiþin 140 ytl civarýnda olabileceðini söyledi. "olur" dedik. akþamüstü 4.30 gibi aradý. arabanýn hazýr olduðunu söyledi. 17.45 e kadar gitmek gerekiyordu, benim bucadan çýkýp 2 arabayla yetiþmem olasý deðildi, yarýna kaldý. zaten sabah dönüþte cezaevinin orda 2. arabayý -izkent neredeyse 1 saate yakýn bekledim. sonra evka arabasýna bindim. pazarýn köþesinde inip eve yürüdüm. öðleden sonra annem kaynattýðý domates biberleri mikserden geçirmiþti annemin arkadaþý özgenin annesi þengül geldiler, ben uyurken süzgüden geçirip hazýrlamýþlar. sonra onlara birer bergamotlu sallama çay yaptým. yanýnda gülsüm isimli ortanca çocuðu vardý. en küçük 8-10 aylýk muhammed miþ. o uyuduðu için özge ona bakýyormuþ. kocasý torbalýda cms de çalýþýyormuþ. ben de biraz sohbetlerine katýldým. çayý çok beðendi. özge 8 yaþýndaymýþ. akþamüstü rabia geldi. çay yapmýþlar, annem birine bakkaldan sigara aldýrmak için seslendi. komþu kýzý orkide'ymiþ. onlara kimsenin kendilerinin hizmetçisi olmadýðýný, öyle herkesten, doðru dürüst girip çýkmadan sokaktan merabayla seslenip birþeyler aldýrmalarýnýn doðru olmadýðýný söyledim. biraz bozum oldular ama sonra daha çok hak verdiler. rabia annemin ayýrdýðý kýyafetlerinden üstüne uyanlardan biraz almýþ. 10 dk bisiklet, 40 dk. yoga yaptým. duþ alýp duamý yaptým. bugün, 1 gece atinadaki evinde kaldýðým mülteci kýz mesaj yollamýþ. bir kaç mesajlaþtýk.
30 aðustos
evdeydim, annem sabahtan kamacýk eczanesine ilaçlarýný almaya gitti. öðleden sonra pazara gitti. 10 kilo domates- 5 kilo biberden salça yapacakmýþ, hazýr alabileceðimizi, yapamayacaksa baþýna geçmemesini söyledim. az biþey yapacakmýþ, aþaðýdan rabia doðramada yardým edeceðini söylemiþ. akþam üstü özge geldi, annemin küçük arkadaþý, ona bir ara fatih marketten sirke aldýrmýþ, anneme onlarýn da sabiha ve iliþkisi olan faþistlerle baðlantýlý kiþilerden olabileceklerini fazla iliþkisi olmamasýný, arasýra komþuluk adýna ekmek vs olabileceðini, fazla gir çýk yapmamasýný söyledim. önce biraz sýkýldý filan, sanýrým sonra onlarla iletiþimi sýrasýnda birþeyler olduðunu farketti ki, bana aldýrdýðý sirkeyi rabialara vermeyi düþündüðünü söyledi. büyük kola þisesinin içine biber turþusu hazýrlayacakmýþ, bende o tür insanlar geldiðinde yedirebileceðini, 7.50 ytl verdi sonra, vermemesini söyledim. akþam rabiayý çaðýrdý bir kaç kere pýnar mustafanýn çalýþtýðý internet kafeye uðramýþ, yaþ günüymüþ, geç gelmiþler, rabia kýzartma yapýyormuþmuþ, evde bir sürü insan yemek sýrasýnda oturup rabianýn hazýrlamasýný bekliyorlar. yemeseler neyse, kalabalýkta herkesin bir ucundan tutmasý gerekir. dedim kendisine de. sonra geldi. annemle biber doðrayýp, sohbet ettiler. bulaþýk makinesini boþaltýp onlara çay bisküvi hazýrladým. biraz bisiklet çevirdim. bugün toplam 20 dk bisiklet yaptým. yoga, ayrobik yok. onlarý yarýn. annemin gecekondulara göndermek için çýkardýðý giysilerine o da bakacak, üstüne uyan olursa alabileceðini söyledi. duþ yaptým. sonra rabia gitti. bir ara ademe mesaj çektim. giysiler için. pazar olabilir demiþ. yarýn arabayý enriko aliberti servisine götüreceðimi, uygun olursa haberleþeceðimizi belirttim. bugün losangeles fan art rewieve üye oldum. resimlerimin fotoðraflarýndan göndermeyi düþünüyorum. umarým arabanýn fazla bir sorunu olmaz. iyi geceler.
29 a[ustos
bug]n b'r yere g'tmed'm# annem'
in çok misafiri oldu. sabah alibertiyi aradým. görkem haným þerafettin ustayla görüþtürüp perþembe sabahýna gün verdi. yerýn 30 aðustos diye tatillermiþ. arabanýn fan sorunu için aradýk. annem bir yerlere gitti geldi. sanýrým. ev çevresindeydi. eczaneye yarýn gidecekmiþ. nuranla rabia ile konuþmuþ, nuran rabiayla 20 milyon istemiþ, annem "yok param" demiþ. gerçekten elindeki biraz parayý arabanýn tamirine verecek. karþý apartmanýn kýzý özge 8 yaþýndaymýþ, o geldi, birlikte oturdular, annem fotoðraflarýný çekmemi istedi. ben pek ilgilenmedim, iyice tanýyýncaya kadar insanlara - çocuklarý da dahil pek ilgilenmek istemiyorum. akþamüstü nuranla rabia geldiler, anneme önceden söylemiþlermiþ, "kahve içmeye geleceðiz" diye, kahve, üzüm, dondurma koyduk. onlar varken zeliha geldi, küçük kýzýyla, kýzý mýdýr, torunu mudur. anneme, -duvarlar boyandýðý için her ay senet ödemeleri var- sabiha sözde bir senet fazla ödediði için, anneme senedi ödemeden verdiðini vs söylemiþ. telefon etmiþmiþ. annemle iyilerken annem ona para gerekiyor diye sýk ödeme yapmýþtý hatýrlýyorum. arkadaþlýk ödemesi bir yerde. baþkasýna yapmazdý, ama faþist kafalarýn etkisindeki bir kiþinin bunu anlayacak duyarlýlýðý olamazdý, sanýrým sorun yaratýcý hallerini sürdürmek istiyorlar hala. huzursuz etmek için filan. umarým annem bu kez kanmaz. yahu türk soyu bu kadar düþtü mü be, yaþlý insanlardan, savunmasýz insanlardan çýkar saðlayacak, yalan dolan peþine gidecek kadar.
28 aðustos
annem sabah ilaçlarýný yazdýrmaya gitti, saðlýk ocaðýndan eczaneye gitmiþ, öðleden sonra gene eczaneye gitti, ilaçlarýný yarýn alacakmýþ, akþamüstü bisiklet çevirip 20 dk. kadar, duþ aldým, duamý yaptým, annem gelince "kipaya gidelim" dedim. medineyi aradý, onun gönül ablasý varmýþ- eski iþyeri sümerbank arkadaþý gibiymiþ- o da gelmek istiyormuþ, onlarý alýp gittik, annem pek hoþlanmadý gibi, 65 yaþýnda filan bir kadýn. genç duruþlu ama. kendime spor matý aldým. yoga da gerekiyor. pratik bir þey de harcamalaraýma dikkat etmem gerekiyor. gelirken natonun orda gönül hanýmý indirdik. evi yaðhaneler-bayramyerinin ordaymýþ. dolmuþla gidecekti. bizle gelmekten memnun olduðunu söyledi. giderken onlara ve barýþa "araba kullanýrken telefon açýlmasýn" demiþtim. telefon filan açýlmadý. maðazada içinde ve sýradayken mitçiler beni abanýn altýndan rahatsýz etmeye çalýþtýlar, "kim takar yalova kaymakamýný" "herkes kendininkine bile bakmýyor valla" "deðil baþkasýnýnkine" bir yerlerden bana .......... þirinyerde araba su kaynattý, sanýrým fan sorunu var, trafik polisi kýyýya çektirdi arabayý, bekledik, ordaki otobüs firmasýnda medinenin tanýdýklarý varmýþ, biraz daha su aldýk, sonra yavaþ yavaþ medinelere geldik, kontaðý kapattýðým halda arabanýn iç ýþklarý farlarý yanýyordu, sigortasýný çektim, binerken taktým gene. medinede çay yaptýk, annemin aldýðý böreklerle yedik, barýþ yoktu, arabanýn yanýnda beklerken ben aramýþtým cevap vermemiþti. 2 oldu telefonumu açmýyor. neyse kendince bir nedeni vardýr heralda. sonra çýktýk, medine ile annem "bir yere giderken her zaman baþkalarýný almayalým" diye konuþtular. eve geldik. annem sabahtan karþý apartmandan þengülün kýzý 10 yaþlarýndaki özge köyden gelirken diye üzüm getirmiþti, o sýrada annem telefon etmiþti, "zeliha ile bahçede oturuyorum" diye. kýzý ona göndermiþtim, "git kendine ver" diye. bulamamýþ, sonra akþam üstü konuþmuþlar, kocasý nöbetteymiþ diye annemi çaðýrmýþ, annem ona gitti geldi, üzümünü vermiþler. ben yemeyeceðimi söyledim, annem dün beyaz üzüm ve bugün eczanenin ordan siyah üzüm almýþmýþ- ben seviyorum diye- kendi parasýyla aldýðý için onlardan yiyeceðimi söyledim. bugün kipada alýþveriþ parasýný ödemeye kalkmýþtý, ben yaptýrmamýþtým. araba bozulunca ona araba tamir ücretini ödeyebileceðini söyledim. medine de oturuken "3,5 milyar vereyim, sen de koy arabayý deðiþtirelim" dedi kabul etmedim, doðru dürüst param yok, borç istemiyorum.
dün gülsüm teyzemle ilgili birþeyler daha aklýma gelmiþti. ben türkaya resim çalýþtýrmýþtým. ergülün evindeyken. buca resim bölümüne baþvuru yapmýþtý. annem, engin, funda hepberaber onu çalýþtýrmýþtýk. bir süre bende kalmýþtý. kazanamadý, hastaymýþmýþ zaten, tedavi olmuþtu sonradan, þua gibi birþeyler. sürekli duþ yapýyordu, baþý aðrýyordu, olcay da 2. evliliðini yapacak durumundaydý. sonra sanýrým antalyayý-tam hatýrlamýyorum- 2 yýllýk kazandýydý. orada sevda kara adlý bir kýzla tanýþýp, sevgili olmuþtu. evlenmeyi konuþuyorlardý. kýz gelip hep onlarda kalýyordu, evlerinde yazlýklarýnda, günlerce haftalarca. o zamanlar teyzemle görüþülüyordu. o hep söyleniyordu. "karý koca gibiler" diye. o sýrada 1-2 gün bana da gelmiþlerdi. ergüllerde kalýrken. beraber bira içip sohbet etmiþtik. sanýrým bana iliþkin onlarýn benim eve gelmelerine iliþkin bir þeyler söylediler. sanýrým söylediklerinin bana isnat edilen bölümü haksýzdý, sonradan türkay hasta oldu, dalaðý filan alýnmýþtý. türkay benim okula filan da gelmiþti sonralarý-dalaklýyken, 1-2 enginle birlikte de gelmiþti -o da dalaklýyken. "kýz bulmaya geldik" deyince biraz espri yapýp onlarý þutlamýþtým. "gelmeyin" diye. annesi ona "üçkuyularýn erkek orospusu" diyordu. þimdi napýyorlar pek bilmem. koskoca insanlar. yazýk insanlar ne hallere düþüyorlar. sanýrým anadolunun iletiþim sorunu var.
27 aðustos
hep evdeydim. annem sabah komþularla birlikte eski sütçüden üzüm almýþ. valla hiç yiyesim gelmedi. bir iki gündür biraz tuhaf gene. nurtenlerle konuþuyor, annesi gelmiþ, salça yapmýþlar, ama artýk onlarýn postadaki fatura vslerini almýyor, yalnýz sibeller yok diye, onlara gelen, kocasý þenermiþ, fatura ve zarflarýný almýþmýþ, biz onlara köye gitmedik. annem ara sýra bisiklete baþladý. akþam engini aramýþ, yazlýða gitmemiþmiþ, arkadaþlarýylaymýþ, araba kullanýyormuþ, pek fazla konuþmadýlar. canlarý isteyince arýyorlar, umarým ilerde, yine de çok geç olmadan -anneannelerini kaybetmeden- daha ilgili olurlar. yalnýz bazý oyun ve dümenlere onlarýn da katýldýklarýný sanýyorum. annemle ilgili, daha önce selmanýn evinde kaldýðým zaman hepsi de çok tuhaftý, annem bazen çok abuk sabuk þeyler söyleyip, saçma þeyler yapýyordu. bar bar kavga edip itiþip kakýþýyorduk. annem kendisini dövdüðümü söyleyip duruyordu, itiþ kakýþ ve baðýrýþ dýþýnda bir þey olmamýþtý. yakýn zamanlarda okulda annemle ilgili -ameliyatýndan önce- kafasý filan sargýlý, yüzü mor filan hastanede ablamla birileriyle kýzý dövmüþ vs. gibi bir þeyler hatýrlýyor gibiyim. acaba öyle bir numara yapmýþ olabilirler mi? allah sonradan gerçekten kafasýný gözünü sardýrdttý. ablamlar da o zaman bana tekme atma pozisyonlarý göstermiþlerdi. benim evde. salonda. sonradan engin topa tekme atarken düþtü kolu kýrýldý. umarým paranoyadýr, öyle kötü bir dalaverenin içine düþmemiþlerdir umarým. bir kere annem ablam gülsüm sanýrým kemeraltýna gittilerdi. gülsüm "abla sen iyi pazarlýk yaparsýn" diye çaðýrmýþtý onu telefonda, sonraki hafta mý ne annem beni birþeyler için kemeraltýna götürmüþtü, terlik almýþlarmýþ bir iþportacýdan, bana da aldýrmak istemiþti. adam annemi görünce "geçen hafta zorla terlikleri alýp, ücretini tam vermediklerini filan söylemiþti de, ben "ne kadar eksikse adamýn parasýný vermeye kalkmýþtým". adam þaþýrmýþtý. acaba bu tür düzeysizlikleri bilinçli yapmýþ, ve anneme yaptýrmýþ olabilirlermiydi. çünkü hep buna benzer nedenlerle biz annemle tartýþýyorduk. komþular lakýrdýsý bir yandan, ailemiz bir yandan, okuldakiler bir yandan, sokaktaki insanlar bir yandan, bazý öðrenciler bir yandan. eðer aþþaðýlýk, onursuz, düzeysiz, namussuzca yapýlan yaptýrýlan ne varsa "allah hayrýný göstermesin" ; sanýrým tanrý elini kullanmak için yaptýlar -eðer bir þeyler paranoya deðilse- "tanrý herkes için daha iyi ve insancýl çözümleri kaçýrdýklarýný göstersin", dünyanýn ve doðal hayatýn durumunu gördükçe baþka bir þey aklýma gelmiyor zaten. düzeysizlik herkese ait oluyor. enverle söylettirilen bazý þeyleri hatýrlýyorum bazen. sonra da kafamý çevirip geçiyorum. herkes bana eskileri hatýrlatmaya çalýþýyor, isimler vs, unutuveriyorum gene. "ne elde edecekler ki" yapýlan yaptýrýlan herþey "made in turkey" olarak görülüyor. toplumun yapýsý, yaþam tarzý, iletiþim þekli, düþünme biçimi, varolma gücü, herþey ortada. kasýtlarýn biçimlendiði ve görünür kýlýndýðý toplumun yansýmasýnda. gelenek, tarz, yaklaþým, düþünme þekli, "kim bana nasýl davranýrsa kendi toplumunda yansýmasý olacak" dediðimi anýmsýyorum. sonra doða. evet yaptýklarý herkese ait oluyor. alenen ortada. kazançlarýyla kayýplarýný tartmýyorlar mý bunlar? hani benim çevremdeki insanlarýn zaaflarýný, cehaletlerini kullanýp kasdi elde edilen þey hangi inanca sýðar? ne biçim namuslarý var, ya da inançlarý, sanýrým beni pislik yapmaya çalýþýrken, -made in turkey- her þey toplumda görülüyor. ve batý dünyasýnýn bu toplumu kabulleniþ þekli beliriyor. sanýrým giderek her þey herkes için berbat olacak. "inancýn isyaný baþladý" sanki. "tanrý adýna tanrýya karþý çýkanlar", "kral öldü yaþasýn kral" diyenler, "müslümanlýk adýna müslümanlarýn peygamberinin torunlarýný öldürenler", "düþman kovmak için orman yakanlar -ki hayali þeytan taþlama ayinleri gibi", 8:))))), sanýrým benim tanrýyla samimi bir saf diyaloðum vardý. bu diyaloðun insan eli deðmiþ taraflarý dünyadaki görüntü oluyor gibi. sanýrým sorumlusu ben deðilim. "bir türkü vardýr, 'insan suretinde çok geldim gittim' diye". sanýrým burada inancýn taþýyýcýlýðý ile ilgili birþeyler var. bir kaç þey görünüyor. belki toplumlarýn kendini gösteriþleriyle ilgili þeyler.
26 aðustos
hep evdeydim, annem öðleyin günay hanýma gitti geldi, aerobik kasetini koydum, bisiklet yapýp duþ yaptým. annem akþam üstü sanýrým nurten haným ve annesiyle dolaþtý. sonra medine arayýnca ona seslendim, yarýn hamzababaya gitme konusunda, annem gitmek istemedi, sabah kapýda biri koli bandý soruyordu, annem "yok" dedi. pýnar'mýþ, bana sorulsaydý var'dý. neyse eskiden koli bandý yoktu. insanlar koli bantsýz baþýnýn çaresine bakýyordu. günahkar kasedinin 2. cd sini izledim, daha iyi bitti. meryem ana dvd bilgisayarda izleniyor. incilin þifresinin 2. cd sini izledim. annem benim odadaki bisikleti balkona çýkarmak istedi, ama balkon çok dar, ona benim odada çalýþmasýný söyledim. öðlene doðru zuhali aramýþtým, öðleden sonra çeþmealtýna gitmek için, sonra o beni aradý, çeþmealtýndalarmýþ, ama meralin kýzýyla-özgün kocasý-reþad da varmýþ diye gitmedim. o "gel" dedi, gelemeyeceðimi söyledim.
25 aðustos
sabah kalktým iþ bankasýna gittim, sýramý bekledim, para yokmuþ, cuma olduðu için 12 den önce gelmezmiþ, cent filan vermemelerini, benim 100 dolarlýk paralar yatýrdýðýmý söyledim. geçen gün fon paralarýný 10 ytl lik halde vermiþlerdi. alt tarafý 2.145 $ la 2.180 ytl onun da kredi kartý ödemesinden sonra 1.180 kaldý. öðleyin gene gittim, 100 $ lýk halde verdiler. öðleyin geldim, duþ yapýp dua ettim. biraz uyumuþum, annem kaldýrdý 3.30 gibi bankaya gittim. arabamý kapýnýn önüne býraktým, önce kredi kart borcumu ödedim, sonra hesap açmak için sýra beklerken gül haným la gülümseþtik, bekleyenlere "benim iþim kýsa sürecek" derken yardýmcý bir bayan arkadaþ, "seda" bana formlarý doldurmak için yardýmcý olabileceðini söyledi. beraber formlarý doldurduk, fotokopi çekip evraklarý tamamladý, giþe de iþlemleri baþlattý, bana bireysel emeklilik için katalog verip, açýklamada bulundu. hoþ bir hali vardý. b tipi fon -59- fon, ve 1145 $ hesabý açýldý. 2 aylýk filan vadeli. sonra geldim, annem medineyle görüþmüþ, kipaya gitmek için. onu alýp kipaya gittik. 90 ytl. alýþveriþlerime dikkat etmem gerekli. ciddiyetle hem de. neyse bu sefer "meryem ana" cd si 19 ytl, ve "la ilahe illallah" yazýlý kolyesi 15 ytl yüklü tuttu biraz, onlara da deðer yani. baþka durumlara dikkat etmem lazým. tek kredi kartý kullanýp, kaðýtlarýný biriktirmeye karar verdim. kaçak varsa bulunur belki. aslýnda o seyahat firmasý 500 ytl iadesini yapsa, baya durumum rahatlar, iade yapacaklarýný yazmýþlardý, bir kere daha yazayým. kipadan gelirken shell de arabayý yýkattýk, araba yýkamadaki memet evlenememiþ, anasýnýn bulduðu kýzý beðenmemiþ, "hayýrlýsý" dedik, arabayý köpürttü yýkadý, annem ona çay parasý diye para verdi, duþa girdik, gelirken barýþ 2-3 kere anasýný aradý. en sonuncusunda açtýrmadým. annesi anahtarý evde býrakmýþ, "geliyoruz" dediðimiz halde, eve gelince arabadaydý. ona arabadayken telefonu istemediðimi bildiðini söyledim. eve gelince telefon açtým, açsaydý, görcekti gününü, iyi ki açmadý. biraz yoga yapayým.
24 aðustos
öðleden sonra buca kaymakamlýða anneme pasaport için gittik. evraklarý aldýk, yaklaþýk 200 ytl, sanýrým annem vazgeçti, ama sonra güzide teyzemi arayýp konuþuyordu, nasýl pasaport alacaðý hakkýnda. duþ aldým. önce medineyi arayýp "mýsýr piþirdim gel" demiþ, sonra o misafiri birsen ablasýyla gelmiþ. ben biraz tansiyonum düþük diye pek yanlarýna gitmedim. annemin arkadaþlýklarý olsun diye yani. bana endeksli deðil, birlikte denize gideriz diye konuþtuk, birsen hanýmýn 86 yaþýnda annesi varmýþ, kendisi de 68 mi neymiþ, onun annesi filan denize, kuzenine gitmeyi teklif etti, ben kusura bakmamalarýný kendimiz bir sahile gitmeyi tercih ettiðimi söyledim. "olur" dediler. sonra onlar gitmiþ, annem biraz aþaðýda komþularla oturdu. ben apoyla figeni aradým. apoyla biraz konuþtuk telefonda, 1,5 yýl içinde ortak iþ yapmayý konuþtuk. "günübirlik denize figen isterse sonra arasýn" dedim. bugün da vincinin þifresinin 2. cd sini izledim. sanki hepsi de önceden bildiðim konular gibiydi. yalnýzca benle ilgili olan inancýn taþýyýcýlýðý ile ilgili olan þey, aslýnda bu konuyla ilgili daha geniþ yorumlarým var, snýrým onlarý ayrýca yazarsam iyi olur. kendimin geçiþlerim filan, evet bir yerde mai beni korumuþtu. diðerleri kaherengiyi seçmem için önceden baský yapmýþtý, ama o sýrada mavi hakim olmuþtu. yýllar önceydi. sanýrým bazý kiþiler kendi inançlarý için maviye teþekkür borçlular. o sýradaki durumda yani. yýllardýr aðýr bir yük taþýdý. faþistlerin her türlü baskýsýna karþýn inancýn yanýnda kalmaya çalýþtý. umarým kazanmýþtýr. onlarla ilgili bir þeyi daha anýmsadým sonradan. "ama ben maviyim" deyiþimi de anýmsadým. onun için onu çok hýrpaladýlar sanýrým. yoketmek için, býraktýrmak için. bence o da karþýlaþma sýrasýnda kendine ait olaný almýþtýr. arkadaþlarýyla konuþmuþtur herhalde. umarým onlarýn da yüzleri gülmeye baþlar artýýk. sanýrým en aðýr yükü onlar taþýdý. yýllar geçti, "geldik bu güne" yarýn dolarlarýmý 2000 $ iþ banktan alýp, fon paramla 1000 ytl hsbc ye yatýracaðým, bir de yapabilirsem her ay yalnýz bir bankamatik kullanacaðým. kaçýþlarý önlemek için. bugün benzin alýrken advantage kartý kullandým. tekerleklerimi þiþirdim. bir harcama listesi yapsam iyi olacak. yanlýþlýk yaptýðým seyahat þirketi de hala para iadesi yapmadý. bir kere daha yazayým.
23 aðustos
annem öðlen þirinyer pazarýna gitti. önceden aldýðý bir bluz dar geliyormuþ deðiþtettiirebilirse diye. deðiþtirememiþ. ben banyoya girdim. tam girerken kapýya mustafa gelmiþ, pancurlarý silmek için. anneme kapýyý açtýrmadým. seslendim, "þimdi iþimiz var, sonra konuþuruz" diye. annem "sýcaklar geçtikten sonra silinsin" diyecekti, sonra söyledi artýk. sonra nuran mý halide mi ne yeðenleri galiba geldi, 2 domates istedi, "yok" dedik. "pazara gideceðiz" annem medineleri aradý, yokmuþ, baþak bugün gidecekmiþ, "güle güle" demek için. ben bankamatiðe kredi kartlarýmýn durumuna bakmaya gittim. mat eczanesine uðrayýp bir iki ilaç aldým. cleosin, burnumun üstüne sürüyorum, augmentin, c itamini. bankamatikte borçlarýma baktým. 700 önümüzdeki ayýn maaþýndan yemiþim. yaklaþýk 700 de iþ bankasý kredi kartlarýnýn borcu var. avantaj karta neredeyse 1 milyar borç var. 200 de dolar. çok açýlmýþým. arada kendimin olmayan giriþler olabilir mi ki. her ay yalnýz bir kartý kullanmaya çalýþsam. cuma günü dolarlarýmý da çektikten sonra fon parasýyla hsbc ye yatýrýken, fonun 1 milyarýný kredi kartý borcunu kapatayým. fon da 1 milyar kalsýn. biraz daha kontrollü olayým. loto dan para çýksa bari. 8:)))) tansaþtan baþaða küçük bir çikolata paketi ve yeþil çay aldým. sonra annem bir daha aradýðýnda medine gelmiþmiþ. "pazardan sonra gidelim" dedi. annem pazardayken geçen gün gelen suyu beðenmemiþtim. bir bidon suyu döktüm. bidonu yýkayýp, geçen gün kipadan aldýðým hayat suyu boþalttým ama yarýsýna bile gelmedi. annem telefon etti, "pazarda iþim bitti" diye. pazarýn köþesinden onu alýp, medinelere gittik. o içeri girerken ben cd ci zafere bakmaya gittim. tam dükkanýn önünde baþakla karþýlaþtýk, kuaförden geliyormuþ, cd yi hazýrlamýþ, 2 ytl. bir ara tom cruise'un görevimiz tehlike 3 ü ayarlayacak. bay ve bayan brown. "arada uðrarým" dedim. baþakla beraber onlara gittik. kahve hazýrlanýyordu, sonra barýþla karýsý geldi. biraz konuþtuk, onlar üzüm yedi, ben yemedim. kalktým, annem oturmak istedi, benim iþim olduðunu "gidip geleyim" dedim. çýkýp tansaþa gittim. 2 büyük hayat su aldým. eve gidip annemin pazardan aldýðý biberlerle domateslerle çýkardým. birini daha bidona boþalttým. döktüðüm suya yakýn oldu. birini odama koydum. tuvalete girip gittim. annemle medine mevlanaya gitmek üzere anlaþmýþlar, benim caným istemiyordu, onlara hasta olduðum için pet almaya gittiðimi söyledim. arabayla dolaþalým dedim. sonra onlarý parantez cafeye götürdüm. boran deðer denize gitmiþ, dayýsý hüseyin vardý, dýþarda oturduk, barýþýn annesiyle yeni tanýþýyorlardý, 2 çay istedik annelere, ben istemedim, þirin getirdi, hem barýþ hocanýn annesiyle görüþtü. sonra kalktýk, medine camide indi, evinin önüne kadar götürmemizi istemedi. eve geldik, pazar arabasýný çýkardýk, daha doðrusu annem çýkarmýþ. ben arabayý yerleþtirene kadar. suyla ilgili hiç bir konu yok. biraz da vincinin þifresine takýlayým. dün rüyamda atinayý gördüm. deðiþik birilerini de. müzedeki denizin dibinden çýkarýlan leydiyi. elini tutuþ þekli, bir kaç yerde ayný þekli hatýrlýyorum. bir tür veda mýydý, "yine görüþeceðiz" mi?
22 aðustos
hep edeydim. tansiyonum düþüktü biraz, bugünkü iþleri yarýna býraktýk. öðleden sonra medine geldi. ondan önce annem hortumla bahçeyi suladý. öðlen saatiydi sayýlýr. güneþ vardý. o bahçeyi sularken fotoðrafýný çektim. medineyle ikisi oturdular bir ara. ben biraz uzandým, duþ aldým. bir ara balkonda oturdular. börek, çay, kahve, karpuz, ayçiçeði, dondurma yendi. hava kararýrken o gitti. annem geçirdi onu, eve gidince aradý. balkonda bir ara yanlarýndaydým. rabialar geldi. onlara meraba dedim. 15-20 gündür yoklardý. öðlen banyoya daha önce telefon için aldýðým rafý taktým. dolaba gerek kalmadý.
21 aðustos
öðlene doðru annem benim yattýðým çekyatýn son taksitini ödemek için aradý. saat 1e kadar gelsinler diye, akþamüstü geldiler, konuþmalarýný duydum, borç kalmadý. öðleyin bankaya gittik. iþ bankasýna geçen yýllarda orada benim hesaplarýmý karýþtýrdýklarý, paramý kredi borçlarýmý yeniden ödettikleri gibi bir kanýya kapýldým. þimdilerde deðil, ama fon paramý aldým 2.183.oo ytl. dolarlarýmý da alacaktým ama, aylýk faizi 25 aðustos cuma günü doluyor, o gün çekeceðim. hsbc ye gittim. daha önce benimle ilgilenen gülçin haným tayinini istemiþ, gül adýndaki bir bayan ilgilenecekmiþ, bir kiþi daha varmýþ, o bayan da bankadan soðutucu hareket ediyor. ilgisiz, itici, vs. ama direneceðim. mitçiler istedikleri gibi at oynatýyorlar zaten, hayatýmýzdan bezdirdiler, artýk yabancýlara ait yerleri tercih etmek durumundayým. kredi kartý borçlarým baya fazla. onlarý kapatmaya çalýþýp, kalan paramý hsbc fona koyacaðým. sonra dolarlarýmý da. iþ bankasýnda sadece maaþ ve otomatik ödemeler kalacak. biraz para konularýyla ilgilensem iyi olacak. iþ bankasýnda paralarý 10 ytlik, 2 milyonun hepsi. birini annem saydý. sýkýldým karýþtýrdým, saymayacaktým, inat ettim. vakit geçti tek tek saydým valla. bravo bana. sonra muhtara gittik, oðlu özgür de ordaydý, barýþýn arkadaþý olarak da tanýþýyoruz, evi satýp baþka ev almayý konuþtuk, anneme pasaport için ikametgah ve nüfus sureti çýkarttýk. bana da pasaport adresimin deðiþtiðine dair ikametgah. yarýn anneminki için buca kaymakamlýðýn oraya gideceðiz. medine de çýkaracaktý, anneminki çýkarýlsýn sonra filan dedi. telefonlaþtýk bugün. özgür eðitim bilimlerinde yüksek lisans yapýyor. vesile, uður vs. bize açýk çay yaptý. önce bir kaç kiþi daha vardý, sonra babasý -muhtar, özgür, annem filan biraz konuþtuk, annelerinin de medine biz denize giderken bizimle gelmesini kabul ettiler. konuþtuk filan. sonradan arkadaþ dediklerimin bile benimle ilgili birtakým olaylara dahil olup olmadýklarýný düþündüm, özellikle vesilenin, çocuðunun olmasýný istemesi, çocuðu olanlarý kýskanmasý, sevgilisi, kocasý olanlarý kýskanmasý filan. bunlarý neþenin yanýnda da söylemiþti. bazen aðlayýp kriz geçirdiðini anýmsadým. kendinin sahip olamadýðý þeylere -çocuk, koca- sahip olanlara karþý halini, ölmelerini istemesi filan. acaba onlar da bir oyun muydu, vesilenin gerçek halimiydi? son zamanlarda pek görüþtüðümüz yok da selmanýn evindeyken filan görüþüyorduk. sanki birþeyler oluyor, sonra birileri iþlevini tamamlayanlarý kýyýya çekip, uzaklaþtýrýyor gibi bir durumlar oluyor. ben bilinçli olarak, aslýnda annemle ilgili yaptýklarý þeyler yüzünden, kýzgýnlýðýmdan, annem ablamla gülsüm teyzemin kocalarýnýn ölüp dul halinin ne olduðunu görmelerini istediði zaman, ben de söylemiþtim. 1-2 yýl içinde filan. bu tür konular pek bana ait þeyler deðil, zaten bir sürü þeyi direnmeye çelýþýrken iliþkilendirdim. ama þimdilerde bir tür paranoya mý bilmem, çevremdeki bir sürü insanýn söylediklerinin ve davranýþlarýnýn pek baðýmsýz olmadýðýný düþünmeye baþladým. acaba resim, yaþam, coðrafya ile ilgili carbon araþtýrmalarý oluyor ya, seslerin kayýtlarýnýn da zamanýný belirleyen karbon araþtýrmasý oluyor mu ki? teknoloji ne durumda ki? ya da bir kiþinin birilerinin söylediklerini anlatýþýyla kendi konuþmalarý, normal, sarhoþ ve ilaçlý hallerle konuþmalarý ayýrdedilebilir mi ki. bu aralar sanýrým birileri panikliyor. çünkü hemen her gittiðim yerde bana yönelik, isimler, vs þeyler. abanýn altýndan gösterme yapýyorlar kesin yani. bir yandan beni denetim altýnda tutarken, bir yandan da benimle ilgili düzeysizleþtirmeye çalýþtýklarý þeylerle kendi durumlarýný mý kurtarmaya çalýþýyorlar? bence herkes herþeyi biliyor ve birbirlerine karþý salaða yatýyorlar. bir yerde tanrýya ettiðim bir duayý anýmsýyorum. artýk benim yardýma ihtiyacým olduðunu, biraz da birilerinin gününü benim göstermemi saðlamasýný istemiþtim. herhalde o da gülmüþtü bu duruma. sanýrým tanrý artýk beni devreden çýkardý, kýzaða aldý beni, ve o herkesin gününü kendisi gösterecek, çünkü artýk onun sabrý bitti. ben bana yönelik yapýlan kasýt ve pislikleri, annemi dahi -hatta evliyken kocamý- nasýl adi þeyler yapýldýðýný, organize iþleri, kabeyi muazzamaya, kur'ana, bütün insani deðerlere, dinlere, dualara þikayet ettim. daha doðrusu bildirdim. haberdarlar. kendi adýma herþeyin herkes için en insani þekilde düzeltilmesi dileðimi bildirdim. (1991 de gece ettiðim duayý anýmsadým) sanýrým artýk bir sürü þey benim dýþýmda kalýyor. bir sürü konuda gösterdiðim tavýrlarý, dualarý anýmsadým, çoðu kiþi çok büyük hýrslara sahipti, bugün dünyanýn yaþadýðý bir sürü sorun bence onlarla iliþkili. ben her zaman özgürlükçü oldum. -baðýmsýz irademde- doðal yaþamýn ve masum halklarýn halini görünce hýzýr elinin ne hale getirildiði anlaþýlýyor. tabi coðrafyalara göre farklýlýklar var. genelde bütün geri kalmýþ ülkelerde düþünce özgürlüðü yok. sanýrým ben hýzýr eliyle, tanrý eliyle, bütün tanrýsal deðerlerle olan baðýmý çok daha bilinçli, saygýlý ve insancýl yenilemeye çalýþmalýyým. herkes için hayýrlýsý. akþamüstü annem aþaðýya indi, komþularla oturdu. bir ara çýktý, yemekten sonra gene oturdular. ben zeynebin yoga kasetini koydum, ilk defa 1. kasetin hemen hemen tümüne katýldým. sondaki bazý hareketleri yapmadým. sonraya artýk. bir ara ademi aradým, çýkardýðýmýz giysileri gecekondulardaki insanlara götürelim diye. o da izmire yeni gelmiþ, önümüzdeki hafta filan dedik.
20 aðustos
miraç kandili. evdeydim hep. annem pazara itti geldi, medine geldi. mustafa ile laaboyu taktýk. medine akþam üstü gitti. gündüz gülsüm aradý. pýnarla mustafa merdivenleri yýkadý. akþam onlarý çaya çaðýrdým. banyodaki eski mutfak dolabýný boþaltmýþtým. onu çýkardý mustafa, onlarýn banyoda dolaplarý yokmuþ aldýlar. belki oraya küçük bir dolap uygun olabilir. dua ettim.
19 aðustos
sabaha karþý 5 te ezan okunduktan sonra uyuyup kaldým. sabah 8 gibi kalktým gene yattým. öðlene doðru kaltýðýmda annem çay içiyordu, onunla 2 bardak çay içtim. so nra annem "kaçtaþa gidelim" dedi. gittik. yolda dün þöför kapý camý vidasý çýkmýþtý. onu alibertiye gittik. murat usta öðlen kapatacaklarýný, saat 11.30 du. o parçanýn da olmadýðýný yolun aþaðýsýndaki 3. sanayideki oto camcýlarýnda taktýrýlabileceðini söyledi. geçen gün yedek anahtarý yaptýrdýðýmýz yere sorduk, kilitçi yusufa gönderdi. dükkana baktýk ilgilendiler. kocaman bir türk bayraðý asmýþlar. annem olmasa baþka yere gidecektim. neyse sesimi çýkarmadým. bu gidiþle beni bayraktan da soðutacaklar. bir genç biraz uðraþtý. 2 ytlye küçük parçasýný aldý, japonla yapýþtýrdý. 5 ytl verdik. koçtaþa. praktika da baktýðýmýz burada 30 ytl kadar daha pahalýydý. annem bir tane duvar için dolap beðendi. çýktýk, önce bornova kipaya, bir iki þey aldýk. paraktikaya gittik. oradan dün baktýðýmýz banyo lavabo takýmýný aldýk. 189 ytl. 8 ytl kedi kumu. hsbc ye 8 taksit yapýldý. eve geldik. mustafa ile pýnar evle uðraþýp, halý filan yýkýyorlarmýþ. bizim üç paketi mustafa çýkardý. montajýný sonra beraber yaparýz dedik. bir ara da mustafa bizim pancurlarý silecek. çaycýlýk iþinden ayrýldýðý için, serbest iþ yapabiliyor artýk. biz baþkasýna yaptýrmaya kalksak bozulurlar, 3-5 kuruþ karþýlýðýný veririz. bizim için de onlar için de iyi olur. sanýrým yarýna kaldý. sonra annem koçtaþtaki dolabý da alýp gelmemizi istedi. gittik ama, dolap çizikti, baþka da yokmuþ, almadan iade edildi. eve geldik. alt lavabosunu monte ettim. ama arkadaki su çýkýþ borusuna dayandý, duvara tam yanaþmadý. sanýrým yarýn, su çýkýþ borusu geçecek kadar bir yuvarlak delik açýlacak. güzel oldu baya. eski þeyleri çýkarýp bir güzel temizledim. baya kirlenmiþmiþ. sonra yeniyi koydum. biz koçtaþta aldýðýmýz malý beklerken (sonra çizik çýkýnca iadesi yapýldý.) annemi komþu arkadaþý sibel aradý. bir kaç kere denedikten sonra ben açtým telefonu. yarýn köye gitmek için aramýþ, eþi tatile çýkmýþta. annesigil köydelerdi. salihlinin kapuzlu köyü. alýþveriþ yaptýðýmýzý akþama görüþmemizi söyledim. sonra akþamüstü geldi, balkonda köyün yerini tarif etti. bir kaðýda yazdý. belki onlar köydeyken gidersek diye. yalnýz benim telefon numaramý isteyince þarz tutmadýðýný anneminkinle konuþabileceðimizi söyledim. . hakikaten þarzý gidieriyor. akþam üstü kapalýydý. biraz tedirgin oldum. buradaki annemin arkadaþlarý hep benimle annemsiz arkadaþ olma giriþiminde bulunuyor, ben istemiyorum. sonra anneme de söyledim. sibelin onun arkadaþý olduðunu, benim de yaþlý genç arkadaþlarým olduðunu "köye gitmeyelim istersen" filan dedim. konu öyle kaldý. akþamüstü karpuz yerken anneme dün baðýra çaðýra konuþtuðum için özür diledim, aldýðýmýz þeylerin bizim için biraz daha derli toplu olacaðýný filan konuþtuk. hiç olmazsa daha temiz bir görüntü olacaðý için daðýnýk ta olsa çöp gibi görünmeyeceðini söyledim. onun da hoþuna gitti aslýnda. bazý kullanýlmayan giysilerimizi sibellerin köyüne yada öðrenciler aracýlýðýyla gecekondularda ihtiyacý olanlara göndermeyi konuþtuk. çýkardýðým lavaboyu da pýnarlarýnki kýrýk filansa deðiþtirmeyi isterler mi diye sormaya gitti. biraz önce ablmý arayýp evlilik yýldönümlerini kutladým. engin funda ablam eniþtem yazlýktalarmýþ. biraz konuþtuk.
18 aðustos
11.30 gibi annemle muhtara pasaport için fotoðraflý nüfus sureti e ikametgah almaya gittik. annemin nüfusunun deðiþmesi gerekiyormuþ. onun için yazý hazýrlayýp verdi. "öbür belgeleri sonra alalým" deyip çýktýk. ee geldik. öðlen 1 de kaymakamlýða gittik. annemi oraya býraktým. okuldan geçtim. merhabalaþacak kimseyi görmedim. evdeyken annem iþi bitince aradý, onu alýp hacý teyzeye býraktým. müberra ablayla merabalaþtýk. ee geldim. sonra annem oradan aradý. otobüse binip geldi. karfura gitmek istedi. ben de banyo dolabý bakmak için praktikere gidebileceðimizi söyledim. medineyi aramamýzý istedi. aradým hatayda olduðunu yarým saate kadar evde olacaðýný söyledi. onu alýp çýktýk. yollarý karýþtýra karýþtýra praktikayý bulduk. bir tane 189 milyona hsbc karta 8 taksitli, çok da hoþ bir altý dolaplý lavabo ve ayna takýmý görünce almak istedim, annem aldýrmadý, yolda gelirken tartýþýp geldik. medineyi býraktýk. küstü filan ama kendi gerçeklerimizi bilip ona göre davranmasý gerekli. ayda yýlda bir görüp ortalýk karýþtýranlardan hayýr yok. ablam bile evimize çöplük gibi deyip gidiyor. uygun fiyatla düzenleyebiliriz. kullanmadýðýmýz, ihtiyacýmýz olmayan eþyalarý gecekondularda ihtiyacý olan insanlara verebiliriz. komþular kendi annelerine ne kadar bakýyor ki, baþkasýnýnkine baksýnlar. yaþarken kendi çocuklarýyla barýþýk olsun. iyi insan, onu çevresiyle çocuklarýyla sorunlu hale getirip zaaflarýndan çýkar saðlamaya çalýþmaz.
17 aðustos
gece pek uyuyamamýþtým. ayakbileklerim filan þiþmiþti. sabah erkenden kalktým. bari kuþadasýna gidelim dedim. medineler gelebileceklerini söylediler. baþakla. 8.30 da onlarý alýp çýktýk. 1 sat 15 dk da kuþadasýna vardýk. önce þehirde bir tur yapýp denize girilecek yerlere baktýk. kadýnlar plajýna, altýnkuma, 1-2 yere daha. sonra ilk giriþte gördüðümüz, prigry mi ne plaja girdik. arabamýzý da plaja koyduk. 13 ytl plaj parasýný ve 1.5+1.5 yol geçiþ paralarýný baþak ödedi. plaj kullaným parasýnýn içinde 5 ytl araba park parasýný ve 2 ytl þezlong parasýný ben ödemek istedim, baþak ödetmedi. deniz çok güzeldi. öðleden sonra dalgalar vardý. bir ara baþakla iskeledeki merdivenlerden inmeye kalktýk. ama dalgalar bir çarpýyordu ki. bu deniz mevsiminde ilk defa deniz suyu yuttum. ayaklarým yere basmadýðý için, merdivenlerde asýlý kalýnca bir kaç kere tepemden dalgalar geçti. neyse kendimi yukarý çekip normal yerden suya girdim. dalgalarýn içinde fotoðraflar çekildik. ben baya baya 60-65 kilo olacak bir diyet ve eksersiz programýna girsem iyi olacak. yani kendimi daha saðlýklý hissedebilirim. akþama kadar oyalandýk. 4.30 de yola çýktýk. yolda bir uykum geldi ki. yüzümü suyla ýslattým hep. medineleri evlerine býrakýp geldik. duþ filan. bir ara uyumuþum. annem arabayý uygun park etmem için kaldýrdý. önce yer yoktu. kumsalda baþakla konuþup tartýþtýk biraz, benim ortadoðuda israile daha çok hak eriyor olmamý açýkladým, gerekçelerini, nedenlerini, savaþta bombalarýn yaptýðý tahribat kötü tabii ki, ancak olay kahraman maraþ katliamý gibi deðil gene de dedik. maraþ da bizzat aleviler çocuklarýyla beraber aranýp bulunup katledildi. halepçe de de. lübnan da savaþýldýðýný ve sivillerin gitmesi çaðrýsýnda bulunulmasýna karþýn, benim kanýmca israilin katliam yarattýðý görüntüsü vermek için, bazý özel yerlere çocuklarý filan koydular. maraþ ve halepçe ile lübnandaki durum yapýsal olarak farklý. ama gene de toplumlarýn barýþçý çözümler üretmesi ve diyaloglarýn oluþturulmasý için gayret edilmesi gerekiyor. nihayetinde birlikte yaþanýlacak, ya da oradaki insanlar ayný bölgeyi birlikte paylaþacak. yahudileri, kürtleri yok etme politikasýyla ve inancýyla bu gerçekleþemez. dünya da bir sürü "çeþit" insan bulunuyor.
16 aðustos
öðlen banyoya dolap bakmak için çýktýk. balçova kipaya gittik, yoktu, bir iki penye alýp geldik. hatay yolu üzerindeki penye sergilerine de bakýnýp geldik, annem bir iki bakýndý, beðenmedi. giderken cd için uðradým, bilgisayarda hazýrladýðýný söyledi çocuk, dönüþte de uðradýk, cd nin bozuk çýktýðýný, olmazsa cuma kendinin gidip alacaðýný söyledi. bir ara uðramaya çalýþacaðýmý söyledim. evden sucuya telefon ettik. getirdiler. akþam annem enginle konuþtu baþakla ilgili "tipim deðil" demiþ. allah herkesin gönlüne göre versin. hsbc den aradýlar. cebi 2 gündür birileri arýyordu, numara gizlendiði için açmýyordum. gündüz evi aradýlar, çiðdem kampanyalarýyla ilgili bilgi için. akþamüstü uyumuþum. ara ara zeynebin yoga cdsine takýlýyorum. ciddi ciddi çalýþmaya bakacaðým. a.jones-a.banderas "günahkar" cd 1 i izledim. 2.ciyi sonra izlerim.
15 aðustos
öðleyin okula gittim. annem günay hanýmla telefonla kouþtu, dün akþam komþusundaymýþmýþ. kocasý nöbetteymiþ kadýnýn. sonra görüþmeyi kararlaþtýrdýlar. bankamatik çalýþmýyordu. dekanlýkta baþaðý aradým izinliymiþ. sekreter yardýmcýsý bey, pazartesi geleceðini, benim aveaya yolladýðým fakslarýn tarihine bakabiliriz dedi. bölümde fýrýncý ile karþýlaþtýk. bana koltuk vermeye kalkýþtý, odanýn anahtarý yanýmda yok diye almadým. habiþ isimli kýz öðrenci, yüksek lisansa hazýrlanýyormuþ. tkpli suat ve serkanla karþýlaþtýk, giriþte -bölüm- oturup tartýþtýk, bir ara serkan bölümüne gitti. biz deam ettik. dekan enver tahir rýza olmuþ demiþlerdi. sonra ümmü gelince onun odasýna çýkmýþtým. habiþte geldi, melekle rahimenin ücret kaðýtlarýný imzalattý. habiþ gitti bu arada. dekanýn yine ferda haným olduðunu söyledi, pencereden suatlara seslendim. deðiþmemiþ diye. melekle rahimenin tezi býrakma olasýlýklarýna karþý enstitüyü aradým. býraktýklarý durumda ücret almak istemediðimi söyledim. gülseren pasin gelmiþ odaya ben konuþurken, ümmüye "hoþçakal" deyip çýktým. suatla biraz daha konuþtuk, melike geldi o sýra. sonra ayrýldýk. arabamla giderken þüheda haným ile karþýlaþtýk. önümüzdeki günlerde prag vs. gezilere gideceklermiþ. biraz konuþtuk, ben yunanistan gezimden bahsettim. bankamatik hala çalýþmýyordu, eve geldim. annem akþam yemeði ile uðraþýyordu. nurten haným geldi, onlara birer sallama çay ikram ettim. 5 gibi okula bir daha gittim maaþ hesabýmý bakmak için, bankamatik düzelmiþ, zar zor hallettim, bankamatik çok yavaþ çalýþýyordu. kartlarýmý heykeldeki bankamatiklerden kontrol ettim. eve geldim. bir ara medine aradý. duþ aldýk, ben biraz dinlendim. duamý yaptým. ablamlar geççe geldiler. yemekleri hazýrlayýp yedik, fundayla kalkýp medineleri almaya gittik. gelince onlar çýktýlar, 5. kattaki tunceli muþlu bayanla giriþte konuþtuk. "buyur gel" diyoruz birbirimize. sibelle kýzý zeyneple karþýlaþtýk, anneme selamýný söyledi. bizimkiler tanýþmýþlarmýþ. sohbete baþladýlar. sütlaç, kahve-çukulata, kola, fanta içildi. bir ara engin bilgisayarda blutoothla cep telefonundaki fotoðraflarý kaydetti. baþak onlarýn çektiðim fotoðraflarýný bilgisayara aktarmayý önerdi. onlarla uðraþýldý bir süre. 11 gibi ablamlar gittiler. biz biraz daha kaldýk, pýtýrcýða baktýlar filan, biberonla besleyiþim. baþak internete girip emaillerine baktý. 12 ye doðru onlarý býraktýk geldik annemle. arabayý býrakýrken nurtenle sema ile konuþtu ayaküstü, esiyor diye oturmadý. geldik.
14 aðustos
öðlen annemle çýktýk, yeni aldýðý gözlüðünün gevþekliði için net optiðe uðradýk, bir kýz ilgilendi, ben arabamý park ederken bir kamyonettekiler ordan çýkmaya kalktýlar, bir genç bir þeyler söyleyip, ben gözlükçüye uðrayýp gideceðimi söyledim. annemin gözlüðünü sýkýþtýrdýlar, çýktýk. bornoaya giderken birkaç kere mukaddes haným aradý, açtýrmadým, sonra bir benzinliðe kýyýsýnda durup konuþturk. annem ona par vermek istemiyor. valla kendi sorunlarý. ablam ziraat bankasýna gelecekmiþ de onu söylemiþ. annemi bankada býraktým, parkýn ordan dolaþýrken shelle arabayý yýkatayým diye gittim. memet varmýþ orda. benim arabaya su tutarken fotoðrafýný çektim, evlencekmiþ galiba, ailesi bir haným bulmuþ ona. sonra tekerlerin havasýný þiþirdim. araba duþtayken annem aradý, ablam gelmiþ, iþi bitmiþmiþ, bekleyin kenarda dedim. sonra gittim, bankanýn kenarýnda hararetle tartýþýyorlardý, 1-2 poz fotoðraflarýný çektim, klakson çaldým, zor duydular, arkadaki arabalar da bas bas baðýrdýlar bu arada. sonra ablam suratsýz suratsýz bindiler, sanýrým araba sigortasýnýn orada durduk, para yatýrdý geldi, sonra textilbanka girdi, eve gidip çay içmemizi söyledi, ben kipaya gidelim börek filan alýrýz dönüþte çay içeriz dedim. kipada baya dolaþtýk. bir ara bir efe raký kutusu kýrýlmýþ, biri fotoðrafýný çekiyordu, ben kasa da ödeme yaparken annemle ablamýn fotoðrafýný çektim. kasiyer maðazada fotoðraf çekmenin yasak olduðunu söyledi, bilmediðimi söyledim. içeride birinin fotoðraf çektiðini filan, kýrýk raký yüzünden dyip, sonra çýktýk, ablamda poðaçalarý börekleri çýkardýk, bir iki fotoðraf çektik, çay içtik, annem barýþýn kýzkardeþinden bahsetti, bir görüþsünler filan denildi. biz çýkarken biraz tartýþmaya baþladýlar, ben durumu yumuþatmaya çalýþtým. biz arabaya binince ablam anneme "ben senin gibi olmayacaðým" dedi. benim için soru iþareti tabii. çoðu insan için. gelirken annem medineye uðramak istedi, ben onu kapýda býrakýp aldýklarýmýz bozulmasýn diye eve býraktým, yolda sucularý gördüm, sonra uðrarým dedim. evde eþyalarý býrakýrken günay haným aradý, izmire gelmiþ, vs, çocuklarý bodruma gitmiþ, hastaneye gitmesi lazýmmýþ; ona annemin evde olmadýðýný sonra onunla konuþup, olabilirse onu hastaneye býrakýp sonra iþi bitince alýp evine býrakabileceðimi söyledim. akþam 23.30 gibi annem aradý ama evi cevap vermedi. tuhaftý yani telefon numarasýnýn önünde de 232 yazýyordu ev telefonu. acaba dýþardan evinin koduyla arayýp þaka mý yaptý diye konuþtum. annem ablamla konuþalým yarýn akþam yemeðe gelin diye, telefon ettik, abuk sabuk þeyler söylüyor, kýzýn telefonunu alýp buluþturulcakmýþ filan, ben öyle birisi deðil dedim, bozuluyor, bizlerle birlikte oturup tanýþsýnlar dedim, sonra engin gelsin konuþayým dedi, annem sonra engini aradý, arkadaþlarýyla birlikteymiþ, eve gidince aramasýný söyledi, aramadýlar. aslýnda hiç ilgilenmemek lazým, bu çocuk bence hep bekar kalacaktýr. 11 gibi cep telefonunu arabada býraktýðýmý farkedip gidip alýp geldim.
13 aðustos
annem erkenden kalkmýþtý, bir yerlere gitmek için, kuþadasýna gidecektik, sonra gece geç filan yatmýþtým, o nedenle uzun yol yapmak istemedim. çeþmealtýna geldik. sabah zuhale telefon ettim, onlar eltileriyle özderedeymiþ. biz çýktýk, nigoþ yalnýzsa gidelim dedik, annem baktý yalnýzmýþ, bugü bütün yiyecek içecekleri, tabaklarý çatallarýmýza kadar biz hallettik. yalnýz su ýsýttýk, nigoþ menemen yapmýþmýþ, medine dün aldýðý börülceyi yapmýþ, gelirken iskeleden pide almýþtýk, annem börek yapmýþtý, salate yaptý. geçen gün kipadan aldýðý saplý cam bardaklarla çaylarý içtik, sohbet ettik. ben nigoþun geçen günkü duasýný yazdým, sonra onlara da çýktýsýný vereyim diye konuþtuk. nigoþ kahve piþirmek istedi, "denize gidip gelelim, sonra" dedik. yandaki senihaným geldi, biz denize gidip gelelim.
12 aðustos
denize gidecektik, medine emekliler derneðinde toplantýlarý olduðunu annemin gelmek isteyip istemediðini sordu. o saymanmýþ istifa etmiþ. annem gitmek istedi, toplantý saat 2 de imiþ. öðlen üst kattaki sibel anneme gazete kaðýdýnýn içi nde siyah ve beyaz üzüm getirmiþ, annesigil köyden getirmiþ, sonra annemle konuþtuki "sen de bardak al git" dedim, annesi yukardaymýþ, ona giderken, 1 bardak aldý gitti. medineyle telefonda konuþurken "yeni bardaklara yer açýyor" dedim. gülüþtük biraz. 1.30 da gittik, bem onlarý þirinyer vergi dairesinin oradaki derneðe býraktým. montro'ya kadar yüksek sesle müzik dinleyerek gittim geldim. derneðin önünde baktým, annem bahçede masada oturuyor, 3 tane de adam, çaðýrdým, kadýnlar içeriye girmiþmiþ, medine de geldi, çýktýk, onlarý alýp kaynaklara gittik, ama yollar deðiþmiþ, ben gitmeyeli çok olmuþ demek ki, kýrýklar f tipinin önünde bulduk kendimizi, sonra döndük, annem yolda köylü satýcýlardan domates aldý, medine domatesle börülce baþka yere uðramadýk artýk, benzin de bitmek üzereydi. döndük, medine kahve içmeye çaðýrmýþtý, girdik, illaki çay ve kahvaltýlýk bir þeyler hazýrladý, ben önce bir tane büyük domates yemiþtim. ben fotoðraf makinemle bir iki çekim yaptým. barýþla tartýþtýk biraz. sonra kahve içip fal bakýp geldik. akþam, yýldýz yaðmuru olacak diye saat dokuzda dýþarý çýktýk. bir tane gördük, baþka yoktu, geldik, sonra arabayla çýktýk, nurten hanýma söyledik, iþi varmýþ, okulun oraya gidin" dedi, gidip baya bekledik yok, evde biraz daha baktýk yok, annemle fotoðraf çekindik, yýldýzlara bakarken, sonra geldik. bir ara annem aþaðýya indi yýldýzlara bakmaya, görülürse beni çaðýracaktý, bir ara baktým, nurten, sema, kenarda sabiha; ötede nurtenin kocasýyla sabihanýn kocasý, anneme yldýzlarý sordum, yok dedi, indim bir bakayým diye. bakýndým, yok, elimdeki su þiþesinin kapaðý düþmüþtü, boþunu çöpe atarken, yýldýzlarla ilgili filan konuþuyorlardý, "iyi akþamlar nurten haným" deyip eve geldim. "50 first dates" filmini izliyordum, annem geldi, baþta birþey demedim, ama sabihanýn filan anneme yanaþmaya baþladýðýný farkettiðim için, dikkatli olmasýný, üzülebileceðini, canýný sýkmamasýný söyledim. biraz bozuk duruyor, ablamlar de arayýp sormadýlar gitme durumunu, annem de yaþlý vve çevresindeki olumsuzluklar çok fazla, kendi de müsait, hoþ müsait olmayan da pek yok zaten, müsait olmayanlar da çekip gidiyor. solcularýn da alet edildiði gerçek bir faþizm yaþanýyor. 3-5 yýl sonra ya da daha sonralarý konuyla ilgili neler konuþulacak ki, hangi piþmanlýk yasalarý, 78 liler gibi, uygulamalarý istemediði halde katýlanlar, hangi açýklamalarý yapacaklar, vicdanlar vidanjörmü olmuþ olacak, "kim ne yaparsa aslýnda kendisinde zuhur eder, sanýrým bunlarýn görüntüleri anadolu türklüðünün görüntüleridir."
11 aðustos
annem 8 de araba için telefon etmem için kaldýrdý. 8.30 u bekledik. görkem hanýma biraz daha sonra ulaþtýk. ustayla konuþtuk, suyunu koyup denememizi söyledi, denedim. fan çalýþmýyordu. sonra uyumuþum annem gene dýr dýr, öðlen bucada sigortasýna bakmaya gittik. çocuk kontrol edip, sigortada sorun olmadýðýný söyledi. oradaki tamirciye göstermemizi söyledi, ben alibertiye götürdüm. cuma günü randevu vermiþtiniz dedik, espri tabii. annem bekleme yerinde oturdu, bir ara birlikte oturduk. arabayý kontrol ettiler, bir ara bir arabaya baktým, adam boyu kaldýrmýþlar, bir tamirci bakýyor. hep öyle yapýlýyormuþ, artýk arabanýn altýna yatýp bakan yok galiba. servislerde yani. fanýn normal çalýþtýðýný, muhtemelen sigorta kutusunun temassýzlýk yaptýðýný, öyle durumlarda kutuyu hafifçe sarsýp, sigortalarý kontrol etmemi söylediler. sanýrým sabahki çocuk sigortalarý kontrol ederken, temas yaptýrdý. neyse iyi günler" deyip geldik. annem ablamla konuþmuþ, haftasonu gitme konusunda, sonra söyledi, kavga ettikleri gece eniþtem söylemiþ, "mukadder gelip alýp gitsin" diye. annem öyle telefon etmiþ. ee yaþ 70, iþ bitmemiþ, entrikacýlýk yapýyor, faþist iþbirlikçilerinin etkileri olmasa hoþ esprili durumlar olabilir, tabii onlar devreye girince, kasýtlar ve çekilmez durumlar oluþuyor. annem bana söylemeden neler çeviriyor, neler. ablamlarla, komþularla, dayýmlarla baþka konuþuyor, bana baþka konuþuyor. servisten gelirken dýþ kapýnýn orada nurten hanýmla karþýlaþtýk, annemle biraz soðuk gibilerdi, "gel beraber akþam çayý içelim" dedim. zelihanýma uðrayýp geldi. annem çay koymuþ. biraz konuþtuk. ben sonra pýtýrcýkla ilgilendim. sonra onlar aþaðýya indiler, bir ara yedi göllerin oraya gittiler, þükran hanýmla kýzý da gelmiþ, biraz oturmuþlar. sonra ben duþ yaptým. annem yarýn ablamlarýn yazlýðýna gitmeyle ilgili "eniþten ne diyormuþ, sor" filan dedi, ama ben istemedim. bakalým yarýn düþünürüz.
10 aðustos
annem sabah baþladý gitme hazýrlýklarýna. ben en erken 11 de gideriz demiþtim gene de bildiðini okudu. neyse medineyi alýp 11 e 10 kala çýktýk. giderken pýtýrcýðýn ilaçlarýný aldým-mat eczanesinden. balçova kipanýn önünde durup sallama çay aldým. lipton yellow ve early grey. dün almayý unutmuþuz. süt filan, annemler yolun kýyýsýnda beklediler. çeþmealtýnda ben nigoþun evinin yolunu bulmaya çalýþiýrken biraz tantana. bulamadýk. bir ara arabada çay içip birþeyler yedik. annem nigoþun evini arayýp bulamamýþtý. biz biraz denize girip çýktýk, sonra anneme dolaþýrken bir yolu gösterip bakmasýný söyledim, orasýymýþ. o gitti oturmaya sonra biz de gittik. yan taraftaki komþularý kadýn da gelmiþ hemen. biz nigoþu ziyarete gitmiþtik ama, geçen gittiðimizde de kocasýyla koþup gelmiþlerdi. yugoslavyanýn manastýr göçmeniymiþ, oraya 6 yýl önce taþýnmýþlar. nigoþ çay hazýrladý, beraber içtik. onun yasin kitabýna baktýk. sonra medine ile biz denize gittik. deniz çok güzeldi. zaten bugün denize girerken bir sürü yer deðiþtirdik. bazý yerlerde köpükler vardý. oralarda girmedik. bir yerde iki kadýnla 1-2 çocuk. cocuklar dalýp deniz kabuklarý çýkarýyordu. bir tanesi canlýymýþ, "minare"; canlýlarý çýkarmamalarýný söyleyip, kabuðu tuttuðum gibi denize fýrlattým. denize taþlar kabuklar atýp oyalandýk biraz. sonra 6 ya doðru çýkýp annemi aldýk. nigoþla ikisi vardý. eve geldik, medinenin ýsrarý ve annemin kabulüyle, onu býrakýrken onlara girdik, çay içip yanýmýzdakilerden zeytinli pide ile haþhaþlý ekmek yedik. arabayý park ederken, ýsý göstergesinin 130un üzerinde olduðunu ve fanýnýn çalýþmadýðýný fark ettim. sanýrým yarýn alibertiye telefon edip soracaðýz. barýþ yatýyordu, bir kaç fotoðrafýný çektim, makinanýn pilleri zayýftý, baþakla telefonlarýmýzý maillerimizi aldýk. ýsrarla kahve içip fal bakýldý. 8 gibi çýkýp geldik. duþ yaptýk. araba yeri yoktu, yukarý sokaktan düðün sesi geliyordu, ortalýk kalabalýktý. arabayý yandaki evin kýyýsýna koydum. sonra bir ara evin önü boþalmýþtý, annem haber verdi, o sýrada baþkasý arabasýný koymuþ. býraktýk tabii. pýtýrcýða iðne yaptým. vitamin, süt içirdim. biraz ortalýktan kayboldu, sonra biraz birþeyler yedi. internetten ingiltere kraliçesinin -sanýrým- taç giyme törenini izledim. 1952 de. video boyutu yeterli olmamakla birlikte etkileyici bir törendi. beyaz çamaþýrlarý yýkadýk. ben deniz havlumu- mayomu yýkadým. þimdi saat 02.36
9 aðustos
annem öðlene doðru arabayla ilgili baþladý, ara" demeye. neyse 1 de aradým yemektelermiþ, 1.30 gibi aramamý söylediler. görkem hanm belki kalabileceðini söyledi. ustayla konuþtuk. annem þirinyer paarýna gitti geldi. denizliye gitmekten vazgeçmiþ. kimseye birþey almamýþ. bankadan sýra bekleyen bir kýza bankamatikten para çektirmiþ. bana da 60 ytl verdi. 4 gibi servisten görkem haným arayýp arabanýn iþinin bittiðini söyledi. otobüsle gidip aldýk. 294 ytl tuttu. parçayý deðiþtirmiþler. anahtarý sorduk. oradaki bir anahtarcýyý söylediler. hakketten. silip pil koydular, yedek anahtarýmýzda çalýþtý. kipaya gittik. bankamatiklerimi kontrol ettim. dönüþte shelle uðrayýp benzin alýp arabayý yýkatalým dedik. engin oradaymýþ. benzin alýp arabasýný yýkatmýþ. araba yýkamacýyla konuþurken, "yeðenim, ablamýn oðlu" dedim. tekerlekleri þiþirdik. fotoðraf çekindik. dijital makina olunca artýk sorun olmuyor. makinayý aldýðýmýz yere, 2 adet fiþ vermiþ olduklarýný söyledim, kendilerininkini de mi verdiler diye, deðilmiþ, 2 tane veriliyormuþ. 7-8 tane fotoðraf çekindik. engin kola bir þey almayý önerdi. ben daha önce çipsle elma þeftali var yermi diye sormuþtum. sonra gidip þvepss limon almýþ. 3 tane, orda içtik. o bir arkadaþýyla konak pier de buluþacakmýþmýþ. ben de önceden bir iki kere vesileyle filan gittiðimi söyledim. o arabasýna bindi gitti, biz arabamýza bindik eve geldik. yolda eczane aradýk pýtýrcýða iðne için. açýk yoktu, saðlýk polikliniðinden 2 ytl ye aldým. ama evde 5 milyonun üstüne 2.5 ytl çýktý. o iðneyi vurduk. cananla uðuru aramýþtým yoklardý, kenan abileri çýktý telefona sonra aratýrýz dedi, sanýrým geç geldiler. barýþlarý aradým, yarýn denize gitmek için, annesi yoktu. 11 gibi aramýþ. çantasýnda 7 ytlsi varmýþ, o nedenle parasýzlýktan gelemeyeceðini söyledi. bende çeþmealtýna gideceðimizi, herhangi bir tesise girmeyeceðimiz için para gerekmeyeceðini, kýyýda halkýn, orada yaþayanlarýn girdiði yerlerde deniz gireceðimizi, sandviçlerini hazýrlayýp gidilebileceðini söyledim. o zaman gelebileceklerini söyledi. son samurayýn 1. cd.sini izledim. pýtýrcýða üç dört kere kaþýkla süt içirmeyi denedim, baya iyi geldi sanýrým. curp curp içirdim kerataya. sanýrým midesi baya rahatladý.
8 aðustos
sabah 7.30 da kalkýnca anneme arabayý enriko aliberti servisine býrakmaya gitmeyi söyledim. 8.25 te oradaydýk, görkem hanýmla, emrah beyin yerine gelen murat beye býraktýk aracý. otobüsle geldik, annem öðleden sonra gözlüklerini almaya kendi gitti. bir ara bölümü arayýp bir haber olup olmadýðýný sordum. ümmü den e mail gelmiyordu çünkü. raporluymuþ, arzu çýktý telefona herhangi bir þey olmadýðýný söyledi. biri aradý, numarayý bilmediðim için açmadým. sonra servisten arayýp arabayý bugün veremeyeceklerini söylediler. o sýrada ayþegülle cepten konuþuyorduk. ara verdik. sonra ben arayýnca evden aramak istedi. epeyi konuþtuk, o sýrada annem geldi. sonra ben baya uyudum. annem aþaðýda nurten, þükran, safiye ile oturmuþ. bir ara buca eðitimden müjganý görmüþ. beraber birþeyler yedik. bir ara barýþý aradým. eve gelmiþ. ayaðýna takýlan çivi çýkarýlmýþ, dün hastanedeydi. geçmiþ olsun dedim. bu gece arabamýz olmadýðý için gidemedik. dün annesiyle öyle konuþmuþtuk. þimdi de national galerinin da vincinin þifresini izliyorum. kutsal kadeh ya da kase, özel bir durum. sanýrým ben de tanrý eliyle karþýlaþtýðýmda bu sýrra vakýf oldum biraz. ruhaniler kaseyi yahudi ve yerli kökenli birine emanet ettiler, sanýrým. kase kadýn- magdelalý meryem- olabilir deniyor. belki onlara ait bir ruhun, inancýn taþýyýcýlýðýdýr, durum. bu inancýn taþýyýcýsý olma durumuyla ilgili silik birþeyler hatýrlýyor gibiyim. sanýrým ben zaman zaman bazý sýrlara vakýf olurken bazý iþaretlerle karþýlaþýyorum. bu frekansa da kýyýdan köþeden girdim sanýrým. kilisede çevremde dolaþan rüzgarla takdis edilmem de sanýrým iyiniyetli saf inancýmýn karþýlaþtýðý bir þeydi. zaman zaman kabede dolaþmýþ olmam ve diðer inanç sýrlarýyla iliþki, hz hýzýr bunlarýn hepsi birbiriyle iliþkili þeyler. herþeyiin üstündeki bir tanrýsal inanç, sanýrým bunlarýn hepsiyle baðýmý açýklýyor. daha bilmediðim bir sürü þey var tabiiki. türkiye ve müslümam dünyasýnýn bütün kederleri bence inançlarý-özellikle kendilerine uymayan inançlar- kirletmeleri, belki de kirletme çabalarýndan kaynaklanýyor. gerçek inancý gözardý ediþleri. gerçekte bütün inançlar, varlýklara ait olan þeyler deðerlidir. insanlarýn kendi inançlarýyla birlikte bütün inançlara ve varlýklara, varoluþa saygý duymalarý gereðidir bu. aslýnda herþey son derece yalýn. benle ilgili hazýmsýzlarýn göremeyeceði þey bu belki de. sanýrým tanrýnýn iþaretiyle o ruhani kadýnýn dokunduðu kadeh o gerçek kiþiye emanet edildi. belki ibranilerin inanç taþýyýcýlýðýndaki sabýrlarýnýn gerçeði. sanýrým müslüman dünyasýndan bazý cahil yapýlar da buna iliþkin bazý þeyleri biliyorlardý, tercihlerini inançlara saygý yerine inancý bozmaya yönelttiler. belki de cezalarý bu oldu. kendilerine ait olmayan þeyleri almamalarý, düþünce ve inanç, ibadetle ilgili saygýlý olmalarý gerekiyordu. çok þey bilmeseler de gerçek inanç taþýyýcýlarýný ayýran þey burada yatýyor. tanrý inançlarýn aþþaðýlanmayacaðý ve dolayýsýyla doðanýn ve insanlarýn onurlarýnýn korunacaðý çözümleri göstersin.
7 aðustos
bugün hep evdeydim. yalnýz öðleden sonra biraz cananlara kadar gittik geldik. annem sabah 9.30-10.00 gibi gözlükçüye gitmek için çýktý. net optiðe. hastaneye gitmiþ, cumartesi muayene olduðu doktordan reçetesini yazdýrmýþ, cumartesi 40 ytlye özel muayene olmuþtu, doktor ssk reçetesini yazmak için hastaneye çaðýrmýþ. yazdýrmýþ, çýkýnca telefon etti. net optiðe gitmiþ, camlarý için filan. 65 ytl demiþler. yarýn salý gün saat 16.00 da alacakmýþ. ben enrico alibertiyi aradým, benzin pompasý için. arabaya bir de onlar baksýnlar. cuma sabah 8.30 a randevu verdiler, sonra 9.30 yaptýk. randevu veren bayan görkemle gülüþüp. ancak annemle konuþup, yarýn yada çarþamba günü "arabamýz çalýþmýyor" diye götürmeye karar verdik. hakketten öksürüyor gibi bir þeyler oluyor. debriyaj da geçiþi deðiþmiþ. bir baktýralým. bir ara cananý aradým, "duruma göre akþam üstü görüþebiliriz" dedik. sonra annem gelip gidince, öðleyin. kamacýk eczanesine uðramýþ, sürekli ilaçlarýný almakla ilgili. 6 tane ilaç adý yazýlmýþ, birini bana deðiþtirtti. sonra saðlýk ocaðýndaki doktora gidip eczaneye gitmiþ, 3 ilacýný yazmýþlar. canan aradý, annemi beklediðimi, anahtarý olmadýðýný, o gelince arayacaðýmý söyledim. sabahtan bir ara sucuya telefon edip þaþal su getirttim. annem öðleden sonra iþlerini bitirip gelince cananý arayýp gittik. küçük kardeþi uður da vardý evde. onlardaki cd lere baktýk. "da vincinin þifresi" ile "tom cruse'un son filmi"ni aradýðýmý söyledim. uður ay marketin orda zafer cd vs yerindeki arkadaþýna sorabileceðini söyledi. bir iki cd kaydettim onlarda, diðerlerini onlar diyarbakýr'dan düðünden dönünce dedik. uður "50 first date" çok güzel bir aþk filmi" deyince bilgisayarým onu kaydetmedi. o filmi aldým. izleyip sonra vereceðim. "çok güzel bir gerilim filmi" filan diye anlatýyor bazý filmlere. güldüm "gerilimin güzeli nasýl olurmuþ" diye. çay içtik. biraz konuþtuk, bir arkadaþý ressam ekrem kahraman'dan bahsetmiþ, istanbulda yardýmcý olabileceðini filan, telefonunu vermiþ. ben de çok eskiden bana da tanýþtýrýldýðýný, devletin iþine yarayacak dehalarý seçip nerelerde kullanýlabilecekleri üzerinde çalýþan bir odak olduðunu sandýðýmý, iþlerine yaramayacaklarý da nasýl iptal hale getireceklerini uðraþtýklarýný, filan söyledim. rahmetli bilal erdoðan söylemiþti. þantiye galeride filan benimle konuþtuðunu anýmsýyorum. sanýrým bana zarar veren anlayýþlardan birisi o kiþiydi. geçmiþe baktýðým zaman gördüðüm þeylerden birisi. cananýn atandýðý okul uður dündarýn spor baþkaný vs olduðu bir okulmuþ. sanýrým devlet, cananý da kürtlerin ýslahý ve uyumlu bir þekilde devletin içinde yer almalarý pozisyonunda kullanmak istiyor. böyle çok kiþi vardýr sanýrým. herkes için hayýrlý olsun. annemle geldik sonra. annem fundayý aradý, ablam haftasonunda akrabasý ahmed abinin düðününe denizliye gidecek mi diye, o bilmiyormuþ, ben ablamý aradým. gitmeyeceðini söyledi. annem gidince hafta sonunda çocuklarla gelmemi söyledi. yazlýðýna. "olabilir" dedim. annemle konuþurken, "ben biraz barýþ yaptýrayým, o bizim annemiz, filan diyeyim" dedim. iyi dedi. beni evde býrakmaya çekiniyormuþ. ona üzülmemesini, bir sürü insanýn terbiyesizliklerini sýrf onun hatýrýna katlandýðýmý, herkesin bunun farkýnda olduðunu, o yokken o tür kiþilerle bir iletiþimimin olmayacaðýný, söyledim. içi rahatladý. doðru, o terbiyesizlerin hepsini yere sererim. olan yazýk o yaþlý kadýna oluyor. birileri çýkar amacýyla çirkef yapýyor hep. aslýnda yapýlan her þey tc görüntüsü olarak dünyada yerini alýyor. ilerde hepsi yere sürünecek, þimdiden, aileme, öðrencilerime, arkadaþlarýma yamanýp çýkar elde etmeye çalýþtýlar, yalnýz, bu durumun da sonuna geldiler galiba. sanýyorum. dürüst namuslu davransalardý, her þey daha iyi olabilirdi. akþam annemle geçen gün kipadan aldýðýmýz hazýr köfteleri piþirdik. ýzgarada. kolayla. pýtýrcýk çýkarýp duruyor. ona genta 20 vurduk gene. midesi ekþime yapýyor gibi. benim oda kapýsýnýn bir anahtarý kayýptý. kilidi deðiþtirdim. çünkü pýtýrcýðý bir yere giderken kapýyý kilitleyip odaya býrakýp gittiðimde daha iyi oluyor. öbür türlü merdivenlerdeki gürültülerden biraz tedirgin oluyor sanýrým. bakýþlarýndan anlýyorum. ben gelinceye kadar odada kapalý kendini daha çok güvende hissediyor. hafta sonunda ablamlara gidersem götüreceðim onu da. arabayý bir baktýrayým da. anneme, denizliye giderken nurten hanýmlarýn anahtarýný vermesini, bizim onlardaki anahtarýmýzý almasýný söyledim. kendisi gelince karýþmam. annem yokken böyle. kimse kimsenin sorumluluðunu almasýn.
6 aðustos
sabah 7.45 te barýþýn annesi aradý. 10 gibi gidelim dedik. kardeþi baþak da geldi. çeþmeye gidiyoruz diye çýktýk, ancak, yolda araba sanýrým benzin týkanýklýðý yaptý. bakýmdan geleli beri yapýyordu. sarsýlýyordu filan. daha kýsa diye seferihisar teos'a gittik. akkuma. denizde hiç dalga yoktu. bir kaç kere yer deðiþtirdik. millet geceden yerleri tutuyormuþ. bir yerde annemin çevresinde hep mangal yakmýþlar, sonra giriþin orda biryerlere oturduk. ördek filan vardý. ben arabanýn ruhsatýný ve ehliyetini evde býrakmýþým diye, saat 4 de çýktýk. baya yanmýþým. gelip duþ aldýk. çamaþýr yýkadýk. ergüllerin evinden aranmýþ. annem aradý. dün mü önceki gün mü ne hayriye teyze aramýþmýþ. salýya görüþecekler galiba. 11.20 gibi funda aradý. bir arkadaþýnýn sýnava giriþ için resimlerine bakmakla ilgili birþeyler söylemiþti. daha önce mutlaka kursa gitmesini söylemesini belirtmiþtim. kurslarda ve sýnavlarda görev almak istemediðimi bildirdiðimi söyledim. kursa gitmesi gerekliliðini filan.
5 aðustos
bugün hiç evden çýkmadým. akþamüstü annem -öðleden sonra 14.30 da göz doktoruna gitti. kendine dönüþte telsim den telefonuna yükleme yaptýrmýþ. sonra kuaföre gitmiþ. benim arabayý tamir eden adamýn karýsýna. akþamüstü dýþarda oturdu, komþularla. bir ara doktordan gelince nurten hanýmlara gitti geldi. bu ara aþaðýdaki rabianýn büyük oðlu bülentle iyiler. aþaðýya indiði vakit konuþup duruyorlar. ben "london" filminin 1. cd.sini izledim.
4 aðustos
saat 2.30 da annemle çeþmealtýna gittik. bu sefer yakýnlarda kaldýk. o civarda oturanlar filan vardý, 2 kere girdim çýktým. giderken shell den benzin aldýk. araba yýkama kalabalýktý, sonraya býraktýk. akþamüstü barýþýn annesi aradý, belki pazar günü birlikte denize gidebiliriz. dün kemeraltýna girerken bankamatiklerimi kontrol etmiþtim. mddi olarak çok kötü bir durumum yok, biraz dikkat etmek iyi olabilir. öðleyin kapýnýn önüne adamýn birisi gelmiþ, pike satýyormuþ. annem bak dedi, "bir sürü herþeyimiz var, ihtiyacýmýz yok" dedim. bir ara adamýn fotoðrafýný çektim. artýk çevremdekilerin vs fotoðraflarýný çekmeye baþlayacaðým. þüphelilerin filan. çevremdeki çoðu kiþi normal deðil. kasdi durumla var. ailemi bile kullanýyorlar. ben de liste çýkarayým, þimdi olmasa bile ilerde kimlerin ne iþlevi oldu, ortaya çýkar. hoþ benden baþka bunlarý çok iyi yapacak kiþiler var sanýrým. aslýnda þimdiden birilerinin utanç durumlarý deþifre sanýrým. zamanla daha açýk görünen þeyler olabilir. yalnýz sanat tarihi deðil, politik ve insanlýk tarihi açýsýndan önemli durumlar.
3 aðustos 2006 perþembe
öðlene doðru annem kemeraltýna gitmek istedi. ahmed abinin 13 aðustos pazar gün oðlunun düðününe gittiðinde kardeþlerine,, yengesine birþeyler almak için bakmak istedi. ben de çamaþýr baktým. çoðu satýcý isteksizdi. bir ara annemin verdiði suyun þiþesine baktým. küçük coca cola þiþesi. evden çýkarken almýþtýk. belki de ondan ilgilenmek bile istemediler. iyi de oldu. ben bir külot, bir südyen almýþtým. dinci faþistlerden almamýþ oldum böylece. annem 2 hüseyin efendi kahvesi, bir de þadýrvanaltýndan dibek kahvesi aldý. 1 ytllik paketlerde. akþam ben duamý yaparken piþirmiþ, ben gecikip soðuyunca dökmüþ, daha dibek kahvesi içemedim. eþarp baktý olmadý, birþeyler, pijama filan. pazar günü þirinyer pazarýna bakayým dedi. beni de götürmek istiyor, ama ben gitmeyip kafamý dinlemek istediðimi söyledim. ben öyle dyince biraz daha ýlýman hallerde. bugün ona ve bana 1 ytl ona tlf defteri, bana not defteri aldýk. gece onun yeni tlf defterini yazýverdim. bir ara internetten hollanda vizelerine baktýk. birlikte güzide teyzemlere gitmeyi planlýyoruz. biraz ona buna uymasa birlikte güzel gezebiliriz. geçenlerde bu yýl ilk defa denize girdiðimde, çeþmedeki þehir plajýna gitmiþtik. dün zuhalle konuþurken andýk. bayaa önce zuhal, pelin, ben gitmiþtik oraya. annem kenarda oturmuþtu. ben kumsalda. yan tarafta, rus bir kadýn ve yanýnda küçük oðlu vardý. çocuðun göðsünde bir yara izi vardý. ortak bir dilimiz yokdu, ama diyaloðumuz oldu. yer deðiþtirmemizi istedi filan. onun yan tarafýndaki yerdeki bir gençce adamla yanýndaki iki kadýndan rahatsýz olmuþtu. adamýn sol kolunda hz ali resmi vardý. yanýndaki "badigardlarý" dediðimiz bayanlarla denize girerken çantalarýný bana emanet etmeye kalkmýþlardý da, reddetmiþtim, "allaha emanet edin" beni ilgilendirmez" diye. adam piþkin piþkin dolaþýyordu. rus kadýnla da hiç dil bilmeden diyaloðumuz olmuþtu. annem de kenarda otururken bir adamla bir bayan tavla oynamaya gelmiþler, sohbet etmiþler, meslekdaþlýktan bahsediyorlardý. adam diþçi mi neymiþmiþ. bir kaç saat kalýp gelmiþtik. 10 ytl girdik, o bir de 2 ytl soda içmiþmiþ. yiyeceklerimizi arabada yemiþtik. dýþarýdan yiyecek almýyorlardý. ben suyumu almýþtým yanýma. gelirken urlanýn orda halkýn denize girdiði bir yerde de durup denize girmiþtim. beraber gezip gelmiþtik.
2 aðustos 2006 çarþamba
annemle çeþmealtý'ya gittik. ben denize girerken o nigoþ'un evini aradý. sonra birlikte baktýk. zuhaller de ordaymýþ, hüseyin bey pelin filan. bir ara yandaki komþular karý koca geldi. çay içtik, meyve yedik, bir ara zuhalle denize gittik. lady hala çok sevimli. yine buldumu öpmek istiyor. nataþa þey. akþamüstü geldik, annem kuþadasýndan ahmet abi ile konuþtu, bir ara engini de aradý, doðum günü için, arkadaþlarýyla beraber olacakmýþ. ablamla konuþtu. ahmet abinin oðlu evleniyormuþ, galiba 13ünde denizlide, ona gidecek herhalde. arada gezip gelmesi iyi olur. bir ara fotoðraflar cdye kaydetme üzerinde çalýþtýk, web'ten kopyaladýklarýmý kaydettik, diðerlerini yapamadýk hala. çeþmaltýna giderken okula uðrayýp geçenlerde amazon com.dan ýsmarladýðým pýtýrcýðý taþýma çantasýný aldým. fena deðil, zuhallerde baktýlar. akþam gelince pýtýrcýðý koydum içine þimdiye kadar taþýma sýrasýnda rahatsýz oluyordu. pek sorun olmayacak gibi görünüyor þimdilik, yine de birden dýþarý atlamasýný önlemek gerekiyor. iðnesini de vurduk.
1 aðustos 2006 salý
akþamüstü annemle kavga ettik. çok fazla etki altýnda kalýyor. komþularýn aðzýna bakmaktan ablamlarla da arasý bozuldu. teyzemleri de istemiyor. güzide teyzemi aradým, bir kaç gün denizliye gitsin diye. gelsin dedi. gitmiyor. biraz önce hayriye teyze aradý, ergülün annesi, annem aþaðýya inmiþti, komþular ahmet-nurten, sabihanýn kocasý orhan, baþka varmýydý bilmiyorum. konuþuyorlardý. ben konuþtum biraz, sonra annem geldi. konuþtular, önümüzdeki hafta hayriye teyze anneme konuk gelecekmiþ. "annemin yalnýz kalýrsa vebalini kim alacak, çocuklarýný, akrabalarýný uzaklaþtýrýp, iyi insan onu çocuklarýyla yakýnlarýyla düþman etmez" dedim. o da "öyle tabii" diyor. gündüz erkenden kalktý. börek piþirmiþ, yemedim, öðleden sonra net optiðe göz muayenesi için sorduk. þirinyer bp.nin arkasýndaki niyazi bülbüle cumartesi saat 3 te randevu aldý. ama kavga edince bize verdiði kartý yýrtýp attým. "gitmeyeceðim" diye. sonra mat eczanesinden ilaçlarý almaya gittim. annem migrosa girmek istedi. "coca cola al" dedim. dönüþte aldým onu, bir sürü kola, pepsi, yað filan almýþ. bir þeyler oldu, tartýþtýk, aldýklarýný yere çarptým. üstüme yürüdü gene, saçýmý yolup, vurmaya kalktý gene. neyse kolu acýyordu da fazla uzun sürmedi. baðýrýþ çýðýrýþ oldu. kimsenin anneme faydasý yok. karakýzý mukadder'den baþka ne yeri ne yurdu olur. bana zarar vermek amacýyla kadýný bana karþý kullanmak için rezil ve çirkef ediyorlar. neyse dayanacaðýz. denizliye gidip biraz dinlenip gelebilirdi. funda'yla konuþtuk, aslýnda kimse ilgilenmiyor. bence bu kadýný böyle kullanan komþularýnýn listesini çýkarýp ileriye yatýrým olarak koymak gerekli. hani o romanýn içine koymak gerekir. romandaki isimlerin hiç kimseyle alakalý olmayýp, aslýnda gerçek kiþilerin adýný gösterdiði, romana. herkesin kendi geleceði, çocuklarý için iyi bir miras olur. çoðu kiþi o kadar zavallýlaþmýþ ki, argo bir tabir var- amsalak olmak- diye, kimsenin yapýlanlarýn vehametini anlayacak hali kalmamýþ durumda. tc zihniyetinin etkisi altýndaki herkes "amsalak" vaziyetlerde. diðer devletleri pek bildiðimi söyleyemem. engini aradý, yarýn doðum günü diye, arkadaþlarýyla buluþacakmýþ. bir ara nejla'yý aramýþtým, kemal-kamile hocalara çay içmeye gitmiþler, pazara kadar tatilleri devam edecekmiþ.
31 temmuz 2006 pazartesi
ne yaptýmm.. sabah geç kalktým. annem telefonla ergülün annesi hayriye hanýmla konuþuyordu. o aramýþ. bugün kemeraltýnda görüþeceklerdi, baþka zamana býrakmýþlar. bir ara cananlarý arayýp, kipaya gelmek isteyecekler mi diye sordum, annesi cananýn uyuduðunu (saat 11.00 di bu arada) temizlik yapacaklarýný, kendisinin de tansaþýn ordaki kuaföre, sanýrým benim arabanýn bakýmýný yapan kiþinin karýsý olabilir, gideceðini söyledi. biz annemle öðleden sonra kipaya gittik. giderken, mat eczanesine uðrayýp pýtýrcýða genta aldým. 1 tane kalmýþ 5 tane yarýn alacaðým. bir de calcium sandoz c aldým, bir þýrýnga. ordan kipaya geçtik. fotoðraf makinasý baktým. kipadaki çocuðun önerdiðini alýyordum, vazgeçtim. benim kýsa bir video görüntümü çekmiþti. onu silmesini istedim. sonra alýþveriþimizi yaptýk. çýkarken, ariston-domino firmasýndaki dijital makinalara baktým. kipa da ilk gösterileni önerdiler hem de 50 ytl daha ucuzdu, galiba promosyonlarý vardý. 10 ay taksitle aldýk. açýklama yaptýlar. sonra geldik. bir ara pýtýrcýðýn iðnesini vurduk. bilgisayardaki fazlalýklarý temizlemeye baþladým. fotoðraf makinasýný anlamaya çalýþýyorum bir yandan. annem yarýn bucaya erkenden gidip göz muayenesi olmak istedi. gidemem dedim. sabahýn köründe 5.30- 6 gibi gitmek istiyor, sonra dedim. çarþamba perþembe. þimdi aklýma geldi. iyi bir göz doktoru bulup dýþarda muayene olmak ne kadara çýkar acaba. bir düþünelim bakalým. iyi geceler.
30 temmuz 2006
uzun bir süredir yazmamýþtým. yunanistana gittim geldim. canan ve annesi vesile hanýmla denize ve þirinceye gittik geldik. annemle bir kere çeþmeye denize gittik. bugün öðlen annemi, canan ve onun abisi kenanla birlikte þirinyer pazarýna býraktým. kenan aðustosta diyarbakýrda evlenecek, ona bazý þeyler almak istiyorlardý. ben de pýtýrcýða genta iðne almak için biraz dolaþtým. açýk eczane bulamadým. buca ssknýn oradan dolaþýrken, güzide teyzeyi gördüm. dostlar çay evinin önünde. ben arabada o dýþarda konuþtuk biraz. çay evini iþletiyormuþ, aylinin kýzý olmuþ, kuþadasýnda annelerinin evindeymiþ. mikail hep hastanedeymiþ. tarkaný sormayý unuttum. bir kere evin ordan geçtiðimi aylini göremediðimi, pakize hanýmlarla konuþtuðumu söyledim. biraz hatta epey caný sýkkýn durumdaydý. selmanýn evinde otururkenki alt komþularýmdý. sonra 1i 10 geçe filan annemleri aldým, pazardan. kenan çok güzel bir çiçek yaptýrmýþmýþ. ben de pazarýn kýyýsýnda fesleðenler görmüþtüm. anneme almasýný söylemiþtim. o da tanesi 1,5 ytl 2 saksý almýþ, çok güzel kokuyorlar. pýtýrcýða yeni çimen ektim. onlar da yeni yeni çýkýyorlar. akþam üstü ablamýn doðum günüymüþ diye annemin ýsrarýyla ablamý aradým. ibrahimle gülþah çocuklarla gelmiþler. yazlýktalarmýþ. annemle küsler. geçenlerde gittikleri karadeniz gezisinden sonra tartiþmiþlar. annem müzeyyen ablalar olduðu halde gece saat 10.00 da benim gidip ablamýn evinden onu almamý söyledi. mukaddes haným annesini baþýndan iyi attý bu sefer de. akþam üstü barýþla annesini ziyaret ettik. dün gidecektik, gönül abla diye bir misafirleri varmýþ, biz de bugün gittik. psikoloji öðretmeni kýzkardeþi baþak vardý. iyi ki evlendiði karýsý yoktu. biraz konuþtuk. onu sevmediðimi anlamýþlar. gülüþtük biraz. epey konuþtuk, bir ara barýþla baðýra baðýra tartýþtýk. yunanistan da ya da ingiltere de insanlarýn nitelikleri üzerine. ben insanlarýn yaþamsal davranýþlarýnýn çok iyi olduðunu söylüyorum. o bir ara milliyetçilerin konuþtuðu gibi konuþmaya kalktý. bir baðýrýþ çýðýrýþ yaptýk. kahve içtik, annesiyle kahve fallarýmýza baktýk. sonra baþak bakkaldan birþeyler aldý geldi. çay bisküvi kek içtik, yedik. sonra þeftali üzüm koydular, annesi benim telefon numaralarýmý aldý. kendininkileri verdi. "barýþý devreden çýkaralým biz görüþelim" diyor. biz cananlarla denize giderken bize katýlabileceklerini söylediler. baþak la medine. bir ara arabayla ilgili de konuþtuk. sevgi halýcýlýktaki veli beyi barýþ da tanýyordu. geçen gün, arabamý 5 bin km bakýmý için servise vereceðimi söylemiþtim. veli bey sözde ödp.lilerle iliþkili konuþuyordu. oðlu erkan, serkan, sevgi. iyi çocuklar. bana generali sigortayý onlar yapýyordu. geçen gün sevgi, canan, annem, vesile haným birlikte karþýyakaya gittiðimizde, kaskoyu yeniledik, karþýyakada, sonra karþýyaka kipaya gitmiþtik. arabayý nasýl doldurmuþtuk. o zaman veli bey. 20 yýldan beri tanýdýðý bir arkadaþý olduðunu evka da oturduðunu, sabah arabayý alýp akþam getirdiðini, mehmet mert bey, telefonla görüþtü. benim telefonumu vermiþ. geçen çarþamba akþamý aradý adam. önce gündüz þirincedeyken aramýþtý. ev telefonundan görüþtük. karýsý tansaþýn orda kuaför serpilmiþ. perþembe sabahý gelip arabayý almasý üzerine konuþtuk. sabah geldi. yanýnda çalýþanýyla birlikte. kýrmýzý bir mazda 91 modelmiþ. üzerinde kocaman bir ayyýldýz. biraz caným sýkýldý, neyse bir þey demedim. sonra caným sýkýldý. 1 saat kadar sonra adama telefon ettim. beni endiþelendiren bir durum olarak, eðer arabasýndaki ayyýldýzýn, mhp, bbp, dyp, gibi bir takým partilerle iliþkisinin olduðuna dair bir belirtisi varsa, arabamý býrakmasýný söyledim. kiþisel olarak deðil, ancak bu türden partilerle baðlarý olan kiþilerle her hangi bir özel iþimin olmayacaðýný söyledim. adam þaþýrdý. öyle olmadýðýný söyledi. bayraðýný sevdiðini siyasi bir þeyinin olmadýðýný. ben faþist ve iþkenceci türden insanlarý çevremde istemediðimi söyledim. sonra gündüz bir kaç kere arabadaki iþleriyle ilgili aradý. akþam üstü getirdiler. þaþýrmýþ benim tavrýma. "ben böyleyim" dedim. kredi kartýnýndan çekmek için kart makinasýný getirmiþ. biraz uðraþtýk. 314 ytl kadar çekti. sözde taksit yapýlacaktý. neyse. biraz oturdu. bir kola içti, gitti. ben tavrýmýn kendisiyle ilgili olmadýðýný, belki de bu durumun türk bayraðýnýn, türklüðün faþist olmadýðýný kanýtlamak için bir fýrsat olacaðýný söyledim. zaten benimle ilgili bilinen bir durum bu. adamlar beni türklüðümden iðrendirmek için her þeyi yapýyorlar. bari herkes bilsin durumlarý. onunla ilgili filan konuþtum. þirinceden zeytin, bitki çaylarý, nazar çiçeði, sabun aldým. yalnýzca bir yerde yaban mersini þarabýnýn tadýna baktým. canan bir kaç yerde baktý. can gözleme evinden gözleme yedik, ayran içtik. dolaþtýk biraz geldik. iyi oldu. yýllardýr gitmemiþtim. belki 10 yýldan fazla. çok deðiþmiþ.
þimdi hacý raþid eniþteyle güzide teyzem annemi aradýlar. telefonla konuþtular. teyzem de karadeniz gezisinde ablama kýrýlmýþ pek ona gitmek istememiþler galiba. binanýn dýþ cephesi boyandý. bu arada bir sürü saçmalýk yapýldý. düzey tam türkiyenin birliði düzeyi. onlarý sonra anlatsam daha iyi olacak.