Cuma, Eylül 10, 2010

günlük ağacı

güncelerimi sürdürmeye karar verdim,
gözlemlerimi yaşatıldıklarımızı yazacağım
10 eylül 2010

kuran yakma üzerine

olaylarda anlayış ve birbirlerinin inancına yaklaşım açısından bakmak gerekiyor
bizler çocukluğumuzdan bu yana, manevi değeri olan şeyleri, kuran ayetlerini vs, manevi konularda yazılı kağıtları eğer temiz bir şekilde saklayamayacaksak, yakmayı öğrendik.
temiz bir toprak varsa gömülür, temiz bir su varsa ona atılır, yada ateşte, ocakta, sobada yakılır.
onların pisletilip, yerde, çöpte süründürülmesindense bu şekilde yapmanın doğru olduğunu öğrendik. hala bu alışkanlığımla yaşarım. geçenlerde evimin önünden geçen bir kadın bir takvim yaprağı uzattı, yerde ayet yazılı bir takvim yaprağı bulmuş, sürünmesin diye verdi, bende okuyup yakılacakları biriktirdiğim yere koydum.
uluslararası bir kuran yakma olayı konu oluyor bugünlerde
tabi ordaki yakma olayının içeriği daha farklı
öyle olduğunu sanıyorum
bu olayla birlikte kendi alışkanlığımızı irdeliyorum kafamda epeydir
yaklaşım, içerik, neden yapıldığı, önemli tabi
bizler pisletilip süründürülmesin diye öyle öğretildik
birbirinden farklı şeyler bunlar

Çarşamba, Eylül 08, 2010

"aksa" ya selamımdır

bu yıl oruç tutmadım, namaz kılmadım, kuran okumadım, ibadet etmedim
evimde ibadet edilirken, kuran okunurken bile bize dair haysiyetsizlikler tasarlayanlar, şehadetimizi bozmak için çok uğraştılar. işimizde yaşamımızda ailemizde provakasyonlar yapıldı
çoğu hacı ve müslüman olanlardı bu işde yer alanlar
fuhuş endüstrisini yaşatıp kazanç sağlamak içinde yer aldılar
uyuşturucu sektöründe yer aldılar, kazanç sağladılar
silah ticaretini güçlendirdiler, çok insan katledildi, aileleri perişan oldu
maneviyatımızın bu şekilde kullanılarak bundan yarar sağlayan, kazanç edinenlerin içinde yer aldılar
bugün bayram arifesi
ben kaç yıldır bayram yapmıyorum
bayram çocukları olanlarındir diyorum, elim kirli diyorum tokalaşmıyorum bile
yarın sizin makamınıza gelecekler bunlara sebebiyet verenler
karınlarında haram lokmayla gelecekler
çocuklarına sağladıkları yıkım rızklarıyla gelecekler
fuhuş vesikalarıyla gelecekler, uyuşturucularla gelecekler, katliamlara neden olan silah ticareti kazançlarıyla gelecekler
ben hakkımı helal etmiyorum o kişilere, hiç bir zaman da etmeyeceğim
müslüman camiası içinde yer alan, yaşamımızla maneviyatımızla oynayarak çıkar sağlayan, makamınıza gelenleri hakkımı helal etmeden sizlere bırakıyorum, baş yargıçları sizlerin makamınız olsun, hz muhammed (sav) olsun
sizin adınızla yaşamlarımızı haysiyetsizleştirme yarışına girenleri, sizlerin kendi inanç şehadetlerinize bırakıyorum, yanlarında bizim yaşamlarımıza yaptıkları saldırıları var, şehadet bozma gayretleri ve bunlarla kazanç sağlamaları var
onları sizlerin maneviyatınızın ruhaniyetinizin yargısına bırakıyorum
ve, bunların efendilerini, haysiyetsizlik mimarlarını da dünyanın neresinde olursa olsun kabul edenler, destek olanlar da kendi maneviyatları ve değerleriyle karşı karşıya gelsinler
....
makamınız, haram yemeden, zina yapmadan, başka insanların evini barkını yıkmadan, çocuklarının rızkıyla şehadetleriyle oynamadan, doğayı katletme yarışına katılmadan mücadele eden, kendisine verilen bilgisini toplumla paylaşma gayretiyle yaşamış olan ve bunu tartışmalarına girmiş olan mukadderin dualarını yanınızda istediğiniz zaman bana mesajınızı yollarsınız, geçen gün bir mesaj aldım ama neyle ilgili olduğu tam açık değildi
o zamana dek bizimle ilgili şehadet bozucuların yanlarında getirdikleri olacak makamınıza gelenler,
bu yıl sizler için duasız dua ettim,

Salı, Eylül 07, 2010

hz.muhammed (sav) ve el aksa bağım

kendimi bildim bileli manevi bağlarım oldu, rüyalar,
bunları çevremde olan kişilerle paylaşıyorduk, geçtiğimiz günlerden beri yaşadığım bazı olaylar /kedilere dair, ve çevreden bazı gözlemlerim bunları yazma nedenim oldular, arife gecesine uygun bir mektup belki de
bu bağıma dair şeyler zaten biliniyordu, ama herkes tarafından değil
bugün benim romanıma ulaşanlara da bilgi olsun
belki çok kişinin kendimin bile anlamakta zorluk çektiği şey; nasıl birbirinden farklı değişik inançların bağıyla ilişkim olabilirdi.
ben de bilmiyorum
bildiğim bir şey bu kabulümün dünyevilerle bir ilişkisi yok, olsaydı yoketme yarışına girerlerdi
öbür alemlerle ilişkili birşey bu
ama manevi alemler var
kendilerine ruhaniyetler verilmiş olanların bulunduğu alemler bunlar
ben her gittiğim yerde, inançda kendilerine verilen şehadetlerle bir karşılaşıyorum, onların maneviyat bağlarıyla
bir misafire hoşgeldin demek gibi bir karşılaşma belki de
çok kişi anlamaz bunun ne olduğunu,
bazıları anladılar ve yok etmek istediler, şehadet bozmak istediler; bundan yararlanan bazıları da şehadeti bozulmuş bir maneviyatı kendilerine bağımlı yaparak kullanmak istediler
bunca yıldan beri tanık olduklarım başka birşeyler değil yani
aşağıda yazacağım bazı şeyler tanıklıktır
bizlerle ilgili olan çok şey bilinçsiz, farkına varmadan, iradesiz yapılmadı
psikolojik harekat merkezleri gibi yerlerde tezgahlandırıldı ve kendilerine bağlı olan kişilerle uygulamalar yapıldı, herşeyi herkesi inançları kullandılar
toplumları etkilemek için de hakkettirişler yaptırıldı
inançları fuhuş ticaretine, uyuşturucu ticaretine, silah ticaretine amade olarak kullandılar
zaten baştan beri hedefleri oydu
gerçekte herhangi bir inancın şehadetine ait olmayanlardan bahsediyorum, belki de hiç bir zaman olamayacaklar
yalnızca iktidar çıkarlarına alet ettikleri, bu şekilde çıkar sağladıkları bir yapılanma içinde yer alıyorlar, gerçekten inanç bağı olanları da kullanıyorlar yalnız
rüyalarımda diyeyim çoğu dinci geçinen şahıslara bir kere bile nasip olamayacak kadar çok manevi olaylar yaşadım.
hz muhammed (sav) kendisiyle rüyalarımda karşılaştım, bir kaç kere net hatırlıyorum, bana gülümseyerek baktı hep, geçen yıl pıtırcığımı almaya geldiğinde de gülümseyerek bakıyordu.
çeşitli kereler kabe ye gittim, götürüldüm, haceri esved le karşılaştım
kabeyi muazzamanın içine alınmıştım bir keresinde, dışarısı altın yazdızlardan ayetlerle örtü süslüydü ama içerisi çok sade tahta odunlarla filan yapılmış çatısıyla loş temiz bir yerdi, girdiğim yerin dışında duvarlar görünmüyordu, fazla bir eşya yoktu, sanki bir geçiş yeri gibiydi.
karşımda çok dinç ve orta yaşlı bir adam yerde rahle de kuran okuyordu, ben girince kalktı ve orayı bana bırakarak duvarlardan loşluk içinde kaybolup gitti
bir kere gittiğimde çok kalabalıktı, kabenin çevresinde dönenler vardı, aralarından geçirilip haceri esvede baktırılmıştım, çok açık soft gümüşi beyaz bir ışıkla karşılaşmıştım, herkes "gördü gördü" diye seslenmişti ve kalabalıkların üzerinden uçarak geçmiştim
başka zamanlar da gittim, namaz kılındı orda kaç kere
çoğu zaman başım açık, pantolonlu ve gömleğimleydim, bazı kereler cemaatın içindeyken ibadet edilirken başımda örtüm olmuştu, bir kere çok iyi hatırlıyorum, içki içtiğim gece götürülmüştüm.
benim dini bağlarımı bilenler, espri konusu yaparlardı bunu, ben de kuranıkerimde nisa suresinde 45-47. ayet olabilir, "sizlerden biriniz içkiliyken kendinizi bilene dek, namaza durmayınız" ayetinin benim için olduğunu söylerdim.
tabi ki içki, uyuşturucu, afyon, haşhaş, hap vs insanların bilincini etkisi altına alıp normalde yapmayacakları şeyleri yapma nedeni olabileceği için yasaklanmıştır. ben yalnızca içki, özellikle şarap bazen bira ve sigara içtim. kendi bilgi bilinç, istenç ve irademle başka bir tür uyuşturucu vs kullanmadım, zina yapmadım/bazen kulak zinası göz zinası diye laf edilir ama, ben bu tür zinanın gönülden geçirmeyle ve bilinçle ilgili olduğunu düşünüyorum/; genelde eşimle, arkadaşlarımızla eşleriyle, evde kendi paramızla içtim, bazen dışarda kafelerde içtiğimiz oldu, davetler ve kokteyller de gittiğimiz yerlerden içtik tabiiki, içinde yaşadığımız toplumda
manevi boyutla olan ilişkimi etkilediklerini sanmıyorum, rüyalarımı gördüm zamanla
bu tür rüyalarımı çevremdekilerle paylaşırdım, üniversitede de, özellikle demir ali selamet hocayla bu konularda çok konuşmamız olmuştu.
yalnız o bu konuşmaları kötü mü kullandı ne, bosna, tuzla vs olaylarının onlarla da ilişkisi olduğunu düşünüyorum, öyle bir mesaj gelmişti
bunları yazmamın nedeni, yıllardır bizim çevremizdeki çoğu kişi maneviyatla olan bağlarımızı biliyordu zaten. bizim farkına varmadığımız işaretleri de biliyorlardı belki de
yani bilmeden farkına varmadan yapılan birşey yok
ruhani alemle bağım var, bu biliniyordu, ben bilmeden çok önce biliniyordu belki de
geçen birkaç haftadır kuşadasında yeni taşındığımız ev civarında tuhaf şeyler gözlemliyorum.
manevi bazı şeylerin olduğu bir yer,
kedileri köpeklere avlatma yaptırılıyordu burada, özellikle benim sokakta. sokakta kedilerin girip kaçabileceği bir yer yok ve özellikle yavru kedileri bu sokakta av yaptırmak kolay. büyük kediler köpekleri tırmalıyor diye üzülüyorlarmış. 3 tane yavru kedim yokedildi. bunu yapanların da bilmeden olduğunu sanmıyorum. o şekilde eğitiliyorlar, bilerek köpeklere av yaptırılıyor. ve bir akşam kurt köpeği üzerimize geldi, dilekçeler filan verildi, herkes kulak ağrısı yaşıyor sanırım, kulaklarının üstüne yatıyorlar
ben de yazı yazıp pencere demirime astım; "kediler hz muhammed (sav) dostudur, hadisleri vardır. bu sokakta kedileri sıkıştırıp köpeklerine av yapanların soyu ve bu olayı bilip susanlar, sonsuza dek lanetlensinler ve sonsuza dek peygamberler nurundan mahrum olsunlar. evime alışan kedilere zarar verenleri lanetliyorum" diye
gerçekten dindar, hatim yapanlardan filan çok olumsuz birşey söylenmedi, öyle bir şeyin günah olduğunu biliyorlar o kişiler, söylüyorlar. çünkü hz peygamber, "sırtınız yere gelmesin" diye sewmiştir kedileri ve yanında gömleğinin kıyısında uyuyup oturan bir kediye de saygı ve sewgiyle davranmış, uyandırmamak için çağrıldığında kalkarken gömleğini keserek kalkmıştır, tanrı kelamı taşıdığı için
hadisler vardır bu şekilde, bu davranışlar işarettir aynı zamanda
peygamber sewgisi olan biri bu hadislere karşı davranmaz
kaldı ki hiç bir peygamber ve ruhaniyet şiddeti, aşağılamayı, tecavüzü, katliamları onaylamaz.
ama hepsi de mücadele ruhudur. hepsi de dünya hayatlarında inançları için sawaşmıştır.
ama modern görünümlü askılı kıyafetli filan bazı kişiler gelip geçerken yazılarımı yırttılar, özellikle hz muhammed yazısını, yaw biz o yazının ismiyle de cismiyle de karşılaşmışız, ne yapmaya çalıştılar anlamadım. 3 kere filan yeniledim yazımı, vicdanlara sesleniş olsun diye bugün gene yırtmışlar ben de internette konuyla ilişkili yazmaya karar verdim.
bu kadar rahatsız olunacak bişey yok, çok kişi de olumsuz bakmadı yazılarıma, fuhuşçuları da üzecek bişey yoktu.
hz muhammed (sav) yazısından özellikle rahatsız olanlar oldu
neyse bu yazımı yazmama vesile oldular
bu bölümde hz. muhammed ve aksa ile ilgili rüyalarımı yazayım zamanla. zaten yıllardır bilinenleri herkes bilsin
bilsinler ki, haysiyetsizliklerde ısrar etmeleri nedeniyle sonları çok fazla hiroşimalar ve nagazakiler gibi kentler yaratmak olacaktır
gerçekten kendi inanç şehadetlerini yaşayanlara zarar veriliyor
sürecek..