Cumartesi, Kasım 13, 2010

günce-leş

olup bitenleri günceler halinde yazacağım diyorum hep ihmal ediyorum
yazılmalılar
15.11.2010
karşı bahçedeki horozlar ve tavuklar kaldırtılmış, geçen izmirden gelince öğrendim ve, con-tay-ten in şikayet ettiğini biliyordum daha önce söylemişti de, ben sahipleriyle konuşmasını önermiştim belki geceleri kapatılırlarsa sabah erkenden sesleri olmaz diye
yanında bir kadınla dinlemeden gitmişti, şimdi farkediyorum, onun öyle yapmasını istediler sanırım. ve benim de şikayet ettiğimi söylemişler tavukların horozların sahiplerine.
ben köpekleri şikayet etmiştim ve dilekçemi de facebook da yayınlamıştım, tavuklar horozlar köy havası veriyorlardı buraya, önceleri sesleri duyuluyordu ama zamanla alışılıyordu, tren yolunun kenarındaki evlerde kalmak gibi, zamanla ses alışılıyor
benim de horozları şikayet ettiğimi söyleyenler kimse yüzleşmek isterim yanınızda dedim sahiplerine, öyle birşey yok çünkü. yazları sinek oluyor diye kendilerine yazın sinek ilaçlaması yapalım demiştim, tavukları horozları kaldırtmak diye bir bahisim yoktu
ama hep yaptıkları gibi, çevreyle ilişkileri bozmak amaçlı şeyler bunlar
zaten onların yerine 2 köpek koymuşlar, kedileri kovalayıp duruyorlar, geçen bir civcivle bir kedi öldürmüşler dediler, bağırıyorlar, uluyorlar vs
ben hörü hanımla konuşurken con-tay-ten çıkıp belediyeden "işlem tamamlandı" diye yazı geldiğini, haklı olduğu için yazı yollandığını söyleniyordu, kedilere söyleniyorlardı habire, bu kadar kedi düşmanı olmamalarını söyledim, con-tay-ten "biz insanlara düşmanız" dedi, söylenecek bir laf olamazdı artık, sivas ta 2 temmuz da 37 canı yakmayı kimler hazırlamıştı ki.
con-tay-ten in ev sahibesi "hörü hanım" hacıymış, bir ara söyleniyordu, genç bir kız ona "senin hacılığın kabul değil" demiş diye
ben taşınırken kiracılarını çıkarıyordu, "kızım gelecek" diye
sonra kızı gelmekten vazgeçti oldu, ve evini bu kişilere kiraladı
bu çevrelerdeki çalışmaların bir parçası oldukları ortada. çevrede sürekli sorunlar hazırlanıyor, başka yerlerdekinden daha özel durumu var buraların, uydularla izlenen bir yermiş sanırım
nedeni ne olabilir diye düşünüyorum da
daha önce buralarla ilgili yazmıştım, ruhanilerle olan karşılaşmamı
bir de definelerden hazinelerden bahsediliyordu, hatta, "gerçek bir inançtan daha büyük bir hazine olamayacağını söylemiştim" ve "bir tesbihin ucunda küçük tahta bir haç gördüğümü, başka bir şey görmediğimi" hatırlıyorum
gerçek haçın bir parçası olduğu konuşulmuştu
bu civarlarda "tapınak şövalyelerinin hazinelerinin" olduğu sanılıyor sanırım, öyle bir rivayet var ya, ben başka bir rivayet daha duymuştum "o hazineyi herkes göremezmiş". bir de gördüğüm yiyecek içecek malzemeleri kupalar filan konu olmuştu. o sırada iki ayrı mekanda aynı anda bulunduğumuzu farkediyorum şimdi, bir de şimdi bulunduğumuz mekan. o karşılaşmada benim farkettiğim 3 mekanı aynı anda yaşamıştık, çevre görüntülerinden hatırlıyorum bunları da. belki daha fazlası. kendilerine dair izleri ne güzel saklamışlar. bunu farketmekten ayrıca çok memnunum. "teşekkürler"
bu civarlarda hazine adı altında bazı çalışmalar yapılmakla birlikte, asıl gerçeğinin buradaki ruhaniler olduğunu farkettim. çünkü hazine yani onların beklediği gibi bir hazine yok
isa mesih inançlısı ve bağlısı bazı kişilerin buralarda yaşadığı ve öldükleri gösterilmişti bana
çok inançlı hıristiyanlar, bilmem o gördüğüm küçük tahta haç gerçek haçın bir parçasımıydı
ve gerçek bir hazine inançları olduğu için azizler, erenler, evliyalar gibi geçiş yeri halleri vardı ve buraya ruhaniler onları ziyarete geliyorlardı
caminin orada murat dede yatırı olduğu söyleniyordu, rüyamda bir erenle karşılaşmıştım, o zat mı bilmem
ona dair neler yapılıyor, hatta öte alemle ilişkili kişilere yerlere nasıl şeyler yapılıyor bilemem,
yalnız buralarda eskiden kilise, sinagog gibi yapıların olması ve çok inançlı hıristiyanların ruhani varlıklarıyla uğraşıldığı anlaşılıyor
çok çirkinleştirme yoluna gidilmiş, şehadet bozma istenmiş sanırım
çevrede nerdeyse keraneye çevrilmiş yerler var, abuk sabuk yazılar
çirkin davranışlar, sokaklara köpekleri pislettirmeler, pislik içinde bırakmalar, kedileri köpeklere yedirme gibi duyarsız ve insaniyetsizlikler, satanist bir davranışlar bütününü daha önce farkedip yazmıştım zaten, çevredekilerin konuşmalarından da anlaşılıyordu.
son yıllarda buralarda baya çalışma yapılmış olduğu anlaşılıyor,
kedilerle ilgili sorunlar başladı, onların yaşadıkları eski evlerden kovma eylemleri başlatıldı, yemek verenlere verdiltilmiyor filan. ama, geçen con-tay-ten duvarının kenarından bir poşette birşeyler koymuş "karakış" yiyordu bir kaç kedi daha gitti, ne olduğunu anlamadım, fotoğraflarını çektim. sözde kedilere yemek vermeyeceklerdi, ne tür şeyler veriyorlardı bilmem artık. kedilere arada, parazit ilacı, antibiyotik filan veriyorum ama.
ben sesonline yazdım geçen gün, neler yapabiliriz diye, yalçın ergündoğan a ulaşabilmek için, "dünya yalnız bizim değil" çalışmalarına ulaşamayınca, o yazımı yayınlarım sonra
ben evimin önünde, çatıda yemek veriyordum, ona kızıyorlar
aç çocuklar varken kedilere yemek vermek günahmış, onlara bir tane bombayla ya da silaha verilen paralarla kaç tane çocuğa süt alınacağını söyledim, susuyorlar
sokakta doğmaktan başka suçları olmayan kedilerin rızkına gözdikmek neden
çocukları ayarlamışlar, buldukları yavru kedileri benim kapımın önüne bıraktırıyorlar şimdi de
yemeğini yiyen kediler yuva belledikleri yerlere gidiyorlardı yavrular gitmiyor bekleşiyorlar filan, komşunun çocuklarına ve kendisine de söyledim yavru kedileri annelerinden ayırmamalarını bulundukları yerlerde bakılmaları gerektiğini, ama kasti durum olduğu anlaşılıyor artık, bakalım sonu nereye gidecek,
belediyenin veterinerine telefon ettim, ameliyattaymış konuşamadık, kedilerle ilgili not bırakmıştım, bayramdan sonra konuşuruz artık, sokak hayvanlarının aşılanıp kısırlaştırılmalarıyla ilgili olarak 5159 sayılı yasa sanırım, ve doğdukları yerlerde yaşama haklarının olduğuyla ilgili
hayvanları koruma derneğiyle de konuştuk, bayram sonrası neler yapabiliriz diye konuşacağız.
ispanya da insan davranışları gösteren bir maymun türünün insan haklarından yararlandırılma kanunu çıkarıldığını da öğrenmiş oldum
2006 da yunanistana gitmiştim ya, "ırkçılık karşıtı festivale" orda nancy nin evinde, annesinin evinde kalmıştım birkaç gün. aşağıda bahçelerde bakımlarını herkesin üstlendiği 20-30 tane kedi görmüştüm de daha çok olduklarını ve çoğalmalarıyla ilgili olarak da, mahallede "bizim bunları kısırlaştırma hakkımız var mı" diye tartıştıklarını söylemişti.
gerçek uygarlık ezbere dayanmaz
biz kedilerin insan yaşamına layık bir kabulle yaşama haklarının olduğunu bile tartışamıyoruz,
hastalara, çocuklara, yaşılara ya da stresli yaşamlardaki herkese; doğal yaşam, kedi köpek, civciv vs önerilir. burda horoz sesi, vs vs diye doğal birşey bırakmak istemiyorlar. bir de evlerine gelip gidenlerle konuşup davranış gösteriyorlar, haber getiriliyor sanırım, telefonları pek kullanmıyorlar. bir ara pencere yanından soba borusu çıkarıp bütün dumanı benim pencerelerden yolluyorlardı, o deliği tıkamamışlar galiba, gene birşeyler yapıyorlar mı bilmem. kokular geldikçe bakınıyorum bazen nerden filan diye ama gece anlaşılmıyor. eskisi kadar değil gene de.
çok kişinin bir hayvan sahibi olmalarının altında yatan nedenin kendi isteklerini bir masuma yaptırtma, itaat ettirme isteklerinin olduğunu düşünüyorum artık ve bu türlerin kedilerden nefret etme nedenlerinin başında da, kedilerin çok özgür yaradılışlı olmalarının geldiğini.
doğal bir yapıyı bile kabullenemeyenler var, ve ilaçlarla filan hayvanların doğalarını nasıl bozmaya çalıştıklarını
bunu yapanlar insanlarla da uğraşıyorlar tabiiki, kimyasal ilaçlarla yaptırdıkları herhalde benim ve çevremdeki ailemdeki kişilerde görülüyor, başka kişilerde neler yaptılar kimbilir, herşeyin olduğu gibi bütün bunların da açıklandığı zamanlar gelecektir
çevreye yapıp yaptırdıkları bütün adiliklerle övünç duyan aşşağılık bir takım zihniyeti geliştirmişler
gerçekten allah bunlara başka türlü varolma gücü vermemiş
ondan devrimcilere düşmanlıkları, kendilerinde olmayan olamayan bir namus, onur insanlık kavramı onları bozuyor
ve herşeyi olabildiğince bozup aşağılama kendileri kadar paçavralaştırma gayreti
korkunç tabi, maneviyat bağının bu zihniyetlerde ne durumlara düşeceğini anlamamak olası değil
.....
bornova da da birşeyler hazırlanmış, zamanla anlaşılmaya başlandı
özellikle "metin göktepe" olayıyla bağlantılı olduğunu farkettiğim birşeyler var
bizim izkentteki evin pancurlarını da "metin" adındaki birisi yapmıştı o zamanlar, ahmet nurten saatçiler bulmuştu o kişiyi, onlarla aynı zamanda yaptırılmıştı pancurlar, anneme annemiz diyorlardı ya.
yeni evi alınca da, emlakçı gönül hanımın önerisiyle bazı tesisat işlerimizi hacı bey yapmıştı, kuşadasından "az bir parayla 3-4 günde hallederiz" diye gelen nezahat ın kocası mehmet ali bey bizi zor durumda bırakmıştı. ona kalsa iş 2-3 aydan aşağı bitmez hale gelmişti, küçücük banyo ve mutfak için 10-15 torba ceresit vs ile birlikte 18 çuval kadar kum aldırmıştı 3-5 çuval çimento ile, hatta bunları aldığımız adam /bir kaç kere de getirtmiştik de/ "siz ne yapıyorsunuz inşaatınız mı var" diye sormuştu. sonra hasta olunca da mecburen işimizi hızlandırmaya çalışmıştık, her taraf kazıldığı için öyle bırakamamıştık, tabi yeniden banka kredisi çekmiştik.
evi sattığımız kişiler kendileri girecek diye boşaltmamızı bekliyorlardı habire. çok zordu gerçekten, ben kendim de hafriyatta çalışmıştım ve açığa çıkan şuydu, herkes yalnızca cebine girecek parayı artırmaya çalışıyordu, verdiği vereceği zararlara duyarsızdılar
biz boyacı fayansçı vs bulmak zorunda kaldık tabi, mehmet ali beye parasını sonra maaş alınca bir kaç taksitle vereceğim diye konuşmuştum, daha bizim işlerimiz bitmeden 400 lira istedi, ve birilerinden bulup vermemi istedi, ilhandan 200 borç aldım, kalanını sonra vermek üzere, sonraki maaşla 100 daha verdik, bankadan destek hesap yapıp kalanını da verdik
evlerinde bütün çocuklarıyla çalışıyorlardı, açlarından ölmüyorlardı, evleri kendilerinindi ve bana "ihtiyacımız var illa bul birinden para ver" diye tutturdular. maaşımı almamı bile beklemediler, sayelerinde birkaç banka kredisi daha yaptırk. çok yakışıklıydılar gerçekten nezahatle ikiside.
neyse,
gönül hanımın önerdiği boyacı antalyaya gitmişmiş, hacı beyle çalışan salih usta yı önerdi
o geldi, o sırada biz, fayansları ve yerleri nasıl yaparız diye konuşurken bir kaç kişi önerdi, birlikte çalışıyorlarmış. ev çok sıcak oluyordu, kredi çektiğimiz için pancur yapalım dedik, bir arkadaşını önerdi, metin diye, bu arada salih ustaya çalışmak için önerdiği kişilerin mhp ci ülkücü faşist olmamalarını da söyledim. o tür kişileri işimizi yapmaları için çağırmayacağımı. onların çalıştığı kişilerin genelde emekçi ve demokrat yapılı kişiler olduğunu söyledi, metin de dsp liymiş dendi. 2 kızı varmış, birisi kör müş, devlet ona ve karısına para veriyormuş. vs vs
1200 e yapacağını söyledi, 500 verdik, malzeme alacak diye, birkaç gün sonra 500 daha, ev taşımış ve kiracısı ona kirasını vermedi diye bizim parayı kullanmış. işi savsakladı, sonra zar zor başladı, geldi gitti, salih ustayla konuşuyoruz, işte sorunları varmış vs vs. gelip 2 saat çalışıp gidiyor, malzeme kesmeye diye gidiyor gelmiyor, arıyoruz gece çıkıp geliyor vs. sabah geleceğini söylüyor. bekliyoruz, ben yokken annem bekliyor, gelmiyor arıyoruz filan, paramızı da verdik,
2 aya yakın sallaya sallaya yaptı, bitmesine yakın malzeme bitti diye 200 lirayı istedi, salih ustayla konuşarak onu da verdik, bir ik hafta daha salladı tabi, bitti derken, yarım pencerenin üstündeki parçayı takmamış açık kalmış, telefon edip hem ona, hem salih ustaya gelmemesini söyledim, anneme de onu eve almamasını. çünkü gelip giderken bir kaç kere işten çağırıyorlar diye anneme telefon edenlerle konuşturmuş, bizim işi bırakıp gidiyor diye annem bağırıp kavga etmiş, sürekli onu bekletiyor diye.
şirinyer den medine geldiğinde gelip yapıp gitmiş ve annem bana sonra söyledi bunu, ben ona bu şahıslardan gelen olursa bana telefon etmesini söylemiştim. söylemedi işi yapılsın istemiş.
eve temizliğe gelen saadeti de tanımış gelip giderken, onlara da birşeyler yapmaya gitmişmi ne.
salih ustaya telefon etmiştim, gülüyordu, annen çok mu etkilenmiş bu olaydan diye. ona da sonradan hacı beye de, annemin çevreyle ilişkilerini bozucu bir davranış yaptıklarını söyledim. yeni taşınılan bir ev, biri iş diye gelip gidiyor, tartışmalar oluyor, "paranı verdik niye işimizi yapmıyorsun" vs
tamamen bizim çevreyle, bi takım güçlerin kendi denetimlerinin dışındaki kişilerle karşılaşma olasılığına karşı yaptırdıkları birşeyler işte.
yaşlı beyin ameliyatı geçirmiş bir kadını iyice sorunlar yumağının stresin içine atacak, yalnızlaştıracak iyice çekilmez hale getirecek olaylar hazırlamışlar, her zamanki gibi
ben artık bu şeylerin altında yatan nedenlerden çok, bu olup bitenleri finanse edenleri, kimler hangi inançların kişileri diye merak ediyorum.
yani, doğru dürüst namus anlayışları yokmu, gerçekten herkes annelerine kızlarına karılarına çocuklarına yaptırdıkları şeyleri mi sergiliyorlar.
böyle mi var oluyorlar, başka varolma şehadetleri yok mu bu türlerin
inançları; uyuşturucu, silah, fuhuş, yargısız infaz vs vs alet edenler, bunlardan çıkar sağlayanların ve bunun için çalışma yapanların kimlerle bağlantılı oldukları da önemli.
yani işte toplumlarını cemaatlarını böyle idare ediyorlar.
ibadete gittikleri yerlerin bunlara, bu mahlukata maneviyatlarını açacaklarını sanan yok değilmi, cemaat diye gelenleri gördükçe utanıyorlardır onlarda, başka ne olacak ki
hangi peygamber, tecavüze, organ kaçakçılığına, uyuşturucu, silah ticaretine, çocuk pornosuna, fuhuşa tenezzül eder, cemaatının bunlarla var olmasından memnun olup gurur duyar.
gerçekten inançları bu haysiyetsizliklerden kurtarmak için komünizm gerekiyor, insanlık çok aşağılık durumlara gidiyor, böyle gidişat olacağına dünyanın yok olması daha iyi bence.

hamas düşüncesiyle herhangi bir bağım yok, hiç olmadı

benim hamas düşüncesiyle herhangi bir bağım yok ve kendi bilgim birikimim inancım dahilinde de hiç olmadı,
filistinlilerle olan bağım da, zor koşullarda yaşayan bütün halklara karşı olan yaklaşımımla ve "el fetih" teki arkadaşlarımızla olan bağımızla ele alınabilir
inanç ve ibadetler konusunda da çok farklı olduğumuzu ayırdediyorum
ben inançların iktidarların kullandığı bir şey olmasından duyduğum kaygıyla da, komünist düşüncenin ve sistemin çok gerekli olduğunu görüyorum.
gerçek inanç özgürlüğü için komünizm gerekli

Pazartesi, Kasım 08, 2010

http://picasaweb.google.com/mukadder.cagla/Esp1KongreIstanbul#

esp 1.kongresine katıldım