Pazar, Ocak 04, 2009

eski defterler, eski mektuplar, eski rüyalar, eski hayatlar

eski defterler

neden

91 yılından beri yaşatıldıklarımı baudrillard ın simülasyonlarıyla kullandılar.

benim tarafımdan görünenlerin, belki benim tanıklarımın, benim gerçek tanıklıklarımın görünebilmesi gayretiyledir. yoksa

sözgelimi hapishane mektupları, zaten nitelik olarak kendini tüketmiş, içi boşaltılma ve hayasızlaştırma ve itaat sürecini başarıyla geçirtilmiş ve yeniden kendine kimlik kazandırılarak yeniden yaşama katılmasıyla ve kabuluyle, yaratıcılarının başarı ve onur abidesi olan bir adamın sevgisinden özleminden filan değil. ve onun gibi çok fazla olan bir sürü kişi var, bunları yaratan ideoloji bunlardan da aşağılıktır

benim 91den beri geçirdiğim maddi manevi bu işkence sürecinde, en paçavra edilmiş halimle, en kepaze çarçur edilmiş hayatımla, namusumla, onurumla kendime,

o kimselerin yaşamı namusu onuru inancı ailesi çoluğu ve çocuğunun rızkına zarar vermeden yaşamış olan ve gerçekten çok acı çeken kendime, mukadder (aybey) çağlar nüfus kimliğiyle olup, aslında bütün kimlikleri önemsemeyen, en önemli olan şeyin insanları varlıkları yaşamsal kıldığınız süreç olarak görerek

ve o kadar provakasyonların ortasında yaptığım resimlerin, ürettiğim sanatsal yapının özüyle, yazdığım yazılarımla, sürdürdüğüm hayatımla,

karşılaştığım çok az sayıdaki, sanatsal ve yaşamsal yeterliği olan devrimci, demokrat, inançlı, insan ve varlıklara olan saygımla,

kendime, yaşam inancıma ve direncime duyduğum gerçek saygının ve sewginin görüntüsü olarak açık açık sergiliyorum.

bizim kelamımız zaten hep dost yürekleredir

sürecek..

Pazartesi, Aralık 29, 2008

tapınak şöwalyeleri

bir kaç gündenberi dünyadaki istihbarat örgütlerinin linklerine bakınıyorum,
dün daha önce de adını duymuş olduğum tapınak şövalyeleriyle ilgili yazılar gördüm.
tapınak şövalyeleriyle ilgili yazılar, gizli dünya devletleriyle ilgili, siyonizmle ilgili
biraz bakındım, görebildiğim kadarıyla, benim gözattıklarımda haklılıkları tartışılabilir kin ve nefret yorumları vardı.
yani yazılara bu şekilde/kin ve nefret yorumlarını ayırıp bakarsanız, gerçeklikle yada daha doğrusu, kendi gerçekliğinizle ilişkilerini görmeye başlıyorsunuz. biraz
bugün bu konudaki bilgilerimi yazmayı düşünüyorum, karşılaştığım şeylerle bağlantılı olarak tabi

gerçek olan şu; manevi bir yapı var
ve bu maneviyatın/ saf inancın korunması için mücadele edenler

bir de herşeyi olduğu gibi maneviyatı da kendi anlamsız çıkarları için kullanmaya çalışanlar ve bu şekilde inanca da bütün varlıklara da zarar verenler
benim karşılaştıklarım, yaşatıldıklarım çoğu şey bunlarla doğrudan ilişkili
"ben kimseden el filan istemedim" ingilterede söylemiştim. gerçekten kimseden manevi birşey istemedim, sahip olduğum maneviyat kendi gerçekliğimle ilgilidir. ve bana ait özel olan şey, dünyadaki ayrımlarıyla hiç bir inanca ait olup diğer inançları aşağılayıp kötüleyen değiliz.
onun için saf inancın olduğu bütün manevi yapılar kabul ediyor.
işte benle ilgili olayların bağlantısı burda.

londrada ve atinada onlarla ilgili olduğunu düşündüğüm bir kaç ayine tanık oldum. manevi yapıları olan ve çevredeki çoğu kişinin onları görmediğini farkettiğim

sürecek..