Çarşamba, Mayıs 04, 2011

bir sawaşçının geçişine saygıyla

"herkes birbirinin teröristi"
demiştim
dünya tarihinde biraz yol alınca terör olarak betimlenebilecek çok fazla şeyle karşılaşılıyor
katliamlar, soykırımlar, baskı ve işkenceler
ama sanki herşeyde en çok acımasız olan içinde bulunduğumuz çağ gibi birşey
büyük kentler, ülkeler, hemen hemen dünyanın heryeri kapalı hapishaneye dönüşmüş durumda, herkes gözetleniyor; daha da kötüsü, hemen herkes denetim altında tutulmak için psikolojik ve fiziksel olarak baskı altında
zihinleri bedenleri durduran, denetim altına alan ilaçlar, kimyasallar kullanılıyor
bireyin kendi zihni ve bedeni üzerindeki denetimini yokedecek herşey deneniyor
neden, birilerinin iktidardaki egemenliklerini sürdürmeleri için
demokrasi özlemleri hiçe sayılıyor, hemen heryerde
ortadoğu üzerindeki gelişmelerle bakarsak,
saddamın yıkılmasına, öldürülmesine hiç üzülmedim, diğerlerine de, mısırda libya da, yıllarca halklarına demokrasiyi çok görerek diktatörce yönettiler. onlar için üzülmemi gerektirecek ne olabilirdi ki…
usame bin ladin, bir sawaşçıydı
acımasız kuralları olan bir dünyanın sawaşçısı
bir sanatçı, kadın, solcu olarak, farklılıklara, farklı inançlara, yogaya yönelimleri olan biri olarak karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olan bir sawaşçı
ancak, yıllardır yaşadıklarımız, yaşatıldıklarımız düşünülecek olursa
inancımızı, şehadetimizi bozmak, esir etmek için yapılanlar; bilinenler mechul, imalar neye hizmet ediyor belirsiz
kimlerin ne kadar bildiği belirsiz
kimlerin hangi rollerde yürüdüğü belirsiz
ben kendime dair olan bitenlerin usame bin ladinin teröristliğinden çok daha ağır olduğunu düşünüyorum, ve biliyorum
faşist ideolojinin iktidar biçimlenmelerinin dünyadaki herşeye egemen olma tutkularından inançlarımızla, varoluşumuzla payımızı aldık
usame bin ladinin yaptıklarından daha acımasız değilmiydi olup bitenler
silah kaçakçılıklarına, fuhuşa, uyuşturucuya esir edilmeye çalışılan inançlarımız, harcanan hayatlar, adilikler, onursuzlaştırmalar
ve bunların mucidleri ve uygulayıcıları yasal insanlar olarak toplumda yaşıyorlar
usame bin ladin istese babasının zenginliğinin mirasçısı olarak, çok lüks yaşayabilirdi.
doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilecek bir şekilde müslümanlık için sawaşa /yola çıktı.
acımasız bir sawaş.
başka inançlara, insanlara, devletlere baktığımızda çok da yadırganmayacak bir acımasızlıkta.
”herkes birbirinin teröristi”
ben, dünyadaki varlığını herhangi bir ırk, din ya da devlet bağlılığı olmadan, bir hak yolcusu olrak sürdürmek isteyen birisi olarak,
allahın adının anıldığı heryerde ve toplulukta dualara katılabiliyorum. onlardan birisi olarak katılabiliyorum. bu inancımı yüreğimde hissediyorum. ruhani dünyamda hissediyorum.
ruhani alemdeki yapıların dünya şehadetini bozan, inançlara yakışmayacak şekideki iktidar biçimlenmeleriyle, devletlerle oluşan sistemlerin yokedilmesini doğru buluyorum. gerçek inanç sahipleri böyle kabullüdür. kutsal bir savaş. kimler bunu gerçek olarak sürdürüyor, çok karmaşık ve muğlak bu da. ama olması da gerekli. demokratik bir yapılanma çözüm için en önemlisi.
bütün inançların, varlıkların ve ruhaniyetlerin temsiliyetine inanan ve kabul eden birisi olarak, usame bin ladinin inançlarını kabul etmemem de olası değil. belki, başka insanların kabulü ve sawaşma biçimleri olarak tartışılabilir.
yaşadığını ya da öldüğünü muğlak bıraktılar.
bir sawaşçının kaçırılıp kahpece yöntemlerle dize getirilmeye çalışılması ruhaniyetimizin amerikaya olan nefretimiz olacaktır.
sawaşta ölmek de var, öldürülmekde. ben yaşatıldığımız her türlü aşağılık, onursuz, kahpece, şerefsizce olup bitenlere ve bunları yapanların yaptıranların saygı gördüğü bir dünyada; usame bin ladinin geçişine saygıyla bakıyorum. kim ne derse desin bu böyle.
bütün hak sawaşçılarına saygımla..
mukadder caglar

Pazar, Nisan 03, 2011

http://hottopics.me/

yeni yazılarımı artık hottopics.me de yazıyorum. onun süresi ne kadar olur bilmem. bloğun arka planını bazen görüntüleyebiliyoruz. ancak tamamen açılıncaya dek yazmayacağım. biriki küçük not belki. "hottopics.me" de çok güzel, neler var neler. amerikanın filan yaptığı bir sürü şeyi dosyalamışlar. bilinç kontrolüyle ilgili bişeyler dahi var. çevirilerimi google destekli yapıyorum, kopyala yapıştır olmayınca zor oluyor. dünyada olup biten şeylerle ilgili o kadar malzemeyi, amerikan ordusundan bağımsız kişilerle indirdiklerini düşünmüyoruz sanırım. yalnızca er bradleyin yaptığı şeyler değil bunlar. amerikanın dünyada yaptıklarıyla ilgili ve yöneticileriyle ilgili sorunları olanların katkıları belli.

Perşembe, Mart 17, 2011

march 17 itibarıyle söylencelerin aymazlığında geçen günlerin bazı dökümlerinden

blogger.com kapanmıştı, açıldı dediler, yalnızca arka planı görebiliyoruz gene. sanırım tc dışındakiler hepsini görüyor. belki bizler de hepsini görebilme şansına erişiriz giderek.
neden birçok şeyler bu kendini bilmez, aymaz, kapitalist batı ülkelerinde çıkıyor?
wikileaks sözgelimi, ve diğerleri
marxs, lenin, engels ve sosyalizme dair bir sürü şey
reformlarını, rönesanslarını, aydınlanma ve ekonomik devrimlerini yaptıran itici güçleri ne bunların, neden bunların bir jean paul sartre ları var sözgelimi, neden
neden yıllarca öğrenci ve hoca olarak bulunduğum üniversitelerde batı kültürünün ürünleri hakim durumdadır, bize neyi nasıl öğreteceğimiz üzerinde de yetkindirler
başka şeylerde de yetkinler tabiiki
ikonlarla konuşuyorlar, medyada heryerde, ikon sözlükleri oluşturmuşlar
başka bir alfabeleri var
bunları bile uzaktan yapıyorlar, onlar adına iş yaptıran müsveddeleri var bizim coğrafyalarda
yani şunu demek istiyorum ki, bizim bulunduğumuz yerlerde james bondları bile yok
müsveddeleri de değil, fotokopi gibi çoğaltmalarına benzer bişeyleri var
kimi iş çevrelerinde, kimisi dini çevrelerde, kiliselerde vs
bu çoğaltmalar iş yapıyorlar, bağlı bulundukları yerlerdekiler de, son derece uygar ölçümlerle kendi düzeylerinde tartışmaları yaparlarken, bizlerin çevrelerimizdeki çoğaltmaları da işleri yoluna koyuyorlar.
işte devletin vs halkına verdiği değer nedir ki deyip, hiçbir alanda ve konuda değer filan verdikleri yok buralardakilere, herşeyde hedefleri herkesi kendi oyunlarına dahil etmek, yani herkesi kendi çevresel kavramından inancından aile bağlarından uzaklaştırarak kendilerine bağlı bişeyler haline getirmek. nasıl olursa öyle, olsun da nasıl olursa olsun. bunları bile kendi çoğaltmalarına değil, onların buradaki yerli bağlantılarına yaptırıyorlar. zaten herkes herkonuda paçavraya dönüşmüş durumda
görünen o ki, en büyük konu, batı ülkelerine giderken tuvalette ne yapacakları korkusuyla uçak korkusunun birbirine karışmasından kaynaklanıyor, evelallah başka korkuları yok, herhangi bir konu üzerinde düşünme ve tartışmaya dair bir korku taşıyan vardır mutlaka ama çok az.
sorunun biraz içeriği bunlarda gizleniyor bence
batı kültürünü yeniden düşünmek gerekli, napıyorlar bunlar
yani allah beyin fonksiyonlarını kullanmada bunlara özel bişeyler mi bahşetti ne.
japonyada 9 şiddetinde deprem, tsunami, reaktör yangınları
hala acılılar ama ayaktalar, bundan da çıkacaklar, nasıl yapıyorlar bunları herkes öğrense diyeceğim ama, kopya yada ezber gibi öğreniyorlar hep, örneği kaybettiklerinde paçavradan aciz durumlara düşüyorlar. yaptıkları en iyi uyarlamalarda bile bilinen görünen şeyleri uygulamak /bir tür akreditasyon yapmak.
ewt akreditasyondan anlayan çok yerli camiada.
o konuda kendilerine gösterilen hedeflere ulaşmada üstlerine çıkılamaz, öte yandakiler kendi düzeylerine ulaşabilecek kapasitede birşey gördüler mi, bu yerli çoğaltmalarla halletmesini biliyorlar. öğrenmişler, neyi nasıl yaptırırlarsa çoğaltmalar hangi tepkileri verecek
kendi yaptıklarını yerli çoğaltmalara kendi halkları için uygulamaya koydurmakta pek zorlanmıyorlar.
tükenmiş, anlamını yitirmiş bir dünyada debelenen yerli yersiz çoğaltmaları da bazı putlaştırma kavramlarıyla /içeriği boşaltılmış din, bayrak, ata, vatan kavramlarıyla istenilenler doğrultusunda bir ileri karakol gibi ayakta tutabiliyorlar
aslında hepsi aynı bunların, camideki de kilisedeki de havra daki ya da başka yerlerdekileri
iktidarların istemleri doğrultusunda inanç kullanıyorlar
bu esaretin dışında kalabilmiş gerçekten iman ve inanç bağı olanları herzamanki gibi bunlardan uzak tutuyorum, biz onlarla birbirimizi biliriz.

sayfayı arka planda yazarken bile kapattılar, canım sıkıldı, bütün hevesim kaçtı, ben döküm ve lehim işlerini sonraya bırakayım gene
güncelik döküm, ben, zemheri/pıytırık ın böğrünü kesmişler onu, geçiştirmeye çalıştığım zonayı, contayten ekibinin yeni saldırganlıklarını, hacı hör ün umre mevlidine gidişimizi ve hörü hanımın gerçekten hacı olabilip olamadığına olan merakımı, başka biriki şeyi de sonraya bırakayım

Cumartesi, Mart 05, 2011

bloğum türkiyeden görüntülenemiyor

dün baktığımda bloğum türkiyeden hacklenmişti. avrupadaki arkadaşlar görebildiklerini bildirdiler.
yıllardır, haysiyetsizliklere sığınarak kazanç elde edenler, benim "yaşam savunusu" olarak yazdıklarımdan rahatsız oluyorlar
google sayesinde kendi sesimizi duyuruyorduk.
umarım google yetkilileri duyar ve bloğum yendiden açılır
dünyanın diğer yerlerinden olan arkadaşlar bu yazdıklarımı görüntüleyebilirlerse bildirsinler

Salı, Mart 01, 2011

kürt arkadaşlarım ve kürt sorunu üzerine

"bugüne dek türklerden gördüğüm kötülüğü kürtlerden görmedim" bunu ben dedim, daha önce
gene diyorum
bütün türklere bunu söylemek iyi değil tabiiki, ama, türk faşistlerinden gördüğüm kötülüğü gerçekten kürtlerden görmedim.
yaşamıma dair konuştuğum bu yerde, yaşadıklarım benim tarafımdan paylaşılıyor.
geçmiş yıllarda yaşatılanlar bütün kötü, dayanılmaz, kendi inancına ve insanına yakıştırılmaz şeyler, kimse kusura bakmasın, faşistlerin örgütlemelerin sonucuydu.
artık bunları bilmeyen kalmadı
eski zamanlarda, sanki çok eskiymiş gibi, 3 yıl, 5 yıl, 6 yıl önce
bertalin radyolarının desteğini unutmam olasımı
indymedyadan bulup takılmıştım
4-5 aydır girdiğim yok ama, onların yaşamımda bana güç, destek verdikleri zamanları unutamam
aynı uğur mumcunun halkımıza" yazdığı unutmadık" gibi birşey
neden yazıyorum bunları;
dünyadaki, ortadoğudaki değişimler
bildiğim, bildirildiğim birşey var, manevi olarak, "herkesin, her varlığın yaşama hakkı vardır" ve
yönetenler bu bilinç ve bilgiyle kabul edilebilirler.
ama bir açık nokta bulmuşlar, manevi bağları olanları kullanarak sistemlerini sürdürüyorlar
sistemler zamanın koşullarına göre değişebilirler ve değişmeliler de
tanrının bize verdiği bu boyuttaki yaşam bile değişiyor, hiç aynı kalmıyor
kainatta sürekli bir değişim ve yenilenme var
toplumların yapısı da değişiyor ve gelişiyor
yönetimler değişiyor
normal, kainat yasalarına göre de değişimler olmalı, yoksa kaos çıkar
tanrı düşünme yetisini verdiğine göre bir bildiği var elbet
yoksa, bu olağanüstü yaşama çevresini veren bilinç, herkesi aynı, değişmez bir şekilde yaratamazmıydı
yaratırdı elbette
yüzyıllardır yaşanan ve çözümlenemeyen, yoketmelere odaklanmış bir kürt sorunu yaşanıyor aslında
bu konuda habire çözümler üzerinde duruldu, birilerinin işine gelmedi vs vs
bu konuda herkesin üzerine düşenleri yapması gerektiğini düşünüyorum ben,
kimsenin, başka ülkelerde de, yemen de, mısır da, libya da, başka yerlerde de
kendini tanrının yerine koyarak katliamlar yapmaya hiç hakkı yok
halklarının gelişimini; sağlıklı, namuslu, onurlu, varlıklara insanlığa yakışır bir şekilde yapmaları gerekir
yoksa yönetici olmalarına ne gerek var
unutulmamalı; bu dünyadan hitler geçti, mussolini geçti, ve çok kişi geçti
toplumların demokratikleşmesine katkıda bulunanlar da geçti
herkes tarafını seçmeli aslında
ben yaşanılanlar karşısında, herkesin barışçı çözümler araması tarafındayım.
ve
toplumları birbirine düşman, hertürlü kötülüğü yapıp yaptırılacak kadar çirkin durumlara düşürmeye kimsenin hakkı yok
lütfen herkes üzerine düşeni yapsın
kimse kötü yaşanılmaz bir dünyayı haketmiyor
bu dünyayı uzaydan gelenler kötücül yapmadı
uzaydan gelenler de kurtarmayacak
faşist ideolojilere sığınılmasın, faşizmin toplumlardaki gelişimine izin verilmesin
inançlar faşizme alet edilmesin
toplumlar, tanrı vergisi düşünme yetilerini kullanarak, herkesin yaşama hakkı önemsenerek gelişime açılsın, ve
bugüne dek yaşanan bütün kötü şeylerde herkesin payı var
gerçek olan demokratik bir yaşam biçimini geliştirmektir, insanlığa yakışan budur
inançlara yakışan budur
yaşam, ayaksesleri gibi geçip gidiyor
bu dünyadaki yaşam,
sonrasını bilen kaç kişi var
ben bazılarını gösterildim
bir gün annem bana "yeter artık kimseyle ilgilenme kendini düşün" demişti, "çok üzülüyorsun"
selmanın evinde kiracıyken mutfaktaydık
kuranı kerim vardı o sırada kenarda, arapça, türkçe ve arapçanın türkçe yazılışı, hala var o
açtım,
hangi sure unuttum, "içinizden biriniz kendine verilen bilgilerini başkalarıyla paylaşmazsa... diye başlayan bir ayet, anneme onu okumuştum.
bu konuda araştırma yapanlar bulabilecektir onu
hatta bütün inançlarda, kitaplarda, maneviyatta, ruhaniyette,
bunları bulabileceksiniz
varlıklara, inançlara yakışmayan şeyleri yapıp yaptırarak, alet olmayı sürdürerek, herhangi bir kitabın ruhaniyetin ne kadar şehadetine katılabilirsiniz ki
çocukken, acıpayamda, terzi osmanların evinde değil de, aynı mahallede, bahçesinde büyük çam ağaçları olan bir evde bir süre yaşamıştık. 2. kattaydı
neredeyse 15-20 basamak merdiveni vardı, ordan aşağı yuvarlanmıştım
aşağıda o zaman bana göre yaşlı bir dede, kapı ağzında beni tuttu, ve "burdan gürültü geliyor ne oldu bakayım" dedi, "hiç bir şeyin yok, ağlama" biliyorum, o hızır dı
sonradan gördüğüm gibi
geçen hafta yanından geçtiğim duvar, çıtır çıtır seslerle yarık olup bir iki küçük taş düştü ve ben kenara çekilince, izlerken patır patır, koca koca taşlar döküldü
tepeme dökülmesi an meselesiydi
onlar istedikleri neyse onu yapıyorlar
herkesin bütün insanlığın varlıklara yakışır bir şekilde sürdürülmesinde sorumluluğu var
ve, kendim için bir şey daha yazayım
biraz evel, akşamüstü kredilerimi ödeyip alışverişten dönerken, arabamı kendisinden izin alarak evinin önüne koyduğum, kedilerin babası dediğim bir arkadaşın /komşunun evinin önüne başka bir komşunun kızı annesine gelince geçici olarak arabasını koymuş, ben odun kömürlerimi indirirken, bizim sokaktaki duvar yıkıntısı dolayısıyla araba konunca yol iyice kapanıyor, bazıları koyuyor gene de, nasıl yapıyorlarsa, onlar gidince ben gene oraya koyayım diye konuşmuştuk, geçişe daha uygun bir yer
seslendiler çıktım, geri geri gidemedim, sokaktan birileri genelde yaptıkları gibi arabalarını geçişi kapatacak şekilde koymuşlar, öbür yandan cami tarafından dolaştım, sokak girişinde "tt" plakalı bir araç önümde durup sarışın bir bayanı bindirip gitti
arkadaşlar çıktı ben de arabamı oraya koydum.
nasıl bir mesajları var bilmiyorum, var mı yok mu
"tt tit" mi, bilmem
ben daha önceleri de bildirdiğim gibi, bugüne dek, kendi bilgi, bilinç, birikimim ve istencimle "tit" vs herhangi bir oluşumla ilgim olmadı
bir kere daha bildirmiş olayım
sewgilerle

Pazar, Şubat 27, 2011

değirmen sokak civarında kaçak yapılanma üzerine

birileri sit alanı dışında kullanım yapmış, ve tanıdıkları adamları olan belediye başkanlarınca hernasılsa onaylatmışlar buralardaki durumu.
bazı kapılar sonradan açılmış. normal mimaride yok. benim evin bahçesinin olmayışı da ilginç geliyor bana. normalde eski evlerin hepsinde küçük bir bahçe var.
yandaki evlerden, hacı hörün kiracısının oturduğu ev sonradan oluşturulmuş. bizim bahçe hakkımızı gaspetmiş olabilirlermi bunlar.
sokağın girişindeki evin kapısı da sonradan açılmış. asıl kapıları önde, bir de yandan açmışlar.
yani mimarilerde birileri bazı şeyler yapmışlar.
bunların anıtlar yüksek kurulundan filan eski tapularının incelenmesi gerekmez mi.
belediye eski evleri düzene sokacakmış deniyor ya.
sonradan yapılan kaçakları mı yasallaştıracaklar bu arada yoksa ciddi sit alanı çalışması mı olacak.
benden habire rahatsız olanlar, bunlar yüzünden olabilir mi acaba.
bahçemizi gaspedip, yıllarca kirayla haksız kazanç yapılmış olabilir mi
bazı belediye çalışanları da bunlara göz yummuş olabilir mi
ilginç
bakalım bir soruşturalım, kimler ilgilenecek bu sorunla, nasıl yanıt verilecek
belgelerle tahrifat olmuş mu, yoksa başka birşeyler mi var

senei 2011 geçisindeki 27.subatısında civar söylemleri

neler olmus,
başlık aynı kaptanın seyir defteri gibi oldu.
herkes kendi yasamının defterini tutuyor aslında. tutulan, kaydedilen, görünen, gösterilen, bilerek bilmeyerek geçirilenlerin hafıza kartlarındaki kayıtları
bu kayıtların değeri ne olabilir ki, çoğunu taşıyanlar bile unutuyor, unutturuluyor
öbür alem/ alemler diye bir yer var işte; orada, burada gösterilen performanslarla yer ediniliyor.
herkesin yapıp yaptırdığı da kendi elçilerinin/ alemler şehadetinde bulunulan yerde bulunma güçleriyle ilgili bişey. bu konu sanki bilinmeyen bişeymiş gibi yaklaşılıyor ama, aslında çok iyi biliyorlar. einstein, şeytanı tanrının olmadığı yer gibi tanımlamıştı sanırım. çok doğru.
işte peygamberlerinin/ elçilerinin dünya şehadetini bozanlar da, aslında onların gücünün dünya da görünümünü engellemeye çalışıyorlar. bazıları bilerek yapıyor bunu, bazıları bilmeden.
tabi burada onların adını kullanılarak yapılan adilikleri başka türlü sürdüremezler.
işte herkes kendi defterinin meleği ya da şeytanı oluyorken
biz de kağıtlarla, tuşlarla, sayfaların öne arkaya gidişleriyle uğraşıyoruz bazen. tanrımızla olan şehadetimiz açısından da yaşanılanlardan bizim hafıza kartımıza düşenleri paylaşıma koyuyoruz.
ondan bu seyir defterinin kayıtları, başka nedeni yok
26.2.2011//dün// izmire gittim geldim. sabah ezandan önce kalkmıştım, uyumadım artık, 7 gibi yola düşüp/ gölgenin yola düşüşü gibiydi/ 8.30 da ordaydım. annem yeni kalktı, evden çıkarken sular kesikti. orda annem farmville oynarken duş aldım, o da duş aldı ve bişeyler atıştırıp kipaya gittik. arabamı köpükle yıkadım gene. bir ara içinin de yıkanması gerekli, tekerlerinin havalarını ayarladık. annemin maaşıyla ilgili hesaplamalarımız yaptık bir yandan. alışveriş yaptık. piza yedik. ben çay da içtim. geçen gidişimizde makinaları bozuktu, piza yiyememiştik. alışveriş yapınca bazen birşeyler yiyoruz orda. geçen gidişimizde/ 15-20 gün oldu/ orada görüp çalışanlarla konuştuğum arka ayağına çarpılmış köpeği sordum. bilmiyordu garaj görevlisi, ilgilenilmiştir dedi. ben, o köpeciği görünce gidip, belediye veterinerini aramalarını istemiştim de. çok tatlı masum bir köpecikti. yavrulu gibiydi duruşu. insanların doğaya duyarsızlığı çok kötü gerçekten. hayvan sahiplerinin çoğu da/ özellikle köpek sahiplerinin çoğu, hayvanları kendi sapık anlayışları için kullanıyorlar. bütün hayvanları kullanıyor bu zihniyet ama köpekler hertürlü kullanıma daha açıklar. sahibi iyiyse iyi özellikler gösteriyorlar, kötüyse kötü. diğer hayvanlarda özellikle kedilerde bu olmuyor pek. o garajdaki yaralı köpecik gerçekten çok masum görünüşlüydü. umarım gerçekten birileri ilgilenmiştir. bir bayan daha ben görevlileri ararken köpecikle ilgileniyordu.
yeni aldığım kodak fotoğraf makinamla ilgili sordum orada da. canon kullanmıştım daha önce. sanyo, geçen hafta sanyo bozuldu. garantisi 1 yıl daha var diye kuşadası kipaya gittim. kipadan alındığı için. kötü kullanım göründüğü için garanti kapsamında olmayabilir dediler. seri numarası silinmiş kullanırken. kutuyu da bulamadım. soracaklardı firmaya. uygun fiyatlılardan makina baktım. 169 lira kodak c143 önerdiler. oradaki elemana fotoğraflarımın üzerinde tarih ve saatin görünmesini istediğimi söyledim. hepsinde aynı özellik olduğunu söyledi. aldık. programda yerleştiremedim. ertesi gün götürdüm, baktı bir eleman daha. sonra gene yerleşmedi. kodakla online /amlia m. ile görüştüm/ destek aradım tam gerçekleşmedi. mail gönderdim. karşıyakadaki reyon görevlileri bu makinanın öyle özelliği olmadığını söylediler. biriki makina varmış öyle. tarih kayıtlarının fotoğrafın kalitesini de düşürdüğünü söylediler. benim de nerede hangi saatte hangi fotoları çektiğim önemli. belli birileri rahatsız oldu. o reyon görevlisini de kullandılar. biriki makinada görülen bir özelliği bana kakaladılar yani. başka makina önerilebilirdi. bubün sabah kipa internet sayfasına mail için uğraştım, zor da olsa teknik servise mailimin yollandığı mesajını aldım. destek ve cihazı iade etmek istediğimi yazdım. bakalım. yarına haber gelecekmi.
evde biraz takıldık, annemin çiftliğinde köpeği vardı, 14 gün mamayla beslendi. hergün annem telefon ediyordu köpeğini beslemem için. büyüdü şimdi kemikle beslenecekmiş. sonra ben su aldım, annemi ablamlara giden yolda bıraktım, kuşadasına döndüm. eşyalarımı bırakıp kadınlar denizine bir bakındım.
bizim evin yan tarafındaki eski ev geçen gün yıkılmaya başladı. 23ü akşamı sanırım. güler hanıma sarma dolma tabağını götürmüştüm yaptığım böreklerden koyup. sokağın karşı başındalar. biraz oturup dönerken arabama baktım. duvarın yanından geçerken çıtır çıtır sesler gelmeye başladı. baktım. yukarda bir yarık oluştu. kenara doğru çekilip izlemeye başladım. yarıkdan biriki taş dökülüp, birden patır patır duvarın köşesi dökülmeye başlandı. zabıtayı aradım, ev sahiplerinin torunlarından yaşarın telefonu vardı onu aradım, sokağa çıkanlar oldu. biraz sonra ekipler geldi, iki polisle birlikte. zeki adında biri ilgileniyormuş sanırım. karanlıkta duvara dokunmaya kalktılar. ışıldağı getirdim. koca koca taşlar dökülmüş yerlere.
ertesi gün sibel hanım ve başkaları keşif yaptılar. işçilerden gelenler oldu. ev sahiplerinden gelip gidenler oldu. bir kız torun geldi, çok hüzünlüydü. anneannesi, annesi, onun çocukluğu orada geçmişmiş. söylediklerine göre 150-300 yıldır orada mesken varmış. yenilenerek kullanılmışmış son sahipleri ölünce de ilgilenen olmamış hiç. eski yapıların duvarları çok kalın en dar yerleri 50 cm kadar, alt duvarların kalınlığı 70 cm civarında, bazı yerleri daha kalın. ondan depremlere filan dayanıklıkları. ama çatlaklar oluşunca, sular yağmurlar girdikçe, harçları da yenilenmeyince dökülmeler şeklinde yıkılıyorlar. ertesi gün işçiler koruma bandı çektiler. benim evin köşesine doğru şişkinlik yapmış bir yer daha var. cuma günü kepçe gelecekti, duvarı yıkmak için. sit alanı olduğu için özel karar gerekiyormuş sanırım. ben de benim evin duvarında bir sorun yapmasınlar diye, bakınıyorum tabiiki. bazı kişiler evlerin yıkılmasını istiyor gibiler. yapılan bazı şeylerde görünüyor bu tür şeyler. ondan bir zarar görmek de istemiyorum.
izmire ondan 1 gün için gittim geldim. herhangi birşey olurmu diye. kepçe gerekirmi diye. belediyeden bir çok konuşma yaptık kim sorumlu diye, imardan serkan bey dediler, o da kaçak yapılara baktığını söyledi. ilgilenen o değilmiş. hacı hörü hanımın kiraya verdiği ev imar kaçağı olabilirmi acaba. bu çevredeki yerlerin anıtlar yapı kurulundan incelenmesi gerekli aslında. bazı kapılar sonradan açılmış sokakta, ve belediye numara vermiş onlara. normalde sit alanlarında bu tür şeyler böyle kolay yapılamaz. ama uydurup yapmışlar birileri. evlerin düzenleneceğini boyanacağını söylüyorlar ama, bu tür araştırmaları daha yaptıkları yok.
sonra bir yerlerden zeki ve ferhat beylerin telefonları verildi. zeki bey pazartesi bakacaklarını söyledi.
-yoruldum, seyir defteri, sen bekle biraz,
geçen mahalledeki üzeyirlere polis baskınlarını/ narkotik dedilerdi/ hacı hör e yakışan kiracılarına gelip giden erkekleri, benim evimin çevresinde görünmeye çalışan birilerini, arabamı koyduğum yerle ilgili olarak, hacı hörün osmanıyla köşedekilere gelen şahin adındaki kişilerin sataşmalarını, karakola bildirdiğimi vs vs sonra yazayım artık.

Pazartesi, Şubat 21, 2011

mahallede arama var/dı

öğleden sonra geldiğimde yolda polisler vardı, sivil, arabalar yolu kapatmıştı. ben ne oluyor böyle hep yolu kapatıyorlar derken, belediye başkanının kiracısı üzeyir beyler civarında olduğunu öğrendim. benim ev karşıdan görüyor onları, arada dut ağacı var. geçen hafta da yukarıda nazmiyenin orda biriki eve baskın olmuş. narkotik filan diyorlar ama ergenekonla ilişkili bişeyler de olabilir. gece bir ara çatıdan bakınırken karşıdan çatılarda el fenerli birilerinin dolaştığını gördüm. hala arama türü bişeyler mi var, yoksa ev sahipleri mi bakınıyordu anlaşılmıyordu.
bu arada benim arabam nedeniyle sataşanlar da arazideler. sokakta bazılarının beti benzi atıktı da arabamı görmeye fırsatları olmadı sanırım. benim belediyeye bizlerin ve geçici araç trafiğiyle ilgili trafik düzenlemesiyle ilgili dilekçe yazdığımı söylemiştim zaten. geçen gün de sataşma olunca karakola gidip söylemiştim. siz muhatap olmayın, problemi olan vatandaş gelip karakola bildirsin demişlerdi. 5-10 gündür hacı hör hanımla kiracısından da pek ses çıkmıyor. dut ağacı konusu olmuştu en son. millet ebümüslüm kesiliyor işine gelince ama, yıllardır, hem sol camiadan hem de devletin çeşitli kademelerinden kendi çarklarından olmayan çok fazla kişiyi intihar, kaza vs adı altında öldürdüler. bazılarının da yaşamını tüketmek için uğraştılar. belki yaşadığımız coğrafya daha güzel ve nitelikli olabilecekti..

sewen sleepers/ 7 uyuyanlar

bugün arkadaşım bayan nora ile gittik, picasaya fotolarımı koydum. yeni fotoğraf makinamı da denedik böylece.

Çarşamba, Şubat 16, 2011

günce, günce-leş, günlük ağacı ve günce fotoğraflar

günlük yazmak zor artık, günümüzde eski defterler, eski yazı tarzları etkisini kaybetti.
eski yazılanlar değil etkisini kaybeden, şimdilerde eskilerdeki gibi yazmak
ama yaşananların da kaydedilmesi gerekli, nasıl olmalıydı bu
çünkü yaşama dair kollektif bir saldırıyla karşılaşmışız hep
bunu farkedince özellikle, elimdeki yazıları fotoları picasaya koydum, yaşananlardan farkettiklerimi roman olarak kaydetmeye başladım.
gerekiyordu, çok gerekliydi hem de
kitle iletişiminde gelen ve giden mesaj alışverişinden bahsedilir, öyle birşey
son zamanlarda çektiğim fotoğraflar günce olarak yerlerini almaya başladılar
kendiliğinden oluştu bu
izlenimlerim üzerinde duruyordum, birden tarihlenip, hatta bazen eski tarihler bile oluyor, fotoğraf makinesinin kafası mı atıyor ne/ ya da nasıl bir mekanik şeylerle karşılaşılıyorsa/ tarih kayıtları değişiveriyor. yeniden düzeltmek gerekiyor. saat kaydını da yapmaya çalışıyorum
çevreyi izlerken, bana yansıtılan şeyler de işin içine giriyor,
güzel etkili fotolar oluyor bazen, eski evler, doğa, kediler, kuşlar, horozlar sürgün edilmeden önce onları da çekiyordum,

Pazar, Şubat 13, 2011

degirmen sokakta "hacı" adının arkasına sığınan maskaralık, kepazelik ve adilikle karşılaştırılıyorum

bugün selçuk kilisesinde akşam duasına ve yemeğine katıldık, 9 gibi döndük, 9.30- 10 sıraları, kapıya gelen bayan hacı annelerinde ağır eşyaları olduğunu arabamı çekmemi istedi, manevi osmanın arabası, ağır eşyalarını alıp gideceklermiş, çıkardım, yanından bir araba geçebilecek şekilde koyuyorum ama, gene de çıkardım, baktım, küçük tekerlekli bir valizle 3-5 naylon torba. çıkarlarken, eşyalarının beni çıkarmalarına gerekecek kadar ağır olmadığını söyledim. ben kaç kere orada başka araba varken kömürlerimi ağır eşyalarımı taşıdım ordan. terbiyesizlikle suçlandım bir de. allahın onları o kadar 3-5 torba eşya ağırlığıyla ezmesini diledim. beni taciz ettikleri için. sen zaten ezilmişsin diyorlar. siz eziksiniz dedim 5 torba eşya eziği. ben niye yolu kapatıyormuşum, çektirirlermiş. insan utanır, 5 torba için ağır eşyamız var çekermisin demeye. yol zaten çıkmaz sokak. 5- 10 metre bir mesafe. normal de bile arabayı köşeye koyup alıp eşyasını gidebilirler. ama edepsizlik edilecek. öyle bireysel bişey de değil, anlaşılıyor. organize edepsizlik. kiracısıyla, tavuklara horozlara laf ettiler, kedilere söylendiler, evimin penceremin önünü kapatıp adi laflarla taciz ettiler. o yüzden karakolluk olmuştuk. utanmadan burda bir kadın var saldırıyor dediler birde. annem geldiğinde yaptılardı hem de. dut ağacına kalkındılar, arabama sataştılar. kaç kere arabama zarar verildi. hala sürdürüyorlar. orada başka arabalar da koyuyor, kimsenin lafı olmuyor. benim yaşam hakkıma yönelik adilikler. geçen hafta bizim sokağa döndüğümüz sokağı kapattılar kaç kere. arabayı uygun bir kenara koydun mu yanından araba geçebiliyor. yok, benimkinden küçük arabaları yolun ortasına koyup geçiş engellendi. sokakta problem yaratmak amaç bu. annemin kuşadasına gelmesinden, benim kuşadasında kalıcı olmamdan niye korkuyor cemaat anlamadım. sorun yarattırılıyor özellikle. buralar benim atalarımın yerleri, onlardan çok yaşama hakkım var. eğer ırkçılık yapıyorlarsa, bu böyle.
herkesin heryerde yaşama hakkı olduğunu kabul ediyorlarsa da, benim burda yaşama hakkım var. geçmiş yıllardaki deneyimlerimden anladığım kadarıyla, bu takımın efendileri, efendilerinin efendileri bir yerlerden avanta peşinde ya da "bazı" ilişkilerle bir yerlere davet edilme peşindeler. bu şekilde yöntemlerle bu takımları besleyenler kendi inançlarıyla bağlarını kaybetsin. burada "hacı" adının arkasında kepazeliğe sığınanların inançlarla bir alakasının olmadığına inanıyorum. iktidarların hizmetinde, çıkar için hırsızların, yetimleri öksüzleri masumları fuhuş batağına çeken tecavüzcülerin bile goygoyculuğunu yapar bunlar. utanmadan durum öyle icab ediyor derler bir de. inançlı, dindar olduklarını söyleyip de böyle adiliklere kapı açanlar, pirim verenler, bu tür davranışları onaylayanlar sonsuza kadar, o beğenmedikleri, karşılarında cihat ettikleri savaştıkları yapılara muhtaç olsunlar. yıllardır hayatımızla alaverelerle dalaverelerle oyun oynandı. hakkım helal değil. herkes bilsin. hayrını görmeyin inşallah.
bu sokakta yaşatıldıklarımla ilgili olarak bazı sorunlar için belediyeye dilekçe yazmıştım. picasa da yayınladım. önümüzdeki günlerde, kaymakamlığa ayrıntılı bir dilekçe yazmayı düşünüyorum. yayınlarım onu da.

Cuma, Şubat 11, 2011

facebook da "tecavüz" üzerine konuşuldu da

Mukadder Caglar ya organize tecavüz de ilaçla değil, kesmek bile gerektiğini düşünüyorum ben.
Mukadder Caglar yani, tecavüz olayını farketmeden yapan tartışılabilir belki de, organize bir bilinçle yapanlar affedilemez, tecavüze uğrayanları düşünün bir de, yaşamları bitiyor, onları kim savunacak, dahası, bu tür olayları nasıl engelleyeceğiz.. tecavüz savunulamaz.
Mukadder Caglar yok, organize tecavüzcülere kökten sünnet diyorum ben ;))))
Mukadder Caglar hem eşcinsellerin haklarını da öğrenmeye başlarlar
Mukadder Caglar bir sürü kadını genç kızı tecavüzle fuhuşa zorluyorlar, nasıl önlenecek bu,
Mukadder Caglar kescen bir kaç tanesininkini, bak nasıl oluyor
Mukadder Caglar yok, tecavüz kültüründeki kişilerden sözediyorum ben
Mukadder Caglar organize tecavüz kültüründekiler, bütün haklara karşıdır ve tek kendi erk leri, erkeklikleri önemliidr
Mukadder Caglar ben ötenazi taraftarıyım aynı zamanda, insan onuruyla yaşamaya engel durum varsa
Mukadder Caglar ya tecavüze uğrayan üzerine konuşacak var mı
Mukadder Caglar onun yaşam hakları, hayatının nasıl köreltildiği, fuhuşa başlatıldığı, insanlığının bitirildiği
Mukadder Caglar hayır töre başka olmalı, ben, organize tecavüzden bahsediyorum
Mukadder Caglar ewt onun için, farkına varmadan tecavüz olayını yaşayan kişi ile, organize bir şekilde, birini fuhuş batağına çekmek ve hayatını yoketmek için yapılan tecavüz farklıdır, ve, onların hormonları azaltılabilir, ve ben kendi adıma,bana öyle birşey yapılsa elime geçirirsem keserim walla
Mukadder Caglar yaw, tecavüz edilen adına konuşacak varsa duyalım, ben gidiyorum artık, yeter tecavüzcüyü savunmayın hep
Mukadder Caglar assange, kendisiyle birlikte olmak isteyen kadınların tecavüz suçlamasına karşı savunma yapıyor; tecavüz deyince anlaşılan nedir, onu da tartışalım ve, şunu birileri duysun; birinin yaşamsal haklarını yoketmek ve fuhuşa çekmek için yapılan tecavüz çok ağırdır. bunun bedeli ödül olmamalı
Mukadder Caglar yazıları okudukça, gelip hepinize tecavüz edesim geliyor, yahu niye bu kadar tecavüz savunucusu hukuk yapıyorsunuz
Mukadder Caglar ‎;)) olur

Çarşamba, Şubat 09, 2011

"dut ağacı" ve "allahtan öbür alemde gölgelenecek bir ağaç dileyen hacı"

evin önündeki dut ağacı olduğu anlaşılmıştır.
hacı hanımla kiracısı ağacı kestirmek için büyük çaba harcıyorlar.
sağlıklı bir ağaç, bir zararı yok, çevrede de başka ağaç yok,
dalları yaprakları dutları benim evin önüne düşer, ben de şikayetçi değilim
kaç zamandır ağacı kestirme üzerine lafları duyuluyor
hacı hanım, cenabı allahtan öbür alemde gölgelenecek bir ağaçları olmasını niyaz eder hep
bana da demişti
sözkonusu evin önündeki dut ağacı olunca kestirmek istiyorlar
yıllar versek böyle bir ağacı yetiştirecek zamanımız olmaz, dedim
ağaç batmış bir kere de nasıl nerelerine bilmem,
cenabı allah, gölgelenecek ağaçları insanlara nasıl verdirir, bilen varmı
ağaçları kesip kesip,
cenabı allahtan öbür alemde gölgelenecek ağaç niyaz edenlere nasıl yanıt verilir
bu alemde doğayı yoketme, yanıt bu da
öbür alemde yanıt nedir

Salı, Şubat 08, 2011

waughan smith' thanks

thanks to waughan smith

l want to say to thanks v. smith. I know what it is the war against fascism.
dignified and honorable to fight for a decent life, how difficult it is
friends are very important, and supporters
is very difficult to fight alone
dear Henry Vaughan Lockhart Smith;
thanks for your to struggle
I would like you to pay a visit when I came to England in 2005 Frontline Club
perhaps not very important, you now know
see and get to know you, the queen Tate gallery to see elsewhere, if there is something we share a spiritual conversation, I see on these pages I would like to speak on the reality of some of the documents./ sizi görüp tanımak; kraliçeyi tate galerisinden başka yerde görüp, paylaştığımız spiritüel bir şey var mı diye konuşmayı; bu sayfalarda gördüğüm bazı dökümanların gerçekliği üzerinde konuşmayı isterdim.
in the meantime, thank you, while at a party I attended in England, waiting to talk to me that an elegant gentleman with the representatives of the spiritual realms, in those around him, you want to reach/ bu arada, size teşekkür ederken; ingiltere de katıldığım bir partide, benimle konuşmak için bekleyen spritüel alemlerin temsilcilerinden olan o zarif beyefendiye de, yanındakilere de, teşekkür ulaşmasını istiyorum.
they are special representatives of the spiritual realm, and we have our communication with them I did not know how it is. We’ll meet again. would not know where too./ onlar spritüel alemin özel temsilcilerinden, ve bizim onlarla nasıl olduğunu bilmediğim bir iletişimimiz var. yine görüşeceğiz. nerede olacağını bilmesem de.
I do not know how to have a spiritual bond with you. your last period, but the struggle is very important, is very important to know about life. and thank you.
god, you, your loved ones, your family, your spouse, your children bless. / sizinle de spritüel olarak nasıl bir bağ var bilmiyorum. ama geçen süreçte yaptığınız mücadelenin çok önemli olduğunu, yaşama dair çok önemli olduğunu biliyorum. ve teşekkür ediyorum.
tanrı sizi, sevdiklerinizi, ailenizi, eşinizi, çocuklarınızı korusun.
Thank you for your presence
lowely
mukadder / nijel (nicel)

ps; l write this for hottopics.me, "war to fascism"

Pazar, Şubat 06, 2011

filtre üzerine

yazılara filtre koydum sözde, nebi gene saçma bişeyler yollamış, herkesin yazabileceği bayağı şeylerden. menapoz vs vs, roman yazacakmış o da böyle bir kadınla ilgili. sanatsal bir şey üretemiyor sanırım gene benden çıkış yakalamaya çalışıyor. değer verdikleri hocalarıyla çözüm aramaları gerekir bence. kendileri için önemli olan hocalarıyla sanatsal üretim çalışmaları yapabilirler. yoksa yaptıkları herhangi birinin de yapabileceği taşeronluk düzeyinde bir şey olur. birilerinin söyleyemediklerinin lafazanlığıyla kendilerini kirletirler. artık hiç yenilik üretemez olurlar. bunu zamanla anlayacaklar tabi, ama kendileri için geç kalınmış olacaktır.
ben de istenmeyen maillerin geri iadesinin nasıl olacağıyla ilgili bir daha bakınayım. işim mi yok, zaten ev işlerinin taşeronları yetti, yazılarla ilgili uğraşamam. herkes ne yazıp, çizip üretecekse kendine güvensin. ben dersime girenlere bildiklerimi dürüstçe aktardım, karşılığında maaşımı aldım. o zaman geçici kazanımları olanlar, farketmediler, neyi nasıl yaptıklarını anlamadılar. fevzi 2 yıl öğrencilikten sonra demişti. "sizin ne dediğinizi yeni anlıyorum" diye. taşıma suyla değirmen dönmez. o zaman edindiklerini anlamaya çalışacaklar, ya da, kendilerine yeni çalışma yöntemleri bulacaklar. başka hocalarla çalışacaklar, başka türlü üretemezler. taşeronluk yaparlar.
gerçekten benim öğrencim olmuş olanlar bunu bilsinler, kendi üretimleriyle uğraşsınlar
__
çok ender olarak gelen vakit harcanmaya değmeyecek yaklaşımları olan mailleri, kısaca gerekeninin yazıp bir süre yayınlıyorum. konuyla ilgili benim düşüncemin bilinmesi açısından. sonra, bu tür yaklaşımlara dair harcanacak zamanımın olmadığı gerekçesiyle, çünkü karalamalar, çirkinleştirmeler vs, bunlar yetti artık, zaten toplumun kültürel yapısında fazlasıyla tanık oluyoruz, hangi kesiminde olursa olsun çok fazlalar, ve herhangi bir olayı tartışma boyutunun olmadığı anlaşılanları filtreliyorum. bilmiyorum başka yazıları oluyormu. olsa da beni ilgilendirmediği ortada. herkes kendi sayfalarında, yaşamlarında kendi düşüncelerini açıklayacak güçtedir herhalde. oradan da muhatapları görecektir.
bu tür yazılar üzerine yaklaşımlarımın bilinmesi açısından

Cumartesi, Şubat 05, 2011

taşeron bir yazı daha geldi, bir süreliğine yayınlıyorum

açık roman
InboxX


Reply |Nebi Yıkaroğlu to me
show details 20:09 (2 hours ago)

fromNebi Yıkaroğlu
tomukadder.cagla@gmail.com

date5 February 2011 20:09
subjectaçık roman
mailed-bygmail.com
Signed bygmail.com

hide details 20:09 (2 hours ago)


Hocam merhabalar, belki beni tanımışsınızdır. Ben Nebi, eski bir öğrenciniz. Bugün Okay'la ilgili bir sergi için google'da arama yaparken tesadüf eseri Okay'la ilgili yazmış olduğunuz küçük komediyi okudum. Hocam (absürd ve paranoyakça kugunuzu okuduktan sonra gerçi size hoca demek nedense biraz tuhaf geldi bana) ne zamandır komedik-absürd eserler çıkartıyorsunuz? Gerçekten gülerek okuduğum bu satırları nasıl çıkarttınız? Hangi kafayı yaşıyorsunuz? Ne içiyorsanız ben de istiyorum.

_______________
bu kişi, soyulan bir portakal afişiyle bir ödül kazanmıştı da, kendisine öğrencileri olduğu için bunu yapabildiğini söyleyenlere karşı; benim bir dönem sanırım girdiği dersimdeki kolajların etkili olduğunu söylemişti.
sonradan mtv-türkiye gibi bir yerlerde mi ne çalışmış, ve tuhaflaşmış/ değişmiş diye duymuştum.
kendisiyle başka bir tanışıklığım yok. disiplin soruşturması hazırlanan bir öğrenci olan okay dayan la ilgili absürd olanın ne olduğunu/ komedik-absürd şeylerin ne olduğunu yazmamış. yazısını bir süreliğine yayınlıyorum. yazdıkları kendinin gelecekteki konumunun ne olacağını anlatıyor. herhalde çevresinde ona taşeronluk yaptıranların, kimlere ne tür şeyler içirilirse neler olacağı konusunda nazilere taş çıkartan bilgileri ve uygulamaları konusundaki bilgilerinden henüz habersiz. öğreneceği bir gün vardır. türkiyedeki nazilerden taşeronlukla kaçabilirse de, türkiye dışındaki nazilerden kaçamayacağı zamanlar olabilir. bu tür şeyler hakkında fazla bilgisi yok herhalde

günlük ağacı /2-4 şubat 2011 civarı

hergün olamıyor ya, bari adını "civar"la koyayım. "şu" civarlardaki olan bitenler gibi. picasa sayfasındaki fotolarımız da günce aslında. ama fotoğraf makinesinin kafası mı atıyor ne, arada tarihlerini şaşırıyor. geçen haftadan beri, 2007 ocak civarını tarihliyor. unutmadan düzelteyim.

Salı, Şubat 01, 2011

Anything will give up its secrets if you love it enough.

yeteri kadar sewmezseniz size verilecek hiç bir gizem/ bağ yoktur

Templar Knights’ confidential documents/ tapınak şöwalyelerinin gizli bilgileri üzerine

Templar Knights’ confidential documents/ tapınak şöwalyelerinin gizli bilgileri üzerine
The revival of Templar Knights value system and their quest for the Holy Grail is a necessity of our Age
"gerçek sizi özgürleştirecek""gerçeği bileceksiniz ve özgür olacaksınız"
tapınak şöwalyelerinin ruhaniyetiyle ilk karşılaşmalarımda onlara dair bilgim yoktu. sonradan ne olduğunu anlamaya çalışırken dökümanları bulmaya başladım. my first encounter with ”templier spritıel life” l had no idea this information / books / document
yalnız sonradan çok açıkça anlaşıldı ki bilenler varmış,
but l thinks someone knows / l knew someone
ben hiçbirşeyden habersizken benim onlarla bağlantılarımla ilgili bilgileri olanlar varmış. yaşatıldıklarımızın bu gerçekle büyük bir bağlantısı var.
bu konuda gerçekten çok yayın var. there are a lot of books/ documents /comments on this subject and, interpretation of the power of information is important.
tabiiki doğrulukları tartışmalıdır. "hottopics.me" de bulduğum yayınları teknik olanaksızlıklarım nedeniyle henüz tam okuyamadım. ilk karşılaşmamda bazı "mesajlar gördüm". yorumlayabileceğim gibi bir sürece giremedim.
ne kötü, bir şekilde bağlantılarıyla ilişkili olduğum bir konuda araştırma/ yorum yapamıyorum. teknik konularda ve dil olarak ve yaşam olarak geri bıraktırılmaya çalışılmamın kime ne yararı olabilir ki; konuyla ilgili herkesi yanıltarak, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeler yapanlara fayda sağlıyor bu durumum. istedikleri gibi konuları farklı lanse ediyorlar. gerçekten olayların sahibi denilebilecek ruhaniyet bağındakilerin korkacak birşeyleri olamaz. onlar üzerlerindeki çirkinleştirmelerin kaldırılmasını isterler. yoksa niye gelip ruhani alemdekiler gelip beni bulsunlar. bunda bile başlı başına mesaj var.
ben, konuyla ilgili farkına varmaya başladıkça yazdım, açık romanın süreci onlarla da doğrudan ilgilidir. hottopics.me deki kaynaklarla ve başka bulduğum kaynaklarla bilgilenme sürecimi gerçekleştirebildikçe yorumlarımı/ karşılaştığım mesajlarımı yazıp paylaşacağım. ama içinde bulunduğum koşullar nedeniyle bu zor bir süreç olacak.
umarım kendimle ilgili doğrudan mesajları bulup konuşabilirim

"war to fascism" /faşizmle mücadele için yazılanlardan

hı,
l think this can be 1. part. after l think, process, we face the effects on us we live in fascist
ideology and fascist behavior. perhaps it may be called a debate with myself. everyone watched
each other / one observes a discussion of the ground.Thanks for the correction effort article about
the differences of meaning. You must specify the editor as a contribution, or to change greatly,
if you should need to improve the use of an article we wrote together.Waiting for criticism,
thanks for you
lowely/ nicel



fascism/faşizm,


insanlığın yarattığı en büyük tahribat gücü/The biggest devastation caused by the power of humanity

düşünce ve bilinç ürünü/ product of thought and consciousness

varlığıyla düşünceyi bilinci ve inancı tümden kullanılamaz hale getiriyor./conscious
thought and belief in the existence brings totally unusable
yaşama hakkı, özgürlük, konuşma ve tartışma, yorum yapma, yeni bir yaşam oluşturma
yok sayılıyor/ the right to life, liberty, speech and debate, making comments,
to create a new life ignoring

insanlara, topluma karşı zora dayanan bütün yöntemleri fiziksel ve psikolojik olarak
kullanabiliyor./people, all methods based on the physical and psychological as difficult
to society able to use.

spartaküsten/ belki çok daha öncelerden bu yana, toplumun farklı yaşam istemlerini
baskı altında tutmanın bütün yöntemleri iktidarlarca denendi./spartaküsten / maybe even more
since long ago, society demands a different life
powerlord and tried all methods of keeping under pressure.

katliamlar, işkenceler, yıldırmalar, yoketmeler, soykırımlar/massacres, torture, intimidation,
destruction, genocide
demokratik bilinç, başkaldırılarla kendini gösterdi hep./democratic consciousness,
always showed himself to revolts.
ve gelişmesi için /and for the development of
insanların düşünsel işlevlerini kullanması gerekiyordu./people had to use the intellectual functions.
felsefeyle gelişen bir düşünsel yaşam birikimi gerekiyordu./developing a philosophy
had to be the accumulation of intellectual life.

ne yazık ki, müzeler de dahil olmak üzere,/unfortunately, including museums,
bütün insanlık birikimleri genelde biçime dayalı gelişimleri gösterir durumda oldu./accumulation
of all of humanity in general forms development was based on the show.

insanlar, sezgileri ve düşünceleri kavramaktan çok görünenleri ve
kendilerine gösterilenleri, biçime dayalı şeyleri daha çabuk kavrıyordu./people, so what appears
to understand the thoughts and intuition and the display of them, based on the format
more quickly grasps things

böyle olunca sezgilere ve düşüncelere, onların bütün bağlantılarına, inançlara/When such intuitions
and thoughts, all their connections, beliefs

ayrı, güncel yaşamdan uzak bir yer bulundu./separately, found a place away from contemporary life
fiziki gereksinimleri karşılamak için uğraşırken, yaşamaya çalışırken,
hayatta kalmaya çalışırken, "bunların" kullanılması ertelenebiliyordu./To meet the physical
requirements of dealing, trying to live, trying to survive, "their" delayed the use of

hala da öyle, mecburen erteleniyorlar/it still is, necessarily delayed

geçen yüzyıldan bu yana "ideolojik olarak faşizm" görüntülenmeye başlandı./Since the last century
"as the ideological fascism" began to appear
iktidarlar, bilinçlere hakim olmanın en üst düzeyde yöntemlerini kullandılar./powers of consciousness,
the methods used at the highest level of being a judge.

fiziksel olarak, işkenceye artı olarak,/as physical torture as a plus,
direnci tamamen düşürecek,/completely reduce the resistance,
bilinci yokedecek kimyasalları, ilaçları doktorlarına buldurdular,/destroy awareness of chemicals,
drugs, doctors found
yine kendi doktorlarına uygulattırdılar./still own doctors applied

hipokratın doktorlarının ulaşamayacağı yerlerde oldu bunlar./Hippocrates was the doctors,
they are out of reach.

psikolojik olarak, insanları düşünemez, neyi düşüneceğini bilemez,/psychologically, people can not think,
does not know what to think,

herhangi birşeye karşı koyamaz hale getirecek çalışmalar yapıldı./will not be able to make anything
work was done.

toplumlar, iktidar yanlısı hizmetkarlıklar nedeniyle yol ve yöntem bulamaz hallere geldi./communities,
states of the ruling pro-servant came to find because of the way and method.

doğal yaşamın vahşi yapısından çok farklı bir yapılanış bu./This configuration is a very different
nature of the natural wild life
insanların varlıklarını, iktidarlarını sürdürmek, sonsuzlaştırmak amacıyla ürettikleri
bir yöntemler topluluğu./people's assets, maintain their power, in order to produce an infinite
a collection of methods.

kendilerine benzeyenlerle ya da kendilerine benzetilenlerle ittifaklarıyla
güçlerine güç katıyorlar./The similar likened to them or their allies add power to the forces.
oligarşiler oluyor. is oligarchy.
en güçlüler, en çok sahip durumda olanlar oluyor. /The most powerful, most of those cases happening.
herşeyin sahibi oluyorlar. malların, toprakların, ürünlerin,
insanların, insanlığın, inançların, dinlerin, dünyanın sahipleri. efendileri./becoming the owner of
everything. of goods, lands, crops, humans, mankind, beliefs, religions and the owners of the world.
masters.

kendilerine bağlı olanların her türlü adiliği,vahşeti hoşgörülüyor./those connected to them all kinds
of meanness, the cruelty of tolerance.
zaten bağımlılığı vicdanları yokederek elde ettikleri için,/they have already obtained destroying
addiction to conscience,
bütün devletlerde varlığını gösteren birşey bu./This is something that shows the existence of all states
halkların bağımsız, özgür yapısını yokederek; robotlara,/independent peoples, destroying the structure of
the free, robots
yaşamlarını sürdürmek için gereken yağ vs malzemelerle bağımlı kıldıkları asalaklara dönüştürüyorlar./
sustain the lives of to be rendered dependent on oil for parasites, converting materials, etc..

bunlar da o halkın içindeki insanlarla gerçekleştiriliyor,/they also realized that people in the population,

uzaydan gelen herhangi bir koloninin ürünü değiller./They are not the product of any of the colony from space.

böyle bir esareti durdurabilmek için faşizme karşı mücadele zorunlu bir şey./forced to fight against fascism
in such a thing to stop slavery
inançların, doğal yaşamın, yaratılmış bütün varlıkların sömürü unsuru olabilecek
herşeye karşı, bağımsızlığının korunması gerekli./beliefs, natural life, may be an element of exploitation
of all beings were created
against all things, necessary to preserve the independence.
faşizme karşı savaşmaya mecburuz. esaret istemiyoruz/ are compelled to fight against fascism.
We do not want slavery.

sürecek../will last ..

mukadder caglar/ nicel -for hottopics.me

Pazar, Ocak 23, 2011

street cats /sokak kedileri

kedileri daha çok tanımaya başladım. birbirleriyle ilişkilerini
bizleri de/ onları besleyenleri/ kendilerinden bir parça olarak görüyorlar sanırım,
evde bahçe filan olsa orada kalmaları için birşeyler yapardım, şimdilik kapasitemiz sınırlı
kapı önünde besleyebiliyorum genelde. içerde de birkaç tane oluyor.
ayda bir çuval mamayı yetirebilmek gerekiyor yalnız, çok şişkolaştırmamak gerekli
geçen hasta olan büyücek bir yavru vardı, papatya gibi birşey, salya sümük gripliydi, gözleri çapaktan kapalıydı, teramisin vs'ler sürdüm hep, iyileşti, çorba vs sıvı şeyler yiyebiliyor, bazı kediler onu yalayıp temizledikçe de iyileşmiş. birbirlerine bakıyorlar, özellikle büyük kediler yavrulara öyle bakıyor. ölecek durumda olanlarla ilgilenmiyorlar yalnız. iyileşme durumu olanları bırakmıyorlar. çocuk gibiler, yorum yapma güçleri yok yalnız, birileri onlara zarar verdiğinde neden öyle yaptıklarını anlamıyorlar. büyük kediler biraz daha iyilerle kötüleri ayırt edebiliyor yalnız. sokağın vahşiliğinde olmalarına karşın, kendilerine yemek veren ve sewenlere kaşı davranışları daha sıcak ve sahiplenici. çok acıktıklarında gelip sesleniyorlar,

Cuma, Ocak 21, 2011

gündelik/ haftalık/ aylık ağacı

günce demek olmuyor artık, başka bir ad bulmalı, sürekli zamanı değişen, hareketli, aklına esince yazılan
22 january 2011 saturday
geçen ay picasaya gündelik fotoğrafları tarihleriyle yüklemeye başladım, çalışma albümlerim kapanmasın diye birkaç günde bir yeniliyorum. kendi çevreme dair çektiğim gündelik fotolar işte aralıktan bu yana neler oldu, yeni bir yıl daha geldi, yakın çevremizdeki herşey çok benzer durumda. odunlar hala odun, kalaslar kalas, kömürler kömür. yarın kömürüm bitecek de, öbür gün hava güzel olacak soba yakmaya gerek kalmayacak
bugün gurup yorum konserine gidilecekti, izmire, eğitim sen cilerden mesaj gelmişti, param olmadığını gidiş dönüş ve gereken paraları bir hafta sonra vermek kaydıyla gelebileceğimi, arabamda da benzinin olmadığını yazmıştım, sonra araba sorunu olmayacağı yazılmıştı ama herhalde organizasyon yapılamadı, haber gelmedi, biz de konsere gidemedik, radyodan dinleriz arada artık, herzamanki gibi.
kredi limitlerim mi dolmuş ne, bankalar artık kredi vermedi, kredi kartı da
ing ve denizbank kredi kartı vermedi, başka zaman olsa sıraya girerlerdi, alt tarafı 300-400 liralık olacaktı, ondan ona yatırıp biraz idare ederim diye düşünmüştüm.
denizbank kredi de vermedi, aileden birinin kefilliği gerekliymiş, kurtaran hesapları kapatmak istiyordum da, fortis de kira geliri belgesiyle verebilecek sanırım. biz kredi vs borçları annemle birlikte ödüyoruz ama benim üzerimde görünüyor borçlarımız, benim maaşımda yeterli görünmüyor sanırım. emekli olurken 1.500 kadar bir maaşım vardı. 3 yıl oldu, ben daha 1.300 gibi birşeydeyim. şimdi bir de kredi paraları vs olunca, ay sonunu getiremiyorum. maaşı alınca kedilere bir çuval mama alıyorum 45 liraya, onu bile yetiremiyorum. daha 1 ay olmadan bitirdik gene, kendi ekmek paramımı düşünecem kedilerinkini mi, annem ne yapıyor diye mi, üff yani bu parayı kim icad ettiyse, değiş tokuşlu bir ekonomik düzen daha mı iyi olurdu ki. tabi herkesin neyi değiş tokuş edeceği de önemli olurdu, bazı önemli malları olanların iktidarı büyürdü öyle de.
bir iki kere sağlık ocağına gitmiştim, aile doktoru olmuş, ama öyle bir tavrı vardı ki, esirler üzerinde fiziksel sorun oluşumuyla psikolojik açmaz arayan nazı doktorlarının eğitimini almış gibiydi. aile hekimliğine yeni geçildiği için doktorların da stresli olduğunu söylediler idareden. önce bizim sokağa mor kapıdaki tonton doktorun bakacağını söylemişlerdi, elim yandığında gitmiştim. sokağın bir bölümü ve ben de dipteki mavi kapıdaki doktora gidecekmişmişiz dendi. 2 kere gittim, yaklaşımını beğenmedim hiç, yanında hemşire de bulundurmuyor, kendisiyle konuşurken 3 ay sonra başka doktora geçebileceğimizi söyledi. 3 ay günümü göstereceğini farkettiriyordu. yani daha 2 kerede doktoru tanımak olası değil tabi. kendisinin yapısı gereği özellikle seçilerek ona verilmediysek özellikle. gerçekten sisteme yeni geçişten kaynaklanan durumlar da söz konusu olabilir. hastalık edici şeylerin benden uzaklaştırılması için isa mesihe dua etmeye başladım bir yandan. enfeksiyon eden mikropları viralleri kovmak için. ya da vücudun enfeksiyonlara karşı direncinin güçlendirilmesi gerekli. beni bu doktorlara muhtaç etmesin lütfen. amen
geçen facebook da hz muhammed sav evinin fotosunu göndermişler, kendisiyle rüyalarımda karşılaşmıştık. bizim şimdiki evimizle çok benzerliği var. görüntü olarak, bizim evden yanyana 2 tane koysan, onu farketmek çok etkileyici oldu benim için. birileri haberdardı sanırım, belediyenin evlerde değişiklik yapacağı söylenirken, çıkmaları, kaldırıp, pencereleri değiştirmek olasılığından bahsediyorlardı. o zaman da kabeye benzetecekler herhalde. onun içine de alınmıştım. bizim ev eski köy evi, çıkmalarla yapılmış, bunu bozmak tamamen yapının özelliğini yok etmek amaçlı birşey olur, bu çevrede çalışma yapanların zaten özellikleri korumak gibi niyetleri yok pek.
yandaki hacı hörü hanımla kiracısı sünni sivaslıların bağlı oldukları camiyle birlikte şehadet bozmak amacıyla kullanıldıklarını farkediyorum, davranışları müslümanlıktan iğrendirici nitelik taşıyor. daha önce böyle birşeye tanık olmamıştım. gerçekten iman ve inanç sahibi olmadıklarını iktidarların yönlendirdiği ibadet görüntülerinin olduğunu gözlemliyorum. gerçek inanç ve ibadet insanlarında sonsuzluğun bir ışıması, pırıltısı, canlılığı, sewgisi, merhameti ve mücadele ruhu olur; öyle şehadet bozmak/ bozdurmak için filan adiliklere tenezül etmezler, yapılanların kendi inançlarına değeceğini bilirler. allah korkusu denen şey odur işte. kendi hükümlerinde olmayanları kirleterek çıkar sağlamaya çalışmak inanç ve ibadete uymaz. bu şekilde elde edilen hiçbirşeyin hayrını da görmeyeceklerini bilirler.
bu çevredeki ruhaniyetle ilgili önceden bilgileri ve çalışmaları olmuş sanırım, ibadet ehli diye onlara güvenen ruhaniyet bağlılara ilişkin bilgi ve yönlendirme yapmışlar. onlardan çıkar sağlayıcı durumlar yaratılmasında kullanılmışlar. çevrede bir salapurya türü yapıdakiler var böyle kullanılan, onlar çok farkında değil olup bitenlerin; bir de bu tür dini bağlarıyla kullanılanlar. normal eski halkından pek kalan olmamış. herkes tedirgin yaşıyor, dini bağlarıyla kullanılanları da sünni sivaslılar gibi, cemaat bağı olanlar gibi, yorumsuz istenilenleri yapacaklardan seçmişler. ne zaman kendilerine ne yaptırılacağı sorunsuz oluyor bunların. belediye yolları yarım bıraktı, başkalarının geçişleri yavaşlatıldı, daha kapalı bir hale getirdiler burayı, gene de bazen trafik çok yoğun oluyor, birileri geliyor gidiyor, sokakta dolaşanlar, oralara buralara telefon edenler, çevredeki evlere girip çıkanlar, tahmin ediyorum ki bazı dolaplar çevriliyor, o tür şeylerle bağlantılı birileri. böyle kepaze sürüleri başarılı olamaz aslında da, işte bunların efendileriyle anlaşmalar yapıp adilikleriyle kazanç sağlayanlar yüzünden. başka bir nedeni yok, hepsi aynı bataklık çamurunda sidik yarıştırıp kazanç peşinde koşuyorlar. dünyanın hali neden böyle belli işte.
kendilerine verilen bilinç ve düşüncelerini kullanıp üretken olamayan güruhlar, başkalarına /sewmedikleri ırk ve inançların ürettiklerine muhtaç durumdalar. herhangi bir düşünce bilinç kaygısı olmadan ürettikleri çocuklarının bile bakımını yetiştirilmesini nerelerden öğreniyorlar. birilerinin hayatıyla ruhaniyetiyle uğraşıp şehadet bozmaya çalışırken elde edebildikleri şeyler bunlar işte. elde ettiklerini afiyetle aksırıp tıksırıncaya dek yesinler. bu zavallılıktan çıkar sağlamaya çalışan sözüm ona üretici/ileri güç durumundakilerin bozulmaları da aynı nedenlerden. çok endişelenmesinler, dünyanın gerçekten sonu geliyor. doğal yaşamı yok ediyorlar, yüksek teknolojideki fanuslarda yaşayabileceklerden başkalarına hayat bitiyor
allah beyin vermiş düşünsünler diye, düşünmeyi yorumlamayı tartışmayı yok etmeye kullanıyorlar. başka ne elde edeceklerini sanıyorlar ki, herşey herkes için daha kötü olacak tabiiki
23.1.2011
vodafone internet hattımla sorun yaşıyorum. paket mayısta bitecek, aylık 55-60 lira civarındaydı ama, sınırsız internet olarak kullanınca 100-108 lira civarında oluyor/ da, 5 gb dolduktan sonra internet hızını yavaşlatıyorlar, hatta 3 gb den sonra da biraz yavaşlatılıyor. giderek hızı düşürüyorlar, neredeyse sayfalar açılamıyor, yazdım müşteri hizmetlerine daha önce ama sınırsız internet kavramları buymuş. kendime başka bir alternatif internet hattı bakıyorum. parasal sorun yaşamasam ek bir ev hattı hemen alabilirdim. yaşamımızı iyice zorda tutmak için özel olarak da düşük ekonomide tutuluyorum, yoksa parasızlıktan birilerinin eline düşmekten değil, kötü durumda yaşatmaktan çıkar sağlamaya çalışıyorlar. direnci düşürmek için yaptıkları şeyler. dayanışma olabilecek kişileri de çevreden uzaklaştırıyorlar. resimlerimi satabileceğim bir yapılandırmadan da uzak tutuluyorum. kurdukları mafyavari çıkar ilişkileriyle besleyecekleri adamlarına fırsat sağlıyorlar. çıkar torbalarıyla beslenen kepaze sürülerinin inançlarla ilgili herhangi birşeye saygıları yok. yalnızca kendi dünyevi iktidarlarının herşeye karşın sürdürülmesini düşünüyorlar. bunun için analarının dinini bile satılığa çıkarıyorlar. insanların da bağımsız özgür hareket edebileceği ne varsa yoketme peşindeler. toplumda yetersizliklerle güçsüzleştirilmiş kişilerle varlık sağlıyorlar. muhtaç insanlar, yaratmaya çalıştıkları halk bu işte. çok dindarlar ne de olsa.
hergün bunun için ibadet ediyorlar, tanrıdan kimyasallarla hastalıklarla güçsüzleştirilmiş, kendi başına hareket edecek hali kalmamış, onun iyiliğini düşünenlerin belirlediği konular dışında düşünme tartışma durumu yaptırılamayan, kendisinin üretip yaşam oluşturmaktan aciz olacak, bir halkları olması için tanrıdan yardım istiyorlar. tanrıyla inanç kapıları bu şekilde biçimleniyor. ve uyuşturucu/ fuhuş/ silah/ organ/ vs kaçakçılıklarıyla da, organize çalışmalarıyla da uluslararası kazanç sağlıyorlar. yüce devletlerinin gücüne allahın yardımıyla güç katıyorlar. tanrı ne için var ki zaten. insan milletinin bu işlerini de yapmadıktan sonra
yılbaşında adadaydım, evde kedilerle geçirdim, bir ara kutup köpekleri/ malamat/ olan komşu arkadaşlardan nazmiye çağırdı. annesi gelmişmiş. benim evin önünden geçiyorlardı, pazardan balık bişeyler almış diye, gitmeyecektim ama annesi olunca biraz onlara takılabileceğimi söyledim. 8-9 sıraları gidip geldim. eşi de gelmiş nazmiyenin. küslermiş konuşmuyorlarmışmış ama annesi var diye gelmiş, annesiyle onları barıştırmaya çalıştık. biraz konuşuyor gibi olmuşlardı ama sonra söylediğine göre, "aynı tas aynı hamam" mış. konuşmuyorlarmış.
gece yarısı çatıdan havai fişekleri izledim, annem ablamlardaydı, onla konuştuk
tarih nosu olarak kayıt farklılığının dışında yeni bir şey yok. herşey çok rutin bir şekilde /bir değil çok yıllar geçsede/ benzerliklerle dolu. insanlar birbirlerine çok fazla benziyorlar. ellerine para geçince yeni yılın modasına uygun bişeyler giyseler de, fiziki kumaşları çok aynı gibi. herhalde düşünsel olarak çok fazla benzeyişlerden kaynaklanıyor. yeni yılın tek farklılığı da modadaki yenilikler oluyor gibi, moda yenilikleri de olmasa yeni yıl kavramını kaldırıp at.
tabi bu benim çevremdeki gözlemlenenlerden, başka yerlerde başka kültürlerde neler oluyor bilmiyorum.
25.1.2011- aralıktan beri kütüphaneye gitmiyordum, 19unda gittim, hüseyinin cafe çalışırken gördüğüm biriki kitap vardı, roman, öykü hikaye yazımı üzerine.
"story" robert mckee
"roman teorisi" philip stevick
nette bulduğum bir gün aldım isimlerini, roman teorisi varmış, onu ve w. smith in kitaplarından aldım. 2 şubata dek, ama 2 ocakta gelecek diye yazmış, sonraki gün farkedip telefon ettim.
roman teorisi kaynak kitap olduğu için fazla tutmamamı, inceleyip getirmemi istediler, gerekirse telefon ettiklerinde büyük olasılıkla getirebileceğimi söyledim.
yazın işleriyle uğraşan kişilerin kütüphanesinde olmalı, param uygun olduğunda alayım. şimdilik kütüphaneden yararlanayım.
sokaktaki çalışma devam ediyor. geçen durmuştu, 1 ay olmuş, gene başlamışlar. işçiler köşede çalışacakları için arabamı biraz yukarı çektirdiler. çarşamba günü izmire gideceğimi söyledim. sıkışıp kalmayayım diye.
eczaneden 2 seferdir tetradox alıp parasını sonra veriyorum. geçen hafta alıp 3-5 gün sonra verdim, bu gün de alıp 2 gün sonra vereyim dedim. sağolsunlar arada çok sıkışınca böyle yapmaları çok iyi geliyor. kediler baya hasta bu ara, soğuk, bir de kalabalıklar, evdekilere yutturuyorum birer tane, diğerlerine mamalarının üstüne serpiyorum. onlar sağlıklı olursa bizler de iyi oluyoruz. arada vücutlarının sabunlu su ve domestos damlatarak hazırlanan solüsyonla silinmesi de dışardan gelebilecek mikropların önlenmesinde katkıları oluyor. evde kalanlar için.

Çarşamba, Ocak 19, 2011

hot topics.me /ve gruplar

geçen birkaç aydan bu yana julian wikileaks assange kampanyalarına katılıyoruz. dünya da değişimlerin olabileceğine inancımızı artırdılar sanki. iyi bir şey oldu.
neler olup bitiyormuş diye araştırdık, ingilizcemin bu kadar kötü olabileceğine inanamazdım. google vb haberlerine baktık hep. olup bitenler iyi. dünyanın gidişatına ilişkin kapalı kapılar ardında yapılan gizliliklerin toplumlara açıklanabilir bir yanının olması muhteşem.
o araştırmalar sırasında hottopics.me sayfasıyla karşılaştım.
gruplar vardı, sayfa üyelerinin ilgileri doğrultusunda oluşturuluyordu. freespeech diyorlardı. benim de "war to fascism" ve "templier knights' confidential documents" gruplarım oldu.
kendime dair yaşamsal bulduğum araştırma konuları. oradaki dokümanları dolaşırken gördüklerimden de etkilendim belki de. "secret society" deki dökümanlar.
faşizme karşı mücadeleyi insanlık ve inanç mücadelesi olarak görüyorum. dünyadaki varlığımızın tanrısal bağlarıyla uygun görmediğim bir ideoloji. varlıklar sezgisel ve fiziksel bilinçle varolmuşlardır. faşist ideoloji, bilinçsiz insanlığın yaratıcısıdır. özbilinçle denetlenemeyen varlıkların tanrısal bağlarının yokedilmesi, bir bakıma onların yaşadığımız dünyada esaret altında tutulmaları. korkunç şeyler bunlar.
tapınakçılarla ilgili de son yıllarda araştırıyordum sürekli. yazmıştım. kendi yaşamıma dair olup bitenlerden yola çıkmıştım. onlara dair, masonlara dair, ve başka guruplar
tanrısal bağları olan bu yapının/ tapınakçıların, inançlarının kullanılarak nasıl çirkinliklerin yaşatıldığı. bunların dünyadaki iktidarlar/devletler adına yapılışı. tanrısal bağları iktidarlara uşak etme adına, her türlü aşağılıklara adiliklere yol açıcı şeyler yapıyorlardı. fuhuşçular, uyuşturucucular, silah kaçakçıları, organ tacirleri, öldürmeler
o doğrultuda hazırlanmış senaryolar hayata geçiriliyordu.
bu araştırmayı yapmaya mecburum.
çünkü benim yaşamımla da bağlar oluşturuldu
karşılaştığım ve yaşamımda sözlerini duyduğum bir yapının araştırılmasına katılmam gerekirdi zaten. sonradan sapkınlıklarla bozulan bir yapıya dair, bende olan bilginin de görülebilir olması gerekir. başka bir araştırma nedenim yok.
hangisi olursa olsun, inançları çirkinleştirmemek gerekli.
çıkar amaçlı sapkınlaştırmalara da dur denilmesi gerekli
bu bile, başlı başına bir meydan okuma, bana yüklenen bilgiyle de başka bir çarem yok.
ilgi duyan arkadaşların ellerindeki dökümanlarla o sayfalara gelmelerini beklerim
bir tartışma ve konuşma sürecini başlatabiliriz belki de
"hottopics.me" de yazacaklarımın burada da bağlantıları olacak