"herkes birbirinin teröristi"
demiştim
dünya tarihinde biraz yol alınca terör olarak betimlenebilecek çok fazla şeyle karşılaşılıyor
katliamlar, soykırımlar, baskı ve işkenceler
ama sanki herşeyde en çok acımasız olan içinde bulunduğumuz çağ gibi birşey
büyük kentler, ülkeler, hemen hemen dünyanın heryeri kapalı hapishaneye dönüşmüş durumda, herkes gözetleniyor; daha da kötüsü, hemen herkes denetim altında tutulmak için psikolojik ve fiziksel olarak baskı altında
zihinleri bedenleri durduran, denetim altına alan ilaçlar, kimyasallar kullanılıyor
bireyin kendi zihni ve bedeni üzerindeki denetimini yokedecek herşey deneniyor
neden, birilerinin iktidardaki egemenliklerini sürdürmeleri için
demokrasi özlemleri hiçe sayılıyor, hemen heryerde
ortadoğu üzerindeki gelişmelerle bakarsak,
saddamın yıkılmasına, öldürülmesine hiç üzülmedim, diğerlerine de, mısırda libya da, yıllarca halklarına demokrasiyi çok görerek diktatörce yönettiler. onlar için üzülmemi gerektirecek ne olabilirdi ki…
usame bin ladin, bir sawaşçıydı
acımasız kuralları olan bir dünyanın sawaşçısı
bir sanatçı, kadın, solcu olarak, farklılıklara, farklı inançlara, yogaya yönelimleri olan biri olarak karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olan bir sawaşçı
ancak, yıllardır yaşadıklarımız, yaşatıldıklarımız düşünülecek olursa
inancımızı, şehadetimizi bozmak, esir etmek için yapılanlar; bilinenler mechul, imalar neye hizmet ediyor belirsiz
kimlerin ne kadar bildiği belirsiz
kimlerin hangi rollerde yürüdüğü belirsiz
ben kendime dair olan bitenlerin usame bin ladinin teröristliğinden çok daha ağır olduğunu düşünüyorum, ve biliyorum
faşist ideolojinin iktidar biçimlenmelerinin dünyadaki herşeye egemen olma tutkularından inançlarımızla, varoluşumuzla payımızı aldık
usame bin ladinin yaptıklarından daha acımasız değilmiydi olup bitenler
silah kaçakçılıklarına, fuhuşa, uyuşturucuya esir edilmeye çalışılan inançlarımız, harcanan hayatlar, adilikler, onursuzlaştırmalar
ve bunların mucidleri ve uygulayıcıları yasal insanlar olarak toplumda yaşıyorlar
usame bin ladin istese babasının zenginliğinin mirasçısı olarak, çok lüks yaşayabilirdi.
doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilecek bir şekilde müslümanlık için sawaşa /yola çıktı.
acımasız bir sawaş.
başka inançlara, insanlara, devletlere baktığımızda çok da yadırganmayacak bir acımasızlıkta.
”herkes birbirinin teröristi”
ben, dünyadaki varlığını herhangi bir ırk, din ya da devlet bağlılığı olmadan, bir hak yolcusu olrak sürdürmek isteyen birisi olarak,
allahın adının anıldığı heryerde ve toplulukta dualara katılabiliyorum. onlardan birisi olarak katılabiliyorum. bu inancımı yüreğimde hissediyorum. ruhani dünyamda hissediyorum.
ruhani alemdeki yapıların dünya şehadetini bozan, inançlara yakışmayacak şekideki iktidar biçimlenmeleriyle, devletlerle oluşan sistemlerin yokedilmesini doğru buluyorum. gerçek inanç sahipleri böyle kabullüdür. kutsal bir savaş. kimler bunu gerçek olarak sürdürüyor, çok karmaşık ve muğlak bu da. ama olması da gerekli. demokratik bir yapılanma çözüm için en önemlisi.
bütün inançların, varlıkların ve ruhaniyetlerin temsiliyetine inanan ve kabul eden birisi olarak, usame bin ladinin inançlarını kabul etmemem de olası değil. belki, başka insanların kabulü ve sawaşma biçimleri olarak tartışılabilir.
yaşadığını ya da öldüğünü muğlak bıraktılar.
bir sawaşçının kaçırılıp kahpece yöntemlerle dize getirilmeye çalışılması ruhaniyetimizin amerikaya olan nefretimiz olacaktır.
sawaşta ölmek de var, öldürülmekde. ben yaşatıldığımız her türlü aşağılık, onursuz, kahpece, şerefsizce olup bitenlere ve bunları yapanların yaptıranların saygı gördüğü bir dünyada; usame bin ladinin geçişine saygıyla bakıyorum. kim ne derse desin bu böyle.
bütün hak sawaşçılarına saygımla..
mukadder caglar
zihinleri bedenleri durduran, denetim altına alan ilaçlar, kimyasallar kullanılıyor
bireyin kendi zihni ve bedeni üzerindeki denetimini yokedecek herşey deneniyor
neden, birilerinin iktidardaki egemenliklerini sürdürmeleri için
demokrasi özlemleri hiçe sayılıyor, hemen heryerde
ortadoğu üzerindeki gelişmelerle bakarsak,
saddamın yıkılmasına, öldürülmesine hiç üzülmedim, diğerlerine de, mısırda libya da, yıllarca halklarına demokrasiyi çok görerek diktatörce yönettiler. onlar için üzülmemi gerektirecek ne olabilirdi ki…
usame bin ladin, bir sawaşçıydı
acımasız kuralları olan bir dünyanın sawaşçısı
bir sanatçı, kadın, solcu olarak, farklılıklara, farklı inançlara, yogaya yönelimleri olan biri olarak karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olan bir sawaşçı
ancak, yıllardır yaşadıklarımız, yaşatıldıklarımız düşünülecek olursa
inancımızı, şehadetimizi bozmak, esir etmek için yapılanlar; bilinenler mechul, imalar neye hizmet ediyor belirsiz
kimlerin ne kadar bildiği belirsiz
kimlerin hangi rollerde yürüdüğü belirsiz
ben kendime dair olan bitenlerin usame bin ladinin teröristliğinden çok daha ağır olduğunu düşünüyorum, ve biliyorum
faşist ideolojinin iktidar biçimlenmelerinin dünyadaki herşeye egemen olma tutkularından inançlarımızla, varoluşumuzla payımızı aldık
usame bin ladinin yaptıklarından daha acımasız değilmiydi olup bitenler
silah kaçakçılıklarına, fuhuşa, uyuşturucuya esir edilmeye çalışılan inançlarımız, harcanan hayatlar, adilikler, onursuzlaştırmalar
ve bunların mucidleri ve uygulayıcıları yasal insanlar olarak toplumda yaşıyorlar
usame bin ladin istese babasının zenginliğinin mirasçısı olarak, çok lüks yaşayabilirdi.
doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilecek bir şekilde müslümanlık için sawaşa /yola çıktı.
acımasız bir sawaş.
başka inançlara, insanlara, devletlere baktığımızda çok da yadırganmayacak bir acımasızlıkta.
”herkes birbirinin teröristi”
ben, dünyadaki varlığını herhangi bir ırk, din ya da devlet bağlılığı olmadan, bir hak yolcusu olrak sürdürmek isteyen birisi olarak,
allahın adının anıldığı heryerde ve toplulukta dualara katılabiliyorum. onlardan birisi olarak katılabiliyorum. bu inancımı yüreğimde hissediyorum. ruhani dünyamda hissediyorum.
ruhani alemdeki yapıların dünya şehadetini bozan, inançlara yakışmayacak şekideki iktidar biçimlenmeleriyle, devletlerle oluşan sistemlerin yokedilmesini doğru buluyorum. gerçek inanç sahipleri böyle kabullüdür. kutsal bir savaş. kimler bunu gerçek olarak sürdürüyor, çok karmaşık ve muğlak bu da. ama olması da gerekli. demokratik bir yapılanma çözüm için en önemlisi.
bütün inançların, varlıkların ve ruhaniyetlerin temsiliyetine inanan ve kabul eden birisi olarak, usame bin ladinin inançlarını kabul etmemem de olası değil. belki, başka insanların kabulü ve sawaşma biçimleri olarak tartışılabilir.
yaşadığını ya da öldüğünü muğlak bıraktılar.
bir sawaşçının kaçırılıp kahpece yöntemlerle dize getirilmeye çalışılması ruhaniyetimizin amerikaya olan nefretimiz olacaktır.
sawaşta ölmek de var, öldürülmekde. ben yaşatıldığımız her türlü aşağılık, onursuz, kahpece, şerefsizce olup bitenlere ve bunları yapanların yaptıranların saygı gördüğü bir dünyada; usame bin ladinin geçişine saygıyla bakıyorum. kim ne derse desin bu böyle.
bütün hak sawaşçılarına saygımla..
mukadder caglar