güncelerimi sürdürmeye karar verdim,
gözlemlerimi yaşatıldıklarımızı yazacağım
10 eylül 2010
Cuma, Eylül 10, 2010
kuran yakma üzerine
olaylarda anlayış ve birbirlerinin inancına yaklaşım açısından bakmak gerekiyor
bizler çocukluğumuzdan bu yana, manevi değeri olan şeyleri, kuran ayetlerini vs, manevi konularda yazılı kağıtları eğer temiz bir şekilde saklayamayacaksak, yakmayı öğrendik.
temiz bir toprak varsa gömülür, temiz bir su varsa ona atılır, yada ateşte, ocakta, sobada yakılır.
onların pisletilip, yerde, çöpte süründürülmesindense bu şekilde yapmanın doğru olduğunu öğrendik. hala bu alışkanlığımla yaşarım. geçenlerde evimin önünden geçen bir kadın bir takvim yaprağı uzattı, yerde ayet yazılı bir takvim yaprağı bulmuş, sürünmesin diye verdi, bende okuyup yakılacakları biriktirdiğim yere koydum.
uluslararası bir kuran yakma olayı konu oluyor bugünlerde
tabi ordaki yakma olayının içeriği daha farklı
öyle olduğunu sanıyorum
bu olayla birlikte kendi alışkanlığımızı irdeliyorum kafamda epeydir
yaklaşım, içerik, neden yapıldığı, önemli tabi
bizler pisletilip süründürülmesin diye öyle öğretildik
birbirinden farklı şeyler bunlar
bizler çocukluğumuzdan bu yana, manevi değeri olan şeyleri, kuran ayetlerini vs, manevi konularda yazılı kağıtları eğer temiz bir şekilde saklayamayacaksak, yakmayı öğrendik.
temiz bir toprak varsa gömülür, temiz bir su varsa ona atılır, yada ateşte, ocakta, sobada yakılır.
onların pisletilip, yerde, çöpte süründürülmesindense bu şekilde yapmanın doğru olduğunu öğrendik. hala bu alışkanlığımla yaşarım. geçenlerde evimin önünden geçen bir kadın bir takvim yaprağı uzattı, yerde ayet yazılı bir takvim yaprağı bulmuş, sürünmesin diye verdi, bende okuyup yakılacakları biriktirdiğim yere koydum.
uluslararası bir kuran yakma olayı konu oluyor bugünlerde
tabi ordaki yakma olayının içeriği daha farklı
öyle olduğunu sanıyorum
bu olayla birlikte kendi alışkanlığımızı irdeliyorum kafamda epeydir
yaklaşım, içerik, neden yapıldığı, önemli tabi
bizler pisletilip süründürülmesin diye öyle öğretildik
birbirinden farklı şeyler bunlar
Çarşamba, Eylül 08, 2010
"aksa" ya selamımdır
bu yıl oruç tutmadım, namaz kılmadım, kuran okumadım, ibadet etmedim
evimde ibadet edilirken, kuran okunurken bile bize dair haysiyetsizlikler tasarlayanlar, şehadetimizi bozmak için çok uğraştılar. işimizde yaşamımızda ailemizde provakasyonlar yapıldı
çoğu hacı ve müslüman olanlardı bu işde yer alanlar
fuhuş endüstrisini yaşatıp kazanç sağlamak içinde yer aldılar
uyuşturucu sektöründe yer aldılar, kazanç sağladılar
silah ticaretini güçlendirdiler, çok insan katledildi, aileleri perişan oldu
maneviyatımızın bu şekilde kullanılarak bundan yarar sağlayan, kazanç edinenlerin içinde yer aldılar
bugün bayram arifesi
ben kaç yıldır bayram yapmıyorum
bayram çocukları olanlarındir diyorum, elim kirli diyorum tokalaşmıyorum bile
yarın sizin makamınıza gelecekler bunlara sebebiyet verenler
karınlarında haram lokmayla gelecekler
çocuklarına sağladıkları yıkım rızklarıyla gelecekler
fuhuş vesikalarıyla gelecekler, uyuşturucularla gelecekler, katliamlara neden olan silah ticareti kazançlarıyla gelecekler
ben hakkımı helal etmiyorum o kişilere, hiç bir zaman da etmeyeceğim
müslüman camiası içinde yer alan, yaşamımızla maneviyatımızla oynayarak çıkar sağlayan, makamınıza gelenleri hakkımı helal etmeden sizlere bırakıyorum, baş yargıçları sizlerin makamınız olsun, hz muhammed (sav) olsun
sizin adınızla yaşamlarımızı haysiyetsizleştirme yarışına girenleri, sizlerin kendi inanç şehadetlerinize bırakıyorum, yanlarında bizim yaşamlarımıza yaptıkları saldırıları var, şehadet bozma gayretleri ve bunlarla kazanç sağlamaları var
onları sizlerin maneviyatınızın ruhaniyetinizin yargısına bırakıyorum
ve, bunların efendilerini, haysiyetsizlik mimarlarını da dünyanın neresinde olursa olsun kabul edenler, destek olanlar da kendi maneviyatları ve değerleriyle karşı karşıya gelsinler
....
makamınız, haram yemeden, zina yapmadan, başka insanların evini barkını yıkmadan, çocuklarının rızkıyla şehadetleriyle oynamadan, doğayı katletme yarışına katılmadan mücadele eden, kendisine verilen bilgisini toplumla paylaşma gayretiyle yaşamış olan ve bunu tartışmalarına girmiş olan mukadderin dualarını yanınızda istediğiniz zaman bana mesajınızı yollarsınız, geçen gün bir mesaj aldım ama neyle ilgili olduğu tam açık değildi
o zamana dek bizimle ilgili şehadet bozucuların yanlarında getirdikleri olacak makamınıza gelenler,
bu yıl sizler için duasız dua ettim,
evimde ibadet edilirken, kuran okunurken bile bize dair haysiyetsizlikler tasarlayanlar, şehadetimizi bozmak için çok uğraştılar. işimizde yaşamımızda ailemizde provakasyonlar yapıldı
çoğu hacı ve müslüman olanlardı bu işde yer alanlar
fuhuş endüstrisini yaşatıp kazanç sağlamak içinde yer aldılar
uyuşturucu sektöründe yer aldılar, kazanç sağladılar
silah ticaretini güçlendirdiler, çok insan katledildi, aileleri perişan oldu
maneviyatımızın bu şekilde kullanılarak bundan yarar sağlayan, kazanç edinenlerin içinde yer aldılar
bugün bayram arifesi
ben kaç yıldır bayram yapmıyorum
bayram çocukları olanlarındir diyorum, elim kirli diyorum tokalaşmıyorum bile
yarın sizin makamınıza gelecekler bunlara sebebiyet verenler
karınlarında haram lokmayla gelecekler
çocuklarına sağladıkları yıkım rızklarıyla gelecekler
fuhuş vesikalarıyla gelecekler, uyuşturucularla gelecekler, katliamlara neden olan silah ticareti kazançlarıyla gelecekler
ben hakkımı helal etmiyorum o kişilere, hiç bir zaman da etmeyeceğim
müslüman camiası içinde yer alan, yaşamımızla maneviyatımızla oynayarak çıkar sağlayan, makamınıza gelenleri hakkımı helal etmeden sizlere bırakıyorum, baş yargıçları sizlerin makamınız olsun, hz muhammed (sav) olsun
sizin adınızla yaşamlarımızı haysiyetsizleştirme yarışına girenleri, sizlerin kendi inanç şehadetlerinize bırakıyorum, yanlarında bizim yaşamlarımıza yaptıkları saldırıları var, şehadet bozma gayretleri ve bunlarla kazanç sağlamaları var
onları sizlerin maneviyatınızın ruhaniyetinizin yargısına bırakıyorum
ve, bunların efendilerini, haysiyetsizlik mimarlarını da dünyanın neresinde olursa olsun kabul edenler, destek olanlar da kendi maneviyatları ve değerleriyle karşı karşıya gelsinler
....
makamınız, haram yemeden, zina yapmadan, başka insanların evini barkını yıkmadan, çocuklarının rızkıyla şehadetleriyle oynamadan, doğayı katletme yarışına katılmadan mücadele eden, kendisine verilen bilgisini toplumla paylaşma gayretiyle yaşamış olan ve bunu tartışmalarına girmiş olan mukadderin dualarını yanınızda istediğiniz zaman bana mesajınızı yollarsınız, geçen gün bir mesaj aldım ama neyle ilgili olduğu tam açık değildi
o zamana dek bizimle ilgili şehadet bozucuların yanlarında getirdikleri olacak makamınıza gelenler,
bu yıl sizler için duasız dua ettim,
Salı, Eylül 07, 2010
hz.muhammed (sav) ve el aksa bağım
kendimi bildim bileli manevi bağlarım oldu, rüyalar,
bunları çevremde olan kişilerle paylaşıyorduk, geçtiğimiz günlerden beri yaşadığım bazı olaylar /kedilere dair, ve çevreden bazı gözlemlerim bunları yazma nedenim oldular, arife gecesine uygun bir mektup belki de
bu bağıma dair şeyler zaten biliniyordu, ama herkes tarafından değil
bugün benim romanıma ulaşanlara da bilgi olsun
belki çok kişinin kendimin bile anlamakta zorluk çektiği şey; nasıl birbirinden farklı değişik inançların bağıyla ilişkim olabilirdi.
ben de bilmiyorum
bildiğim bir şey bu kabulümün dünyevilerle bir ilişkisi yok, olsaydı yoketme yarışına girerlerdi
öbür alemlerle ilişkili birşey bu
ama manevi alemler var
kendilerine ruhaniyetler verilmiş olanların bulunduğu alemler bunlar
ben her gittiğim yerde, inançda kendilerine verilen şehadetlerle bir karşılaşıyorum, onların maneviyat bağlarıyla
bir misafire hoşgeldin demek gibi bir karşılaşma belki de
çok kişi anlamaz bunun ne olduğunu,
bazıları anladılar ve yok etmek istediler, şehadet bozmak istediler; bundan yararlanan bazıları da şehadeti bozulmuş bir maneviyatı kendilerine bağımlı yaparak kullanmak istediler
bunca yıldan beri tanık olduklarım başka birşeyler değil yani
aşağıda yazacağım bazı şeyler tanıklıktır
bizlerle ilgili olan çok şey bilinçsiz, farkına varmadan, iradesiz yapılmadı
psikolojik harekat merkezleri gibi yerlerde tezgahlandırıldı ve kendilerine bağlı olan kişilerle uygulamalar yapıldı, herşeyi herkesi inançları kullandılar
toplumları etkilemek için de hakkettirişler yaptırıldı
inançları fuhuş ticaretine, uyuşturucu ticaretine, silah ticaretine amade olarak kullandılar
zaten baştan beri hedefleri oydu
gerçekte herhangi bir inancın şehadetine ait olmayanlardan bahsediyorum, belki de hiç bir zaman olamayacaklar
yalnızca iktidar çıkarlarına alet ettikleri, bu şekilde çıkar sağladıkları bir yapılanma içinde yer alıyorlar, gerçekten inanç bağı olanları da kullanıyorlar yalnız
rüyalarımda diyeyim çoğu dinci geçinen şahıslara bir kere bile nasip olamayacak kadar çok manevi olaylar yaşadım.
hz muhammed (sav) kendisiyle rüyalarımda karşılaştım, bir kaç kere net hatırlıyorum, bana gülümseyerek baktı hep, geçen yıl pıtırcığımı almaya geldiğinde de gülümseyerek bakıyordu.
çeşitli kereler kabe ye gittim, götürüldüm, haceri esved le karşılaştım
kabeyi muazzamanın içine alınmıştım bir keresinde, dışarısı altın yazdızlardan ayetlerle örtü süslüydü ama içerisi çok sade tahta odunlarla filan yapılmış çatısıyla loş temiz bir yerdi, girdiğim yerin dışında duvarlar görünmüyordu, fazla bir eşya yoktu, sanki bir geçiş yeri gibiydi.
karşımda çok dinç ve orta yaşlı bir adam yerde rahle de kuran okuyordu, ben girince kalktı ve orayı bana bırakarak duvarlardan loşluk içinde kaybolup gitti
bir kere gittiğimde çok kalabalıktı, kabenin çevresinde dönenler vardı, aralarından geçirilip haceri esvede baktırılmıştım, çok açık soft gümüşi beyaz bir ışıkla karşılaşmıştım, herkes "gördü gördü" diye seslenmişti ve kalabalıkların üzerinden uçarak geçmiştim
başka zamanlar da gittim, namaz kılındı orda kaç kere
çoğu zaman başım açık, pantolonlu ve gömleğimleydim, bazı kereler cemaatın içindeyken ibadet edilirken başımda örtüm olmuştu, bir kere çok iyi hatırlıyorum, içki içtiğim gece götürülmüştüm.
benim dini bağlarımı bilenler, espri konusu yaparlardı bunu, ben de kuranıkerimde nisa suresinde 45-47. ayet olabilir, "sizlerden biriniz içkiliyken kendinizi bilene dek, namaza durmayınız" ayetinin benim için olduğunu söylerdim.
tabi ki içki, uyuşturucu, afyon, haşhaş, hap vs insanların bilincini etkisi altına alıp normalde yapmayacakları şeyleri yapma nedeni olabileceği için yasaklanmıştır. ben yalnızca içki, özellikle şarap bazen bira ve sigara içtim. kendi bilgi bilinç, istenç ve irademle başka bir tür uyuşturucu vs kullanmadım, zina yapmadım/bazen kulak zinası göz zinası diye laf edilir ama, ben bu tür zinanın gönülden geçirmeyle ve bilinçle ilgili olduğunu düşünüyorum/; genelde eşimle, arkadaşlarımızla eşleriyle, evde kendi paramızla içtim, bazen dışarda kafelerde içtiğimiz oldu, davetler ve kokteyller de gittiğimiz yerlerden içtik tabiiki, içinde yaşadığımız toplumda
manevi boyutla olan ilişkimi etkilediklerini sanmıyorum, rüyalarımı gördüm zamanla
bu tür rüyalarımı çevremdekilerle paylaşırdım, üniversitede de, özellikle demir ali selamet hocayla bu konularda çok konuşmamız olmuştu.
yalnız o bu konuşmaları kötü mü kullandı ne, bosna, tuzla vs olaylarının onlarla da ilişkisi olduğunu düşünüyorum, öyle bir mesaj gelmişti
bunları yazmamın nedeni, yıllardır bizim çevremizdeki çoğu kişi maneviyatla olan bağlarımızı biliyordu zaten. bizim farkına varmadığımız işaretleri de biliyorlardı belki de
yani bilmeden farkına varmadan yapılan birşey yok
ruhani alemle bağım var, bu biliniyordu, ben bilmeden çok önce biliniyordu belki de
geçen birkaç haftadır kuşadasında yeni taşındığımız ev civarında tuhaf şeyler gözlemliyorum.
manevi bazı şeylerin olduğu bir yer,
kedileri köpeklere avlatma yaptırılıyordu burada, özellikle benim sokakta. sokakta kedilerin girip kaçabileceği bir yer yok ve özellikle yavru kedileri bu sokakta av yaptırmak kolay. büyük kediler köpekleri tırmalıyor diye üzülüyorlarmış. 3 tane yavru kedim yokedildi. bunu yapanların da bilmeden olduğunu sanmıyorum. o şekilde eğitiliyorlar, bilerek köpeklere av yaptırılıyor. ve bir akşam kurt köpeği üzerimize geldi, dilekçeler filan verildi, herkes kulak ağrısı yaşıyor sanırım, kulaklarının üstüne yatıyorlar
ben de yazı yazıp pencere demirime astım; "kediler hz muhammed (sav) dostudur, hadisleri vardır. bu sokakta kedileri sıkıştırıp köpeklerine av yapanların soyu ve bu olayı bilip susanlar, sonsuza dek lanetlensinler ve sonsuza dek peygamberler nurundan mahrum olsunlar. evime alışan kedilere zarar verenleri lanetliyorum" diye
gerçekten dindar, hatim yapanlardan filan çok olumsuz birşey söylenmedi, öyle bir şeyin günah olduğunu biliyorlar o kişiler, söylüyorlar. çünkü hz peygamber, "sırtınız yere gelmesin" diye sewmiştir kedileri ve yanında gömleğinin kıyısında uyuyup oturan bir kediye de saygı ve sewgiyle davranmış, uyandırmamak için çağrıldığında kalkarken gömleğini keserek kalkmıştır, tanrı kelamı taşıdığı için
hadisler vardır bu şekilde, bu davranışlar işarettir aynı zamanda
peygamber sewgisi olan biri bu hadislere karşı davranmaz
kaldı ki hiç bir peygamber ve ruhaniyet şiddeti, aşağılamayı, tecavüzü, katliamları onaylamaz.
ama hepsi de mücadele ruhudur. hepsi de dünya hayatlarında inançları için sawaşmıştır.
ama modern görünümlü askılı kıyafetli filan bazı kişiler gelip geçerken yazılarımı yırttılar, özellikle hz muhammed yazısını, yaw biz o yazının ismiyle de cismiyle de karşılaşmışız, ne yapmaya çalıştılar anlamadım. 3 kere filan yeniledim yazımı, vicdanlara sesleniş olsun diye bugün gene yırtmışlar ben de internette konuyla ilişkili yazmaya karar verdim.
bu kadar rahatsız olunacak bişey yok, çok kişi de olumsuz bakmadı yazılarıma, fuhuşçuları da üzecek bişey yoktu.
hz muhammed (sav) yazısından özellikle rahatsız olanlar oldu
neyse bu yazımı yazmama vesile oldular
bu bölümde hz. muhammed ve aksa ile ilgili rüyalarımı yazayım zamanla. zaten yıllardır bilinenleri herkes bilsin
bilsinler ki, haysiyetsizliklerde ısrar etmeleri nedeniyle sonları çok fazla hiroşimalar ve nagazakiler gibi kentler yaratmak olacaktır
gerçekten kendi inanç şehadetlerini yaşayanlara zarar veriliyor
sürecek..
bunları çevremde olan kişilerle paylaşıyorduk, geçtiğimiz günlerden beri yaşadığım bazı olaylar /kedilere dair, ve çevreden bazı gözlemlerim bunları yazma nedenim oldular, arife gecesine uygun bir mektup belki de
bu bağıma dair şeyler zaten biliniyordu, ama herkes tarafından değil
bugün benim romanıma ulaşanlara da bilgi olsun
belki çok kişinin kendimin bile anlamakta zorluk çektiği şey; nasıl birbirinden farklı değişik inançların bağıyla ilişkim olabilirdi.
ben de bilmiyorum
bildiğim bir şey bu kabulümün dünyevilerle bir ilişkisi yok, olsaydı yoketme yarışına girerlerdi
öbür alemlerle ilişkili birşey bu
ama manevi alemler var
kendilerine ruhaniyetler verilmiş olanların bulunduğu alemler bunlar
ben her gittiğim yerde, inançda kendilerine verilen şehadetlerle bir karşılaşıyorum, onların maneviyat bağlarıyla
bir misafire hoşgeldin demek gibi bir karşılaşma belki de
çok kişi anlamaz bunun ne olduğunu,
bazıları anladılar ve yok etmek istediler, şehadet bozmak istediler; bundan yararlanan bazıları da şehadeti bozulmuş bir maneviyatı kendilerine bağımlı yaparak kullanmak istediler
bunca yıldan beri tanık olduklarım başka birşeyler değil yani
aşağıda yazacağım bazı şeyler tanıklıktır
bizlerle ilgili olan çok şey bilinçsiz, farkına varmadan, iradesiz yapılmadı
psikolojik harekat merkezleri gibi yerlerde tezgahlandırıldı ve kendilerine bağlı olan kişilerle uygulamalar yapıldı, herşeyi herkesi inançları kullandılar
toplumları etkilemek için de hakkettirişler yaptırıldı
inançları fuhuş ticaretine, uyuşturucu ticaretine, silah ticaretine amade olarak kullandılar
zaten baştan beri hedefleri oydu
gerçekte herhangi bir inancın şehadetine ait olmayanlardan bahsediyorum, belki de hiç bir zaman olamayacaklar
yalnızca iktidar çıkarlarına alet ettikleri, bu şekilde çıkar sağladıkları bir yapılanma içinde yer alıyorlar, gerçekten inanç bağı olanları da kullanıyorlar yalnız
rüyalarımda diyeyim çoğu dinci geçinen şahıslara bir kere bile nasip olamayacak kadar çok manevi olaylar yaşadım.
hz muhammed (sav) kendisiyle rüyalarımda karşılaştım, bir kaç kere net hatırlıyorum, bana gülümseyerek baktı hep, geçen yıl pıtırcığımı almaya geldiğinde de gülümseyerek bakıyordu.
çeşitli kereler kabe ye gittim, götürüldüm, haceri esved le karşılaştım
kabeyi muazzamanın içine alınmıştım bir keresinde, dışarısı altın yazdızlardan ayetlerle örtü süslüydü ama içerisi çok sade tahta odunlarla filan yapılmış çatısıyla loş temiz bir yerdi, girdiğim yerin dışında duvarlar görünmüyordu, fazla bir eşya yoktu, sanki bir geçiş yeri gibiydi.
karşımda çok dinç ve orta yaşlı bir adam yerde rahle de kuran okuyordu, ben girince kalktı ve orayı bana bırakarak duvarlardan loşluk içinde kaybolup gitti
bir kere gittiğimde çok kalabalıktı, kabenin çevresinde dönenler vardı, aralarından geçirilip haceri esvede baktırılmıştım, çok açık soft gümüşi beyaz bir ışıkla karşılaşmıştım, herkes "gördü gördü" diye seslenmişti ve kalabalıkların üzerinden uçarak geçmiştim
başka zamanlar da gittim, namaz kılındı orda kaç kere
çoğu zaman başım açık, pantolonlu ve gömleğimleydim, bazı kereler cemaatın içindeyken ibadet edilirken başımda örtüm olmuştu, bir kere çok iyi hatırlıyorum, içki içtiğim gece götürülmüştüm.
benim dini bağlarımı bilenler, espri konusu yaparlardı bunu, ben de kuranıkerimde nisa suresinde 45-47. ayet olabilir, "sizlerden biriniz içkiliyken kendinizi bilene dek, namaza durmayınız" ayetinin benim için olduğunu söylerdim.
tabi ki içki, uyuşturucu, afyon, haşhaş, hap vs insanların bilincini etkisi altına alıp normalde yapmayacakları şeyleri yapma nedeni olabileceği için yasaklanmıştır. ben yalnızca içki, özellikle şarap bazen bira ve sigara içtim. kendi bilgi bilinç, istenç ve irademle başka bir tür uyuşturucu vs kullanmadım, zina yapmadım/bazen kulak zinası göz zinası diye laf edilir ama, ben bu tür zinanın gönülden geçirmeyle ve bilinçle ilgili olduğunu düşünüyorum/; genelde eşimle, arkadaşlarımızla eşleriyle, evde kendi paramızla içtim, bazen dışarda kafelerde içtiğimiz oldu, davetler ve kokteyller de gittiğimiz yerlerden içtik tabiiki, içinde yaşadığımız toplumda
manevi boyutla olan ilişkimi etkilediklerini sanmıyorum, rüyalarımı gördüm zamanla
bu tür rüyalarımı çevremdekilerle paylaşırdım, üniversitede de, özellikle demir ali selamet hocayla bu konularda çok konuşmamız olmuştu.
yalnız o bu konuşmaları kötü mü kullandı ne, bosna, tuzla vs olaylarının onlarla da ilişkisi olduğunu düşünüyorum, öyle bir mesaj gelmişti
bunları yazmamın nedeni, yıllardır bizim çevremizdeki çoğu kişi maneviyatla olan bağlarımızı biliyordu zaten. bizim farkına varmadığımız işaretleri de biliyorlardı belki de
yani bilmeden farkına varmadan yapılan birşey yok
ruhani alemle bağım var, bu biliniyordu, ben bilmeden çok önce biliniyordu belki de
geçen birkaç haftadır kuşadasında yeni taşındığımız ev civarında tuhaf şeyler gözlemliyorum.
manevi bazı şeylerin olduğu bir yer,
kedileri köpeklere avlatma yaptırılıyordu burada, özellikle benim sokakta. sokakta kedilerin girip kaçabileceği bir yer yok ve özellikle yavru kedileri bu sokakta av yaptırmak kolay. büyük kediler köpekleri tırmalıyor diye üzülüyorlarmış. 3 tane yavru kedim yokedildi. bunu yapanların da bilmeden olduğunu sanmıyorum. o şekilde eğitiliyorlar, bilerek köpeklere av yaptırılıyor. ve bir akşam kurt köpeği üzerimize geldi, dilekçeler filan verildi, herkes kulak ağrısı yaşıyor sanırım, kulaklarının üstüne yatıyorlar
ben de yazı yazıp pencere demirime astım; "kediler hz muhammed (sav) dostudur, hadisleri vardır. bu sokakta kedileri sıkıştırıp köpeklerine av yapanların soyu ve bu olayı bilip susanlar, sonsuza dek lanetlensinler ve sonsuza dek peygamberler nurundan mahrum olsunlar. evime alışan kedilere zarar verenleri lanetliyorum" diye
gerçekten dindar, hatim yapanlardan filan çok olumsuz birşey söylenmedi, öyle bir şeyin günah olduğunu biliyorlar o kişiler, söylüyorlar. çünkü hz peygamber, "sırtınız yere gelmesin" diye sewmiştir kedileri ve yanında gömleğinin kıyısında uyuyup oturan bir kediye de saygı ve sewgiyle davranmış, uyandırmamak için çağrıldığında kalkarken gömleğini keserek kalkmıştır, tanrı kelamı taşıdığı için
hadisler vardır bu şekilde, bu davranışlar işarettir aynı zamanda
peygamber sewgisi olan biri bu hadislere karşı davranmaz
kaldı ki hiç bir peygamber ve ruhaniyet şiddeti, aşağılamayı, tecavüzü, katliamları onaylamaz.
ama hepsi de mücadele ruhudur. hepsi de dünya hayatlarında inançları için sawaşmıştır.
ama modern görünümlü askılı kıyafetli filan bazı kişiler gelip geçerken yazılarımı yırttılar, özellikle hz muhammed yazısını, yaw biz o yazının ismiyle de cismiyle de karşılaşmışız, ne yapmaya çalıştılar anlamadım. 3 kere filan yeniledim yazımı, vicdanlara sesleniş olsun diye bugün gene yırtmışlar ben de internette konuyla ilişkili yazmaya karar verdim.
bu kadar rahatsız olunacak bişey yok, çok kişi de olumsuz bakmadı yazılarıma, fuhuşçuları da üzecek bişey yoktu.
hz muhammed (sav) yazısından özellikle rahatsız olanlar oldu
neyse bu yazımı yazmama vesile oldular
bu bölümde hz. muhammed ve aksa ile ilgili rüyalarımı yazayım zamanla. zaten yıllardır bilinenleri herkes bilsin
bilsinler ki, haysiyetsizliklerde ısrar etmeleri nedeniyle sonları çok fazla hiroşimalar ve nagazakiler gibi kentler yaratmak olacaktır
gerçekten kendi inanç şehadetlerini yaşayanlara zarar veriliyor
sürecek..
Perşembe, Eylül 02, 2010
ev sorunlarına dair
bornovada alınan ev çok uğraştırdı
tadilatı filan, az bir parayla hallederiz demişti bir arkadaş ama 3,5 bin ihtiyaç kredisi çektim, 500 kredi kartı puanı harcadım, önceden de 2 bin liramız vardı, hepsi gitti
büyük oranda evin işleri bitti, gene de yapılması gereken bazı işler var
ilk işe birlikte başladığımız mehmetali beyle banyo ve mutfağı tadilata hazırlamıştık, ben hafriyatta çalışmıştım, çuvallara doldurdum, o çuvalların atılması 220 liraya oldu
malzeme taşıması için 60 lira verdik, o arada su işleri vardı, gönül hanımın önerisiyle hacı beyin elemanları gelmişti
o sırada 2. gün apartmanda kavga ettik, bismillah dedik hemen, ilk gün gürültü oluyor dediler, oruçlularmış, bağırındılar ne zaman gelip çalışabileceğimizi sordum, sabahları saat 10 da çalışmaya başlamak için konuştuk, ama asansörleri kapatmışlar, biz akşam izkentteki eve giderken /annem, ben mehmetalibey/ annemin merdivenlerden inmasi sorunluydu.
ertesi gün gene kapatılmış, konuşmak için gittim, apartman yönetici yardımcısı kemal bey işçilerin asansörü kullanamayacağını yasak olduğunu söyledi. merdivenleri kullanacaklarmış. günah olduğunu ben öyle bişey söyleyemeyeceğimi söyledim, "utanırım böyle birşeyi söylemeye" dedim. "biz söyleyelim" diyorlardı, bir işçi arkadaş ta tanık oldu konuşmamıza, tartışıp bağırınmamıza. asansör niye yapılmış ki. limitine uygun kullanılmasıyla ilgili birşeyler deseler neyse.
işte insanlar çok halkçı, çok aydın, çok demokrat, çok inançlılar vs vs
birkaç gün sonra mehmet ali bey rahatsızlandı işi bırakmak zorunda kaldı. sıvaları yapmıştı, banyoda bir duvar eksik kalmıştı, boya badana için hacı beye sorduk, salih usta geldi, 350 liraya yaptı, fayanslar için yer seramikleri için usta bulundu 350 lira, ek çimento kum alındı 2 kere, malzemeler, gereken şeyler vs vs para gitti habire. koçtaştan aldık çok şeyi, fiyatları daha uygundu. gıda çarşısına bakmıştık fayans seramiklerin tanesi 10-12 en ucuzunun, koçtaştan 7-8-9 liraya filan olanlardan aldık.
aslında tadilatı tümden birilerine vermek daha iyiydi ama, 8,5 bin birileri de 5 bin istemişmiş, o sırada bilseydim koçtaşa verirdim onu da. çünkü işlerini çok zamanlı ve hemen yapıyorlar, uzatmıyorlar hiç. yarım çalışma yapmıyorlarmış. bütün alıyorlarmış. biz yarım yarım birilerini bulup iş yaptırmaya çalışınca çok para gitti. su tesisatı için 400 verdik, sonra ilave şeyler oldu.
kredi çekmek zorunda kalınca, odalardaki betonlar çok eskimişmiş, delikli melikli, laminant sorduk, koçtaştakini yarısı kredi kartına taksitle 750 filan verdik. evler tariş kooperatifleri olarak yapılmışmış diye duyduk sonradan.
çok sıcak oluyor diya pancur sorduk, salih ustanın önerdiği biri metin geldi, 1200 e yapacağını söyledi, arkadaşıyla çalışıyormuş dedi. malzeme almak için 500+500 peşin verdik,, ama evini taşıması nedeniyle parayı kullanmış ve bize gereken malzemeleri almak için para aradığını öğrendik. o sırada çok endişelenmiştim. herkes peşin para verilmesinin sakıncalarını anlatıyordu. salih usta da konuşarak halledildi. bugün büyük oranda bitmiş.
banyonun teknesi 70 e 70 ölçülmüştü önce, sonra 80 e 80 daha iyi olur dendi, koçtaştan şenol beyin girişimiyle değiştirildi
o sırada izkentteki evden taşındık. 25 çarşamba günü, köksal taşımacılıkla/ gönül hanımla bulduk onları da. 350 lira, banyo teknemiz yerleşmemişti, taşınıp son duşumuzu aldık annemle, son gelen elektrik faturamızı aldık, ağustos aidatımızı ödedik, geldik.
mutfakta bir dolap vardı, habire annemle onun yüzünden kavga ettik taşınıncaya dek. evi bakıp beğenirlerken o dolabi da beğenmişlermiş ve annem onun mutfak dolaplarından ayrı olduğunu söylememişmiş. sonradan yaptırmıştı. o nedenle evi satın alanlarla da annem telefonda tartışmışmış, bana söylenince ben de kızdım tabi. evi satarken söylemediği şeyi sonradan neye konu ediyor diye. şükran hanım da o dolabı kendisine satmamızı istemiş, taşındığımız gün bana da söyledi, ona da öyle söyledim. yeni satın aldığımız eve de uymuyordu zaten. annem sibelle zeliha ve şükranla vedalaştı. ben zelihanımla ve şükranhanımla hoşçakallaştım
evi satarken 1 ay ya da en kötü durumda 2 ay kalmak üzere anlaşmıştık, ev satın alınca kiracı filan sorunu olmazsa tadilatımızı en kısa zamanda yapıp taşınacağımızı söylemiştik. onlarında oğulları kiradaymışmış, kira parası ödemek istemiyorlardı. 22 temmuzda satmıştık, neyse o kadar tadilat sorununa karşın 25 ağustosta taşındık gene de
mutfak çok küçüktü, eşyaları yerleşik görelim diye dolapları yoktu. buzdolap kapısından girmemişti, sonra servisi gelip kapılarını söküp soktu
koçtaştan mini dolaplar vardı, montajıyla birlikte, lavabosu bangosu çeşmeleri vs 450 liraya oldu, onları taşındıktan sonra yaptırdık. sonra ben çok önce 2008 de kipadan aldığım ve süs oldu dediğim küçük elektrikli testeremle çekmece bölümünü çıkardım, bulaşık makinesini soktuk. birkaç raf gerekiyor gene de sonra halledeceğiz onu da
çamaşır makinesinin boşaltma borusunu takarken yanlışlık yapmışım, banyonun yan tarafındaki ışıklığa bakan odada kurulmuştu, odayı su basmış, görünce şok olduk
gitti canım laminantlar. sonra kuruladık servis filan çağırdık ama, neyse ki pek kötü bir durum olmamıştı gene de. hadi neyse.
kapıların 2 balkon, bir dış kapı kilit ve anahtar mekanizmaları değişti, zor çalışıyorlardı.
banyodaki lavabo çeşmesi kaçak yapıyordu, 2 kere ustalar geldi, sonra silikonla yapıştırıldı, olmazsa çeşme değişecek dendi, şimdi nasıl bilmiyorum
annem de o kadar çok ıvır zıvır biriktirmiş ki
bu çalışmalar sırasında ustalara yiyecek içecek bişeyler aldık tabi
taşınırken ve sonra 2 kere saadet geldi anneme yardım için, temizlik filan 50+50
taşınmadan önce 23 liralık elektrik gelmişmiş, nereye koyduk bilmiyorum, artık elektriğiniz kapanacak yazısıyla ödeyelim dedik. isim ve numara bilmiyoruz.
apartmanın tepesindeki bacaları kırıyorlardı, yenilenecekmiş, evlere dokunulmayacakmış dediler, ama bilmiyorum artık sonra birşey yaparlarmı.
hazırlıklı olmak gerekli, işçilere asansör kullandıran birine birşeyler hazırlanıyor olabilir gene de. ne kadar kötü şeyler düşündürüyorlar bana.
uydu anten bağlantısı için bir usta geldi
apartman görevlisi yönetici osman beye soruyoruz bazı şeyleri
apartmanın biraz ötesindeki yolda mhp binası varmış, gelip geçtikçe biriki molotof atılacak yer işte. ben içimden geçiriyorum ya bunu, allah gerçekten faşistlere molotof atanlara, onlarla mücadele edenlere ruh dostluğunu gösteriyor. sebebi kesinlikle benim bu düşüncelerimi gerçekleştirdikleri içindir.
bornovadaki evle ilgili aklıma geldikçe sonra yazarım, sonra fotolarını çektikçe picasa sayfasına koyarım. 67 m2 mutfak ve banyosu küçük bir yer
.......
kuşadasındaki evle ilgili sorunlar biraz yazmıştım zaten, aslında tarihsel etkisiyle güzel bir yer ancak, farklı bir kültürün ürünleri olarak kabul edildiği için hor kullanılmış, yıkılıp gitmesinden çok memnun olacak var. yandaki eski köy camisinin orda murat dede yatırı varmış dediler, benim rüyamda gördüğüm bir eren olabilir. evi ilk satın almaya kalktığımda görmüştüm. ev sonra müze oluyordu, bir ucu hiç görünmüyordu, çok uzaklara gidiyordu. evi alamayınca yalan rüyaymış demiştim,
bir de benim manevi olarak karşılaştığım ve rüyamda nurlarıyla gördüğüm hıristiyanlar var. tapınak şövalyeleriyle bağlantılı olabilirler. sanırım karşıdaki kiliseden. bahçesinde hayvanlara bakıyorlar, çok sinek filan oluyor. tuhaf tuhaf ısırıyorlar, izleri lekeleri kalıyor sonra.
kedilerle ilgili sorunlar yaşatılıyor, ve bunları yapanların bilinçsiz ve farkına varmadan yaptıklarına inanmıyorum. bu çevredeki bana bildirilen maneviyatı uzaklaştırmak hatta yoketmek amaçlı çalışmalar olduğunu gözlemliyorum. nereye göndermek, neden yoketmek istendiğini anlamıyorum
benden o nedenle de rahatsız olunduğu ortada sanırım.
arabamla ilgili sorunlar yapılıyor. italyanlardan da rahatsız olanlar var gibi. arada arabamın satılmasıyla ilgili bişeyler imalar söyleniyor.
arabamı evin sokağının girişine koyabiliyorum. en uygun yer orası. sokak yarım çıkmaz, araba geçemiyor, küçük araçlar geçiyor. arabamı yan sokağa filan koyuyordum, benim eski mahalleden komşumun dışarda olan su saatini patlatmış birisi. benim arabam yüzünden geçemiyorlarmış diye. çarpan da küçük bir araç. bir kere ambulans gelmiş benim arabamdan geçememişmiş filan, geçecekleri yer de 2-3 ev arası. o nedenle yan sokağa bırakamıyorum.kendi evimin olduğu giriş en uygun yer.
sokağın girişinde bir dükkan var, sahibi mustafaymış, aile hissedarları varmış, 4-5 kişi eve tadilat yapıyorlardı. mecburen araba koyarken konuşmak zorunda kaldık. soner isimli olan arabasını gündüz bizim sokağa koyuyordu ben yan tarafa koyuyordum. onun arabası daha küçük olduğu halde. geceleri evine gittiği halde, bir akşam konuştum. bana arabamı koyup, çıkamazsam filan dükkana gelip seslenmemi söyledi, 3-4 tane motorsikletleri oluyor. ben mecburen arabamı koynak için seslendiriliyordum. soner görünmüyor şimdi
diğerleri geçen izmirden geldiğimde kum koymuşlarmış sormuştum, geçebileceğimi söyledilerdi. kumu da sokağa baya yaygın koymuşlardı. sonra zaten hörü hanımlara kömür gelince traktör de ezmişti kumlarını. sonra izmire gitmiştim
dün geldiğimde bozuk yapıyorlardı. bugün köpekle ilgili dilekçe verip geldiğimde benim evin önünde genç bir kız ve erkek, biz komşularla köpek konusu edince, genç erkek o köşedekilerin 2 tane köpekleri olduğunu ısrarla söyledi. daha önce kedilerle ilgili konuşma olduğundan söylemeleri gerektiğini düşündüm. komşuları şikayet etmiş olma üzüntüsüyle sormaya gittim, en azından kendim konuşabilirdim. orada çalışanlardan yanında çocuğu olan birisi bir ters bir ters, abuk sabuk konuşuyor. ben belamıymışım neymişim, arabamı da evimin önüne alsaymışım, onların motorlarını engelliyormuşum, arabamı otoparka bıraksaymışım diyordu bir kadın. arabamı çıkarken onlara seslenmem gerekecekti gene. kedilerime laf etti, ben de kendi çocuğuna zarar verilmesini kabul edecekmi diye sordum, bu şekilde yaparlarsa polis çağırmak zorunda kalacaktık. neye gidip onlara soruyormuşum. arabamı geçebileceğim şekilde motorlarını koyarlarsa kendilerine bir şey sormazdım zaten, daha önce sonerle konuşurken söylemiştim, bu nedenle muhatap olmak istemediğimi, bana hiç sorun olmayacağını söylemişlerdi, hatta o sırada komşu biriki bayanla tadilat yaptıkları mutfaklarını göstermişlerdi ısrarla bakın bakın diye. arabamın önüne motorlarını koyuyorlar, ben çıkmak için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, ya da koca araba konulacak yere motorlarını koyuyorlar ben girebilmek için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, yan sokağa motorlarını koyabilirler, araba kadar yer kaplamıyor. sokağın başında öyle sorun yapıyorlar ya bakalım.
sonradan gittim, mustafa bey diye seslendim konuşacaktım, muhatap olmamak için arabamın giriş çıkışını engellemeyecek çekilde motorlarını koymaları için. yoklarmış başka biri çıktı pencereye, ona söyledim. arkadaşlarının ne kadar kaba konuştuğunu da, neden köpekleri varmı diye sormuşum diye bozulmuşlar sözde. ben öyle söylendiğini şikayet ettiğim için üzüldüğümden konuşmak için sorduğumu söyledim ve birşeyler soruyor durumuna düşmemek için de başka araba koyacak yerim olmadığı için arabamı koyduğum yere giriş çıkışımı engellemeyecek şekilde araçlarını koymalarını söyledim. onlara söyleyeceğini söyledi.
önümüzdeki günlerde bu konuda tavırları netleşince trafiğe gidip sokağın kullanımıyla ilgili dilekçe vermek durumunda kalabilirim ya da bana karşı kasti davranışlar nedeniyle savcılığa emniyete dilekçe verebilirim.
kedilerle ilgili ve arabamla ilgili bana bencil olduğumu söylüyorlar. kendi hayvanlarına çocuklarına zarar verilirse nasıl davranacaklarını söylemiyorlar hiç. başka uygun yer olmadığı halde araba park edilecek yere motorsikletlerini park etmeyi çok uygun buluyorlar.
faşist ideoloji bu kadar insanların beynine işlemiş işte.
kedilerle ilgili hazreti muhammed sav den hadisler vardır. sırtları yere gelmesin diye sıvazlamış ve bir kedi yanında otururken onu kaldırmamak için mintanının eteğini kesmiş. hz muhammede inandıklarını söylüyorlar ama onun hadisine sırt çeviriyorlar
yani sokakta rahatsız olanlar açığa çıkıyor bir bir.
üniversitede boşuna mı bulunduk, bunların stajını yapmıştık, kırmızı halı sereceklerini beklemedik kimsenin zaten, sokağın yolları da kazılmış bir şekilde duruyor hala, daha da kalır böyle
......
tadilatı filan, az bir parayla hallederiz demişti bir arkadaş ama 3,5 bin ihtiyaç kredisi çektim, 500 kredi kartı puanı harcadım, önceden de 2 bin liramız vardı, hepsi gitti
büyük oranda evin işleri bitti, gene de yapılması gereken bazı işler var
ilk işe birlikte başladığımız mehmetali beyle banyo ve mutfağı tadilata hazırlamıştık, ben hafriyatta çalışmıştım, çuvallara doldurdum, o çuvalların atılması 220 liraya oldu
malzeme taşıması için 60 lira verdik, o arada su işleri vardı, gönül hanımın önerisiyle hacı beyin elemanları gelmişti
o sırada 2. gün apartmanda kavga ettik, bismillah dedik hemen, ilk gün gürültü oluyor dediler, oruçlularmış, bağırındılar ne zaman gelip çalışabileceğimizi sordum, sabahları saat 10 da çalışmaya başlamak için konuştuk, ama asansörleri kapatmışlar, biz akşam izkentteki eve giderken /annem, ben mehmetalibey/ annemin merdivenlerden inmasi sorunluydu.
ertesi gün gene kapatılmış, konuşmak için gittim, apartman yönetici yardımcısı kemal bey işçilerin asansörü kullanamayacağını yasak olduğunu söyledi. merdivenleri kullanacaklarmış. günah olduğunu ben öyle bişey söyleyemeyeceğimi söyledim, "utanırım böyle birşeyi söylemeye" dedim. "biz söyleyelim" diyorlardı, bir işçi arkadaş ta tanık oldu konuşmamıza, tartışıp bağırınmamıza. asansör niye yapılmış ki. limitine uygun kullanılmasıyla ilgili birşeyler deseler neyse.
işte insanlar çok halkçı, çok aydın, çok demokrat, çok inançlılar vs vs
birkaç gün sonra mehmet ali bey rahatsızlandı işi bırakmak zorunda kaldı. sıvaları yapmıştı, banyoda bir duvar eksik kalmıştı, boya badana için hacı beye sorduk, salih usta geldi, 350 liraya yaptı, fayanslar için yer seramikleri için usta bulundu 350 lira, ek çimento kum alındı 2 kere, malzemeler, gereken şeyler vs vs para gitti habire. koçtaştan aldık çok şeyi, fiyatları daha uygundu. gıda çarşısına bakmıştık fayans seramiklerin tanesi 10-12 en ucuzunun, koçtaştan 7-8-9 liraya filan olanlardan aldık.
aslında tadilatı tümden birilerine vermek daha iyiydi ama, 8,5 bin birileri de 5 bin istemişmiş, o sırada bilseydim koçtaşa verirdim onu da. çünkü işlerini çok zamanlı ve hemen yapıyorlar, uzatmıyorlar hiç. yarım çalışma yapmıyorlarmış. bütün alıyorlarmış. biz yarım yarım birilerini bulup iş yaptırmaya çalışınca çok para gitti. su tesisatı için 400 verdik, sonra ilave şeyler oldu.
kredi çekmek zorunda kalınca, odalardaki betonlar çok eskimişmiş, delikli melikli, laminant sorduk, koçtaştakini yarısı kredi kartına taksitle 750 filan verdik. evler tariş kooperatifleri olarak yapılmışmış diye duyduk sonradan.
çok sıcak oluyor diya pancur sorduk, salih ustanın önerdiği biri metin geldi, 1200 e yapacağını söyledi, arkadaşıyla çalışıyormuş dedi. malzeme almak için 500+500 peşin verdik,, ama evini taşıması nedeniyle parayı kullanmış ve bize gereken malzemeleri almak için para aradığını öğrendik. o sırada çok endişelenmiştim. herkes peşin para verilmesinin sakıncalarını anlatıyordu. salih usta da konuşarak halledildi. bugün büyük oranda bitmiş.
banyonun teknesi 70 e 70 ölçülmüştü önce, sonra 80 e 80 daha iyi olur dendi, koçtaştan şenol beyin girişimiyle değiştirildi
o sırada izkentteki evden taşındık. 25 çarşamba günü, köksal taşımacılıkla/ gönül hanımla bulduk onları da. 350 lira, banyo teknemiz yerleşmemişti, taşınıp son duşumuzu aldık annemle, son gelen elektrik faturamızı aldık, ağustos aidatımızı ödedik, geldik.
mutfakta bir dolap vardı, habire annemle onun yüzünden kavga ettik taşınıncaya dek. evi bakıp beğenirlerken o dolabi da beğenmişlermiş ve annem onun mutfak dolaplarından ayrı olduğunu söylememişmiş. sonradan yaptırmıştı. o nedenle evi satın alanlarla da annem telefonda tartışmışmış, bana söylenince ben de kızdım tabi. evi satarken söylemediği şeyi sonradan neye konu ediyor diye. şükran hanım da o dolabı kendisine satmamızı istemiş, taşındığımız gün bana da söyledi, ona da öyle söyledim. yeni satın aldığımız eve de uymuyordu zaten. annem sibelle zeliha ve şükranla vedalaştı. ben zelihanımla ve şükranhanımla hoşçakallaştım
evi satarken 1 ay ya da en kötü durumda 2 ay kalmak üzere anlaşmıştık, ev satın alınca kiracı filan sorunu olmazsa tadilatımızı en kısa zamanda yapıp taşınacağımızı söylemiştik. onlarında oğulları kiradaymışmış, kira parası ödemek istemiyorlardı. 22 temmuzda satmıştık, neyse o kadar tadilat sorununa karşın 25 ağustosta taşındık gene de
mutfak çok küçüktü, eşyaları yerleşik görelim diye dolapları yoktu. buzdolap kapısından girmemişti, sonra servisi gelip kapılarını söküp soktu
koçtaştan mini dolaplar vardı, montajıyla birlikte, lavabosu bangosu çeşmeleri vs 450 liraya oldu, onları taşındıktan sonra yaptırdık. sonra ben çok önce 2008 de kipadan aldığım ve süs oldu dediğim küçük elektrikli testeremle çekmece bölümünü çıkardım, bulaşık makinesini soktuk. birkaç raf gerekiyor gene de sonra halledeceğiz onu da
çamaşır makinesinin boşaltma borusunu takarken yanlışlık yapmışım, banyonun yan tarafındaki ışıklığa bakan odada kurulmuştu, odayı su basmış, görünce şok olduk
gitti canım laminantlar. sonra kuruladık servis filan çağırdık ama, neyse ki pek kötü bir durum olmamıştı gene de. hadi neyse.
kapıların 2 balkon, bir dış kapı kilit ve anahtar mekanizmaları değişti, zor çalışıyorlardı.
banyodaki lavabo çeşmesi kaçak yapıyordu, 2 kere ustalar geldi, sonra silikonla yapıştırıldı, olmazsa çeşme değişecek dendi, şimdi nasıl bilmiyorum
annem de o kadar çok ıvır zıvır biriktirmiş ki
bu çalışmalar sırasında ustalara yiyecek içecek bişeyler aldık tabi
taşınırken ve sonra 2 kere saadet geldi anneme yardım için, temizlik filan 50+50
taşınmadan önce 23 liralık elektrik gelmişmiş, nereye koyduk bilmiyorum, artık elektriğiniz kapanacak yazısıyla ödeyelim dedik. isim ve numara bilmiyoruz.
apartmanın tepesindeki bacaları kırıyorlardı, yenilenecekmiş, evlere dokunulmayacakmış dediler, ama bilmiyorum artık sonra birşey yaparlarmı.
hazırlıklı olmak gerekli, işçilere asansör kullandıran birine birşeyler hazırlanıyor olabilir gene de. ne kadar kötü şeyler düşündürüyorlar bana.
uydu anten bağlantısı için bir usta geldi
apartman görevlisi yönetici osman beye soruyoruz bazı şeyleri
apartmanın biraz ötesindeki yolda mhp binası varmış, gelip geçtikçe biriki molotof atılacak yer işte. ben içimden geçiriyorum ya bunu, allah gerçekten faşistlere molotof atanlara, onlarla mücadele edenlere ruh dostluğunu gösteriyor. sebebi kesinlikle benim bu düşüncelerimi gerçekleştirdikleri içindir.
bornovadaki evle ilgili aklıma geldikçe sonra yazarım, sonra fotolarını çektikçe picasa sayfasına koyarım. 67 m2 mutfak ve banyosu küçük bir yer
.......
kuşadasındaki evle ilgili sorunlar biraz yazmıştım zaten, aslında tarihsel etkisiyle güzel bir yer ancak, farklı bir kültürün ürünleri olarak kabul edildiği için hor kullanılmış, yıkılıp gitmesinden çok memnun olacak var. yandaki eski köy camisinin orda murat dede yatırı varmış dediler, benim rüyamda gördüğüm bir eren olabilir. evi ilk satın almaya kalktığımda görmüştüm. ev sonra müze oluyordu, bir ucu hiç görünmüyordu, çok uzaklara gidiyordu. evi alamayınca yalan rüyaymış demiştim,
bir de benim manevi olarak karşılaştığım ve rüyamda nurlarıyla gördüğüm hıristiyanlar var. tapınak şövalyeleriyle bağlantılı olabilirler. sanırım karşıdaki kiliseden. bahçesinde hayvanlara bakıyorlar, çok sinek filan oluyor. tuhaf tuhaf ısırıyorlar, izleri lekeleri kalıyor sonra.
kedilerle ilgili sorunlar yaşatılıyor, ve bunları yapanların bilinçsiz ve farkına varmadan yaptıklarına inanmıyorum. bu çevredeki bana bildirilen maneviyatı uzaklaştırmak hatta yoketmek amaçlı çalışmalar olduğunu gözlemliyorum. nereye göndermek, neden yoketmek istendiğini anlamıyorum
benden o nedenle de rahatsız olunduğu ortada sanırım.
arabamla ilgili sorunlar yapılıyor. italyanlardan da rahatsız olanlar var gibi. arada arabamın satılmasıyla ilgili bişeyler imalar söyleniyor.
arabamı evin sokağının girişine koyabiliyorum. en uygun yer orası. sokak yarım çıkmaz, araba geçemiyor, küçük araçlar geçiyor. arabamı yan sokağa filan koyuyordum, benim eski mahalleden komşumun dışarda olan su saatini patlatmış birisi. benim arabam yüzünden geçemiyorlarmış diye. çarpan da küçük bir araç. bir kere ambulans gelmiş benim arabamdan geçememişmiş filan, geçecekleri yer de 2-3 ev arası. o nedenle yan sokağa bırakamıyorum.kendi evimin olduğu giriş en uygun yer.
sokağın girişinde bir dükkan var, sahibi mustafaymış, aile hissedarları varmış, 4-5 kişi eve tadilat yapıyorlardı. mecburen araba koyarken konuşmak zorunda kaldık. soner isimli olan arabasını gündüz bizim sokağa koyuyordu ben yan tarafa koyuyordum. onun arabası daha küçük olduğu halde. geceleri evine gittiği halde, bir akşam konuştum. bana arabamı koyup, çıkamazsam filan dükkana gelip seslenmemi söyledi, 3-4 tane motorsikletleri oluyor. ben mecburen arabamı koynak için seslendiriliyordum. soner görünmüyor şimdi
diğerleri geçen izmirden geldiğimde kum koymuşlarmış sormuştum, geçebileceğimi söyledilerdi. kumu da sokağa baya yaygın koymuşlardı. sonra zaten hörü hanımlara kömür gelince traktör de ezmişti kumlarını. sonra izmire gitmiştim
dün geldiğimde bozuk yapıyorlardı. bugün köpekle ilgili dilekçe verip geldiğimde benim evin önünde genç bir kız ve erkek, biz komşularla köpek konusu edince, genç erkek o köşedekilerin 2 tane köpekleri olduğunu ısrarla söyledi. daha önce kedilerle ilgili konuşma olduğundan söylemeleri gerektiğini düşündüm. komşuları şikayet etmiş olma üzüntüsüyle sormaya gittim, en azından kendim konuşabilirdim. orada çalışanlardan yanında çocuğu olan birisi bir ters bir ters, abuk sabuk konuşuyor. ben belamıymışım neymişim, arabamı da evimin önüne alsaymışım, onların motorlarını engelliyormuşum, arabamı otoparka bıraksaymışım diyordu bir kadın. arabamı çıkarken onlara seslenmem gerekecekti gene. kedilerime laf etti, ben de kendi çocuğuna zarar verilmesini kabul edecekmi diye sordum, bu şekilde yaparlarsa polis çağırmak zorunda kalacaktık. neye gidip onlara soruyormuşum. arabamı geçebileceğim şekilde motorlarını koyarlarsa kendilerine bir şey sormazdım zaten, daha önce sonerle konuşurken söylemiştim, bu nedenle muhatap olmak istemediğimi, bana hiç sorun olmayacağını söylemişlerdi, hatta o sırada komşu biriki bayanla tadilat yaptıkları mutfaklarını göstermişlerdi ısrarla bakın bakın diye. arabamın önüne motorlarını koyuyorlar, ben çıkmak için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, ya da koca araba konulacak yere motorlarını koyuyorlar ben girebilmek için onlara seslenmek zorunda kalıyorum, yan sokağa motorlarını koyabilirler, araba kadar yer kaplamıyor. sokağın başında öyle sorun yapıyorlar ya bakalım.
sonradan gittim, mustafa bey diye seslendim konuşacaktım, muhatap olmamak için arabamın giriş çıkışını engellemeyecek çekilde motorlarını koymaları için. yoklarmış başka biri çıktı pencereye, ona söyledim. arkadaşlarının ne kadar kaba konuştuğunu da, neden köpekleri varmı diye sormuşum diye bozulmuşlar sözde. ben öyle söylendiğini şikayet ettiğim için üzüldüğümden konuşmak için sorduğumu söyledim ve birşeyler soruyor durumuna düşmemek için de başka araba koyacak yerim olmadığı için arabamı koyduğum yere giriş çıkışımı engellemeyecek şekilde araçlarını koymalarını söyledim. onlara söyleyeceğini söyledi.
önümüzdeki günlerde bu konuda tavırları netleşince trafiğe gidip sokağın kullanımıyla ilgili dilekçe vermek durumunda kalabilirim ya da bana karşı kasti davranışlar nedeniyle savcılığa emniyete dilekçe verebilirim.
kedilerle ilgili ve arabamla ilgili bana bencil olduğumu söylüyorlar. kendi hayvanlarına çocuklarına zarar verilirse nasıl davranacaklarını söylemiyorlar hiç. başka uygun yer olmadığı halde araba park edilecek yere motorsikletlerini park etmeyi çok uygun buluyorlar.
faşist ideoloji bu kadar insanların beynine işlemiş işte.
kedilerle ilgili hazreti muhammed sav den hadisler vardır. sırtları yere gelmesin diye sıvazlamış ve bir kedi yanında otururken onu kaldırmamak için mintanının eteğini kesmiş. hz muhammede inandıklarını söylüyorlar ama onun hadisine sırt çeviriyorlar
yani sokakta rahatsız olanlar açığa çıkıyor bir bir.
üniversitede boşuna mı bulunduk, bunların stajını yapmıştık, kırmızı halı sereceklerini beklemedik kimsenin zaten, sokağın yolları da kazılmış bir şekilde duruyor hala, daha da kalır böyle
......
kedilere dair
yaşamımda kediler olacak hep, yoksa bu ülkenin benim için özlenecek fazla bişeysi kalmadı
annem yaşadığı sürece belki mecburiyetten
hayatın her alanında saldırıya uğradık, hem de hiç hakları olmadığı halde
kuşadasında aldığım eski köy evinde resim çalışıp kedilerle bir yaşam sürmeyi düşündüm.
birileri çok rahatsız oldular
daha önce de varlığımızdan rahatsız olanların devamı niteliğinde şeyler
yaşamımıza sorun yaratmak, toplumla bağlarımızı koparmak, yalnız bırakmak, kendi iktidarlarına esir etmek, haddimizi 'sürekli devrim' gibi bildirmek, vs vs
onlara çalışan adam da çok yani
herkes o kadar düşük hallerde ki, küçük çıkarlar için herşeyi yapar hale getirilmişler
çalışıyorlar
evin tamir gereken çok sorunu olmasına karşın güzel kendi halinde bir yer,
bahçesi yok, giriş kapısının yanındaki küçük çıkmayı 5-6 konserve ve plastik kova saksısıyla değerlendirmeye çalıştım, kedilere de orda yemek veriyorum
bazı yavru kediler alıştı, ama yok ediliyorlar
geceleri başıboş saldırgan köpekler bırakılıyor. kurt köpeği cinsi ve sırtları siyah karınları kahverengi kuyrukları kesik birkaç köpek, zaman zaman görülüyorlar.
geçen haftalarda kapımın penceremin önüne köpeklerini pislettiriyorlardı
sabahları erken saatlerde köpek gezdirenlerin komutları duyuluyordu,
yazılar yazıp yapıştırdım, köpeklerinin pisliklerini temizlemeleri, yoksa belediye barınağına bırakmaları, köpeklerini pislikleriyle sewmeleri için
sinirlenip yazılarımı yırtmışlar, köpeklerine sahip çıksınlar
bu arada benim kapımdaki kedi yavruları kaybolup gidiyordu habire
dün akşam 1.9.2010- 10.30 gibi gece başıboş bırakılan kurt köpeklerinden biri koşarak kapıdaki kedilere geliyordu, ben de çıktım, hoşt moşt derken kendimizi içeri zor attık, köpek kaçtı gitti
155i aradım, başıboş köpek saldırısı diye, 153 zabıtaya bildirmem söylendi
aradım, kayıt aldıklarını söylediler.
sabah hatırlatmamı, geceleri nöbet oluyormuş
sabah aradım, kuşadasındaki evin elektrik su faturaları vardı, izkentte sattığımız evin elektrik faturası vardı, onları ödemek için belediyeye gittim ve zabıtaya uğradım. sahipli köpek olunca birşey yapamadıklarını söylüyorlardı, yaşamımıza saldırının da polisle konuşulacağını söylediler, bana köpeklerin sahiplerini sordular, bilmiyorum ki, yanında köpekleri olanlarla konuşuyorum zaten, geçen bir genç çocuk geçiyordu zeyna adında bir dobermanıyla, onla konuşmuştum kedilere çevreye zarar vermeden hayvan sewgisini yaşaması için, benim sorunum sahipli olduğu halde başıboş bırakılan ve kedilere saldırtılan köpeklerle ilgili. danışmadaki zabıta memuruyla konuştuk biraz. belediye başkanlığına dilekçe yazmamı söylediler. 2 denemeden sonra 2 sayfalık bir dilekçe yazdım, facebook da yayınladım. bu konuyla ilgili picasa da da albüm oluşturacağım.
çevrede yaşayanlardan duyuyorum kedileri parçalattıran köpek sahipleriyle ilgili birşeyler, kimse isim vermek istemiyor. çevrede kötü bir baskı yaratmışlar, zaten halk ekonomik olarak düşük gelir düzeyinde.
vicdanlar susturulmuş, uyuşturulmuş, duyarsızlaştırılmış
gelip geçenlerin bazılarının konuşmalarını, söyledikleri isimleri de benden başka duyanlar oluyordur herhalde.
kapımın önüne elektrik direği yeri koymuşlardı, hala direği yok, sokakta aydınlatma da yok
hırsızlara dikkat diyorlar bazıları
saldırgan köpek sahiplerinin işbirlikçilerinden mi bahsediyorlar bilmem artık
.......
bakalım burada neler hazırlanmış, yavaş yavaş açığa çıkacaktır
annem yaşadığı sürece belki mecburiyetten
hayatın her alanında saldırıya uğradık, hem de hiç hakları olmadığı halde
kuşadasında aldığım eski köy evinde resim çalışıp kedilerle bir yaşam sürmeyi düşündüm.
birileri çok rahatsız oldular
daha önce de varlığımızdan rahatsız olanların devamı niteliğinde şeyler
yaşamımıza sorun yaratmak, toplumla bağlarımızı koparmak, yalnız bırakmak, kendi iktidarlarına esir etmek, haddimizi 'sürekli devrim' gibi bildirmek, vs vs
onlara çalışan adam da çok yani
herkes o kadar düşük hallerde ki, küçük çıkarlar için herşeyi yapar hale getirilmişler
çalışıyorlar
evin tamir gereken çok sorunu olmasına karşın güzel kendi halinde bir yer,
bahçesi yok, giriş kapısının yanındaki küçük çıkmayı 5-6 konserve ve plastik kova saksısıyla değerlendirmeye çalıştım, kedilere de orda yemek veriyorum
bazı yavru kediler alıştı, ama yok ediliyorlar
geceleri başıboş saldırgan köpekler bırakılıyor. kurt köpeği cinsi ve sırtları siyah karınları kahverengi kuyrukları kesik birkaç köpek, zaman zaman görülüyorlar.
geçen haftalarda kapımın penceremin önüne köpeklerini pislettiriyorlardı
sabahları erken saatlerde köpek gezdirenlerin komutları duyuluyordu,
yazılar yazıp yapıştırdım, köpeklerinin pisliklerini temizlemeleri, yoksa belediye barınağına bırakmaları, köpeklerini pislikleriyle sewmeleri için
sinirlenip yazılarımı yırtmışlar, köpeklerine sahip çıksınlar
bu arada benim kapımdaki kedi yavruları kaybolup gidiyordu habire
dün akşam 1.9.2010- 10.30 gibi gece başıboş bırakılan kurt köpeklerinden biri koşarak kapıdaki kedilere geliyordu, ben de çıktım, hoşt moşt derken kendimizi içeri zor attık, köpek kaçtı gitti
155i aradım, başıboş köpek saldırısı diye, 153 zabıtaya bildirmem söylendi
aradım, kayıt aldıklarını söylediler.
sabah hatırlatmamı, geceleri nöbet oluyormuş
sabah aradım, kuşadasındaki evin elektrik su faturaları vardı, izkentte sattığımız evin elektrik faturası vardı, onları ödemek için belediyeye gittim ve zabıtaya uğradım. sahipli köpek olunca birşey yapamadıklarını söylüyorlardı, yaşamımıza saldırının da polisle konuşulacağını söylediler, bana köpeklerin sahiplerini sordular, bilmiyorum ki, yanında köpekleri olanlarla konuşuyorum zaten, geçen bir genç çocuk geçiyordu zeyna adında bir dobermanıyla, onla konuşmuştum kedilere çevreye zarar vermeden hayvan sewgisini yaşaması için, benim sorunum sahipli olduğu halde başıboş bırakılan ve kedilere saldırtılan köpeklerle ilgili. danışmadaki zabıta memuruyla konuştuk biraz. belediye başkanlığına dilekçe yazmamı söylediler. 2 denemeden sonra 2 sayfalık bir dilekçe yazdım, facebook da yayınladım. bu konuyla ilgili picasa da da albüm oluşturacağım.
çevrede yaşayanlardan duyuyorum kedileri parçalattıran köpek sahipleriyle ilgili birşeyler, kimse isim vermek istemiyor. çevrede kötü bir baskı yaratmışlar, zaten halk ekonomik olarak düşük gelir düzeyinde.
vicdanlar susturulmuş, uyuşturulmuş, duyarsızlaştırılmış
gelip geçenlerin bazılarının konuşmalarını, söyledikleri isimleri de benden başka duyanlar oluyordur herhalde.
kapımın önüne elektrik direği yeri koymuşlardı, hala direği yok, sokakta aydınlatma da yok
hırsızlara dikkat diyorlar bazıları
saldırgan köpek sahiplerinin işbirlikçilerinden mi bahsediyorlar bilmem artık
.......
bakalım burada neler hazırlanmış, yavaş yavaş açığa çıkacaktır