Cumartesi, Haziran 12, 2010

"bir veda havasından aysız sevinçsiz kelimeler"

bir şiirden bir alıntıydı
picasa sayfama ulaşamıyorum, 10 gün oluyor, sayfama giriş yapılamıyor
sanırım bloggerdeki sayfamda aynı akıbete gidiyor
ve diğer benle ilgili şeyler

google'a teşekkür etmek istiyorum, yaratıcılarına kendim adına minnettarım

benim 1991 den beri dediğim süreç, belki dedemin/annemin babası ahmet urgur'un ölümünden/kanser hastası oluşundan bu yana olan süreç demek daha doğru olabilir.
aile kökenlerimizle ilgili şeyler
iktidardakilerin söylemlerine ait olmayan bir genetiğin aşağılanması/yokedilmesi, bu arada da iktidardakilerin kendi inançları ve genleri için kullanılmaları

ben "açık roman"a başladığımdan bu yana bu sürece dair çok şey öğrendim.
açık romanı yazma sebebim kendimdi aslında
yaşamımızda birşeyler oluyordu, ve ben/ bizler hiçbirşey bilmiyorduk
birşeyler bilinmeye başlandığında unutturuluyorduk, ben yalnızca sorunlarla dikkat dağıldığını düşünürken, nazi uygulamalarıyla kimyasallarla bellek silme ve hasarlarla karşılaştığımızı farkettim,
yalnız bende değil, ailenin hepsinde ve çevremizdeki kişilerde de gördüm
başka ailelerde neler oldu bilmem, muhtemelen nazi uygulamalarından değişik şekillerde paylarını almışlardır
ruhlarına nazi ideolojisinin onursuzluğu çökmüş kişiler, iktidarları elde ederek halklar üzerinde çeşitli şekillerde hasarlar yapıyor, bizler de bundan payımızı aldık
herkesten farklı olarak "maneviyatla olan bağ" var benimle ilgili olaylarda
manevi dünyayı kendilerine esir etme gayreti belki de

nazi ruhuna sahip olanlar yıllardır çeşitli imalarla kullandıkları ve bazılarını kendi adamları yaptıkları kişilerle çevremde varlıklarını hissettirdiler
yapılanları anlayamayacak kadar da yalnız bırakıldık, bu kendi deneyimleri açısından büyük bir başarıdır sanırım, hitlerin kitleleri nasıl etkilediği unutulmamalı
ve inançları nasıl kullandıkları
..
nasıl oldu bilmiyorum, aslında geç kalmıştım
internet ve bilgisayarla ilgili sürecimi gözden geçirince iyice gördüm bunu da
bu konuda destek olanlara teşekkür ederim gerçekten
ilk msn kullanmasını radyo hewallerimden birinden öğrenmiştim
üniversitede hocaydık sözde
ve bilgisayarı ve interneti çok yetersiz olsa da kullanmaya başladım
arada karşıma birşeyler çıktı, baktım
ve bir yandan çevremde sürekli olan hiç görünmeyen nazi ruhuyla mücadele ediyordum
imaları, söylenenleri birileriyle paylaştığımda "paranoya yapıyorsunnn" la karşılaşıyordum çoklukla
aslında yalnızlık daha iyi oldu, kendimle karşılaşmaya başladım
bazı fotoğraflardan bahsediliyordu, alay ediliyordu, tuhaf tuhaf şeyler
öğrenciler bile derslerde filan
yavaş yavaş picasaweb sayfama fotoğraflarımı koymaya başladım
o zaman farketmiyordum ama şimdi görüyorum
birileri kendi istedikleri gibi söylenceler yaratmak/ bizlere istedikleri kimlikleri dayatmak için çok programlı çalışmışlar
ben farkına varmadan bunlarla mücadele ettim, kendimde bulunan fotoğrafları picasaya koydum
çok kişi kendini herkese sergiliyorsun gibi yaklaştı konuya
aslında doğruydu, kendimi herkese sergiliyordum
aile fotoğraflarımızı, evimizi, kedilerimizi, yaptığımız işleri resimleri, yazıları, maddi olarak sahip olduğumuz şeyleri, faturaları sergiledim
anılarımızı sergiledim, mektuplarımızı
http://picasaweb.google.com/mukadder.cagla
adresiyle başkalarıyla paylaştım
şimdi açılamıyor, ama benim dışımda gerçekleşen ve yaşamımıza hasar getirerek bizlere dayatılan kimliklere karşı ben kendi sürecimi gerçekleştirdim
ewet artık çok kişi ve yer biliyor bunları, onlarda kayıtları vardır tabiiki
bu nedenle, kendi bilgi ve birikimimle gerçekleştirdiğim bu süreç için "google" a binlerce teşekkür ederim,
yaşadıklarıma karşı yapabileceğim birşeyim yoktu, görünmeyen düşmanlarla sawaşıyordum hep, gerçek bir paranoya içinde sürükleniyorduk
birşeyleri hissediyordum, görmüyordum, bilmiyordum
yazdım,
birilerinde, gönderdikleri bir mailde blogger gördüm
bu nedir ki filan derken, "açık roman" "rac roman" gerçekleşti
kimse parasını ödemedi
destek olmadılar, çaresiz, parasız, fazla birşey yapamayacak halde kalmamızdan çıkarları olanlar öyle istedi herhalde,
bir kişi çıkıp romanım için para yatırmadı
ya herkes beş parasız aciz, yaşama güçlüğü çekiyor
ya da benim yaşamımın ekonomik olarak sınırlandırılmış olmasından herkesin çıkarları var
zaten işsiz güçsüz, parasızlık çekenlerden bir talebimiz olmadı hiç
beni yıldırma yöntemlerinden biriydi bu da
herşeye karşın yazdım, öncelikle kendim için yazdım, çok kişileri toplumları ilgilendiren bağları vardı yazdıklarımın
dayatılan bütün senaryolara karşı kendi varoluşumla ilgili olarak, kendi yanımdan yazdım
belki bir süre sonra bu sayfa da proveke edilebilir, şimdiden vedamızı yapalım
"google" sizlere minnettarım, bana hep hayalini kurduğum romanımı yazmayı gerçekleştirdiğiniz için.
hem de hiç kimsenin yapmadığı gibi bir roman yazdım.
ben tarihe yalnızca ressam olarak geçeceğimi sanıyordum, edebiyat alanında da varım
edebiyat otoriteleri görmezden geliyor daha ama, korkularını attıkları bir zaman gelince ödüllerimizi sıralarlar nasılsa. beni çok ilgilendireceğini sanmam o zamanın

yaşadığım bu süreçte herkesin yaptıklarını ve yaptırdıklarını kendi inançlarının düşüncelerinin varlıklarının hesaplaşması olarak gerçekleşmesini diliyorum. yapılan herşeyi herkes kendi inançları için yapmış olsun.
müslüman islam olarak yaşamımızda yer alanlar yapıp yaptırdıklarını, manevi alemde aksadan ve hz muhammedten hesapla onların yargısıyla görsünler
ben onlarla rüyalarımda karşılaştım hep, bazı eşkire şeyler de olmuştu
herkes kendi yüz sürdüğü manevi makamla yargılansın önce, herkesin yaptıklarını kendi divanına durdukları manevi makamın şehadetine bırakıyorum. yapılanları ne kadar kendilerine yakıştırıyorlarsa onlar ilk sözü alsınlar
hz isa mesih inancıyla yola çıkanlar o makamla yargılansın önce, ben kendisiyle ve yanındakilerle yaşarken karşılaştırıldığım için tanrıya teşekkür ediyorum
kedilerim için teşekkür ediyorum
onlar tanrı hediyesi oldular
budistler, meditasyonlarıyla bana yaşamı kolaylaştırmışlardı, teşekkürler
tanrıtanımazlar, yaptıkları kendi inançları ve düşüncelerinin varoluşunu etkilesin, bazen inançlı olduklarını söyleyen bazı haysiyetsizlerden çok daha iyi tavırları oluyor
yaşamımızda yer alan bütün inançlara ait olanları hepsini, herkesi yaptıklarıyla kendi inandıkları, divanına makamına durdukları maneviyatların yapıların şehadetine varoluşlarına bırakıyorum, baş yargıçları o maneviyatların şehadeti olacak

sayfalarımın akıbetine göre yaşadıkça elimizden geldiğince başka denemelerimiz olacaktır tabi, belki kağıtlara yazıp çizilen farklı bir süreç başlayabilir, şimdi bilmiyorum
geçen wix.com la karşılaşmıştım, kendi web sayfamı yapmak için, çok zor bişeymiş ama o açık kaldığı sürece onla ilgilenebilirim, acemi ve amatör birşekilde çalışıyorum
www.wix.com/mukaddercaglar/mukaddercaglar
resimlerimin fotoğrafları ve diğer yazılar fotoğraflar konulabilecek giderek
açık kaldığı sürece görülebilecek
..
son olarak, bana yaşamıma, romanıma, picasa sayfama, kendi görüntüm sözüm ve sesime şans veren herkese teşekkürler
manevi aleme bana direnç verdikleri için teşekkürler, çok adi ve onursuzluklarla karşılaşmamın sebebini bilmek istiyorum; bunları yapanların çoğu tanrıya peygamberlerine inandığıyla yola çıkmışlar, ne kadar ve neden kabullerinin olduğunu da bilmek istiyorum
kendime teşekkürler
..
binlerce teşekkür "GOOGLE" sizlere minnettarım, bana söz hakkı verdiniz

Pazartesi, Mayıs 31, 2010

"siyon"lara dair

çok fazla "siyonist israil" sözü geçiyor
zaten bu konu hep kafama takılıyordu yazma gereği duydum
manevi dünyayla olan bağım nedeniyle "siyonlar"la da karşılaştım
bütün inançlar için "kutsal kudüs" kavramının en büyük nedeninin "siyonlar" olduğunu düşünüyorum.
açıklaması zor olmakla birlikte, "tanrısal mekanla bağları olan ruhaniyetler" olarak algıladım onları. bu bağlarının nasıl ve ne şekilde olduğunu bilmem
öğrendiğim kadarıyla, kudüste "sion dağı" var, sion=güneş demekmiş.
"tanrının ışığının göründüğü yer", yani "siyonların tanrısal gücünün göründüğü yer" olarak düşünülebilir. kudüsün kutsallığıyla bağları var
dünyada tanrıyla bağı olan çeşitli yerler var, yalnız herkes onları algılayamıyor
onlarla olan bağın, algılamanın yapısı çok farklı
ben kendi bilgi, bilinç, birikim, istencim ve inancım gereği; bütün inançların, ruhaniyetlerin, maneviyatın faşist iktidar odaklarının elinde uşak olmasına karşıyım. bu da fiziksel olarak özgürlük gereğidir. onun için bazıları kullanabilir de bazıları kullanmasın gibi bir anlayış sözkonusu bile olamaz. belki benim manevi dünyayla bağımı yapan bu bilincimdir
o nedenle, birbirimize bir şekilde tanık olduğumuz manevi alemlere ait olan "siyonlar"ın bir küfür olarak kullanılmasına karşıyım. "siyonist israil" derken neyi kastediyorlar
benim tanık olduğum "siyonlar"sa, onlar tanrısal alemle ilişkililer
"siyonlar"ın kullanıldığı gibi bir şey sözkonusu ise, onu tartışmak gerekir
lütfen "siyonlara" küfür ederek günah işlemeyin
ruhaniyetleri kirleterek aşağılayarak ancak kendinizin manevi alemle bağınızı engellersiniz, ne kadar dua ederseniz edin, ettiğiniz çirkinlikler dualarınızla birlikte gider
tanrıyla ruhaniyetle bağı olan "siyonlar"a kötü yaklaşmayın, onlar çok temizler
benim atalarım olan "iyonya" halkının da onlarla bir bağı var sanırım

Salı, Mayıs 25, 2010

annem farmwille oynarken bilgisayar kullanmayı öğreniyor

annem bir süredir farmville oynuyor, benim çiftliği ekip biçiyor, markete gidip tohum seçiyor, hayvanlarla ilgileniyor. çiftlikte düzenleme yapıyor, artık çiftlik onun oldu gibi bişey. ev vs almak için para biriktiriyor.
bunlarla uğraşırken, bilgisayarı açıp kapamayı, 3g modemi çalıştırmayı, sayfa açmayı, farmville sayfasını açıp, üzerinde çalışmayı öğrendi.
sorun olan konularda ben kahyalık görevimi yapıyorum tabii.
yıllar önce ilk bilgisayar alındığında onu oturtup birşeyler göstermeye çalışmıştım da yapamayacağını söyleyip uzaklaşmıştı. kaç yıllar sonra öğreniyor.
tv kanallarını bulurken de, başkalarının ona kanal bulmasını beklerdi hep, ben ona kendi istediği kanalları bulup yer değiştirmesini öğretiyordum. bazen unutsa da yeniden hatırlayabiliyor. iyi de oluyor. başkalarına bağımlı bir hayat üreten toplumda bazı işlerini kendi yapması iyi birşey. özellikle teknolojik konularda bu daha iyi.
2 temmuz 1937 doğumlu, beyin ameliyatı geçirmiş, çıkar odaklarınca yaşamı hiçe sayılarak değişik kimyasallarla zarar görmüş birisinin bunu yapabilmesi gerçekten çok iyi.
o 50 yaşlarındayken kuranı arapça öğrenmeye başlamıştı, ben de o zamanlar "annem 50 yaşından sonra arapça kur'an okumayı öğreniyor, ben 50 yaşından sonra fransızca öğreneceğim" demiştim. nedense yıllardır eğitim sürecimizde fransızcayla korkutulmuştuk. çok zor olduğu filan söylenmişti hep.
aslında herhangi birşeyi öğrenmenin çevresel koşulları da çok önemli. başkalarına bağımlı insanlar üretmek istediğinizde, insanlar çok şeyi öğrenemez. bu sanat, bilim, edebiyat, sinema, her konuda böyle. üretken bir toplum, paylaşımlarıyla birarada olur.
annemin bilgisayar kullanmayı öğrenmesi de şaşırtıcı ama oluyor işte.

Cumartesi, Mayıs 22, 2010

kimliklerimi bekliyorum

bana kimlik verenlerden kimliklerimi bekliyorum, internet üzerinden kimlik kopyalarımı yollasınlar, picasa sayfamda beğendikleri fotoğraflarımdan indirip kullanabilirler.
"ülkücü faşist camiaya ait herhangi bir kimlik benim maddi ve maneviyatımla ilgili olarak kabul edilemez. ve inançlara yakıştırılamayacak kimlikler kabul edilemez"
diğer kimliklerimi bekliyorum, zaman içersinde kimliklerimi sergileyip bir sanat olayı gerçekleştireceğim, gelen kimliklerimi de açıklayacağım. bizleri sahiplendiğini söyleyenleri de görmüş oluruz böylece. herkes "rouge general" değil tabi de, kim nasıl sahipleniyor açığa çıkması da gerekli.
sürecek

Cuma, Mayıs 21, 2010

aylık rapor/ günceler birikintisi

geçen ay izmire gidişimi öyküsel olarak günceleştirmiştim. sonra ara verdim sanırım, birbiriyle bağlantılı çok şey birikti. izmire gittim geldim, istanbulda 1 mayısa katıldım, biraz hasta olup yatar gibi yaptım. adaya gelince de devam etti, evdeki rutubetten kaynaklı olabileceği düşüncesiyle balkona seyyar yatak atıp koli ve eski perdelerle çevirip biraz antibiyotikle öyle idare ettim, daha iyi oldu. rutubet gerçekten kötü etkiliyor. pencere kapı açık da olsa sürekli evde durunca gene de etkileniyor. vücutta sararma oluyor, çinliliğim devam ediyor yani
geçen annem geldi, o varken geceleri de balkonda yattım daha iyi geldi bana.
21 may 2010 friday/ bugün ilk kez "ladyies beach" de denize girdim, annemle gittik, fazla kalmadım, özlemişim denizi.
izmire gidip gelişimden beri annem farmville oynuyor. facebook ta çok kişi farmville oynarken ben ilgilenmiyordum, gelen hediyeleri siliyordum habire. kedim vardı bir tane o yetiyordu, karıştırırken başkaları da çıktı, mafya war, cafe, ada.. çiftliği annem ekip biçmeye başladı, hayvanlarla ilgileniyor filan, iyi oldu bizim için. neleri olmuş diye bakıyor arada.
sonra kipaya gittik, orda birileri gene sorun çıkardı, yani yabancılarla ilişkili yerlere gidince hazır birileri oluyor çevrede ve küçük ama can sıkıcı sorun yaratıcı davranışlar gösteriyorlar. yani bu şekilde kimlerin neler elde ettiğini merak ediyorum gerçekten. yabancılarla mafya ilişkileri olduğuna göre, sanırım denetimi yalnız kendilerinde tutmak amacından başka birşey olmasa gerek. orada 5 liraya küçük valiz türü birşeyler koymuşlar, birileri bakıyordu; ben de anneme almak için söyledim, tekerlekleri var, çekme yeri filan, bir yere giderken onun için iyi olabileceğini düşündüm. birine de ben bakayım dedim valize bakarken ordaki karı koca sanırım, iki tane alacaklarını benim onların almak istediğini aldığımı söylediler. ben de ben bakarken onların 2 tane almayı istediklerini söylediklerini söyledim ve valizi elimden atıverdim. alenen terbiyesizlik yapıyorlardı, çünkü orda büyük orta boylar filan da vardı, onlara da bakınıyorlardı. niye valizi çarpıyormuşum diye laf ettiler, kafalarına çarpmadığıma dua etsinler. yani orda açık satış yeri, kim gelirse bakıp eline geçeni alıyor. yer ayırmış gibi valiz ayırma davranışı yaptılar. önce bir tane bakıyorlardı vs ben bakarken iki tane alacakları tuttu. basit bir olay ama, buna benzer şeyleri yapmaya başladılar. birilerinin bir kazancı oluyor herhalde. biz sonra başka varmı diye sorduk, depodan yenileri getirdiler onlardan aldık bir tane artık da, bu tür yerlerde sorun çıkaranların kimler olduklarını listesini filan çıkarmak gerekli aslında. ilerde herşey, kimlerin neleri nasıl elde ettikleri kayıtları açıklanınca yerleri belli olmuş olur.
zaten şimdiden de çok şey biliniyor. çevremizde zaman zaman bazı isimleri söyleyip sesleniyorlar, koşuşturmalar yaşanıyor, birileri bişeyler için hareketleniyor filan, herhalde ava çıkma hazırlıkları yaşanıyor. ortaya yem filan atıyorlar herhalde distürübütörler işbaşına geçiyor, ben öyle birşeyler anlıyorum yani. geçen yıl filandı sanırım, komşular bahçede otururlarken bir ara "devrimci karargah evlerinden" söz ettiklerini duymuştum. birkaç kere sohbetlerinde hatırlıyorum. yani iş meslek sahibi bile olmayan, örgü ören toplanıp çaylar içen ev hanımları. bir süre sonra da istanbulda çatışma olmuştu, orhan yılmazkaya.
fazla "mafya war" oyunu oynamıyorum ama, birilerinin distrübütörler gibi bazı ilişkilerde yer aldığını gözlemliyorum artık. hatta o tür şeyleri duyup gözlemlerken olup bitebilecekleri tahmin bile etmeye başladım. aslında bunları da bir roman konusu yapsak iyi olacak. izkentteki distrübütörler, buca eğitimdeki distribütörler vs vs, bir de bu tür kişiler kim olursa olsun feci şekilde yabancı düşmanı oluyorlar. zihinleri fazla tutsak edilmiş, ve özellikle ya çok yaşlanmış artık yaşamsal çaresizlikle konfor arayanlar, ya da herhangi bir düşünsel sanatsal becerisi olmayanlar oluyorlar genellikle. bu analizleri de yazmalıyım. mafya war oyununda kişi analizleri de oluyor.
22may- annem farmville oyununa baya sardı, fazla kalmazdı yoksa canı sıkılır gitmeye kalkardı. bazen dudu hanımla oturuyorlar, romen gelini çay hazırlıyormuş, dün oturdular bir ara kızı ayşenin yeni taşındığı evine gitmişler. dün akşam vakti dudu hanım 1 yılı geçti ölen eşi hasan abiye ve hayır için bazlama yapmış, apartada dağıtıyordu. ben mide ağrısı çekiyorum diye yiyemiyorum pek birşey ama yiyenler var tabi.
havalar bulutlu, yağmurlu, gökgürültülü, toplumsal havalar da ağır, dumanlı. ölüm kokusu peşindeler. çok örgütlü ve anlaşmalı yapıyorlar bunu, kendilerine karşı olabilecek kim varsa yok etme peşindeler. avcılıkla iş peşindeler. başka bir üretkenlikleri yok zaten, onun aşağılık duygusu içinde herkesi işgöremez hale getirmek gibi bir hedefleri de oluyor. kullandıkları herşey bütün malzemeler düşman oldukları kültürlerin ve ırkların üretimi, onun ezikliği daha da saldırganlaştırıyor. faşist bir zihniyetle bakılırsa, "ya sew ya terket" dedikleri yer bile başka halklardan çalınmış demek doğru. nereli oldukları bellisiz sürünüp gidiyorlar işte. böylelerinin kimlikleri bile çalıntı aslında. kendilerini ve asıllarını arayıp huzura ereceklerine, başkalarına saldırıp dünyayı yaşanmaz yer yapıyorlar.
sanki her yerde "yemen türküsü" söyleniyor.
sürecek..