Çarşamba, Mayıs 04, 2011

bir sawaşçının geçişine saygıyla

"herkes birbirinin teröristi"
demiştim
dünya tarihinde biraz yol alınca terör olarak betimlenebilecek çok fazla şeyle karşılaşılıyor
katliamlar, soykırımlar, baskı ve işkenceler
ama sanki herşeyde en çok acımasız olan içinde bulunduğumuz çağ gibi birşey
büyük kentler, ülkeler, hemen hemen dünyanın heryeri kapalı hapishaneye dönüşmüş durumda, herkes gözetleniyor; daha da kötüsü, hemen herkes denetim altında tutulmak için psikolojik ve fiziksel olarak baskı altında
zihinleri bedenleri durduran, denetim altına alan ilaçlar, kimyasallar kullanılıyor
bireyin kendi zihni ve bedeni üzerindeki denetimini yokedecek herşey deneniyor
neden, birilerinin iktidardaki egemenliklerini sürdürmeleri için
demokrasi özlemleri hiçe sayılıyor, hemen heryerde
ortadoğu üzerindeki gelişmelerle bakarsak,
saddamın yıkılmasına, öldürülmesine hiç üzülmedim, diğerlerine de, mısırda libya da, yıllarca halklarına demokrasiyi çok görerek diktatörce yönettiler. onlar için üzülmemi gerektirecek ne olabilirdi ki…
usame bin ladin, bir sawaşçıydı
acımasız kuralları olan bir dünyanın sawaşçısı
bir sanatçı, kadın, solcu olarak, farklılıklara, farklı inançlara, yogaya yönelimleri olan biri olarak karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olan bir sawaşçı
ancak, yıllardır yaşadıklarımız, yaşatıldıklarımız düşünülecek olursa
inancımızı, şehadetimizi bozmak, esir etmek için yapılanlar; bilinenler mechul, imalar neye hizmet ediyor belirsiz
kimlerin ne kadar bildiği belirsiz
kimlerin hangi rollerde yürüdüğü belirsiz
ben kendime dair olan bitenlerin usame bin ladinin teröristliğinden çok daha ağır olduğunu düşünüyorum, ve biliyorum
faşist ideolojinin iktidar biçimlenmelerinin dünyadaki herşeye egemen olma tutkularından inançlarımızla, varoluşumuzla payımızı aldık
usame bin ladinin yaptıklarından daha acımasız değilmiydi olup bitenler
silah kaçakçılıklarına, fuhuşa, uyuşturucuya esir edilmeye çalışılan inançlarımız, harcanan hayatlar, adilikler, onursuzlaştırmalar
ve bunların mucidleri ve uygulayıcıları yasal insanlar olarak toplumda yaşıyorlar
usame bin ladin istese babasının zenginliğinin mirasçısı olarak, çok lüks yaşayabilirdi.
doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilecek bir şekilde müslümanlık için sawaşa /yola çıktı.
acımasız bir sawaş.
başka inançlara, insanlara, devletlere baktığımızda çok da yadırganmayacak bir acımasızlıkta.
”herkes birbirinin teröristi”
ben, dünyadaki varlığını herhangi bir ırk, din ya da devlet bağlılığı olmadan, bir hak yolcusu olrak sürdürmek isteyen birisi olarak,
allahın adının anıldığı heryerde ve toplulukta dualara katılabiliyorum. onlardan birisi olarak katılabiliyorum. bu inancımı yüreğimde hissediyorum. ruhani dünyamda hissediyorum.
ruhani alemdeki yapıların dünya şehadetini bozan, inançlara yakışmayacak şekideki iktidar biçimlenmeleriyle, devletlerle oluşan sistemlerin yokedilmesini doğru buluyorum. gerçek inanç sahipleri böyle kabullüdür. kutsal bir savaş. kimler bunu gerçek olarak sürdürüyor, çok karmaşık ve muğlak bu da. ama olması da gerekli. demokratik bir yapılanma çözüm için en önemlisi.
bütün inançların, varlıkların ve ruhaniyetlerin temsiliyetine inanan ve kabul eden birisi olarak, usame bin ladinin inançlarını kabul etmemem de olası değil. belki, başka insanların kabulü ve sawaşma biçimleri olarak tartışılabilir.
yaşadığını ya da öldüğünü muğlak bıraktılar.
bir sawaşçının kaçırılıp kahpece yöntemlerle dize getirilmeye çalışılması ruhaniyetimizin amerikaya olan nefretimiz olacaktır.
sawaşta ölmek de var, öldürülmekde. ben yaşatıldığımız her türlü aşağılık, onursuz, kahpece, şerefsizce olup bitenlere ve bunları yapanların yaptıranların saygı gördüğü bir dünyada; usame bin ladinin geçişine saygıyla bakıyorum. kim ne derse desin bu böyle.
bütün hak sawaşçılarına saygımla..
mukadder caglar

Pazar, Nisan 03, 2011

http://hottopics.me/

yeni yazılarımı artık hottopics.me de yazıyorum. onun süresi ne kadar olur bilmem. bloğun arka planını bazen görüntüleyebiliyoruz. ancak tamamen açılıncaya dek yazmayacağım. biriki küçük not belki. "hottopics.me" de çok güzel, neler var neler. amerikanın filan yaptığı bir sürü şeyi dosyalamışlar. bilinç kontrolüyle ilgili bişeyler dahi var. çevirilerimi google destekli yapıyorum, kopyala yapıştır olmayınca zor oluyor. dünyada olup biten şeylerle ilgili o kadar malzemeyi, amerikan ordusundan bağımsız kişilerle indirdiklerini düşünmüyoruz sanırım. yalnızca er bradleyin yaptığı şeyler değil bunlar. amerikanın dünyada yaptıklarıyla ilgili ve yöneticileriyle ilgili sorunları olanların katkıları belli.

Perşembe, Mart 17, 2011

march 17 itibarıyle söylencelerin aymazlığında geçen günlerin bazı dökümlerinden

blogger.com kapanmıştı, açıldı dediler, yalnızca arka planı görebiliyoruz gene. sanırım tc dışındakiler hepsini görüyor. belki bizler de hepsini görebilme şansına erişiriz giderek.
neden birçok şeyler bu kendini bilmez, aymaz, kapitalist batı ülkelerinde çıkıyor?
wikileaks sözgelimi, ve diğerleri
marxs, lenin, engels ve sosyalizme dair bir sürü şey
reformlarını, rönesanslarını, aydınlanma ve ekonomik devrimlerini yaptıran itici güçleri ne bunların, neden bunların bir jean paul sartre ları var sözgelimi, neden
neden yıllarca öğrenci ve hoca olarak bulunduğum üniversitelerde batı kültürünün ürünleri hakim durumdadır, bize neyi nasıl öğreteceğimiz üzerinde de yetkindirler
başka şeylerde de yetkinler tabiiki
ikonlarla konuşuyorlar, medyada heryerde, ikon sözlükleri oluşturmuşlar
başka bir alfabeleri var
bunları bile uzaktan yapıyorlar, onlar adına iş yaptıran müsveddeleri var bizim coğrafyalarda
yani şunu demek istiyorum ki, bizim bulunduğumuz yerlerde james bondları bile yok
müsveddeleri de değil, fotokopi gibi çoğaltmalarına benzer bişeyleri var
kimi iş çevrelerinde, kimisi dini çevrelerde, kiliselerde vs
bu çoğaltmalar iş yapıyorlar, bağlı bulundukları yerlerdekiler de, son derece uygar ölçümlerle kendi düzeylerinde tartışmaları yaparlarken, bizlerin çevrelerimizdeki çoğaltmaları da işleri yoluna koyuyorlar.
işte devletin vs halkına verdiği değer nedir ki deyip, hiçbir alanda ve konuda değer filan verdikleri yok buralardakilere, herşeyde hedefleri herkesi kendi oyunlarına dahil etmek, yani herkesi kendi çevresel kavramından inancından aile bağlarından uzaklaştırarak kendilerine bağlı bişeyler haline getirmek. nasıl olursa öyle, olsun da nasıl olursa olsun. bunları bile kendi çoğaltmalarına değil, onların buradaki yerli bağlantılarına yaptırıyorlar. zaten herkes herkonuda paçavraya dönüşmüş durumda
görünen o ki, en büyük konu, batı ülkelerine giderken tuvalette ne yapacakları korkusuyla uçak korkusunun birbirine karışmasından kaynaklanıyor, evelallah başka korkuları yok, herhangi bir konu üzerinde düşünme ve tartışmaya dair bir korku taşıyan vardır mutlaka ama çok az.
sorunun biraz içeriği bunlarda gizleniyor bence
batı kültürünü yeniden düşünmek gerekli, napıyorlar bunlar
yani allah beyin fonksiyonlarını kullanmada bunlara özel bişeyler mi bahşetti ne.
japonyada 9 şiddetinde deprem, tsunami, reaktör yangınları
hala acılılar ama ayaktalar, bundan da çıkacaklar, nasıl yapıyorlar bunları herkes öğrense diyeceğim ama, kopya yada ezber gibi öğreniyorlar hep, örneği kaybettiklerinde paçavradan aciz durumlara düşüyorlar. yaptıkları en iyi uyarlamalarda bile bilinen görünen şeyleri uygulamak /bir tür akreditasyon yapmak.
ewt akreditasyondan anlayan çok yerli camiada.
o konuda kendilerine gösterilen hedeflere ulaşmada üstlerine çıkılamaz, öte yandakiler kendi düzeylerine ulaşabilecek kapasitede birşey gördüler mi, bu yerli çoğaltmalarla halletmesini biliyorlar. öğrenmişler, neyi nasıl yaptırırlarsa çoğaltmalar hangi tepkileri verecek
kendi yaptıklarını yerli çoğaltmalara kendi halkları için uygulamaya koydurmakta pek zorlanmıyorlar.
tükenmiş, anlamını yitirmiş bir dünyada debelenen yerli yersiz çoğaltmaları da bazı putlaştırma kavramlarıyla /içeriği boşaltılmış din, bayrak, ata, vatan kavramlarıyla istenilenler doğrultusunda bir ileri karakol gibi ayakta tutabiliyorlar
aslında hepsi aynı bunların, camideki de kilisedeki de havra daki ya da başka yerlerdekileri
iktidarların istemleri doğrultusunda inanç kullanıyorlar
bu esaretin dışında kalabilmiş gerçekten iman ve inanç bağı olanları herzamanki gibi bunlardan uzak tutuyorum, biz onlarla birbirimizi biliriz.

sayfayı arka planda yazarken bile kapattılar, canım sıkıldı, bütün hevesim kaçtı, ben döküm ve lehim işlerini sonraya bırakayım gene
güncelik döküm, ben, zemheri/pıytırık ın böğrünü kesmişler onu, geçiştirmeye çalıştığım zonayı, contayten ekibinin yeni saldırganlıklarını, hacı hör ün umre mevlidine gidişimizi ve hörü hanımın gerçekten hacı olabilip olamadığına olan merakımı, başka biriki şeyi de sonraya bırakayım

Cumartesi, Mart 05, 2011

bloğum türkiyeden görüntülenemiyor

dün baktığımda bloğum türkiyeden hacklenmişti. avrupadaki arkadaşlar görebildiklerini bildirdiler.
yıllardır, haysiyetsizliklere sığınarak kazanç elde edenler, benim "yaşam savunusu" olarak yazdıklarımdan rahatsız oluyorlar
google sayesinde kendi sesimizi duyuruyorduk.
umarım google yetkilileri duyar ve bloğum yendiden açılır
dünyanın diğer yerlerinden olan arkadaşlar bu yazdıklarımı görüntüleyebilirlerse bildirsinler

Salı, Mart 01, 2011

kürt arkadaşlarım ve kürt sorunu üzerine

"bugüne dek türklerden gördüğüm kötülüğü kürtlerden görmedim" bunu ben dedim, daha önce
gene diyorum
bütün türklere bunu söylemek iyi değil tabiiki, ama, türk faşistlerinden gördüğüm kötülüğü gerçekten kürtlerden görmedim.
yaşamıma dair konuştuğum bu yerde, yaşadıklarım benim tarafımdan paylaşılıyor.
geçmiş yıllarda yaşatılanlar bütün kötü, dayanılmaz, kendi inancına ve insanına yakıştırılmaz şeyler, kimse kusura bakmasın, faşistlerin örgütlemelerin sonucuydu.
artık bunları bilmeyen kalmadı
eski zamanlarda, sanki çok eskiymiş gibi, 3 yıl, 5 yıl, 6 yıl önce
bertalin radyolarının desteğini unutmam olasımı
indymedyadan bulup takılmıştım
4-5 aydır girdiğim yok ama, onların yaşamımda bana güç, destek verdikleri zamanları unutamam
aynı uğur mumcunun halkımıza" yazdığı unutmadık" gibi birşey
neden yazıyorum bunları;
dünyadaki, ortadoğudaki değişimler
bildiğim, bildirildiğim birşey var, manevi olarak, "herkesin, her varlığın yaşama hakkı vardır" ve
yönetenler bu bilinç ve bilgiyle kabul edilebilirler.
ama bir açık nokta bulmuşlar, manevi bağları olanları kullanarak sistemlerini sürdürüyorlar
sistemler zamanın koşullarına göre değişebilirler ve değişmeliler de
tanrının bize verdiği bu boyuttaki yaşam bile değişiyor, hiç aynı kalmıyor
kainatta sürekli bir değişim ve yenilenme var
toplumların yapısı da değişiyor ve gelişiyor
yönetimler değişiyor
normal, kainat yasalarına göre de değişimler olmalı, yoksa kaos çıkar
tanrı düşünme yetisini verdiğine göre bir bildiği var elbet
yoksa, bu olağanüstü yaşama çevresini veren bilinç, herkesi aynı, değişmez bir şekilde yaratamazmıydı
yaratırdı elbette
yüzyıllardır yaşanan ve çözümlenemeyen, yoketmelere odaklanmış bir kürt sorunu yaşanıyor aslında
bu konuda habire çözümler üzerinde duruldu, birilerinin işine gelmedi vs vs
bu konuda herkesin üzerine düşenleri yapması gerektiğini düşünüyorum ben,
kimsenin, başka ülkelerde de, yemen de, mısır da, libya da, başka yerlerde de
kendini tanrının yerine koyarak katliamlar yapmaya hiç hakkı yok
halklarının gelişimini; sağlıklı, namuslu, onurlu, varlıklara insanlığa yakışır bir şekilde yapmaları gerekir
yoksa yönetici olmalarına ne gerek var
unutulmamalı; bu dünyadan hitler geçti, mussolini geçti, ve çok kişi geçti
toplumların demokratikleşmesine katkıda bulunanlar da geçti
herkes tarafını seçmeli aslında
ben yaşanılanlar karşısında, herkesin barışçı çözümler araması tarafındayım.
ve
toplumları birbirine düşman, hertürlü kötülüğü yapıp yaptırılacak kadar çirkin durumlara düşürmeye kimsenin hakkı yok
lütfen herkes üzerine düşeni yapsın
kimse kötü yaşanılmaz bir dünyayı haketmiyor
bu dünyayı uzaydan gelenler kötücül yapmadı
uzaydan gelenler de kurtarmayacak
faşist ideolojilere sığınılmasın, faşizmin toplumlardaki gelişimine izin verilmesin
inançlar faşizme alet edilmesin
toplumlar, tanrı vergisi düşünme yetilerini kullanarak, herkesin yaşama hakkı önemsenerek gelişime açılsın, ve
bugüne dek yaşanan bütün kötü şeylerde herkesin payı var
gerçek olan demokratik bir yaşam biçimini geliştirmektir, insanlığa yakışan budur
inançlara yakışan budur
yaşam, ayaksesleri gibi geçip gidiyor
bu dünyadaki yaşam,
sonrasını bilen kaç kişi var
ben bazılarını gösterildim
bir gün annem bana "yeter artık kimseyle ilgilenme kendini düşün" demişti, "çok üzülüyorsun"
selmanın evinde kiracıyken mutfaktaydık
kuranı kerim vardı o sırada kenarda, arapça, türkçe ve arapçanın türkçe yazılışı, hala var o
açtım,
hangi sure unuttum, "içinizden biriniz kendine verilen bilgilerini başkalarıyla paylaşmazsa... diye başlayan bir ayet, anneme onu okumuştum.
bu konuda araştırma yapanlar bulabilecektir onu
hatta bütün inançlarda, kitaplarda, maneviyatta, ruhaniyette,
bunları bulabileceksiniz
varlıklara, inançlara yakışmayan şeyleri yapıp yaptırarak, alet olmayı sürdürerek, herhangi bir kitabın ruhaniyetin ne kadar şehadetine katılabilirsiniz ki
çocukken, acıpayamda, terzi osmanların evinde değil de, aynı mahallede, bahçesinde büyük çam ağaçları olan bir evde bir süre yaşamıştık. 2. kattaydı
neredeyse 15-20 basamak merdiveni vardı, ordan aşağı yuvarlanmıştım
aşağıda o zaman bana göre yaşlı bir dede, kapı ağzında beni tuttu, ve "burdan gürültü geliyor ne oldu bakayım" dedi, "hiç bir şeyin yok, ağlama" biliyorum, o hızır dı
sonradan gördüğüm gibi
geçen hafta yanından geçtiğim duvar, çıtır çıtır seslerle yarık olup bir iki küçük taş düştü ve ben kenara çekilince, izlerken patır patır, koca koca taşlar döküldü
tepeme dökülmesi an meselesiydi
onlar istedikleri neyse onu yapıyorlar
herkesin bütün insanlığın varlıklara yakışır bir şekilde sürdürülmesinde sorumluluğu var
ve, kendim için bir şey daha yazayım
biraz evel, akşamüstü kredilerimi ödeyip alışverişten dönerken, arabamı kendisinden izin alarak evinin önüne koyduğum, kedilerin babası dediğim bir arkadaşın /komşunun evinin önüne başka bir komşunun kızı annesine gelince geçici olarak arabasını koymuş, ben odun kömürlerimi indirirken, bizim sokaktaki duvar yıkıntısı dolayısıyla araba konunca yol iyice kapanıyor, bazıları koyuyor gene de, nasıl yapıyorlarsa, onlar gidince ben gene oraya koyayım diye konuşmuştuk, geçişe daha uygun bir yer
seslendiler çıktım, geri geri gidemedim, sokaktan birileri genelde yaptıkları gibi arabalarını geçişi kapatacak şekilde koymuşlar, öbür yandan cami tarafından dolaştım, sokak girişinde "tt" plakalı bir araç önümde durup sarışın bir bayanı bindirip gitti
arkadaşlar çıktı ben de arabamı oraya koydum.
nasıl bir mesajları var bilmiyorum, var mı yok mu
"tt tit" mi, bilmem
ben daha önceleri de bildirdiğim gibi, bugüne dek, kendi bilgi, bilinç, birikimim ve istencimle "tit" vs herhangi bir oluşumla ilgim olmadı
bir kere daha bildirmiş olayım
sewgilerle

Pazar, Şubat 27, 2011

değirmen sokak civarında kaçak yapılanma üzerine

birileri sit alanı dışında kullanım yapmış, ve tanıdıkları adamları olan belediye başkanlarınca hernasılsa onaylatmışlar buralardaki durumu.
bazı kapılar sonradan açılmış. normal mimaride yok. benim evin bahçesinin olmayışı da ilginç geliyor bana. normalde eski evlerin hepsinde küçük bir bahçe var.
yandaki evlerden, hacı hörün kiracısının oturduğu ev sonradan oluşturulmuş. bizim bahçe hakkımızı gaspetmiş olabilirlermi bunlar.
sokağın girişindeki evin kapısı da sonradan açılmış. asıl kapıları önde, bir de yandan açmışlar.
yani mimarilerde birileri bazı şeyler yapmışlar.
bunların anıtlar yüksek kurulundan filan eski tapularının incelenmesi gerekmez mi.
belediye eski evleri düzene sokacakmış deniyor ya.
sonradan yapılan kaçakları mı yasallaştıracaklar bu arada yoksa ciddi sit alanı çalışması mı olacak.
benden habire rahatsız olanlar, bunlar yüzünden olabilir mi acaba.
bahçemizi gaspedip, yıllarca kirayla haksız kazanç yapılmış olabilir mi
bazı belediye çalışanları da bunlara göz yummuş olabilir mi
ilginç
bakalım bir soruşturalım, kimler ilgilenecek bu sorunla, nasıl yanıt verilecek
belgelerle tahrifat olmuş mu, yoksa başka birşeyler mi var