Pazar, Mayıs 26, 2013

yeniden açık günceye

yeniden açık günce yazılarım ve çevresel olayları romana dönüştürerek ve yaşantıların kavramsallaştığı günce fotoğraflarımın sanat işlerinde kurgulandığı projeleri sayfamda başlatacağım. bir ara blogger sayfama giremiyordum ve yaşadıklarımı yeteri kadar betimlediğimi düşünmüştüm
yetmedi, birileri kötü bişeyleri sürdürüyor, kendi başıma üstesinden gelemeyeceğim, hatta ara ara 'interpole bile yazmaya başladım.
bostan güzeli konusundaki hazırladıkları olayları ve balici serdar olayını karakolda ifade alıp tutanak yapan polis memurunu, daha önce 'hil sokağı kabusu yaratmaya çalışanların / hani benim arabamı sıkıştırıp, önünü kapatıp 'otele gel çağır" diyorlardı da/ sokaktan 'tır gibi birşey geçince sun hill otelin önüne polis arabası gelmişti, benim arabayı kapatmışlardı gene' ve tepem atık bir şekilde gidip söylemiştim; o polis memuru olduğunu farkettim, ifade alırken özetlemeye kalkıp kendi sözcüklerini kullanmıştı çoğunlukla. 'hiç tatlı değildi, orospu vs dedi vs gibi, diğer ifade alanlar o kadar değiştirme yapmamıştı; beyaz buğday tenli gibi, kumral hafif söbe yüzlü, orta boylu bir adamcık,
sokakdan birilerini geçirtiyorlar habire, küfürlü, bişeylerin elemanı gibi, bügün onlardan 5 genç, yani şu saat dün oldu; saat 2-2.buçuk civarı geçerken koşuşturup, daha önceden buralarda dolaşan madde bağımlısı gibi başka bir genci dövdüler, ben çatıda fotoğraf çekiyordum, birkaç fotolarını çektim, kamerada da görüntüleri vardır, yapmayın kavga etmeyin' diye bağırınca çocuk kaçtı, arkasından koşup diğer sokakta gürültüler geldi, sonra belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden geçerken baktılar, onlara" ayıpladığımı söyledim, yakışmıyordu hiç;
çevrede demirlenmiş virane kapıları kırılmış, bir zeyna diye kara köpek dolaştırılıyor bazen, bir de 2 genç bayan beyaz sibirya gibi bir şeyi, benim evin önünden sesleri geliyordu hep, hacı hör'ün kapısına oturup konuşuyorlardı, hergün de penceremin önünde köpek pislikleri, sonra köpekle belediye başkanının kayınvalidesinin evinin önünden konuşarak köpekleriyle geçtiklerini görünce anladım, bizim değirmene girecek gibi olup beni görünce düz devam etmişlerdi; karşı bahçede 5 yavru kedi, 1 aylık kadardılar, anneleriyle oynuyorlardı, 2 gün önce yokoldular, anne kedi çok perişan, kirli travmalı dolaşıyor; demokrat geçinirken rant için yapmayacağı olmayan, uyuşturucu ve fuhuş mafyacısı birilerinin ruhuna yakışır olaylardan biri daha;
çevrede yeni türeyen gösterilenler, belediye başkanının mhp bacağının görüntüleri şeklinde davranıyorlar. üst düzey uyuşturucu ve fuhuş olayları yaptırılırken, dönemin başbakanı /ilerde başkan olacak/ habire ayran diyerek, düzeyli içkilerin içildiği yerleri bile yasaklamaya çalışıyor. değirmen civarındaki uyuşturucu konusunu görmezden geliyorlar, ücreti neydi ki bu görmezden gelmenin;
yavru kedilerin kaybolduğu bahçenin ön taraftaki demir kapısı da kırılmışmış, fotoğraflarını çekerken, içeri baktığımda, yan duvarına daha önceki yıllarda yapılmış hz. isa resminin üstünü şöyle böyle boyamışlar; brezilyadaki büyük heykele benzer yapmışlarmışmış; ilk taşındığım zamanlar görmüştüm, orada fuhuş yaptırılıp o duvara işiyorlarmışmış;
organize olaylar ve organize 'bostan güzeli olayından sonra; neler olup biteceğini tasavvur edemediğim için yeniden yazmaya karar verdim; onlar da kestiremiyor sanırım, betleri benizleri bozuk olanlar var; eninde sonunda kendilerine de değecek, anlaşılıyor
davalık olayları ve açıklamalarını da romana koyacağım;
bir de madde bağımlısı kisvesi altındaki kişilere termal laser cihazlar kullandırılıyor; sürekli eve tuttukları için, kedilerde ben de olumsuz etkileniyoruz, onlarla ilgili de yazmam gerekiyor
sonra; o büyük geminin denizin üstünde gidişini, "sokaktan biriki kişi' .. açık    bırakıyor hehe ' diyerek geçti"
işte benim bilgisayarda nereye ne yazdığımı bile benle bilenler olduğu için, yeniden yazmaya karar verdim.
o büyük gemiyle ege de dolaştığımı, internet sorunumu nasıl çözdüğümü anlatmam gerekiyor;
kim demişti onu "sen ne anlatırsan anlat, herkes için anladıkları kadardır; yani izleyicinin, okuyucunun yanından bakıldığında, her biri kendine göre tanımlayacaktır
ama, yazı kalacaktır hep, yazanın temsilcisi olarak

Çarşamba, Mayıs 04, 2011

bir sawaşçının geçişine saygıyla

"herkes birbirinin teröristi"
demiştim
dünya tarihinde biraz yol alınca terör olarak betimlenebilecek çok fazla şeyle karşılaşılıyor
katliamlar, soykırımlar, baskı ve işkenceler
ama sanki herşeyde en çok acımasız olan içinde bulunduğumuz çağ gibi birşey
büyük kentler, ülkeler, hemen hemen dünyanın heryeri kapalı hapishaneye dönüşmüş durumda, herkes gözetleniyor; daha da kötüsü, hemen herkes denetim altında tutulmak için psikolojik ve fiziksel olarak baskı altında
zihinleri bedenleri durduran, denetim altına alan ilaçlar, kimyasallar kullanılıyor
bireyin kendi zihni ve bedeni üzerindeki denetimini yokedecek herşey deneniyor
neden, birilerinin iktidardaki egemenliklerini sürdürmeleri için
demokrasi özlemleri hiçe sayılıyor, hemen heryerde
ortadoğu üzerindeki gelişmelerle bakarsak,
saddamın yıkılmasına, öldürülmesine hiç üzülmedim, diğerlerine de, mısırda libya da, yıllarca halklarına demokrasiyi çok görerek diktatörce yönettiler. onlar için üzülmemi gerektirecek ne olabilirdi ki…
usame bin ladin, bir sawaşçıydı
acımasız kuralları olan bir dünyanın sawaşçısı
bir sanatçı, kadın, solcu olarak, farklılıklara, farklı inançlara, yogaya yönelimleri olan biri olarak karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olan bir sawaşçı
ancak, yıllardır yaşadıklarımız, yaşatıldıklarımız düşünülecek olursa
inancımızı, şehadetimizi bozmak, esir etmek için yapılanlar; bilinenler mechul, imalar neye hizmet ediyor belirsiz
kimlerin ne kadar bildiği belirsiz
kimlerin hangi rollerde yürüdüğü belirsiz
ben kendime dair olan bitenlerin usame bin ladinin teröristliğinden çok daha ağır olduğunu düşünüyorum, ve biliyorum
faşist ideolojinin iktidar biçimlenmelerinin dünyadaki herşeye egemen olma tutkularından inançlarımızla, varoluşumuzla payımızı aldık
usame bin ladinin yaptıklarından daha acımasız değilmiydi olup bitenler
silah kaçakçılıklarına, fuhuşa, uyuşturucuya esir edilmeye çalışılan inançlarımız, harcanan hayatlar, adilikler, onursuzlaştırmalar
ve bunların mucidleri ve uygulayıcıları yasal insanlar olarak toplumda yaşıyorlar
usame bin ladin istese babasının zenginliğinin mirasçısı olarak, çok lüks yaşayabilirdi.
doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilecek bir şekilde müslümanlık için sawaşa /yola çıktı.
acımasız bir sawaş.
başka inançlara, insanlara, devletlere baktığımızda çok da yadırganmayacak bir acımasızlıkta.
”herkes birbirinin teröristi”
ben, dünyadaki varlığını herhangi bir ırk, din ya da devlet bağlılığı olmadan, bir hak yolcusu olrak sürdürmek isteyen birisi olarak,
allahın adının anıldığı heryerde ve toplulukta dualara katılabiliyorum. onlardan birisi olarak katılabiliyorum. bu inancımı yüreğimde hissediyorum. ruhani dünyamda hissediyorum.
ruhani alemdeki yapıların dünya şehadetini bozan, inançlara yakışmayacak şekideki iktidar biçimlenmeleriyle, devletlerle oluşan sistemlerin yokedilmesini doğru buluyorum. gerçek inanç sahipleri böyle kabullüdür. kutsal bir savaş. kimler bunu gerçek olarak sürdürüyor, çok karmaşık ve muğlak bu da. ama olması da gerekli. demokratik bir yapılanma çözüm için en önemlisi.
bütün inançların, varlıkların ve ruhaniyetlerin temsiliyetine inanan ve kabul eden birisi olarak, usame bin ladinin inançlarını kabul etmemem de olası değil. belki, başka insanların kabulü ve sawaşma biçimleri olarak tartışılabilir.
yaşadığını ya da öldüğünü muğlak bıraktılar.
bir sawaşçının kaçırılıp kahpece yöntemlerle dize getirilmeye çalışılması ruhaniyetimizin amerikaya olan nefretimiz olacaktır.
sawaşta ölmek de var, öldürülmekde. ben yaşatıldığımız her türlü aşağılık, onursuz, kahpece, şerefsizce olup bitenlere ve bunları yapanların yaptıranların saygı gördüğü bir dünyada; usame bin ladinin geçişine saygıyla bakıyorum. kim ne derse desin bu böyle.
bütün hak sawaşçılarına saygımla..
mukadder caglar

Pazar, Nisan 03, 2011

http://hottopics.me/

yeni yazılarımı artık hottopics.me de yazıyorum. onun süresi ne kadar olur bilmem. bloğun arka planını bazen görüntüleyebiliyoruz. ancak tamamen açılıncaya dek yazmayacağım. biriki küçük not belki. "hottopics.me" de çok güzel, neler var neler. amerikanın filan yaptığı bir sürü şeyi dosyalamışlar. bilinç kontrolüyle ilgili bişeyler dahi var. çevirilerimi google destekli yapıyorum, kopyala yapıştır olmayınca zor oluyor. dünyada olup biten şeylerle ilgili o kadar malzemeyi, amerikan ordusundan bağımsız kişilerle indirdiklerini düşünmüyoruz sanırım. yalnızca er bradleyin yaptığı şeyler değil bunlar. amerikanın dünyada yaptıklarıyla ilgili ve yöneticileriyle ilgili sorunları olanların katkıları belli.

Perşembe, Mart 17, 2011

march 17 itibarıyle söylencelerin aymazlığında geçen günlerin bazı dökümlerinden

blogger.com kapanmıştı, açıldı dediler, yalnızca arka planı görebiliyoruz gene. sanırım tc dışındakiler hepsini görüyor. belki bizler de hepsini görebilme şansına erişiriz giderek.
neden birçok şeyler bu kendini bilmez, aymaz, kapitalist batı ülkelerinde çıkıyor?
wikileaks sözgelimi, ve diğerleri
marxs, lenin, engels ve sosyalizme dair bir sürü şey
reformlarını, rönesanslarını, aydınlanma ve ekonomik devrimlerini yaptıran itici güçleri ne bunların, neden bunların bir jean paul sartre ları var sözgelimi, neden
neden yıllarca öğrenci ve hoca olarak bulunduğum üniversitelerde batı kültürünün ürünleri hakim durumdadır, bize neyi nasıl öğreteceğimiz üzerinde de yetkindirler
başka şeylerde de yetkinler tabiiki
ikonlarla konuşuyorlar, medyada heryerde, ikon sözlükleri oluşturmuşlar
başka bir alfabeleri var
bunları bile uzaktan yapıyorlar, onlar adına iş yaptıran müsveddeleri var bizim coğrafyalarda
yani şunu demek istiyorum ki, bizim bulunduğumuz yerlerde james bondları bile yok
müsveddeleri de değil, fotokopi gibi çoğaltmalarına benzer bişeyleri var
kimi iş çevrelerinde, kimisi dini çevrelerde, kiliselerde vs
bu çoğaltmalar iş yapıyorlar, bağlı bulundukları yerlerdekiler de, son derece uygar ölçümlerle kendi düzeylerinde tartışmaları yaparlarken, bizlerin çevrelerimizdeki çoğaltmaları da işleri yoluna koyuyorlar.
işte devletin vs halkına verdiği değer nedir ki deyip, hiçbir alanda ve konuda değer filan verdikleri yok buralardakilere, herşeyde hedefleri herkesi kendi oyunlarına dahil etmek, yani herkesi kendi çevresel kavramından inancından aile bağlarından uzaklaştırarak kendilerine bağlı bişeyler haline getirmek. nasıl olursa öyle, olsun da nasıl olursa olsun. bunları bile kendi çoğaltmalarına değil, onların buradaki yerli bağlantılarına yaptırıyorlar. zaten herkes herkonuda paçavraya dönüşmüş durumda
görünen o ki, en büyük konu, batı ülkelerine giderken tuvalette ne yapacakları korkusuyla uçak korkusunun birbirine karışmasından kaynaklanıyor, evelallah başka korkuları yok, herhangi bir konu üzerinde düşünme ve tartışmaya dair bir korku taşıyan vardır mutlaka ama çok az.
sorunun biraz içeriği bunlarda gizleniyor bence
batı kültürünü yeniden düşünmek gerekli, napıyorlar bunlar
yani allah beyin fonksiyonlarını kullanmada bunlara özel bişeyler mi bahşetti ne.
japonyada 9 şiddetinde deprem, tsunami, reaktör yangınları
hala acılılar ama ayaktalar, bundan da çıkacaklar, nasıl yapıyorlar bunları herkes öğrense diyeceğim ama, kopya yada ezber gibi öğreniyorlar hep, örneği kaybettiklerinde paçavradan aciz durumlara düşüyorlar. yaptıkları en iyi uyarlamalarda bile bilinen görünen şeyleri uygulamak /bir tür akreditasyon yapmak.
ewt akreditasyondan anlayan çok yerli camiada.
o konuda kendilerine gösterilen hedeflere ulaşmada üstlerine çıkılamaz, öte yandakiler kendi düzeylerine ulaşabilecek kapasitede birşey gördüler mi, bu yerli çoğaltmalarla halletmesini biliyorlar. öğrenmişler, neyi nasıl yaptırırlarsa çoğaltmalar hangi tepkileri verecek
kendi yaptıklarını yerli çoğaltmalara kendi halkları için uygulamaya koydurmakta pek zorlanmıyorlar.
tükenmiş, anlamını yitirmiş bir dünyada debelenen yerli yersiz çoğaltmaları da bazı putlaştırma kavramlarıyla /içeriği boşaltılmış din, bayrak, ata, vatan kavramlarıyla istenilenler doğrultusunda bir ileri karakol gibi ayakta tutabiliyorlar
aslında hepsi aynı bunların, camideki de kilisedeki de havra daki ya da başka yerlerdekileri
iktidarların istemleri doğrultusunda inanç kullanıyorlar
bu esaretin dışında kalabilmiş gerçekten iman ve inanç bağı olanları herzamanki gibi bunlardan uzak tutuyorum, biz onlarla birbirimizi biliriz.

sayfayı arka planda yazarken bile kapattılar, canım sıkıldı, bütün hevesim kaçtı, ben döküm ve lehim işlerini sonraya bırakayım gene
güncelik döküm, ben, zemheri/pıytırık ın böğrünü kesmişler onu, geçiştirmeye çalıştığım zonayı, contayten ekibinin yeni saldırganlıklarını, hacı hör ün umre mevlidine gidişimizi ve hörü hanımın gerçekten hacı olabilip olamadığına olan merakımı, başka biriki şeyi de sonraya bırakayım

Cumartesi, Mart 05, 2011

bloğum türkiyeden görüntülenemiyor

dün baktığımda bloğum türkiyeden hacklenmişti. avrupadaki arkadaşlar görebildiklerini bildirdiler.
yıllardır, haysiyetsizliklere sığınarak kazanç elde edenler, benim "yaşam savunusu" olarak yazdıklarımdan rahatsız oluyorlar
google sayesinde kendi sesimizi duyuruyorduk.
umarım google yetkilileri duyar ve bloğum yendiden açılır
dünyanın diğer yerlerinden olan arkadaşlar bu yazdıklarımı görüntüleyebilirlerse bildirsinler